Kamu Ekonomisi 2 Dersi 4. Ünite Özet

29.07.2022
4
A+
A-

Siyasal Karar Alma Sürecinde Çıkar Grupları

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Kamu Ekonomisi 2 Dersi 4. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Siyasal Karar Alma Sürecinde Çıkar Grupları

Çıkar Grupları: Terminoloji

Çıkar grupları, çıkar amacıyla oluşmuş ve/veya oluşturulmuş grupları ifade eder.

Grup belirli sayıda insan topluluğunun bir araya gelmesiyle oluşmuş formel ya da informel bir yapıyı ya da organizasyonu ifade eder. Bir gruptan söz edebilmek için gerekli olan başlıca unsurlar şunlardır:

  • Belirli sayıda insan bazı ortak paydalar (ortak amaç, ortak tutum, ortak inanç, ortak değerler ve normlar vs.) yönünde bir araya gelebilir ve bir grup oluşturabilir,
  • Bireyler gönüllü olarak bir araya gelerek bir grup oluşturabilecekleri gibi (örneğin, iki ya da üç kişinin bir araya gelerek bir kitap yazması, ya da bir futbol takımı kurması vs.) formel bir zorlama ile de bir araya gelerek bir grup oluşturabilirler. (örneğin, ticaretle uğraşan kişilerin yasa gereği ticaret odasına kayıt olması zorunluluğu vs.)
  • Grup kendiliğinden (spontan) oluşabileceği gibi bireylerin bilinçli çabaları ve girişimi ile de oluşabilir.
  • Gruplarda belirli katı formel kurallar, hiyerarşi, organizasyon ve yaptırımlar var olabileceği gibi bu unsurlar çok daha zayıf olabilir.
  • Grupların bir kısmında devamlılık söz konusu iken, diğer bazı gruplarda birliktelik daha geçici olabilir.

Başlıca gruplar şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Kategorik gruplar: Toplumdaki kesimlerin ortak bazı karakteristik özellikleri ile oluşan gruplardır. Örneğin, zenginler ve yoksullar kategorik gruplara bir örnektir.
  • Mesleki gruplar: Toplum içindeki muhtelif mesleklere göre bazı gruplar oluşabilir. Tüccarlar, esnaflar, doktorlar, mühendisler vs.
  • Formel gruplar: Rasyonel olarak organize edilmiş, bilinçli çaba ve girişimlerle oluşturulmuş olan gruplardır.
  • İnformel gruplar: Önceden planlanmamış fakat zaman içerisinde kendiliğinden (spontan) oluşmuş olan gruplardır.
  • Komünal gruplar: Kan bağı, hısımlık, etnik köken, inanç birlikteliği ve saire nedenlerle oluşmuş ve/veya oluşturulmuş olan gruplardır. Kabileler, aileler, etnik gruplar bu konuda örnek verilebilir.
  • Kurumsal gruplar: Bunlar kamusal alandaki kurumları içerir. Tam bir otonomi (özerklik) ve bağımsızlığa sahip değillerdir. Bürokrasi ve askeri kurumlar bu konuda örnek verilebilir.
  • Anomik gruplar: Belirli konularda birbirinden bağımsız kişilerin bir amaç uğruna bir araya gelerek oluşturdukları gruplardır.
  • Koruyucu gruplar: Bunlara “fonksiyonel gruplar” da denir. Üyelerinin çıkarlarını korumak için oluşturulmuştur. İşçi sendikaları, mesleki birlikler bu konuda örnek verilebilir.
  • Tutum grupları: Paylaşılan değerler ve inaçlar, idealler uğruna oluşturulmuş olan gruplardır.
  • Hemşehri grupları: Aynı köy, kasaba ya da beldede doğmuş ve büyümüş kişilerin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş olan gruplardır.
  • Okuldaşlık grupları: Aynı okuldan mezun olanların (alumni) bir araya gelerek oluşturdukları gruplardır
  • Entellektüel gruplar: Aynı veya benzer düşünceleri ve ideolojileri paylaşan insanların bir araya gelmesi ile oluşturulmuş olan gruplardır. Bunlara “ideolojik gruplar” da denilebilir.
  • Cinsiyet grupları: Aynı cinsten olan kişilerin oluşturdukları gruplardır.
  • İnanç grupları (Din ve mezhep grupları): Aynı inancı paylaşan din ve mezhep mensuplarının bir araya gelerek oluşturdukları gruplardır.

Grup oluşumunda başlıca iki genel yaklaşım ya da teori bulunmaktadır:

  • Sosyal çatışma teorisi ve
  • Rasyonel tercih teorisi.

Sosyal çatışma teorisi; grupların oluşumu evrimsel bir zorunluluk olarak gören ve grupların sosyal zorlama ile kendiliğinden oluştuğunu savunan teoridir.

Rasyonel tercih teorisi; grupların bireylerin ortak çıkarlar/menfaatler uğruna bir araya gelerek oluşturdukları örgütlenmeler olduğunu savunan teoridir.

Rasyonel tercih teorisine göre grup oluşturulmasındaki teşvik edici unsurlar şunlardır:

  • Maddi teşvikler : Maddi menfaat beklentisi.
  • Dayanışma teşvikleri : Ün, gurur, makam-mevkiprestij vs. elde etme isteği ve arzusu.
  • Amaçsal teşvikler: Misyonerlik yaparak Tanrı’nın takdirini kazanma ve cennete kabul beklentisi.

Çıkar grupları, ortak maddi ve/veya manevi çıkarlar etrafında bütünleşmiş ve bu çıkarlar çerçevesinde uzmanlığa dayalı olarak örgütlenmiş, ortak çıkarları doğrultusunda siyasi yönetimden talepte bulunan toplumsal gruplardır.

Çıkar grupları, teşkilatlı veya teşkilatsız bir grup niteliği taşımalarının yanında, siyasi olan veya olmayan birtakım amaçlar takip edebilmektedirler.

Baskı grupları, siyasal karar alma sürecinde siyasal iktidar ve bürokrasi üzerinde çeşitli yöntem ve araçlarla doğrudan etkili olmaya ve dahası baskı kurmaya çalışan organizasyonlardır. Burada çıkar gruplarından farklı olarak vurgulanan siyasal otoriteleri etkilemeye çalışma niteliği, çoğu siyaset bilimci tarafından baskı gruplarını çıkar gruplarından ayıran en önemli fark olarak kabul edilmektedir. Bir çıkar grubu, faaliyetleri ile organize olarak siyasal karar alma sürecini doğrudan ve/veya dolaylı olarak etkileme ve menfaat elde etme çabası içine girerse o zaman, o grubu “baskı grubu” olarak adlandırılır.

Sivil toplum kavramı literatürde kimi zaman çıkar grupları ve baskı grupları kavramı ile eş anlamlı kullanılmakta, kimi zaman da daha farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri yalnızca ekonomik faaliyetler ile sınırlı değildir. Bu kurumlar dini, kültürel ve sosyal faaliyetler ile de toplumsal süreç içerisinde yer almaktadırlar. Sivil toplum kuruluşlarının siyasi hedef ve motivasyonlara sahip olması şart değildir.

Çıkar Grupları: Tipoloji

Çıkar grupları maddi ve manevi menfaatler etrafında oluşan örgütlenmelerdir. Bu grupların sahip olduğu ortak menfaatler, grubun mekânsal boyutunu, üye sayısını, iktisadi anlamdaki gücünü, siyasi iktidar ile olan ilişkisinin biçimini ve kullandığı araçları farklılaştırmakta ve belli bir tipolojiyi zorunlu kılmaktadır. Çıkar grupları şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Ortak menfaatlere ve ortak tutumlara dayalı çıkar grupları : Ortak menfaatler etrafında toplanan gruplar işveren birlikleri, işçi kuruluşları ve benzeri gruplar iken, ortak tutumlar (fikirler, ideolojiler) etrafında toplanan çıkar grupları ise fikir dernekleri, vakıflar ve benzeri kuruluşlardan oluşmaktadır.
  • Ölçek açısından çıkar grupları: Bu sınıflandırma içinde yer alan çıkar gruplarını,
    • “Kitle çıkar grupları” ve
    • “Kadro çıkar grupları” olarak ikiye ayırmak mümkündür.
  • Çıkar grupları, iktidar üzerinde ki etkinlik güçlerini farklı kaynaklardan almaktadırlar. Kitle çıkar grupları üye sayısı itibariyle çok büyük ve aynı zamanda mekân açısından son derece yaygın bir konuma sahiptirler. Kadro çıkar gruplarının üye sayısı çok az ve grup içi disiplin esnek olabilmektedir. Ancak üyelerinin sahip olduğu ekonomik güç, toplumsal saygınlık gibi etkenler, kadro baskı gruplarının etkinliğini arttırmaktadır.
  • Amaç yönünden çıkar grupları: Mesleki çıkar grupları, işçi sendikaları, çevre ve doğanın korunmasını amaçlayan çıkar grupları, entelektüel çıkar grupları ve sınıfsal çıkarı korumayı amaçlayan çıkar grupları şeklinde sınıflandırılır. Mesleki çıkar grupları, aynı veya benzeri meslekteki organizasyonların, mesleklerinin itibarını ve mesleki çıkarlarını korumak için oluşturulan örgütlenmelerdir.
  • Teşkilatlanmaları açısından çıkar grupları: Çıkar grupları disiplinli, iyi örgütlenmiş teşkilatlı bir yapıda kurulabileceği gibi, teşkilatlanmadan yoksun, dil, akrabalık, hemşehrilik gibi esaslara dayanarak da kurulabilmektedir. Üyelerinin çıkarlarını gerçekleştirmek ve bu yolda faaliyet göstermek üzere bir teşkilatın var olduğu gruplar “teşkilatlanmış çıkar grupları”, çıkarlarını gerçekleştirmek üzere bir teşkilata sahip olmamaları nedeniyle siyasetle ilişkileri düzensiz olan, akrabalık, hemşehrilik benzeri temellere dayanan gruplar ise “teşkilatlanmamış çıkar grupları” dır.
  • Kurumsal çıkar grupları: Yüksek düzeyde bir disiplin ve teşkilat yapısına sahip kurumların oluşturdukları örgütlenmelerdir. Bu gruplar ortak bir çıkar etrafında toplanan bireyler tarafından değil, kamu otoritesi tarafından kamu menfaatlerini korumak ve iyileştirmek amacıyla kurulmuş örgütlenmelerdir.

Çıkar Gruplarının Özellikleri

Çıkar gruplarının ortak özellikleri şöyle sıralanabilir:

  • Çıkar grupları, belli çıkarlar etrafında toplanmış gruplardır.
  • Çıkar grupları, belli uzmanlığa dayalı gruplardır.
  • Formel ve teşkilatlanmış çıkar gruplarında şekilcilik hâkimdir.
  • Çıkar grupları baskı gruplarıdır.
  • Benzer menfaatler etrafında toplananlar arasında rekabet ve liderlik mücadelesi vardır.

Çıkar Gruplarının Amaç ve Fonksiyonları

Çıkar gruplarının temelde amacı üyelerinin ortak menfaatlerini siyasal karar organlarına iletmek ve ortaya çıkacak kararların üyelerin menfaatleri doğrultusunda oluşmasını sağlamaktır. Çıkar gruplarının fonksiyonlarını üç ana başlık altında toplamaktadır:

  • Karar organlarına, sorunlarına ilişkin olarak ayrıntılı bilgiler vermek,
  • Karar organları tarafından alınan kararlara kendi üyelerinin rızasını sağlamak,
  • Kendi toplumsal tabanlarındaki genel eğilimler doğrultusunda akılcı çözüm önerileri oluşturmak.

Çıkar grupları için ortaya konan tüm bu fonksiyonlar, genelde karar alma sürecini kolaylaştıran ve sürecin sonundaki kararın toplumdaki kabul edilebilirliğini arttıran, demokrasinin katılım boyutuna işlevsellik kazandıran işlevler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çıkar Gruplarının Siyasal Süreci Etkileme Yöntemleri

Çıkar gruplarının en önemli amacı, kendi ortak çıkarlarını korumak ve genişletmek için siyasi süreci etkilemektir. Çıkar gruplarının siyasal süreci etkileme yöntemleri şu şekilde özetlenebilir:

  • Lobicilik (Kanun simsarlığı); çıkar gruplarının, karar merkezleri içine kendi çıkarlarına hizmet edecek kişilerin atanmasını sağlayarak, bu kişiler vasıtasıyla da siyasal kararların kendi ortak çıkarları doğrultusunda alınmasını sağlama çabalarına denir.
  • İkna; yasa tasarısının hazırlandığı sırada çıkar gruplarının devreye girerek, yasadan kendi ortakçıkarları lehine en geniş olanakların sağlanmasına yönelik faaliyetlerdir.
  • Kamuoyunu etkileme; demokratik rejimlerde kamuoyu üzerinde grubun menfaatlerinin haklılığı konusunda olumlu etki oluşturmak, çıkar grubunun menfaatlerinin gerçekleştirilmesine katkısıdır.
  • Tehdit: Grubun ortak menfaatlerini olumsuz etkileyecek kanunları, lobicilik yaparak veya ikna yöntemini kullanarak menfaatleri doğrultusundan değiştirmeye çalışırlar. Gruplar kanunun tasarı aşamasından kanunlaşması aşamasına kadar olan bu süreçte başarılı olamamaları durumunda tehdit yöntemini kullanırlar.
  • Kolektif rüşvet: Çıkar grupları, karar alma mekanizması üzerindeki etkinliğini arttırmak için siyasi partilere örtülü biçimde parasal yardımda bulunmakta veya belirli parlamenterlerle “özel” ilişkiler kurmaktadırlar. Bu ilişkiler, bilgi verme amacı taşıyan broşürler basmak, çeşitli geziler ve ziyafetler düzenlemek, politikacıların çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak ve benzeri şekillerde olabilmektedir. Bu teknikler, yasal baskı yoluyla ikna ile rüşvet arasındaki yelpazede kalmakta ve kolektif rüşvet olarak isimlendirilmektedir.
  • Rüşvet: Çıkar grupları hükûmet üyelerine, bürokratlara ve diğer kamu görevlilerine rüşvet vererek grubun ortak menfaatlerini korumaya, kollamaya ve geliştirmeye çalışabilirler.
  • Sabotaj: Çıkar grupları, hükûmetin faaliyetlerini baltalama ve engelleme yoluyla grubun menfaatlerini koruma yolunu seçebilirler.
  • Başka partiyi destekleme: Çıkar grupları, özellikle seçim dönemlerinde ve sonrasında siyasal partilere parasal ve mali yardımlar yapabilmektedirler. Ancak siyasi iktidarla ortak menfaatler konusunda çatışan gruplar, diğer partileri destekleyerek siyasi iktidarı grubun menfaatleri doğrultusunda kararlar almaya ilişkin baskı altına alabilmektedirler.
  • Doğrudan hareket ve lokavt: Çıkar grupları, hedeflerine ulaşmak için bazı durumlarda üyelerini ve taraftarlarını harekete geçirerek grevler ve gösteri yürüyüşleri düzenlemek suretiyle siyasal iktidarı baskı altına almaya çalışırlar.
  • Çıkar gruplarının etkileme gücünü belirleyen diğer etmenler;
    • Üye sayısı,
    • Sahip oldukları mali kaynaklar,
    • Organizasyon niteliği,
    • Sosyal statüler,
    • Siyasi ve sistemsel özellik,
    • Liderlik şeklindedir.

Çıkar Grupları Teorileri

Çıkar grupları konusunda literatürde yaygın olarak bilinen iki teori bulunaktadır:

  • Geleneksel siyaset biliminden kaynağını alan klasik çıkar grubu teorisi ve
  • Kaynağını önemli ölçüde Chicago İktisat Okulundan ve kamu tercihi teorisinden alan çıkar grubu teorisi.

Klasik çıkar grupları teorisyenlerinin başında David B. Truman gelir. Truman, Çıkar grubu, toplum içindeki diğer gruplar üzerinde etkili olan ve belirli tutumları paylaşan gruptur” şeklinde tanımlar.

Klasik Çıkar Grupları Teorisi, çıkar gruplarının çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu ve “toplumsal çıkara” hizmet ettiklerini savunan teoridir.

Geleneksel siyaset biliminde yaygın olarak kabul edilen çıkar grupları teorisini büyük ölçüde değiştiren kişi Mancur Olson olmuştur. Olson’a göre, çıkar gruplarının yoğunluğu (sayısı) ne kadar fazla ise ekonomik büyüme hızı o kadar yavaştır. Olson’a göre, çıkar grupları kendi menfaatlerine hizmet edecek davranış ve eylemlerde bulunurlar ve bu sonuçta toplumsal refahın maksimize edilmesini yavaşlatır.

Chicago İktisat Okulu tarafından geliştirilmiş olan teoriye göre, devletin uygulamaya koyduğu regülasyon politikaları çoğunlukla özel çıkar gruplarının menfaatlerine hizmet etmektedir. Toplumsal refaha katkıda bulunmak amacıyla uygulamaya konulan regülasyonlar, bazı imtiyazlı grupların çıkarlarına hizmet etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Özel çıkar teorisini savunan iktisatçılara göre, iyi organize olan gruplar dağınık hâlde bulunan ya da yeterli düzeyde organize olamamış gruplara göre regülasyonlardan çok daha yüksek oranlarda istifade edecekler ve toplum yararına hizmet gayesiyle uygulamaya konan regülasyonlardan beklenen hiçbir yarar gerçekleşmemiş olacaktır.

Başta Mancur Olson olmak üzere kamu tercihi teorisyenlerinin temel tezi şudur: Siyasal karar alma sürecinde çıkar grupları dâhil tüm siyasal aktörlerin (seçmenler, politikacılar, bürokratlar vd.) temel amacı özel menfaatlerini maksimize etmektir. Kamu tercihi teorisyenlerine göre “toplumsal çıkar” fazlasıyla retorik bir kavramdır ve piyasa mübadelesinde olduğu gibi politik mübadele içerisinde de somut olan gerçeklik “çıkar maksimizasyonu” dur.

Kamu tercihi okulu mensuplarına göre toplumsal veya politik yaşamda karşılaşılan rant kollama çabaları, kamu regülasyonlarının bir sonucudur. Devlet müdahaleleri veya düzenlemeleri bireyleri ve özel grupları rant kollama faaliyetlerine yöneltmektedir. Devlet müdahaleleri neticesinde özel çıkar grupları, kaynaklarını regülasyonların etkileme alanı içerisine giren her türlü düzenlemeyi bertaraf etmeye veya etkileyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya yöneltmektedirler. Kamu tercihi teorisi ağırlıklı olarak regülasyonların neden olduğu rant kollama faaliyetleri ve regülasyonların maliyetleri üzerinde durmaktadır.

Rant kollama, devlet müdahaleleri neticesinde özel çıkar gruplarının kaynaklarını regülasyonların etkileme alanı içerisine giren her türlü düzenlemeyi bertaraf etmeye veya etkileyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya yöneltme ve böylece devlet tarafından oluşturulan suni rantı elde etme çabalarına verilen addır.

Çıkar Grupları: Terminoloji

Çıkar grupları, çıkar amacıyla oluşmuş ve/veya oluşturulmuş grupları ifade eder.

Grup belirli sayıda insan topluluğunun bir araya gelmesiyle oluşmuş formel ya da informel bir yapıyı ya da organizasyonu ifade eder. Bir gruptan söz edebilmek için gerekli olan başlıca unsurlar şunlardır:

  • Belirli sayıda insan bazı ortak paydalar (ortak amaç, ortak tutum, ortak inanç, ortak değerler ve normlar vs.) yönünde bir araya gelebilir ve bir grup oluşturabilir,
  • Bireyler gönüllü olarak bir araya gelerek bir grup oluşturabilecekleri gibi (örneğin, iki ya da üç kişinin bir araya gelerek bir kitap yazması, ya da bir futbol takımı kurması vs.) formel bir zorlama ile de bir araya gelerek bir grup oluşturabilirler. (örneğin, ticaretle uğraşan kişilerin yasa gereği ticaret odasına kayıt olması zorunluluğu vs.)
  • Grup kendiliğinden (spontan) oluşabileceği gibi bireylerin bilinçli çabaları ve girişimi ile de oluşabilir.
  • Gruplarda belirli katı formel kurallar, hiyerarşi, organizasyon ve yaptırımlar var olabileceği gibi bu unsurlar çok daha zayıf olabilir.
  • Grupların bir kısmında devamlılık söz konusu iken, diğer bazı gruplarda birliktelik daha geçici olabilir.

Başlıca gruplar şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Kategorik gruplar: Toplumdaki kesimlerin ortak bazı karakteristik özellikleri ile oluşan gruplardır. Örneğin, zenginler ve yoksullar kategorik gruplara bir örnektir.
  • Mesleki gruplar: Toplum içindeki muhtelif mesleklere göre bazı gruplar oluşabilir. Tüccarlar, esnaflar, doktorlar, mühendisler vs.
  • Formel gruplar: Rasyonel olarak organize edilmiş, bilinçli çaba ve girişimlerle oluşturulmuş olan gruplardır.
  • İnformel gruplar: Önceden planlanmamış fakat zaman içerisinde kendiliğinden (spontan) oluşmuş olan gruplardır.
  • Komünal gruplar: Kan bağı, hısımlık, etnik köken, inanç birlikteliği ve saire nedenlerle oluşmuş ve/veya oluşturulmuş olan gruplardır. Kabileler, aileler, etnik gruplar bu konuda örnek verilebilir.
  • Kurumsal gruplar: Bunlar kamusal alandaki kurumları içerir. Tam bir otonomi (özerklik) ve bağımsızlığa sahip değillerdir. Bürokrasi ve askeri kurumlar bu konuda örnek verilebilir.
  • Anomik gruplar: Belirli konularda birbirinden bağımsız kişilerin bir amaç uğruna bir araya gelerek oluşturdukları gruplardır.
  • Koruyucu gruplar: Bunlara “fonksiyonel gruplar” da denir. Üyelerinin çıkarlarını korumak için oluşturulmuştur. İşçi sendikaları, mesleki birlikler bu konuda örnek verilebilir.
  • Tutum grupları: Paylaşılan değerler ve inaçlar, idealler uğruna oluşturulmuş olan gruplardır.
  • Hemşehri grupları: Aynı köy, kasaba ya da beldede doğmuş ve büyümüş kişilerin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş olan gruplardır.
  • Okuldaşlık grupları: Aynı okuldan mezun olanların (alumni) bir araya gelerek oluşturdukları gruplardır
  • Entellektüel gruplar: Aynı veya benzer düşünceleri ve ideolojileri paylaşan insanların bir araya gelmesi ile oluşturulmuş olan gruplardır. Bunlara “ideolojik gruplar” da denilebilir.
  • Cinsiyet grupları: Aynı cinsten olan kişilerin oluşturdukları gruplardır.
  • İnanç grupları (Din ve mezhep grupları): Aynı inancı paylaşan din ve mezhep mensuplarının bir araya gelerek oluşturdukları gruplardır.

Grup oluşumunda başlıca iki genel yaklaşım ya da teori bulunmaktadır:

  • Sosyal çatışma teorisi ve
  • Rasyonel tercih teorisi.

Sosyal çatışma teorisi; grupların oluşumu evrimsel bir zorunluluk olarak gören ve grupların sosyal zorlama ile kendiliğinden oluştuğunu savunan teoridir.

Rasyonel tercih teorisi; grupların bireylerin ortak çıkarlar/menfaatler uğruna bir araya gelerek oluşturdukları örgütlenmeler olduğunu savunan teoridir.

Rasyonel tercih teorisine göre grup oluşturulmasındaki teşvik edici unsurlar şunlardır:

  • Maddi teşvikler : Maddi menfaat beklentisi.
  • Dayanışma teşvikleri : Ün, gurur, makam-mevkiprestij vs. elde etme isteği ve arzusu.
  • Amaçsal teşvikler: Misyonerlik yaparak Tanrı’nın takdirini kazanma ve cennete kabul beklentisi.

Çıkar grupları, ortak maddi ve/veya manevi çıkarlar etrafında bütünleşmiş ve bu çıkarlar çerçevesinde uzmanlığa dayalı olarak örgütlenmiş, ortak çıkarları doğrultusunda siyasi yönetimden talepte bulunan toplumsal gruplardır.

Çıkar grupları, teşkilatlı veya teşkilatsız bir grup niteliği taşımalarının yanında, siyasi olan veya olmayan birtakım amaçlar takip edebilmektedirler.

Baskı grupları, siyasal karar alma sürecinde siyasal iktidar ve bürokrasi üzerinde çeşitli yöntem ve araçlarla doğrudan etkili olmaya ve dahası baskı kurmaya çalışan organizasyonlardır. Burada çıkar gruplarından farklı olarak vurgulanan siyasal otoriteleri etkilemeye çalışma niteliği, çoğu siyaset bilimci tarafından baskı gruplarını çıkar gruplarından ayıran en önemli fark olarak kabul edilmektedir. Bir çıkar grubu, faaliyetleri ile organize olarak siyasal karar alma sürecini doğrudan ve/veya dolaylı olarak etkileme ve menfaat elde etme çabası içine girerse o zaman, o grubu “baskı grubu” olarak adlandırılır.

Sivil toplum kavramı literatürde kimi zaman çıkar grupları ve baskı grupları kavramı ile eş anlamlı kullanılmakta, kimi zaman da daha farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri yalnızca ekonomik faaliyetler ile sınırlı değildir. Bu kurumlar dini, kültürel ve sosyal faaliyetler ile de toplumsal süreç içerisinde yer almaktadırlar. Sivil toplum kuruluşlarının siyasi hedef ve motivasyonlara sahip olması şart değildir.

Çıkar Grupları: Tipoloji

Çıkar grupları maddi ve manevi menfaatler etrafında oluşan örgütlenmelerdir. Bu grupların sahip olduğu ortak menfaatler, grubun mekânsal boyutunu, üye sayısını, iktisadi anlamdaki gücünü, siyasi iktidar ile olan ilişkisinin biçimini ve kullandığı araçları farklılaştırmakta ve belli bir tipolojiyi zorunlu kılmaktadır. Çıkar grupları şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Ortak menfaatlere ve ortak tutumlara dayalı çıkar grupları : Ortak menfaatler etrafında toplanan gruplar işveren birlikleri, işçi kuruluşları ve benzeri gruplar iken, ortak tutumlar (fikirler, ideolojiler) etrafında toplanan çıkar grupları ise fikir dernekleri, vakıflar ve benzeri kuruluşlardan oluşmaktadır.
  • Ölçek açısından çıkar grupları: Bu sınıflandırma içinde yer alan çıkar gruplarını,
    • “Kitle çıkar grupları” ve
    • “Kadro çıkar grupları” olarak ikiye ayırmak mümkündür.
  • Çıkar grupları, iktidar üzerinde ki etkinlik güçlerini farklı kaynaklardan almaktadırlar. Kitle çıkar grupları üye sayısı itibariyle çok büyük ve aynı zamanda mekân açısından son derece yaygın bir konuma sahiptirler. Kadro çıkar gruplarının üye sayısı çok az ve grup içi disiplin esnek olabilmektedir. Ancak üyelerinin sahip olduğu ekonomik güç, toplumsal saygınlık gibi etkenler, kadro baskı gruplarının etkinliğini arttırmaktadır.
  • Amaç yönünden çıkar grupları: Mesleki çıkar grupları, işçi sendikaları, çevre ve doğanın korunmasını amaçlayan çıkar grupları, entelektüel çıkar grupları ve sınıfsal çıkarı korumayı amaçlayan çıkar grupları şeklinde sınıflandırılır. Mesleki çıkar grupları, aynı veya benzeri meslekteki organizasyonların, mesleklerinin itibarını ve mesleki çıkarlarını korumak için oluşturulan örgütlenmelerdir.
  • Teşkilatlanmaları açısından çıkar grupları: Çıkar grupları disiplinli, iyi örgütlenmiş teşkilatlı bir yapıda kurulabileceği gibi, teşkilatlanmadan yoksun, dil, akrabalık, hemşehrilik gibi esaslara dayanarak da kurulabilmektedir. Üyelerinin çıkarlarını gerçekleştirmek ve bu yolda faaliyet göstermek üzere bir teşkilatın var olduğu gruplar “teşkilatlanmış çıkar grupları”, çıkarlarını gerçekleştirmek üzere bir teşkilata sahip olmamaları nedeniyle siyasetle ilişkileri düzensiz olan, akrabalık, hemşehrilik benzeri temellere dayanan gruplar ise “teşkilatlanmamış çıkar grupları” dır.
  • Kurumsal çıkar grupları: Yüksek düzeyde bir disiplin ve teşkilat yapısına sahip kurumların oluşturdukları örgütlenmelerdir. Bu gruplar ortak bir çıkar etrafında toplanan bireyler tarafından değil, kamu otoritesi tarafından kamu menfaatlerini korumak ve iyileştirmek amacıyla kurulmuş örgütlenmelerdir.

Çıkar Gruplarının Özellikleri

Çıkar gruplarının ortak özellikleri şöyle sıralanabilir:

  • Çıkar grupları, belli çıkarlar etrafında toplanmış gruplardır.
  • Çıkar grupları, belli uzmanlığa dayalı gruplardır.
  • Formel ve teşkilatlanmış çıkar gruplarında şekilcilik hâkimdir.
  • Çıkar grupları baskı gruplarıdır.
  • Benzer menfaatler etrafında toplananlar arasında rekabet ve liderlik mücadelesi vardır.

Çıkar Gruplarının Amaç ve Fonksiyonları

Çıkar gruplarının temelde amacı üyelerinin ortak menfaatlerini siyasal karar organlarına iletmek ve ortaya çıkacak kararların üyelerin menfaatleri doğrultusunda oluşmasını sağlamaktır. Çıkar gruplarının fonksiyonlarını üç ana başlık altında toplamaktadır:

  • Karar organlarına, sorunlarına ilişkin olarak ayrıntılı bilgiler vermek,
  • Karar organları tarafından alınan kararlara kendi üyelerinin rızasını sağlamak,
  • Kendi toplumsal tabanlarındaki genel eğilimler doğrultusunda akılcı çözüm önerileri oluşturmak.

Çıkar grupları için ortaya konan tüm bu fonksiyonlar, genelde karar alma sürecini kolaylaştıran ve sürecin sonundaki kararın toplumdaki kabul edilebilirliğini arttıran, demokrasinin katılım boyutuna işlevsellik kazandıran işlevler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çıkar Gruplarının Siyasal Süreci Etkileme Yöntemleri

Çıkar gruplarının en önemli amacı, kendi ortak çıkarlarını korumak ve genişletmek için siyasi süreci etkilemektir. Çıkar gruplarının siyasal süreci etkileme yöntemleri şu şekilde özetlenebilir:

  • Lobicilik (Kanun simsarlığı); çıkar gruplarının, karar merkezleri içine kendi çıkarlarına hizmet edecek kişilerin atanmasını sağlayarak, bu kişiler vasıtasıyla da siyasal kararların kendi ortak çıkarları doğrultusunda alınmasını sağlama çabalarına denir.
  • İkna; yasa tasarısının hazırlandığı sırada çıkar gruplarının devreye girerek, yasadan kendi ortakçıkarları lehine en geniş olanakların sağlanmasına yönelik faaliyetlerdir.
  • Kamuoyunu etkileme; demokratik rejimlerde kamuoyu üzerinde grubun menfaatlerinin haklılığı konusunda olumlu etki oluşturmak, çıkar grubunun menfaatlerinin gerçekleştirilmesine katkısıdır.
  • Tehdit: Grubun ortak menfaatlerini olumsuz etkileyecek kanunları, lobicilik yaparak veya ikna yöntemini kullanarak menfaatleri doğrultusundan değiştirmeye çalışırlar. Gruplar kanunun tasarı aşamasından kanunlaşması aşamasına kadar olan bu süreçte başarılı olamamaları durumunda tehdit yöntemini kullanırlar.
  • Kolektif rüşvet: Çıkar grupları, karar alma mekanizması üzerindeki etkinliğini arttırmak için siyasi partilere örtülü biçimde parasal yardımda bulunmakta veya belirli parlamenterlerle “özel” ilişkiler kurmaktadırlar. Bu ilişkiler, bilgi verme amacı taşıyan broşürler basmak, çeşitli geziler ve ziyafetler düzenlemek, politikacıların çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak ve benzeri şekillerde olabilmektedir. Bu teknikler, yasal baskı yoluyla ikna ile rüşvet arasındaki yelpazede kalmakta ve kolektif rüşvet olarak isimlendirilmektedir.
  • Rüşvet: Çıkar grupları hükûmet üyelerine, bürokratlara ve diğer kamu görevlilerine rüşvet vererek grubun ortak menfaatlerini korumaya, kollamaya ve geliştirmeye çalışabilirler.
  • Sabotaj: Çıkar grupları, hükûmetin faaliyetlerini baltalama ve engelleme yoluyla grubun menfaatlerini koruma yolunu seçebilirler.
  • Başka partiyi destekleme: Çıkar grupları, özellikle seçim dönemlerinde ve sonrasında siyasal partilere parasal ve mali yardımlar yapabilmektedirler. Ancak siyasi iktidarla ortak menfaatler konusunda çatışan gruplar, diğer partileri destekleyerek siyasi iktidarı grubun menfaatleri doğrultusunda kararlar almaya ilişkin baskı altına alabilmektedirler.
  • Doğrudan hareket ve lokavt: Çıkar grupları, hedeflerine ulaşmak için bazı durumlarda üyelerini ve taraftarlarını harekete geçirerek grevler ve gösteri yürüyüşleri düzenlemek suretiyle siyasal iktidarı baskı altına almaya çalışırlar.
  • Çıkar gruplarının etkileme gücünü belirleyen diğer etmenler;
    • Üye sayısı,
    • Sahip oldukları mali kaynaklar,
    • Organizasyon niteliği,
    • Sosyal statüler,
    • Siyasi ve sistemsel özellik,
    • Liderlik şeklindedir.

Çıkar Grupları Teorileri

Çıkar grupları konusunda literatürde yaygın olarak bilinen iki teori bulunaktadır:

  • Geleneksel siyaset biliminden kaynağını alan klasik çıkar grubu teorisi ve
  • Kaynağını önemli ölçüde Chicago İktisat Okulundan ve kamu tercihi teorisinden alan çıkar grubu teorisi.

Klasik çıkar grupları teorisyenlerinin başında David B. Truman gelir. Truman, Çıkar grubu, toplum içindeki diğer gruplar üzerinde etkili olan ve belirli tutumları paylaşan gruptur” şeklinde tanımlar.

Klasik Çıkar Grupları Teorisi, çıkar gruplarının çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu ve “toplumsal çıkara” hizmet ettiklerini savunan teoridir.

Geleneksel siyaset biliminde yaygın olarak kabul edilen çıkar grupları teorisini büyük ölçüde değiştiren kişi Mancur Olson olmuştur. Olson’a göre, çıkar gruplarının yoğunluğu (sayısı) ne kadar fazla ise ekonomik büyüme hızı o kadar yavaştır. Olson’a göre, çıkar grupları kendi menfaatlerine hizmet edecek davranış ve eylemlerde bulunurlar ve bu sonuçta toplumsal refahın maksimize edilmesini yavaşlatır.

Chicago İktisat Okulu tarafından geliştirilmiş olan teoriye göre, devletin uygulamaya koyduğu regülasyon politikaları çoğunlukla özel çıkar gruplarının menfaatlerine hizmet etmektedir. Toplumsal refaha katkıda bulunmak amacıyla uygulamaya konulan regülasyonlar, bazı imtiyazlı grupların çıkarlarına hizmet etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Özel çıkar teorisini savunan iktisatçılara göre, iyi organize olan gruplar dağınık hâlde bulunan ya da yeterli düzeyde organize olamamış gruplara göre regülasyonlardan çok daha yüksek oranlarda istifade edecekler ve toplum yararına hizmet gayesiyle uygulamaya konan regülasyonlardan beklenen hiçbir yarar gerçekleşmemiş olacaktır.

Başta Mancur Olson olmak üzere kamu tercihi teorisyenlerinin temel tezi şudur: Siyasal karar alma sürecinde çıkar grupları dâhil tüm siyasal aktörlerin (seçmenler, politikacılar, bürokratlar vd.) temel amacı özel menfaatlerini maksimize etmektir. Kamu tercihi teorisyenlerine göre “toplumsal çıkar” fazlasıyla retorik bir kavramdır ve piyasa mübadelesinde olduğu gibi politik mübadele içerisinde de somut olan gerçeklik “çıkar maksimizasyonu” dur.

Kamu tercihi okulu mensuplarına göre toplumsal veya politik yaşamda karşılaşılan rant kollama çabaları, kamu regülasyonlarının bir sonucudur. Devlet müdahaleleri veya düzenlemeleri bireyleri ve özel grupları rant kollama faaliyetlerine yöneltmektedir. Devlet müdahaleleri neticesinde özel çıkar grupları, kaynaklarını regülasyonların etkileme alanı içerisine giren her türlü düzenlemeyi bertaraf etmeye veya etkileyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya yöneltmektedirler. Kamu tercihi teorisi ağırlıklı olarak regülasyonların neden olduğu rant kollama faaliyetleri ve regülasyonların maliyetleri üzerinde durmaktadır.

Rant kollama, devlet müdahaleleri neticesinde özel çıkar gruplarının kaynaklarını regülasyonların etkileme alanı içerisine giren her türlü düzenlemeyi bertaraf etmeye veya etkileyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya yöneltme ve böylece devlet tarafından oluşturulan suni rantı elde etme çabalarına verilen addır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.