Uluslararası İşletmecilik Dersi 7. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası İşletmecilik Dersi 7. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Uluslararası Piyasalar Ve Finansal Yönetim

Giriş

Son yıllarda uluslararası finansal sistemin ulusal finansal sistemlerle entegrasyonunun artması uluslararası finansal yönetim uygulamalarının değişmesine sebep olmuştur. Bu değişime paralel olarak da, uluslararası faaliyet gösteren çokuluslu işletmelerin (ÇUI) finansal yönetim uygulamaları daha önemli hale gelmiştir. Ayrıca, uluslararası finansal sistemin, fon arzı ve fon talebi şeklinde iki yönlü işleyen yapısının değişmesi, finans yöneticilerinin yerelden daha çok küresel düşünmelerini beraberinde getirmiştir.

Uluslararası Finansal Sistem

Bazı ülkelerde fon fazlası varken, bazı ülkelerde fon talebi olabilmektedir. Fon ihtiyacı olan işletme, banka ve hükümetlerin bu gereksinimini fon fazlası olan ülkelerin finansal kurumlarından sağlamak istemesiyle oluşan ilişkiler, uluslararası finansal piyasalardaki işlemlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Uluslararası finansal piyasalar, uluslararası yatırım kararlarını alınmasında ve yatırım yapılan ülkelerin paralarına duyulan ihtiyaçta önemli rol oynamaktadır. Uluslararası finansal piyasalar, küresel işletmelerin farklı ülkelerdeki yatırımlarında kullandıkları fonları sağlamakla birlikte, bu işletmelerin fon fazlasını da en uygun getiriyi elde edebildikleri ülkelerde değerlendirebilmelerine olanak tanımaktadır. Bu şekilde entegrasyonu artan finansal piyasalarda, ulusal finansal sistemlerin uluslararası finansal sistemin bir alt sistemi haline geldiği ifade edilmektedir.

Son yıllarda iletişim teknolojileri ve finansal liberalleştirme reformları nedeniyle uluslararası sermaye hareketleri önemli ölçüde artmıştır. Küresel ekonomiyi giderek artan şekilde etkileyen uluslararası finans sistemi, farklı coğrafyalardaki ülkelerin finans sistemlerinin geleceğini karşılıklı bağımlılık oluşturacak düzeyde etkilemiştir.

Uluslararası finansal sistemde aracılık fonksiyonu üstlenen finansal kurumların ve araçların sayısı daha fazla olup, piyasalardaki, etkinlik, işlem hacmi ve gelişmişlik düzeyi de yüksektir. Şekil 7.1’de uluslararası finansal sistemin işleyişi verilmiştir.

Uluslararası Finansal Piyasalar

Uluslararası finansal piyasalar, ulusal fonların yabancılara, yabancı fonların ise yerli kullanıcılara aktarıldığı piyasaları ifade etmektedir. Londra, Tokyo, New York dünyanın en büyük finans merkezleri olup, bunları Paris, Frankfurt, Zürich, Cenevre, Amsterdam, Singapur, Hong Kong gibi bölgesel finans merkezleri takip etmektedir.

Döviz Piyasaları

Ülkelerin para birimlerinin karşılıklı olarak değerinin belirlendiği, alınıp satıldığı piyasalardır. Farklı coğrafi bölgelerde olsalar da, elektronik altyapı sayesinde sürekli ilişki içinde bulunmakta olup, işlem hacimleri ve likiditeleri oldukça yüksektir. Avantajları, 24 saat açık olmaları, kolay ulaşılabilirlik, çeşitlendirme ve kaldıraç olanaklarının olmasıdır.

Kaldıraç, döviz piyasalarında, küçük tutarlarla büyük hacimli işlemler yapılmasını sağlayan finansal olanaktır.

Ağırlıklı olarak işlem yapan katılımcılar ticari bankalar olmak üzere, finansal işlem yapan kamu kurumları, merkez bankaları, uluslararası şirketler, portföy yönetim firmaları, sigorta şirketleri, korunma fonları ve bireysel yatırımcılar, katılımcıları oluşturmaktadır. Amaçları, yabancı para üzerinden yükümlülüklerinin riskini önlemek, farklı ülkelerdeki yatırım fonları ve diğer finansal araçlara yatırım yapmak ve başka bir ülkedeki satın alma gücünü diğer bir ülkedeki kullanıcıya yönlendirmektir. Dinamik bir yapıya sahip katılımcılar, bir finansal piyasanın bilgisini, o ülkedeki değişen politik koşullar ve ekonomide meydana gelen değişmeler ve teknik analizlerle birleştirerek, farklı merkezlerdeki finansal piyasalara aktarırlar.

Döviz piyasalarının temel işlevi, dış ticaret ve sermaye akımlarının gerçekleştirilmesi bir başka ifadeyle, farklı ülkeler ve farklı oyuncular arasında değişime aracılık etmektir. Diğer işlevleri, kur risklerini önlenmek, istenilen yabancı para birimi üzerinde kredi sağlamak ve uluslararası ticarette gerçekleştirilen ödemelerin transferini sağlamaktır.

Döviz kuru, bir birim ülke parasının diğer bir ülke parası cinsinden fiyatına, değerine denir.

Döviz kuruna yönelik uygulamalar, bir uçta sabit kur rejimi, diğer uçta ise serbest dalgalı olmak üzere, iki rejim arasında şekillenmektedir. Sabit kur rejiminde, ulusal paranın değeri yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet karşısında sabitlenmekte ve bu değerin sürmesi para otoritesi tarafından bazen açık bazen de dolaylı olarak garanti edilmektedir. Para Kurulu türü uygulamalarda, bir taraftan kur sabitlenirken diğer taraftan ulusal para arzı tamamen bu kur üzerinden gerçekleştirilen döviz alım- satımlarına bağlanmaktadır. Serbest dalgalı kur rejiminde ise, döviz kurunun fiyatı piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenmektedir. Bunların yanı sıra kontrollü dalgalanma rejimi ve sürünen kur adı altındaki rejimler gibi birçok ara rejim de mevcuttur.

Döviz kurları alış ve satış kuru olmak üzere iki şekilde ilan edilir. Bu açıdan bakıldığında bu piyasada aktif bir biçimde yer alan finansal kurumlar hem alıcı hem de satıcı konumdadırlar. İki fiyat arasındaki fark ise kur marjı olarak adlandırılır. Herhangi bir paranın kur marjı, alınan satılan paranın miktarına göre, finansal merkezlerin boyutuna göre, paranın fiyatındaki dalgalanmaya göre, para piyasasının derinliğine göre ve alınıp satılan araçları türüne göre değişebilmektedir.

Çapraz kur, iki yabancı para ve bu iki paranın her birinin bir üçüncü yabancı para (genellikle ABD doları) ile arasındaki parite olarak tanımlanan döviz değişim kurudur. Ülkelerde kurların genel olarak dolar üzerinden ifade ediliyor olması, çapraz kur yönteminde de doların kullanılmasını kolaylaştırmıştır. Türkiye’de de çapraz kur hesaplaması için Merkez Bankası tarafından belirlenen kur, dolardır.

Döviz piyasaları Vadeli Piyasa “Forward Market” ve Vadesiz Piyasa “Spot Market” olmak üzere, ikiye ayrılırlar. Vadesiz piyasalarda döviz işlemleri herhangi bir işgününde o günün (Spot) döviz kuru üzerinden yapılmaktadır. Vadeli piyasalardaki döviz işlemleri ise, tarafların sözleşme ile karşılıklı olarak karar verdikleri gelecekteki bir gün ve döviz kuru üzerinden (Vadeli Döviz Kuru) döviz alım ve satımının taahhüt edilmesi şeklinde yapılmaktadır. Vadeli kur eğer spot kurdan büyükse aradaki fark “vade primi”, eğer küçükse de “vade iskontosu” ortaya çıkar.

Vadeli kurların hesaplanmasında aşağıdaki formül kullanılmaktadır:

Forward Kur= Spot Kur + Vade Marjı

Vade Marjı= (Spot Kur * (Faiz Oranı Farkı) * Vade) / 360

Uluslararası Para Piyasaları

Uluslararası para piyasaları, yabancı para cinsinden borçlanan hükümetlerin, işletmelerin ve yatırımcıların yapmış oldukları kısa vadeli fon ihtiyaçlarını karşılamaları ve bununla birlikte bu birimlerin fon fazlalarını değerlendirmeleri amacıyla ortaya çıkmıştır. Uluslararası para piyasası tüm ülkelerdeki büyük bankaların oluşturduğu bir piyasadır. Bu piyasanın iki önemli bileşeni, Avrupa para piyasası ve Asya para piyasasıdır.

Euro dolar terimi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışındaki bankalarda veya ABD bankalarının yurt dışı şubelerinde tutulan ABD doları cinsinden mevduatları ifade etmek için kullanılmaktadır. Asya para piyasası da orijinal olarak Asya dolar piyasası olarak adlandırılmakta ve ABD doları veya diğer para birimlerini kullanan işletmelerin ihtiyaçlarını karşılama amacıyla ortaya çıkmıştır.

Uluslararası para piyasalarının temel işlevi, fon ihtiyacı içerisinde olan birimlere kredi sağlayarak kaldıraç görevini yerine getirmektir. Bu piyasalarda borçlanma aracı olarak Euro krediler ve Sendikasyon kredileri ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Sendikasyon kredileri, genel olarak “bir grup finansal kurumun, ortak vade ve koşullarda özelliği olan bir borçluya fon sunması” şeklinde tanımlanabilir

Uluslararası para ve kredi piyasasında borçluların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla birçok araç kullanılmakta ve bu amaçla da yeni ürünler geliştirilmektedir. Bu piyasada kullanılan araçlar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Vadeli Borç
  2. Rotatif Kredi
  3. Stand-by Kredi – Kullanıma Hazır Kredi
  4. Stand-by Kredi Mektubu
  5. Karma İşlemler

Uluslararası Hisse Senedi Piyasaları

Ulusal piyasaların dar kalıplarından kurtulan firmalar, uluslararası piyasalara menkul kıymet ihraç ederek ulusal piyasalardan sağlayamayacakları büyüklükte fon elde edebilmekte ve hisse senetlerinin likiditesini artırabilmektedirler. Uluslararası hisse senedi piyasası, gelişmekte olan ülke kamu kuruluşlarının hisse senetleri içinde önemli bir pazardır. Yabancı hisse senetleri, özelliklede gelişmekte olan ülke hisse senetleri sahip oldukları bu potansiyel faydalarına rağmen riskli bir yatırım aracıdır.

ABD kökenli olmayan işletmeler likidite sağlamak amacıyla, ABD’de dolar cinsinden hisse senedi ihraç etmektedir. Bu tür hisse senetleri Yankee hisse senedi olarak adlandırılmaktadır.

Kapitilizasyon oranı piyasa değerini göstermekte ve piyasaların büyüklüğü hakkında yatırımcılara ve diğer bilgi kullanıcılarına fikir vermektedir.

ABD borsalarının piyasa kapitilizasyon değerinin büyüklüğün önemli bir nedeni ABD piyasalarında hisse senedine yatırımın diğer ülkelere göre daha kolay olmasıdır. ABD piyasalarında hisse senedine yatırımı kolaylaştıran iki faktörden söz edilmektedir. Bunlardan birincisi ABD borsalarına, Japonya ve Almanya borsalarıyla karşılaştırıldığında mevzuat ve işlem bürokrasisi açısından yabancı şirketlerin girişi daha kolay olmaktadır. Diğeri ise ABD borsalarının sahip olduğu teknolojik ve telekomünikasyon alt yapısının yabancı yatırımcılar açısından borsalarda işlem yapmalarını daha kolay kılmasıdır.

Uluslararası Tahvil Piyasaları

Uluslararası tahviller genel olarak ikiye ayrılıp incelenebilir. Bunlar, yabancı tahviller ve euro tahvillerdir. Yabancı tahviller: Bir devletin, kamu kuruluşunun veya bir işletmenin, yabancı bir ülkede satılmak üzere o yabancı ülkenin parası cinsinden ihraç ettikleri tahvillerdir. Yabancı tahviller bazı piyasalarda çeşitli isimler adı altında anılırlar. Örneğin yabancı tahvil ABD piyasasına ihraç edilmişse “Yankee Tahvilleri”, Japonya Piyasasına ihraç edilmişse “Samurai Tahvilleri”, İngiltere piyasasına ihraç edilmişse “Bulldog Tahvilleri”, İspanya piyasasına ihraç edilmişse “Matador Tahvilleri” olarak adlandırılırlar. Euro tahvil: Çıkarıldığı para cinsinin dolanımda bulunduğu ülke dışındaki diğer ülkelerde satılan uluslararası bir tahvildir. Euro Tahvillerin taşıyana kayıtlı bir biçimde olması, ulusal yasal düzenlemelerin dışında olmaları, ulusal faiz sınırına tabi olmamaları ve faiz gelirlerinden vergi alınmaması, borsalara kayıt zorunluluğunun bulunmaması gibi özellikleri Euro Tahvil piyasalarının tahvil piyasaları arasında en gelişmiş ve yaygın olmasını sağlamıştır.

Euro Finansman Bonoları ve Orta Vadeli Bonolar

Kredi değerliliği yüksek olan işletmeler tarafından kısa süreli finansman sağlamaya yönelik çıkarılan finansman bonoları, yabancı bir paraya bağlı olarak çıkarılmakta ve ulusal piyasalarda satışa sunulmaktadır. Euro orta vadeli bonolar, euro finansman bonoları ile daha uzun vadeli uluslararası tahviller arasındaki boşluğu doldurmaktadır. Orta vadeli bono piyasasında vadeler üç ile on yıl arasında değişmektedir

Uluslararası Finansal Yönetim

Uluslararası finansal yönetimi, finansal yönetimden ayrılmasında 3 temel boyut söz konusudur. Bunlar; yabancı para ile işlem ve politik riskler, pazar sınırlılıkları ve genişletilmiş fırsat kümeleridir.

Çalışma Sermayesi Yönetimi

Genel olarak çalışma sermayesi yönetimi, işletmelerin nakit, alacak ve stok gibi kısa vadeli varlıklarıyla, kısa vadeli borçların yönetilmesini kapsar. Kısa dönemli varlıkların hangi düzeyde olacağı planlanan satışlara bağlı olarak belirlenir. Bu varlıkların finansmanı ise finansmanın temel ilkeleri doğrultusunda kısa vadeli kaynaklarla olmalıdır.

Uluslararası çalışma sermayesi yönetimi, genel anlamda iki temel amaca hizmet eder. Bunlardan birincisi, kısa süreli yatırımların ve mali fonların çeşitli paralar ve ülkeler arasındaki dağıtımını sağlayarak, işletmenin gelirlerini en yükseğe çıkarmak; ikincisi ise çeşitli para piyasalarından ödünç alarak, borçlanma maliyetini en aza indirmektir.

Üretim ve satışlarını tamamen uluslararası alana yaygınlaştırmış çokuluslu ve/veya uluslararası işletmeler açısından çalışma sermayesi yönetimi ağırlıklı olarak merkezi nakit yönetimiyle ilgilidir. Çeşitli yabancı paralar üzerinden gelir ve giderleri bulunan uluslararası bir işletmenin, nakit giriş ve çıkışlarının tek merkezden yönetilmesi ile fon maliyetlerinin azaltılması ve döviz kuru risklerinin yönetilmesinde işletme içi çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Bu tekniklerden en yaygın olarak kullanılanları aşağıdaki gibidir:

  1. Şirket İçi Netleştirme
  2. Denkleştirme
  3. Döviz Sepetlerinin Kullanılması
  4. Nakit Havuzu Oluşturma
  5. Tahsilatın Hızlandırılması
  6. Geciktirme ve Öne Alma
  7. Yeniden Faturalama Merkezleri Kurmak
  8. Transfer Fiyatlaması
  9. Havale Stratejileri

Netleştirme, merkez işletme ve bağlı işletmelerin kendi aralarındaki para transferi, borç alacak ilişkisi, kur riskinin yönetilmesi ve kâr paylaşımı gibi konularda işlem maliyetlerinin azalmasına yardımcı olan bir tekniktir.

Denkleştirme, bilançodaki bir aktifi, bu aktifin özelliklerini yansıtan bir pasifle karşılaştırma işlemidir.

Sermaye Bütçelemesi Kararları

Uluslararası faaliyet gösteren işletmelerin yabancı bir ülkede gerçekleştirdikleri doğrudan yabancı sermaye ile uzun vadeli olarak yapmış oldukları duran varlık yatırımları uluslararası sermaye bütçelemesinin kapsamını oluşturur. Sermaye bütçelemesi kararlarının temel özelliği, yapılan yatırımların uzun vadeli olması ve gelecekte işletmenin nakit akışlarını uzun süreli etkileyecek olmasıdır.

Uluslararası sermaye bütçelemesinde hangi yatırım alternatifinin daha iyi olduğunun belirlenmesinde uluslararası işletmeler sırasıyla şu adımları izlemelidirler: yapılacak yatırımlara alternatif projeleri belirlemek, fırsat ve tehditleri tanımlamak, nakit akışlarını belirlemek, proje önerilerinin arasında seçim yapmak.

Alternatif yatırım projelerinin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler, ulusal bazda yapılacak değerlendirmelerde kullanılan yöntemlerden çok farklı değildir. Bu yöntemler:

  1. Net Bugünkü Değer (NBD) Yöntemi
  2. Fayda Maliyet Oranı (Kârlılık Endeksi) Yöntemi
  3. İç Kârlılık Oranı Yöntemi
  4. Geri Ödeme Süresi (GÖS) Yöntemi
  5. Reel Opsiyon Yöntemi

Buradaki temel farklılık nakit akışlarının ABD doları ya da yatırım yapılacak ülkenin para birimi üzerinden yapılması ve merkez işletmenin nakit akışları ile sonrasında konsolide edilmesidir.

Net Bugünkü Değer, bir yatırımın sağlayacağı nakit girişlerinin bugünkü değerleri toplamından, yatırım tutarının bugünkü değerinin çıkartılmasıyla bulunan değerdir.

Fayda Maliyet Oranı, nakit girişlerinin bugünkü değerleri toplamının, nakit çıkışlarının bugünkü değerleri toplamına oranıdır.

İç Kârlılık Oranı, nakit girişlerinin bugünkü değerlerinin toplamını, nakit çıkışlarının bugünkü değerlerinin toplamına eşitleyen orandır.

Geri Ödeme Süresi, bir yatırımın nakit girişlerinin, yatırım tutarını karşıladığı süredir.

Reel opsiyonlar, finansal opsiyonların finansal olmayan gerçek varlıklar üzerindeki uygulamasıdır.

Giriş

Son yıllarda uluslararası finansal sistemin ulusal finansal sistemlerle entegrasyonunun artması uluslararası finansal yönetim uygulamalarının değişmesine sebep olmuştur. Bu değişime paralel olarak da, uluslararası faaliyet gösteren çokuluslu işletmelerin (ÇUI) finansal yönetim uygulamaları daha önemli hale gelmiştir. Ayrıca, uluslararası finansal sistemin, fon arzı ve fon talebi şeklinde iki yönlü işleyen yapısının değişmesi, finans yöneticilerinin yerelden daha çok küresel düşünmelerini beraberinde getirmiştir.

Uluslararası Finansal Sistem

Bazı ülkelerde fon fazlası varken, bazı ülkelerde fon talebi olabilmektedir. Fon ihtiyacı olan işletme, banka ve hükümetlerin bu gereksinimini fon fazlası olan ülkelerin finansal kurumlarından sağlamak istemesiyle oluşan ilişkiler, uluslararası finansal piyasalardaki işlemlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Uluslararası finansal piyasalar, uluslararası yatırım kararlarını alınmasında ve yatırım yapılan ülkelerin paralarına duyulan ihtiyaçta önemli rol oynamaktadır. Uluslararası finansal piyasalar, küresel işletmelerin farklı ülkelerdeki yatırımlarında kullandıkları fonları sağlamakla birlikte, bu işletmelerin fon fazlasını da en uygun getiriyi elde edebildikleri ülkelerde değerlendirebilmelerine olanak tanımaktadır. Bu şekilde entegrasyonu artan finansal piyasalarda, ulusal finansal sistemlerin uluslararası finansal sistemin bir alt sistemi haline geldiği ifade edilmektedir.

Son yıllarda iletişim teknolojileri ve finansal liberalleştirme reformları nedeniyle uluslararası sermaye hareketleri önemli ölçüde artmıştır. Küresel ekonomiyi giderek artan şekilde etkileyen uluslararası finans sistemi, farklı coğrafyalardaki ülkelerin finans sistemlerinin geleceğini karşılıklı bağımlılık oluşturacak düzeyde etkilemiştir.

Uluslararası finansal sistemde aracılık fonksiyonu üstlenen finansal kurumların ve araçların sayısı daha fazla olup, piyasalardaki, etkinlik, işlem hacmi ve gelişmişlik düzeyi de yüksektir. Şekil 7.1’de uluslararası finansal sistemin işleyişi verilmiştir.

Uluslararası Finansal Piyasalar

Uluslararası finansal piyasalar, ulusal fonların yabancılara, yabancı fonların ise yerli kullanıcılara aktarıldığı piyasaları ifade etmektedir. Londra, Tokyo, New York dünyanın en büyük finans merkezleri olup, bunları Paris, Frankfurt, Zürich, Cenevre, Amsterdam, Singapur, Hong Kong gibi bölgesel finans merkezleri takip etmektedir.

Döviz Piyasaları

Ülkelerin para birimlerinin karşılıklı olarak değerinin belirlendiği, alınıp satıldığı piyasalardır. Farklı coğrafi bölgelerde olsalar da, elektronik altyapı sayesinde sürekli ilişki içinde bulunmakta olup, işlem hacimleri ve likiditeleri oldukça yüksektir. Avantajları, 24 saat açık olmaları, kolay ulaşılabilirlik, çeşitlendirme ve kaldıraç olanaklarının olmasıdır.

Kaldıraç, döviz piyasalarında, küçük tutarlarla büyük hacimli işlemler yapılmasını sağlayan finansal olanaktır.

Ağırlıklı olarak işlem yapan katılımcılar ticari bankalar olmak üzere, finansal işlem yapan kamu kurumları, merkez bankaları, uluslararası şirketler, portföy yönetim firmaları, sigorta şirketleri, korunma fonları ve bireysel yatırımcılar, katılımcıları oluşturmaktadır. Amaçları, yabancı para üzerinden yükümlülüklerinin riskini önlemek, farklı ülkelerdeki yatırım fonları ve diğer finansal araçlara yatırım yapmak ve başka bir ülkedeki satın alma gücünü diğer bir ülkedeki kullanıcıya yönlendirmektir. Dinamik bir yapıya sahip katılımcılar, bir finansal piyasanın bilgisini, o ülkedeki değişen politik koşullar ve ekonomide meydana gelen değişmeler ve teknik analizlerle birleştirerek, farklı merkezlerdeki finansal piyasalara aktarırlar.

Döviz piyasalarının temel işlevi, dış ticaret ve sermaye akımlarının gerçekleştirilmesi bir başka ifadeyle, farklı ülkeler ve farklı oyuncular arasında değişime aracılık etmektir. Diğer işlevleri, kur risklerini önlenmek, istenilen yabancı para birimi üzerinde kredi sağlamak ve uluslararası ticarette gerçekleştirilen ödemelerin transferini sağlamaktır.

Döviz kuru, bir birim ülke parasının diğer bir ülke parası cinsinden fiyatına, değerine denir.

Döviz kuruna yönelik uygulamalar, bir uçta sabit kur rejimi, diğer uçta ise serbest dalgalı olmak üzere, iki rejim arasında şekillenmektedir. Sabit kur rejiminde, ulusal paranın değeri yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet karşısında sabitlenmekte ve bu değerin sürmesi para otoritesi tarafından bazen açık bazen de dolaylı olarak garanti edilmektedir. Para Kurulu türü uygulamalarda, bir taraftan kur sabitlenirken diğer taraftan ulusal para arzı tamamen bu kur üzerinden gerçekleştirilen döviz alım- satımlarına bağlanmaktadır. Serbest dalgalı kur rejiminde ise, döviz kurunun fiyatı piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenmektedir. Bunların yanı sıra kontrollü dalgalanma rejimi ve sürünen kur adı altındaki rejimler gibi birçok ara rejim de mevcuttur.

Döviz kurları alış ve satış kuru olmak üzere iki şekilde ilan edilir. Bu açıdan bakıldığında bu piyasada aktif bir biçimde yer alan finansal kurumlar hem alıcı hem de satıcı konumdadırlar. İki fiyat arasındaki fark ise kur marjı olarak adlandırılır. Herhangi bir paranın kur marjı, alınan satılan paranın miktarına göre, finansal merkezlerin boyutuna göre, paranın fiyatındaki dalgalanmaya göre, para piyasasının derinliğine göre ve alınıp satılan araçları türüne göre değişebilmektedir.

Çapraz kur, iki yabancı para ve bu iki paranın her birinin bir üçüncü yabancı para (genellikle ABD doları) ile arasındaki parite olarak tanımlanan döviz değişim kurudur. Ülkelerde kurların genel olarak dolar üzerinden ifade ediliyor olması, çapraz kur yönteminde de doların kullanılmasını kolaylaştırmıştır. Türkiye’de de çapraz kur hesaplaması için Merkez Bankası tarafından belirlenen kur, dolardır.

Döviz piyasaları Vadeli Piyasa “Forward Market” ve Vadesiz Piyasa “Spot Market” olmak üzere, ikiye ayrılırlar. Vadesiz piyasalarda döviz işlemleri herhangi bir işgününde o günün (Spot) döviz kuru üzerinden yapılmaktadır. Vadeli piyasalardaki döviz işlemleri ise, tarafların sözleşme ile karşılıklı olarak karar verdikleri gelecekteki bir gün ve döviz kuru üzerinden (Vadeli Döviz Kuru) döviz alım ve satımının taahhüt edilmesi şeklinde yapılmaktadır. Vadeli kur eğer spot kurdan büyükse aradaki fark “vade primi”, eğer küçükse de “vade iskontosu” ortaya çıkar.

Vadeli kurların hesaplanmasında aşağıdaki formül kullanılmaktadır:

Forward Kur= Spot Kur + Vade Marjı

Vade Marjı= (Spot Kur * (Faiz Oranı Farkı) * Vade) / 360

Uluslararası Para Piyasaları

Uluslararası para piyasaları, yabancı para cinsinden borçlanan hükümetlerin, işletmelerin ve yatırımcıların yapmış oldukları kısa vadeli fon ihtiyaçlarını karşılamaları ve bununla birlikte bu birimlerin fon fazlalarını değerlendirmeleri amacıyla ortaya çıkmıştır. Uluslararası para piyasası tüm ülkelerdeki büyük bankaların oluşturduğu bir piyasadır. Bu piyasanın iki önemli bileşeni, Avrupa para piyasası ve Asya para piyasasıdır.

Euro dolar terimi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışındaki bankalarda veya ABD bankalarının yurt dışı şubelerinde tutulan ABD doları cinsinden mevduatları ifade etmek için kullanılmaktadır. Asya para piyasası da orijinal olarak Asya dolar piyasası olarak adlandırılmakta ve ABD doları veya diğer para birimlerini kullanan işletmelerin ihtiyaçlarını karşılama amacıyla ortaya çıkmıştır.

Uluslararası para piyasalarının temel işlevi, fon ihtiyacı içerisinde olan birimlere kredi sağlayarak kaldıraç görevini yerine getirmektir. Bu piyasalarda borçlanma aracı olarak Euro krediler ve Sendikasyon kredileri ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Sendikasyon kredileri, genel olarak “bir grup finansal kurumun, ortak vade ve koşullarda özelliği olan bir borçluya fon sunması” şeklinde tanımlanabilir

Uluslararası para ve kredi piyasasında borçluların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla birçok araç kullanılmakta ve bu amaçla da yeni ürünler geliştirilmektedir. Bu piyasada kullanılan araçlar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Vadeli Borç
  2. Rotatif Kredi
  3. Stand-by Kredi – Kullanıma Hazır Kredi
  4. Stand-by Kredi Mektubu
  5. Karma İşlemler

Uluslararası Hisse Senedi Piyasaları

Ulusal piyasaların dar kalıplarından kurtulan firmalar, uluslararası piyasalara menkul kıymet ihraç ederek ulusal piyasalardan sağlayamayacakları büyüklükte fon elde edebilmekte ve hisse senetlerinin likiditesini artırabilmektedirler. Uluslararası hisse senedi piyasası, gelişmekte olan ülke kamu kuruluşlarının hisse senetleri içinde önemli bir pazardır. Yabancı hisse senetleri, özelliklede gelişmekte olan ülke hisse senetleri sahip oldukları bu potansiyel faydalarına rağmen riskli bir yatırım aracıdır.

ABD kökenli olmayan işletmeler likidite sağlamak amacıyla, ABD’de dolar cinsinden hisse senedi ihraç etmektedir. Bu tür hisse senetleri Yankee hisse senedi olarak adlandırılmaktadır.

Kapitilizasyon oranı piyasa değerini göstermekte ve piyasaların büyüklüğü hakkında yatırımcılara ve diğer bilgi kullanıcılarına fikir vermektedir.

ABD borsalarının piyasa kapitilizasyon değerinin büyüklüğün önemli bir nedeni ABD piyasalarında hisse senedine yatırımın diğer ülkelere göre daha kolay olmasıdır. ABD piyasalarında hisse senedine yatırımı kolaylaştıran iki faktörden söz edilmektedir. Bunlardan birincisi ABD borsalarına, Japonya ve Almanya borsalarıyla karşılaştırıldığında mevzuat ve işlem bürokrasisi açısından yabancı şirketlerin girişi daha kolay olmaktadır. Diğeri ise ABD borsalarının sahip olduğu teknolojik ve telekomünikasyon alt yapısının yabancı yatırımcılar açısından borsalarda işlem yapmalarını daha kolay kılmasıdır.

Uluslararası Tahvil Piyasaları

Uluslararası tahviller genel olarak ikiye ayrılıp incelenebilir. Bunlar, yabancı tahviller ve euro tahvillerdir. Yabancı tahviller: Bir devletin, kamu kuruluşunun veya bir işletmenin, yabancı bir ülkede satılmak üzere o yabancı ülkenin parası cinsinden ihraç ettikleri tahvillerdir. Yabancı tahviller bazı piyasalarda çeşitli isimler adı altında anılırlar. Örneğin yabancı tahvil ABD piyasasına ihraç edilmişse “Yankee Tahvilleri”, Japonya Piyasasına ihraç edilmişse “Samurai Tahvilleri”, İngiltere piyasasına ihraç edilmişse “Bulldog Tahvilleri”, İspanya piyasasına ihraç edilmişse “Matador Tahvilleri” olarak adlandırılırlar. Euro tahvil: Çıkarıldığı para cinsinin dolanımda bulunduğu ülke dışındaki diğer ülkelerde satılan uluslararası bir tahvildir. Euro Tahvillerin taşıyana kayıtlı bir biçimde olması, ulusal yasal düzenlemelerin dışında olmaları, ulusal faiz sınırına tabi olmamaları ve faiz gelirlerinden vergi alınmaması, borsalara kayıt zorunluluğunun bulunmaması gibi özellikleri Euro Tahvil piyasalarının tahvil piyasaları arasında en gelişmiş ve yaygın olmasını sağlamıştır.

Euro Finansman Bonoları ve Orta Vadeli Bonolar

Kredi değerliliği yüksek olan işletmeler tarafından kısa süreli finansman sağlamaya yönelik çıkarılan finansman bonoları, yabancı bir paraya bağlı olarak çıkarılmakta ve ulusal piyasalarda satışa sunulmaktadır. Euro orta vadeli bonolar, euro finansman bonoları ile daha uzun vadeli uluslararası tahviller arasındaki boşluğu doldurmaktadır. Orta vadeli bono piyasasında vadeler üç ile on yıl arasında değişmektedir

Uluslararası Finansal Yönetim

Uluslararası finansal yönetimi, finansal yönetimden ayrılmasında 3 temel boyut söz konusudur. Bunlar; yabancı para ile işlem ve politik riskler, pazar sınırlılıkları ve genişletilmiş fırsat kümeleridir.

Çalışma Sermayesi Yönetimi

Genel olarak çalışma sermayesi yönetimi, işletmelerin nakit, alacak ve stok gibi kısa vadeli varlıklarıyla, kısa vadeli borçların yönetilmesini kapsar. Kısa dönemli varlıkların hangi düzeyde olacağı planlanan satışlara bağlı olarak belirlenir. Bu varlıkların finansmanı ise finansmanın temel ilkeleri doğrultusunda kısa vadeli kaynaklarla olmalıdır.

Uluslararası çalışma sermayesi yönetimi, genel anlamda iki temel amaca hizmet eder. Bunlardan birincisi, kısa süreli yatırımların ve mali fonların çeşitli paralar ve ülkeler arasındaki dağıtımını sağlayarak, işletmenin gelirlerini en yükseğe çıkarmak; ikincisi ise çeşitli para piyasalarından ödünç alarak, borçlanma maliyetini en aza indirmektir.

Üretim ve satışlarını tamamen uluslararası alana yaygınlaştırmış çokuluslu ve/veya uluslararası işletmeler açısından çalışma sermayesi yönetimi ağırlıklı olarak merkezi nakit yönetimiyle ilgilidir. Çeşitli yabancı paralar üzerinden gelir ve giderleri bulunan uluslararası bir işletmenin, nakit giriş ve çıkışlarının tek merkezden yönetilmesi ile fon maliyetlerinin azaltılması ve döviz kuru risklerinin yönetilmesinde işletme içi çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Bu tekniklerden en yaygın olarak kullanılanları aşağıdaki gibidir:

  1. Şirket İçi Netleştirme
  2. Denkleştirme
  3. Döviz Sepetlerinin Kullanılması
  4. Nakit Havuzu Oluşturma
  5. Tahsilatın Hızlandırılması
  6. Geciktirme ve Öne Alma
  7. Yeniden Faturalama Merkezleri Kurmak
  8. Transfer Fiyatlaması
  9. Havale Stratejileri

Netleştirme, merkez işletme ve bağlı işletmelerin kendi aralarındaki para transferi, borç alacak ilişkisi, kur riskinin yönetilmesi ve kâr paylaşımı gibi konularda işlem maliyetlerinin azalmasına yardımcı olan bir tekniktir.

Denkleştirme, bilançodaki bir aktifi, bu aktifin özelliklerini yansıtan bir pasifle karşılaştırma işlemidir.

Sermaye Bütçelemesi Kararları

Uluslararası faaliyet gösteren işletmelerin yabancı bir ülkede gerçekleştirdikleri doğrudan yabancı sermaye ile uzun vadeli olarak yapmış oldukları duran varlık yatırımları uluslararası sermaye bütçelemesinin kapsamını oluşturur. Sermaye bütçelemesi kararlarının temel özelliği, yapılan yatırımların uzun vadeli olması ve gelecekte işletmenin nakit akışlarını uzun süreli etkileyecek olmasıdır.

Uluslararası sermaye bütçelemesinde hangi yatırım alternatifinin daha iyi olduğunun belirlenmesinde uluslararası işletmeler sırasıyla şu adımları izlemelidirler: yapılacak yatırımlara alternatif projeleri belirlemek, fırsat ve tehditleri tanımlamak, nakit akışlarını belirlemek, proje önerilerinin arasında seçim yapmak.

Alternatif yatırım projelerinin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler, ulusal bazda yapılacak değerlendirmelerde kullanılan yöntemlerden çok farklı değildir. Bu yöntemler:

  1. Net Bugünkü Değer (NBD) Yöntemi
  2. Fayda Maliyet Oranı (Kârlılık Endeksi) Yöntemi
  3. İç Kârlılık Oranı Yöntemi
  4. Geri Ödeme Süresi (GÖS) Yöntemi
  5. Reel Opsiyon Yöntemi

Buradaki temel farklılık nakit akışlarının ABD doları ya da yatırım yapılacak ülkenin para birimi üzerinden yapılması ve merkez işletmenin nakit akışları ile sonrasında konsolide edilmesidir.

Net Bugünkü Değer, bir yatırımın sağlayacağı nakit girişlerinin bugünkü değerleri toplamından, yatırım tutarının bugünkü değerinin çıkartılmasıyla bulunan değerdir.

Fayda Maliyet Oranı, nakit girişlerinin bugünkü değerleri toplamının, nakit çıkışlarının bugünkü değerleri toplamına oranıdır.

İç Kârlılık Oranı, nakit girişlerinin bugünkü değerlerinin toplamını, nakit çıkışlarının bugünkü değerlerinin toplamına eşitleyen orandır.

Geri Ödeme Süresi, bir yatırımın nakit girişlerinin, yatırım tutarını karşıladığı süredir.

Reel opsiyonlar, finansal opsiyonların finansal olmayan gerçek varlıklar üzerindeki uygulamasıdır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!