Türkiye´nin Kültürel Mirası 2 Dersi 7. Ünite Sorularla Öğrenelim

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Türkiye´nin Kültürel Mirası 2 Dersi 7. Ünite Sorularla Öğrenelim için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Türkiye’De Müzik

1. Soru

Müzik sözcüğünün kökeni nedir?

Cevap

Müzik sözcüğü, musica sözcüğünden gelmiştir.
Musica da Eski Yunanca’daki mousike ya da mousa
sözcüğünden alınmıştır. Mitolojiye göre, Yunanlılar’ın en
büyük tanrısı Zeus’un kızları sayılan dokuz peri kızına da
Mousa (Müz) adı verilirdi. Eski Yunanlılar, bu peri
kızlarının, dünyanın güzelliklerini ve uyumunu
düzenlemekle görevli olduklarına inanırlardı. Bugün tüm
dillerde var olan müzik sözcüğünün, müz kökünden
türetilmiş olduğu kabul edilir.


2. Soru

Estetik kelimesinin kökeni nedir?

Cevap

İnsanlar estetik kelimesini güzellik, güzel
sanatlar ve bunların teorik çalışmaları için kullanırlar.
Estetik ile güzellik arasında belki küçük bir bağlantı
vardır. Kelime his deneyimleri veya algı anlamındaki
Yunanca aisthesis kelimesinden gelmektedir. Ralph
Simith’in açıkladığı gibi, estetik terimi bir şeyin dış
görünüşü ve yaradılışından çok algıyı ve düşünmeyi
anlatır.


3. Soru

Müziğin estetiği hangi temel varsayımlar üzerine
kuruludur?

Cevap

Müziğin estetiği dört temel varsayım üzerine
kuruludur. Birinci varsayıma göre müzik, eserlerin veya
nesnelerin bir koleksiyonudur. İkinci varsayım, müzik
eserlerinin ancak estetik olarak dinlenebileceği savına
dayanır. Müzik eserlerini estetik olarak dinlemek demek,
onun sözde estetik özelliklerine, yapısal elementlerine ve
nitelik özelliklerine odaklanmak demektir. Üçüncü
varsayıma göre, müzik eserlerinin değeri, her zaman
kendine özgü ve içtendir. Bir müzik eserinden özel bir
çeşit duygusal oluşum veya tarafsız bir zevk alma
anlamına gelen estetik deneyimi öne çıkaran dördüncü
varsayıma göre, eğer dinleyiciler, müziği estetik olarak
dinlerlerse estetik bir deneyim kazanacaklardır.


4. Soru

Müziği oluşturan Ana Ögeler nedir?

Cevap

Birtakım ses kümelerini müzik diye
tanımlayabilmemiz için mutlaka bu ses kümelerinin
ritmik, melodik ve armonik yapılarının var olması gerekir.
İşte bu üçlüye Ana Ögeler adı verilmiştir.


5. Soru

Müziği oluşturan Yabancı Ögeler nedir?

Cevap

Söz ve hareketin yer aldığı öğeler Yabancı
Ögelerdir.


6. Soru

Müziğin kökenleri hangi tarihe dayanmaktadır?

Cevap

Müziğin kökenleri insanlığın oluşumu kadar
eskidir. Nerede, nasıl ve ne zaman doğduğu kesin olarak
belli değildir. İnsan kulağı ve bu kulağın sistemi,
olağanüstü olanaklara sahip alıcı ve verici ses aygıtı
olduğundan, ses müziği insanlık kadar eskidir denilebilir.
Bunun yanında insan aklı, sadece duyumlarla da
yetinmeyerek çok eskilerden beri çeşitli çalgıların yapımı
ile de uğraşmış, parmaklarındaki yetenekleri bunları
kullanmaya doğru yönlendirmiştir. Müzik yazısı
diyebileceğimiz notayı bularak gözlerini de müzik
yönünde kullanmaya başlamıştır. Sesi sözlerle melodi
hâline getirmiş ve şarkılar ortaya çıkarmıştır. Bütün bu
buluşların kesin kökenleri ise tarihin içerisinde yok olup
gitmiştir. Müzik tarihinde çok ileri dönemlerdeki
buluşların kökenlerinden söz edebilmek, günümüzde
ancak mümkün olabilmektedir. Örneğin yayla çalınan
çalgıların başlangıcı, tuşla çalgıların doğuşu, kontrpuan ve
armoninin ortaya çıkışı vb. gibi. Bu tarz kökenlerle dahi
uğraşmak, çoğu zaman soyut tahminlere dayanılarak
yapılabilmektedir. Daha doğrusu müzik tarihi nispeten
yeni bilimlerden sayılır. Bu nedenlerle uzak çağlar
hakkındaki problemlerin çoğu, günümüzde şimdilik
kaydıyla karanlık görünmektedir.


7. Soru

Müzik, toplumun hangi alanlarında var olmuştur?

Cevap

Müzik, her ülkede hem son derecede uzun
yaşamlı olmuş hem de olağanüstü bir yayılma yeteneği
göstermiştir. Bu nedenden dolayı, çeşitli türdeki
müziklerin birbirleri üzerindeki etkileri de daima canlı ve
devamlı olmuştur. Müzik, toplumların her seviyesindeki
insanlar arasında önemli bir rol oynamıştır. Yaş ve kültür
farkı tanımadan, her köşede aktif olarak kalmasını
bilmiştir. Orduda, ayinlerde, okullarda, saraylarda,
köylerde ve törenlerin her çeşidinde yer alarak türlü türlü
seviyelerde var olmuştur.


8. Soru

Anadolu’da inanç ile ibadetlere eşlik eden müziğin
nasıl bir rolü olmuştur?

Cevap

Müzik toplumların yalnızca günlük yaşamına
değil, inanç dünyalarına da girmiş sadece sevinç ve
kederlerine değil tanrılarına ibadetlerine de eşlik etmiştir.
Anadolu’da Neolitik Çağ’a ait Çatalhöyük kazılarında
ortaya çıkan duvar resimlerindeki dinsel tören
sahnelerinde dans eden avcı figürleri görülür. Hitit,
Urartu, Frig gibi Anadolu’nun güçlü merkezî krallıklarının
sanatında çeşitli müzik enstrümanları çalan müzisyenlerin
eşliğinde gerçekleştirilen ziyafet ve dinî tören sahneleri
önemli yer tutar. Ayrıca arkeolojik kazılarda bulunan
pişmiş toprak, kemik, metal, ahşap, fildişi gibi farklı
malzemelerden yapılmış tüm ya da kırık çeşitli müzik
aletleri bugün Anadolu’daki pek çok müze vitrininde
sergilenmekte ve ayrıca müzelerin depolarında
sergilenmeyi/gün ışığına çıkmayı beklemektedir.


9. Soru

Hititlerde müzisyenler nasıl yetiştirilmekteydi?

Cevap

Hitit metinlerinde müzik eğitimiyle ilgili
herhangi bir bilgi yoktur. Bununla birlikte dinî törenlerde
görevli müzisyenlerin Mezopotamya’da olduğu gibi
Anadolu’da
da tapınak okullarında yetiştirildiği düşünülür.


10. Soru

Telli enstrümanların bilinen en eski biçimi hangi
bölgelerde kullanılmıştır?

Cevap

Telli enstrümanların bilinen en eski biçimi arp
olarak anılanlardır. Mezopotamya ve Mısır’da çok yaygın bir kullanımı vardır. Anadolu’da Asur Koloni Çağı’na ait
Konya Karahöyük’te bulunan bir silindir mühür baskısı
üzerinde ve Boğazköy’de bulunan Eski Hitit Çağı’na ait
kabartmalı bir kült vazosu üzerinde arp tasvirleri
belgelenmiştir. Lir, Eski Ön Asya’da ortaya çıkan ikinci
telli çalgı türüdür. Eski Doğu’da yaygın olarak kullanılan
bu enstrümanın Hitit Devri’nde Anadolu’nun en çok
kullanılan müzik aleti olduğu yazılı ve arkeolojik
belgelerden anlaşılmaktadır. Eski Anadolu’da kullanılan
bir diğer telli enstrüman ise bağlamadır.


11. Soru

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde hangi
bölümler bulunmaktadır?

Cevap

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde
bulunan dört temel bölüm şöyle sıralanır: a- Asya Türk
Kavimleri Halk Müziği; b- Anadolu Halk Müziği; c- Halk
Müziği Derleme Çalışmaları; d- Çalgılar.


12. Soru

Divan müziğinde müzik teorilerini kapsayan tarihsel
kaynaklara ne ad verilir?

Cevap

Divan müziğinde çok önemli bir konu da Türk
müzik teorileri ve müzisyenleri ile ilgili çalışmalardır.
Özellikle müzik teorilerini kapsayan tarihsel kaynaklara
bakıldığında, bunların EDVAR adı verilen kitaplarda
toplandıkları görülür. Geçmişte yapılan ve bizim de
yaptığımız araştırmalardan sonra, bu tür kitapların bir
yıllık bir dönem içerisinde yer aldığı ve hiç de
azımsanamayacak ölçüde var olduğu ortaya çıkmıştır.


13. Soru

Türk müzik tarihinde nasıl bir şematik sınıflandırma
vardır?

Cevap

Türk müzik tarihindeki şematik sınıflandırma şu
şekildedir:
1. Geleneksel Müzikler
a. Halk müziği:
• Asya Türk kavimleri halk müziği;
• Anadolu halk müziği;
• Halk müziği derleme çalışmaları;
• Çalgılar.
b. Divan müziği:
• Türk müzik yazıları sistemleri;
• Türk müzik teorileri ve müzisyenleri;
• Çalgılar.
2. Çok Seslilik
a. Osmanlı imparatorluğu Dönemi:
• Türklerin çoksesli müzikle ilk tanışmaları-
• Mızıka-i Hümayun;
• ilk operalar;
• Müzik yayıncıları;
• Besteciler ve icracılar.
B- Cumhuriyet Dönemi: a- Müzik okulları; b- Müzik
kurumları; c- Müzik yayıncıları ve yayınları; d- Besteciler
ve icracılar.


14. Soru

Halk müziğini beslemenin yolları nelerdir?

Cevap

Yapılması gereken çalışmalardan birincisi,
bestecilerimize eserler ısmarlamaktır. Çünkü bu, hem
maddi yönden besteciye destek olacaktır, hem de üstün
nitelikli pek çok eser ortaya çıkabilecektir. Eserler
çoğaldıkça, halk arasında tanınma, yayılma ve sevilme
oranı da artacaktır. İkincisi ise, amatör korolar kurmaktır.
Çünkü koro çalışmalarından çok çabuk netice alınır.
Üçüncü iş, belirli zamanlarda sanat şenlikleri
düzenlemektir. Yaratma ve yorum bakımından, çok sesli
çağdaş Türk müziğinin daha hızlı gelişebilmesi, toplum
yaşantısına girebilmesi ve toplumun sanat gelişmesinin
hızlandırılabilmesi için, yurdun çeşitli yerlerinde, bu sanat
şenliklerini düzenlemek son derece yararlı olacaktır.
Dördüncü iş, müzikli oyunlar hazırlamaktır. Toplumun
sanat zevkinde oyunların ve aynı zamanda müzik zevkinde
de müzikli oyunların ne kadar büyük bir yer aldığı
tartışılmaz bir gerçektir. Beşinci ve çok önemli bir madde
ise iletişim araçlarından faydalanmaktır. Bunlar içinde en
önemli olan iki araç radyo ve televizyondur. Çünkü
insanlar çeşitli nedenlerden dolayı konsere yahut da
tiyatroya gidemeyebilir. Şenliklere katılamayabilir. Fakat
hemen hemen her insan radyo dinler, televizyon seyreder.
Bu açıdan bu iki iletişim aracının oynadığı rol son derece
büyüktür. Altıncı iş, bilinenden bilinmeyene gitmektir.
Her konser programında en az bir tane çoksesli çağdaş
Türk müziği eseri bulunmalıdır. Özellikle gezici
konserlerde bu tür müziğe daha çok önem verilmelidir.
Yedinci ve çok önemli bir iş ise müzik eğitim kurumlarını
kurmak, olanları daha da geliştirmektir. Çünkü bütün bu
çalışmaların olabilmesi için besteciye, araştırmacıya ve
icracıya ihtiyaç vardır. Sekizinci iş, mümkün olduğu kadar
daha çok insana yararlı olabilmektir. Turnelerde devletin
sanat kurumları çok az kalmakta, bir ya da iki konser
vermekte ve çok az sayıda kimseye yararlı olmaktadır.
Bunların daha çok kimseye yararlı olmasını sağlamak, için
gidilen yerlerde bulunan bütün öğrencilerin konser ve
temsillerden yararlanmasını sağlamalı, birkaç konser
öğrencilere ayrılmalı ve geniş halk çevrelerinin de bu türlü
sanat çalışmalarından yararlanması sağlanmalıdır.
Dokuzuncu görev yayıncılıktır. Bir besteciye çeşitli
türlerde eserler yazdırabilirsiniz. Fakat bu çalışmalar
basılıp çoğaltılmazsa, hem kalıcılık kaybolacaktır, hem de
gelecekte pek çok kişi bunların varlığından bile haberdar
olamayacaktır. Bu açıdan acil bir şekilde, nota
yayıncılığına başlamak ve bu yayınları mümkün olduğu
kadar geniş bir sahaya dağıtmak gereklidir.


15. Soru

Yakın Doğu müziklerinin bilimsel temelleri kimler
tarafından atılmıştır?

Cevap

Müşterek Yakın Doğu müziklerinin bazı bilimsel
temelleri Yunanlılar tarafından atılmıştır. Milattan önce 4.
ve 5. yüzyıllarda Pisagorcuların matematik felsefeleri
arkasından teorik, bilimsel ve matematiksel bir konu hâlini
alan müzik, Büyük İskender’in Doğu’daki istilalarını takiben, Hindistan’a kadar olan ülkelerde Selefkiler
Dönemlerinde -küçük yöresel farklarla- bazı ortak Yunan
prensipleri dâhilinde öğrenildi. Çünkü bu yerlerde bir
müddet için Yunan kültürü egemendi.


16. Soru

Yunan sanatının Hindistan’daki etkileri nelerdir?

Cevap

Kandehar Krallığı, MÖ 3. yy. da Yunan âlemi ile
Hint âleminin gayet karakteristik bir birleşme noktası idi.
Kandehar eyaleti, Yunan heykeltıraşlarının eserleri ile
süslenirken -ki birçokları bulunup incelenmişlerdir-
Hindistan’ı son defa istila ile MÖ 120-75 yıları arasında
egemenlik süren Yunan hükümdarı Manander (Hintlilerce
Melinda) zamanında, Hint limanlarında, bir tarafı
Sanskritçe ve diğer tarafı Yunanca yazılı paralar
kullanılırken – ki bunlardan Avrupa müzelerinde pek çok
vardır- Yunan müzikçileri de Hint prenseslerinin
saraylarında ilgi görmekteydiler. MS 1. yy. da yaşayan
Amasyalı Strabon, coğrafyasında “Batılı genç müzikçi
kızlar Hindistan’da hoşa gittiğinden mutlak bir ticaret
malzemesidir” diyor. MÖ 1. yy. da İskenderiyeli
hükümdarların emri altında çalışan ve Kızıldeniz yolu ile
Hindistan’a kadar giden Yunan gemicisi Sizikli Eödoks,
gemisine yük yerine Musika Pesiskarya (Mousica
Paidiscaria) yükletir. Yunan edebiyatı da aynı şekilde
Hindistan’a girmiş değil miydi? Örneğin, Dijor
Krizostume, Hintlilerin Homeros’u tercümesinden
okuduklarını söyler. Yunanca genel bir dildir (Fuşe),
Kanderahar’a göre Karakdoudik kabartmaları üstünde
görülen birkaç çalgıcı resminin, “Kondeharve” denilen, ilk
bilimsel “Sanskrit Müziği” kitabının sahibi (MS 1. yy. da
yaşayan Behrat) de işte bu yedi Kandeharvelerden biri idi,
gerçekten, Behrat’ın, Kuzey Hindistan’dan olduğu
anlaşılmıştır.


17. Soru

Yunan sanatından etkilenen Hint sanatında hangi
okullar ortaya çıkmıştır?

Cevap

Yunan sanatının etkileri altında kalan bu
yüzyıllar Hindistan’ın klasik müziğinde yedişer (yani
toplam 21) yan makama kaynak görevi gören üç “ana
makam” vardır ki üç ayrı okulu temsil ediyorlardı.
Bunlardan bir tanesi asıl Hindistan içerisinde
kullanılmadığı hâlde kutsal sayılıyordu: Adı,
“Kondehar”dır ve geriye çekilmiş “Kondeharve” lerin
ayrımı olarak bilinirler; en eskisidirler. Perde sisteminin
bizim “kanunlara” benzeyen bir alet üzerinde nasıl tespit
olunduğundan söz eder.


18. Soru

“Karu’e” nedir?

Cevap

Yunanlıların “Katapukrus” adını verdikleri
oktavın 24 eşit bölüme (yani diyeze) ayrılmasından ibaret
sisteme göre düzenli “anarmonik” adındaki tetrakort
formülleri, özellikle, milattan sonra İskenderiyeli
Batlamyus ve onu takip edenler elinde çoğalmışlardır:
Karu’e (çeşitlilik) denilen şeyler işte bunlar olup şüphesiz
ki Hindistan’daki benzerine nazaran daha bilimseldirler.
Hindistan’da ise bir alışılmış ayrıntı arzusu üstün geldi.
Hayal ürünü makamların adları, yüzlere çıkarıldı.


19. Soru

Yunan sanatının İran’daki izleri nelerdir?

Cevap

İran coğrafi durum itibarıyla hem asıl Yunan hem
de Greko-Budik müziklerin etkisi altında kaldı (işpigel),
Behram-ı Gör’ün (ölümü 438) büyük bir müziksever
olduğunu, himayesinde “Lir” çalan Yunanlı kızlardan
başka Hindistan’dan getirttiği ve başlıca mesleği müzik
olan usta çingene sanatçılar da bulunduğu yazılmıştır.
Lihtantal’ın dediği gibi, İran müzisyenleri, Yunan
spekilasyoncularının kavgalarına karıştılar. “Musiki”
deyimini bile Yunanca’dan aldılar. İlk İran müzik
teorisyeni “Berbed” olup, Şiraz’da (Çehrem) köyünde
doğmuştur. Arkadaşı “Serkeş”in ise “Serkiyus” adlı bir
Yunanlı olduğu bilinmektedir.


20. Soru

Mehter kelimesinin kökeni ve anlamı nedir?

Cevap

Mehter, Farsça “mihter” kelimesinin
Osmanlılarda aldığı şeklidir. Anlam olarak ulu ve en
büyük manasındadır. Mehter kelimesinin Osmanlılarda ne
zamandan beri kullanıldığı, tam ve kesin olarak açıklığa
kavuşamamıştı.


21. Soru

17. yüzyılda mehterler kaç bölüme ayrılmıştır?

Cevap

17. yüzyılda mehterler üç bölüme ayrılmıştır.
Bunların isimleri ise şunlardır: “mehteran-ı alem” veya
“mehteran-ı tabl ü alem” yani alemdarlar ve çalıcı
mehterler; 2- “mehteran-ı hayme” yani çadır mehterleri; 3-
“iç mehterleri” yani konak ve saraylarda bulunanlar.


22. Soru

Osmanlılarda ilk mehterhanenin oluşumu nasıl
gerçekleşmiştir?

Cevap

Osmanlılarda ilk mehterhanenin oluşumu,
Selçuklu Sultan’ının, Osman Gazi’ye hâkimiyet belirtisi
olarak “tuğ” göndermesi ile başlar. Osmanlı Askerî
Müziği, Osman Gazi zamanında hayat bulduktan sonra,
savaşlarda yer almaya başlamıştı.


23. Soru

Osmanlılarda mehterhane teşkilatında ilk gelişme ne
zaman gerçekleşmiştir?

Cevap

Bu teşkilatta ilk gelişme, genişleme Fatih
devrinde başlamıştır. Fatih devrinde mehter müziğine
verilen önem, daha sonraki devirlerde de devam etmiştir.
Mehterhane teşkilat ve kanunlarındaki yenilik Kanuni
Sultan Süleyman zamanında olmuş, yabancı temsilcilerin
bulunduğu divanlarda, mehterhane takımı yer almıştır


24. Soru

Osmanlı mehter teşkilatı kaç bölümde
incelenmektedir?

Cevap

Osmanlı mehter teşkilatını iki bölümde
incelemek gerekir. Bunların bir kısmı, resmî teşkilat
içerisinde bulunan “tabl-ü alem” ve yeniçeri mehterleridir.
Diğer bir kısmı ise savaş sırasında resmî mehterhaneye
geçen ve ona bağlı olarak çalışan, esnaf mehterleridir.


25. Soru

Mehter müziği nedir?

Cevap

Mehter müziğini, mehter çalgıları ile yapılan bir
müzik türü diye de tarif edebiliriz. Mehterhanelerde,
askerî müzik çalanlara da eğlence için müzik yapanlara da
mehter adı verilmekte idi.


26. Soru

Türklerde askeri müzikte hangi çalgılar kullanılmıştır?

Cevap

Türklerde askerî müziğin ilk belgelerini, eski
Türk yazıtlarında bulabilmek mümkündür. 8. yüzyılda
yazılmış olan Orhun yazıtlarından fine Usu yazıtında
köbrüğe ve tuğ adlı çalgılara rastlanılmaktadır. fiine-Usu
yazıtında “üç tuglıg Türk budunig” ve “tuğ taşıkır yelme
eri” diye bazı sözcüklere rastlanılmaktadır. Tuğ kelimesi
kös ve davul, nevbet davulu, mehterhane ve sarıcak
anlamlarını içerir. “Tuğum tikip uruldı” cümlesi, tuğ’un
sancak-davul anlamında kullanıldığını belirtmektedir. 11.
yüzyılda ise “küvrüg” (kös), “tuğ” (davul), “borguy”
(boru) ve “çeng” (zil) çalgıları, çeşitli Türk kavimleri
içerisinde kullanılmıştır. Boru, 12. yüzyılda nay-i Türki
adını alıp, savaşlarda çalınmıştır. Kaşgarlı Mahmut da
borunun savaşlar sırasında kullanıldığını belirtmiştir.
İslamiyet’ten önceki Türk “tuğ” unun izleri 15. yüzyıl
başında Hoca Abdükladir-i Meragi tarafından tespit
edilmiştir. Bu çalgı, dokuz adetden fazla olamıyordu. Bu
dokuz “tuğ” geleneği Osmanlı Dönemi’nde de
korunmuştur.
Askerî müzik takımlarını Abbasilerde, Harzemşahlarda,
Büyük Selçuklularda, Anadolu Selçuklularında,
İlhanilerde, Memlüklerde ve Anadolu Beyliklerinde
görmekteyiz. Askerî müzik takımlarına özgü bazı çalgılar
hariç olmak üzere, esnaf mehterleri, “zurna”, “davul”,
“nakkare” ve “boru” çalıyorlardı. Esnaf mehterleri, askerî
mehterlerin dışında “def” adı verilen çalgıyı da
kullanıyorlardı. Fakat “def” daha sonraları askerî
mehterhaneye girmiştir. Mehter müziği, mehter çalgıları
ile çalınan askerî müziği eğlence içerisine alır. Çeşitli tür
eserlerin bir araya geldiği mehter müziğinde, kendine
özgü öyle bir renk vardır ki bu müzik yapısından ve
çalgıların karakterinden ortaya çıkmıştır.


27. Soru

Tarih boyunca mehterlerin çaldığı çalgılar nasıl
sınıflandırılmaktadır?

Cevap

Tarih boyunca mehterlerin çaldığı çalgılar şöyle
sınıflandırılabilir:
1- Nefesli Çalgılar: Kaba-zurna ve cura-zurnadan oluşan
zurnalar, boru, kurrenay, mehter düdüğü, klarnet;
2-Vurmalı Çalgılar: Kös, davul, nakkare, tabılbaz,
3- Ziller Çıngıraklar: Zil, çevgan.


28. Soru

Osmanlı İmparatorluğu’nda çok sesli müziğin
başlangıcı nasıl gerçekleşmiştir?

Cevap

Osmanlı İmparatorluğu’nda çok sesli müziğin
başlangıcı, Sultan II. Mahmut tarafından Yeniçeri
Ocağı’nın kapatılması ve dolayısıyla Mehterhane’nin
kaldırılıp yerine 1826 yılında Saray Müzik Okulu da
diyebileceğimiz Mızıka-i Humayun’un kurulması ile
gerçekleşmiştir. Padişah II. Mahmud’un emri ile yapılan
çalışmalar sonucunda bugünkü İstanbul Teknik
Üniversitesi’nin Taşkışla Binası’nda Mızıka-i Hümayun
adı altında Doğu ve Batı Müziği bölümlerinden oluşan bir
kurum 1826 yılında kurularak 1827 yılında faaliyete geçti.


29. Soru

Cumhuriyet Türkiye’sinde müzikte ulusalcılık akımı
dendiğinde ilk olarak hangi besteci ve eğitimciler
karşımıza çıkmaktadır?

Cevap

Türkiye’de müzikte ulusalcılık akımı dendiğinde,
ilk olarak Türk Beşleri diye de anılan beş besteci ve
eğitimci karşımıza çıkmaktadır. Bu isimler: Ahmet Adnan
SAYGUN, Ulvi Cemal ERKiN, Necil Kazım AKSES,
Cemal Reşit REY ve Hasan Ferit ALNAR’dır.


30. Soru

Ahmet Adnan SAYGUN kimdir?

Cevap

İlk müzik eğitimini İzmir’de İsmail Zühtü
Kuşçuoğlu’ndan aldı. 1928 yılında açılan sınavı kazanarak
devlet adına müzik eğitimi almak için Paris’e gönderildi.
1936 yılında Türkiye’de derleme çalışmaları yapan büyük
Macar besteci bela Bartok ise Çukurova derleme
gezilerine katıldı. Saygun geleneksel ezgileri ve
çalgılarımızı araştıran ve bunlardan yola çıkarak ulusal
müziğimize yön veren en önemli bestecilerimizin başında
gelmektedir. Öz Soy Operası ve Yunusemre Oratoryosu
en tanınmış eserlerinin başında gelir.


31. Soru

Ulvi Cemal ERKİN kimdir?

Cevap

Türk besteci, piyanist ve orkestra şefi.
Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra 1925 yılında devlet
adına Paris’e gönderildi. Yapıtlarında özellikle Türk halk
müziği temalarını ve yerel müzik renklerini kullanan
önemli birinci kuşak bestecilerimizdendir. Köçekçe
orkestra süiti, en tanınmış yapıtlarındandır


32. Soru

Necil Kazım AKSES kimdir?

Cevap

İlk müzik eğitimine İstanbul Belediye
Konservatuvarı’nda başladı. Viyana Devlet Müzik
Akademisi ve Prag Devlet Konservatuvarı’nda eğitimini
tamamladı. Özellikle makamsal yapıları eserlerinde sıkça
kullandı. Itri’nin Neva-Kar’ı üzerine Scherzo adlı orkestra
eseri en tanınmış yapıtlarındandır.


33. Soru

Cemal Reşit REY kimdir?

Cevap

Türk besteci, piyanist ve orkestra şefi. Orta
öğrenimini Galatasaray’da tamamladıktan sonra müzik
eğitimi için önce Paris’e sonra Cenevre’ye gitti.
Dönüşünde İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda görev
aldı. İstanbul’da bugün var olan pek çok kurumun
kurulmasında bizzat görev aldı. Cumhuriyetimizin 100.Yıl
Marşı’nın bestecisidir.


34. Soru

Hasan Ferit ALNAR kimdir?

Cevap

İlk müzik eğitimine 12 yaşından itibaren kanun
öğrenmek suretiyle başladı. Mühendislik eğitimini yarıda
bırakarak Viyana Devlet Müzik Akademisi’nde müzik
eğitimi aldı. Ankara Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni
Orkestrası’nın başına atandı. Kanun Konçertosu, en
tanınmış orkestra eserleri arasında yer almaktadır.


35. Soru

Türkiye’de Cumhuriyet yönetimlerinin, ulusalcılık ve
ulusal kültürü çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırma
ilkelerine temel nitelikteki örnekler hangileridir?

Cevap

Bu konudaki temel nitelikteki örneklemeleri şu
şekilde sıralayabiliriz:
a. Mızıka-i Hümayunun tüm kadrosu ile beraber
Ankara’ya taşınması ve 2021 sayılı yasa ile
Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir orkestra haline
dönüştürülmesi;
b. Mızıka-i Hümayunun askerî bando kısmının
Armoni Mızıkasına dönüştürülüp Millî Savunma
Bakanlığı’na bağlanması;
c. 1936 yılında 4701 sayılı yasa ile Riyaseti
Cumhur Filarmoni Orkestrası’nın kuruluşu;
d. 1957 yılından itibaren 6940 sayılı yasa ile aynı
orkestranın Riyaseti Cumhur Senfoni Orkestrası
adını alışı;
e. 1947 yılında ilk bale okulunun İstanbul’da
kurulması ve sonradan aynı okulun 1950 yılında
Ankara Devlet Konservatuarı’na bağlanması;
f. 1930 yılında Gülhane Parkı’nın Alay Köşkü’nde
ilk Opera Cemiyeti’nin kuruluşu;
g. 1936 yılında dünyaca ünlü yönetmen Karl
Ebert’in Türkiye’ye gelişi ile beraber, Ankara
Devlet Konservatuarı’nda Tiyatro Bölümü ve
Opera Bölümü’nün kuruluşu;
h. 1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu;
9- 1949 yılında özel yasa ile çalışmaya başlayan
Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin oluşumu;
i. 1948 yılında çıkartılan 2545 sayılı Harika
Çocuklar Yasası’nın oluşumu, Cumhuriyet
Türkiye’sinde devletin sanata karşı verdiği üstün
uğraşıların bir bölümü olarak bizlere
yansımaktadır.


36. Soru

Müzik sözcüğünün kökeni nedir?

Cevap

Müzik sözcüğü, musica sözcüğünden gelmiştir. Musica da Eski Yunanca’daki mousike ya da mousa sözcüğünden alınmıştır. Mitolojiye göre, Yunanlılar’ın en büyük tanrısı Zeus’un kızları sayılan dokuz peri kızına da Mousa (Müz) adı verilirdi. Eski Yunanlılar, bu peri kızlarının, dünyanın güzelliklerini ve uyumunu düzenlemekle görevli olduklarına inanırlardı. Bugün tüm dillerde var olan müzik sözcüğünün, müz kökünden türetilmiş olduğu kabul edilir.


37. Soru

Müzik nasıl tanımlanır?

Cevap

Gerçekte müziği estetik algılama ile beraber bütünleşik olarak oluşan, sesler ile sessizliklerin beraberliği olarak tanımlarız.


38. Soru

Estetik nedir?

Cevap

İnsanlar estetik kelimesini güzellik, güzel sanatlar ve bunların teorik çalışmaları için kullanırlar. Estetik ile güzellik arasında belki küçük bir bağlantı vardır. Kelime his deneyimleri veya algı anlamındaki Yunanca aisthesis kelimesinden gelmektedir. Ralph Simith’in açıkladığı gibi, estetik terimi bir şeyin dış görünüşü ve yaradılışından çok algıyı ve düşünmeyi anlatır.


39. Soru

Müzikte estetik kavramını ilk kez kim ortaya atmıştır?

Cevap

Müzikte estetik kavramını ilk kez Filozof James Mursell ortaya atmıştır. “Human Values in Music Education” adlı eserinde Mursell, müzikteki estetik kavramı şöyle açıklamaktadır: “Müzik ne resim boyar ne hikâye anlatır ne de düşüncelerini rahatça ifade edebilen kavramlar sistemine sahiptir. O bizim için güneşin batışını boyamaz, yasak aşkı yeniden hikâye etmez. Müzik duygusal özünü kendi tonundan alır. Bu psikolojik bir gerçektir. Bundan dolayı, tüm sanatlar içinde müzik, en saf ve en duygusal olanıdır.”


40. Soru

Müziğin öğeleri nelerdir?

Cevap

Müziği oluşturan ögeleri Ana Ögeler ve Yabancı Ögeler başlıkları altında iki gurupta incelemek mümkündür. Birtakım ses kümelerini müzik diye tanımlayabilmemiz için mutlaka bu ses kümelerinin ritmik, melodik ve armonik yapılarının var olması gerekir. İşte bu üçlüye Ana Ögeler adı verilmiştir. Söz ve hareketin yer aldığı Yabancı Ögeler ise, bütün müzik yapıtlarında yer almayabilir.


41. Soru

Milattan önceki uygarlıklarda müzik kaç kültür bölgesinde ele alınabilir?

Cevap

Müzik tarihinde asıl olarak, milattan önceki uygarlıklara bağlı tekseslilik seviyesini ve o seviyenin milattan sonra da yaşayabilmiş olan kollarını, üç kültür bölgesinde ele almak gerekir:

a) Uzak Doğu Müzikleri Kültürü

b) Yakın Doğu Müzikleri Kültürü

c) Yunan-Roma Müzikleri Kültürü.


42. Soru

Telli çalgıların en eski biçimi hangisidir?

Cevap

Telli enstrumanların bilinen en eski biçimi arp olarak anılanlardır.


43. Soru

Müzik aletleri nasıl sınıflandırılır?

Cevap

Bu müzik enstrumanları günümüz sını?andırmasına göre telli, vurmalı ve ü?emeli enstrumanlar olarak sını?andırılabilir.


44. Soru

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde bulunan dört temel bölüm hangileridir?

Cevap

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde bulunan dört temel bölüm şöyle sıralanır:

a- Asya Türk Kavimleri Halk Müziği;

b- Anadolu Halk Müziği;

c- Halk Müziği Derleme Çalışmaları;

d- Çalgılar


45. Soru

Divan müziğinde sını?andırma nasıl yapılmalıdır?

Cevap

Divan müziğinde ise bizce sını?andırmanın üç ayrı başlıkta yapılması gerekir. Bunlar: a-Türk müzik yazıları sistemleri, b-Türk müzik teorileri ve müzisyenleri, c-Çalgılar’dır.


46. Soru

Türk müzik tarihindeki şematik sını?andırma nasıl yapılır?

Cevap

Türk müzik tarihindeki şematik sını?andırma şu şekildedir:
1- GELENEKSEL MÜZİKLER
A- Halk müziği: a- Asya Türk kavimleri halk müziği; b- Anadolu halk müziği; c- Halk müziği derleme çalışmaları; d- Çalgılar.
B- Divan müziği: a- Türk müzik yazıları sistemleri; b- Türk müzik teorileri ve müzisyenleri; c- Çalgılar.
2- ÇOK SESLİLİK
A- Osmanlı İmparatorluğu Dönemi: a- Türklerin çoksesli müzikle ilk tanışmaları; b- Mızıka-i Hümayun; c- İlk operalar; d- Müzik yayıncıları; e- Besteciler ve icracılar.
B- Cumhuriyet Dönemi: a- Müzik okulları; b- Müzik kurumları; c- Müzik yayıncıları ve yayınları; d- Besteciler ve icracılar.


47. Soru

İlk İran müzik teorisyeni kimdir?

Cevap

İlk İran müzik teorisyeni “Berbed” olup, Şiraz’da (Çehrem) köyünde doğmuştur. Arkadaşı “Ser-keş” in ise “Serkiyus” adlı bir Yunanlı olduğu bilinmektedir.


48. Soru

Mehter ne demektir?

Cevap

Mehter, Farsça “mihter” kelimesinin Osmanlılarda aldığı şeklidir. Anlam olarak ulu ve en büyük manasındadır.


49. Soru

17. yüzyılda mehterler kaç bölüme ayrılmıştır?

Cevap

17. yüzyılda mehterler üç bölüme ayrılmıştır. Bunların isimleri ise şunlardır: 1- “mehteran-ı alem” veya “mehteran-ı tabl ü alem” yani alemdarlar ve çalıcı mehterler; 2- “mehteran-ı hayme” yani çadır mehterleri; 3- “iç mehterleri” yani konak ve saraylarda bulunanlar.


50. Soru

Osmanlı mehter teşkilat kaç bölümdür?

Cevap

Osmanlı mehter teşkilatını iki bölümde incelemek gerekir. Bunların bir kısmı, resmî teşkilat içerisinde bulunan “tabl-ü alem” ve yeniçeri mehterleridir. Diğer bir kısmı ise savaş sırasında resmî mehterhaneye geçen ve ona bağlı olarak çalışan, esnaf mehterleridir.


51. Soru

Mehterlerin çaldığı çalgılar nasıl sını?andırılabilir?

Cevap

Tarih boyunca mehterlerin çaldığı çalgılar şöyle sını?andırılabilir:

1- Nefesli Çalgılar: a- Kaba-zurna ve cura-zurnadan oluşan zurnalar, boru, kurrenay, mehter düdüğü, klarnet;

2- Vurmalı Çalgılar: a- Kös, davul, nakkare, tabılbaz, de;

3- Ziller-Çıngıraklar: a- Zil, çevgan.


52. Soru

Mızıka-i Humayun nedir?

Cevap

Osmanlı İmparatorluğu’nda çoksesli müziğin başlangıcı, Sultan II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması ve dolayısıyla Mehterhane’nin kaldırılıp yerine 1826 yılında Saray Müzik Okulu da diyebileceğimiz Mızıka-i Humayun’un kurulması ile gerçekleşmiştir.


53. Soru

II. Abdülhamid’in son senelerine doğru saray bandosunu idare eden Türk şe?er kimlerdir?

Cevap

II. Abdülhamid’in son senelerine doğru ise saray bandosunun Türk şe?er tarafından idare edildiği bilinmektedir. Sözkonusu yöneticilerin hepsi de Callisto Guatelli’nin öğrencileri olup sırasıyla Sa?et Bey (ATABİLEN), Zati Bey (ARCA) ve Zeki Bey (ÜNGÖR)’dir.


54. Soru

Türk Beşleri kimdirler?

Cevap

Türkiye’de müzikte ulusalcılık akımı dendiğinde, ilk olarak Türk Beşleri diye de anılan beş besteci ve eğitimci karşımıza çıkmaktadır. Bu isimler: Ahmet Adnan SAYGUN, Ulvi Cemal ERKİN, Necil Kazım AKSES, Cemal Reşit REY ve Hasan Ferit ALNAR’dır.


55. Soru

Cemal Reşit Rey kimdir?

Cevap

Cemal Reşit REY: (1904-1985) Türk besteci, piyanist ve orkestra şefi. Orta öğrenimini Galatasaray’da tamamladıktan sonra mü-
zik eğitimi için önce Paris’e sonra Cenevre’ye gitti. Dönüşünde İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda görev aldı. İstanbul’da bugün var olan pek çok kurumun kurulmasında bizzat görev aldı. Cumhuriyetimizin 100.Yıl Marşı’nın bestecisidir.


1. Soru

Müzik sözcüğünün kökeni nedir?

Cevap

Müzik sözcüğü, musica sözcüğünden gelmiştir.
Musica da Eski Yunanca’daki mousike ya da mousa
sözcüğünden alınmıştır. Mitolojiye göre, Yunanlılar’ın en
büyük tanrısı Zeus’un kızları sayılan dokuz peri kızına da
Mousa (Müz) adı verilirdi. Eski Yunanlılar, bu peri
kızlarının, dünyanın güzelliklerini ve uyumunu
düzenlemekle görevli olduklarına inanırlardı. Bugün tüm
dillerde var olan müzik sözcüğünün, müz kökünden
türetilmiş olduğu kabul edilir.

2. Soru

Estetik kelimesinin kökeni nedir?

Cevap

İnsanlar estetik kelimesini güzellik, güzel
sanatlar ve bunların teorik çalışmaları için kullanırlar.
Estetik ile güzellik arasında belki küçük bir bağlantı
vardır. Kelime his deneyimleri veya algı anlamındaki
Yunanca aisthesis kelimesinden gelmektedir. Ralph
Simith’in açıkladığı gibi, estetik terimi bir şeyin dış
görünüşü ve yaradılışından çok algıyı ve düşünmeyi
anlatır.

3. Soru

Müziğin estetiği hangi temel varsayımlar üzerine
kuruludur?

Cevap

Müziğin estetiği dört temel varsayım üzerine
kuruludur. Birinci varsayıma göre müzik, eserlerin veya
nesnelerin bir koleksiyonudur. İkinci varsayım, müzik
eserlerinin ancak estetik olarak dinlenebileceği savına
dayanır. Müzik eserlerini estetik olarak dinlemek demek,
onun sözde estetik özelliklerine, yapısal elementlerine ve
nitelik özelliklerine odaklanmak demektir. Üçüncü
varsayıma göre, müzik eserlerinin değeri, her zaman
kendine özgü ve içtendir. Bir müzik eserinden özel bir
çeşit duygusal oluşum veya tarafsız bir zevk alma
anlamına gelen estetik deneyimi öne çıkaran dördüncü
varsayıma göre, eğer dinleyiciler, müziği estetik olarak
dinlerlerse estetik bir deneyim kazanacaklardır.

4. Soru

Müziği oluşturan Ana Ögeler nedir?

Cevap

Birtakım ses kümelerini müzik diye
tanımlayabilmemiz için mutlaka bu ses kümelerinin
ritmik, melodik ve armonik yapılarının var olması gerekir.
İşte bu üçlüye Ana Ögeler adı verilmiştir.

5. Soru

Müziği oluşturan Yabancı Ögeler nedir?

Cevap

Söz ve hareketin yer aldığı öğeler Yabancı
Ögelerdir.

6. Soru

Müziğin kökenleri hangi tarihe dayanmaktadır?

Cevap

Müziğin kökenleri insanlığın oluşumu kadar
eskidir. Nerede, nasıl ve ne zaman doğduğu kesin olarak
belli değildir. İnsan kulağı ve bu kulağın sistemi,
olağanüstü olanaklara sahip alıcı ve verici ses aygıtı
olduğundan, ses müziği insanlık kadar eskidir denilebilir.
Bunun yanında insan aklı, sadece duyumlarla da
yetinmeyerek çok eskilerden beri çeşitli çalgıların yapımı
ile de uğraşmış, parmaklarındaki yetenekleri bunları
kullanmaya doğru yönlendirmiştir. Müzik yazısı
diyebileceğimiz notayı bularak gözlerini de müzik
yönünde kullanmaya başlamıştır. Sesi sözlerle melodi
hâline getirmiş ve şarkılar ortaya çıkarmıştır. Bütün bu
buluşların kesin kökenleri ise tarihin içerisinde yok olup
gitmiştir. Müzik tarihinde çok ileri dönemlerdeki
buluşların kökenlerinden söz edebilmek, günümüzde
ancak mümkün olabilmektedir. Örneğin yayla çalınan
çalgıların başlangıcı, tuşla çalgıların doğuşu, kontrpuan ve
armoninin ortaya çıkışı vb. gibi. Bu tarz kökenlerle dahi
uğraşmak, çoğu zaman soyut tahminlere dayanılarak
yapılabilmektedir. Daha doğrusu müzik tarihi nispeten
yeni bilimlerden sayılır. Bu nedenlerle uzak çağlar
hakkındaki problemlerin çoğu, günümüzde şimdilik
kaydıyla karanlık görünmektedir.

7. Soru

Müzik, toplumun hangi alanlarında var olmuştur?

Cevap

Müzik, her ülkede hem son derecede uzun
yaşamlı olmuş hem de olağanüstü bir yayılma yeteneği
göstermiştir. Bu nedenden dolayı, çeşitli türdeki
müziklerin birbirleri üzerindeki etkileri de daima canlı ve
devamlı olmuştur. Müzik, toplumların her seviyesindeki
insanlar arasında önemli bir rol oynamıştır. Yaş ve kültür
farkı tanımadan, her köşede aktif olarak kalmasını
bilmiştir. Orduda, ayinlerde, okullarda, saraylarda,
köylerde ve törenlerin her çeşidinde yer alarak türlü türlü
seviyelerde var olmuştur.

8. Soru

Anadolu’da inanç ile ibadetlere eşlik eden müziğin
nasıl bir rolü olmuştur?

Cevap

Müzik toplumların yalnızca günlük yaşamına
değil, inanç dünyalarına da girmiş sadece sevinç ve
kederlerine değil tanrılarına ibadetlerine de eşlik etmiştir.
Anadolu’da Neolitik Çağ’a ait Çatalhöyük kazılarında
ortaya çıkan duvar resimlerindeki dinsel tören
sahnelerinde dans eden avcı figürleri görülür. Hitit,
Urartu, Frig gibi Anadolu’nun güçlü merkezî krallıklarının
sanatında çeşitli müzik enstrümanları çalan müzisyenlerin
eşliğinde gerçekleştirilen ziyafet ve dinî tören sahneleri
önemli yer tutar. Ayrıca arkeolojik kazılarda bulunan
pişmiş toprak, kemik, metal, ahşap, fildişi gibi farklı
malzemelerden yapılmış tüm ya da kırık çeşitli müzik
aletleri bugün Anadolu’daki pek çok müze vitrininde
sergilenmekte ve ayrıca müzelerin depolarında
sergilenmeyi/gün ışığına çıkmayı beklemektedir.

9. Soru

Hititlerde müzisyenler nasıl yetiştirilmekteydi?

Cevap

Hitit metinlerinde müzik eğitimiyle ilgili
herhangi bir bilgi yoktur. Bununla birlikte dinî törenlerde
görevli müzisyenlerin Mezopotamya’da olduğu gibi
Anadolu’da
da tapınak okullarında yetiştirildiği düşünülür.

10. Soru

Telli enstrümanların bilinen en eski biçimi hangi
bölgelerde kullanılmıştır?

Cevap

Telli enstrümanların bilinen en eski biçimi arp
olarak anılanlardır. Mezopotamya ve Mısır’da çok yaygın bir kullanımı vardır. Anadolu’da Asur Koloni Çağı’na ait
Konya Karahöyük’te bulunan bir silindir mühür baskısı
üzerinde ve Boğazköy’de bulunan Eski Hitit Çağı’na ait
kabartmalı bir kült vazosu üzerinde arp tasvirleri
belgelenmiştir. Lir, Eski Ön Asya’da ortaya çıkan ikinci
telli çalgı türüdür. Eski Doğu’da yaygın olarak kullanılan
bu enstrümanın Hitit Devri’nde Anadolu’nun en çok
kullanılan müzik aleti olduğu yazılı ve arkeolojik
belgelerden anlaşılmaktadır. Eski Anadolu’da kullanılan
bir diğer telli enstrüman ise bağlamadır.

11. Soru

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde hangi
bölümler bulunmaktadır?

Cevap

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde
bulunan dört temel bölüm şöyle sıralanır: a- Asya Türk
Kavimleri Halk Müziği; b- Anadolu Halk Müziği; c- Halk
Müziği Derleme Çalışmaları; d- Çalgılar.

12. Soru

Divan müziğinde müzik teorilerini kapsayan tarihsel
kaynaklara ne ad verilir?

Cevap

Divan müziğinde çok önemli bir konu da Türk
müzik teorileri ve müzisyenleri ile ilgili çalışmalardır.
Özellikle müzik teorilerini kapsayan tarihsel kaynaklara
bakıldığında, bunların EDVAR adı verilen kitaplarda
toplandıkları görülür. Geçmişte yapılan ve bizim de
yaptığımız araştırmalardan sonra, bu tür kitapların bir
yıllık bir dönem içerisinde yer aldığı ve hiç de
azımsanamayacak ölçüde var olduğu ortaya çıkmıştır.

13. Soru

Türk müzik tarihinde nasıl bir şematik sınıflandırma
vardır?

Cevap

Türk müzik tarihindeki şematik sınıflandırma şu
şekildedir:
1. Geleneksel Müzikler
a. Halk müziği:
• Asya Türk kavimleri halk müziği;
• Anadolu halk müziği;
• Halk müziği derleme çalışmaları;
• Çalgılar.
b. Divan müziği:
• Türk müzik yazıları sistemleri;
• Türk müzik teorileri ve müzisyenleri;
• Çalgılar.
2. Çok Seslilik
a. Osmanlı imparatorluğu Dönemi:
• Türklerin çoksesli müzikle ilk tanışmaları-
• Mızıka-i Hümayun;
• ilk operalar;
• Müzik yayıncıları;
• Besteciler ve icracılar.
B- Cumhuriyet Dönemi: a- Müzik okulları; b- Müzik
kurumları; c- Müzik yayıncıları ve yayınları; d- Besteciler
ve icracılar.

14. Soru

Halk müziğini beslemenin yolları nelerdir?

Cevap

Yapılması gereken çalışmalardan birincisi,
bestecilerimize eserler ısmarlamaktır. Çünkü bu, hem
maddi yönden besteciye destek olacaktır, hem de üstün
nitelikli pek çok eser ortaya çıkabilecektir. Eserler
çoğaldıkça, halk arasında tanınma, yayılma ve sevilme
oranı da artacaktır. İkincisi ise, amatör korolar kurmaktır.
Çünkü koro çalışmalarından çok çabuk netice alınır.
Üçüncü iş, belirli zamanlarda sanat şenlikleri
düzenlemektir. Yaratma ve yorum bakımından, çok sesli
çağdaş Türk müziğinin daha hızlı gelişebilmesi, toplum
yaşantısına girebilmesi ve toplumun sanat gelişmesinin
hızlandırılabilmesi için, yurdun çeşitli yerlerinde, bu sanat
şenliklerini düzenlemek son derece yararlı olacaktır.
Dördüncü iş, müzikli oyunlar hazırlamaktır. Toplumun
sanat zevkinde oyunların ve aynı zamanda müzik zevkinde
de müzikli oyunların ne kadar büyük bir yer aldığı
tartışılmaz bir gerçektir. Beşinci ve çok önemli bir madde
ise iletişim araçlarından faydalanmaktır. Bunlar içinde en
önemli olan iki araç radyo ve televizyondur. Çünkü
insanlar çeşitli nedenlerden dolayı konsere yahut da
tiyatroya gidemeyebilir. Şenliklere katılamayabilir. Fakat
hemen hemen her insan radyo dinler, televizyon seyreder.
Bu açıdan bu iki iletişim aracının oynadığı rol son derece
büyüktür. Altıncı iş, bilinenden bilinmeyene gitmektir.
Her konser programında en az bir tane çoksesli çağdaş
Türk müziği eseri bulunmalıdır. Özellikle gezici
konserlerde bu tür müziğe daha çok önem verilmelidir.
Yedinci ve çok önemli bir iş ise müzik eğitim kurumlarını
kurmak, olanları daha da geliştirmektir. Çünkü bütün bu
çalışmaların olabilmesi için besteciye, araştırmacıya ve
icracıya ihtiyaç vardır. Sekizinci iş, mümkün olduğu kadar
daha çok insana yararlı olabilmektir. Turnelerde devletin
sanat kurumları çok az kalmakta, bir ya da iki konser
vermekte ve çok az sayıda kimseye yararlı olmaktadır.
Bunların daha çok kimseye yararlı olmasını sağlamak, için
gidilen yerlerde bulunan bütün öğrencilerin konser ve
temsillerden yararlanmasını sağlamalı, birkaç konser
öğrencilere ayrılmalı ve geniş halk çevrelerinin de bu türlü
sanat çalışmalarından yararlanması sağlanmalıdır.
Dokuzuncu görev yayıncılıktır. Bir besteciye çeşitli
türlerde eserler yazdırabilirsiniz. Fakat bu çalışmalar
basılıp çoğaltılmazsa, hem kalıcılık kaybolacaktır, hem de
gelecekte pek çok kişi bunların varlığından bile haberdar
olamayacaktır. Bu açıdan acil bir şekilde, nota
yayıncılığına başlamak ve bu yayınları mümkün olduğu
kadar geniş bir sahaya dağıtmak gereklidir.

15. Soru

Yakın Doğu müziklerinin bilimsel temelleri kimler
tarafından atılmıştır?

Cevap

Müşterek Yakın Doğu müziklerinin bazı bilimsel
temelleri Yunanlılar tarafından atılmıştır. Milattan önce 4.
ve 5. yüzyıllarda Pisagorcuların matematik felsefeleri
arkasından teorik, bilimsel ve matematiksel bir konu hâlini
alan müzik, Büyük İskender’in Doğu’daki istilalarını takiben, Hindistan’a kadar olan ülkelerde Selefkiler
Dönemlerinde -küçük yöresel farklarla- bazı ortak Yunan
prensipleri dâhilinde öğrenildi. Çünkü bu yerlerde bir
müddet için Yunan kültürü egemendi.

16. Soru

Yunan sanatının Hindistan’daki etkileri nelerdir?

Cevap

Kandehar Krallığı, MÖ 3. yy. da Yunan âlemi ile
Hint âleminin gayet karakteristik bir birleşme noktası idi.
Kandehar eyaleti, Yunan heykeltıraşlarının eserleri ile
süslenirken -ki birçokları bulunup incelenmişlerdir-
Hindistan’ı son defa istila ile MÖ 120-75 yıları arasında
egemenlik süren Yunan hükümdarı Manander (Hintlilerce
Melinda) zamanında, Hint limanlarında, bir tarafı
Sanskritçe ve diğer tarafı Yunanca yazılı paralar
kullanılırken – ki bunlardan Avrupa müzelerinde pek çok
vardır- Yunan müzikçileri de Hint prenseslerinin
saraylarında ilgi görmekteydiler. MS 1. yy. da yaşayan
Amasyalı Strabon, coğrafyasında “Batılı genç müzikçi
kızlar Hindistan’da hoşa gittiğinden mutlak bir ticaret
malzemesidir” diyor. MÖ 1. yy. da İskenderiyeli
hükümdarların emri altında çalışan ve Kızıldeniz yolu ile
Hindistan’a kadar giden Yunan gemicisi Sizikli Eödoks,
gemisine yük yerine Musika Pesiskarya (Mousica
Paidiscaria) yükletir. Yunan edebiyatı da aynı şekilde
Hindistan’a girmiş değil miydi? Örneğin, Dijor
Krizostume, Hintlilerin Homeros’u tercümesinden
okuduklarını söyler. Yunanca genel bir dildir (Fuşe),
Kanderahar’a göre Karakdoudik kabartmaları üstünde
görülen birkaç çalgıcı resminin, “Kondeharve” denilen, ilk
bilimsel “Sanskrit Müziği” kitabının sahibi (MS 1. yy. da
yaşayan Behrat) de işte bu yedi Kandeharvelerden biri idi,
gerçekten, Behrat’ın, Kuzey Hindistan’dan olduğu
anlaşılmıştır.

17. Soru

Yunan sanatından etkilenen Hint sanatında hangi
okullar ortaya çıkmıştır?

Cevap

Yunan sanatının etkileri altında kalan bu
yüzyıllar Hindistan’ın klasik müziğinde yedişer (yani
toplam 21) yan makama kaynak görevi gören üç “ana
makam” vardır ki üç ayrı okulu temsil ediyorlardı.
Bunlardan bir tanesi asıl Hindistan içerisinde
kullanılmadığı hâlde kutsal sayılıyordu: Adı,
“Kondehar”dır ve geriye çekilmiş “Kondeharve” lerin
ayrımı olarak bilinirler; en eskisidirler. Perde sisteminin
bizim “kanunlara” benzeyen bir alet üzerinde nasıl tespit
olunduğundan söz eder.

18. Soru

“Karu’e” nedir?

Cevap

Yunanlıların “Katapukrus” adını verdikleri
oktavın 24 eşit bölüme (yani diyeze) ayrılmasından ibaret
sisteme göre düzenli “anarmonik” adındaki tetrakort
formülleri, özellikle, milattan sonra İskenderiyeli
Batlamyus ve onu takip edenler elinde çoğalmışlardır:
Karu’e (çeşitlilik) denilen şeyler işte bunlar olup şüphesiz
ki Hindistan’daki benzerine nazaran daha bilimseldirler.
Hindistan’da ise bir alışılmış ayrıntı arzusu üstün geldi.
Hayal ürünü makamların adları, yüzlere çıkarıldı.

19. Soru

Yunan sanatının İran’daki izleri nelerdir?

Cevap

İran coğrafi durum itibarıyla hem asıl Yunan hem
de Greko-Budik müziklerin etkisi altında kaldı (işpigel),
Behram-ı Gör’ün (ölümü 438) büyük bir müziksever
olduğunu, himayesinde “Lir” çalan Yunanlı kızlardan
başka Hindistan’dan getirttiği ve başlıca mesleği müzik
olan usta çingene sanatçılar da bulunduğu yazılmıştır.
Lihtantal’ın dediği gibi, İran müzisyenleri, Yunan
spekilasyoncularının kavgalarına karıştılar. “Musiki”
deyimini bile Yunanca’dan aldılar. İlk İran müzik
teorisyeni “Berbed” olup, Şiraz’da (Çehrem) köyünde
doğmuştur. Arkadaşı “Serkeş”in ise “Serkiyus” adlı bir
Yunanlı olduğu bilinmektedir.

20. Soru

Mehter kelimesinin kökeni ve anlamı nedir?

Cevap

Mehter, Farsça “mihter” kelimesinin
Osmanlılarda aldığı şeklidir. Anlam olarak ulu ve en
büyük manasındadır. Mehter kelimesinin Osmanlılarda ne
zamandan beri kullanıldığı, tam ve kesin olarak açıklığa
kavuşamamıştı.

21. Soru

17. yüzyılda mehterler kaç bölüme ayrılmıştır?

Cevap

17. yüzyılda mehterler üç bölüme ayrılmıştır.
Bunların isimleri ise şunlardır: “mehteran-ı alem” veya
“mehteran-ı tabl ü alem” yani alemdarlar ve çalıcı
mehterler; 2- “mehteran-ı hayme” yani çadır mehterleri; 3-
“iç mehterleri” yani konak ve saraylarda bulunanlar.

22. Soru

Osmanlılarda ilk mehterhanenin oluşumu nasıl
gerçekleşmiştir?

Cevap

Osmanlılarda ilk mehterhanenin oluşumu,
Selçuklu Sultan’ının, Osman Gazi’ye hâkimiyet belirtisi
olarak “tuğ” göndermesi ile başlar. Osmanlı Askerî
Müziği, Osman Gazi zamanında hayat bulduktan sonra,
savaşlarda yer almaya başlamıştı.

23. Soru

Osmanlılarda mehterhane teşkilatında ilk gelişme ne
zaman gerçekleşmiştir?

Cevap

Bu teşkilatta ilk gelişme, genişleme Fatih
devrinde başlamıştır. Fatih devrinde mehter müziğine
verilen önem, daha sonraki devirlerde de devam etmiştir.
Mehterhane teşkilat ve kanunlarındaki yenilik Kanuni
Sultan Süleyman zamanında olmuş, yabancı temsilcilerin
bulunduğu divanlarda, mehterhane takımı yer almıştır

24. Soru

Osmanlı mehter teşkilatı kaç bölümde
incelenmektedir?

Cevap

Osmanlı mehter teşkilatını iki bölümde
incelemek gerekir. Bunların bir kısmı, resmî teşkilat
içerisinde bulunan “tabl-ü alem” ve yeniçeri mehterleridir.
Diğer bir kısmı ise savaş sırasında resmî mehterhaneye
geçen ve ona bağlı olarak çalışan, esnaf mehterleridir.

25. Soru

Mehter müziği nedir?

Cevap

Mehter müziğini, mehter çalgıları ile yapılan bir
müzik türü diye de tarif edebiliriz. Mehterhanelerde,
askerî müzik çalanlara da eğlence için müzik yapanlara da
mehter adı verilmekte idi.

26. Soru

Türklerde askeri müzikte hangi çalgılar kullanılmıştır?

Cevap

Türklerde askerî müziğin ilk belgelerini, eski
Türk yazıtlarında bulabilmek mümkündür. 8. yüzyılda
yazılmış olan Orhun yazıtlarından fine Usu yazıtında
köbrüğe ve tuğ adlı çalgılara rastlanılmaktadır. fiine-Usu
yazıtında “üç tuglıg Türk budunig” ve “tuğ taşıkır yelme
eri” diye bazı sözcüklere rastlanılmaktadır. Tuğ kelimesi
kös ve davul, nevbet davulu, mehterhane ve sarıcak
anlamlarını içerir. “Tuğum tikip uruldı” cümlesi, tuğ’un
sancak-davul anlamında kullanıldığını belirtmektedir. 11.
yüzyılda ise “küvrüg” (kös), “tuğ” (davul), “borguy”
(boru) ve “çeng” (zil) çalgıları, çeşitli Türk kavimleri
içerisinde kullanılmıştır. Boru, 12. yüzyılda nay-i Türki
adını alıp, savaşlarda çalınmıştır. Kaşgarlı Mahmut da
borunun savaşlar sırasında kullanıldığını belirtmiştir.
İslamiyet’ten önceki Türk “tuğ” unun izleri 15. yüzyıl
başında Hoca Abdükladir-i Meragi tarafından tespit
edilmiştir. Bu çalgı, dokuz adetden fazla olamıyordu. Bu
dokuz “tuğ” geleneği Osmanlı Dönemi’nde de
korunmuştur.
Askerî müzik takımlarını Abbasilerde, Harzemşahlarda,
Büyük Selçuklularda, Anadolu Selçuklularında,
İlhanilerde, Memlüklerde ve Anadolu Beyliklerinde
görmekteyiz. Askerî müzik takımlarına özgü bazı çalgılar
hariç olmak üzere, esnaf mehterleri, “zurna”, “davul”,
“nakkare” ve “boru” çalıyorlardı. Esnaf mehterleri, askerî
mehterlerin dışında “def” adı verilen çalgıyı da
kullanıyorlardı. Fakat “def” daha sonraları askerî
mehterhaneye girmiştir. Mehter müziği, mehter çalgıları
ile çalınan askerî müziği eğlence içerisine alır. Çeşitli tür
eserlerin bir araya geldiği mehter müziğinde, kendine
özgü öyle bir renk vardır ki bu müzik yapısından ve
çalgıların karakterinden ortaya çıkmıştır.

27. Soru

Tarih boyunca mehterlerin çaldığı çalgılar nasıl
sınıflandırılmaktadır?

Cevap

Tarih boyunca mehterlerin çaldığı çalgılar şöyle
sınıflandırılabilir:
1- Nefesli Çalgılar: Kaba-zurna ve cura-zurnadan oluşan
zurnalar, boru, kurrenay, mehter düdüğü, klarnet;
2-Vurmalı Çalgılar: Kös, davul, nakkare, tabılbaz,
3- Ziller Çıngıraklar: Zil, çevgan.

28. Soru

Osmanlı İmparatorluğu’nda çok sesli müziğin
başlangıcı nasıl gerçekleşmiştir?

Cevap

Osmanlı İmparatorluğu’nda çok sesli müziğin
başlangıcı, Sultan II. Mahmut tarafından Yeniçeri
Ocağı’nın kapatılması ve dolayısıyla Mehterhane’nin
kaldırılıp yerine 1826 yılında Saray Müzik Okulu da
diyebileceğimiz Mızıka-i Humayun’un kurulması ile
gerçekleşmiştir. Padişah II. Mahmud’un emri ile yapılan
çalışmalar sonucunda bugünkü İstanbul Teknik
Üniversitesi’nin Taşkışla Binası’nda Mızıka-i Hümayun
adı altında Doğu ve Batı Müziği bölümlerinden oluşan bir
kurum 1826 yılında kurularak 1827 yılında faaliyete geçti.

29. Soru

Cumhuriyet Türkiye’sinde müzikte ulusalcılık akımı
dendiğinde ilk olarak hangi besteci ve eğitimciler
karşımıza çıkmaktadır?

Cevap

Türkiye’de müzikte ulusalcılık akımı dendiğinde,
ilk olarak Türk Beşleri diye de anılan beş besteci ve
eğitimci karşımıza çıkmaktadır. Bu isimler: Ahmet Adnan
SAYGUN, Ulvi Cemal ERKiN, Necil Kazım AKSES,
Cemal Reşit REY ve Hasan Ferit ALNAR’dır.

30. Soru

Ahmet Adnan SAYGUN kimdir?

Cevap

İlk müzik eğitimini İzmir’de İsmail Zühtü
Kuşçuoğlu’ndan aldı. 1928 yılında açılan sınavı kazanarak
devlet adına müzik eğitimi almak için Paris’e gönderildi.
1936 yılında Türkiye’de derleme çalışmaları yapan büyük
Macar besteci bela Bartok ise Çukurova derleme
gezilerine katıldı. Saygun geleneksel ezgileri ve
çalgılarımızı araştıran ve bunlardan yola çıkarak ulusal
müziğimize yön veren en önemli bestecilerimizin başında
gelmektedir. Öz Soy Operası ve Yunusemre Oratoryosu
en tanınmış eserlerinin başında gelir.

31. Soru

Ulvi Cemal ERKİN kimdir?

Cevap

Türk besteci, piyanist ve orkestra şefi.
Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra 1925 yılında devlet
adına Paris’e gönderildi. Yapıtlarında özellikle Türk halk
müziği temalarını ve yerel müzik renklerini kullanan
önemli birinci kuşak bestecilerimizdendir. Köçekçe
orkestra süiti, en tanınmış yapıtlarındandır

32. Soru

Necil Kazım AKSES kimdir?

Cevap

İlk müzik eğitimine İstanbul Belediye
Konservatuvarı’nda başladı. Viyana Devlet Müzik
Akademisi ve Prag Devlet Konservatuvarı’nda eğitimini
tamamladı. Özellikle makamsal yapıları eserlerinde sıkça
kullandı. Itri’nin Neva-Kar’ı üzerine Scherzo adlı orkestra
eseri en tanınmış yapıtlarındandır.

33. Soru

Cemal Reşit REY kimdir?

Cevap

Türk besteci, piyanist ve orkestra şefi. Orta
öğrenimini Galatasaray’da tamamladıktan sonra müzik
eğitimi için önce Paris’e sonra Cenevre’ye gitti.
Dönüşünde İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda görev
aldı. İstanbul’da bugün var olan pek çok kurumun
kurulmasında bizzat görev aldı. Cumhuriyetimizin 100.Yıl
Marşı’nın bestecisidir.

34. Soru

Hasan Ferit ALNAR kimdir?

Cevap

İlk müzik eğitimine 12 yaşından itibaren kanun
öğrenmek suretiyle başladı. Mühendislik eğitimini yarıda
bırakarak Viyana Devlet Müzik Akademisi’nde müzik
eğitimi aldı. Ankara Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni
Orkestrası’nın başına atandı. Kanun Konçertosu, en
tanınmış orkestra eserleri arasında yer almaktadır.

35. Soru

Türkiye’de Cumhuriyet yönetimlerinin, ulusalcılık ve
ulusal kültürü çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırma
ilkelerine temel nitelikteki örnekler hangileridir?

Cevap

Bu konudaki temel nitelikteki örneklemeleri şu
şekilde sıralayabiliriz:
a. Mızıka-i Hümayunun tüm kadrosu ile beraber
Ankara’ya taşınması ve 2021 sayılı yasa ile
Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir orkestra haline
dönüştürülmesi;
b. Mızıka-i Hümayunun askerî bando kısmının
Armoni Mızıkasına dönüştürülüp Millî Savunma
Bakanlığı’na bağlanması;
c. 1936 yılında 4701 sayılı yasa ile Riyaseti
Cumhur Filarmoni Orkestrası’nın kuruluşu;
d. 1957 yılından itibaren 6940 sayılı yasa ile aynı
orkestranın Riyaseti Cumhur Senfoni Orkestrası
adını alışı;
e. 1947 yılında ilk bale okulunun İstanbul’da
kurulması ve sonradan aynı okulun 1950 yılında
Ankara Devlet Konservatuarı’na bağlanması;
f. 1930 yılında Gülhane Parkı’nın Alay Köşkü’nde
ilk Opera Cemiyeti’nin kuruluşu;
g. 1936 yılında dünyaca ünlü yönetmen Karl
Ebert’in Türkiye’ye gelişi ile beraber, Ankara
Devlet Konservatuarı’nda Tiyatro Bölümü ve
Opera Bölümü’nün kuruluşu;
h. 1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu;
9- 1949 yılında özel yasa ile çalışmaya başlayan
Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin oluşumu;
i. 1948 yılında çıkartılan 2545 sayılı Harika
Çocuklar Yasası’nın oluşumu, Cumhuriyet
Türkiye’sinde devletin sanata karşı verdiği üstün
uğraşıların bir bölümü olarak bizlere
yansımaktadır.

36. Soru

Müzik sözcüğünün kökeni nedir?

Cevap

Müzik sözcüğü, musica sözcüğünden gelmiştir. Musica da Eski Yunanca’daki mousike ya da mousa sözcüğünden alınmıştır. Mitolojiye göre, Yunanlılar’ın en büyük tanrısı Zeus’un kızları sayılan dokuz peri kızına da Mousa (Müz) adı verilirdi. Eski Yunanlılar, bu peri kızlarının, dünyanın güzelliklerini ve uyumunu düzenlemekle görevli olduklarına inanırlardı. Bugün tüm dillerde var olan müzik sözcüğünün, müz kökünden türetilmiş olduğu kabul edilir.

37. Soru

Müzik nasıl tanımlanır?

Cevap

Gerçekte müziği estetik algılama ile beraber bütünleşik olarak oluşan, sesler ile sessizliklerin beraberliği olarak tanımlarız.

38. Soru

Estetik nedir?

Cevap

İnsanlar estetik kelimesini güzellik, güzel sanatlar ve bunların teorik çalışmaları için kullanırlar. Estetik ile güzellik arasında belki küçük bir bağlantı vardır. Kelime his deneyimleri veya algı anlamındaki Yunanca aisthesis kelimesinden gelmektedir. Ralph Simith’in açıkladığı gibi, estetik terimi bir şeyin dış görünüşü ve yaradılışından çok algıyı ve düşünmeyi anlatır.

39. Soru

Müzikte estetik kavramını ilk kez kim ortaya atmıştır?

Cevap

Müzikte estetik kavramını ilk kez Filozof James Mursell ortaya atmıştır. “Human Values in Music Education” adlı eserinde Mursell, müzikteki estetik kavramı şöyle açıklamaktadır: “Müzik ne resim boyar ne hikâye anlatır ne de düşüncelerini rahatça ifade edebilen kavramlar sistemine sahiptir. O bizim için güneşin batışını boyamaz, yasak aşkı yeniden hikâye etmez. Müzik duygusal özünü kendi tonundan alır. Bu psikolojik bir gerçektir. Bundan dolayı, tüm sanatlar içinde müzik, en saf ve en duygusal olanıdır.”

40. Soru

Müziğin öğeleri nelerdir?

Cevap

Müziği oluşturan ögeleri Ana Ögeler ve Yabancı Ögeler başlıkları altında iki gurupta incelemek mümkündür. Birtakım ses kümelerini müzik diye tanımlayabilmemiz için mutlaka bu ses kümelerinin ritmik, melodik ve armonik yapılarının var olması gerekir. İşte bu üçlüye Ana Ögeler adı verilmiştir. Söz ve hareketin yer aldığı Yabancı Ögeler ise, bütün müzik yapıtlarında yer almayabilir.

41. Soru

Milattan önceki uygarlıklarda müzik kaç kültür bölgesinde ele alınabilir?

Cevap

Müzik tarihinde asıl olarak, milattan önceki uygarlıklara bağlı tekseslilik seviyesini ve o seviyenin milattan sonra da yaşayabilmiş olan kollarını, üç kültür bölgesinde ele almak gerekir:

a) Uzak Doğu Müzikleri Kültürü

b) Yakın Doğu Müzikleri Kültürü

c) Yunan-Roma Müzikleri Kültürü.

42. Soru

Telli çalgıların en eski biçimi hangisidir?

Cevap

Telli enstrumanların bilinen en eski biçimi arp olarak anılanlardır.

43. Soru

Müzik aletleri nasıl sınıflandırılır?

Cevap

Bu müzik enstrumanları günümüz sını?andırmasına göre telli, vurmalı ve ü?emeli enstrumanlar olarak sını?andırılabilir.

44. Soru

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde bulunan dört temel bölüm hangileridir?

Cevap

Türk müzik tarihi açısından halk müziğinde bulunan dört temel bölüm şöyle sıralanır:

a- Asya Türk Kavimleri Halk Müziği;

b- Anadolu Halk Müziği;

c- Halk Müziği Derleme Çalışmaları;

d- Çalgılar

45. Soru

Divan müziğinde sını?andırma nasıl yapılmalıdır?

Cevap

Divan müziğinde ise bizce sını?andırmanın üç ayrı başlıkta yapılması gerekir. Bunlar: a-Türk müzik yazıları sistemleri, b-Türk müzik teorileri ve müzisyenleri, c-Çalgılar’dır.

46. Soru

Türk müzik tarihindeki şematik sını?andırma nasıl yapılır?

Cevap

Türk müzik tarihindeki şematik sını?andırma şu şekildedir:
1- GELENEKSEL MÜZİKLER
A- Halk müziği: a- Asya Türk kavimleri halk müziği; b- Anadolu halk müziği; c- Halk müziği derleme çalışmaları; d- Çalgılar.
B- Divan müziği: a- Türk müzik yazıları sistemleri; b- Türk müzik teorileri ve müzisyenleri; c- Çalgılar.
2- ÇOK SESLİLİK
A- Osmanlı İmparatorluğu Dönemi: a- Türklerin çoksesli müzikle ilk tanışmaları; b- Mızıka-i Hümayun; c- İlk operalar; d- Müzik yayıncıları; e- Besteciler ve icracılar.
B- Cumhuriyet Dönemi: a- Müzik okulları; b- Müzik kurumları; c- Müzik yayıncıları ve yayınları; d- Besteciler ve icracılar.

47. Soru

İlk İran müzik teorisyeni kimdir?

Cevap

İlk İran müzik teorisyeni “Berbed” olup, Şiraz’da (Çehrem) köyünde doğmuştur. Arkadaşı “Ser-keş” in ise “Serkiyus” adlı bir Yunanlı olduğu bilinmektedir.

48. Soru

Mehter ne demektir?

Cevap

Mehter, Farsça “mihter” kelimesinin Osmanlılarda aldığı şeklidir. Anlam olarak ulu ve en büyük manasındadır.

49. Soru

17. yüzyılda mehterler kaç bölüme ayrılmıştır?

Cevap

17. yüzyılda mehterler üç bölüme ayrılmıştır. Bunların isimleri ise şunlardır: 1- “mehteran-ı alem” veya “mehteran-ı tabl ü alem” yani alemdarlar ve çalıcı mehterler; 2- “mehteran-ı hayme” yani çadır mehterleri; 3- “iç mehterleri” yani konak ve saraylarda bulunanlar.

50. Soru

Osmanlı mehter teşkilat kaç bölümdür?

Cevap

Osmanlı mehter teşkilatını iki bölümde incelemek gerekir. Bunların bir kısmı, resmî teşkilat içerisinde bulunan “tabl-ü alem” ve yeniçeri mehterleridir. Diğer bir kısmı ise savaş sırasında resmî mehterhaneye geçen ve ona bağlı olarak çalışan, esnaf mehterleridir.

51. Soru

Mehterlerin çaldığı çalgılar nasıl sını?andırılabilir?

Cevap

Tarih boyunca mehterlerin çaldığı çalgılar şöyle sını?andırılabilir:

1- Nefesli Çalgılar: a- Kaba-zurna ve cura-zurnadan oluşan zurnalar, boru, kurrenay, mehter düdüğü, klarnet;

2- Vurmalı Çalgılar: a- Kös, davul, nakkare, tabılbaz, de;

3- Ziller-Çıngıraklar: a- Zil, çevgan.

52. Soru

Mızıka-i Humayun nedir?

Cevap

Osmanlı İmparatorluğu’nda çoksesli müziğin başlangıcı, Sultan II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması ve dolayısıyla Mehterhane’nin kaldırılıp yerine 1826 yılında Saray Müzik Okulu da diyebileceğimiz Mızıka-i Humayun’un kurulması ile gerçekleşmiştir.

53. Soru

II. Abdülhamid’in son senelerine doğru saray bandosunu idare eden Türk şe?er kimlerdir?

Cevap

II. Abdülhamid’in son senelerine doğru ise saray bandosunun Türk şe?er tarafından idare edildiği bilinmektedir. Sözkonusu yöneticilerin hepsi de Callisto Guatelli’nin öğrencileri olup sırasıyla Sa?et Bey (ATABİLEN), Zati Bey (ARCA) ve Zeki Bey (ÜNGÖR)’dir.

54. Soru

Türk Beşleri kimdirler?

Cevap

Türkiye’de müzikte ulusalcılık akımı dendiğinde, ilk olarak Türk Beşleri diye de anılan beş besteci ve eğitimci karşımıza çıkmaktadır. Bu isimler: Ahmet Adnan SAYGUN, Ulvi Cemal ERKİN, Necil Kazım AKSES, Cemal Reşit REY ve Hasan Ferit ALNAR’dır.

55. Soru

Cemal Reşit Rey kimdir?

Cevap

Cemal Reşit REY: (1904-1985) Türk besteci, piyanist ve orkestra şefi. Orta öğrenimini Galatasaray’da tamamladıktan sonra mü-
zik eğitimi için önce Paris’e sonra Cenevre’ye gitti. Dönüşünde İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda görev aldı. İstanbul’da bugün var olan pek çok kurumun kurulmasında bizzat görev aldı. Cumhuriyetimizin 100.Yıl Marşı’nın bestecisidir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!