Türk İdare Tarihi Dersi 1. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Türk İdare Tarihi Dersi 1. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Eski Türklerde Yönetim Yapısı

Orta Asya: Yas¸am Ve Cogˆrafya

Tarihimizdeki ilk yo¨netim yapıları go¨c¸ebe devletlerde go¨ru¨lmu¨s¸ ve yaklas¸ık u¨c¸ bin yıl o¨nce yas¸ayan tarım toplumlarının sınırlarında kayıtlara gec¸irilmis¸tir.

Eski Tu¨rklerin yas¸am bic¸imlerine ve Orta Asya tarihi ic¸indeki yerlerine tarım topluluklarıyla kurdukları ilis¸kilerden ve yerles¸ik hayata gec¸ildigˆinde u¨retilen yazılı kaynaklardan ulas¸ılmaktadır.

Eski Tu¨rklerin gec¸im kaynagˆının temelini Go¨c¸ebe c¸obanlık olus¸turmaktadır. Yasam bic¸imini de belirleyen go¨c¸ebe c¸obanlık, hayvanların evcilles¸tirilmesiyle beliren u¨retim ve yasam bic¸imidir. I·klimsel kos¸ulların degˆis¸kenligˆi ve c¸ayırlık alanların sınırlılıgˆı, go¨c¸ebeligˆin hayat tarzını belirlemektedir.

Canlı hayvan ve hayvan u¨ru¨nleri kars¸ılıgˆında C¸inliler’ den tarım u¨ru¨nleri alan go¨c¸ebeler, ticari bir do¨ngu¨ye dahil olmaktadır. Orta Asya siyasi tarihinde meydana gelen savas¸ların bu dolas¸ımda meydana gelen aksaklıklar ya da anlas¸mazlıklar sebebiyle cereyan ettigˆi go¨ru¨lmektedir.

Tarımsal u¨retimin sagˆlandıgˆı topraklar dar noktalarda yogˆunlas¸ırken, gelis¸en hayvansal u¨retim c¸ok daha genis¸topraklar u¨zerinde ancak yapılabilmektedir. Bu durum paylas¸ım mu¨cadelesine ve savas¸c¸ı bir karaktere davetiye c¸ıkarmaktadır. Mu¨cadele alanının genis¸ligˆi, anlık hava degˆis¸imleri ve du¨s¸man baskınları nedeniyle bozkır toplulukları ic¸in at hayatin vazgec¸ilmez bir parc¸asıdır. Benzer gerekc¸elerle c¸adır ve at arabaları konaklama bic¸imleri olmus¸tur.

Cogˆrafyaya hakim olan du¨zensizlik ortamı, aileleri kabilelere, kabileleri de boylara dogˆru su¨ru¨klemis¸tir. Otlak ve su¨ru¨lerin korunması ihtiyacı kabileleri bir araya getirirken bu birliktelikler daha karlı ittifaklar sebebiyle uzun soluklu yapıları engellemis¸ bu sebeple bozkır u¨zerinde kalıcı devletler kurmak zorlas¸mıs¸tır.

Tu¨rkler Tarih Sahnesinde

Tu¨rklerin tarih sahnesinde ilk defa ne zaman yer aldıkları tartıs¸malı bir konu olmakla beraber Tu¨rkc¸enin M.O¨. 3000- 500 arasında konus¸uldugˆu bilinmektedir. Bu tarihlerde C¸in kaynaklarında Tu¨rk topluluklarını is¸aret eden satırlara rastlanmaktadır.

I·lk devlet o¨rgu¨tlenmesi, C¸in istila hareketleriyle mu¨cadele eden Hunların lideri Mete tarafından, c¸evre boy ve klanları kendi liderligˆi altında toplayarak imparatorlugˆu ilan etmesiyle gerc¸ekles¸mis¸tir (M.O¨. 210 – 174). Kis¸iye / hanedana sadakat ekseninde bir araya gelen bu ilk siyasi o¨rgu¨tlerin en o¨nemli o¨zelligˆi; yu¨ksek bir disipline ve tamamen askeri bir yapıya sahip olmasıydı.

Hun kagˆanı kendisini C¸in imparatoru gibi “Go¨gˆu¨n Ogˆlu” saymaktaydı. Bu etkili niteleme I·slamiyet’e kadar neredeyse tu¨m yo¨neticilerin bas¸lıca referans noktası olacaktır.

Veliaht prensler veya hanedan mensupları, tahta yakınlıgˆına go¨re imparatorlugˆun dogˆu ve batı yarısının bas¸ına atanıyordu. Hun toplumu bu iki kanada ayrılan toplam yirmi do¨rt kavimden olus¸maktaydı. Devlet tes¸kilatı toplumla o¨zdes¸les¸mis¸ ve adeta su¨rekli seferde olan bir ordu go¨ru¨nu¨mu¨ndeydi.

Gu¨nu¨mu¨ze kadar ulas¸an kral mezarlarından c¸ıkarılan bronz kabartmalar, yes¸im tas¸ları, ipekli dokumalar, renkli kumas¸lar, tas¸kın bir fantezi ve canlılıkla is¸ledikleri geyik ve koc¸ figu¨rleri Hun imparatorlugˆunda gelis¸mis¸ zanaatc¸ılıgˆın en gu¨zel go¨stergeleridir.

Gerek veraset sorunları gerek kavimlerin merkeze isyanıyla parlak gu¨nlerinden uzaklas¸an Hun’lar, C¸in’in mu¨dahaleleri ile kısa su¨rede dagˆılma noktasına geldi. Bu dagˆılmalar, devlet aklına ve veraset sistemine keskin prensipler getiren Fatih Kanunnamesi’ ne degˆin, I·slamiyet o¨ncesi ve sonrası Tu¨rk devletlerinde pek c¸ok defa yas¸anacaktır.

Tu¨rklerin bir kez daha devletli toplum olarak sahneye c¸ıkması 500 yıl sonra Go¨ktu¨rklerle mu¨mku¨n olmus¸tur. Varlıklarını kısa surede kabul ettiren bu yeni halk kendilerini “Ko¨k-Tu¨rk” yani “mavi-kutsal” olarak ifade etmis¸ler ve soylarının Hunlara dayandıgˆına inanmıs¸lardır. Soylarını efsanevi o¨gelerle anlatmayı sec¸en Go¨ktu¨rkler, kurucu ataların dis¸i bir kurt tarafından yetis¸tirilmesi so¨ylencesine inanmıs¸ ve devlet sancagˆında kurt motifine yer vermis¸lerdir.

O¨tu¨ken adı verilen nehirler ve ormanlarla c¸evrili kuzey Mogˆolistan bo¨lgesi, en bas¸ından itibaren imparatorlugˆun esas merkezi olarak sivrilir.

Devletin sınırlarını ve hazinesini bu¨yu¨ten Go¨ktu¨rkler, Afganistan platolarına yayılarak Sasaniler’e (I·kinci PersI·mparatorlugˆu da denen I·ran Devleti) koms¸u olurlar ve yo¨netimden edebiyata pek c¸ok sahada onlardan etkilenirler.

I·pek Yolu gelirlerinin paylas¸ımında yas¸anan anlas¸mazlıklar nedeniyle Sasanilerle kars¸ı kars¸ıya gelen Go¨ktu¨rkler, Bizanslılarla sagˆlam bir ittifak kurmus¸lardır. Go¨ktu¨rklerin u¨c¸u¨ncu¨ nesilden itibaren Dogˆu ve Batı arasında Hunlardan as¸ina oldugˆumuz veraset sorunları yas¸anacaktır. 650’lere gelindigˆinde C¸inli bu¨rokratların akıllı manevraları, Go¨ktu¨rk imparatorlugˆunun sonunu getirmis¸tir.

I·lteris¸, 680-691 yılları arasında kendisine kagˆan unvanı kazandırmıs¸ ve Tu¨rkleri bir kez daha Mogˆolistan’ın hakimi kılacak olan ikinci Go¨k-Tu¨rk veya kitaplarda gec¸tigˆi ismiyle Kutluk I·mparatorlugˆunu kurmus¸tur.

Bir kere daha devletin sonunu getirecek veraset yasalarının is¸letildigˆi go¨ru¨lmektedir. U¨lke ic¸inde go¨c¸ebe Karlukların ve hemen ardından Tu¨rges¸lerin uzun soluklu, sert bas¸kaldırıları Batı Go¨k-Tu¨rkleri hedeflerinden ve gu¨cu¨nden uzaklas¸tırır. Dogˆu’da ise tahta silik karakterli bir hu¨ku¨mdarın c¸ıkması, c¸o¨zu¨lmeye yatkın kabile bagˆlarını tehdit eder. Su¨rekli olarak Ogˆuzlar, Karluklar ve C¸inlilerle mu¨cadele ic¸inde olan u¨c¸u¨ncu¨ Tu¨rk devletinin 734 yılında sonuna gelinmis¸tir ve 741’ de farklı karakterleriyle tarih sahnesine c¸ıkan digˆer bir Tu¨rkI·mparatorlugˆu’nun yani Uygurların kurulmasına yol ac¸mıs¸tır.

Uygurlar, Mogˆolistan cogˆrafyasını Karluklar ile paylas¸ma yoluna gitmis¸lerdir. Eski Tu¨rk devletlerinin mirasına sahip c¸ıkan Uygur hu¨ku¨mdarları, taht merkezi olarak kendisine O¨tu¨ken ormanlarını sec¸erek, Karlukları batının, kendilerini de dogˆunun hu¨ku¨mdarı olarak go¨stermis¸lerdir.

Uygurlarda en o¨nemli degˆis¸im inanc¸ sisteminde go¨ru¨lmu¨s¸tu¨r. Uygurların, C¸in toprakları u¨zerindeki istilaları ve Uygur hu¨ku¨mdarlarının C¸in ku¨ltu¨ru¨ ile kurdukları dogˆrudan ilis¸kiler, o¨nce Maniheizm (Hz. I·sa. Zerdu¨s¸t ve Buda o¨gˆretilerini harmanlayan, Pers I·ran’ında yas¸ayan Mani’nin gelis¸tirdigˆi inanc¸ sistemi) dininin Tu¨rkler arasında yaygınlas¸masına daha sonra da resmi din olarak kabul edilmesine yol ac¸mıs¸tır. Yeni dinin devlet tes¸kilatına etkisi, Mani rahiplerinin karar alma mekanizmalarına dahil edilmeleriyle artmıs¸tır.

Uygurları kendinden o¨nceki Tu¨rk devletlerinden ayıran bas¸at o¨zelligˆi yerles¸ik hayata gec¸mis¸ olmalarıydı. Bu sayede Maverau¨nnehir Bo¨lgesi’nde I·ranlılardan go¨rdu¨kleri yazıyı kendi dil yapılarına go¨re degˆis¸tirip “Uygur Alfabesi”ni gelis¸tirmis¸lerdir.

840’ta Uygurların Kırgızlar o¨nu¨nde bas¸arısızlıgˆa ugˆrayıp tarih sahnesinden c¸ekilirken Tu¨rklerin devlet tes¸kilatı, tam anlamıyla bas¸kalas¸mıs¸tı.

Devlet Tes¸kilatının Toplumsal Ko¨kenleri

Tu¨rk devlet tes¸kilatının temeli “aile” (aul) u¨nitesine dayanmaktaydı. C¸oban hayatı ve mirasla ilgili geleneklerin genis¸ aile tipinin olus¸umunu ve buna bagˆlı bir toplumsal yapının olus¸masını engelledigˆi go¨ru¨lmektedir. Toplumsal hiyerars¸ide ailelerin bir basamak u¨zerinde boylar bulunmaktaydı.

I·mparatorlugˆa karakterini veren federatif yapılanmanın boylarda bas¸ladıgˆı so¨ylenebilir. Boyların bir araya gelmesiyle de toplumsal katmanın bir u¨st as¸amasında bulunan ve daha karmas¸ık bir o¨rgu¨tlenme modeline is¸aret eden bodunlar meydana gelmektedir.

Eski Tu¨rkler devleti, “il” ve “el” kavramlarıyla kars¸ılamıs¸tır. Devlet yapılanması hedefini kıtalar o¨tesine tas¸ıyan bir o¨rgu¨tlenme olarak dogˆmus¸tur. Devletten yoksun kalmayı, bas¸a gelebilecek en bu¨yu¨k felaket olarak go¨rmu¨s¸lerdir. Bagˆımsızlıklarının ve siyasi birlikteliklerinin o¨nemine vurgu yapmıs¸lardır.

Toplumsal tabanın alt sırasında yer alan bey sec¸imlerinde ve karar alma su¨recinde go¨rdu¨gˆu¨mu¨z go¨reli katılımcı/sec¸imli hava, tepeye dogˆru c¸ıkıldıkc¸a azalmaktaydı. Bu durum o¨zellikle devletin temellerinin bir kis¸i veya bir aile tarafından atıldıgˆı do¨nemlerde en berraks¸ekilde hissedilmekteydi. I·lgili literatu¨r Eski Tu¨rk imparatorluklarını o¨zellikle do¨rt ac¸ıdan tahlil etmektedir.

Aynı zamanda devletin olmazsa olmaz kos¸ulları olan bu o¨gelerin neler oldugˆuna bakalım.

I·mparatorluk I·daresinin Yapı Tas¸ları I·lkeler

1. Oksızlık (Bagˆımsızlık)

Orhon Yazıtlarında gec¸en “ Bey olmaya layık ogˆlun kul, hatun olmaya layık kızın cariye oldu ” cu¨mlesi, kaybedilen o¨zgu¨rlu¨gˆe yakılan agˆıttır. Go¨c¸ebe-c¸oban toplumların en bas¸at o¨zelligˆi siyasi, ekonomik veya iklim kos¸ullarında zorda kalındıgˆı takdirde yeni toprak/mekan arayıs¸ına girmeleri ama en nihayetinde kendisine manevra sahası ac¸abilecek bir imkan yaratmasıydı.

2. Ulus¸ (U¨lke)

Eski Tu¨rk imparatorluklarıyla ilgili olarak kayıtlara du¨sen yas¸anmıs¸lıklardan hareketle do¨nem aras¸tırmacıları, u¨lke topraklarının hanedan ailesine degˆil, devleti olus¸turan tu¨m halka ait oldugˆu anlayıs¸ının gec¸erli oldugˆunu ileri su¨rmektedirler. Devlet, hu¨ku¨mdarın keyfince idare ettigˆi bir toprak parc¸ası degˆil, milletin malı, devletin temeli ve kagˆanların korumakla yu¨ku¨mlu¨ oldukları degˆerli bir emanetti.

3. Ku¨n (Halk)

Eski Tu¨rk toplumu o¨zellikle “statu¨” ve “servet” kavramları ekseninde incelenmis¸tir. “Statu¨” c¸erc¸evesinde konuya yaklas¸an aras¸tırmacılar, o¨zellikle ko¨le sınıfının bulunmadıgˆı bilgisinden hareketle sınıflara ayrılan bir toplumsal yapının olus¸madıgˆı, kis¸ilerin ve bagˆlı bulundugˆu boy, budunların toplumdaki konumunun devletin kurulus¸ su¨recine yaptıgˆı katkı kadar degˆerlendigˆi ileri su¨ru¨lmu¨s¸tu¨r. Ayrıca Ogˆuzlar o¨rnegˆinden hareketle “asil kan” veya “ayrıcalıklı soy” gibi anlayıs¸ların olgunlas¸maması nedeniyle her boyun taht mu¨cadelesine soyunabildiklerinin altı c¸izilmektedir.

4. To¨re (Kanun)

Eski Tu¨rklerin siyasal hayatında to¨renin bu¨yu¨k o¨nem tas¸ıdıgˆı bilinmektedir. To¨reler hem tecru¨belerden/yas¸anmıs¸lıklardan hem beylerin/kagˆanların uygulamalarından su¨zu¨lerek yaygınlık kazanmıs¸, mu¨cadelenin hakim oldugˆu bir cogˆrafyaya du¨zen, nizam getirmis¸tir. Tahta oturan bir kagˆanın ilk icraatları arasında to¨re yayınlamak veya mevcut to¨releri du¨zenlemek gelmekteydi.

Yo¨neticiler

  1. Kut’lu Kagˆan

Tu¨m zamane devletlerinde oldugˆu gibi Eski Tu¨rkler de tahtın hakanlarında, Tanrı ihsanı oldugˆunu du¨s¸u¨nu¨yorlardı. Kagˆanlar, kullandıkları unvanlarda o¨zellikle buna dikkat c¸ekmis¸lerdir. Eski Tu¨rk so¨ylencelerine go¨re Tanrı, kutladıgˆı kagˆanına tu¨m du¨nyayı vaat etmis¸ti. Tu¨rk kagˆanı hem zaman hem mekan anlamında du¨nya hakimiyeti ic¸in go¨nderilmis¸ti.

Kagˆan’ın bir digˆer vasfı, gu¨c¸ sahibi olmasıydı. Tanrı tarafından kendisine bahsedilen bu gu¨c¸/savas¸c¸ılık yetisi sayesinde kısa surede bas¸arıya ulas¸an hakanın bunun kars¸ılıgˆında tengrinin yolunda yu¨ru¨mesi, savas¸c¸ılıgˆını bu ugˆurda kullanması beklenmekteydi.

Paylas¸mak, kagˆanın en o¨nde gelen erdemlerinden birisiydi. Orhun yazıtlarında Tu¨rk hu¨ku¨mdarının bu o¨zelligˆi c¸ok ac¸ık s¸ekilde ifade edilmektedir; “ [A]c¸ milleti doyuruyor, c¸ıplak milleti giydiriyor, fakir milleti zengin yapıyor, az milleti c¸ok kılıyordu .”

Eski Tu¨rkler, “Go¨k” kavramına manevi ve siyasal hayatta o¨nem veriyordu. O¨rnegˆin kagˆan c¸adırının o¨nu¨ne dikilen tugˆ’un dokuz kollu olması, hem dokuz gezegeni hem de go¨gˆu¨n dokuz kat oldugˆunu go¨stermekteydi. Du¨nyanın da dokuz bo¨lgeye ayrıldıgˆına inanılıyor ve tu¨mu¨ u¨zerinde kagˆanın hakkı oldugˆu iddia ediliyordu. Devlet tes¸kilatlarını da yine bu c¸erc¸evede ele alıp ins¸a etmis¸lerdir.

Eski Tu¨rk imparatorluklarında hu¨ku¨mdarlar farklı zamanlarda farklı unvanlar kullanmıs¸lar ancak hic¸biri “kagˆan” kadar kalıcı olmamıs¸tır.

Kagˆanın tanrı tarafından go¨revlendirilmis¸ olması, onun yarı-tanrı gibi go¨ru¨nmesine yol ac¸mamıs¸tır, bas¸arısızlıklarının sonucu olarak go¨revden el c¸ektirilebilirdi.

Kus¸kusuz bu su¨rec¸te en bu¨yu¨k rolu¨ kurultay oynamaktaydı. Ancak yas¸anan o¨rneklerden bilindigˆi u¨zere, kagˆanların taht su¨relerinin bas¸arılarına bagˆlı oldugˆu go¨ru¨lmektedir.

2. Toy (Kurultay –Meclis)

Eski Tu¨rk devletleri, birc¸ok boy ve budunun bir araya gelmesiyle kurulan konfederasyon o¨zellikli organizasyonlardı. Tes¸kilatın c¸ıkarlar biles¸kesini en ac¸ıks¸ekilde go¨zler o¨nu¨ne seren unsur ise bir nevi danıs¸ma/istis¸are kurulu s¸eklinde hizmet go¨ren toy’lardı. Do¨nem kayıtlarından anlas¸ıldıgˆı kadarıyla toy’un yılda u¨c¸ defa olmak u¨zere toplanması, to¨renin geregˆiydi.

Kagˆan sec¸imi, politikaların go¨zden gec¸irilmesi ve belirlenen hedeflere go¨re yetki dagˆılımının gerc¸ekles¸tirilmesi hep bu mecliste ele alınan konular arasındaydı. Tıpkı kagˆanlar gibi beyler de bas¸arılarına go¨re itibarları artıp azalmakta, dolayısıyla toy’larda kagˆanla olan mesafesi yakınlas¸ıp uzayabilmekteydi.

I·lkbahar toy’una katılım s¸arttı ve aksi hali, devlete ihanetle birdi. Son toy, sonbaharda toplanır ve adeta devletin maddi gu¨cu¨nu¨n anlas¸ılması ic¸in insan ve hayvan sayımı yapılırdı. Toy, gerektigˆinde u¨lke ic¸inde anars¸iye son vermek ic¸in de toplanabilirdi.

Toyun siyasal karakteri kadar o¨nemli bir digˆer boyutu, yasa yapma yani to¨re koyma yetkisidir. Toy onayı ile is¸lerlik kazanan kagˆan to¨releri, devletin siyasi-toplumsal yapısını s¸ekillendirmekteydi.

Devletin kurulus¸ yasasının belirlendigˆi ilk toy, en bu¨yu¨k toy’du. Bu toy, gerek c¸ok genis¸ katılımıyla gerek hedeflerin tespit edilmesiyle gerekse de bodun ve boyların konumunun kararlas¸tırılmasıyla yukarıda belirtilen toy’lardan her anlamıyla ayrılmaktaydı.

Kagˆanın bulunmadıgˆı do¨nemlerde toy, “aygucı” veya “u¨ge” unvanlı danıs¸manın bas¸kanlıgˆında toplanırdı. Aygucı, yetenekleriyle sivrilmis¸ ve halka kendisini sevdirmis¸ yo¨neticiler arasından tayin edilirdi. Tıpkı kagˆanlar gibi bulundukları konumun kendilerine tanrı hediyesi oldugˆunu du¨s¸u¨nu¨yorlardı.

Yine ayni kaynaklarda meclise is¸tirak eden, “tigin”, “ku¨lc¸or”, “apa”, “erkin”, “tudun” ve “il-teber” gibi unvanlara rastlanmaktadır. Bunlar aynı zamanda devletin o¨nemli makamlarında bulunan ve kagˆanın su¨rekli yanında olan yetkililere, yani bir bakıma gu¨nu¨mu¨z hu¨ku¨met u¨yelerine kars¸ılık gelmekteydi. Hanedan u¨yelerince kullanılan u¨st makamlar verasetle c¸ocuklarına devredilebiliyordu ancak aynı durum alt makamlar ic¸in so¨z konusu degˆildi.

3. Buyruk (Kagˆan’ın Yardımcıları – Bakanlar)

Yo¨netici tabaka kendi ic¸erisinde; (1) kagˆan, (2) buyruklar ve (3) beyler olarak ayrılmıs¸tır. Buyruk, 6-9 kis¸iden olus¸an bir kuruldur ve bir bakıma bugu¨nku¨ bakanlar kurulu gibi gu¨nu¨n meselelerini ele alıp c¸o¨zu¨mler u¨retmeye c¸alıs¸mıs¸tır. Aras¸tırmacılar C¸in kaynaklarından hareketle, yazıs¸malarında bu go¨revlilerin yu¨ru¨ttu¨gˆu¨nu¨ ileri su¨rmu¨s¸lerdir.

Her buyruk tas¸ıdıgˆı sorumlulugˆa go¨re, Buyruk-c¸or, C¸i-siI·lbeter gibi ayrı unvan almıs¸tır. Buyruk’ların tam olarak hangi go¨revler u¨stlendikleri ve yetkilerinin neleri kapsadıgˆı bilinmese de kagˆana kars¸ı sorumlu oldukları ve onun tarafından bu go¨reve getirildikleri tartıs¸masızdır.

4. Hatun

Kagˆanın es¸i, karar alma su¨recinde en az kagˆan kadar so¨z sahibiydi. Kendilerine ait otagˆları ve buyruk’ları bulunmaktaydı. Protokolde es¸lerinin yanında yer alırlar, diplomaside elc¸i go¨nderir ve kabul ederlerdi.

Tarihsel su¨rec¸ ic¸erisinde diplomasinin dogˆrudan ic¸erisinde yer alan ya da bizatihi tahta gec¸en hatunlar go¨ru¨lmu¨s¸tu¨r. Hatunların tıpkı kagˆanlar gibi bir tanrı inayeti tas¸ıdıgˆına inanılmaktaydı. Kagˆanların evliliklerini belirleyen unsur siyaset oldugˆu ic¸in kagˆan es¸lerinin gu¨c¸lu¨ bodunlardan olmasına dikkat edilirdi. Yabancı hanedanlardan stratejik amac¸larla gelinler alınmasına yine Bozkır imparatorluklarında bas¸lanmıs¸tır ancak taht veliahdının Tu¨rk soyundan olmasına o¨nem verilmis¸tir.

5. Tigin (S¸ehzade)

Eski Tu¨rk devletlerinde tahta gec¸me usulu¨nu¨n bir sisteme oturtulmayıs¸ı, c¸ogˆu zaman hanedan ailesi dıs¸ındaki bodun beylerinin dahi kanlı mu¨cadelelere soyunmasına yol ac¸mıs¸tır. Kus¸kusuz su¨recin gerilimini en fazla hissedenler veliahtlar, yani tiginler olmus¸tur. Bu durum, daha o¨nce bahsettigˆimiz gibi Fatih Kanunnamesi’ne kadar su¨recek ve devletleri hızlı bir c¸o¨ku¨s¸ su¨recine su¨ru¨kleyecek kanlı veraset savas¸larına neden olacaktır.

Tiginlerin idare sanatında tecru¨be kazandıkları asıl mevki, devletin sagˆ ve sol kolunda verilen “bas¸bugˆ”luk go¨reviydi. Go¨revlendirme ile beraber kendisine bir tu¨men de asker tahsis edilirdi. Veliaht olan tigine bazen devleti olus¸turan boyların birinin kontrolu¨nu¨n de verildigˆi olurdu.

Tas¸ranın tu¨mu¨nu¨ merkeze bagˆlayan ve yo¨nler u¨zerinde taksime tabi tutulan makamların sayısı, Asya Hunlarında 16, Go¨ktu¨rklerde 28’di. Kagˆandan sonra en bu¨yu¨k makam devletin sol kolunun idaresinden sorumlu “yabgu”luk makamıydı. Bu makam genellikle kagˆan kardes¸lerine bahsedilmis¸ti. Yabgu; kagˆana bagˆlı olmakla beraber, sol kolun idaresinde bu¨yu¨k bir serbestiye ic¸erisindeydi.

Hunların devlet tes¸kilatında kagˆanın altında “do¨rt ko¨s¸e veya boynuz” ile “altı ko¨s¸e veya boynuz” isimli u¨st du¨zey makamlar gelmekteydi. Do¨rt ve altı rakamları, ana ve tali yo¨nlere is¸aret etmekteydi. Bu makamlara o¨ncelikle hanedan mensupları ve kurucu bodun bas¸kan ile u¨yeleri tayin edilmekteydi. Ayrıca her birinin o¨nde gelen bir boyun beyi oldugˆu tahmin edilen 24 komutan Hun ordusuna hu¨kmetmekteydi.

Go¨ktu¨rkler ve Uygurlardaki devlet tes¸kilatı, birtakım ku¨c¸u¨k farklılıklarla Hunların devlet tes¸kilatıyla aynıydı.

Federasyon Ordusu

Ordu konusunu Eski Tu¨rkler bagˆlamında ele almanın en o¨nemli tarafı, tıpkı devlet o¨rgu¨tu¨nde go¨ru¨ldu¨gˆu¨ gibi ordu tes¸kilatlanmasında da boyların merkezi bir o¨neme sahip olmasıdır. Bozkır imparatorluklarında ordu sadece egemen boy ve budunlardan olus¸maz, aynı zamanda gu¨c¸le boyun egˆdirilmis¸ boy ve kabilelerin silahlı gu¨c¸lerinden destek alırdı. Ordunun en ku¨c¸u¨k c¸ekirdegˆi, temeli Mete tarafından atılan onlu sisteme dayanmaktaydı. Ordu, aile, boy ve budun dilimlerine go¨re taksim edilmis¸tir. Buna go¨re bir boyun 1000, bodunun 10000 askerle sefere icabet etmesi beklenirdi. Hiyerars¸inin sagˆ ve sol tepesinde kagˆan ve yabgu daha sonra sagˆ ve solda on birer askeri s¸ef vardır.

Ordunun bas¸komutanı kagˆandı. U¨st yo¨netimin kademelerini mu¨mku¨n mertebe hanedan mensuplarına bırakan emir-komuta zinciri, aslında tas¸ra sisteminin de iskeletini olus¸turmaktaydı.

Go¨c¸ebenin To¨resi Kentlinin Kanunu

I·dari yapının dayandıgˆı temelleri go¨stermesi bakımından bir digˆer inceleme nesnesi hukuktur. To¨resini kaybetmis¸bir toplum yok olmus¸ demekti.

Zorlu hayat kos¸ulları toplumsal normları oldukc¸a katılas¸tırmıs¸tır. “Adalet mu¨lku¨n temelidir” ataso¨zu¨nu¨n Eski Tu¨rklerdeki kars¸ılıgˆı “il gider, to¨re kalır” idi. En ac¸ık s¸ekilde Cengiz Han yasasında go¨rdu¨gˆu¨mu¨z u¨zere suc¸lar sert bir s¸ekilde cezalandırılmıs¸ hatta ceza, suc¸lunun akrabalarına kadar genis¸letilmis¸tir. Cezaların hepsi bir to¨reye kars¸ılık gelmekte ve kagˆandan itibaren boy beylerine kadar tu¨m yo¨neticiler to¨renin icrasından sorumlu tutulmaktaydı. Yargıda son merci kagˆandır. Son olarak belirtilmesi gereken konu, yo¨netici zu¨mrenin bu cezalardan neredeyse muaf oldugˆu ya da ok hafif s¸ekilde kendilerine tatbik edilmesiydi.

Yerles¸ik hayatla beraber, yani Uygurlarla beraber toplumsal ve ekonomik hayatın c¸es¸itlenmesine kos¸ut s¸ekilde adalet is¸leri de gu¨nu¨mu¨ze yakın bir go¨ru¨nu¨me ulas¸mıs¸tı.

Orta Asya: Yas¸am Ve Cogˆrafya

Tarihimizdeki ilk yo¨netim yapıları go¨c¸ebe devletlerde go¨ru¨lmu¨s¸ ve yaklas¸ık u¨c¸ bin yıl o¨nce yas¸ayan tarım toplumlarının sınırlarında kayıtlara gec¸irilmis¸tir.

Eski Tu¨rklerin yas¸am bic¸imlerine ve Orta Asya tarihi ic¸indeki yerlerine tarım topluluklarıyla kurdukları ilis¸kilerden ve yerles¸ik hayata gec¸ildigˆinde u¨retilen yazılı kaynaklardan ulas¸ılmaktadır.

Eski Tu¨rklerin gec¸im kaynagˆının temelini Go¨c¸ebe c¸obanlık olus¸turmaktadır. Yasam bic¸imini de belirleyen go¨c¸ebe c¸obanlık, hayvanların evcilles¸tirilmesiyle beliren u¨retim ve yasam bic¸imidir. I·klimsel kos¸ulların degˆis¸kenligˆi ve c¸ayırlık alanların sınırlılıgˆı, go¨c¸ebeligˆin hayat tarzını belirlemektedir.

Canlı hayvan ve hayvan u¨ru¨nleri kars¸ılıgˆında C¸inliler’ den tarım u¨ru¨nleri alan go¨c¸ebeler, ticari bir do¨ngu¨ye dahil olmaktadır. Orta Asya siyasi tarihinde meydana gelen savas¸ların bu dolas¸ımda meydana gelen aksaklıklar ya da anlas¸mazlıklar sebebiyle cereyan ettigˆi go¨ru¨lmektedir.

Tarımsal u¨retimin sagˆlandıgˆı topraklar dar noktalarda yogˆunlas¸ırken, gelis¸en hayvansal u¨retim c¸ok daha genis¸topraklar u¨zerinde ancak yapılabilmektedir. Bu durum paylas¸ım mu¨cadelesine ve savas¸c¸ı bir karaktere davetiye c¸ıkarmaktadır. Mu¨cadele alanının genis¸ligˆi, anlık hava degˆis¸imleri ve du¨s¸man baskınları nedeniyle bozkır toplulukları ic¸in at hayatin vazgec¸ilmez bir parc¸asıdır. Benzer gerekc¸elerle c¸adır ve at arabaları konaklama bic¸imleri olmus¸tur.

Cogˆrafyaya hakim olan du¨zensizlik ortamı, aileleri kabilelere, kabileleri de boylara dogˆru su¨ru¨klemis¸tir. Otlak ve su¨ru¨lerin korunması ihtiyacı kabileleri bir araya getirirken bu birliktelikler daha karlı ittifaklar sebebiyle uzun soluklu yapıları engellemis¸ bu sebeple bozkır u¨zerinde kalıcı devletler kurmak zorlas¸mıs¸tır.

Tu¨rkler Tarih Sahnesinde

Tu¨rklerin tarih sahnesinde ilk defa ne zaman yer aldıkları tartıs¸malı bir konu olmakla beraber Tu¨rkc¸enin M.O¨. 3000- 500 arasında konus¸uldugˆu bilinmektedir. Bu tarihlerde C¸in kaynaklarında Tu¨rk topluluklarını is¸aret eden satırlara rastlanmaktadır.

I·lk devlet o¨rgu¨tlenmesi, C¸in istila hareketleriyle mu¨cadele eden Hunların lideri Mete tarafından, c¸evre boy ve klanları kendi liderligˆi altında toplayarak imparatorlugˆu ilan etmesiyle gerc¸ekles¸mis¸tir (M.O¨. 210 – 174). Kis¸iye / hanedana sadakat ekseninde bir araya gelen bu ilk siyasi o¨rgu¨tlerin en o¨nemli o¨zelligˆi; yu¨ksek bir disipline ve tamamen askeri bir yapıya sahip olmasıydı.

Hun kagˆanı kendisini C¸in imparatoru gibi “Go¨gˆu¨n Ogˆlu” saymaktaydı. Bu etkili niteleme I·slamiyet’e kadar neredeyse tu¨m yo¨neticilerin bas¸lıca referans noktası olacaktır.

Veliaht prensler veya hanedan mensupları, tahta yakınlıgˆına go¨re imparatorlugˆun dogˆu ve batı yarısının bas¸ına atanıyordu. Hun toplumu bu iki kanada ayrılan toplam yirmi do¨rt kavimden olus¸maktaydı. Devlet tes¸kilatı toplumla o¨zdes¸les¸mis¸ ve adeta su¨rekli seferde olan bir ordu go¨ru¨nu¨mu¨ndeydi.

Gu¨nu¨mu¨ze kadar ulas¸an kral mezarlarından c¸ıkarılan bronz kabartmalar, yes¸im tas¸ları, ipekli dokumalar, renkli kumas¸lar, tas¸kın bir fantezi ve canlılıkla is¸ledikleri geyik ve koc¸ figu¨rleri Hun imparatorlugˆunda gelis¸mis¸ zanaatc¸ılıgˆın en gu¨zel go¨stergeleridir.

Gerek veraset sorunları gerek kavimlerin merkeze isyanıyla parlak gu¨nlerinden uzaklas¸an Hun’lar, C¸in’in mu¨dahaleleri ile kısa su¨rede dagˆılma noktasına geldi. Bu dagˆılmalar, devlet aklına ve veraset sistemine keskin prensipler getiren Fatih Kanunnamesi’ ne degˆin, I·slamiyet o¨ncesi ve sonrası Tu¨rk devletlerinde pek c¸ok defa yas¸anacaktır.

Tu¨rklerin bir kez daha devletli toplum olarak sahneye c¸ıkması 500 yıl sonra Go¨ktu¨rklerle mu¨mku¨n olmus¸tur. Varlıklarını kısa surede kabul ettiren bu yeni halk kendilerini “Ko¨k-Tu¨rk” yani “mavi-kutsal” olarak ifade etmis¸ler ve soylarının Hunlara dayandıgˆına inanmıs¸lardır. Soylarını efsanevi o¨gelerle anlatmayı sec¸en Go¨ktu¨rkler, kurucu ataların dis¸i bir kurt tarafından yetis¸tirilmesi so¨ylencesine inanmıs¸ ve devlet sancagˆında kurt motifine yer vermis¸lerdir.

O¨tu¨ken adı verilen nehirler ve ormanlarla c¸evrili kuzey Mogˆolistan bo¨lgesi, en bas¸ından itibaren imparatorlugˆun esas merkezi olarak sivrilir.

Devletin sınırlarını ve hazinesini bu¨yu¨ten Go¨ktu¨rkler, Afganistan platolarına yayılarak Sasaniler’e (I·kinci PersI·mparatorlugˆu da denen I·ran Devleti) koms¸u olurlar ve yo¨netimden edebiyata pek c¸ok sahada onlardan etkilenirler.

I·pek Yolu gelirlerinin paylas¸ımında yas¸anan anlas¸mazlıklar nedeniyle Sasanilerle kars¸ı kars¸ıya gelen Go¨ktu¨rkler, Bizanslılarla sagˆlam bir ittifak kurmus¸lardır. Go¨ktu¨rklerin u¨c¸u¨ncu¨ nesilden itibaren Dogˆu ve Batı arasında Hunlardan as¸ina oldugˆumuz veraset sorunları yas¸anacaktır. 650’lere gelindigˆinde C¸inli bu¨rokratların akıllı manevraları, Go¨ktu¨rk imparatorlugˆunun sonunu getirmis¸tir.

I·lteris¸, 680-691 yılları arasında kendisine kagˆan unvanı kazandırmıs¸ ve Tu¨rkleri bir kez daha Mogˆolistan’ın hakimi kılacak olan ikinci Go¨k-Tu¨rk veya kitaplarda gec¸tigˆi ismiyle Kutluk I·mparatorlugˆunu kurmus¸tur.

Bir kere daha devletin sonunu getirecek veraset yasalarının is¸letildigˆi go¨ru¨lmektedir. U¨lke ic¸inde go¨c¸ebe Karlukların ve hemen ardından Tu¨rges¸lerin uzun soluklu, sert bas¸kaldırıları Batı Go¨k-Tu¨rkleri hedeflerinden ve gu¨cu¨nden uzaklas¸tırır. Dogˆu’da ise tahta silik karakterli bir hu¨ku¨mdarın c¸ıkması, c¸o¨zu¨lmeye yatkın kabile bagˆlarını tehdit eder. Su¨rekli olarak Ogˆuzlar, Karluklar ve C¸inlilerle mu¨cadele ic¸inde olan u¨c¸u¨ncu¨ Tu¨rk devletinin 734 yılında sonuna gelinmis¸tir ve 741’ de farklı karakterleriyle tarih sahnesine c¸ıkan digˆer bir Tu¨rkI·mparatorlugˆu’nun yani Uygurların kurulmasına yol ac¸mıs¸tır.

Uygurlar, Mogˆolistan cogˆrafyasını Karluklar ile paylas¸ma yoluna gitmis¸lerdir. Eski Tu¨rk devletlerinin mirasına sahip c¸ıkan Uygur hu¨ku¨mdarları, taht merkezi olarak kendisine O¨tu¨ken ormanlarını sec¸erek, Karlukları batının, kendilerini de dogˆunun hu¨ku¨mdarı olarak go¨stermis¸lerdir.

Uygurlarda en o¨nemli degˆis¸im inanc¸ sisteminde go¨ru¨lmu¨s¸tu¨r. Uygurların, C¸in toprakları u¨zerindeki istilaları ve Uygur hu¨ku¨mdarlarının C¸in ku¨ltu¨ru¨ ile kurdukları dogˆrudan ilis¸kiler, o¨nce Maniheizm (Hz. I·sa. Zerdu¨s¸t ve Buda o¨gˆretilerini harmanlayan, Pers I·ran’ında yas¸ayan Mani’nin gelis¸tirdigˆi inanc¸ sistemi) dininin Tu¨rkler arasında yaygınlas¸masına daha sonra da resmi din olarak kabul edilmesine yol ac¸mıs¸tır. Yeni dinin devlet tes¸kilatına etkisi, Mani rahiplerinin karar alma mekanizmalarına dahil edilmeleriyle artmıs¸tır.

Uygurları kendinden o¨nceki Tu¨rk devletlerinden ayıran bas¸at o¨zelligˆi yerles¸ik hayata gec¸mis¸ olmalarıydı. Bu sayede Maverau¨nnehir Bo¨lgesi’nde I·ranlılardan go¨rdu¨kleri yazıyı kendi dil yapılarına go¨re degˆis¸tirip “Uygur Alfabesi”ni gelis¸tirmis¸lerdir.

840’ta Uygurların Kırgızlar o¨nu¨nde bas¸arısızlıgˆa ugˆrayıp tarih sahnesinden c¸ekilirken Tu¨rklerin devlet tes¸kilatı, tam anlamıyla bas¸kalas¸mıs¸tı.

Devlet Tes¸kilatının Toplumsal Ko¨kenleri

Tu¨rk devlet tes¸kilatının temeli “aile” (aul) u¨nitesine dayanmaktaydı. C¸oban hayatı ve mirasla ilgili geleneklerin genis¸ aile tipinin olus¸umunu ve buna bagˆlı bir toplumsal yapının olus¸masını engelledigˆi go¨ru¨lmektedir. Toplumsal hiyerars¸ide ailelerin bir basamak u¨zerinde boylar bulunmaktaydı.

I·mparatorlugˆa karakterini veren federatif yapılanmanın boylarda bas¸ladıgˆı so¨ylenebilir. Boyların bir araya gelmesiyle de toplumsal katmanın bir u¨st as¸amasında bulunan ve daha karmas¸ık bir o¨rgu¨tlenme modeline is¸aret eden bodunlar meydana gelmektedir.

Eski Tu¨rkler devleti, “il” ve “el” kavramlarıyla kars¸ılamıs¸tır. Devlet yapılanması hedefini kıtalar o¨tesine tas¸ıyan bir o¨rgu¨tlenme olarak dogˆmus¸tur. Devletten yoksun kalmayı, bas¸a gelebilecek en bu¨yu¨k felaket olarak go¨rmu¨s¸lerdir. Bagˆımsızlıklarının ve siyasi birlikteliklerinin o¨nemine vurgu yapmıs¸lardır.

Toplumsal tabanın alt sırasında yer alan bey sec¸imlerinde ve karar alma su¨recinde go¨rdu¨gˆu¨mu¨z go¨reli katılımcı/sec¸imli hava, tepeye dogˆru c¸ıkıldıkc¸a azalmaktaydı. Bu durum o¨zellikle devletin temellerinin bir kis¸i veya bir aile tarafından atıldıgˆı do¨nemlerde en berraks¸ekilde hissedilmekteydi. I·lgili literatu¨r Eski Tu¨rk imparatorluklarını o¨zellikle do¨rt ac¸ıdan tahlil etmektedir.

Aynı zamanda devletin olmazsa olmaz kos¸ulları olan bu o¨gelerin neler oldugˆuna bakalım.

I·mparatorluk I·daresinin Yapı Tas¸ları I·lkeler

1. Oksızlık (Bagˆımsızlık)

Orhon Yazıtlarında gec¸en “ Bey olmaya layık ogˆlun kul, hatun olmaya layık kızın cariye oldu ” cu¨mlesi, kaybedilen o¨zgu¨rlu¨gˆe yakılan agˆıttır. Go¨c¸ebe-c¸oban toplumların en bas¸at o¨zelligˆi siyasi, ekonomik veya iklim kos¸ullarında zorda kalındıgˆı takdirde yeni toprak/mekan arayıs¸ına girmeleri ama en nihayetinde kendisine manevra sahası ac¸abilecek bir imkan yaratmasıydı.

2. Ulus¸ (U¨lke)

Eski Tu¨rk imparatorluklarıyla ilgili olarak kayıtlara du¨sen yas¸anmıs¸lıklardan hareketle do¨nem aras¸tırmacıları, u¨lke topraklarının hanedan ailesine degˆil, devleti olus¸turan tu¨m halka ait oldugˆu anlayıs¸ının gec¸erli oldugˆunu ileri su¨rmektedirler. Devlet, hu¨ku¨mdarın keyfince idare ettigˆi bir toprak parc¸ası degˆil, milletin malı, devletin temeli ve kagˆanların korumakla yu¨ku¨mlu¨ oldukları degˆerli bir emanetti.

3. Ku¨n (Halk)

Eski Tu¨rk toplumu o¨zellikle “statu¨” ve “servet” kavramları ekseninde incelenmis¸tir. “Statu¨” c¸erc¸evesinde konuya yaklas¸an aras¸tırmacılar, o¨zellikle ko¨le sınıfının bulunmadıgˆı bilgisinden hareketle sınıflara ayrılan bir toplumsal yapının olus¸madıgˆı, kis¸ilerin ve bagˆlı bulundugˆu boy, budunların toplumdaki konumunun devletin kurulus¸ su¨recine yaptıgˆı katkı kadar degˆerlendigˆi ileri su¨ru¨lmu¨s¸tu¨r. Ayrıca Ogˆuzlar o¨rnegˆinden hareketle “asil kan” veya “ayrıcalıklı soy” gibi anlayıs¸ların olgunlas¸maması nedeniyle her boyun taht mu¨cadelesine soyunabildiklerinin altı c¸izilmektedir.

4. To¨re (Kanun)

Eski Tu¨rklerin siyasal hayatında to¨renin bu¨yu¨k o¨nem tas¸ıdıgˆı bilinmektedir. To¨reler hem tecru¨belerden/yas¸anmıs¸lıklardan hem beylerin/kagˆanların uygulamalarından su¨zu¨lerek yaygınlık kazanmıs¸, mu¨cadelenin hakim oldugˆu bir cogˆrafyaya du¨zen, nizam getirmis¸tir. Tahta oturan bir kagˆanın ilk icraatları arasında to¨re yayınlamak veya mevcut to¨releri du¨zenlemek gelmekteydi.

Yo¨neticiler

  1. Kut’lu Kagˆan

Tu¨m zamane devletlerinde oldugˆu gibi Eski Tu¨rkler de tahtın hakanlarında, Tanrı ihsanı oldugˆunu du¨s¸u¨nu¨yorlardı. Kagˆanlar, kullandıkları unvanlarda o¨zellikle buna dikkat c¸ekmis¸lerdir. Eski Tu¨rk so¨ylencelerine go¨re Tanrı, kutladıgˆı kagˆanına tu¨m du¨nyayı vaat etmis¸ti. Tu¨rk kagˆanı hem zaman hem mekan anlamında du¨nya hakimiyeti ic¸in go¨nderilmis¸ti.

Kagˆan’ın bir digˆer vasfı, gu¨c¸ sahibi olmasıydı. Tanrı tarafından kendisine bahsedilen bu gu¨c¸/savas¸c¸ılık yetisi sayesinde kısa surede bas¸arıya ulas¸an hakanın bunun kars¸ılıgˆında tengrinin yolunda yu¨ru¨mesi, savas¸c¸ılıgˆını bu ugˆurda kullanması beklenmekteydi.

Paylas¸mak, kagˆanın en o¨nde gelen erdemlerinden birisiydi. Orhun yazıtlarında Tu¨rk hu¨ku¨mdarının bu o¨zelligˆi c¸ok ac¸ık s¸ekilde ifade edilmektedir; “ [A]c¸ milleti doyuruyor, c¸ıplak milleti giydiriyor, fakir milleti zengin yapıyor, az milleti c¸ok kılıyordu .”

Eski Tu¨rkler, “Go¨k” kavramına manevi ve siyasal hayatta o¨nem veriyordu. O¨rnegˆin kagˆan c¸adırının o¨nu¨ne dikilen tugˆ’un dokuz kollu olması, hem dokuz gezegeni hem de go¨gˆu¨n dokuz kat oldugˆunu go¨stermekteydi. Du¨nyanın da dokuz bo¨lgeye ayrıldıgˆına inanılıyor ve tu¨mu¨ u¨zerinde kagˆanın hakkı oldugˆu iddia ediliyordu. Devlet tes¸kilatlarını da yine bu c¸erc¸evede ele alıp ins¸a etmis¸lerdir.

Eski Tu¨rk imparatorluklarında hu¨ku¨mdarlar farklı zamanlarda farklı unvanlar kullanmıs¸lar ancak hic¸biri “kagˆan” kadar kalıcı olmamıs¸tır.

Kagˆanın tanrı tarafından go¨revlendirilmis¸ olması, onun yarı-tanrı gibi go¨ru¨nmesine yol ac¸mamıs¸tır, bas¸arısızlıklarının sonucu olarak go¨revden el c¸ektirilebilirdi.

Kus¸kusuz bu su¨rec¸te en bu¨yu¨k rolu¨ kurultay oynamaktaydı. Ancak yas¸anan o¨rneklerden bilindigˆi u¨zere, kagˆanların taht su¨relerinin bas¸arılarına bagˆlı oldugˆu go¨ru¨lmektedir.

2. Toy (Kurultay –Meclis)

Eski Tu¨rk devletleri, birc¸ok boy ve budunun bir araya gelmesiyle kurulan konfederasyon o¨zellikli organizasyonlardı. Tes¸kilatın c¸ıkarlar biles¸kesini en ac¸ıks¸ekilde go¨zler o¨nu¨ne seren unsur ise bir nevi danıs¸ma/istis¸are kurulu s¸eklinde hizmet go¨ren toy’lardı. Do¨nem kayıtlarından anlas¸ıldıgˆı kadarıyla toy’un yılda u¨c¸ defa olmak u¨zere toplanması, to¨renin geregˆiydi.

Kagˆan sec¸imi, politikaların go¨zden gec¸irilmesi ve belirlenen hedeflere go¨re yetki dagˆılımının gerc¸ekles¸tirilmesi hep bu mecliste ele alınan konular arasındaydı. Tıpkı kagˆanlar gibi beyler de bas¸arılarına go¨re itibarları artıp azalmakta, dolayısıyla toy’larda kagˆanla olan mesafesi yakınlas¸ıp uzayabilmekteydi.

I·lkbahar toy’una katılım s¸arttı ve aksi hali, devlete ihanetle birdi. Son toy, sonbaharda toplanır ve adeta devletin maddi gu¨cu¨nu¨n anlas¸ılması ic¸in insan ve hayvan sayımı yapılırdı. Toy, gerektigˆinde u¨lke ic¸inde anars¸iye son vermek ic¸in de toplanabilirdi.

Toyun siyasal karakteri kadar o¨nemli bir digˆer boyutu, yasa yapma yani to¨re koyma yetkisidir. Toy onayı ile is¸lerlik kazanan kagˆan to¨releri, devletin siyasi-toplumsal yapısını s¸ekillendirmekteydi.

Devletin kurulus¸ yasasının belirlendigˆi ilk toy, en bu¨yu¨k toy’du. Bu toy, gerek c¸ok genis¸ katılımıyla gerek hedeflerin tespit edilmesiyle gerekse de bodun ve boyların konumunun kararlas¸tırılmasıyla yukarıda belirtilen toy’lardan her anlamıyla ayrılmaktaydı.

Kagˆanın bulunmadıgˆı do¨nemlerde toy, “aygucı” veya “u¨ge” unvanlı danıs¸manın bas¸kanlıgˆında toplanırdı. Aygucı, yetenekleriyle sivrilmis¸ ve halka kendisini sevdirmis¸ yo¨neticiler arasından tayin edilirdi. Tıpkı kagˆanlar gibi bulundukları konumun kendilerine tanrı hediyesi oldugˆunu du¨s¸u¨nu¨yorlardı.

Yine ayni kaynaklarda meclise is¸tirak eden, “tigin”, “ku¨lc¸or”, “apa”, “erkin”, “tudun” ve “il-teber” gibi unvanlara rastlanmaktadır. Bunlar aynı zamanda devletin o¨nemli makamlarında bulunan ve kagˆanın su¨rekli yanında olan yetkililere, yani bir bakıma gu¨nu¨mu¨z hu¨ku¨met u¨yelerine kars¸ılık gelmekteydi. Hanedan u¨yelerince kullanılan u¨st makamlar verasetle c¸ocuklarına devredilebiliyordu ancak aynı durum alt makamlar ic¸in so¨z konusu degˆildi.

3. Buyruk (Kagˆan’ın Yardımcıları – Bakanlar)

Yo¨netici tabaka kendi ic¸erisinde; (1) kagˆan, (2) buyruklar ve (3) beyler olarak ayrılmıs¸tır. Buyruk, 6-9 kis¸iden olus¸an bir kuruldur ve bir bakıma bugu¨nku¨ bakanlar kurulu gibi gu¨nu¨n meselelerini ele alıp c¸o¨zu¨mler u¨retmeye c¸alıs¸mıs¸tır. Aras¸tırmacılar C¸in kaynaklarından hareketle, yazıs¸malarında bu go¨revlilerin yu¨ru¨ttu¨gˆu¨nu¨ ileri su¨rmu¨s¸lerdir.

Her buyruk tas¸ıdıgˆı sorumlulugˆa go¨re, Buyruk-c¸or, C¸i-siI·lbeter gibi ayrı unvan almıs¸tır. Buyruk’ların tam olarak hangi go¨revler u¨stlendikleri ve yetkilerinin neleri kapsadıgˆı bilinmese de kagˆana kars¸ı sorumlu oldukları ve onun tarafından bu go¨reve getirildikleri tartıs¸masızdır.

4. Hatun

Kagˆanın es¸i, karar alma su¨recinde en az kagˆan kadar so¨z sahibiydi. Kendilerine ait otagˆları ve buyruk’ları bulunmaktaydı. Protokolde es¸lerinin yanında yer alırlar, diplomaside elc¸i go¨nderir ve kabul ederlerdi.

Tarihsel su¨rec¸ ic¸erisinde diplomasinin dogˆrudan ic¸erisinde yer alan ya da bizatihi tahta gec¸en hatunlar go¨ru¨lmu¨s¸tu¨r. Hatunların tıpkı kagˆanlar gibi bir tanrı inayeti tas¸ıdıgˆına inanılmaktaydı. Kagˆanların evliliklerini belirleyen unsur siyaset oldugˆu ic¸in kagˆan es¸lerinin gu¨c¸lu¨ bodunlardan olmasına dikkat edilirdi. Yabancı hanedanlardan stratejik amac¸larla gelinler alınmasına yine Bozkır imparatorluklarında bas¸lanmıs¸tır ancak taht veliahdının Tu¨rk soyundan olmasına o¨nem verilmis¸tir.

5. Tigin (S¸ehzade)

Eski Tu¨rk devletlerinde tahta gec¸me usulu¨nu¨n bir sisteme oturtulmayıs¸ı, c¸ogˆu zaman hanedan ailesi dıs¸ındaki bodun beylerinin dahi kanlı mu¨cadelelere soyunmasına yol ac¸mıs¸tır. Kus¸kusuz su¨recin gerilimini en fazla hissedenler veliahtlar, yani tiginler olmus¸tur. Bu durum, daha o¨nce bahsettigˆimiz gibi Fatih Kanunnamesi’ne kadar su¨recek ve devletleri hızlı bir c¸o¨ku¨s¸ su¨recine su¨ru¨kleyecek kanlı veraset savas¸larına neden olacaktır.

Tiginlerin idare sanatında tecru¨be kazandıkları asıl mevki, devletin sagˆ ve sol kolunda verilen “bas¸bugˆ”luk go¨reviydi. Go¨revlendirme ile beraber kendisine bir tu¨men de asker tahsis edilirdi. Veliaht olan tigine bazen devleti olus¸turan boyların birinin kontrolu¨nu¨n de verildigˆi olurdu.

Tas¸ranın tu¨mu¨nu¨ merkeze bagˆlayan ve yo¨nler u¨zerinde taksime tabi tutulan makamların sayısı, Asya Hunlarında 16, Go¨ktu¨rklerde 28’di. Kagˆandan sonra en bu¨yu¨k makam devletin sol kolunun idaresinden sorumlu “yabgu”luk makamıydı. Bu makam genellikle kagˆan kardes¸lerine bahsedilmis¸ti. Yabgu; kagˆana bagˆlı olmakla beraber, sol kolun idaresinde bu¨yu¨k bir serbestiye ic¸erisindeydi.

Hunların devlet tes¸kilatında kagˆanın altında “do¨rt ko¨s¸e veya boynuz” ile “altı ko¨s¸e veya boynuz” isimli u¨st du¨zey makamlar gelmekteydi. Do¨rt ve altı rakamları, ana ve tali yo¨nlere is¸aret etmekteydi. Bu makamlara o¨ncelikle hanedan mensupları ve kurucu bodun bas¸kan ile u¨yeleri tayin edilmekteydi. Ayrıca her birinin o¨nde gelen bir boyun beyi oldugˆu tahmin edilen 24 komutan Hun ordusuna hu¨kmetmekteydi.

Go¨ktu¨rkler ve Uygurlardaki devlet tes¸kilatı, birtakım ku¨c¸u¨k farklılıklarla Hunların devlet tes¸kilatıyla aynıydı.

Federasyon Ordusu

Ordu konusunu Eski Tu¨rkler bagˆlamında ele almanın en o¨nemli tarafı, tıpkı devlet o¨rgu¨tu¨nde go¨ru¨ldu¨gˆu¨ gibi ordu tes¸kilatlanmasında da boyların merkezi bir o¨neme sahip olmasıdır. Bozkır imparatorluklarında ordu sadece egemen boy ve budunlardan olus¸maz, aynı zamanda gu¨c¸le boyun egˆdirilmis¸ boy ve kabilelerin silahlı gu¨c¸lerinden destek alırdı. Ordunun en ku¨c¸u¨k c¸ekirdegˆi, temeli Mete tarafından atılan onlu sisteme dayanmaktaydı. Ordu, aile, boy ve budun dilimlerine go¨re taksim edilmis¸tir. Buna go¨re bir boyun 1000, bodunun 10000 askerle sefere icabet etmesi beklenirdi. Hiyerars¸inin sagˆ ve sol tepesinde kagˆan ve yabgu daha sonra sagˆ ve solda on birer askeri s¸ef vardır.

Ordunun bas¸komutanı kagˆandı. U¨st yo¨netimin kademelerini mu¨mku¨n mertebe hanedan mensuplarına bırakan emir-komuta zinciri, aslında tas¸ra sisteminin de iskeletini olus¸turmaktaydı.

Go¨c¸ebenin To¨resi Kentlinin Kanunu

I·dari yapının dayandıgˆı temelleri go¨stermesi bakımından bir digˆer inceleme nesnesi hukuktur. To¨resini kaybetmis¸bir toplum yok olmus¸ demekti.

Zorlu hayat kos¸ulları toplumsal normları oldukc¸a katılas¸tırmıs¸tır. “Adalet mu¨lku¨n temelidir” ataso¨zu¨nu¨n Eski Tu¨rklerdeki kars¸ılıgˆı “il gider, to¨re kalır” idi. En ac¸ık s¸ekilde Cengiz Han yasasında go¨rdu¨gˆu¨mu¨z u¨zere suc¸lar sert bir s¸ekilde cezalandırılmıs¸ hatta ceza, suc¸lunun akrabalarına kadar genis¸letilmis¸tir. Cezaların hepsi bir to¨reye kars¸ılık gelmekte ve kagˆandan itibaren boy beylerine kadar tu¨m yo¨neticiler to¨renin icrasından sorumlu tutulmaktaydı. Yargıda son merci kagˆandır. Son olarak belirtilmesi gereken konu, yo¨netici zu¨mrenin bu cezalardan neredeyse muaf oldugˆu ya da ok hafif s¸ekilde kendilerine tatbik edilmesiydi.

Yerles¸ik hayatla beraber, yani Uygurlarla beraber toplumsal ve ekonomik hayatın c¸es¸itlenmesine kos¸ut s¸ekilde adalet is¸leri de gu¨nu¨mu¨ze yakın bir go¨ru¨nu¨me ulas¸mıs¸tı.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!