Uluslararası İlişkilerde Araştırma Yöntemleri Dersi 2. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası İlişkilerde Araştırma Yöntemleri Dersi 2. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Nedensel İlişkiler, Araştırma Kurguları, Deneysel Yaklaşımlar Ve Uluslararası İlişkiler

Giriş

Etrafımızda cereyan eden olaylarla ilgili bizi düşündüren ve bazen de şaşırtan sorulara cevap ararken zaman zaman araştırma yapmak durumunda kalırız. Araştırma denilen olgu sistemli olarak gerçekleştirilen, bazı fikirler ve dünya görüşleri ile teknik uygulamaların birleştirilmesi ile ortaya çıkan gerçek hayatta olan biteni anlamımıza ya da açıklık getirmemize katkıda bulunan bir bilgi üretme sürecidir. Bu süreçte, neyin cevabını aradığımız ve nasıl aradığımız çok önemlidir. Cevabını aradığımız soruya kuram ve yöntem rehberlik etmelidir. Genelde hayatımızın erken evrelerinde öğrendiklerimiz araştırma yapılarak değil de ailemizden, yakın çevremizden, televizyon haberlerinden ve diğer iletişim kaynaklarından, ya da içgüdü ve sağduyu ile ulaştığımız bilgilerdir.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanlarında devletlerin siyasi sistemleri, seçmenlerin oylarla ilgili tercihleri, savaşlar, devrimler, terörizm ve iç savaşlar gibi konuları bir neden-sonuç örüntüsü içinde açıklamayı hedefliyoruz. Örneğin, “Devletlerin yönetim biçimleri savaşları nasıl etkiler?”, sorusunu cevaplarken bir devletin demokrasi ya da otokrasi ile yönetilmesinin o devletin bir dış tehditle başa çıkarken ne şekilde hareket ettiği üzerindeki etkisini inceleriz.

Bilimsel Çıkarım

Yöntem ne olursa olsun, ortak amaç araştırmaya konu olan değişkenler arasında nedenselliği açıklayıcı bilimsel bir çıkarım yapmaktır. Tümdengelim ve tümevarım sadece bilimsel çıkarım yapmakta kullanılan iki yöntem değil, aynı zamanda günlük yaşamımızda da kullandığımız mantık yürütme yöntemleridir. Belirli bir durumdan genele ulaşmaya tümevarım ve genelden daha özel ve belirli bir gözleme ulaşmaya tümdengelim denir. Bu iki yöntemin sağlıklı işleyebilmesi için de bilim adamları açık ve tam olarak gerçek olayları gözlemlemek ve yansıtmak durumundadırlar.

Uluslararası ilişkiler alanında çalışan siyaset bilimciler ise, etrafımızda olup biten siyasi içerikli olayları araştırmak, açıklamak ve tahminler yürütmekle ilgilenirler.

Nedensellik ve Araştırma Kurguları

Birçoğumuzun düşüneceği gibi negatif propaganda seçmeni kötü yönde etkiler ve seçim adaylarından uzaklaştırır. İhtiyacımız olan, bilgi toplamaya ve analiz yapmaya yönelik bir plan geliştirmek ve bulgularımızın sadece fikirlere değil de açık kanıtlara dayandırıldığı konusundaki güvenimizi arttırmaktır. Bir araştırma kurgusu araştırmacının bir soruyu nasıl çalışacağını belirten bir plan ya da tasarıdır.

Araştırma kurgusunun niteliği ne olursa olsun, amaç iki ya da daha fazla değişken arasında bir neden/sonuç ilişkisi olup olmadığını saptamaktır. İki değişkenin birbirleri ile ilişkili olduğunu söylemek için, bir değişkenin belli değerlerinin diğer değişkenin belli değerleriyle örtüşmesi gerekmektedir. Uluslararası ilişkiler alanındaki örnekler arasında, uluslararası organizasyonların devletlerarası iş birliğine katkısı, güç dağılımının savaşın başlaması üzerindeki etkisi ve dış müdahalenin etnik savaş ya da demokratikleşme üzerindeki etkisini sayabiliriz. Her araştırma kurgusu bir kuram ile başlar ve kuram ise bir bağımsız değişken, açıklamaya çalıştığımız olay, bir bağımlı değişken, açıklamaya yardımcı olacağını düşündüğümüz faktörler ve bir de bu ikisini bağlayan ya da ilişkilendiren nedensel bir beyandan oluşur.

İkinci aşamada, araştırma kurgusu kuramın hangi örneklem (sample) kullanılarak test edileceğini belirler. Burada önemli olan, ilgilendiğimiz olayın hem pozitif hem de negatif türlerini örneklemimize dahil etmektir.

Örneklemi belirlerken sadece hızlı büyümeyi başaran değil, başarmayan ülkeleri de analize eklemektir. Eğer analiz sonunda hızlı büyümeyi başarmayan ülkelerin de benzer şekilde işgücünü baskı altında tuttuğunu gözlemliyorsak o zaman iş gücü baskısı ve büyüme arasında nedensel bir bağdan söz edilemez. Sonuçta, büyümeyi başaramayan ülkelerde iş gücünün bastırılmadığını görürsek o zaman nedensel bir ilişkiden bahsetmek söz konusu olabilir.

Bir araştırma kurgusu, herhangi bir kuramı test etmeye çalışırken aşağıdaki hedefleri dikkate alır:

  1. İki ya da daha fazla değişken arasında bir bağ kurmaya çalışmak,
  2. Bulguların gerçek hayatta da genel olarak doğru olduğunu göstermek,
  3. Bir olgunun diğer olgudan daha önce ya da sonra geldiğini göstermek,
  4. Mümkünse alternatif açıklamaları elemek.

İnsanların seçimlerde oy kullanmaları ve televizyonda sürekli adaylarla ilgili negatif propaganda görmeleri ve duymaları arasında negatif bir ilişkiden söz edilebilir. Sürekli negatif propagandaya maruz kalan seçmen hiçbir adayın oyuna layık olmadığını düşünüp seçimde oy kullanmak istemeyebilir.

Bilimsel çalışmalar, gerçek ve gerçek olmayan ilişkileri birbirinden ayırt etmeyi hedeflerler. Üç aşamayla bu hedefe ulaşılır:

  1. Eş zamanlı değişkenlik (covariation)
  2. Zaman sırası
  3. Alternatif açıklamaların elenmesi

Bir araştırma kurgusu, araştırmanın nasıl yapılacağı ile ilgili mantıksal yapıyı sunar. Genelde araştırma, araştırmacı açısından ilginç, o zamana kadar çalışılmamış ya da az çalışılmış ve düşündüren bir soru ile başlar. Soruyu iyi bir şekilde cevaplayabilmek için ne tür bir araştırma yapılması gerektiğini bilmektir.

Deney dışı yöntemler nedensel çıkarım yapmak ve bir bağımlı değişken ile bağımsız değişken arasındaki nedensonuç ilişkisini daha kesin bir şekilde ortaya çıkarma konusunda deneysel yöntemler kadar güçlü değillerdir.

Deney dışı araştırma kurgularında, bağımsız değişkenin uygulanması ve katılımcıların gruplara atanması üzerinde araştırmacının hiçbir kontrolü olmadığı gibi bazı durumlarda bağımlı değişkenin bağımsız değişken etkisini göstermeden önce ölçülmesi imkânı yoktur.

Güçlü vaka analizi çalışmaları net olarak tanımlanmış bir kuram ile başlarlar ve vakaları kuramı test etmek için kullanırlar. Tabi, vaka analizi çalışmalarının bazen tanımlamaya ve keşfetmeye yöneldiği zamanlar da olur. Bu tür çalışmalar deneysel yaklaşımlar kadar olayın geçtiği yer ve aktörler üzerinde fazla kontrol imkânı sağlamasa da iyi kurgulanmış vaka çalışmaları bir deneysel çalışmaya yakın bulgular üretebilir.

Vaka analizi çalışmalarının bilimsel ve nedensel çıkarım konusunda en çok vurgulanan eksikliklerinden birisi, olasılıklı yanıtlar içermemesidir. Fakat birçok araştırmacı iki değişken arasından nedensellikten bahsederken, belli bir olasılık oranı verirler.

Kısımlar arası analizde, araştırmacı bağımlı ve bağımsız değişkenlerle ilgili ölçümleri aynı anda yapar ve bağımsız değişkenin, araştırmaya konu olan kişileri, ülkeleri ya da diğer kümeli aktörleri, bağımlı değişkeni etkilediği ortamı kontrol etmez.

Genel olarak nicel yaklaşımların temel çeşitlerinden olan kısımlar arası ve boylamsal analiz, nedenselliğin ispatlanması açısından zayıf yöntemlerdir. Araştırmacı nedenselliği araştırmanın en başında var olan kuramlara göre belirler. Bağımsız değişken üzerinden gözlemlenen etkinin bağımsız değişkenin nedensel bir sonucu olup olmadığını gözlemlemek hem deneysel kurguya hem de vaka analizine göre daha zordur.

Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki zaman sırasını kontrol etme imkânı vardır. Fakat kişilerin özgürlükleriyle ilgili kararların sadece anket esnasında okutulan haberlerle ilgili olduğunu iddia edemeyiz. Bu nedenle araştırmacılar, kişilerin genel siyasi görüşlerini de anlamaya yönelik bir dizi soru sormuşlardır.

Deneysel Yaklaşımlar ve Uluslararası İlişkiler

Deneysel yaklaşımlar, psikoloji ve doğal bilimlerde uzun süredir ve sıkça başvurulan yöntemler olmalarına rağmen, ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında son on yılda kullanılmaya başlanmışlardır.

Deneysel yaklaşımların geçmişte uygulandığı araştırma alanlarından bir başkası savaş ve kriz konularıdır. Ne tür psikolojik süreçlerin ve eğilimlerin savaşa karar verme aşamasında etkili olduğu temel deney konusunu oluşturmuştur.

Deneysel yaklaşımları içeren çalışmalarda önemli olan kurgunun detaylı bir şekilde planlanmasıdır. Katılımcıların gözlemlenmeye başlamasından önce araştırmacı şu adımlardan geçer: bir araştırma sorusu geliştirir, konuyla ilgili öne çıkan kuramları belirler, bağımlı ve bağımsız değişkenleri tanımlar ve nasıl ölçüleceğini belirler, hipotezleri ortaya koyar, çalışmanın konusu olan popülasyonu tanımlar, deney katılımcılarını seçer ve uygun olan gruplara yerleştirir, deney esnasındaki gözlemlerle ilgili prosedürü belirler, deneyin geçerliliğini (validity) etkileyebilecek tehditler için hazırlık yapar, deneyde kontrol olarak kullanılabilecek şartları belirler ve deney sonunda elde edilen verinin analizi için takip edilecek yöntemleri ortaya koyar.

Deneysel yaklaşımları diğer yöntemlerden ayıran en önemli iki özellikleri;

  • Rastgele atama (random assignment) ve
  • Kontrol grubudur.

Bu iki özellik deneylerde hem dâhilî geçerlik, deneyde gözlemlenen neden-sonuç ilişkisinin gerçekten deneye konu olan bağımsız değişken tarafından belirlendiği, hem de harici geçerlik, deneysel bulguların daha farklı ortamlara genellenebilir olduğu, için karşılaşılabilecek sorunlara çözüm oluşturur.

Rastgele Atama (Random Assignment)
Temelde deneysel bir kurgu bir deney grubu ve kontrol grubundan oluşur.

Aydınlatılmış Onay (Ethical Consent)
Araştırmaya başlamadan önce etik kurallara uygunluk açısından katılımcılara yapılan araştırma ile ilgili bilgi verilmeli ve yazılı onayları alınmalıdır.

Değişkenlik (Variation) ve Kontrol

Deneysel ya da diğer yaklaşımlarda araştırma kurgusunun amacı, konusu olan popülasyon içerisindeki değişkenliği sistemli bir biçimde açıklamaya çalışmaktır.

Gruplar-Arası Sistemli Değişkenlik

Bir deney esnasında, bağımsız bir değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini ölçmeye çalışırız.

Bağımsız değişkenin en az iki farklı değerinin olması ve katılımcıların bağımlı değişken için nasıl tepki gösterdiklerini ölçmek gerekir.

Gruplar-İçi Sistemli Olmayan Değişkenlik

Grup-içi değişkenlik ya da yanlış değişkenlik grupta bir kaç kişinin farklılık göstermesi ile ortaya çıkar.

Deney Yeri: Laboratuvar, Saha ya da İnternet?

Deneysel yaklaşımların bir boyutu da deneyin nerede yapıldığı ile ilgilidir. Laboratuvar deneylerinde, katılımcılar aynı yerde toplanır ve araştırmacı katılımcıların davranışları dışında çevre ile ilgili tüm etkenleri kontrol eder. Alan ya da saha deneylerinde ise katılımcının müdahale etme olanağı daha kısıtlıdır.

İnternet Üzerinde Deney

Internet sosyal araştırmalar için yeni bir ortam ve olanak sağlamaktadır. Internet üzerinden ya da web ortamında deney yapmanın çeşitli avantajları arasında, çok fazla sayıda katılımcıya kısa sürede ve düşük bir maliyetle ulaşma, araştırmacının beklenti etkisi gibi yanlı olmasına sebep olacak durumların önüne geçme ve sonuçların büyük kitlelere ulaşıldığı için daha genellenebilir olmasını sayabiliriz.

Deneysel Kurgu Çeşitleri

Bu kısımda bahsedilen deneysel kurgular genellikle laboratuvar ve alan deneyleri (field experiment) için geçerlidir.

Deney Öncesi Test (Pretest)-Deney Sonrası Test (Posttest)-Kontrol Grubu Kurgusu

En temel deneysel yaklaşım kurgusu dört aşamadan oluşmaktadır (S:44, Şekil 2.1):

  • Öncül ya da deney öncesi test, deney katılımcılarının başta farklı olmadıklarını göstermek içindir.
  • İkinci aşamada, katılımcılar tamamen rastgele bir prosedüre göre deney ve kontrol gruplarına atanırlar.
  • Üçüncü aşamada deney grubu işleme tabi tutulduktan sonra, son aşamada, ilgilendiğimiz bağımsız değişkenin etkisini anlamak üzere deney sonrası test yapılır.
  • Deney grubunun kontrol grubundan farklı davranması beklenir.

Deney Sonrası Test-Kontrol Grubu Kurgusu

Bu kurguda deney katılımcılarının başlangıçta eşit olduğunu gösterecek direk bir test yapılmamaktadır. Fakat rastlantısal atama (random assignment) bir anlamda hem deney hem de kontrol grubu katılımcıların eşit şartlara sahip olduğunu sağlamak için yeterlidir.

Bu deney kurgusunun bir dezavantajı, öncül testin deney işlemi (experimental treatment) üzerindeki etkisinin anlaşılamamasıdır. Bu dezavantajı aşmak için önerilen deneysel kurguya Solomon Dörtlü Grup Kurgusu denilir.

Solomon kurgusu, öncül test-deney sonrası test ve deney sonrası test kontrol grubu kurgularının birleşiminden oluşmaktadır.

Dâhili Gerçeklik

Deneysel bulguların yorumlanmasında, dâhili geçerlik önemli bir role sahiptir.

Dâhili geçerlik, deney sonucunda gözlemlenen etkinin sadece deneyin uyaranı (treatment) olan faktörlerden ya da bağımsız değişkenden kaynaklandığı anlamına gelir.

Dâhili geçerliğin sağlanmasında bazı sorunlar yaşanabilir.
O sorunları şöyle özetlenebilir:

  • Geçen Zaman-Tarih (History)
  • Olgunlaşma (Maturation)
  • Ölçüm (Measurement)
  • Seçim Yanlılığı (Selection Bias)
  • Deneysel Kayıp (Experimental Mortality)

Harici Gerçeklik

Harici geçerlik, bir deney sonucu bağımlı değişken üzerinde etkisi olduğu söylenen bağımsız değişkenin ve bu etkinin nasıl ortaya çıktığına dair nedensel sürecin, farklı bir grup katılımcı ve farklı bir ortamda yine aynı şekilde ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunu tanımlamak için kullanılan bir tabirdir.

Deney sonucu elde edilen bulgular genele dökülürken hem katılımcılar hem de araştırmacı tarafından sebep olunan problemleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

  • Katılımcı Popülasyonu Sınırlaması
  • Katılımcı Farkındalığı
  • Araştırmacının Beklentileri ve Yanlı Tutumu
  • Beklenti Etkisi Çözümleri
  • Haricî Geçerlik Nasıl Belirlenir?
  • Sağlamlık (Robustness): Deney Tekrarlanabilir mi?

Simülasyon (Simulation)

Simülasyon araştırmacıların dâhili ve harici geçerlikle ilgili tehditlerle başa çıkmak için kullandıkları bir yöntemdir. Gerçek yaşamdaki bir ortam ya da olay bilgisayar üzerinde taklit edilir.

Uluslararası İlişkiler alanında genelde oyun kuramı diye adlandırdığımız birçok kuram simülasyon ile yaratılan deney ortamında test edilmiştir.

Simülasyonun en çok bilinen örneklerinden biri, aynı zamanda Uluslararası İlişkiler alanında klasik olarak nitelendirilen çalışmalardan biri, Robert Axelrod’un 1984 yılında yayınladığı Ortaklığın Gelişmesi (the Evolution of Cooperation) isimli eseri dir.

Kısasa kısas (tit-for-tat): Oyun kuramları arasında yer alan, karşı taraf eğer düşmanca bir tavra girerse aynı şekilde karşılık vermek, dostça bir tavır sergilerse yine aynı şekilde karşılık vermek prensibine dayalı bir oyundur. Dünya Ticaret Örgütünün savunduğu karşılıklılık ilkesinin temelinde bu oyun kuramı yatar. Eğer bir ülke diğer bir ülkeye karşı ticaretle ilgili korumacı politikalarını kaldırıyorsa, diğer ülkenin de aynısını yapması gerekir.

Beriker ve Druckman 1996’da yayınlanan çalışmalarında Birinci Dünya Savaşı sonunda toplanan uluslararası bir konferansın simülasyonunu yapmışlar ve sonuçları Lozan’da 1922-23 yıllarında toplanan konferansla karşılaştırmışlardır.

Dengeli ve dengesiz güç yapıları iki konu üzerinde yoğunlaştı:

  • Boğazlardan Karadeniz’e geçmek ve
  • Azınlık hakları.

Konferans tutanaklarına dair içerik analizi iki güç yapısı arasında yapılan pazarlık açısından farklılıkları ortaya koymuştur.

İçerik Analizi; yazılı dokümanların dikkatlice okunarak iletişim dilinin ve biçimlerinin detaylı olarak incelenmesidir. Yazılı dokümanlar arasında uluslararası anlaşmalar, organizasyonların ve siyasi partilerin kuruluş sözleşmeleri yer alabilir.

Simülasyonun başarısı iki boyut üzerinde değerlendirilebilir:

  • Çeşitlilik (range) ve
  • Uzantı (extension).

Taklit edilen senaryo sayısının kısıtlı olduğu simülasyonlara dar kapsamlı, fazla sayıda olduğunda geniş kapsamlı denir. Senaryolar ya da modeller gerçek olayla ilgili çok fazla detay içerdiğinde derin uzantılı, az detay içerdiğinde ise yüzeysel uzantılı olarak adlandırılırlar.

Doğal Deneyler

Laboratuvar ve saha arasındaki fark temelde araştırmanın yapıldığı ortamların farklı olmasıdır. Laboratuvar deneyinde, katılımcılar deneyin yapılacağı yere giderler. Doğal deneyde ve saha deneyinde ise araştırmacı deneyle ilgili her şeyi katılımcılara kendi doğal ortamlarında sunar. İnternet’in gelişmesi ile beraber, araştırmacılar neredeyse katılımcıların evlerinin içine kadar girebilmişlerdir. Laboratuvar ortamı ve saha arasındaki fark İnternet’in gelişimi ile beraber iyice belirsiz bir hal almıştır.

Genel bir araştırma stratejisi olarak laboratuvar ve saha ortamları arasında gidip gelme iki yönlü bir yol üzerinde olmalıdır. Sosyal bilimcilerin ilgilendiği birçok konu doğal ortamların ya da gerçek hayatın gözlenmesi sonucu ortaya çıkar. Saha ve doğal deneylerde, araştırmacının deneyin yapıldığı ortam, katılımcıların seçimi ve deneyin sonucunu etkileyebilecek diğer değişkenler üzerinde laboratuvar deneylerinde olduğu kadar kontrolleri olmadığı için, doğal ve saha deneylerine yarı deneyler de (quasi-experiments) denir.

Doğal davranış , gözlemlenen etkilerin deneydeki yönlendirmeler sonucu değil de doğal bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkması demektir. Doğal yönlendirme , araştırmacı olsun ya da olmasın doğal olarak oluşan bir durumdur. Doğal ortam , laboratuvar dışında gerçekleşen deneysel gözlem demektir. Ortam araştırmacı tarafından bir deney yapmak için oluşturulmamıştır. Doğal deneylerde öne çıkan diğer bir konuda gözlemi yapan araştırmacının, araştırmaya konu olan kişilerle nasıl bir iletişim geliştireceğidir. İletişimin seviyesi katılımcı gözlemi ya da uzaktan gözlem arasında değişebilir. Doğal deneyler, uluslararası ilişkilerin analizinde son zamanlarda daha sık kullanılmalarına rağmen, henüz çok yaygın kullanıldıkları söylenemez. Araştırmacıların, deneyden önce uzun zaman ayırıp her türlü detayı düşünmeleri, deneye konu olabilecek uluslararası organizasyon ve aktörlerle önceden iletişim kurup, bağlantılarını geliştirmeleri gerekmektedir.

Sonuç

Deneysel yöntem siyaset bilimi ve uluslararası ilişkilerle ilgili birçok konunun araştırılmasında kullanılabilecek birçok yöntemden bir tanesidir. Deneysel yaklaşımlar, fizik, biyoloji ve tıp gibi doğal bilimlerde; psikoloji ve ekonomi gibi sosyal bilimlerde etkili olarak kullanılagelmişlerdir. Maalesef Uluslararası ilişkiler alanında deneylerin kullanımı, özellikle genellenebilirlikle ya da dış geçerlik ile ilgili kaygılar yüzünden, daha yavaş ilerlemiştir.

Uluslararası ilişkiler alanında deneysel yöntemin kullanımının yaygınlaşması daha önceden çalışılmamış konular hakkında bilgi edinmek için fırsatlar sunmaktadır. Bu tür konular arasında, kültürel farklılıkların siyasi görüşler üzerindeki etkisi, devletin yönetim sisteminin kişilerin davranış ve tutumları üzerindeki etkisi, kimlik oluşumu ve ittifakların kurulması, sürdürülmesi ve bozulması sayılabilir.

Giriş

Etrafımızda cereyan eden olaylarla ilgili bizi düşündüren ve bazen de şaşırtan sorulara cevap ararken zaman zaman araştırma yapmak durumunda kalırız. Araştırma denilen olgu sistemli olarak gerçekleştirilen, bazı fikirler ve dünya görüşleri ile teknik uygulamaların birleştirilmesi ile ortaya çıkan gerçek hayatta olan biteni anlamımıza ya da açıklık getirmemize katkıda bulunan bir bilgi üretme sürecidir. Bu süreçte, neyin cevabını aradığımız ve nasıl aradığımız çok önemlidir. Cevabını aradığımız soruya kuram ve yöntem rehberlik etmelidir. Genelde hayatımızın erken evrelerinde öğrendiklerimiz araştırma yapılarak değil de ailemizden, yakın çevremizden, televizyon haberlerinden ve diğer iletişim kaynaklarından, ya da içgüdü ve sağduyu ile ulaştığımız bilgilerdir.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanlarında devletlerin siyasi sistemleri, seçmenlerin oylarla ilgili tercihleri, savaşlar, devrimler, terörizm ve iç savaşlar gibi konuları bir neden-sonuç örüntüsü içinde açıklamayı hedefliyoruz. Örneğin, “Devletlerin yönetim biçimleri savaşları nasıl etkiler?”, sorusunu cevaplarken bir devletin demokrasi ya da otokrasi ile yönetilmesinin o devletin bir dış tehditle başa çıkarken ne şekilde hareket ettiği üzerindeki etkisini inceleriz.

Bilimsel Çıkarım

Yöntem ne olursa olsun, ortak amaç araştırmaya konu olan değişkenler arasında nedenselliği açıklayıcı bilimsel bir çıkarım yapmaktır. Tümdengelim ve tümevarım sadece bilimsel çıkarım yapmakta kullanılan iki yöntem değil, aynı zamanda günlük yaşamımızda da kullandığımız mantık yürütme yöntemleridir. Belirli bir durumdan genele ulaşmaya tümevarım ve genelden daha özel ve belirli bir gözleme ulaşmaya tümdengelim denir. Bu iki yöntemin sağlıklı işleyebilmesi için de bilim adamları açık ve tam olarak gerçek olayları gözlemlemek ve yansıtmak durumundadırlar.

Uluslararası ilişkiler alanında çalışan siyaset bilimciler ise, etrafımızda olup biten siyasi içerikli olayları araştırmak, açıklamak ve tahminler yürütmekle ilgilenirler.

Nedensellik ve Araştırma Kurguları

Birçoğumuzun düşüneceği gibi negatif propaganda seçmeni kötü yönde etkiler ve seçim adaylarından uzaklaştırır. İhtiyacımız olan, bilgi toplamaya ve analiz yapmaya yönelik bir plan geliştirmek ve bulgularımızın sadece fikirlere değil de açık kanıtlara dayandırıldığı konusundaki güvenimizi arttırmaktır. Bir araştırma kurgusu araştırmacının bir soruyu nasıl çalışacağını belirten bir plan ya da tasarıdır.

Araştırma kurgusunun niteliği ne olursa olsun, amaç iki ya da daha fazla değişken arasında bir neden/sonuç ilişkisi olup olmadığını saptamaktır. İki değişkenin birbirleri ile ilişkili olduğunu söylemek için, bir değişkenin belli değerlerinin diğer değişkenin belli değerleriyle örtüşmesi gerekmektedir. Uluslararası ilişkiler alanındaki örnekler arasında, uluslararası organizasyonların devletlerarası iş birliğine katkısı, güç dağılımının savaşın başlaması üzerindeki etkisi ve dış müdahalenin etnik savaş ya da demokratikleşme üzerindeki etkisini sayabiliriz. Her araştırma kurgusu bir kuram ile başlar ve kuram ise bir bağımsız değişken, açıklamaya çalıştığımız olay, bir bağımlı değişken, açıklamaya yardımcı olacağını düşündüğümüz faktörler ve bir de bu ikisini bağlayan ya da ilişkilendiren nedensel bir beyandan oluşur.

İkinci aşamada, araştırma kurgusu kuramın hangi örneklem (sample) kullanılarak test edileceğini belirler. Burada önemli olan, ilgilendiğimiz olayın hem pozitif hem de negatif türlerini örneklemimize dahil etmektir.

Örneklemi belirlerken sadece hızlı büyümeyi başaran değil, başarmayan ülkeleri de analize eklemektir. Eğer analiz sonunda hızlı büyümeyi başarmayan ülkelerin de benzer şekilde işgücünü baskı altında tuttuğunu gözlemliyorsak o zaman iş gücü baskısı ve büyüme arasında nedensel bir bağdan söz edilemez. Sonuçta, büyümeyi başaramayan ülkelerde iş gücünün bastırılmadığını görürsek o zaman nedensel bir ilişkiden bahsetmek söz konusu olabilir.

Bir araştırma kurgusu, herhangi bir kuramı test etmeye çalışırken aşağıdaki hedefleri dikkate alır:

  1. İki ya da daha fazla değişken arasında bir bağ kurmaya çalışmak,
  2. Bulguların gerçek hayatta da genel olarak doğru olduğunu göstermek,
  3. Bir olgunun diğer olgudan daha önce ya da sonra geldiğini göstermek,
  4. Mümkünse alternatif açıklamaları elemek.

İnsanların seçimlerde oy kullanmaları ve televizyonda sürekli adaylarla ilgili negatif propaganda görmeleri ve duymaları arasında negatif bir ilişkiden söz edilebilir. Sürekli negatif propagandaya maruz kalan seçmen hiçbir adayın oyuna layık olmadığını düşünüp seçimde oy kullanmak istemeyebilir.

Bilimsel çalışmalar, gerçek ve gerçek olmayan ilişkileri birbirinden ayırt etmeyi hedeflerler. Üç aşamayla bu hedefe ulaşılır:

  1. Eş zamanlı değişkenlik (covariation)
  2. Zaman sırası
  3. Alternatif açıklamaların elenmesi

Bir araştırma kurgusu, araştırmanın nasıl yapılacağı ile ilgili mantıksal yapıyı sunar. Genelde araştırma, araştırmacı açısından ilginç, o zamana kadar çalışılmamış ya da az çalışılmış ve düşündüren bir soru ile başlar. Soruyu iyi bir şekilde cevaplayabilmek için ne tür bir araştırma yapılması gerektiğini bilmektir.

Deney dışı yöntemler nedensel çıkarım yapmak ve bir bağımlı değişken ile bağımsız değişken arasındaki nedensonuç ilişkisini daha kesin bir şekilde ortaya çıkarma konusunda deneysel yöntemler kadar güçlü değillerdir.

Deney dışı araştırma kurgularında, bağımsız değişkenin uygulanması ve katılımcıların gruplara atanması üzerinde araştırmacının hiçbir kontrolü olmadığı gibi bazı durumlarda bağımlı değişkenin bağımsız değişken etkisini göstermeden önce ölçülmesi imkânı yoktur.

Güçlü vaka analizi çalışmaları net olarak tanımlanmış bir kuram ile başlarlar ve vakaları kuramı test etmek için kullanırlar. Tabi, vaka analizi çalışmalarının bazen tanımlamaya ve keşfetmeye yöneldiği zamanlar da olur. Bu tür çalışmalar deneysel yaklaşımlar kadar olayın geçtiği yer ve aktörler üzerinde fazla kontrol imkânı sağlamasa da iyi kurgulanmış vaka çalışmaları bir deneysel çalışmaya yakın bulgular üretebilir.

Vaka analizi çalışmalarının bilimsel ve nedensel çıkarım konusunda en çok vurgulanan eksikliklerinden birisi, olasılıklı yanıtlar içermemesidir. Fakat birçok araştırmacı iki değişken arasından nedensellikten bahsederken, belli bir olasılık oranı verirler.

Kısımlar arası analizde, araştırmacı bağımlı ve bağımsız değişkenlerle ilgili ölçümleri aynı anda yapar ve bağımsız değişkenin, araştırmaya konu olan kişileri, ülkeleri ya da diğer kümeli aktörleri, bağımlı değişkeni etkilediği ortamı kontrol etmez.

Genel olarak nicel yaklaşımların temel çeşitlerinden olan kısımlar arası ve boylamsal analiz, nedenselliğin ispatlanması açısından zayıf yöntemlerdir. Araştırmacı nedenselliği araştırmanın en başında var olan kuramlara göre belirler. Bağımsız değişken üzerinden gözlemlenen etkinin bağımsız değişkenin nedensel bir sonucu olup olmadığını gözlemlemek hem deneysel kurguya hem de vaka analizine göre daha zordur.

Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki zaman sırasını kontrol etme imkânı vardır. Fakat kişilerin özgürlükleriyle ilgili kararların sadece anket esnasında okutulan haberlerle ilgili olduğunu iddia edemeyiz. Bu nedenle araştırmacılar, kişilerin genel siyasi görüşlerini de anlamaya yönelik bir dizi soru sormuşlardır.

Deneysel Yaklaşımlar ve Uluslararası İlişkiler

Deneysel yaklaşımlar, psikoloji ve doğal bilimlerde uzun süredir ve sıkça başvurulan yöntemler olmalarına rağmen, ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında son on yılda kullanılmaya başlanmışlardır.

Deneysel yaklaşımların geçmişte uygulandığı araştırma alanlarından bir başkası savaş ve kriz konularıdır. Ne tür psikolojik süreçlerin ve eğilimlerin savaşa karar verme aşamasında etkili olduğu temel deney konusunu oluşturmuştur.

Deneysel yaklaşımları içeren çalışmalarda önemli olan kurgunun detaylı bir şekilde planlanmasıdır. Katılımcıların gözlemlenmeye başlamasından önce araştırmacı şu adımlardan geçer: bir araştırma sorusu geliştirir, konuyla ilgili öne çıkan kuramları belirler, bağımlı ve bağımsız değişkenleri tanımlar ve nasıl ölçüleceğini belirler, hipotezleri ortaya koyar, çalışmanın konusu olan popülasyonu tanımlar, deney katılımcılarını seçer ve uygun olan gruplara yerleştirir, deney esnasındaki gözlemlerle ilgili prosedürü belirler, deneyin geçerliliğini (validity) etkileyebilecek tehditler için hazırlık yapar, deneyde kontrol olarak kullanılabilecek şartları belirler ve deney sonunda elde edilen verinin analizi için takip edilecek yöntemleri ortaya koyar.

Deneysel yaklaşımları diğer yöntemlerden ayıran en önemli iki özellikleri;

  • Rastgele atama (random assignment) ve
  • Kontrol grubudur.

Bu iki özellik deneylerde hem dâhilî geçerlik, deneyde gözlemlenen neden-sonuç ilişkisinin gerçekten deneye konu olan bağımsız değişken tarafından belirlendiği, hem de harici geçerlik, deneysel bulguların daha farklı ortamlara genellenebilir olduğu, için karşılaşılabilecek sorunlara çözüm oluşturur.

Rastgele Atama (Random Assignment)
Temelde deneysel bir kurgu bir deney grubu ve kontrol grubundan oluşur.

Aydınlatılmış Onay (Ethical Consent)
Araştırmaya başlamadan önce etik kurallara uygunluk açısından katılımcılara yapılan araştırma ile ilgili bilgi verilmeli ve yazılı onayları alınmalıdır.

Değişkenlik (Variation) ve Kontrol

Deneysel ya da diğer yaklaşımlarda araştırma kurgusunun amacı, konusu olan popülasyon içerisindeki değişkenliği sistemli bir biçimde açıklamaya çalışmaktır.

Gruplar-Arası Sistemli Değişkenlik

Bir deney esnasında, bağımsız bir değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini ölçmeye çalışırız.

Bağımsız değişkenin en az iki farklı değerinin olması ve katılımcıların bağımlı değişken için nasıl tepki gösterdiklerini ölçmek gerekir.

Gruplar-İçi Sistemli Olmayan Değişkenlik

Grup-içi değişkenlik ya da yanlış değişkenlik grupta bir kaç kişinin farklılık göstermesi ile ortaya çıkar.

Deney Yeri: Laboratuvar, Saha ya da İnternet?

Deneysel yaklaşımların bir boyutu da deneyin nerede yapıldığı ile ilgilidir. Laboratuvar deneylerinde, katılımcılar aynı yerde toplanır ve araştırmacı katılımcıların davranışları dışında çevre ile ilgili tüm etkenleri kontrol eder. Alan ya da saha deneylerinde ise katılımcının müdahale etme olanağı daha kısıtlıdır.

İnternet Üzerinde Deney

Internet sosyal araştırmalar için yeni bir ortam ve olanak sağlamaktadır. Internet üzerinden ya da web ortamında deney yapmanın çeşitli avantajları arasında, çok fazla sayıda katılımcıya kısa sürede ve düşük bir maliyetle ulaşma, araştırmacının beklenti etkisi gibi yanlı olmasına sebep olacak durumların önüne geçme ve sonuçların büyük kitlelere ulaşıldığı için daha genellenebilir olmasını sayabiliriz.

Deneysel Kurgu Çeşitleri

Bu kısımda bahsedilen deneysel kurgular genellikle laboratuvar ve alan deneyleri (field experiment) için geçerlidir.

Deney Öncesi Test (Pretest)-Deney Sonrası Test (Posttest)-Kontrol Grubu Kurgusu

En temel deneysel yaklaşım kurgusu dört aşamadan oluşmaktadır (S:44, Şekil 2.1):

  • Öncül ya da deney öncesi test, deney katılımcılarının başta farklı olmadıklarını göstermek içindir.
  • İkinci aşamada, katılımcılar tamamen rastgele bir prosedüre göre deney ve kontrol gruplarına atanırlar.
  • Üçüncü aşamada deney grubu işleme tabi tutulduktan sonra, son aşamada, ilgilendiğimiz bağımsız değişkenin etkisini anlamak üzere deney sonrası test yapılır.
  • Deney grubunun kontrol grubundan farklı davranması beklenir.

Deney Sonrası Test-Kontrol Grubu Kurgusu

Bu kurguda deney katılımcılarının başlangıçta eşit olduğunu gösterecek direk bir test yapılmamaktadır. Fakat rastlantısal atama (random assignment) bir anlamda hem deney hem de kontrol grubu katılımcıların eşit şartlara sahip olduğunu sağlamak için yeterlidir.

Bu deney kurgusunun bir dezavantajı, öncül testin deney işlemi (experimental treatment) üzerindeki etkisinin anlaşılamamasıdır. Bu dezavantajı aşmak için önerilen deneysel kurguya Solomon Dörtlü Grup Kurgusu denilir.

Solomon kurgusu, öncül test-deney sonrası test ve deney sonrası test kontrol grubu kurgularının birleşiminden oluşmaktadır.

Dâhili Gerçeklik

Deneysel bulguların yorumlanmasında, dâhili geçerlik önemli bir role sahiptir.

Dâhili geçerlik, deney sonucunda gözlemlenen etkinin sadece deneyin uyaranı (treatment) olan faktörlerden ya da bağımsız değişkenden kaynaklandığı anlamına gelir.

Dâhili geçerliğin sağlanmasında bazı sorunlar yaşanabilir.
O sorunları şöyle özetlenebilir:

  • Geçen Zaman-Tarih (History)
  • Olgunlaşma (Maturation)
  • Ölçüm (Measurement)
  • Seçim Yanlılığı (Selection Bias)
  • Deneysel Kayıp (Experimental Mortality)

Harici Gerçeklik

Harici geçerlik, bir deney sonucu bağımlı değişken üzerinde etkisi olduğu söylenen bağımsız değişkenin ve bu etkinin nasıl ortaya çıktığına dair nedensel sürecin, farklı bir grup katılımcı ve farklı bir ortamda yine aynı şekilde ortaya çıkıp çıkmayacağı konusunu tanımlamak için kullanılan bir tabirdir.

Deney sonucu elde edilen bulgular genele dökülürken hem katılımcılar hem de araştırmacı tarafından sebep olunan problemleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

  • Katılımcı Popülasyonu Sınırlaması
  • Katılımcı Farkındalığı
  • Araştırmacının Beklentileri ve Yanlı Tutumu
  • Beklenti Etkisi Çözümleri
  • Haricî Geçerlik Nasıl Belirlenir?
  • Sağlamlık (Robustness): Deney Tekrarlanabilir mi?

Simülasyon (Simulation)

Simülasyon araştırmacıların dâhili ve harici geçerlikle ilgili tehditlerle başa çıkmak için kullandıkları bir yöntemdir. Gerçek yaşamdaki bir ortam ya da olay bilgisayar üzerinde taklit edilir.

Uluslararası İlişkiler alanında genelde oyun kuramı diye adlandırdığımız birçok kuram simülasyon ile yaratılan deney ortamında test edilmiştir.

Simülasyonun en çok bilinen örneklerinden biri, aynı zamanda Uluslararası İlişkiler alanında klasik olarak nitelendirilen çalışmalardan biri, Robert Axelrod’un 1984 yılında yayınladığı Ortaklığın Gelişmesi (the Evolution of Cooperation) isimli eseri dir.

Kısasa kısas (tit-for-tat): Oyun kuramları arasında yer alan, karşı taraf eğer düşmanca bir tavra girerse aynı şekilde karşılık vermek, dostça bir tavır sergilerse yine aynı şekilde karşılık vermek prensibine dayalı bir oyundur. Dünya Ticaret Örgütünün savunduğu karşılıklılık ilkesinin temelinde bu oyun kuramı yatar. Eğer bir ülke diğer bir ülkeye karşı ticaretle ilgili korumacı politikalarını kaldırıyorsa, diğer ülkenin de aynısını yapması gerekir.

Beriker ve Druckman 1996’da yayınlanan çalışmalarında Birinci Dünya Savaşı sonunda toplanan uluslararası bir konferansın simülasyonunu yapmışlar ve sonuçları Lozan’da 1922-23 yıllarında toplanan konferansla karşılaştırmışlardır.

Dengeli ve dengesiz güç yapıları iki konu üzerinde yoğunlaştı:

  • Boğazlardan Karadeniz’e geçmek ve
  • Azınlık hakları.

Konferans tutanaklarına dair içerik analizi iki güç yapısı arasında yapılan pazarlık açısından farklılıkları ortaya koymuştur.

İçerik Analizi; yazılı dokümanların dikkatlice okunarak iletişim dilinin ve biçimlerinin detaylı olarak incelenmesidir. Yazılı dokümanlar arasında uluslararası anlaşmalar, organizasyonların ve siyasi partilerin kuruluş sözleşmeleri yer alabilir.

Simülasyonun başarısı iki boyut üzerinde değerlendirilebilir:

  • Çeşitlilik (range) ve
  • Uzantı (extension).

Taklit edilen senaryo sayısının kısıtlı olduğu simülasyonlara dar kapsamlı, fazla sayıda olduğunda geniş kapsamlı denir. Senaryolar ya da modeller gerçek olayla ilgili çok fazla detay içerdiğinde derin uzantılı, az detay içerdiğinde ise yüzeysel uzantılı olarak adlandırılırlar.

Doğal Deneyler

Laboratuvar ve saha arasındaki fark temelde araştırmanın yapıldığı ortamların farklı olmasıdır. Laboratuvar deneyinde, katılımcılar deneyin yapılacağı yere giderler. Doğal deneyde ve saha deneyinde ise araştırmacı deneyle ilgili her şeyi katılımcılara kendi doğal ortamlarında sunar. İnternet’in gelişmesi ile beraber, araştırmacılar neredeyse katılımcıların evlerinin içine kadar girebilmişlerdir. Laboratuvar ortamı ve saha arasındaki fark İnternet’in gelişimi ile beraber iyice belirsiz bir hal almıştır.

Genel bir araştırma stratejisi olarak laboratuvar ve saha ortamları arasında gidip gelme iki yönlü bir yol üzerinde olmalıdır. Sosyal bilimcilerin ilgilendiği birçok konu doğal ortamların ya da gerçek hayatın gözlenmesi sonucu ortaya çıkar. Saha ve doğal deneylerde, araştırmacının deneyin yapıldığı ortam, katılımcıların seçimi ve deneyin sonucunu etkileyebilecek diğer değişkenler üzerinde laboratuvar deneylerinde olduğu kadar kontrolleri olmadığı için, doğal ve saha deneylerine yarı deneyler de (quasi-experiments) denir.

Doğal davranış , gözlemlenen etkilerin deneydeki yönlendirmeler sonucu değil de doğal bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkması demektir. Doğal yönlendirme , araştırmacı olsun ya da olmasın doğal olarak oluşan bir durumdur. Doğal ortam , laboratuvar dışında gerçekleşen deneysel gözlem demektir. Ortam araştırmacı tarafından bir deney yapmak için oluşturulmamıştır. Doğal deneylerde öne çıkan diğer bir konuda gözlemi yapan araştırmacının, araştırmaya konu olan kişilerle nasıl bir iletişim geliştireceğidir. İletişimin seviyesi katılımcı gözlemi ya da uzaktan gözlem arasında değişebilir. Doğal deneyler, uluslararası ilişkilerin analizinde son zamanlarda daha sık kullanılmalarına rağmen, henüz çok yaygın kullanıldıkları söylenemez. Araştırmacıların, deneyden önce uzun zaman ayırıp her türlü detayı düşünmeleri, deneye konu olabilecek uluslararası organizasyon ve aktörlerle önceden iletişim kurup, bağlantılarını geliştirmeleri gerekmektedir.

Sonuç

Deneysel yöntem siyaset bilimi ve uluslararası ilişkilerle ilgili birçok konunun araştırılmasında kullanılabilecek birçok yöntemden bir tanesidir. Deneysel yaklaşımlar, fizik, biyoloji ve tıp gibi doğal bilimlerde; psikoloji ve ekonomi gibi sosyal bilimlerde etkili olarak kullanılagelmişlerdir. Maalesef Uluslararası ilişkiler alanında deneylerin kullanımı, özellikle genellenebilirlikle ya da dış geçerlik ile ilgili kaygılar yüzünden, daha yavaş ilerlemiştir.

Uluslararası ilişkiler alanında deneysel yöntemin kullanımının yaygınlaşması daha önceden çalışılmamış konular hakkında bilgi edinmek için fırsatlar sunmaktadır. Bu tür konular arasında, kültürel farklılıkların siyasi görüşler üzerindeki etkisi, devletin yönetim sisteminin kişilerin davranış ve tutumları üzerindeki etkisi, kimlik oluşumu ve ittifakların kurulması, sürdürülmesi ve bozulması sayılabilir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!