Uluslararası Ticaret Hukuku Dersi 3. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası Ticaret Hukuku Dersi 3. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Ödeme Yöntemleri

Giriş

Borcu ödemek suretiyle sözleşme ile yüklendiğimiz borcu ifa etmiş oluruz. Hazırlar arasında, daha açık anlatımla yüz yüze olan kişiler arasında borçların ifasında genellikle bir sorunla karşılaşılmaz. Söyle ki bir taraf kendi borcunu karsı tarafın borcunu ifa etmesine kadar geciktirebilir. Örneğin, büfeye gidip, iki adet ekmek satın almak istediğinizi beyan ettiğinizde, büfeci size “Parayı alayım, ondan sonra ekmeklerinizi veririm.” seklinde cevap verebilir. Zira aksi hâlde sizin uzatılan ekmekleri alıp oradan hızla kaçma ihtimaliniz vardır ve büfeci zarara uğramamak için böyle bir riske katlanmak istemeyebilir. Sizin iki ekmeğin parasını uzatmanız üzerine büfeci de iki adet ekmeği size verecektir. Böylelikle taraflar açısından herhangi bir risk yaşanmadan edim borçları karşılıklı şekilde ifa edilmiş; amiyane ifadesiyle ticaretin altın kuralı olan “al gülüm ver gülüm” alışveriş gerçekleşmiş olacaktır. Buna, yani bir tarafın kendi edim borcunu, karsı tarafın edim borcunu ifa etmesine kadar yerine getirmemesine, hukukta “ödemezlik defi” adı verilir.

Tarafların aynı mekânda olmadığı ve hatta farklı ülkelerde bulundukları hâlde yaptıkları uluslararası ticari sözleşmelerden doğan borçların ifa edilmesinde bu çeşit riskler daha fazladır. Bu sorunların ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi amacıyla muhtelif ödeme yöntemleri geliştirilmiş ve bu yöntemler içinde riskleri en aza indiren tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Tacirlerin, karsı karsıya oldukları bu risklerin kaldırılması, uluslararası ticari ilişkilerin gelişmesi açısından çok büyük öneme sahiptir.

Uluslararası ticari hayatta karşılaşılan ödeme yöntemlerini, akreditifli ödeme, vesaik mukabili ödeme, mal mukabili ödeme, kabul kredili akreditifli ödeme, kabul kredili vesaik mukabili ödeme, kabul kredili mal mukabili ödeme ve pesin ödeme seklinde ifade edebiliriz (İhracat ve İthalat Genelgesi m. 1.2) (Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü B.02.1. HZN.0.09.01.01 Sayı: 2008GNL2 Tarih: 13.08.2008).Ancak sayılan bu ödeme yöntemleri sınırlı sayıda değildir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi doğrultusunda taraflar hukuka ve ahlaka aykırı olmayan farklı bir ödeme yönteminin aralarındaki sözleşmede uygulanacağını kararlaştırabilirler.

Akreditifli Ödeme

Uluslararası ticari sözleşmelerde en sık görülen ve geniş bir uygulama sahasına sahip ödeme yöntemi akreditifli ödemedir (letter of credit) . Zira karşılıklı edimlerin aynı anda ödenmesi sonucunu sağlayan akreditif, taraflar arasındaki güven sorununun ortadan kaldırılması açısından önemli bir araçtır.

Her ülke, farklı mevzuata sahip olduğu için akreditif uygulayıcıları riske girebilirler. Daha açık anlatımla, bizim ülkemizdeki hukuk kuralları ile Japonya’daki kurallar aynı olmayabilir. Bu iki ülke arasında yapılan mal alım satımına ilişkin akreditifle ödemede taraflar, ulusal hukukların farklılıkları nedeniyle öngöremedikleri çeşitli zararlara uğrayabilirler. Muhtemel bu sakıncaların giderilmesi, yeknesak kurallara gereksinimi ortaya çıkarmıştır. Konuya ilişkin yeknesak kurallar oluşturma çalışmaları Birinci Dünya Savası sonrası dönemde başlamıştır. Bu konuda, ICC’nin ilk olarak 1933 yılında yayımladığı “Akreditiflere İlişkin Yeknesak Teamül ve Uygulama Kuralları” (Uniform Customs and Practice for Documentary Credits, UCP) uluslararası ticaret hayatında geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Kurallar, ICC tarafından, gelişmeleri ve günün ihtiyaçlarını dikkate alarak altı defa revize edilmiştir. En son yenileme 2007 yılında yapılmış olup, kısaca “UCP 600” olarak anılmaktadır. ICC’nin bu kurallarının hukuki niteliği ve bağlayıcılığı konusunda görüş birliği bulunmamaktadır. Ancak, sahip oldukları sözleşme özgürlüğü çerçevesinde tarafların, aralarında yaptıkları sözleşmede bu yönde anlaştıkları takdirde, bu kuralların uygulama alanı bulacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Akreditif, alıcının, anlaşma yaptığı bankaya verdiği yetki doğrultusunda, belli belgelerin satıcı tarafından ibrazı karşılığında bankanın satıcıya ödeme yapması olarak tanımlanabilir.

Tanımı bir örnekle canlandıracak olursak, Fildişi Sahilleri’nden kakao ithal etmeye karar verdiğinizi ve bu ülkede kakao üreten, öncesinden tanımadığınız ve güven sorunu yaşadığınız bir tacirle sözleşme yapmaya hazırlandığınızı düşünelim. Ödemeyle ilgili -uluslararası ticarette kullanılan herhangi bir ödeme yöntemine başvurmadan- iki ihtimal söz konusudur. Ya siz parayı önce göndereceksiniz ki bu takdirde kakaonun gönderilmeme riski vardır ya da önce karsı taraf kakaoyu gönderecek veya teslim edecek, ondan sonra ödemenizi yapacaksınız. Ancak bu sefer de, karsı taraf sizin ödemeyi yapıp yapmayacağınız endişesini yasayacaktır. Her iki ihtimalde, böylesine riskli kabul edilen bir sözleşmenin yapılması zorlaşacaktır. Yukarıda ifade edildiği gibi aynı mekânda bulunan insanlar arasında oluşan güven durumu burada söz konusu değildir. Olası riskleri bertaraf etmek için geliştirilen ödeme yöntemlerinden olan akreditife müracaat ettiğinizde siz (alıcı/ithalatçı) Türkiye’de bir bankaya giderek bir sistem/süreç başlatıyorsunuz. Bu bankaya amir banka adı verilir. Amir banka, satıcının (ihracatçı) bulunduğu ülke olan Fildişi Sahilleri’nde şubesi var ise bunun aracılığıyla, yok ise yerel bir banka aracılığıyla durumu satıcıya bildirir. Fildişi Sahilleri’ndeki yerel bankaya muhabir banka denir. Amir bankanın şubesi veya muhabir banka satıcıya “sen kakaoları gönder, gel paranı benden al.” der. Satıcı, kakaoyu gemiye yüklettiği zaman geminin donatanı tarafından bir belge düzenlenir ve satıcıya teslim edilir. Bu belgeye konşimento denir. Konşimentoyu kakaonun tapusu gibi düşlenebilirsiniz. Satıcı elindeki konşimentoyu, muhabir bankaya teslim ettiği anda kendisine ödeme yapılır. Böylelikle her iki taraf için de herhangi bir risk söz konusu değildir. Es zamanlı ifa, tarafların kendilerini güvende görmelerine neden olur.

Vesaik Mukabili Ödeme

Satıcıya bedelin vesaik mukabilinde (karşılığında) ifa edilmesini sağlayan ödeme yöntemine vesaik mukabili (karşılığı) ödeme (cash against documents) denir. Vesaik, emtiayı temsil eden belge anlamına gelir. Bu ödeme yönteminde, satıcı (ihracatçı) malını gönderdikten sonra alıcının (ithalatçının) ülkesindeki bir yetkili aracı bankaya malların sevk evrakını yollar ve bu evrakın, bedelin ödenmesinden sonra alıcıya teslimi konusunda talimat verir. İşleme aracılık yapan bankalar, kendilerine verilen belgeleri alıcıya teslim ederler.

Tarafları: Vesaik mukabili ödemede dört taraf bulunmaktadır. Bunlar satıcı (amir), tevdi bankası, tahsil bankası ve ibraz bankasıdır.

Satıcı (Amir): Belgelerin tevdisi ve mal bedelinin tahsili amacıyla müşterisi olduğu bankayı yetkilendiren kişidir.

Tevdi Bankası: Belgelerin tevdi edildiği bankadır. Tevdi bankası, tahsil edilen mal bedeli karşılığında belgeleri alıcıya veya gösterdiği kişiye verir.

Tahsil Bankası: Tevdi bankası dışında, tahsil talimatını yerine getiren başka bir bankadır.

İbraz Bankası: Belgeleri muhataba ibraz eden bankadır.

Özellikleri: Basit ve alıcı için daha az masraflı olan bu ödeme yönteminde poliçe kullanma zorunluluğu yoktur. Alıcı, bedeli ödediği anda malları temsil eden belgeleri elde etme imkânını kazanır. Bankaların sorumluluğunun olmaması bu ödeme yönteminin dezavantajıdır. Dolayısıyla, alıcının ödeme yeterliliği konusunda herhangi bir şüphenin olmadığı, tarafların birbirini iyi tanıdığı ve gönderilen malların sipariş üzerine üretilen mallar olmadığı durumlarda tercih edilen bir yöntemdir vesaik mukabili ödeme. Bu bağlamda, seri üretilen ve dünyada yaygın olarak çok tüketilen bir mal söz konusu olduğunda bu yönteme müracaat edilebilir. Zira alıcı, sözleşme kurulduktan sonra çeşitli nedenlerle borcunu ifa etmez ise satıcı, elinde bulunan malları başka kişilere rahatlıkla satabilir. Alıcı ülkesinin ekonomik, politik ve hukuki koşullar açısından istikrarsız olması, ticari ilişkilerin olumlu olmaması, kambiyo ve ithalat kısıtlamalarına gidilmiş olması bu yöntem in seçilmemesi için haklı neden oluşturmaktadır.

Mal Mukabili Ödeme

Satıcının bedelini almadan malı alıcıya göndermeyi kabul ettiği yönteme mal mukabili ödeme (cash on against goods) adı verilir. Sözleşmeye uygun bir şekilde malları sevk eden satıcı, bedeli kararlaştırılan vadelerde daha sonra tahsil edecektir. Bu ödeme yöntemi, “serbest yükleme” veya “açık hesap” gibi isimlerle de anılır (Eksi, 2015, s. 245).

Özellikleri: Bu yöntem, satıcı için riskli, alıcı için avantajlıdır. Söyle ki, satıcı bedelini almadan malları alıcıya göndermektedir. Dolasıyla satıcı, bedeli hiç alamama, zamanında alamama rizikolarının yanı sıra malda üretim ayıbı olduğu gerekçesi ile kötü reklama konu olma tehlikesini üzerinde taşımaktadır. Alıcı ise bedel ödemeden malları aldığı ve bunları denetleyebildiği için kendini güvende görmektedir (Eksi, 2015, s. 245). Mal mukabili ödeme, tarafların birbirlerini iyi tanıdıkları hâllerde müracaat edilen bir yöntemdir. Özellikle satıcı için alıcının mali durumu ve itibarı son derece önemlidir. Satıcı bazı durumlarda alıcıdan bedelin ödenmesini garanti altına almak için banka garantisi talep edebilir.

Uygulama Alanı: Yukarıda ayrıntılı bir şekilde ifade ettiğimiz üzere satıcı için riskler taşıyan mal mukabili ödeme yöntemi uygulamada en çok konsinye ihracatta tercih edilmektedir. Konsinye satışta, alıcı, komisyoncu veya satıcının temsilcileri piyasa araştırması yapmak suretiyle alıcı ve bedel belirlemesi yaparlar. Malları sattıktan sonra, satış bedelinden komisyonunu ve masraflarını tahsil edip kalan miktarı döviz cinsinden satıcıya (ihracatçıya) gönderirler. Görüldüğü üzere konsinye ihracat, mal mukabili ödeme yöntemi için çok elverişli bir ticaret seklidir.

Peşin Ödeme

Malın tesliminden veya gönderilmesinden önce bedelin ödenmesi, pesin ödeme (advance payment) yöntemidir.

Özellikleri: Pesin ödeme, mal mukabili ödemedeki durumun tam tersidir. Söyle ki, bu yöntem satıcının yararına olmakla birlikte alıcı için riskli bir durum oluşturur. Bedele kavuşan satıcı, ülkesindeki mevzuat değişikliği nedeniyle malları ihraç edemez ise alıcı için muhtemel risk gerçekleşmiş olur. Satıcının mallarına piyasada çok talep olması ve/veya pesin ödeme nedeniyle yapılan indirim bu ödeme yönteminin alıcı açısından istisnai yararlarını teşkil eder. Mallar sipariş edilirken, bedelin yanı sıra sigorta, nakliye ve diğer masraflara ilişkin tutar da gönderilir. Yapılan ödemenin söz konusu tutarın tamamını karşılamaması hâlinde, fazla olan kısım için görüldüğünde ödemeli bir poliçe keşide edilir.

Uygulama Alanı: Pesin ödemeye hukuki işlemlerin tamamında müracaat edilebileceği gibi uygulamada genellikle eser sözleşmesinde rastlanır. Satıcı/ithalatçı açısından riskli bir yöntem olduğundan, günümüzde yaygın kullanımı söz konusu değildir. Pesin ödemenin sıklıkla eser sözleşmesinde kullanılma nedeni, iş sahibinin emeklerinin boşa gitmemesi kaygısıdır. Başka bir deyişle, meydana getirilen eser, talep edilen özellikleri taşıdığı için iş sahibinin bu eseri almaktan vazgeçmesi durumunda yüklenicinin bunu başkasına satamaması olasıdır. Bu sonuç da yüklenici açısından önemli bir sakınca meydana getirir. Örneğin, Türkiye’de yasayan A, İtalya’da yasayan heykeltıraş B’den kendisinin heykelini yapmasını istediğinde eser sözleşmesi kurulmuş olur. A’nın daha sonra bu heykeli almaktan vazgeçmesi durumunda B pek tabii bunu başka bir kişiye satma olanağına sahip değildir. Bu örnekte de görüldüğü üzere heykel bedelinin pesin ödenmesi durumunda B açısından herhangi bir risk yaşanmamış olacaktır.

Giriş

Borcu ödemek suretiyle sözleşme ile yüklendiğimiz borcu ifa etmiş oluruz. Hazırlar arasında, daha açık anlatımla yüz yüze olan kişiler arasında borçların ifasında genellikle bir sorunla karşılaşılmaz. Söyle ki bir taraf kendi borcunu karsı tarafın borcunu ifa etmesine kadar geciktirebilir. Örneğin, büfeye gidip, iki adet ekmek satın almak istediğinizi beyan ettiğinizde, büfeci size “Parayı alayım, ondan sonra ekmeklerinizi veririm.” seklinde cevap verebilir. Zira aksi hâlde sizin uzatılan ekmekleri alıp oradan hızla kaçma ihtimaliniz vardır ve büfeci zarara uğramamak için böyle bir riske katlanmak istemeyebilir. Sizin iki ekmeğin parasını uzatmanız üzerine büfeci de iki adet ekmeği size verecektir. Böylelikle taraflar açısından herhangi bir risk yaşanmadan edim borçları karşılıklı şekilde ifa edilmiş; amiyane ifadesiyle ticaretin altın kuralı olan “al gülüm ver gülüm” alışveriş gerçekleşmiş olacaktır. Buna, yani bir tarafın kendi edim borcunu, karsı tarafın edim borcunu ifa etmesine kadar yerine getirmemesine, hukukta “ödemezlik defi” adı verilir.

Tarafların aynı mekânda olmadığı ve hatta farklı ülkelerde bulundukları hâlde yaptıkları uluslararası ticari sözleşmelerden doğan borçların ifa edilmesinde bu çeşit riskler daha fazladır. Bu sorunların ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi amacıyla muhtelif ödeme yöntemleri geliştirilmiş ve bu yöntemler içinde riskleri en aza indiren tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Tacirlerin, karsı karsıya oldukları bu risklerin kaldırılması, uluslararası ticari ilişkilerin gelişmesi açısından çok büyük öneme sahiptir.

Uluslararası ticari hayatta karşılaşılan ödeme yöntemlerini, akreditifli ödeme, vesaik mukabili ödeme, mal mukabili ödeme, kabul kredili akreditifli ödeme, kabul kredili vesaik mukabili ödeme, kabul kredili mal mukabili ödeme ve pesin ödeme seklinde ifade edebiliriz (İhracat ve İthalat Genelgesi m. 1.2) (Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü B.02.1. HZN.0.09.01.01 Sayı: 2008GNL2 Tarih: 13.08.2008).Ancak sayılan bu ödeme yöntemleri sınırlı sayıda değildir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi doğrultusunda taraflar hukuka ve ahlaka aykırı olmayan farklı bir ödeme yönteminin aralarındaki sözleşmede uygulanacağını kararlaştırabilirler.

Akreditifli Ödeme

Uluslararası ticari sözleşmelerde en sık görülen ve geniş bir uygulama sahasına sahip ödeme yöntemi akreditifli ödemedir (letter of credit) . Zira karşılıklı edimlerin aynı anda ödenmesi sonucunu sağlayan akreditif, taraflar arasındaki güven sorununun ortadan kaldırılması açısından önemli bir araçtır.

Her ülke, farklı mevzuata sahip olduğu için akreditif uygulayıcıları riske girebilirler. Daha açık anlatımla, bizim ülkemizdeki hukuk kuralları ile Japonya’daki kurallar aynı olmayabilir. Bu iki ülke arasında yapılan mal alım satımına ilişkin akreditifle ödemede taraflar, ulusal hukukların farklılıkları nedeniyle öngöremedikleri çeşitli zararlara uğrayabilirler. Muhtemel bu sakıncaların giderilmesi, yeknesak kurallara gereksinimi ortaya çıkarmıştır. Konuya ilişkin yeknesak kurallar oluşturma çalışmaları Birinci Dünya Savası sonrası dönemde başlamıştır. Bu konuda, ICC’nin ilk olarak 1933 yılında yayımladığı “Akreditiflere İlişkin Yeknesak Teamül ve Uygulama Kuralları” (Uniform Customs and Practice for Documentary Credits, UCP) uluslararası ticaret hayatında geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Kurallar, ICC tarafından, gelişmeleri ve günün ihtiyaçlarını dikkate alarak altı defa revize edilmiştir. En son yenileme 2007 yılında yapılmış olup, kısaca “UCP 600” olarak anılmaktadır. ICC’nin bu kurallarının hukuki niteliği ve bağlayıcılığı konusunda görüş birliği bulunmamaktadır. Ancak, sahip oldukları sözleşme özgürlüğü çerçevesinde tarafların, aralarında yaptıkları sözleşmede bu yönde anlaştıkları takdirde, bu kuralların uygulama alanı bulacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Akreditif, alıcının, anlaşma yaptığı bankaya verdiği yetki doğrultusunda, belli belgelerin satıcı tarafından ibrazı karşılığında bankanın satıcıya ödeme yapması olarak tanımlanabilir.

Tanımı bir örnekle canlandıracak olursak, Fildişi Sahilleri’nden kakao ithal etmeye karar verdiğinizi ve bu ülkede kakao üreten, öncesinden tanımadığınız ve güven sorunu yaşadığınız bir tacirle sözleşme yapmaya hazırlandığınızı düşünelim. Ödemeyle ilgili -uluslararası ticarette kullanılan herhangi bir ödeme yöntemine başvurmadan- iki ihtimal söz konusudur. Ya siz parayı önce göndereceksiniz ki bu takdirde kakaonun gönderilmeme riski vardır ya da önce karsı taraf kakaoyu gönderecek veya teslim edecek, ondan sonra ödemenizi yapacaksınız. Ancak bu sefer de, karsı taraf sizin ödemeyi yapıp yapmayacağınız endişesini yasayacaktır. Her iki ihtimalde, böylesine riskli kabul edilen bir sözleşmenin yapılması zorlaşacaktır. Yukarıda ifade edildiği gibi aynı mekânda bulunan insanlar arasında oluşan güven durumu burada söz konusu değildir. Olası riskleri bertaraf etmek için geliştirilen ödeme yöntemlerinden olan akreditife müracaat ettiğinizde siz (alıcı/ithalatçı) Türkiye’de bir bankaya giderek bir sistem/süreç başlatıyorsunuz. Bu bankaya amir banka adı verilir. Amir banka, satıcının (ihracatçı) bulunduğu ülke olan Fildişi Sahilleri’nde şubesi var ise bunun aracılığıyla, yok ise yerel bir banka aracılığıyla durumu satıcıya bildirir. Fildişi Sahilleri’ndeki yerel bankaya muhabir banka denir. Amir bankanın şubesi veya muhabir banka satıcıya “sen kakaoları gönder, gel paranı benden al.” der. Satıcı, kakaoyu gemiye yüklettiği zaman geminin donatanı tarafından bir belge düzenlenir ve satıcıya teslim edilir. Bu belgeye konşimento denir. Konşimentoyu kakaonun tapusu gibi düşlenebilirsiniz. Satıcı elindeki konşimentoyu, muhabir bankaya teslim ettiği anda kendisine ödeme yapılır. Böylelikle her iki taraf için de herhangi bir risk söz konusu değildir. Es zamanlı ifa, tarafların kendilerini güvende görmelerine neden olur.

Vesaik Mukabili Ödeme

Satıcıya bedelin vesaik mukabilinde (karşılığında) ifa edilmesini sağlayan ödeme yöntemine vesaik mukabili (karşılığı) ödeme (cash against documents) denir. Vesaik, emtiayı temsil eden belge anlamına gelir. Bu ödeme yönteminde, satıcı (ihracatçı) malını gönderdikten sonra alıcının (ithalatçının) ülkesindeki bir yetkili aracı bankaya malların sevk evrakını yollar ve bu evrakın, bedelin ödenmesinden sonra alıcıya teslimi konusunda talimat verir. İşleme aracılık yapan bankalar, kendilerine verilen belgeleri alıcıya teslim ederler.

Tarafları: Vesaik mukabili ödemede dört taraf bulunmaktadır. Bunlar satıcı (amir), tevdi bankası, tahsil bankası ve ibraz bankasıdır.

Satıcı (Amir): Belgelerin tevdisi ve mal bedelinin tahsili amacıyla müşterisi olduğu bankayı yetkilendiren kişidir.

Tevdi Bankası: Belgelerin tevdi edildiği bankadır. Tevdi bankası, tahsil edilen mal bedeli karşılığında belgeleri alıcıya veya gösterdiği kişiye verir.

Tahsil Bankası: Tevdi bankası dışında, tahsil talimatını yerine getiren başka bir bankadır.

İbraz Bankası: Belgeleri muhataba ibraz eden bankadır.

Özellikleri: Basit ve alıcı için daha az masraflı olan bu ödeme yönteminde poliçe kullanma zorunluluğu yoktur. Alıcı, bedeli ödediği anda malları temsil eden belgeleri elde etme imkânını kazanır. Bankaların sorumluluğunun olmaması bu ödeme yönteminin dezavantajıdır. Dolayısıyla, alıcının ödeme yeterliliği konusunda herhangi bir şüphenin olmadığı, tarafların birbirini iyi tanıdığı ve gönderilen malların sipariş üzerine üretilen mallar olmadığı durumlarda tercih edilen bir yöntemdir vesaik mukabili ödeme. Bu bağlamda, seri üretilen ve dünyada yaygın olarak çok tüketilen bir mal söz konusu olduğunda bu yönteme müracaat edilebilir. Zira alıcı, sözleşme kurulduktan sonra çeşitli nedenlerle borcunu ifa etmez ise satıcı, elinde bulunan malları başka kişilere rahatlıkla satabilir. Alıcı ülkesinin ekonomik, politik ve hukuki koşullar açısından istikrarsız olması, ticari ilişkilerin olumlu olmaması, kambiyo ve ithalat kısıtlamalarına gidilmiş olması bu yöntem in seçilmemesi için haklı neden oluşturmaktadır.

Mal Mukabili Ödeme

Satıcının bedelini almadan malı alıcıya göndermeyi kabul ettiği yönteme mal mukabili ödeme (cash on against goods) adı verilir. Sözleşmeye uygun bir şekilde malları sevk eden satıcı, bedeli kararlaştırılan vadelerde daha sonra tahsil edecektir. Bu ödeme yöntemi, “serbest yükleme” veya “açık hesap” gibi isimlerle de anılır (Eksi, 2015, s. 245).

Özellikleri: Bu yöntem, satıcı için riskli, alıcı için avantajlıdır. Söyle ki, satıcı bedelini almadan malları alıcıya göndermektedir. Dolasıyla satıcı, bedeli hiç alamama, zamanında alamama rizikolarının yanı sıra malda üretim ayıbı olduğu gerekçesi ile kötü reklama konu olma tehlikesini üzerinde taşımaktadır. Alıcı ise bedel ödemeden malları aldığı ve bunları denetleyebildiği için kendini güvende görmektedir (Eksi, 2015, s. 245). Mal mukabili ödeme, tarafların birbirlerini iyi tanıdıkları hâllerde müracaat edilen bir yöntemdir. Özellikle satıcı için alıcının mali durumu ve itibarı son derece önemlidir. Satıcı bazı durumlarda alıcıdan bedelin ödenmesini garanti altına almak için banka garantisi talep edebilir.

Uygulama Alanı: Yukarıda ayrıntılı bir şekilde ifade ettiğimiz üzere satıcı için riskler taşıyan mal mukabili ödeme yöntemi uygulamada en çok konsinye ihracatta tercih edilmektedir. Konsinye satışta, alıcı, komisyoncu veya satıcının temsilcileri piyasa araştırması yapmak suretiyle alıcı ve bedel belirlemesi yaparlar. Malları sattıktan sonra, satış bedelinden komisyonunu ve masraflarını tahsil edip kalan miktarı döviz cinsinden satıcıya (ihracatçıya) gönderirler. Görüldüğü üzere konsinye ihracat, mal mukabili ödeme yöntemi için çok elverişli bir ticaret seklidir.

Peşin Ödeme

Malın tesliminden veya gönderilmesinden önce bedelin ödenmesi, pesin ödeme (advance payment) yöntemidir.

Özellikleri: Pesin ödeme, mal mukabili ödemedeki durumun tam tersidir. Söyle ki, bu yöntem satıcının yararına olmakla birlikte alıcı için riskli bir durum oluşturur. Bedele kavuşan satıcı, ülkesindeki mevzuat değişikliği nedeniyle malları ihraç edemez ise alıcı için muhtemel risk gerçekleşmiş olur. Satıcının mallarına piyasada çok talep olması ve/veya pesin ödeme nedeniyle yapılan indirim bu ödeme yönteminin alıcı açısından istisnai yararlarını teşkil eder. Mallar sipariş edilirken, bedelin yanı sıra sigorta, nakliye ve diğer masraflara ilişkin tutar da gönderilir. Yapılan ödemenin söz konusu tutarın tamamını karşılamaması hâlinde, fazla olan kısım için görüldüğünde ödemeli bir poliçe keşide edilir.

Uygulama Alanı: Pesin ödemeye hukuki işlemlerin tamamında müracaat edilebileceği gibi uygulamada genellikle eser sözleşmesinde rastlanır. Satıcı/ithalatçı açısından riskli bir yöntem olduğundan, günümüzde yaygın kullanımı söz konusu değildir. Pesin ödemenin sıklıkla eser sözleşmesinde kullanılma nedeni, iş sahibinin emeklerinin boşa gitmemesi kaygısıdır. Başka bir deyişle, meydana getirilen eser, talep edilen özellikleri taşıdığı için iş sahibinin bu eseri almaktan vazgeçmesi durumunda yüklenicinin bunu başkasına satamaması olasıdır. Bu sonuç da yüklenici açısından önemli bir sakınca meydana getirir. Örneğin, Türkiye’de yasayan A, İtalya’da yasayan heykeltıraş B’den kendisinin heykelini yapmasını istediğinde eser sözleşmesi kurulmuş olur. A’nın daha sonra bu heykeli almaktan vazgeçmesi durumunda B pek tabii bunu başka bir kişiye satma olanağına sahip değildir. Bu örnekte de görüldüğü üzere heykel bedelinin pesin ödenmesi durumunda B açısından herhangi bir risk yaşanmamış olacaktır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!