Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 4. Ünite Sorularla Öğrenelim

23.07.2022
6
A+
A-

Bilişsel Beceriler Ve Dil Gelişimi

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 4. Ünite Sorularla Öğrenelim için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Bilişsel Beceriler Ve Dil Gelişimi

1. Soru

Dil gelişim kuramları nelerdir?

Cevap

Dil gelişim kuramları;

  • Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramı
  • Vygotsky’nin Sosyo-Kültürel Biliş Kuramı
  • Bilgi İşleme Kuramı
  • Bruner’in Bilişsel Gelişim Kuramı

2. Soru

Piaget’nin bilişsel gelişim dönemleri nelerdir?

Cevap

Piaget’nin bilişsel gelişim dönemleri;

  • Duyu-motor (0-2 yaş),
  • İşlem öncesi (2-7 yaş),
  • Somut işlemler (7-11 yaş) 
  • Soyut işlemler dönemi (11 yaş ve üzeri)

3. Soru

Piaget’in bilişsel kuramına göre uyum sağlama nedir?

Cevap

Piaget bilişsel gelişimi, dünyayı öğrenme yolunda yeni bir denge süreci olarak görmektedir. Denge sürecinin kesintisiz olarak gerçekleşebilmesi için bebeğin karşılaştığı yeni durum, nesne ve varlıklara uyum sağlaması gerekir. Uyum sağlama, bebeğin çevresiyle geçici dengeler oluşturmasıdır. Uyum sağlama, özümleme ve kendini uydurma/ uyumsama olmak üzere iki tamamlayıcı etkinlikten oluşur. Özümlemede çocuk var olan bilgilerini kullanarak dış dünyayı yorumlar ve yeni deneyimlerini bu bilgilere ekler. Çocuk çevresiyle etkileşim sonucunda yeni yaşantılar ve deneyimler kazandığında ve yeni
bilgilerinin varolan şemalarla örtüşmediğini fark ettiğinde, dağarcığındaki bilgilerin bir kısmını yeniden işlemeye ve değiştirmeye gereksinim duyar. Bu durumda çocuk, özümlemeden kendini uydurmaya/uyumsamaya geçer. Çocukların yeni deneyimler sonunda edindiği bilgilere uyum sağlamak için varolan bilgilerini değiştirmelerine, uyarlamalarına kendini uydurma/uyumsama denir.


4. Soru

Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre “dengeleme” nedir?

Cevap

Özümleme ve kendini uydurma/uyumsama genellikle bir denge içinde gelişir. Ancak çocuklar sahip oldukları bilgi ve becerilerin çok üstünde bilgi ve beceri gerektiren durumlarla karşı karşıya kaldıklarında uyum sağlamakta zorlanırlar ve dengesizlik oluşur. Bilişsel gelişimde denge ve dengesizlik dönemleri birbirini izler. Piaget denge ve dengesizlik arasındaki geliş-gidişlere dengeleme adını verir. Bu süreçteki gelgitler, özümleme ve kendini uydurma/uyumsama yoluyla giderilir ve yeni bir denge durumu sağlanır. Bir başka deyişle, dengeleme süreciyle çocuk, eski bilgileri ile yeni bilgileri arasında bir denge kurmayı öğrenir. Dengeleme, bilişsel gelişimin temelindeki itici güçtür. Dengelemenin olduğu her durum ve zaman, daha fazla etkin şemanın üretilmesine hizmet eder ve bilişsel gelişimde bir aşamadan daha üst bir aşamaya geçme anlamına gelir.


5. Soru

Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre bireylerin soyut işlemler dönemindeki bilişsel kazanımları nelerdir?

Cevap

Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre bireylerin soyut işlemler dönemindeki bilişsel kazanımları;

  • Varsayımsal-tümdengelimsel akıl yürütme ve bilinenlerden çıkarsama yoluyla düşünme için çoklu fırsat sunan durumlarda soyut olarak akıl yürütür.
  • Bilinenlerden çıkarsama yoluyla düşünmenin mantıksal gerekliliğini kavrayarak gerçek ile çelişen fikirler hakkında akıl yürütür.
  • Giderek azalan bir şekilde imgesel dinleyici ve kişisel hayvan öyküleri
    yaratır.
  • Karar alma stratejilerini geliştirir

6. Soru

Vygotsky’ın bilişsel gelişimi açıklama kullandığı “içselleştirme, yakınsal gelişim alanı ve destekleme” kavramları hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Vygotsky bilişsel gelişimi; içselleştirme, yakınsal gelişim alanı ve destekleme olmak üzere üç temel kavramla açıklamaktadır. Vygotsky için içselleştirme bir tür gelişimsel mekanizmadır. Çocuklar başlangıçta yetişkinlerin yardımıyla çözmeye çalıştıkları bir iş ya da görevi zamanla içselleştirerek kendi başlarına yapmaya başlarlar. Yakınsal gelişim alanı, çocuğun hâlihazırdaki gelişim düzeyi ile potansiyel gelişim düzeyi arasındaki açıklıktır. Yakınsal gelişim alanının alt sınırında çocukların yardım almaksızın kendi başlarına gerçekleştirebilecekleri amaçlar, üst sınırında ise daha bilgili ve becerikli bir yetişkin ya da
akran yardımı ve rehberliğiyle başarabileceği amaçlar yer alır. Destekleme yakınsal gelişim alanıyla yakından ilişkili bir kavramdır. Destekleme, yetişkinin bir öğrenme hedefini düzenledikten sonra çocuğun öğrenme hedefine başarılı şekilde katılımını yönlendirmek için gereken diyaloğu sağlamasıdır. Yetişkin öğretim sırasındaki rehberlik düzeyini, çocuğun hâlihazırdaki performans düzeyine göre ayarlar.


7. Soru

Bilgiyi işleme kuramının üç temel öğesi olan “dikkat, bellek ve metabiliş-yürütücü biliş” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Dikkat: Öğrenme sürecinin ilk aşamasıdır. İnsanoğlu çevresinde çok sayıda uyarıcı olmasına ve duyu organları aracılığıyla çeşitli uyarıcılara maruz kalmasına rağmen, dikkat ettiği ve kendisi için önemli olan bilgileri öğrenir. Duyu organları kanalıyla alınan uyarıcıların kaybolmaması için en kısa zamanda hızla işlenmesi gerekir. Çocuklarda dikkati sürdürme becerisi, iki yaş civarında gelişir ve bu gelişim okul öncesi dönem boyunca devam eder.

Bellek: Tüm öğrenmeler için temel oluşturan bellek, duyular aracılığıyla algılama sürecinden geçen bilgilerin bazılarının saklanması ve gerektiğinde geri çağırılması süreci ya da bilginin depolanma süreci olarak tanımlanır. 

Metabiliş-yürütücü biliş: Bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin farkında olmasıdır. Biliş, herhangi bir şeyin farkında olma, onu anlama iken, metabiliş-yürütücü biliş, herhangi bir şeyi öğrenmeye, anlamaya ek olarak bireyin onu nasıl öğrendiğinin farkında olmasıdır. Metabiliş-yürütücü biliş becerileri ya da bilgisi, öğrenme sırasında etkin olarak öğrenmeyi izleme becerisidir. Çocuğun metabiliş-yürütücü bilişe ilişkin ilk becerilerinin dört yaş civarında gözlendiği belirlenmiştir. Çocuk yaşı büyüdükçe bu becerileri daha ustalıkla gerçekleştirmeye başlamaktadır


8. Soru

Bilgi işleme kuramına göre bellek türleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Bilgi işleme kuramında; duyusal kayıt, kısa süreli ve uzun süreli bellek olmak üzere üç tür bellek, bir başka deyişle, bilgi deposu vardır. Duyusal kayıtta çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yoluyla sinir sistemine girer. Bu süreçte dikkat edilen, bireyin algı alanına giren uyarıcılar kısa süreli belleğe aktarılır,
diğerleri ise kısa süreliği belleğe aktarılmadan kaybolur. Kısa süreli belleğe gelen bilgi, anlamlandırılarak doğrudan tepki üreticilere gönderilebileceği gibi, kodlanıp uzun süreli belleğe de gönderilebilir. Bilgiyi uzun süreli belleğe gönderme işlemleri, uzun süreli bellekten eski bilginin geri getirilmesi, yeni bilgilerle karşılaştırılması, bilginin yeniden organize edilip uygun şekilde kodlanarak uzun süreli belleğe gönderilmesi işlemleri kısa süreli bellekte yapılmaktadır. Uzun süreli bellek, iyi öğrendiğimiz bilgiyi sürekli olarak depoladığımız ve kapasitesi sınırsız olan bellek türüdür. Çocuk, gerektiğinde uzun süreli bellekte
kullanılmaya hazır olarak saklanan düzenlenmiş, organize edilmiş bilgileri geri çağırarak ve bulunduğu çevrede bu bilgileri kullanarak performans sergileyebilir


9. Soru

Bruner’in bilişsel gelişim kuramına göre gelişim dönemleri nelerdir?

Cevap

Bruner’in bilişsel gelişim kuramına göre gelişim dönemleri;

  • Eylemsel dönem
  • İmgesel dönem
  • Sembolik dönem

10. Soru

Bruner’in bilişsel gelişim dönemleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

   Bilişsel gelişimde ilk aşama olan eylemsel dönem 0-3 yaş arasına arasına karşılık gelmektedir. Çocuklar bu dönemde çevrelerinde bulunan nesnelere dokunarak, onları hareket ettirerek, onlarla etkileşerek yaşantı kazanırlar. Dolayısıyla bu dönemde çocuklar en kolay psikomotor eylemlerle öğrenebilirler. Çocuklar bu dönemde sözcükleri de onlara ilişkin eylemlerle öğrenirler.
   Bilişsel gelişimde ikinci aşama olan imgesel dönem Piaget’nin işlem öncesi dönemine
karşılık gelmektedir. Bu dönemde bilgi, imgelerle taşınmaktadır. Çocukların görsel bellekleri gelişmiştir; bir nesneyi, olayı, durumu nasıl algılıyorlarsa o şekilde zihinlerinde canlandırırlar, herhangi bir nesneyi ya da olayı görmeden onu resmedebilirler. Örneğin
çocuk bir evi görmeden ev resmi çizebilir.
   Bilişsel gelişimdeki son aşama sembolik dönemdir. Bu dönemde çocuk, semboller kullanarak etkinlik ya da algının anlamını açıklar. Çocuğun sembolik döneme ulaşması, zengin yaşantılar kazanmasını sağlar. Bruner’e göre çocuklar, eylemsel dönemden imgesel ve sembolik döneme doğru ilerlerler. Yaşla ve edinilen yaşantılarla sembolik dönem daha çok kullanılmakla birlikte, yetişkinler de yaşantılarını eylemler ve imgelerle kodlayabilirler. 


11. Soru

Bireysel farklılık” ne demektir?

Cevap

Tarih boyunca bireyler arasındaki farklılıklar insanların dikkatini çekmiş; bu farklı davranışlar anormal, atipik ve sapkın olarak betimlenmiştir. Bedensel, zihinsel, davranış, öğrenme vb.
özellikleriyle diğer insanlardan farklı olmayı niteleyen “bireysel farklılık”, olağan görülüp kabul gördüğü gibi bireysel farklılığı olan bireyin toplumun olağan üyesi olmasına izin verilmediği de olmuştur. Bireysel farklılıklar, bireyin sadece bir özelliğiyle ya da birden çok özelliğiyle diğerlerinden farklı olması olabileceği gibi, bireyin birçok özelliğinin kendi içinde farklı olması biçiminde de ortaya çıkabilir. 


12. Soru

Zihin yetersizliği olan çocukların bilişsel özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

   Zihin yetersizliği olan çocukların bilişsel özellikleri, gelişimsel yaklaşım ve gelişimsel farklılık yaklaşımı temel alınarak açıklanmaktadır. Zigler tarafından açıklanan gelişimsel yaklaşıma göre zihin yetersizliğine yol açan nedenler, organik ve ailesel nedenler olarak iki gruba ayrılırlar. Bu iki grup, bilişsel ve diğer özellikleri açısından birbirinden farklıdır. Organik nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklarda bilişsel gelişimden sorumlu olan sistemde bir sorun vardır ve bu çocukların bilişsel gelişimleri diğer çocuklardan farklıdır. Bu grupta yer alan çocukların işlev düzeyleri birbirinden farklılık gösterir ve genellikle ağır ve çok ağır derecede yetersizliği olan çocuklar olarak adlandırılırlar. Ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklarda ise yetersizliğe yol açan belirlenebilmiş bir organik bozukluk bulunmamaktadır. Bu çocuklar genellikle düşük sosyoekonomik düzeyden gelen ailelerin çocuklarıdır ve sıklıkla anne-babalarının da zekâ seviyeleri düşüktür. Ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklar, normal gelişim gösteren çocuklarla benzer gelişim gösterirler, normal dağılımın alt ucunda yer alırlar, orta ve hafif düzeyde zihin yetersizliği olan çocuklar olarak adlandırılırlar. Zigler’e göre, ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklar, normal gelişim gösteren akranları ile aynı gelişimsel aşamalardan, aynı sıra ile geçmektedirler. Ancak ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklar, her bir gelişimsel aşamaya akranlarından daha geç ulaşmakta ve yetersizlikten etkilenme durumu ağırlaştıkça gelişim hızı daha da yavaşlamaktadır. Bir başka deyişle, ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocukların akranlarıyla zihinsel işlevleri arasında fark yoktur; benzer yollarla öğrenirler ve düşünürler. Ancak organik nedenlerle zihin yetersizliği olan çocukların bilişsel işlev leri daha alt düzeydedir ve soyut, idealistik düşünceler ile mantık yürütmede üst düzeye ulaşamazlar. Fark kuramcıları ise zihin yetersizliği olan çocukların bilgiyi işleme süreçlerinin normal gelişim gösteren çocuklardan çok farklı olduğunu; bu nedenle bu çocuklara öğretim sunarken özel öğretim teknikleri ve stratejileri ile özel araç-gereçlerden yararlanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Zihin yetersizliği olan çocuklar dikkatlerini toplamada,
sürdürmede, bilgileri hatırlamada, öğrendikleri çeşitli bilgi ve becerileri genellemede güçlükler yaşarlar ve bu özellikler bu çocukların en temel özellikleri olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra, zihin yetersizliği olan çocukların kavramları öğrenmede, okumada, yazmada, matematikte çeşitli güçlükleri vardır ve çocuğun yetersizlikten etkilenme derecesi arttıkça bu güçlükler daha yoğun biçimde yaşanmaktadır 


13. Soru

Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların bilişsel gelişim özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

   Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların zekâ düzeyleri ve bilişsel becerileri konusunda bulguları farklılık gösteren çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bazı araştırmalar, OSB olan çocukların zihinsel becerilerinin akranlarıyla benzer olduğunu, sosyal etkileşim ve iletişim becerileri alanında yaşadıkları sınırlılıklar ve problem davranışları nedeniyle bu çocukların zihinsel yetersizlikleri varmış gibi göründüğünü göstermektedir. Oysa zekâ testi sonuçları, OSB olan çocukların yaklaşık %60’ının zekâ bölümlerinin 50’nin altında, %20’sinin zekâ bölümlerinin ise 50 ile 70 arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Grubun sadece %20’sinin zekâ bölümleri 70 ve üzerindedir. OSB tanılı çocukların yaklaşık olarak %10’unda alışılmadık yetenekler görülmekte bu çocuklar işlevleri açısından zihinsel yetersizlik tanısı alsalar dahi müzik, resim, örüntü oluşturma, takvim bilgisi, matematik ve görsel hafıza alanlarında şaşırtıcı performans sergileyebilmektedirler. Son yıllarda yapılan çalışmalar OSB olan bireylerin atipik algı, sezgi yoluyla öğrenme, dikkat, esnek düşünme ve başkalarının bakış açısını anlama gibi bilişsel becerilerde akranlarından belirgin derecede farklı özellikleri olduğunu ileri sürmektedir


14. Soru

Dil gelişiminde öne çıkan kuramlar nelerdir?

Cevap

Dil gelişiminde öne çıkan kuramlar;

  1. Davranışçı Yaklaşım
  2. Sosyal Öğrenme Kuramı
  3. Bilişsel Gelişim Kuramı
  4. Doğuştancı/Doğacı Yaklaşım 
  5. Etkileşimci Yaklaşım

15. Soru

Dil gelişiminde öne çıkan yaklaşımlardan biri olan “davranışçı yaklaşım” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Davranışçı yaklaşımın öncüsü olan Skinner dilin, diğer davranışlar gibi edimsel koşullama ile kazanıldığını ileri sürmüştür. Bebekler ses çıkardıklarında, çevrelerindeki yetişkinler bu seslerden kelimelere benzer olanları gülücüklerle, kucaklamalarla, bebeğin iletişim çabasına ilgi göstererek vb. biçimde pekiştirirler. Davranışçı yaklaşım gözleyerek öğrenme aracılığıyla çocukların çevrelerinden duyduklarını taklit ettiklerini ve taklidin dil gelişiminde önemli bir rolü olduğunu öne sürer. Pekiştirme ve taklit, erken dil gelişimine katkı sağlasa da küçük çocuklar pekiştirilmeden ya da başkalarını taklit etmeden de duymadıkları ya da aşina olmadıkları pek çok yeni ifade üretebilirler.


16. Soru

Dil gelişiminde öne çıkan kuramlardan biri olan “sosyal öğrenme kuramı” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Bandura’nın öncüsü olduğu sosyal öğrenme kuramı, sosyal bağlamın dili öğrenmede önemli olduğunu, çocukların gözlem ve taklit yoluyla dili öğrendiklerini ileri sürmektedir. Çocuklar dili iyi kullanan bireylerle aktif biçimde sosyal etkileşimlere girerek dilin karmaşık biçimlerini geliştirebilirler. Yetişkinler çocuklarla bol bol konuşarak ve onların anlama düzeyine uygun dil girdileri sağlayarak dil edinimini güçlendirebilirler. Pek çok çocuk, sosyal bir ortama sahip olmasa da dili öğrenebilmektedir. Bu nedenle sosyal bağlam dil gelişimini tüm yönleriyle açıklamada yetersiz kalmaktadır. 


17. Soru

Dil gelişim dönemleri nelerdir?

Cevap

Dil gelişim dönemleri;

  • Konuşma öncesi dönem
  • Konuşma dönemi

18. Soru

Dil gelişim dönemlerinden “konuşma öncesi dönem” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Konuşma Öncesi Dönem
    Bebekler dil edinim sürecine konuşma sesleri arasındaki farklılıkları ayırt ederek başlarlar. Bu süreçte bebekler insanların konuşmalarını dikkatli bir şekilde dinler ve konuşmaya benzer sesler üretirler. Doğumdan itibaren ilk dört haftalık dönem ağlama ve doğal seslerin üretilmesi evresidir. Bebeğin doğumda aldığı ilk nefesle başladığı varsayılan refleksif ağlama, sonrasında acı, açlık vb. içsel uyaranlara tepki olarak devam eder. Birinci ve dördüncü aylar arası gığıldama dönemidir. Bebeğin bu dönemde çıkardığı sesler, güvercin ya da kumru sesine benzer. Bebekler bu sesleri daha çok anneleriyle etkileşim hâlindeyken ve ortamdan hoşnut olduklarında çıkarırlar. Dört ile altı ay arası babıldama dönemidir. Bu dönem, ileri dönem konuşması için temel oluşturur. Bebekler bu dönemde ünlü benzeri seslerin yanı sıra, basit heceler üretirler. Altı aya kadar bebeklerin çoğunun sesleri deneyerek ürettiği gözlenir. Altı ile sekiz ay arasındaki bebekler, artık çoğu sesi üretebildikleri için farklı ses bileşimlerini denemek amacıyla vokal oyunlar gerçekleştirirler. Vokal oyun, babıldamaların hece dizinleri ile uzatılması yoluyla genişlemesidir. Sekiz ile 12 ay arasındaki bebekler ekolali dönemini yaşarlar. Ekolali, 8-12 aylık evre içinde çocuğun çevresinde duyduğu sesleri tekrarlama ya da taklit etme çabalarıdır. Dokuz ve 12 ay arasında bebekler ekolalilerin de sıklıkla gözlendiği jargon dönemindedirler. Bir başka deyişle bebekler artık gerçek konuşmaya doğru genişleyecek bir dönem yaşarlar. Çocuğun seslemeleri, kullandığı vurgu, ezgi ve hece dizinleri neredeyse yetişkin konuşmasının bire-bir benzeridir. Çocuğun çevresindeki kişilere itiraz etme, rica etme, belirtme veya yönlendirme gibi basit iletişim amaçlarının ilk hâlleri jargon döneminde duyulu


19. Soru

Zihin yetersizliği olan çocukların dil gelişim özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

kısmında da hem dil hem de konuşma sorunu vardır. Zihin yetersizliği olan çocuklar normal dil gelişim aşamalarını akranları ile aynı sırayla takip ederler, ancak gelişim hızları akranlarına göre yavaştır. Zihin yetersizliği olan çocuklarda hem konuşma hem de dil bozukluğu görülebilir. Zihin yetersizliği olan çocuklarda görülen konuşma bozuklulukları; artikülasyon, ses ve akıcılık bozukluğu olarak sıralanmaktadır. Çocuğun yetersizlikten etkilenme derecesi arttıkça dil ve konuşma bozukluklarından etkilenme derecesi de artar. 


20. Soru

Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların dil özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

OSB olan çocukların tanı ölçütlerinden biri, sosyal etkileşim ve iletişimde yaşanan sorunlardır. OSB olan çocuklar dil gelişiminde gecikme, karşılıklı konuşmada zorluk, sıra dışı ve yineleyici dil kullanırlar. OSB olan çocuklar dili iletişim amaçlı kullanmada, iletişim başlatmada, ifade edici dil becerilerini kullanmada, jest ve mimikler gibi sözel olmayan ipuçlarını anlamada, zamirleri doğru ve yerinde kullanmada sorunlar yaşarlar. İfade edici dil becerilerini kazanan OSB olan çocuklarda sıklıkla ekolali sorunları görülür.


1. Soru

Dil gelişim kuramları nelerdir?

Cevap

Dil gelişim kuramları;

  • Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramı
  • Vygotsky’nin Sosyo-Kültürel Biliş Kuramı
  • Bilgi İşleme Kuramı
  • Bruner’in Bilişsel Gelişim Kuramı
2. Soru

Piaget’nin bilişsel gelişim dönemleri nelerdir?

Cevap

Piaget’nin bilişsel gelişim dönemleri;

  • Duyu-motor (0-2 yaş),
  • İşlem öncesi (2-7 yaş),
  • Somut işlemler (7-11 yaş) 
  • Soyut işlemler dönemi (11 yaş ve üzeri)
3. Soru

Piaget’in bilişsel kuramına göre uyum sağlama nedir?

Cevap

Piaget bilişsel gelişimi, dünyayı öğrenme yolunda yeni bir denge süreci olarak görmektedir. Denge sürecinin kesintisiz olarak gerçekleşebilmesi için bebeğin karşılaştığı yeni durum, nesne ve varlıklara uyum sağlaması gerekir. Uyum sağlama, bebeğin çevresiyle geçici dengeler oluşturmasıdır. Uyum sağlama, özümleme ve kendini uydurma/ uyumsama olmak üzere iki tamamlayıcı etkinlikten oluşur. Özümlemede çocuk var olan bilgilerini kullanarak dış dünyayı yorumlar ve yeni deneyimlerini bu bilgilere ekler. Çocuk çevresiyle etkileşim sonucunda yeni yaşantılar ve deneyimler kazandığında ve yeni
bilgilerinin varolan şemalarla örtüşmediğini fark ettiğinde, dağarcığındaki bilgilerin bir kısmını yeniden işlemeye ve değiştirmeye gereksinim duyar. Bu durumda çocuk, özümlemeden kendini uydurmaya/uyumsamaya geçer. Çocukların yeni deneyimler sonunda edindiği bilgilere uyum sağlamak için varolan bilgilerini değiştirmelerine, uyarlamalarına kendini uydurma/uyumsama denir.

4. Soru

Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre “dengeleme” nedir?

Cevap

Özümleme ve kendini uydurma/uyumsama genellikle bir denge içinde gelişir. Ancak çocuklar sahip oldukları bilgi ve becerilerin çok üstünde bilgi ve beceri gerektiren durumlarla karşı karşıya kaldıklarında uyum sağlamakta zorlanırlar ve dengesizlik oluşur. Bilişsel gelişimde denge ve dengesizlik dönemleri birbirini izler. Piaget denge ve dengesizlik arasındaki geliş-gidişlere dengeleme adını verir. Bu süreçteki gelgitler, özümleme ve kendini uydurma/uyumsama yoluyla giderilir ve yeni bir denge durumu sağlanır. Bir başka deyişle, dengeleme süreciyle çocuk, eski bilgileri ile yeni bilgileri arasında bir denge kurmayı öğrenir. Dengeleme, bilişsel gelişimin temelindeki itici güçtür. Dengelemenin olduğu her durum ve zaman, daha fazla etkin şemanın üretilmesine hizmet eder ve bilişsel gelişimde bir aşamadan daha üst bir aşamaya geçme anlamına gelir.

5. Soru

Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre bireylerin soyut işlemler dönemindeki bilişsel kazanımları nelerdir?

Cevap

Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre bireylerin soyut işlemler dönemindeki bilişsel kazanımları;

  • Varsayımsal-tümdengelimsel akıl yürütme ve bilinenlerden çıkarsama yoluyla düşünme için çoklu fırsat sunan durumlarda soyut olarak akıl yürütür.
  • Bilinenlerden çıkarsama yoluyla düşünmenin mantıksal gerekliliğini kavrayarak gerçek ile çelişen fikirler hakkında akıl yürütür.
  • Giderek azalan bir şekilde imgesel dinleyici ve kişisel hayvan öyküleri
    yaratır.
  • Karar alma stratejilerini geliştirir
6. Soru

Vygotsky’ın bilişsel gelişimi açıklama kullandığı “içselleştirme, yakınsal gelişim alanı ve destekleme” kavramları hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Vygotsky bilişsel gelişimi; içselleştirme, yakınsal gelişim alanı ve destekleme olmak üzere üç temel kavramla açıklamaktadır. Vygotsky için içselleştirme bir tür gelişimsel mekanizmadır. Çocuklar başlangıçta yetişkinlerin yardımıyla çözmeye çalıştıkları bir iş ya da görevi zamanla içselleştirerek kendi başlarına yapmaya başlarlar. Yakınsal gelişim alanı, çocuğun hâlihazırdaki gelişim düzeyi ile potansiyel gelişim düzeyi arasındaki açıklıktır. Yakınsal gelişim alanının alt sınırında çocukların yardım almaksızın kendi başlarına gerçekleştirebilecekleri amaçlar, üst sınırında ise daha bilgili ve becerikli bir yetişkin ya da
akran yardımı ve rehberliğiyle başarabileceği amaçlar yer alır. Destekleme yakınsal gelişim alanıyla yakından ilişkili bir kavramdır. Destekleme, yetişkinin bir öğrenme hedefini düzenledikten sonra çocuğun öğrenme hedefine başarılı şekilde katılımını yönlendirmek için gereken diyaloğu sağlamasıdır. Yetişkin öğretim sırasındaki rehberlik düzeyini, çocuğun hâlihazırdaki performans düzeyine göre ayarlar.

7. Soru

Bilgiyi işleme kuramının üç temel öğesi olan “dikkat, bellek ve metabiliş-yürütücü biliş” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Dikkat: Öğrenme sürecinin ilk aşamasıdır. İnsanoğlu çevresinde çok sayıda uyarıcı olmasına ve duyu organları aracılığıyla çeşitli uyarıcılara maruz kalmasına rağmen, dikkat ettiği ve kendisi için önemli olan bilgileri öğrenir. Duyu organları kanalıyla alınan uyarıcıların kaybolmaması için en kısa zamanda hızla işlenmesi gerekir. Çocuklarda dikkati sürdürme becerisi, iki yaş civarında gelişir ve bu gelişim okul öncesi dönem boyunca devam eder.

Bellek: Tüm öğrenmeler için temel oluşturan bellek, duyular aracılığıyla algılama sürecinden geçen bilgilerin bazılarının saklanması ve gerektiğinde geri çağırılması süreci ya da bilginin depolanma süreci olarak tanımlanır. 

Metabiliş-yürütücü biliş: Bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin farkında olmasıdır. Biliş, herhangi bir şeyin farkında olma, onu anlama iken, metabiliş-yürütücü biliş, herhangi bir şeyi öğrenmeye, anlamaya ek olarak bireyin onu nasıl öğrendiğinin farkında olmasıdır. Metabiliş-yürütücü biliş becerileri ya da bilgisi, öğrenme sırasında etkin olarak öğrenmeyi izleme becerisidir. Çocuğun metabiliş-yürütücü bilişe ilişkin ilk becerilerinin dört yaş civarında gözlendiği belirlenmiştir. Çocuk yaşı büyüdükçe bu becerileri daha ustalıkla gerçekleştirmeye başlamaktadır

8. Soru

Bilgi işleme kuramına göre bellek türleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Bilgi işleme kuramında; duyusal kayıt, kısa süreli ve uzun süreli bellek olmak üzere üç tür bellek, bir başka deyişle, bilgi deposu vardır. Duyusal kayıtta çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yoluyla sinir sistemine girer. Bu süreçte dikkat edilen, bireyin algı alanına giren uyarıcılar kısa süreli belleğe aktarılır,
diğerleri ise kısa süreliği belleğe aktarılmadan kaybolur. Kısa süreli belleğe gelen bilgi, anlamlandırılarak doğrudan tepki üreticilere gönderilebileceği gibi, kodlanıp uzun süreli belleğe de gönderilebilir. Bilgiyi uzun süreli belleğe gönderme işlemleri, uzun süreli bellekten eski bilginin geri getirilmesi, yeni bilgilerle karşılaştırılması, bilginin yeniden organize edilip uygun şekilde kodlanarak uzun süreli belleğe gönderilmesi işlemleri kısa süreli bellekte yapılmaktadır. Uzun süreli bellek, iyi öğrendiğimiz bilgiyi sürekli olarak depoladığımız ve kapasitesi sınırsız olan bellek türüdür. Çocuk, gerektiğinde uzun süreli bellekte
kullanılmaya hazır olarak saklanan düzenlenmiş, organize edilmiş bilgileri geri çağırarak ve bulunduğu çevrede bu bilgileri kullanarak performans sergileyebilir

9. Soru

Bruner’in bilişsel gelişim kuramına göre gelişim dönemleri nelerdir?

Cevap

Bruner’in bilişsel gelişim kuramına göre gelişim dönemleri;

  • Eylemsel dönem
  • İmgesel dönem
  • Sembolik dönem
10. Soru

Bruner’in bilişsel gelişim dönemleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

   Bilişsel gelişimde ilk aşama olan eylemsel dönem 0-3 yaş arasına arasına karşılık gelmektedir. Çocuklar bu dönemde çevrelerinde bulunan nesnelere dokunarak, onları hareket ettirerek, onlarla etkileşerek yaşantı kazanırlar. Dolayısıyla bu dönemde çocuklar en kolay psikomotor eylemlerle öğrenebilirler. Çocuklar bu dönemde sözcükleri de onlara ilişkin eylemlerle öğrenirler.
   Bilişsel gelişimde ikinci aşama olan imgesel dönem Piaget’nin işlem öncesi dönemine
karşılık gelmektedir. Bu dönemde bilgi, imgelerle taşınmaktadır. Çocukların görsel bellekleri gelişmiştir; bir nesneyi, olayı, durumu nasıl algılıyorlarsa o şekilde zihinlerinde canlandırırlar, herhangi bir nesneyi ya da olayı görmeden onu resmedebilirler. Örneğin
çocuk bir evi görmeden ev resmi çizebilir.
   Bilişsel gelişimdeki son aşama sembolik dönemdir. Bu dönemde çocuk, semboller kullanarak etkinlik ya da algının anlamını açıklar. Çocuğun sembolik döneme ulaşması, zengin yaşantılar kazanmasını sağlar. Bruner’e göre çocuklar, eylemsel dönemden imgesel ve sembolik döneme doğru ilerlerler. Yaşla ve edinilen yaşantılarla sembolik dönem daha çok kullanılmakla birlikte, yetişkinler de yaşantılarını eylemler ve imgelerle kodlayabilirler. 

11. Soru

Bireysel farklılık” ne demektir?

Cevap

Tarih boyunca bireyler arasındaki farklılıklar insanların dikkatini çekmiş; bu farklı davranışlar anormal, atipik ve sapkın olarak betimlenmiştir. Bedensel, zihinsel, davranış, öğrenme vb.
özellikleriyle diğer insanlardan farklı olmayı niteleyen “bireysel farklılık”, olağan görülüp kabul gördüğü gibi bireysel farklılığı olan bireyin toplumun olağan üyesi olmasına izin verilmediği de olmuştur. Bireysel farklılıklar, bireyin sadece bir özelliğiyle ya da birden çok özelliğiyle diğerlerinden farklı olması olabileceği gibi, bireyin birçok özelliğinin kendi içinde farklı olması biçiminde de ortaya çıkabilir. 

12. Soru

Zihin yetersizliği olan çocukların bilişsel özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

   Zihin yetersizliği olan çocukların bilişsel özellikleri, gelişimsel yaklaşım ve gelişimsel farklılık yaklaşımı temel alınarak açıklanmaktadır. Zigler tarafından açıklanan gelişimsel yaklaşıma göre zihin yetersizliğine yol açan nedenler, organik ve ailesel nedenler olarak iki gruba ayrılırlar. Bu iki grup, bilişsel ve diğer özellikleri açısından birbirinden farklıdır. Organik nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklarda bilişsel gelişimden sorumlu olan sistemde bir sorun vardır ve bu çocukların bilişsel gelişimleri diğer çocuklardan farklıdır. Bu grupta yer alan çocukların işlev düzeyleri birbirinden farklılık gösterir ve genellikle ağır ve çok ağır derecede yetersizliği olan çocuklar olarak adlandırılırlar. Ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklarda ise yetersizliğe yol açan belirlenebilmiş bir organik bozukluk bulunmamaktadır. Bu çocuklar genellikle düşük sosyoekonomik düzeyden gelen ailelerin çocuklarıdır ve sıklıkla anne-babalarının da zekâ seviyeleri düşüktür. Ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklar, normal gelişim gösteren çocuklarla benzer gelişim gösterirler, normal dağılımın alt ucunda yer alırlar, orta ve hafif düzeyde zihin yetersizliği olan çocuklar olarak adlandırılırlar. Zigler’e göre, ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklar, normal gelişim gösteren akranları ile aynı gelişimsel aşamalardan, aynı sıra ile geçmektedirler. Ancak ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocuklar, her bir gelişimsel aşamaya akranlarından daha geç ulaşmakta ve yetersizlikten etkilenme durumu ağırlaştıkça gelişim hızı daha da yavaşlamaktadır. Bir başka deyişle, ailesel nedenlerle zihin yetersizliği olan çocukların akranlarıyla zihinsel işlevleri arasında fark yoktur; benzer yollarla öğrenirler ve düşünürler. Ancak organik nedenlerle zihin yetersizliği olan çocukların bilişsel işlev leri daha alt düzeydedir ve soyut, idealistik düşünceler ile mantık yürütmede üst düzeye ulaşamazlar. Fark kuramcıları ise zihin yetersizliği olan çocukların bilgiyi işleme süreçlerinin normal gelişim gösteren çocuklardan çok farklı olduğunu; bu nedenle bu çocuklara öğretim sunarken özel öğretim teknikleri ve stratejileri ile özel araç-gereçlerden yararlanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Zihin yetersizliği olan çocuklar dikkatlerini toplamada,
sürdürmede, bilgileri hatırlamada, öğrendikleri çeşitli bilgi ve becerileri genellemede güçlükler yaşarlar ve bu özellikler bu çocukların en temel özellikleri olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra, zihin yetersizliği olan çocukların kavramları öğrenmede, okumada, yazmada, matematikte çeşitli güçlükleri vardır ve çocuğun yetersizlikten etkilenme derecesi arttıkça bu güçlükler daha yoğun biçimde yaşanmaktadır 

13. Soru

Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların bilişsel gelişim özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

   Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların zekâ düzeyleri ve bilişsel becerileri konusunda bulguları farklılık gösteren çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bazı araştırmalar, OSB olan çocukların zihinsel becerilerinin akranlarıyla benzer olduğunu, sosyal etkileşim ve iletişim becerileri alanında yaşadıkları sınırlılıklar ve problem davranışları nedeniyle bu çocukların zihinsel yetersizlikleri varmış gibi göründüğünü göstermektedir. Oysa zekâ testi sonuçları, OSB olan çocukların yaklaşık %60’ının zekâ bölümlerinin 50’nin altında, %20’sinin zekâ bölümlerinin ise 50 ile 70 arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Grubun sadece %20’sinin zekâ bölümleri 70 ve üzerindedir. OSB tanılı çocukların yaklaşık olarak %10’unda alışılmadık yetenekler görülmekte bu çocuklar işlevleri açısından zihinsel yetersizlik tanısı alsalar dahi müzik, resim, örüntü oluşturma, takvim bilgisi, matematik ve görsel hafıza alanlarında şaşırtıcı performans sergileyebilmektedirler. Son yıllarda yapılan çalışmalar OSB olan bireylerin atipik algı, sezgi yoluyla öğrenme, dikkat, esnek düşünme ve başkalarının bakış açısını anlama gibi bilişsel becerilerde akranlarından belirgin derecede farklı özellikleri olduğunu ileri sürmektedir

14. Soru

Dil gelişiminde öne çıkan kuramlar nelerdir?

Cevap

Dil gelişiminde öne çıkan kuramlar;

  1. Davranışçı Yaklaşım
  2. Sosyal Öğrenme Kuramı
  3. Bilişsel Gelişim Kuramı
  4. Doğuştancı/Doğacı Yaklaşım 
  5. Etkileşimci Yaklaşım
15. Soru

Dil gelişiminde öne çıkan yaklaşımlardan biri olan “davranışçı yaklaşım” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Davranışçı yaklaşımın öncüsü olan Skinner dilin, diğer davranışlar gibi edimsel koşullama ile kazanıldığını ileri sürmüştür. Bebekler ses çıkardıklarında, çevrelerindeki yetişkinler bu seslerden kelimelere benzer olanları gülücüklerle, kucaklamalarla, bebeğin iletişim çabasına ilgi göstererek vb. biçimde pekiştirirler. Davranışçı yaklaşım gözleyerek öğrenme aracılığıyla çocukların çevrelerinden duyduklarını taklit ettiklerini ve taklidin dil gelişiminde önemli bir rolü olduğunu öne sürer. Pekiştirme ve taklit, erken dil gelişimine katkı sağlasa da küçük çocuklar pekiştirilmeden ya da başkalarını taklit etmeden de duymadıkları ya da aşina olmadıkları pek çok yeni ifade üretebilirler.

16. Soru

Dil gelişiminde öne çıkan kuramlardan biri olan “sosyal öğrenme kuramı” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Bandura’nın öncüsü olduğu sosyal öğrenme kuramı, sosyal bağlamın dili öğrenmede önemli olduğunu, çocukların gözlem ve taklit yoluyla dili öğrendiklerini ileri sürmektedir. Çocuklar dili iyi kullanan bireylerle aktif biçimde sosyal etkileşimlere girerek dilin karmaşık biçimlerini geliştirebilirler. Yetişkinler çocuklarla bol bol konuşarak ve onların anlama düzeyine uygun dil girdileri sağlayarak dil edinimini güçlendirebilirler. Pek çok çocuk, sosyal bir ortama sahip olmasa da dili öğrenebilmektedir. Bu nedenle sosyal bağlam dil gelişimini tüm yönleriyle açıklamada yetersiz kalmaktadır. 

17. Soru

Dil gelişim dönemleri nelerdir?

Cevap

Dil gelişim dönemleri;

  • Konuşma öncesi dönem
  • Konuşma dönemi
18. Soru

Dil gelişim dönemlerinden “konuşma öncesi dönem” hakkında bilgi veriniz?

Cevap

Konuşma Öncesi Dönem
    Bebekler dil edinim sürecine konuşma sesleri arasındaki farklılıkları ayırt ederek başlarlar. Bu süreçte bebekler insanların konuşmalarını dikkatli bir şekilde dinler ve konuşmaya benzer sesler üretirler. Doğumdan itibaren ilk dört haftalık dönem ağlama ve doğal seslerin üretilmesi evresidir. Bebeğin doğumda aldığı ilk nefesle başladığı varsayılan refleksif ağlama, sonrasında acı, açlık vb. içsel uyaranlara tepki olarak devam eder. Birinci ve dördüncü aylar arası gığıldama dönemidir. Bebeğin bu dönemde çıkardığı sesler, güvercin ya da kumru sesine benzer. Bebekler bu sesleri daha çok anneleriyle etkileşim hâlindeyken ve ortamdan hoşnut olduklarında çıkarırlar. Dört ile altı ay arası babıldama dönemidir. Bu dönem, ileri dönem konuşması için temel oluşturur. Bebekler bu dönemde ünlü benzeri seslerin yanı sıra, basit heceler üretirler. Altı aya kadar bebeklerin çoğunun sesleri deneyerek ürettiği gözlenir. Altı ile sekiz ay arasındaki bebekler, artık çoğu sesi üretebildikleri için farklı ses bileşimlerini denemek amacıyla vokal oyunlar gerçekleştirirler. Vokal oyun, babıldamaların hece dizinleri ile uzatılması yoluyla genişlemesidir. Sekiz ile 12 ay arasındaki bebekler ekolali dönemini yaşarlar. Ekolali, 8-12 aylık evre içinde çocuğun çevresinde duyduğu sesleri tekrarlama ya da taklit etme çabalarıdır. Dokuz ve 12 ay arasında bebekler ekolalilerin de sıklıkla gözlendiği jargon dönemindedirler. Bir başka deyişle bebekler artık gerçek konuşmaya doğru genişleyecek bir dönem yaşarlar. Çocuğun seslemeleri, kullandığı vurgu, ezgi ve hece dizinleri neredeyse yetişkin konuşmasının bire-bir benzeridir. Çocuğun çevresindeki kişilere itiraz etme, rica etme, belirtme veya yönlendirme gibi basit iletişim amaçlarının ilk hâlleri jargon döneminde duyulu

19. Soru

Zihin yetersizliği olan çocukların dil gelişim özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

kısmında da hem dil hem de konuşma sorunu vardır. Zihin yetersizliği olan çocuklar normal dil gelişim aşamalarını akranları ile aynı sırayla takip ederler, ancak gelişim hızları akranlarına göre yavaştır. Zihin yetersizliği olan çocuklarda hem konuşma hem de dil bozukluğu görülebilir. Zihin yetersizliği olan çocuklarda görülen konuşma bozuklulukları; artikülasyon, ses ve akıcılık bozukluğu olarak sıralanmaktadır. Çocuğun yetersizlikten etkilenme derecesi arttıkça dil ve konuşma bozukluklarından etkilenme derecesi de artar. 

20. Soru

Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların dil özellikleri hakkında bilgi veriniz?

Cevap

OSB olan çocukların tanı ölçütlerinden biri, sosyal etkileşim ve iletişimde yaşanan sorunlardır. OSB olan çocuklar dil gelişiminde gecikme, karşılıklı konuşmada zorluk, sıra dışı ve yineleyici dil kullanırlar. OSB olan çocuklar dili iletişim amaçlı kullanmada, iletişim başlatmada, ifade edici dil becerilerini kullanmada, jest ve mimikler gibi sözel olmayan ipuçlarını anlamada, zamirleri doğru ve yerinde kullanmada sorunlar yaşarlar. İfade edici dil becerilerini kazanan OSB olan çocuklarda sıklıkla ekolali sorunları görülür.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.