Çocuk Gelişimi Dersi 6. Ünite Özet

23.07.2022
6
A+
A-

Kişilik Gelişimi

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Çocuk Gelişimi Dersi 6. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Kişilik Gelişimi

Giriş

Kişilik, süreğen bir değişim içerisindedir ve bir bireyi diğerlerinden ayıran temel özelliklerinden biri olarak kabul edilir. Çocuklarda kişiliğin incelenmesinde ise mizaç kavramı karşımıza çıkmaktadır. Kişilik gelişimini etkileyen etmenlerin genetik ve biyolojik etkenler, çevresel ve kültürel etkenler ile psikolojik etkenler olduğu kabul edilmektedir. Kişiliğin değerlendirilmesinde gözlemsel yöntemler, projektif (yansıtıcı) yöntemler, yapılandırılmış test ve envanterler en sık kullanılan yöntemlerdir. Çocukların kişilik gelişimlerinin desteklenmesinde anne babaların destekleyici olmaları büyük önem taşımaktadır.

Temel Kavramlar ve Tanımlar

“Kişilik”, bir bireyi diğer bireylerden ayıran ve kişilerarası ilişkilerde ortaya çıkan kalıcı tepki ve etkileşim örüntüleridir. Kişilik durağan olmayıp sürekli bir gelişim ve değişim içerisindedir.

Kişiliğin anlaşılmasında yararlanılan bir diğer kavram mizaçtır. “Mizaç”, huy olarak da adlandırılmaktadır ve kalıtsal olduğu düşünülen genel davranış eğilimlerini tanımlamaktadır. Mizaç davranış tarzı, heyecan ve tepki şekillerinin özellikleri bakımından bireyler arasındaki farklılıkları yansıtır ve bireyin doğuştan gelen özelliklerinin ne dereceye kadar değişebileceğinin sınırlarının biyolojik yapı ile belirlendiğini savunur. Mizaç gibi, kişiliğin temelini oluşturan bir diğer kavram da karakterdir. Mizaç kişiliğin duygusal yönünü açıklamakta ve doğuştan getirilmekte iken, “karakter” ise kişiliğin ahlaki yönünü belirlemek için kullanılmakta ve sonradan kazanılmaktadır.

“Benlik”, bireyin kendini algılamasına ve değerlendirmesine ilişkin geliştirdiği görüşlerdir. Bireyin fiziksel özellikleri, mizacı, toplumsal becerileri ve nesnel olarak bilinen nitelikleri “nesnel benliği”, kişinin kendisiyle ilgili olan algıları ise “öznel benliği” oluşturur. Benlik saygısı ve benlik kavramı birbirinden farklı iki kavramdır. Benliğin genel değerlendirilmesi anlamına gelen “benlik saygısı” bazen kendilik değeri ya da benlik imajı olarak adlandırılır. “Benlik kavramı” ise benliğin alana özgü, çok özel değerlendirmelerini içerir.

Çocuklar bir yaş civarında çevrelerindeki diğer insanların da gören, işiten, dokunan ayrı varlıklar olduğunu fark eder. Yaklaşık olarak on sekiz aylıkken aynadaki yansımalarını tanıyabilir ve “ben” duygusunu geliştirebilir, burada çocuğun geliştirdiği algı “öz farkındalık” olarak tanımlanmaktadır. Çocuk artık kendini diğer insanlardan ve nesnelerden ayrı bir varlık olarak algılamaya başlar. Çocuklar üç yaşındayken kendilerini çoğu kez abartılı ve olumlu biçimde nitelendirirlerken, okul döneminde kendini anlama ve toplumsal kıyaslama dâhil sosyal ve psikolojik karakteristikleri daha fazla sergilemeye başlarlar. İlkokul yıllarının ortalarına doğru çocuklar, kendileriyle ilgili daha gerçekçi algılara sahip olmaya başlarlar. Ergenlik döneminde ise çocuklar kim olduklarına, ne istediklerine ve hayatta nereye gittiklerine yönelik arayış içindedirler.

Kişilik Gelişimini Etkileyen Etmenler

Kişiliğin gelişiminde genetik ve çevresel faktörlerin etkileşim içerisinde oldukları ve birbirlerinden ayrılmaları zordur.

Genetik ve biyolojik etmenler: Bu yaklaşım, biyolojik özelliklerin farklı mizaçlarla bağlantılı olduğunu savunmaktadır. Yani çocuklar, kendilerini belirli bir tipte mizaca sahip olmaya yönelten bir kalıtımı miras olarak almaktadırlar. Ancak mizaç, deneyimler aracılığıyla, yani çevresel faktörlerle zamanla değişime uğrayabilir.

Çevresel ve kültürel etmenler: Beslenme ve duyular aracılığıyla elde edilen deneyimler, çocuğun içinde doğduğu aile, ilk yıllarda anne babanın etkisi, ailenin sosyal ilişkileri, ekonomik koşulları, medya, sağlık ve eğitim gibi toplumsal kurumlar, çevresel ve kültürel etmenler arasında yer alır. Çocuğun büyümesiyle beraber çevresel faktörler değişmeye ve genişlemeye başlar, ailenin etkisi azalır. Anne babaların çocuk yetiştirme tutumları, onların nasıl bir kişiliğe sahip olacağının belirlenmesinde önemli bir yere sahiptir. Anne baba ile iyi bir ilişki, çocuk ruh sağlığında belirleyici rol oynar.

Psikolojik etmenler: Bağımsızlık elde etme isteği, başarma ve güven kazanma isteği, beğenilme ve takdir edilme isteği, mutlu olma isteği kişiliği şekillendiren psikolojik etmenler arasında sayılmaktadır.

Kişilik Gelişimi İle İlgili Kuramlar

Psikanalitik Kuramlar: Freud, kişiliğin içgüdü adını verdiği doğuştan getirilen güçler tarafından yönlendirildiklerini ileri sürmüştür. İçgüdü, bir canlı türünün bütün bireylerinde, doğuştan gelen ve öğrenmeden bağımsız olarak ortaya çıkan, bilinçsiz hareket ve davranışlardır. Freud’a göre eros (açlık, susuzluk gibi yaşamsal süreçleri korumaya hizmet eden ve türün devamını sağlayan her türlü içgüdü) ve thanatos (saldırganlık, yıkıcılık, kabalık içgüdüleri) olmak üzere iki temel içgüdü bulunmaktadır. Bazen bu yaşam ve ölüm içgüdüleri çatışma halinde de olabilir, biri diğerine baskın gelebilir.

Freud, tanımladığı topografik modelde ruhsal yapımızın bilinç, bilinçöncesi ve bilinçdışı olmak üzere üç bölümden oluştuğunu savunmaktadır. Freud, ilerleyen süreçte topografik modelin yetersiz olduğunu düşünerek yapısal modeli geliştirmiş ve kişiliğin oluşmasında id, ego ve süper ego olmak üzere üç yapının olduğunu ileri sürmüştür. Freud’un ortaya koyduğu bir diğer açıklama da psikoseksüel gelişimdir. Freud psikoseksüel gelişimi beş döneme ayırmış ve her bir dönemi bedende haz kaynağı olan bölgeye göre adlandırmıştır. Bu dönemler; oral, anal, fallik, latent (gizil) ve genital şeklinde adlandırılmaktadır. Erikson, psikososyal gelişim kuramında gelişimin yaşam boyu devam ettiğini ileri sürmüş ve kişilik gelişimini sosyal dinamiklerle açıklamıştır. Erikson yaşam boyu gelişim ilkesini ortaya atan ilk psikologlardan biri olup, kişilik gelişimini sekiz döneme ayırarak incelemiştir Erikson’a göre bu dönemlerden birinde olumsuz yaşanan denge, diğer dönemlerde olumluya çevrilebilir. Erikson’un kuramını Freud’dan ayıran en önemli özellik budur. Erikson’un tanımladığı dönemler;

  • Güvene karşı güvensizlik,
  • Özerkliğe karşı utanma ve kuşku duyma,
  • Girişimciliğe karşı suçluluk duyma,
  • Başarıya karşı aşağılık duygusu,
  • Kimlik kazanmaya karşı kimlik karmaşası,
  • Dostluk kazanmaya karşı yalnız kalma,
  • Üretkenliğe karşı durgunluk ve
  • Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk şeklindedir.

Bağlanma Kuramları: John Bowlby 1907 – 1990 tarihleri arasında yaşamış İngiliz bir psikologdur. Çocuk ve bakım veren arasındaki olumlu bağı ifade etmek için “bağlanma” kavramını kullanır. Bağlanma, bebek ve bakım veren arasında oluşan yakın, duygusal bir bağdır. Bowlby’e göre kişilik gelişiminin sağlıklı olabilmesinde, anahtar rolü anne baba oynar. Bu süreçte anne-baba ve çocuk arasındaki bağlanma önem taşır. İlk bakım veren kişi çoğunlukla anne olduğundan bu bağ öncelikle anne ile kurulur. Babayla olan bağlanma çoğunlukla anneden sonra gerçekleşir. Bowlby’ye göre bağlanma; bağlılık öncesi, bağlanma, kesinleşmiş bağlanma ve karşılıklı ilişkinin kurulması evresi olmak üzere dört evrede gerçekleşir. Bunlar: bağlılık öncesi evre, bağlanma evresi, kesinleşmiş bağlanma evresi ve karşılıklı ilişkinin kurulması evreleridir.

Mary Ainsworth 1913 ve 1999 tarihleri arasında yaşamış Kanada asıllı Amerikalı bir psikologdur. Ainsworth, uzun süre Afrika’da yaşamış ve ev ziyaretleri yaparak yerel topluluklarda anne ve çocuk ilişkilerini yakından gözleyerek bağlanma modelini oluşturmuştur. Ainsworth’ün tanımladığı bağlanma türleri, güvenli, güvensiz, kaçınan, dirençli ve dağınık şeklindedir. Güvenli bağlanma, çocuğun anne babayı bir güvenli üs olarak kullandığı, korktuğunda ya da başka bir stresli durumda onların yanında kolayca yatışabildiği bir bağlanma modelidir.

Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı: Kuramın önemli temsilcisi olan Bandura, insanların çevrelerindeki davranışları gözlemlediklerini ve bu gözlemlerden kendileri için bir sonuç çıkardıklarını, kendileri için yararlı durumlarda davranışı gösterdiklerini ileri sürer. Gözlem yolu ile öğrenme dikkat, hatırlama, yeniden üretme ve pekiştireç süreçlerinden oluşmaktadır. Çocuklar, çevreye içsel bir merak duyduklarından değil, pekiştiricilerle özendirildikleri için öğrenir ve daha sonra bu dış değerleri içselleştirirler.

Benlik Kuramları: Bazı kuramcılar benlik kavramını insan davranışının temeline koyarlar. İnsancıl (hümanistik) yaklaşım olarak da adlandırılan yaklaşıma sahip kuramcılar, insanların temelde iyi olduğuna ve bireylerin sürekli olarak daha iyiye doğru gelişmek için çaba harcadığına inanırlar. Kuramın önemli temsilcileri Carl Rogers ve Maslow’dur.

Carl Rogers, koşulsuz sevgi içinde büyüyen çocukların kuvvetli ve olumlu bir benlik geliştireceklerine inanır. Koşullu sevgi ise olumsuz benlik gelişmesine neden olur. Maslow’a göre ise, tüm insanların biyolojik bir temele dayanan, değiştirilemez bir doğası vardır. Doğuştan getirdiğimiz eğilimlerimiz çoğunlukla sağlıklıdır ve yapıcı yönde gelişim, nezaket, cömertlik ve sevgi potansiyelini içerir. Maslow, en altta temel fizyolojik ihtiyaçların en üstte ise kendini gerçekleştirme ihtiyacının bulunduğu, piramit şeklinde bir “ihtiyaçlar hiyerarşisi” oluşturmuştur. Hiyerarşinin basamakları:

  • Fizyolojik ihtiyaçlar,
  • Güvenlik ihtiyacı,
  • Ait olma ve sevgi ihtiyacı,
  • Saygı ihtiyacı,
  • Bilişsel ihtiyaçlar (bilme, anlama)
  • Estetik ihtiyacı ve
  • Kendini gerçekleştirme ihtiyacı şeklindedir.

Kişilik Gelişiminin Desteklenmesi

Çocuğun anne babasıyla duygusal ilişkisi, arkadaşlarıyla toplumsal ilişkisi, okuldaki entellektüel düzeyi ve toplumun kendisine karşı tutumu çocuklarda kişilik gelişiminin temel kaynaklarıdır. Anne babaların sevip istediği, destekleyip ilgi gösterdiği çocuklar, olumlu benlik algısı geliştirebilir. Çocuklarda kişilik gelişiminin desteklenmesi için güven ve kabul ortamı yaratılmalı, çocuğa ihtiyaç duyduğu emniyette olma, sevilme ve kabul görme duyguları aşılanmalıdır. Başardığını hissetme, çocuklarda özgüven duygusu ve benlik saygının gelişimi açısından önemlidir. Çocuklara başarı duygusunu yaşayabilecekleri olanaklar sağlanmalıdır. Aileler, çocuklarının içinde bulundukları gelişim dönemi hakkında bilgi sahibi olmalı, çocuklarının bireysel özelliklerine duyarlı olmalıdırlar. Özellikle okul öncesi dönemdeki çocukların kendileri için seçim yapmasına izin verilmelidir. Çocukların yaptıkları şeylerin değerlendirilmesinde yetişkin standartları kullanılmamalıdır. Çocukların, düşmanlık ve kıskançlık gibi duygularını açıkça, doğrudan ve içinden geldiği gibi ifade edebilmesi sağlanmalıdır.

Kişilik Gelişiminin Değerlendirilmesi

Kişiliğin değerlendirilmesinde, bireyler arası kişilik farklılıklarını tespit etmeye yönelik farklı yöntemler kullanılmaktadır.

Gözleme dayalı yöntemler: Gözlem; kişi, eşya ya da olay hakkında bilgi toplama yöntemidir. Gözlemin bilimsel olabilmesi için sistematik olması, gelişigüzel yapılmamış olması gerekir. Bunun için kimin, nerede, nasıl ve ne zaman gözlemleneceği ve gözlemin nasıl kaydedileceği planlanmalıdır. Gözlem çalışması laboratuvar ortamında ya da günlük hayat içerisinde davranışın gerçekleştiği doğal ortamda yapılabilir.

Projektif (Yansıtıcı) Yöntemler: Kişilerden, kendilerine sunulan bir görüntü ya da resme ilişkin bir hikâye anlatarak, verilen bir nesneyi tanımlayarak ya da çizim yaparak yanıt vermesi istenen testlerdir. Rorschah Mürekkep Lekesi Testi, Tematik Algı Testi, İnsan Çizme Testi projektif testlerden bazılarıdır.

Yapılandırılmış test ve envanterler: Bireylerin duyguları, düşünceleri ve davranışları ile ilgili olarak kendilerini anlattıkları yöntemlerdir. Bu nedenle “kendini anlatma tekniği” de denir. Bu testlerin kullanılabilir ve yararlı olması için, geçerlik ve güvenilirlik çalışmalarının yapılmış olması gerekmektedir. Günümüzde en yaygın olarak kullanılan kişilik değerlendirme aracı Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri’dir. Ancak envanter, on altı yaş ve üstü bireylere uygulanabilir.

Kişiliğin değerlendirilmesinde biyolojik yaklaşım kişiliği fizyolojik ölçümlerle değerlendirir. Bazı araştırmacılar kalp atışı ve benzeri uyarılma göstergelerinden yola çıkarak, kaygı ve başa çıkma kavramlarını incelemişlerdir. Bazı araştırmacılar da hormonları, bağışıklık sistemini, otomatik kas reflekslerini ve kandaki enzimleri incelemişlerdir.

Giriş

Kişilik, süreğen bir değişim içerisindedir ve bir bireyi diğerlerinden ayıran temel özelliklerinden biri olarak kabul edilir. Çocuklarda kişiliğin incelenmesinde ise mizaç kavramı karşımıza çıkmaktadır. Kişilik gelişimini etkileyen etmenlerin genetik ve biyolojik etkenler, çevresel ve kültürel etkenler ile psikolojik etkenler olduğu kabul edilmektedir. Kişiliğin değerlendirilmesinde gözlemsel yöntemler, projektif (yansıtıcı) yöntemler, yapılandırılmış test ve envanterler en sık kullanılan yöntemlerdir. Çocukların kişilik gelişimlerinin desteklenmesinde anne babaların destekleyici olmaları büyük önem taşımaktadır.

Temel Kavramlar ve Tanımlar

“Kişilik”, bir bireyi diğer bireylerden ayıran ve kişilerarası ilişkilerde ortaya çıkan kalıcı tepki ve etkileşim örüntüleridir. Kişilik durağan olmayıp sürekli bir gelişim ve değişim içerisindedir.

Kişiliğin anlaşılmasında yararlanılan bir diğer kavram mizaçtır. “Mizaç”, huy olarak da adlandırılmaktadır ve kalıtsal olduğu düşünülen genel davranış eğilimlerini tanımlamaktadır. Mizaç davranış tarzı, heyecan ve tepki şekillerinin özellikleri bakımından bireyler arasındaki farklılıkları yansıtır ve bireyin doğuştan gelen özelliklerinin ne dereceye kadar değişebileceğinin sınırlarının biyolojik yapı ile belirlendiğini savunur. Mizaç gibi, kişiliğin temelini oluşturan bir diğer kavram da karakterdir. Mizaç kişiliğin duygusal yönünü açıklamakta ve doğuştan getirilmekte iken, “karakter” ise kişiliğin ahlaki yönünü belirlemek için kullanılmakta ve sonradan kazanılmaktadır.

“Benlik”, bireyin kendini algılamasına ve değerlendirmesine ilişkin geliştirdiği görüşlerdir. Bireyin fiziksel özellikleri, mizacı, toplumsal becerileri ve nesnel olarak bilinen nitelikleri “nesnel benliği”, kişinin kendisiyle ilgili olan algıları ise “öznel benliği” oluşturur. Benlik saygısı ve benlik kavramı birbirinden farklı iki kavramdır. Benliğin genel değerlendirilmesi anlamına gelen “benlik saygısı” bazen kendilik değeri ya da benlik imajı olarak adlandırılır. “Benlik kavramı” ise benliğin alana özgü, çok özel değerlendirmelerini içerir.

Çocuklar bir yaş civarında çevrelerindeki diğer insanların da gören, işiten, dokunan ayrı varlıklar olduğunu fark eder. Yaklaşık olarak on sekiz aylıkken aynadaki yansımalarını tanıyabilir ve “ben” duygusunu geliştirebilir, burada çocuğun geliştirdiği algı “öz farkındalık” olarak tanımlanmaktadır. Çocuk artık kendini diğer insanlardan ve nesnelerden ayrı bir varlık olarak algılamaya başlar. Çocuklar üç yaşındayken kendilerini çoğu kez abartılı ve olumlu biçimde nitelendirirlerken, okul döneminde kendini anlama ve toplumsal kıyaslama dâhil sosyal ve psikolojik karakteristikleri daha fazla sergilemeye başlarlar. İlkokul yıllarının ortalarına doğru çocuklar, kendileriyle ilgili daha gerçekçi algılara sahip olmaya başlarlar. Ergenlik döneminde ise çocuklar kim olduklarına, ne istediklerine ve hayatta nereye gittiklerine yönelik arayış içindedirler.

Kişilik Gelişimini Etkileyen Etmenler

Kişiliğin gelişiminde genetik ve çevresel faktörlerin etkileşim içerisinde oldukları ve birbirlerinden ayrılmaları zordur.

Genetik ve biyolojik etmenler: Bu yaklaşım, biyolojik özelliklerin farklı mizaçlarla bağlantılı olduğunu savunmaktadır. Yani çocuklar, kendilerini belirli bir tipte mizaca sahip olmaya yönelten bir kalıtımı miras olarak almaktadırlar. Ancak mizaç, deneyimler aracılığıyla, yani çevresel faktörlerle zamanla değişime uğrayabilir.

Çevresel ve kültürel etmenler: Beslenme ve duyular aracılığıyla elde edilen deneyimler, çocuğun içinde doğduğu aile, ilk yıllarda anne babanın etkisi, ailenin sosyal ilişkileri, ekonomik koşulları, medya, sağlık ve eğitim gibi toplumsal kurumlar, çevresel ve kültürel etmenler arasında yer alır. Çocuğun büyümesiyle beraber çevresel faktörler değişmeye ve genişlemeye başlar, ailenin etkisi azalır. Anne babaların çocuk yetiştirme tutumları, onların nasıl bir kişiliğe sahip olacağının belirlenmesinde önemli bir yere sahiptir. Anne baba ile iyi bir ilişki, çocuk ruh sağlığında belirleyici rol oynar.

Psikolojik etmenler: Bağımsızlık elde etme isteği, başarma ve güven kazanma isteği, beğenilme ve takdir edilme isteği, mutlu olma isteği kişiliği şekillendiren psikolojik etmenler arasında sayılmaktadır.

Kişilik Gelişimi İle İlgili Kuramlar

Psikanalitik Kuramlar: Freud, kişiliğin içgüdü adını verdiği doğuştan getirilen güçler tarafından yönlendirildiklerini ileri sürmüştür. İçgüdü, bir canlı türünün bütün bireylerinde, doğuştan gelen ve öğrenmeden bağımsız olarak ortaya çıkan, bilinçsiz hareket ve davranışlardır. Freud’a göre eros (açlık, susuzluk gibi yaşamsal süreçleri korumaya hizmet eden ve türün devamını sağlayan her türlü içgüdü) ve thanatos (saldırganlık, yıkıcılık, kabalık içgüdüleri) olmak üzere iki temel içgüdü bulunmaktadır. Bazen bu yaşam ve ölüm içgüdüleri çatışma halinde de olabilir, biri diğerine baskın gelebilir.

Freud, tanımladığı topografik modelde ruhsal yapımızın bilinç, bilinçöncesi ve bilinçdışı olmak üzere üç bölümden oluştuğunu savunmaktadır. Freud, ilerleyen süreçte topografik modelin yetersiz olduğunu düşünerek yapısal modeli geliştirmiş ve kişiliğin oluşmasında id, ego ve süper ego olmak üzere üç yapının olduğunu ileri sürmüştür. Freud’un ortaya koyduğu bir diğer açıklama da psikoseksüel gelişimdir. Freud psikoseksüel gelişimi beş döneme ayırmış ve her bir dönemi bedende haz kaynağı olan bölgeye göre adlandırmıştır. Bu dönemler; oral, anal, fallik, latent (gizil) ve genital şeklinde adlandırılmaktadır. Erikson, psikososyal gelişim kuramında gelişimin yaşam boyu devam ettiğini ileri sürmüş ve kişilik gelişimini sosyal dinamiklerle açıklamıştır. Erikson yaşam boyu gelişim ilkesini ortaya atan ilk psikologlardan biri olup, kişilik gelişimini sekiz döneme ayırarak incelemiştir Erikson’a göre bu dönemlerden birinde olumsuz yaşanan denge, diğer dönemlerde olumluya çevrilebilir. Erikson’un kuramını Freud’dan ayıran en önemli özellik budur. Erikson’un tanımladığı dönemler;

  • Güvene karşı güvensizlik,
  • Özerkliğe karşı utanma ve kuşku duyma,
  • Girişimciliğe karşı suçluluk duyma,
  • Başarıya karşı aşağılık duygusu,
  • Kimlik kazanmaya karşı kimlik karmaşası,
  • Dostluk kazanmaya karşı yalnız kalma,
  • Üretkenliğe karşı durgunluk ve
  • Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk şeklindedir.

Bağlanma Kuramları: John Bowlby 1907 – 1990 tarihleri arasında yaşamış İngiliz bir psikologdur. Çocuk ve bakım veren arasındaki olumlu bağı ifade etmek için “bağlanma” kavramını kullanır. Bağlanma, bebek ve bakım veren arasında oluşan yakın, duygusal bir bağdır. Bowlby’e göre kişilik gelişiminin sağlıklı olabilmesinde, anahtar rolü anne baba oynar. Bu süreçte anne-baba ve çocuk arasındaki bağlanma önem taşır. İlk bakım veren kişi çoğunlukla anne olduğundan bu bağ öncelikle anne ile kurulur. Babayla olan bağlanma çoğunlukla anneden sonra gerçekleşir. Bowlby’ye göre bağlanma; bağlılık öncesi, bağlanma, kesinleşmiş bağlanma ve karşılıklı ilişkinin kurulması evresi olmak üzere dört evrede gerçekleşir. Bunlar: bağlılık öncesi evre, bağlanma evresi, kesinleşmiş bağlanma evresi ve karşılıklı ilişkinin kurulması evreleridir.

Mary Ainsworth 1913 ve 1999 tarihleri arasında yaşamış Kanada asıllı Amerikalı bir psikologdur. Ainsworth, uzun süre Afrika’da yaşamış ve ev ziyaretleri yaparak yerel topluluklarda anne ve çocuk ilişkilerini yakından gözleyerek bağlanma modelini oluşturmuştur. Ainsworth’ün tanımladığı bağlanma türleri, güvenli, güvensiz, kaçınan, dirençli ve dağınık şeklindedir. Güvenli bağlanma, çocuğun anne babayı bir güvenli üs olarak kullandığı, korktuğunda ya da başka bir stresli durumda onların yanında kolayca yatışabildiği bir bağlanma modelidir.

Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı: Kuramın önemli temsilcisi olan Bandura, insanların çevrelerindeki davranışları gözlemlediklerini ve bu gözlemlerden kendileri için bir sonuç çıkardıklarını, kendileri için yararlı durumlarda davranışı gösterdiklerini ileri sürer. Gözlem yolu ile öğrenme dikkat, hatırlama, yeniden üretme ve pekiştireç süreçlerinden oluşmaktadır. Çocuklar, çevreye içsel bir merak duyduklarından değil, pekiştiricilerle özendirildikleri için öğrenir ve daha sonra bu dış değerleri içselleştirirler.

Benlik Kuramları: Bazı kuramcılar benlik kavramını insan davranışının temeline koyarlar. İnsancıl (hümanistik) yaklaşım olarak da adlandırılan yaklaşıma sahip kuramcılar, insanların temelde iyi olduğuna ve bireylerin sürekli olarak daha iyiye doğru gelişmek için çaba harcadığına inanırlar. Kuramın önemli temsilcileri Carl Rogers ve Maslow’dur.

Carl Rogers, koşulsuz sevgi içinde büyüyen çocukların kuvvetli ve olumlu bir benlik geliştireceklerine inanır. Koşullu sevgi ise olumsuz benlik gelişmesine neden olur. Maslow’a göre ise, tüm insanların biyolojik bir temele dayanan, değiştirilemez bir doğası vardır. Doğuştan getirdiğimiz eğilimlerimiz çoğunlukla sağlıklıdır ve yapıcı yönde gelişim, nezaket, cömertlik ve sevgi potansiyelini içerir. Maslow, en altta temel fizyolojik ihtiyaçların en üstte ise kendini gerçekleştirme ihtiyacının bulunduğu, piramit şeklinde bir “ihtiyaçlar hiyerarşisi” oluşturmuştur. Hiyerarşinin basamakları:

  • Fizyolojik ihtiyaçlar,
  • Güvenlik ihtiyacı,
  • Ait olma ve sevgi ihtiyacı,
  • Saygı ihtiyacı,
  • Bilişsel ihtiyaçlar (bilme, anlama)
  • Estetik ihtiyacı ve
  • Kendini gerçekleştirme ihtiyacı şeklindedir.

Kişilik Gelişiminin Desteklenmesi

Çocuğun anne babasıyla duygusal ilişkisi, arkadaşlarıyla toplumsal ilişkisi, okuldaki entellektüel düzeyi ve toplumun kendisine karşı tutumu çocuklarda kişilik gelişiminin temel kaynaklarıdır. Anne babaların sevip istediği, destekleyip ilgi gösterdiği çocuklar, olumlu benlik algısı geliştirebilir. Çocuklarda kişilik gelişiminin desteklenmesi için güven ve kabul ortamı yaratılmalı, çocuğa ihtiyaç duyduğu emniyette olma, sevilme ve kabul görme duyguları aşılanmalıdır. Başardığını hissetme, çocuklarda özgüven duygusu ve benlik saygının gelişimi açısından önemlidir. Çocuklara başarı duygusunu yaşayabilecekleri olanaklar sağlanmalıdır. Aileler, çocuklarının içinde bulundukları gelişim dönemi hakkında bilgi sahibi olmalı, çocuklarının bireysel özelliklerine duyarlı olmalıdırlar. Özellikle okul öncesi dönemdeki çocukların kendileri için seçim yapmasına izin verilmelidir. Çocukların yaptıkları şeylerin değerlendirilmesinde yetişkin standartları kullanılmamalıdır. Çocukların, düşmanlık ve kıskançlık gibi duygularını açıkça, doğrudan ve içinden geldiği gibi ifade edebilmesi sağlanmalıdır.

Kişilik Gelişiminin Değerlendirilmesi

Kişiliğin değerlendirilmesinde, bireyler arası kişilik farklılıklarını tespit etmeye yönelik farklı yöntemler kullanılmaktadır.

Gözleme dayalı yöntemler: Gözlem; kişi, eşya ya da olay hakkında bilgi toplama yöntemidir. Gözlemin bilimsel olabilmesi için sistematik olması, gelişigüzel yapılmamış olması gerekir. Bunun için kimin, nerede, nasıl ve ne zaman gözlemleneceği ve gözlemin nasıl kaydedileceği planlanmalıdır. Gözlem çalışması laboratuvar ortamında ya da günlük hayat içerisinde davranışın gerçekleştiği doğal ortamda yapılabilir.

Projektif (Yansıtıcı) Yöntemler: Kişilerden, kendilerine sunulan bir görüntü ya da resme ilişkin bir hikâye anlatarak, verilen bir nesneyi tanımlayarak ya da çizim yaparak yanıt vermesi istenen testlerdir. Rorschah Mürekkep Lekesi Testi, Tematik Algı Testi, İnsan Çizme Testi projektif testlerden bazılarıdır.

Yapılandırılmış test ve envanterler: Bireylerin duyguları, düşünceleri ve davranışları ile ilgili olarak kendilerini anlattıkları yöntemlerdir. Bu nedenle “kendini anlatma tekniği” de denir. Bu testlerin kullanılabilir ve yararlı olması için, geçerlik ve güvenilirlik çalışmalarının yapılmış olması gerekmektedir. Günümüzde en yaygın olarak kullanılan kişilik değerlendirme aracı Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri’dir. Ancak envanter, on altı yaş ve üstü bireylere uygulanabilir.

Kişiliğin değerlendirilmesinde biyolojik yaklaşım kişiliği fizyolojik ölçümlerle değerlendirir. Bazı araştırmacılar kalp atışı ve benzeri uyarılma göstergelerinden yola çıkarak, kaygı ve başa çıkma kavramlarını incelemişlerdir. Bazı araştırmacılar da hormonları, bağışıklık sistemini, otomatik kas reflekslerini ve kandaki enzimleri incelemişlerdir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.