Uluslararası Kamu Maliyesi Dersi 4. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası Kamu Maliyesi Dersi 4. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Uluslararası Kamu Mallarının Finansmanı

Günümüzde Uluslararası Kamu Mallarının Finansmanı

Dünyadaki tüm ülkelerden ve bireylerden vergi alma gücüne sahip olan merkezî bir otoritenin (dünya devletinin) olmayışı uluslararası kamu mallarının finansmanının ulusal düzeyde olduğu gibi vergilerle değil, her biri kendi çıkarlarına göre hareket eden ülkelerin gönüllü finansmanı (üretimi) ve uluslararası örgütlere ödedikleri aidatlarla yapılmasını zorunlu hâle getirmektedir.

Uluslararası kamu mallarının finansmanında rol oynayan diğer aktörler ise sivil toplum kuruluşları, özel kuruluşlar ve bireylerdir. Uluslararası kamu mallarının finansmanında cari olarak kullanılan kaynaklar üçe ayrılmaktadır:

  • Kamusal kaynaklar,
  • Özel kaynaklar ve
  • Ortaklık kaynakları.

Kamusal Kaynaklar

Uluslararası kamusal malların en önemli finansman yöntemidir. İki şekilde sınırlandırılmaktadır:

  • Ulusal kamusal kaynaklar ve
  • Uluslararası kamusal kaynaklardır.

Ulusal kamusal kaynaklar, ülkelerin kendi başlarına kullandıkları kaynaklardır. Biyolojik çeşitliliğin korunması, sera gazı emisyonunun azaltılması, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi gibi durumlarda ulusal kamusal kaynaklar kullanılmaktadır.

Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere yaptıkları kalkınma yardımları ulusal kamusal kaynak olarak değerlendirilir. Bu yardımlar sayesinde yoksulluk azalır, kalkınma sağlanır. Borç düzenlemeleri de bu kapsamda ele alınabilir.

Borç düzenlemeleri;

  • Borç hafifletilmesi (debt relief) ve
  • Borç takası (debt swap) olmak üzere iki türlüdür.

Borç hafifletilmesi, ağır borç yükü altındaki yoksul ülkelerin borçlarının azaltılmasına ya da silinmesidir.

Borç takası ise bir borcun başka varlıklarla takas edilmesidir.

Uluslararası kamusal kaynaklar, kamu malı üretiminde uluslararası örgütlerin sahip oldukları kaynaklardır.

Bu kaynaklar;

  • Birleşmiş Milletler,
  • Dünya Sağlık Örgütü gibi programların ve fonların sahip olduğu kaynaklardır.

Birleşmiş Milletlerin finansmanı, üye ülkelerin aidatlar ve bağışlarıdır.

Özel Kaynaklar

Uluslararası kamu mallarının finansmanında kullanılan özel kaynaklar;

  • Kâr amacı gütmeyen kuruluşlardan (vakıflar, hükümet dışı kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve akademik kurumlar),
  • Kâr amaçlı işletmelerden (ulusal ve çok uluslu işletmeler) ve
  • Bireylerden sağlanan kaynaklar olmak üzere üç çeşittir.

Bu kuruluşlara örnek olarak;

  • Gates Vakfı,
  • Oxfam,
  • CARE,
  • Yeşilbarış (Greenpeace),
  • Uluslararası Af Örgütü,
  • Kızılay ve Kızılhaç,
  • Novartis,
  • AstraZeneca,
  • GlaxoSmithKline verilebilir.

Elton John ve Bono gibi ünlü müzisyenler de uluslararası kamu mallarının finansmanına özel kaynak sağlayan bireylere birer örnektir.

Ortaklık Kaynakları

Ortaklıklar, uluslararası örgütlerin, ülkelerin ve özel kuruluşların birlikte oluşturduğu yapılardır. Ortaklıklardan sağlanan kaynakların uluslararası kamu malları finansmanın içindeki payı düşüktür.

Uluslararası kamu mallarına finansman sağlayan bu ortaklıkların en iyi örnekleri olarak;

  • Onchocerciasis Kontrol Programı (OCP),
  • Küresel Aş ve Aşılama İttifakı (GAVI),
  • Küresel Çevre Kolaylığı (GEF),
  • Küresel AIDS,
  • Tüberküloz ve Sıtmayla Mücadele Fonu (GFATM),
  • Küresel Çocuk Felcini Ortadan Kaldırma İnisiyatifi (GPEI) verilebilir.

Uluslararası Kamu Mallarının Finansmanında Uluslararası Vergileme

Uluslararası kamu mallarının finansmanı için en önemli alternatif yöntem uluslararası vergilemeye gidilmesidir.

Uluslararası vergileme düşüncesi görüşünü ilk kez ortaya atan James Lorimer’dir. “Uluslararası Hukuk Sisteminin Temel Problemi (1884)” eserinde vergi yükünün devletler arasında oransal dağılımının her devletin uluslararası yasamaya gönderdiği temsilci sayısına göre yapılması gerektiğini belirtmiştir.

I. Dünya Savaşı yıllarında Milletler Cemiyetinin kuruluşu savaşı önlemek amaçlıdır ve finansmanı ödeme gücü ilkesine yakın hale gelmiştir.

1980 yılında Brandt Komisyonunun amacı uluslararası maliyenin vergileme yönüne ilişkin olarak entelektüel bir temel oluşturmaktır.

Uluslararası vergilemenin iki temel amaca yönelmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Bu amaçlar;

  • Kuzey-Güney ülkeleri arasındaki farkı azaltacak yeniden dağılım politikalarının başarılabilmesini sağlamak,
  • Küresel düzenin tamamına ilişkin örgütsel altyapının finansmanı olarak belirtilmiştir.

Günümüzde artan oranlı ve adil olarak gelirin dağıtılması başta barış ve güvenlik olmak üzere birçok malın sunumunu gerektirmektedir.

1929 Ekonomik Buhranı ve II. Dünya Savaşı ile sosyal devlet ilkesi yaygınlaşmış ve Birleşmiş Milletler kurulmuştur. O dönemin önemli devlet adamlarından Roosvelt ve Churchill, devletlerinin temel amaçlarını yeniden tanımlama gereğini duymuşlardır. Bu amaçlar;

  • Gelişmiş iş gücü standartlarına ulaşmada ülkeler arasında tam iş birliği,
  • Ekonomik kalkınma ve sosyal güvenlik,
  • Tüm insanların özgürce yaşama ortamı için barış olarak ifade edilmiştir.

James Meade, savaş sonunda uluslararası örgütün kurulmasını öngörmüş ve bu örgütün finansmanı ile ilgili fikrini belirtmiştir.

Wilfred Jenks, federal otorite ve federal devlet arasındaki otorite ilişkileri arasında durmuştur. Bankaların artan kârları kalkınma kurumlarından hava yolu şirketlerinden radyo kanalları ve iletişim araçlarından vergi alınarak uluslararası kamu mallarının finanse edilebileceği görüşünü ileri sürmüştür.

T. A. Sumberg (1946), ödemeler dengesi üzerinden alınacak vergiden bahsetmiştir. Ödemeler dengesi üzerinden alınacak vergilerin mal ticareti, hizmet satışı, yatırım kazançları gibi kalemlerden oluşması gerektiğini ileri sürmüştür.

Jan Tinbergen’e (1945) göre daha istikrarlı ve ileri bir sosyal sistem isteniyorsa ulusal egemenliğin ekonomik politikalar göz önüne alınarak kısıtlanması gerekmektedir.

Tinbergen kamu maliyesini yönetecek uluslararası bir kurum önermiş, enflasyonist ve deflasyonist açık gibi olgularla mücadelenin bu kurum tarafından yapılmasını istemiştir. Bu öneri daha sonra “Uluslararası Hazine” önerisi halini almıştır.

Keynes ise “uluslararası takas birliği” önerisinde bulunarak, ödemeler dengesi fazlalarından uluslararası verginin alınması gerektiğini ifade etmiştir.

II. Dünya savaşı sonrasında Birleşmiş Milletler ödeme kapasitesi ilkesi ile hizmet vermeye başlamıştır. Bu dönemde, Thomas Schelling (1955), Paul RosensteinRodan (1961), Irving Kravis-Michael Davenport (1963) ve John Pincus (1965) yükün paylaşımı konusunda bireysel vergilemeyle karşılaştırmalar yaparak konuya katkıda bulunmaya çalışmışlardır.

Uluslararası kamu malı üreten örgütlerin finansmanı için her devletin GSMH’nın %0,7’sini gönüllü olarak kuruluşa devretmesi en çok önerilen ve uzlaşılan görüştür.

Başlıca Uluslararası Vergi Örnerileri

İnsanlığın ortak mirası; ekonomik değeri, potansiyeli olan veya insanlığın kültürel birikimine katkı sağlayan nesnelerin hiçbir egemen devlete ait olmadığını ve insanlığın tümünün malı olduğunu ifade edilmektedir. Madenler, doğal güzellikler, bilim ve teknoloji, tarihi yerlerin insanlığın ortak mirası olduğu kabul edilmektedir.

Birleşmiş milletler için somut vergi önerisi Tinbergen şöyle ifade etmiştir; dayanıklı tüketim mallarından alınacak %0,05 oranında bir vergi ve buna dünya dayanışma katkısı ismi verilmesidir.

1976 yılında Roma Kulübü için yapılan bir çalışmada Jan Tinbergen, James Grant ve Mahbub ül Hak, kalkınma ve uluslararası gelir dağılımı için hazır kaynak yaratmak ve bunu otomatikleştirmek için çeşitli vergiler önermişleridir. Bu vergilerin konuları;

  • Yenilenemeyen kaynaklar,
  • Uluslararası kirlilik yaratan maddeler,
  • Ulus ötesi girişimlerin faaliyetleri,
  • Okyanus tabanı,
  • Dış uzay,
  • Antarktika,
  • Uluslararası memurlar,
  • Tüketici harcamaları ve
  • Savunma harcamalarıdır.

Roma Kulübü, 1968’de kurulan, doğal kaynakların sınırlı olması nedeniyle ekonomik büyümenin belirsiz bir şekilde sürdürülemeyeceğini ileri süren tüm dünyadan bilim insanlarının iktisatçıların, girişimcilerin ve devlet başkanlarının üyesi olduğu girişimdir.

Tobin (1972) yabancı para işlemlerine de uluslararası vergi konulabileceğini önermiştir. Verginin amacı spekülatif sermaye akımlarını önlemek ve ulusal para politikalarını desteklemektir. Tobin’e göre istikrar için en iyi çözüm ortak kur, para ve maliye politikalarıdır.

Bu dönemde ortaya atılan bazı vergileme önerileri şunlardır:

  • Uluslararası karbon vergisinin, fosil yakıtları olarak ifade edilen kömür, petrol ve doğalgazın içerdiği karbon miktarı üzerinden alınması önerilmektedir.
  • Havacılık vergisi, uçak yakıtının neden olduğu kirliliği azaltmayı ve gelir elde etmeyi amaçlamaktadır.
  • İnternet vergisinin, internet üzerinden gerçekleşen veri akışı ya da gönderilen e-posta üzerinden alınması önerilmektedir.

Bir diğer uluslararası vergi önerisi ise 1980 yılında Brandt Komisyonu tarafından önerilmiş olmasına rağmen 1997 yılında tekrar gündeme getirilen dünya ticaret vergisidir .

Uluslararası kamu mallarının finansmanı için daha birçok uluslararası vergi önerisi söz konusudur. Bunlar;

  • Ticari deniz balıkçılığının vergilendirilmesi,
  • Dünya yörüngesinde bulunan iletişim uydularının vergilendirilmesi,
  • Elektromanyetik spektrumu kullanan radyo/televizyon/cep telefonu yayınlarının vergilendirilmesi,
  • Çok uluslu şirketlerin karlarının vergilendirilmesi,
  • Uluslararası reklamların vergilendirilmesi gibi önerilerdir.

Birçok yazara göre uluslararası kamu mallarının finansmanında uluslararası vergilerin kullanılması hem kamusal zararları azaltacak hem de uluslararası kamu mallarının finansmanının yeterli ölçüde yapılmasına olanak sağlayacaktır. Bu noktada uluslararası vergileri uygulayacak merkezî bir otoritenin olmayışının önemli bir sorun olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Günümüzde Uluslararası Kamu Mallarının Finansmanı

Dünyadaki tüm ülkelerden ve bireylerden vergi alma gücüne sahip olan merkezî bir otoritenin (dünya devletinin) olmayışı uluslararası kamu mallarının finansmanının ulusal düzeyde olduğu gibi vergilerle değil, her biri kendi çıkarlarına göre hareket eden ülkelerin gönüllü finansmanı (üretimi) ve uluslararası örgütlere ödedikleri aidatlarla yapılmasını zorunlu hâle getirmektedir.

Uluslararası kamu mallarının finansmanında rol oynayan diğer aktörler ise sivil toplum kuruluşları, özel kuruluşlar ve bireylerdir. Uluslararası kamu mallarının finansmanında cari olarak kullanılan kaynaklar üçe ayrılmaktadır:

  • Kamusal kaynaklar,
  • Özel kaynaklar ve
  • Ortaklık kaynakları.

Kamusal Kaynaklar

Uluslararası kamusal malların en önemli finansman yöntemidir. İki şekilde sınırlandırılmaktadır:

  • Ulusal kamusal kaynaklar ve
  • Uluslararası kamusal kaynaklardır.

Ulusal kamusal kaynaklar, ülkelerin kendi başlarına kullandıkları kaynaklardır. Biyolojik çeşitliliğin korunması, sera gazı emisyonunun azaltılması, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi gibi durumlarda ulusal kamusal kaynaklar kullanılmaktadır.

Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere yaptıkları kalkınma yardımları ulusal kamusal kaynak olarak değerlendirilir. Bu yardımlar sayesinde yoksulluk azalır, kalkınma sağlanır. Borç düzenlemeleri de bu kapsamda ele alınabilir.

Borç düzenlemeleri;

  • Borç hafifletilmesi (debt relief) ve
  • Borç takası (debt swap) olmak üzere iki türlüdür.

Borç hafifletilmesi, ağır borç yükü altındaki yoksul ülkelerin borçlarının azaltılmasına ya da silinmesidir.

Borç takası ise bir borcun başka varlıklarla takas edilmesidir.

Uluslararası kamusal kaynaklar, kamu malı üretiminde uluslararası örgütlerin sahip oldukları kaynaklardır.

Bu kaynaklar;

  • Birleşmiş Milletler,
  • Dünya Sağlık Örgütü gibi programların ve fonların sahip olduğu kaynaklardır.

Birleşmiş Milletlerin finansmanı, üye ülkelerin aidatlar ve bağışlarıdır.

Özel Kaynaklar

Uluslararası kamu mallarının finansmanında kullanılan özel kaynaklar;

  • Kâr amacı gütmeyen kuruluşlardan (vakıflar, hükümet dışı kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve akademik kurumlar),
  • Kâr amaçlı işletmelerden (ulusal ve çok uluslu işletmeler) ve
  • Bireylerden sağlanan kaynaklar olmak üzere üç çeşittir.

Bu kuruluşlara örnek olarak;

  • Gates Vakfı,
  • Oxfam,
  • CARE,
  • Yeşilbarış (Greenpeace),
  • Uluslararası Af Örgütü,
  • Kızılay ve Kızılhaç,
  • Novartis,
  • AstraZeneca,
  • GlaxoSmithKline verilebilir.

Elton John ve Bono gibi ünlü müzisyenler de uluslararası kamu mallarının finansmanına özel kaynak sağlayan bireylere birer örnektir.

Ortaklık Kaynakları

Ortaklıklar, uluslararası örgütlerin, ülkelerin ve özel kuruluşların birlikte oluşturduğu yapılardır. Ortaklıklardan sağlanan kaynakların uluslararası kamu malları finansmanın içindeki payı düşüktür.

Uluslararası kamu mallarına finansman sağlayan bu ortaklıkların en iyi örnekleri olarak;

  • Onchocerciasis Kontrol Programı (OCP),
  • Küresel Aş ve Aşılama İttifakı (GAVI),
  • Küresel Çevre Kolaylığı (GEF),
  • Küresel AIDS,
  • Tüberküloz ve Sıtmayla Mücadele Fonu (GFATM),
  • Küresel Çocuk Felcini Ortadan Kaldırma İnisiyatifi (GPEI) verilebilir.

Uluslararası Kamu Mallarının Finansmanında Uluslararası Vergileme

Uluslararası kamu mallarının finansmanı için en önemli alternatif yöntem uluslararası vergilemeye gidilmesidir.

Uluslararası vergileme düşüncesi görüşünü ilk kez ortaya atan James Lorimer’dir. “Uluslararası Hukuk Sisteminin Temel Problemi (1884)” eserinde vergi yükünün devletler arasında oransal dağılımının her devletin uluslararası yasamaya gönderdiği temsilci sayısına göre yapılması gerektiğini belirtmiştir.

I. Dünya Savaşı yıllarında Milletler Cemiyetinin kuruluşu savaşı önlemek amaçlıdır ve finansmanı ödeme gücü ilkesine yakın hale gelmiştir.

1980 yılında Brandt Komisyonunun amacı uluslararası maliyenin vergileme yönüne ilişkin olarak entelektüel bir temel oluşturmaktır.

Uluslararası vergilemenin iki temel amaca yönelmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Bu amaçlar;

  • Kuzey-Güney ülkeleri arasındaki farkı azaltacak yeniden dağılım politikalarının başarılabilmesini sağlamak,
  • Küresel düzenin tamamına ilişkin örgütsel altyapının finansmanı olarak belirtilmiştir.

Günümüzde artan oranlı ve adil olarak gelirin dağıtılması başta barış ve güvenlik olmak üzere birçok malın sunumunu gerektirmektedir.

1929 Ekonomik Buhranı ve II. Dünya Savaşı ile sosyal devlet ilkesi yaygınlaşmış ve Birleşmiş Milletler kurulmuştur. O dönemin önemli devlet adamlarından Roosvelt ve Churchill, devletlerinin temel amaçlarını yeniden tanımlama gereğini duymuşlardır. Bu amaçlar;

  • Gelişmiş iş gücü standartlarına ulaşmada ülkeler arasında tam iş birliği,
  • Ekonomik kalkınma ve sosyal güvenlik,
  • Tüm insanların özgürce yaşama ortamı için barış olarak ifade edilmiştir.

James Meade, savaş sonunda uluslararası örgütün kurulmasını öngörmüş ve bu örgütün finansmanı ile ilgili fikrini belirtmiştir.

Wilfred Jenks, federal otorite ve federal devlet arasındaki otorite ilişkileri arasında durmuştur. Bankaların artan kârları kalkınma kurumlarından hava yolu şirketlerinden radyo kanalları ve iletişim araçlarından vergi alınarak uluslararası kamu mallarının finanse edilebileceği görüşünü ileri sürmüştür.

T. A. Sumberg (1946), ödemeler dengesi üzerinden alınacak vergiden bahsetmiştir. Ödemeler dengesi üzerinden alınacak vergilerin mal ticareti, hizmet satışı, yatırım kazançları gibi kalemlerden oluşması gerektiğini ileri sürmüştür.

Jan Tinbergen’e (1945) göre daha istikrarlı ve ileri bir sosyal sistem isteniyorsa ulusal egemenliğin ekonomik politikalar göz önüne alınarak kısıtlanması gerekmektedir.

Tinbergen kamu maliyesini yönetecek uluslararası bir kurum önermiş, enflasyonist ve deflasyonist açık gibi olgularla mücadelenin bu kurum tarafından yapılmasını istemiştir. Bu öneri daha sonra “Uluslararası Hazine” önerisi halini almıştır.

Keynes ise “uluslararası takas birliği” önerisinde bulunarak, ödemeler dengesi fazlalarından uluslararası verginin alınması gerektiğini ifade etmiştir.

II. Dünya savaşı sonrasında Birleşmiş Milletler ödeme kapasitesi ilkesi ile hizmet vermeye başlamıştır. Bu dönemde, Thomas Schelling (1955), Paul RosensteinRodan (1961), Irving Kravis-Michael Davenport (1963) ve John Pincus (1965) yükün paylaşımı konusunda bireysel vergilemeyle karşılaştırmalar yaparak konuya katkıda bulunmaya çalışmışlardır.

Uluslararası kamu malı üreten örgütlerin finansmanı için her devletin GSMH’nın %0,7’sini gönüllü olarak kuruluşa devretmesi en çok önerilen ve uzlaşılan görüştür.

Başlıca Uluslararası Vergi Örnerileri

İnsanlığın ortak mirası; ekonomik değeri, potansiyeli olan veya insanlığın kültürel birikimine katkı sağlayan nesnelerin hiçbir egemen devlete ait olmadığını ve insanlığın tümünün malı olduğunu ifade edilmektedir. Madenler, doğal güzellikler, bilim ve teknoloji, tarihi yerlerin insanlığın ortak mirası olduğu kabul edilmektedir.

Birleşmiş milletler için somut vergi önerisi Tinbergen şöyle ifade etmiştir; dayanıklı tüketim mallarından alınacak %0,05 oranında bir vergi ve buna dünya dayanışma katkısı ismi verilmesidir.

1976 yılında Roma Kulübü için yapılan bir çalışmada Jan Tinbergen, James Grant ve Mahbub ül Hak, kalkınma ve uluslararası gelir dağılımı için hazır kaynak yaratmak ve bunu otomatikleştirmek için çeşitli vergiler önermişleridir. Bu vergilerin konuları;

  • Yenilenemeyen kaynaklar,
  • Uluslararası kirlilik yaratan maddeler,
  • Ulus ötesi girişimlerin faaliyetleri,
  • Okyanus tabanı,
  • Dış uzay,
  • Antarktika,
  • Uluslararası memurlar,
  • Tüketici harcamaları ve
  • Savunma harcamalarıdır.

Roma Kulübü, 1968’de kurulan, doğal kaynakların sınırlı olması nedeniyle ekonomik büyümenin belirsiz bir şekilde sürdürülemeyeceğini ileri süren tüm dünyadan bilim insanlarının iktisatçıların, girişimcilerin ve devlet başkanlarının üyesi olduğu girişimdir.

Tobin (1972) yabancı para işlemlerine de uluslararası vergi konulabileceğini önermiştir. Verginin amacı spekülatif sermaye akımlarını önlemek ve ulusal para politikalarını desteklemektir. Tobin’e göre istikrar için en iyi çözüm ortak kur, para ve maliye politikalarıdır.

Bu dönemde ortaya atılan bazı vergileme önerileri şunlardır:

  • Uluslararası karbon vergisinin, fosil yakıtları olarak ifade edilen kömür, petrol ve doğalgazın içerdiği karbon miktarı üzerinden alınması önerilmektedir.
  • Havacılık vergisi, uçak yakıtının neden olduğu kirliliği azaltmayı ve gelir elde etmeyi amaçlamaktadır.
  • İnternet vergisinin, internet üzerinden gerçekleşen veri akışı ya da gönderilen e-posta üzerinden alınması önerilmektedir.

Bir diğer uluslararası vergi önerisi ise 1980 yılında Brandt Komisyonu tarafından önerilmiş olmasına rağmen 1997 yılında tekrar gündeme getirilen dünya ticaret vergisidir .

Uluslararası kamu mallarının finansmanı için daha birçok uluslararası vergi önerisi söz konusudur. Bunlar;

  • Ticari deniz balıkçılığının vergilendirilmesi,
  • Dünya yörüngesinde bulunan iletişim uydularının vergilendirilmesi,
  • Elektromanyetik spektrumu kullanan radyo/televizyon/cep telefonu yayınlarının vergilendirilmesi,
  • Çok uluslu şirketlerin karlarının vergilendirilmesi,
  • Uluslararası reklamların vergilendirilmesi gibi önerilerdir.

Birçok yazara göre uluslararası kamu mallarının finansmanında uluslararası vergilerin kullanılması hem kamusal zararları azaltacak hem de uluslararası kamu mallarının finansmanının yeterli ölçüde yapılmasına olanak sağlayacaktır. Bu noktada uluslararası vergileri uygulayacak merkezî bir otoritenin olmayışının önemli bir sorun olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!