Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar Dersi 6. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar Dersi 6. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Ekonomik İşbirliği Ve Kalkınma Örgütü Ve Birleşmiş¸ Milletler Ticaret Ve Kalkınma Konferansı

Giriş

II. Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş koşullarında, özellikle de 1947 yılından itibaren Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki karşıtlık ve rekabet alanlarından birisi de ekonomidir. SSCB’nin nüfuzuna karşı ABD Avrupa’yı Marshall Planı ile güçlendirmeye çabalamıştır.

Marshall Planı ile birlikte kalkınmasını tamamlamış, ekonomik açıdan bütünleşmiş ve güçlü bir Avrupa’nın hem bölge ülkelerinin hem de ABD’nin siyasi ve ekonomik çıkarlarına hizmet edeceği düşünülmüştür. Marshall Planı’na ilişkin düzenlemeler için Avrupa ülkeleri kendi aralarında Nisan 1948’de Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nü (OEEC: Organization of European Economic Cooperation) kurmuşlardır. Bu örgüt 1961 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD: Organization of Economic Cooperation and Development) dönüşmüştür.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (Teşkilatı) tüm batılı sanayileşmiş ülkeleri bir çatı altında toplayan tek uluslararası kuruluş olmuştur. OECD, savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) devamı niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle OECD, OEEC’nin halefidir (ardılıdır).

Ekonomik İşbı·rlı·ğı· ve Kalkınma Örgütü

Kuruluşu ve Üyeleri

OECD’nin kurucu üyeleri, OEEC’nin 18 Avrupalı üyesi ile Kanada ve ABD’dir. Fakat bu iki ülke bu defa OECD’nin ortak değil, tam üyeleridir. Günümüzde (2018’de) 36 üyesi bulunan OECD’nin kurucu üyeleri Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere, Kanada ve ABD’dir. Rusya Federasyonu ile üyelik müzakereleri süreci ise 2014 Mart ayında askıya alınmıştır. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu da oy hakkı olmadan örgütün toplantılarına katılmaktadır.

OECD’nin Faaliyet Alanları

OECD, üye ülkelere politika deneyimlerini karşılaştırabilecekleri, ortak sorunlarına çözüm arayabilecekleri, en iyi mevzuat ve uygulama yöntemlerini belirleyebilecekleri, ulusal ve uluslararası politikalarda eşgüdüm sağlayabilecekleri bir platform sağlamaktadır.

OECD esas itibariyle, ekonomik konularda uzmanlaşmış hükümetlerarası bir istişare kuruluşu görünümündedir.

OECD, makroekonomik inceleme ve analiz içeren çalışmalarının yanı sıra eğitim, nüfusun yaşlanması, emeklilik ve sigortacılık sistemleri, göç, çevre, su, iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve kalkınma yardımları gibi konulardaki çalışmaları ile hem üyelerinin hem de üye olmayan ülkelerin yapısal alanlardaki gelişimine katkı sağlamaktadır.

OECD’nin ürettiği tavsiye ve uygulamaların bağlayıcılığı olmamakla birlikte, üretilen ortak anlayıştan kaynaklanan “grup baskısı” (peer pressure) üye ülkelerdeki reform süreçlerini destekleyici bir işlev görmekte ve OECD çalışmalarını üyeler açısından önemli kılmaktadır.

Ortak değerlere sahip ülkelerden oluşan OECD, gelecekteki rolünü küreselleşmenin merkezi olma yönünde belirlemiştir. Açılımcı bir politikaya sahip olan OECD’nin ilgi ve faaliyet alanları sadece üyeleriyle sınırlı olmayıp, derinleştirilmiş işbirliği çerçevesinde Brezilya, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan ve Güney Doğu Asya bölgesini ve az gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın 100’e yakın ülkesini kapsamaktadır.

OECD’nin Amaçları

  • Ekonomik büyüme, mali istikrar, ticaret ve yatırım, teknoloji, yenilik, girişimcilik ve kalkınma alanlarında işbirliği yoluyla refahın sağlanması ve yoksullukla mücadele konularında hükümetlere yardımcı olmak,
  • Ekonomik ve sosyal gelişme ile çevrenin korunması arasındaki dengeyi gözetmek.
  • Herkes için iş imkânı yaratılması ve sosyal eşitlik ile etkin ve sağlıklı bir yönetişim gerçekleştirilmesi,
  • Yeni gelişme ve sorunları anlamak ve bunlara çözüm üretmek konularında hükümetlere tavsiyelerde bulunmaktır.

OECD’nin Çalışmaları

OECD’nin, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) benzeri kuruluşlarda olduğu gibi uluslararası mali işbirliğinin sağlanması, kredi veya diğer mali destek sağlanmasına imkân verecek kaynakları temin etmesi veya ticaretin çok taraflı müzakereler kapsamında serbestleştirilmesi olarak tanımlanabilecek özel bir görevi bulunmamaktadır.

OECD, uluslarüstü (supranational) yetkiyle donatılmış bir kuruluş değildir. Bu nedenle örgütün değerlendirmelerine ve alınan kararlara üye ülkelerin yasal olarak uyma zorunluluğu bulunmamaktadır.

OECD’nin Yayınları

OECD 50 yıldır dünyanın en geniş ve en güvenilir karşılaştırmalı istatistik, ekonomik ve sosyal veri kaynaklarından biridir. Özellikle ekonomik analizler ve istatistikler konusunda OECD bir referans kuruluş olarak kabul edilmekte, IMF ve Dünya Bankası gibi örgütler bu çalışmaları kendi faaliyetleri için temel almaktadırlar. Sayfa 137’de birliğin yayınlarıyla ilgili tabloyu inceleyebilirsiniz.

OECD’nin Yapısı ve Yönetimi

OECD’nin karar alma organıdır. Kararlar uzlaşmayla (consensus) alınmaktadır. Üye ülke temsilcileri ve Avrupa Birliği (AB) temsilcisinden oluşmaktadır. Düzenli olarak daimi temsilciler düzeyinde toplanan Konsey, yılda bir kez OECD çalışmalarının önceliklerini belirlemek ve güncel konuları ele almak üzere Bakanlar düzeyinde toplanmaktadır (Bakanlar Konseyi Toplantısı-Ministerial Council Meeting: MCM).

Konsey Kararlarına Üye Ülkelerin Uyumu

OECD Kuruluş Anlaşması’nın 5. Maddesi, Konsey’in üye ülkelere yönelik iki tip karar almasını öngörmektedir. Bunlar; Kararlar ve Tavsiye Kararları’dır. Kararlar, aksine hüküm yok ise lehte oy veren ülkeleri hukuken bağlamaktadır. Buna karşılık tavsiye kararları hukuki yönden üyeler için bağlayıcı değildir.

OECD Konseyi dört tip karar kabul etmektedir:

  • Doğrudan üye ülkelere yönelik kararlar,
  • Muhtelif konularda OECD bünyesinde oluşturulan anlaşmaların onaylanması amacını taşıyan kararlar,
  • Örgüt çalışmalarının devam ettirilmesi ile ilgili iç düzen kararları (resolutions),
  • OECD üyesi olmayan ülkelere veya diğer kuruluşlara dilek yöneltmeye ilişkin kararlar.

Bu kararlar, tüm üye ülkelerin onayıyla kabul edilir. Üyelerden birinin veya birkaçının çekimserliği kararın kabul edilmesini engellemez. Ancak alınan karar çekimser kalan üyeleri bağlamamaktadır.

Kararlar, onları kabul eden üye ülkelere yükümlülük getirmekle beraber, bu ülkelerin vatandaşları üzerinde doğrudan hak ve yükümlülük yaratmaz. İlgili ülkeler OECD’ye üye olmakla, lehinde oy verdikleri kararları uygulama zorunluluğunu da yüklenirler. Üyelerden birinin olumsuz oyu kararı engeller. Çekimser oy kullanılması durumunda, karar sadece olumlu oy veren ülkeler bakımından geçerli olmak üzere kabul edilir. Hukuki yükümlülük getirmesine rağmen Konsey kararlarının müeyyidesi yoktur.

Komiteler

Örgüt bünyesinde yaklaşık 250 komite, çalışma grubu ve alt grup bulunmaktadır. Üye ülkelerin yanı sıra davet edildikleri veya talepkar oldukları takdirde üye olmayan ülkeler ve uluslararası örgütler de gözlemci veya katılımcı statüsüyle toplantılarda yer alabilmektedir.

Konsey’in altında 14 üyeden oluşan Yürütme Komitesi (Executive Committee) vardır. Komite’nin 7 üyesi devamlı niteliktedir. Bunlar; Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, ABD ve İngiltere’dir. Diğer 7 üye ise, sırasıyla diğer ülkeler arasından belirlenir. Yürütme Komitesi, OECD’nin çalışmalarını izler, Konsey toplantılarının hazırlıklarını yapar ve Konsey tarafından kendisine verilen diğer işleri yürütür. OECD komiteleri için sayfa 139’da verilen tablo incelenebilir.

OECD’nin Uzman Kuruluşları

Günümüzde OECD’nin 7 adet uzman kuruluşu vardır. Bunlardan en önemli dört tanesi Nükleer Enerji Ajansı (NEA-1957), Kalkınma Merkezi (1962), Eğitim Araştırmaları ve Yenilik Merkezi (CERI-1968) ve Uluslararası Enerji Ajansıdır (IEA).

OECD’nin Bütçesi

OECD’nin bütçesi, üye ülkelerin katkılarından oluşmaktadır. Üye ülkelerin zorunlu olarak yaptıkları katkılar Zorunlu Bütçe’yi (Part I) oluşturur. Üye ülkelerin gönüllülük esasına göre katıldıkları programlar için yapılan katkılardan oluşan bütçe ise gönüllülük esasına göre katılıma açık programların bütçesidir (Part II). Ülkelerin bütçeye yıllık katkıları, her üye ekonominin büyüklüğüne ve ödeme gücüne bağlı bir formül üzerinden hesaplanmaktadır.

Ülkelerin bütçeye yıllık katkıları, her üye ekonominin büyüklüğüne ve ödeme gücüne bağlı olduğundan bütçeye en büyük katkıyı ABD ve Japonya yapmaktadır.

Türkiye-OECD İlişkileri

Türkiye, OECD’nin 20 kurucu üyesinden biridir. Türkiye, 29 Mart 1961 tarih ve 293 sayılı Yasa ile OECD’ye katılmıştır. Türkiye’nin OECD Nezdinde Daimi Temsilciliği kadrosu, Dışişleri Bakanlığı’nın yanı sıra diğer bazı bakanlıklardan (Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi) atanan görevlilerden oluşmaktadır.

Türkiye’nin OECD bünyesindeki faaliyetlerdeki amaç ve önceliklerini şunlardır:

  • Genişleme ve derinleştirilmiş işbirliği,
  • Uluslararası norm ve kuralları güçlendirmek,
  • Enerji güvenliğini sağlamak,
  • Ticaret ve yatırımlarda açık pazarın getirilerini arttırmak,
  • İstihdam, göç, sosyal sorumluluk ve eğitim konularında etkin olunmasını sağlamak,
  • Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeleri takip etmek.

2000’li yılların başından itibaren OECD ile olan ilişkilerimizde gözlenen canlanmaya paralel olarak, her yıl ulusal kurum ve kuruluşlardan 1800 civarında temsilci OECD’nin çalışmalarına katılmaktadır. OECD’nin küreselleşmenin merkezi olma ve dünya ekonomisinin %80’ini bir çatı altında toplama hedefi açısından Türkiye önemli bir konumda bulunmaktadır.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı

Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) ilk kez 1964’de toplanmış ve ardından BM Genel Kurulu’nun almış olduğu bir karar ile uluslararası örgüt hâline gelmiştir. İlk UNCTAD Konferansı 1964’de Cenevre’de toplandı. Konferansın ardından BM Genel Kurulu UNCTAD’ı kendine bağlı özerk bir kuruluş olarak ilan etti. UNCTAD az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve ticaret ile ilgili sorunlarının görüşüldüğü bir platform hâline gelmiştir.

UNCTAD’ın Kuruluşu ve Üyeleri

Ticaretin serbestleştirilmesi ile birlikte gelişmekte olan ülkeler hem yurt içi hem de yurtdışı piyasalarda sanayileşmiş ülkelerle rekabette zorlanmışlardır. Bu ise GYÜ’lerde yerli üreticilerin üretim yapmasını engellemekte ve sonuçta ekonomik kalkınma, arzu edilen düzeye ulaşamamaktaydı. GYÜ’lerin görüşülmesini istedikleri belli başlı sorunları şunlardı;

  • Artan dünya ticaretinde GYÜ’lerin paylarının giderek azalması ve bu ülkelerin ticaret hadlerinin kötüleşmesi,
  • GYÜ’lerin sanayileşme süreçlerini hızlandırabilmek için bu ülkelerin gelişmiş ülkelerin pazarlarına daha kolay girebilmelerinin sağlanması,
  • Sanayileşmiş ülkelerden alınan yardımların artırılması.

GYÜ’lerin girişimleri ile 1962’de BM Genel Kurulu, kendi çatısı altında ticaret ve kalkınma ile ilgili bir konferans toplanmasına karar vermiştir. UNCTAD, uluslararası ticareti teşvik etmek, uluslararası ticarete ilişkin ilke ve politikaları belirlemek, BM’ye bağlı diğer ekonomik kuruluşlar ile koordinasyonu sağlamak ve en önemlisi gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümelerini hızlandırmak amacıyla kurulmuştur.

UNCTAD’ın 8. Konferansı’nda belirlenmiş ve Cartagena Anlaşması kabul edilmiştir. Cartagena Anlaşması; kalkınma sürecini hızlandırmak amacıyla finans, ticaret, mal ve hizmetler alanlarında uygulanacak ulusal ve uluslararası düzeyde kuralları ve politikaları belirlemektedir.

UNCTAD’ın yıllık yaklaşık 45 milyon dolar olan işletme bütçesi, BM’nin bütçesinden karşılanır. Yaklaşık 24 milyon dolar olan teknik işbirliği faaliyetleri ise bütçe dışı kaynaklardan karşılanır. Konferansın yaklaşık 400 daimi çalışanı vardır.

UNCTAD’ın Amaçları

UNCTAD’ın amaçları şu beş başlık altında toplanmıştır:

  • Farklı gelişme seviyesindeki ülkeler arasındaki dış ticareti, özellikle gelişme yolunda olan ülkelerin ekonomik kalkınmalarını hızlandıracak şekilde teşvik etmek,
  • Ekonomik kalkınma ve uluslararası ticarete ilişkin ilkeleri belirlemek ve bunları uygulamak,
  • BM sistemi içindeki diğer uluslararası kuruluşlar ile ekonomik kalkınma ve uluslararası ticaret konularında işbirliği yapmak, bu amaçla ECOSOC ve BM Genel Kurulu ile ortaklaşa çalışmak,
  • Uluslararası ticarete ilişkin çok taraflı anlaşmalar yapılmasına yardımcı olmak,
  • Uluslararası ticaret ve kalkınma konularında BM üyeleri ve diğer ekonomik kuruluşlar arasında ekonomi politikalarının uyumunu sağlayacak bir merkez görevini yerine getirmektir.

UNCTAD’ın Faaliyetleri

UNCTAD, yaptığı ticaret anlaşmalarıyla gelişmekte olan ülkelerin ürettikleri malların uygun fiyattan satışına yardım eder, ticari alt yapılarının verimliliğini artırarak bu ülkelerin ürettikleri mallara çeşitlilik kazandırır ve küresel ekonomiye uyum sağlamalarını destekler.

1968’de Yeni Delhi’de (Hindistan) toplanan UNCTAD konferansında Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (Generalized System of Preferences: GSP) kabul edilmiş ve Uluslararası Mal Anlaşmaları imzalanmıştır. 1970 yılında BM Genel Kurulu’nda gelişmiş ülkelerin, GSMH’nın % 0.7 oranında En Az Gelişmiş Ülkelere (Least Developed Countries: LDC) yardımda bulunulması kabul edilmiştir. UNCTAD bu ülkelerin ekonomik gelişmelerine özel bir önem vermiştir.

BM ayrıca, Denize Çıkışı Olmayan Gelişme Yolunda Olan Ülkeler (Land-Locked Developing Countries: LLDC) ile Gelişme Yolunda Olan Küçük Ada Ülkelerini de tanımlayarak (Small Island Developing States: SIDS) bu ülkeler için özel programlar uygulamaktadır.

UNCTAD, Hizmetler Ticareti Genel Anlaşması’nın (GATS) müzakerelerinde etkin bir rol oynamıştır. GYÜ’lerin ticaretten daha fazla kazanç sağlayabilmeleri için bu ülkelere önemli katkılarda bulunmuştur.

UNCTAD son yıllarda daha çok ticaret, yatırım, teknoloji konularına önem vermekte, uluslararası ticaret müzakerelerinde GYÜ’lere pozitif bir yaklaşım sergilemekte, uluslararası yatırım konularına eğilmekte, teknik yardım ve eğitime önem vermektedir.

UNCTAD’ın Yapısı ve Yönetimi

UNCTAD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun bir organıdır. Yapısı ve yönetimi, benzer uluslararası ekonomik kuruluşlardan biraz farklıdır. Çünkü UNCTAD, temelde konferans şeklinde faaliyet gösterir.

UNCTAD’ın en üst politika saptama organı olan UNCTAD Konferansı, 194 üye ülkeden oluşur. UNCTAD kapsamında düzenlenen konferanslarda kararlar, üçte iki çoğunluk ile alınırken, normal kararlar için basit çoğunluk yeterlidir.

Konferans’ın yürütme (icra) organı, Ticaret ve Kalkınma Kurulu’dur (Trade and Development Board). Kurul, sekretarya çalışmalarını gözden geçirmek üzere her yıl düzenli olarak toplanır. Bütün UNCTAD üyeleri Kurul’a otomatik olarak katılır. Ticaret ve Kalkınma Kurulu, belli aralıklarla düzenlenen konferansların dışında Konferans’ın (UNCTAD’ın) görevlerini yerine getirir, raporlar hazırlar ve diğer çalışmaları yürütür.

UNCTAD’ın diğer yönetim organı Genel Sekreterlik’tir. Sekreterya hükümetler arası ilişkileri koordine etmenin yanısıra diğer uluslararası kuruluşlarla işbirliğini temin eder. Mevcut UNCTAD Genel Sekreteri Supachai Panitchpakdi’dir (Tayland).

UNCTAD ve Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen

Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen (New International Economic Order), UNCTAD’ın 1964 yılında toplanan ilk Konferansından itibaren 77’ler Grubu tarafından ortaya atılan ve daha sonra gerçekleştirilen UNCTAD, UNIDO, FAO, UNDP ve TCDC (Gelişme Yolunda Olan Ülkelerarası Teknik İşbirliği) toplantılarında tartışılan bir kavramdır.

Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen’in (YUED) temel amacı, bu ülkelerin hızla sanayileşmesini sağlamaktır. YUED’in temelini oluşturacak ilkeler, BM’in 6. Özel Genel Kurulu’nda kabul edilen YUED’in Kurulmasına İlişkin Bildiri ve Eylem Programı’nda 5 başlık altında toplanmıştır:

  • Milli Egemenlik Hakkına Saygı
  • Dış Ticaret
  • Dış Finansman Kaynakları
  • Bilim ve Teknoloji
  • Gelişme Yolunda Olan Ülkeler Arasındaki İlişkilerin Geliştirilmesi

UNCTAD ve Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi

Gelişmekte olan ülkelerin sanayi malları ihracatının sanayileşmiş (gelişmiş) ülke pazarlarına daha kolay girmesini sağlamak amacıyla, II. UNCTAD Konferansı (Yeni Delhi-1968) sırasında Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’nin (Generalized System of Preferences: GSP) kurulması fikri benimsenmiştir. Bu doğrultuda toplanan Özel Komite’nin aldığı tavsiye kararları, Ticaret ve Kalkınma Kurulu tarafından 13 Ekim 1970 tarihinde kabul edilmiştir.

GSP’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte sanayileşmiş ülkeler, GYÜ’lerden ithal ettikleri sınai mallar üzerindeki gümrük vergilerini tek taraflı ve karşılıksız olarak tamamen veya kısmen kaldırmayı taahhüt etmişlerdir. Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi, 25 Temmuz 1971 tarihinde kabul edilen GATT’ın temel ilkelerinden en çok kayrılan ülke kuralından bir sapma olarak uygulamaya konulmuştur.

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’nden (GSP) yararlanabilmek için üç temel şartın yerine getirilmesi gerekir. Bunlar:

  • İhracat GYÜ’den yapılmalı,
  • İhraç ürününün en az % 35’i ilke olarak ihracatçı ülkede üretilmeli,
  • Sistem kapsamındaki mallarda sanayileşmiş ülkelerin ithalat kısıtlamaları bulunmamalıdır.

Uluslararası Mal Anlaşmaları

Tarımsal malların üretimi hava şartlarına göre büyük değişiklikler gösterdiği için bu ürünlerin fiyatında ciddi dalgalanmalar söz konusudur. Arzın yanı sıra talepte meydana gelen dengesizlikler, malların fiyatlarında dalgalanmalara yol açmakta ve bu durumdan hem üretici ve hem de tüketici ülkeler ciddi ölçüde olumsuz etkilenmektedir. Bu sebeple, tarımsal mal piyasalarında (özellikle GYÜ’lerin ihraç ettikleri temel mallarda) nispi bir istikrar sağlayacak çabalara ihtiyaç duyulduğu için Uluslararası Mal Anlaşmaları’nın (International Commodity Agreements: ICAs) imzalanması ihtiyacı doğmuştur.

Anlaşmaların amaçları, temel malların dünya piyasalarındaki fiyatlarının düşmesini önlemek ve bu mal piyasalarında istikrar sağlamaktır. Böylece, üretici ülkelerin ihracattan elde ettikleri döviz gelirlerinin azalmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Bu anlaşmalar sayesinde gelişme yolunda olan ihracatçı ülkeler ihracat gelirlerini önemli ölçüde artırabilmişlerdir. Böylece ihracattaki istikrarsızlıklardan doğan ödemeler dengesi açıkları, zaman içerisinde kısmen de olsa düzeltilebilmiştir.

Ana madde fiyatlarında istikrar sağlamak için tampon stok oluşturulduğu zaman, bu stokları finanse etmek ve gereğinde piyasadan önemli miktarlarda alımlar yapabilmek, büyük bir finansman kaynağını gerektirir. Bu kaynağı yaratmak amacıyla oluşturulan Özel Fon, Birleşik Programın tam anlamıyla uygulanması için yeterli bulunmamaktadır.

Başlıca Uluslararası Mal Anlaşmalarını, buğday ve uluslararası hububat anlaşmasının yanı sıra şeker, kahve, kakao, çay, muz, kalay, doğal kauçuk, zeytinyağı ve jüt ile ilgili anlaşmalar şeklinde sıralayabiliriz.

Giriş

II. Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş koşullarında, özellikle de 1947 yılından itibaren Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki karşıtlık ve rekabet alanlarından birisi de ekonomidir. SSCB’nin nüfuzuna karşı ABD Avrupa’yı Marshall Planı ile güçlendirmeye çabalamıştır.

Marshall Planı ile birlikte kalkınmasını tamamlamış, ekonomik açıdan bütünleşmiş ve güçlü bir Avrupa’nın hem bölge ülkelerinin hem de ABD’nin siyasi ve ekonomik çıkarlarına hizmet edeceği düşünülmüştür. Marshall Planı’na ilişkin düzenlemeler için Avrupa ülkeleri kendi aralarında Nisan 1948’de Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nü (OEEC: Organization of European Economic Cooperation) kurmuşlardır. Bu örgüt 1961 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD: Organization of Economic Cooperation and Development) dönüşmüştür.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (Teşkilatı) tüm batılı sanayileşmiş ülkeleri bir çatı altında toplayan tek uluslararası kuruluş olmuştur. OECD, savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) devamı niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle OECD, OEEC’nin halefidir (ardılıdır).

Ekonomik İşbı·rlı·ğı· ve Kalkınma Örgütü

Kuruluşu ve Üyeleri

OECD’nin kurucu üyeleri, OEEC’nin 18 Avrupalı üyesi ile Kanada ve ABD’dir. Fakat bu iki ülke bu defa OECD’nin ortak değil, tam üyeleridir. Günümüzde (2018’de) 36 üyesi bulunan OECD’nin kurucu üyeleri Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere, Kanada ve ABD’dir. Rusya Federasyonu ile üyelik müzakereleri süreci ise 2014 Mart ayında askıya alınmıştır. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu da oy hakkı olmadan örgütün toplantılarına katılmaktadır.

OECD’nin Faaliyet Alanları

OECD, üye ülkelere politika deneyimlerini karşılaştırabilecekleri, ortak sorunlarına çözüm arayabilecekleri, en iyi mevzuat ve uygulama yöntemlerini belirleyebilecekleri, ulusal ve uluslararası politikalarda eşgüdüm sağlayabilecekleri bir platform sağlamaktadır.

OECD esas itibariyle, ekonomik konularda uzmanlaşmış hükümetlerarası bir istişare kuruluşu görünümündedir.

OECD, makroekonomik inceleme ve analiz içeren çalışmalarının yanı sıra eğitim, nüfusun yaşlanması, emeklilik ve sigortacılık sistemleri, göç, çevre, su, iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve kalkınma yardımları gibi konulardaki çalışmaları ile hem üyelerinin hem de üye olmayan ülkelerin yapısal alanlardaki gelişimine katkı sağlamaktadır.

OECD’nin ürettiği tavsiye ve uygulamaların bağlayıcılığı olmamakla birlikte, üretilen ortak anlayıştan kaynaklanan “grup baskısı” (peer pressure) üye ülkelerdeki reform süreçlerini destekleyici bir işlev görmekte ve OECD çalışmalarını üyeler açısından önemli kılmaktadır.

Ortak değerlere sahip ülkelerden oluşan OECD, gelecekteki rolünü küreselleşmenin merkezi olma yönünde belirlemiştir. Açılımcı bir politikaya sahip olan OECD’nin ilgi ve faaliyet alanları sadece üyeleriyle sınırlı olmayıp, derinleştirilmiş işbirliği çerçevesinde Brezilya, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan ve Güney Doğu Asya bölgesini ve az gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın 100’e yakın ülkesini kapsamaktadır.

OECD’nin Amaçları

  • Ekonomik büyüme, mali istikrar, ticaret ve yatırım, teknoloji, yenilik, girişimcilik ve kalkınma alanlarında işbirliği yoluyla refahın sağlanması ve yoksullukla mücadele konularında hükümetlere yardımcı olmak,
  • Ekonomik ve sosyal gelişme ile çevrenin korunması arasındaki dengeyi gözetmek.
  • Herkes için iş imkânı yaratılması ve sosyal eşitlik ile etkin ve sağlıklı bir yönetişim gerçekleştirilmesi,
  • Yeni gelişme ve sorunları anlamak ve bunlara çözüm üretmek konularında hükümetlere tavsiyelerde bulunmaktır.

OECD’nin Çalışmaları

OECD’nin, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO) benzeri kuruluşlarda olduğu gibi uluslararası mali işbirliğinin sağlanması, kredi veya diğer mali destek sağlanmasına imkân verecek kaynakları temin etmesi veya ticaretin çok taraflı müzakereler kapsamında serbestleştirilmesi olarak tanımlanabilecek özel bir görevi bulunmamaktadır.

OECD, uluslarüstü (supranational) yetkiyle donatılmış bir kuruluş değildir. Bu nedenle örgütün değerlendirmelerine ve alınan kararlara üye ülkelerin yasal olarak uyma zorunluluğu bulunmamaktadır.

OECD’nin Yayınları

OECD 50 yıldır dünyanın en geniş ve en güvenilir karşılaştırmalı istatistik, ekonomik ve sosyal veri kaynaklarından biridir. Özellikle ekonomik analizler ve istatistikler konusunda OECD bir referans kuruluş olarak kabul edilmekte, IMF ve Dünya Bankası gibi örgütler bu çalışmaları kendi faaliyetleri için temel almaktadırlar. Sayfa 137’de birliğin yayınlarıyla ilgili tabloyu inceleyebilirsiniz.

OECD’nin Yapısı ve Yönetimi

OECD’nin karar alma organıdır. Kararlar uzlaşmayla (consensus) alınmaktadır. Üye ülke temsilcileri ve Avrupa Birliği (AB) temsilcisinden oluşmaktadır. Düzenli olarak daimi temsilciler düzeyinde toplanan Konsey, yılda bir kez OECD çalışmalarının önceliklerini belirlemek ve güncel konuları ele almak üzere Bakanlar düzeyinde toplanmaktadır (Bakanlar Konseyi Toplantısı-Ministerial Council Meeting: MCM).

Konsey Kararlarına Üye Ülkelerin Uyumu

OECD Kuruluş Anlaşması’nın 5. Maddesi, Konsey’in üye ülkelere yönelik iki tip karar almasını öngörmektedir. Bunlar; Kararlar ve Tavsiye Kararları’dır. Kararlar, aksine hüküm yok ise lehte oy veren ülkeleri hukuken bağlamaktadır. Buna karşılık tavsiye kararları hukuki yönden üyeler için bağlayıcı değildir.

OECD Konseyi dört tip karar kabul etmektedir:

  • Doğrudan üye ülkelere yönelik kararlar,
  • Muhtelif konularda OECD bünyesinde oluşturulan anlaşmaların onaylanması amacını taşıyan kararlar,
  • Örgüt çalışmalarının devam ettirilmesi ile ilgili iç düzen kararları (resolutions),
  • OECD üyesi olmayan ülkelere veya diğer kuruluşlara dilek yöneltmeye ilişkin kararlar.

Bu kararlar, tüm üye ülkelerin onayıyla kabul edilir. Üyelerden birinin veya birkaçının çekimserliği kararın kabul edilmesini engellemez. Ancak alınan karar çekimser kalan üyeleri bağlamamaktadır.

Kararlar, onları kabul eden üye ülkelere yükümlülük getirmekle beraber, bu ülkelerin vatandaşları üzerinde doğrudan hak ve yükümlülük yaratmaz. İlgili ülkeler OECD’ye üye olmakla, lehinde oy verdikleri kararları uygulama zorunluluğunu da yüklenirler. Üyelerden birinin olumsuz oyu kararı engeller. Çekimser oy kullanılması durumunda, karar sadece olumlu oy veren ülkeler bakımından geçerli olmak üzere kabul edilir. Hukuki yükümlülük getirmesine rağmen Konsey kararlarının müeyyidesi yoktur.

Komiteler

Örgüt bünyesinde yaklaşık 250 komite, çalışma grubu ve alt grup bulunmaktadır. Üye ülkelerin yanı sıra davet edildikleri veya talepkar oldukları takdirde üye olmayan ülkeler ve uluslararası örgütler de gözlemci veya katılımcı statüsüyle toplantılarda yer alabilmektedir.

Konsey’in altında 14 üyeden oluşan Yürütme Komitesi (Executive Committee) vardır. Komite’nin 7 üyesi devamlı niteliktedir. Bunlar; Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, ABD ve İngiltere’dir. Diğer 7 üye ise, sırasıyla diğer ülkeler arasından belirlenir. Yürütme Komitesi, OECD’nin çalışmalarını izler, Konsey toplantılarının hazırlıklarını yapar ve Konsey tarafından kendisine verilen diğer işleri yürütür. OECD komiteleri için sayfa 139’da verilen tablo incelenebilir.

OECD’nin Uzman Kuruluşları

Günümüzde OECD’nin 7 adet uzman kuruluşu vardır. Bunlardan en önemli dört tanesi Nükleer Enerji Ajansı (NEA-1957), Kalkınma Merkezi (1962), Eğitim Araştırmaları ve Yenilik Merkezi (CERI-1968) ve Uluslararası Enerji Ajansıdır (IEA).

OECD’nin Bütçesi

OECD’nin bütçesi, üye ülkelerin katkılarından oluşmaktadır. Üye ülkelerin zorunlu olarak yaptıkları katkılar Zorunlu Bütçe’yi (Part I) oluşturur. Üye ülkelerin gönüllülük esasına göre katıldıkları programlar için yapılan katkılardan oluşan bütçe ise gönüllülük esasına göre katılıma açık programların bütçesidir (Part II). Ülkelerin bütçeye yıllık katkıları, her üye ekonominin büyüklüğüne ve ödeme gücüne bağlı bir formül üzerinden hesaplanmaktadır.

Ülkelerin bütçeye yıllık katkıları, her üye ekonominin büyüklüğüne ve ödeme gücüne bağlı olduğundan bütçeye en büyük katkıyı ABD ve Japonya yapmaktadır.

Türkiye-OECD İlişkileri

Türkiye, OECD’nin 20 kurucu üyesinden biridir. Türkiye, 29 Mart 1961 tarih ve 293 sayılı Yasa ile OECD’ye katılmıştır. Türkiye’nin OECD Nezdinde Daimi Temsilciliği kadrosu, Dışişleri Bakanlığı’nın yanı sıra diğer bazı bakanlıklardan (Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi) atanan görevlilerden oluşmaktadır.

Türkiye’nin OECD bünyesindeki faaliyetlerdeki amaç ve önceliklerini şunlardır:

  • Genişleme ve derinleştirilmiş işbirliği,
  • Uluslararası norm ve kuralları güçlendirmek,
  • Enerji güvenliğini sağlamak,
  • Ticaret ve yatırımlarda açık pazarın getirilerini arttırmak,
  • İstihdam, göç, sosyal sorumluluk ve eğitim konularında etkin olunmasını sağlamak,
  • Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeleri takip etmek.

2000’li yılların başından itibaren OECD ile olan ilişkilerimizde gözlenen canlanmaya paralel olarak, her yıl ulusal kurum ve kuruluşlardan 1800 civarında temsilci OECD’nin çalışmalarına katılmaktadır. OECD’nin küreselleşmenin merkezi olma ve dünya ekonomisinin %80’ini bir çatı altında toplama hedefi açısından Türkiye önemli bir konumda bulunmaktadır.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı

Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) ilk kez 1964’de toplanmış ve ardından BM Genel Kurulu’nun almış olduğu bir karar ile uluslararası örgüt hâline gelmiştir. İlk UNCTAD Konferansı 1964’de Cenevre’de toplandı. Konferansın ardından BM Genel Kurulu UNCTAD’ı kendine bağlı özerk bir kuruluş olarak ilan etti. UNCTAD az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve ticaret ile ilgili sorunlarının görüşüldüğü bir platform hâline gelmiştir.

UNCTAD’ın Kuruluşu ve Üyeleri

Ticaretin serbestleştirilmesi ile birlikte gelişmekte olan ülkeler hem yurt içi hem de yurtdışı piyasalarda sanayileşmiş ülkelerle rekabette zorlanmışlardır. Bu ise GYÜ’lerde yerli üreticilerin üretim yapmasını engellemekte ve sonuçta ekonomik kalkınma, arzu edilen düzeye ulaşamamaktaydı. GYÜ’lerin görüşülmesini istedikleri belli başlı sorunları şunlardı;

  • Artan dünya ticaretinde GYÜ’lerin paylarının giderek azalması ve bu ülkelerin ticaret hadlerinin kötüleşmesi,
  • GYÜ’lerin sanayileşme süreçlerini hızlandırabilmek için bu ülkelerin gelişmiş ülkelerin pazarlarına daha kolay girebilmelerinin sağlanması,
  • Sanayileşmiş ülkelerden alınan yardımların artırılması.

GYÜ’lerin girişimleri ile 1962’de BM Genel Kurulu, kendi çatısı altında ticaret ve kalkınma ile ilgili bir konferans toplanmasına karar vermiştir. UNCTAD, uluslararası ticareti teşvik etmek, uluslararası ticarete ilişkin ilke ve politikaları belirlemek, BM’ye bağlı diğer ekonomik kuruluşlar ile koordinasyonu sağlamak ve en önemlisi gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümelerini hızlandırmak amacıyla kurulmuştur.

UNCTAD’ın 8. Konferansı’nda belirlenmiş ve Cartagena Anlaşması kabul edilmiştir. Cartagena Anlaşması; kalkınma sürecini hızlandırmak amacıyla finans, ticaret, mal ve hizmetler alanlarında uygulanacak ulusal ve uluslararası düzeyde kuralları ve politikaları belirlemektedir.

UNCTAD’ın yıllık yaklaşık 45 milyon dolar olan işletme bütçesi, BM’nin bütçesinden karşılanır. Yaklaşık 24 milyon dolar olan teknik işbirliği faaliyetleri ise bütçe dışı kaynaklardan karşılanır. Konferansın yaklaşık 400 daimi çalışanı vardır.

UNCTAD’ın Amaçları

UNCTAD’ın amaçları şu beş başlık altında toplanmıştır:

  • Farklı gelişme seviyesindeki ülkeler arasındaki dış ticareti, özellikle gelişme yolunda olan ülkelerin ekonomik kalkınmalarını hızlandıracak şekilde teşvik etmek,
  • Ekonomik kalkınma ve uluslararası ticarete ilişkin ilkeleri belirlemek ve bunları uygulamak,
  • BM sistemi içindeki diğer uluslararası kuruluşlar ile ekonomik kalkınma ve uluslararası ticaret konularında işbirliği yapmak, bu amaçla ECOSOC ve BM Genel Kurulu ile ortaklaşa çalışmak,
  • Uluslararası ticarete ilişkin çok taraflı anlaşmalar yapılmasına yardımcı olmak,
  • Uluslararası ticaret ve kalkınma konularında BM üyeleri ve diğer ekonomik kuruluşlar arasında ekonomi politikalarının uyumunu sağlayacak bir merkez görevini yerine getirmektir.

UNCTAD’ın Faaliyetleri

UNCTAD, yaptığı ticaret anlaşmalarıyla gelişmekte olan ülkelerin ürettikleri malların uygun fiyattan satışına yardım eder, ticari alt yapılarının verimliliğini artırarak bu ülkelerin ürettikleri mallara çeşitlilik kazandırır ve küresel ekonomiye uyum sağlamalarını destekler.

1968’de Yeni Delhi’de (Hindistan) toplanan UNCTAD konferansında Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (Generalized System of Preferences: GSP) kabul edilmiş ve Uluslararası Mal Anlaşmaları imzalanmıştır. 1970 yılında BM Genel Kurulu’nda gelişmiş ülkelerin, GSMH’nın % 0.7 oranında En Az Gelişmiş Ülkelere (Least Developed Countries: LDC) yardımda bulunulması kabul edilmiştir. UNCTAD bu ülkelerin ekonomik gelişmelerine özel bir önem vermiştir.

BM ayrıca, Denize Çıkışı Olmayan Gelişme Yolunda Olan Ülkeler (Land-Locked Developing Countries: LLDC) ile Gelişme Yolunda Olan Küçük Ada Ülkelerini de tanımlayarak (Small Island Developing States: SIDS) bu ülkeler için özel programlar uygulamaktadır.

UNCTAD, Hizmetler Ticareti Genel Anlaşması’nın (GATS) müzakerelerinde etkin bir rol oynamıştır. GYÜ’lerin ticaretten daha fazla kazanç sağlayabilmeleri için bu ülkelere önemli katkılarda bulunmuştur.

UNCTAD son yıllarda daha çok ticaret, yatırım, teknoloji konularına önem vermekte, uluslararası ticaret müzakerelerinde GYÜ’lere pozitif bir yaklaşım sergilemekte, uluslararası yatırım konularına eğilmekte, teknik yardım ve eğitime önem vermektedir.

UNCTAD’ın Yapısı ve Yönetimi

UNCTAD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun bir organıdır. Yapısı ve yönetimi, benzer uluslararası ekonomik kuruluşlardan biraz farklıdır. Çünkü UNCTAD, temelde konferans şeklinde faaliyet gösterir.

UNCTAD’ın en üst politika saptama organı olan UNCTAD Konferansı, 194 üye ülkeden oluşur. UNCTAD kapsamında düzenlenen konferanslarda kararlar, üçte iki çoğunluk ile alınırken, normal kararlar için basit çoğunluk yeterlidir.

Konferans’ın yürütme (icra) organı, Ticaret ve Kalkınma Kurulu’dur (Trade and Development Board). Kurul, sekretarya çalışmalarını gözden geçirmek üzere her yıl düzenli olarak toplanır. Bütün UNCTAD üyeleri Kurul’a otomatik olarak katılır. Ticaret ve Kalkınma Kurulu, belli aralıklarla düzenlenen konferansların dışında Konferans’ın (UNCTAD’ın) görevlerini yerine getirir, raporlar hazırlar ve diğer çalışmaları yürütür.

UNCTAD’ın diğer yönetim organı Genel Sekreterlik’tir. Sekreterya hükümetler arası ilişkileri koordine etmenin yanısıra diğer uluslararası kuruluşlarla işbirliğini temin eder. Mevcut UNCTAD Genel Sekreteri Supachai Panitchpakdi’dir (Tayland).

UNCTAD ve Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen

Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen (New International Economic Order), UNCTAD’ın 1964 yılında toplanan ilk Konferansından itibaren 77’ler Grubu tarafından ortaya atılan ve daha sonra gerçekleştirilen UNCTAD, UNIDO, FAO, UNDP ve TCDC (Gelişme Yolunda Olan Ülkelerarası Teknik İşbirliği) toplantılarında tartışılan bir kavramdır.

Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen’in (YUED) temel amacı, bu ülkelerin hızla sanayileşmesini sağlamaktır. YUED’in temelini oluşturacak ilkeler, BM’in 6. Özel Genel Kurulu’nda kabul edilen YUED’in Kurulmasına İlişkin Bildiri ve Eylem Programı’nda 5 başlık altında toplanmıştır:

  • Milli Egemenlik Hakkına Saygı
  • Dış Ticaret
  • Dış Finansman Kaynakları
  • Bilim ve Teknoloji
  • Gelişme Yolunda Olan Ülkeler Arasındaki İlişkilerin Geliştirilmesi

UNCTAD ve Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi

Gelişmekte olan ülkelerin sanayi malları ihracatının sanayileşmiş (gelişmiş) ülke pazarlarına daha kolay girmesini sağlamak amacıyla, II. UNCTAD Konferansı (Yeni Delhi-1968) sırasında Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’nin (Generalized System of Preferences: GSP) kurulması fikri benimsenmiştir. Bu doğrultuda toplanan Özel Komite’nin aldığı tavsiye kararları, Ticaret ve Kalkınma Kurulu tarafından 13 Ekim 1970 tarihinde kabul edilmiştir.

GSP’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte sanayileşmiş ülkeler, GYÜ’lerden ithal ettikleri sınai mallar üzerindeki gümrük vergilerini tek taraflı ve karşılıksız olarak tamamen veya kısmen kaldırmayı taahhüt etmişlerdir. Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi, 25 Temmuz 1971 tarihinde kabul edilen GATT’ın temel ilkelerinden en çok kayrılan ülke kuralından bir sapma olarak uygulamaya konulmuştur.

Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’nden (GSP) yararlanabilmek için üç temel şartın yerine getirilmesi gerekir. Bunlar:

  • İhracat GYÜ’den yapılmalı,
  • İhraç ürününün en az % 35’i ilke olarak ihracatçı ülkede üretilmeli,
  • Sistem kapsamındaki mallarda sanayileşmiş ülkelerin ithalat kısıtlamaları bulunmamalıdır.

Uluslararası Mal Anlaşmaları

Tarımsal malların üretimi hava şartlarına göre büyük değişiklikler gösterdiği için bu ürünlerin fiyatında ciddi dalgalanmalar söz konusudur. Arzın yanı sıra talepte meydana gelen dengesizlikler, malların fiyatlarında dalgalanmalara yol açmakta ve bu durumdan hem üretici ve hem de tüketici ülkeler ciddi ölçüde olumsuz etkilenmektedir. Bu sebeple, tarımsal mal piyasalarında (özellikle GYÜ’lerin ihraç ettikleri temel mallarda) nispi bir istikrar sağlayacak çabalara ihtiyaç duyulduğu için Uluslararası Mal Anlaşmaları’nın (International Commodity Agreements: ICAs) imzalanması ihtiyacı doğmuştur.

Anlaşmaların amaçları, temel malların dünya piyasalarındaki fiyatlarının düşmesini önlemek ve bu mal piyasalarında istikrar sağlamaktır. Böylece, üretici ülkelerin ihracattan elde ettikleri döviz gelirlerinin azalmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Bu anlaşmalar sayesinde gelişme yolunda olan ihracatçı ülkeler ihracat gelirlerini önemli ölçüde artırabilmişlerdir. Böylece ihracattaki istikrarsızlıklardan doğan ödemeler dengesi açıkları, zaman içerisinde kısmen de olsa düzeltilebilmiştir.

Ana madde fiyatlarında istikrar sağlamak için tampon stok oluşturulduğu zaman, bu stokları finanse etmek ve gereğinde piyasadan önemli miktarlarda alımlar yapabilmek, büyük bir finansman kaynağını gerektirir. Bu kaynağı yaratmak amacıyla oluşturulan Özel Fon, Birleşik Programın tam anlamıyla uygulanması için yeterli bulunmamaktadır.

Başlıca Uluslararası Mal Anlaşmalarını, buğday ve uluslararası hububat anlaşmasının yanı sıra şeker, kahve, kakao, çay, muz, kalay, doğal kauçuk, zeytinyağı ve jüt ile ilgili anlaşmalar şeklinde sıralayabiliriz.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!