Uluslararası İlişkilere Giriş Dersi 6. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası İlişkilere Giriş Dersi 6. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Uluslararası Örgütler-Barış Ve Güvenlik

Giriş

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya düzeni belirlenirken ortaya çıkmış olup, uluslararası sistemin oluşumunda önemli roller üstlenmiş örgütlerin en genişi, Birleşmiş Milletler Örgütü (BM)’ne (1945) odaklanacaktır. Birleşmiş Milletler örgütü, dünya barış ve güvenliğini sağlamak ve sürdürmek gibi iddialı hedefleri hayata geçirmek için kurulmuştur. Daha sonra, barış ve adalet arayışındaki Uluslararası Ceza Mahkemesi-UCM (2002), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ve NATO incelenecektir.

Dünya Barışı ve Güvenliğini Sağlamayı Hedefleyen Uluslararası Örgütler

Dünya barış ve güvenliğini sağlama hedefi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında özellikle uluslararası örgütlerin üstlendiği bir rol olmuştur. Uluslararası örgütler insan toplulukları arasındaki ilişkilerin sürdürülmesini sağlayan önemli araçlardandır.

Uluslararası örgütler, bir araya getirdikleri aktörlerin niteliği, gücü, örgütün sınırları, yapısı ve hedefleri gibi özelliklerle birbirlerinden ayrışırlar. Ulusal egemenlik haklarına dokunmadan etkinliklerini sürdüren uluslararası örgütlere “İşbirliği örgütü” denir. İlkece, uluslararası örgütler bizzat üyeleri tarafından biçimlendirilirler.

Birleşmiş Milletler Örgütü Barış ve Güvenlik Arayışı

24 Ekim 1945’de dünya barışını ve güvenliğini sağlamak ve korumak hedefleri çerçevesinde kurulmuş uluslararası bir örgüttür. Barış, güvenlik, adalet, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği sağlamayı amaçlayan BM’nin merkezi New York’tadır. 1945’de 51 ülkeyi bir araya getiren BM bugün 193 üyeye ulaşmıştır.

Milletler Cemiyeti’nin anlamını yitirmesinin ardından, dünya barış ve güvenliğini sağlamak ve korumak için etkin bir uluslararası örgütünün kuruluş çalışmaları İkinci Dünya Savaşı sırasında yapılmış ve BM, kurulmuştur.

BM’nin, 20. yüzyılı sarsan iki dünya savaşının ardından barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için kurulmasının gerekliliği belirtilirken;

  • İlk hedef, barışı bozacak saldırı ve eylemlere karşı ve başka girişimlere karşı önleyici bir güç olmasıdır. BM, Uluslararası sorunlara barışçı çözümlerin bulunma arayışında adalet ve hukuk ilkelerine uygun bir çalışma yürütme ilkesi savunulmuştur.
  • İkinci hedefi, uluslararasında eşitlik ve kendi kaderini tayin hakkı temelinde dostluk ilişkilerinin geliştirilmesini kolaylaştıracak girişimlerde bulunmaktır.
  • Üçüncü hedef, herkesin ırk, cins, dil, din farkı gözetmeksizin sahip olduğu, yani insan olmaktan kaynaklanan haklara ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirmek ve korumak için çaba göstermektir.
  • Dördüncü ilke de bu hedefleri gerçekleştirme çabasını sürdüren devletlerin eşgüdümünü sağlayacak bir merkez olarak çalışmaktır.

BM’ye bağlı uzmanlık kuruluşları ve ilişkili uluslararası örgütler şöyle sıralanabilir:

  • BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO),
  • Uluslararası Tarımsal Gelişme Fonu,
  • Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO),
  • Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD),
  • Uluslararası Para Fonu (IMF),
  • BM Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO),
  • BM Kalkınma Programı (UNDP),
  • BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD),
  • Dünya Ticaret Örgütü (WTO),
  • Uluslararası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO),
  • Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO),
  • Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO),
  • Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA),
  • Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU),
  • Dünya Bilgi İletişim Örgütü,
  • Uluslararası Posta Birliği (UPU),
  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO),
  • Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO),
  • Dünya Entelektüel Haklar örgütü (WIPO).

Birleşmiş Milletler Örgütü’nün Yapısı

BM’in elli bir kurucu üyesi, “asıl üyeler” statüsündedir. BM Şartını uygun biçimde imzalamışlardır, Türkiye de bu tür üyelerdendir. Diğer üyeler “yeni üyeler” konumundadır. Örgüte sonradan katılacak tüm üyeler için öngörülmüş koşullara uymak için “barışsever”lik özelliğine sahip olmak gerekmektedir. Üyelik için başvuran devletin üyeliği için Genel Kurulun en az 3/2 nitelikli çoğunlukla üyelik talebi onaylanırsa aday devlet “yeni üye” olur. BM’nin organlarından Genel Kurul’da tam üye devletler bir araya gelir ve burada her üye ülkenin eşit statüsü vardır.

Barış ve güvenlik konusunun tartışılması ve bu alanda önerilerde bulunmak, ülkeler arasındaki iyi ilişkileri bozabilecek sorunlara barışçı çözüm önerilerinde bulunmak, silahsızlanma, silah denetimi konularında önerilerde bulunmak, yeni üyelerin katılımı, üyeliklerin askıya alınması konusunda karar almak, bütçeyi onaylamak gibi yetkileri vardır. Genel Kurulun çalışmalarına yardımcı olmak için kurulan komisyonlar, çalışma grupları, komiteler, konseyler, uzmanlık grupları, kendi önerilerini proje biçiminde Genel Kurul’a sunarlar.

Temel Komisyonlar şöyle sıralanabilir:

  1. Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komisyonu,
  2. Ekonomik ve Parasal İşler Komisyonu,
  3. Sosyal ve İnsancıl İşler, Kültürel Konular Komisyonu,
  4. Vesayet işleri Komisyonu,
  5. Yönetim ve Bütçe İşleri Komisyonu,
  6. Hukuk işleri Komisyonu.

Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Şartında belirtilmiş olduğu gibi, dünya barışını ve güvenliğini korumakla görevlidir ve bu konuda her an toplantıya hazır bir mekanizması vardır. Güvenlik Konseyi üyesi on beş üyeden ABD, Rusya (SSCB idi), Fransa, İngiltere, Çin’den oluşan beş üyenin daimi üye statüsü olup, veto yetkisi vardır. Yani beş sürekli üyeden birisi olumsuz oy kullanırsa, karar alınamaz.

BM Genel Sekreterliği, BM’nin idari organlarındandır. BM’nin etkinliklerini düzenleme ve yönetme görevini üstlenir. BM’nin en “yüksek memuru”, Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesiyle Genel Kurul tarafından beş yıllık bir süre için atanır.

Ekonomik ve Sosyal Konsey ’in görevi ekonomik ve sosyal alanlardaki etkinliklerin eşgüdümünü sağlayarak dünya barışını koruma hedefine bir katkıda bulunmaktadır.

Vesayet Konseyi, 1945’te BM’nin Manda rejimini Vesayet rejimine çevirmesiyle, bu rejimin geçerli olduğu ülkelerin bağımsızlığını hazırlamak için kurulmuştur.

Uluslararası Adalet Divanı, BM’nin temel organlarındandır, çalışma koşulları BM Antlaşması tarafından belirlenmiştir. Uluslararası Adalet Divanı’nın amaçları, uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak, üye devletlerarasındaki uyuşmazlıkları gidermek, BM’nin içi hukuk sorunlarını ve uzmanlık kuruluşlarının danışma etkinliklerinden doğan sorunları çözüme ulaştırmak gibi görevleri vardır.

Divan’a bir davanın getirilebilmesi için, tüm taraflarca onaylanmış ve Divanın statüsünün tanınmış olması gerekir. Divan’da yalnızca devletler taraf olabilir, örgütlerin ve özel kişilerin taraf olma hakkı yoktur.

Birleşmiş Milletler Örgütü ve Kıbrıs Sorunu Örneği

Kıbrıs sorunu BM’nin müdahalesini gerektirmiş olan uluslararası sorun örneklerindendir. BM’de Kıbrıs sorununa ilişkin ilk kabul edilmiş başvuru, “halkların kendi kaderlerini belirlemeleri” konusunda Yunanistan tarafından 1954 yılında yapılmıştır. Ancak BM bu yönde bir karar alamayacağını bildirmiştir.

Kıbrıs; 1571’de Osmanlı İmparatorluğu Kıbrıs’ı topraklarına katmıştır. Kıbrıs, 1878’de İngiltere’ye geçici olarak devredilmişse de 1914’de İngiltere Kıbrıs’ı topraklarına katmış. 1925’de İngiltere burada manda sistemini yerleştirmiştir. 1923 Lozan Antlaşmasında da Türkiye Kıbrıs üzerinde bir hak iddia etmeme kararını onaylamıştır. 1950’lere dek adada Rum milliyetçi hareketi EOKA örgütü önderliğinde bağımsızlık savaşımı sürdürülmüştür. Rum Milliyetçileri, Kıbrıs bağımsızlığına kavuşunca İngilizlerin adayı Yunanistan’a devredeceğine inanmışlardır. Türkiye iki toplum arasında Taksim tezini ileri sürerek bu beklentiyi reddedince, doğan gerilim nedeniyle İngiltere Kıbrıs sorunu dosyasını Birleşmiş Milletler Örgütüne devretmiştir.

Adada Türklere karşı saldırılar gerilimi arttırıp topluluklar arası saldırılara dönüştürmüştür. Bir yandan Lefkoşa ateşkes hattı ile ikiye bölünürken, öte yandan Türk uçaklarının tehdit uçuşlarının sürmesi, BM’nin 1964’te Kıbrıs’a bir Barış Gücü gönderme kararı almasıyla sonuçlanmıştır. Türkiye uluslararası sahnede yalnızlaştırırken 1974’e varan süreçte adadaki Türkler de giderek zorlaşan koşullarda varoluşlarını sürdürebilmişlerdir.

15 Temmuz’da Atina’daki askeri rejim tarafından desteklenen aşırı milliyetçi EOKA-B lideri Nikos Sampson’un önderliğinde askeri bir darbeyle Kıbrıs’ta Makaryos hükümeti devrilmiştir. Makaryos’un adaya, cumhurbaşkanlığı görevine dönmesiyle taraflar arasında BM’nin arabuluculuk çabaları görüşmelerin sürdürülmesini sağlamıştır ama bir sonuç alınamamıştır. 13 Şubat 1975’de Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti, tek taraflı olarak kurulmuştur. Türk tarafı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”ni ilan etmiştir (1983) ve Türkiye KKTC’yi resmen tanımıştır.

Birleşmiş Milletler Örgütü ve Filistin Sorunu Örneği

BM, Filistin Sorunu’nu İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, 1947’de Genel Kurul’un gündemine almıştır. ABD ve SSCB’nin itirazı olmaksızın İngiltere’nin manda rejimi sona erdirilmiş ve Filistin bölgesinde iki ayrı devlet kurulması kabul edilmiştir. Çatışmalar ve karşılıklı saldırılar Filistin bölgelerinin İsrail denetimine girmesiyle sonuçlanmış ve bölgeden diğer Arap ülkelerine sığınmacı akını başlamıştır.

Filistin sorununa ilişkin önemli dönemeçler; 1949’da BM’in İsrail’in üyeliğini onaylamış olması, 1956’da Süveyş kriziyle bağlantılı Mısır-İsrail çatışmasının ardından BM Barış Gücü’nün Gazze Şeridine yerleştirilmesidir.

BM 242 (1967) ve 338 (1973) sayılı Güvenlik Konseyi kararları; İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesi çağrısının yanı sıra savaşan tüm tarafların işgal ettikleri bölgelerden çekilmeleri çağrılarıdır.

Filistin bağımsız bir ülke olarak Birleşmiş Milletlere tanınma ve üyelik başvurusunda bulunmuştur. Başvuru değerlendirme sürecine alınmak üzere kabul edilmiştir (2011).

Filistin-İsrail Barış görüşmeleri Birleşmiş Milletler dışında Paris’te toplanan Ortadoğu Barış Konferansı (2017) gibi çerçevelerde sürdürülebilmektedir. Ancak yine sorunun çözüm arayışlarında Birleşmiş Milletler önemli bir platform oluşturmaya devam etmektedir.

Kolombiya Barış Sürecinde Birleşmiş Milletlerin Rolü Örneği

Birleşmiş Milletlerin barışı sağlama konusunda birbirinden farklı roller oynadığının bir örneği olarak Kolombiya barış sürecini verebiliriz. Kolombiya ve bölge ülkelerinde, uzun süren (52 yıl), barış ve güvenliği tehdit eden krizlerden kurtulma arayışıyla başlatılmış “barış süreci”nin başarılı bir sona gitmekte olduğunu gözlüyoruz. Kolombiya devleti ve Terör örgütü sınıflandırmasındaki FARC arasında dört yıl süren görüşmeler 26 Eylül 2016’da ilk sonuçlarını almıştır. Barış sürecinin aktörlerinden olan BM, 2017 başından beri FARC örgütünün silah depolarını denetleme görevini üstlenmiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi -La Haye- Barış ve Adalet Arayışı

Uluslararası Ceza Mahkemesi 2002 yılında kurulmuştur. 2002’de daimi bir mahkeme olarak çalışmaya başlatılmıştır. BM’le işbirliği içinde olsa da UCM bağımsız bir mahkemedir ve hatta antlaşmayla kurulmuş ilk uluslararası bağımsız daimi mahkeme örneğidir. UCM, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, soykırım suçu, saldırı suçlarına karşı, öncelikle önleyici bir mekanizma olarak düşünülmüştür.

Savaş suçları; Cenevre Sözleşmesinin ya da uluslararası yasaların ve geleneklerin ciddi derecede ihlal edilmesiyle işlenen suçlardır. İşkence, sivilleri hedef alan saldırılar, bilinçli bir biçimde hastaneler, okullar, tarihi değeri olan binalar vb. önemli hedeflere saldırı, 15 yaşın altındaki çocukları orduya almak vb.

İnsanlığa karşı suçlar; sivillere yönelmiş genelleşmiş bir saldırı suçu türüdür. Cinayet, sürgün, köleleştirme, yok etme, işkence, cinsel saldırı, siyasi, ırksal, ulusal, etnik, kültürel, inançlarla ilişkili, cinsiyetle ilişkili suçlar, ayrımcılık suçları, vb.

Soykırım; bir ulusu, bir etnik grubu, bir ırkı veya dini bir grubu bütünüyle veya bir bölümünü yok etmek üzere işlenmiş suçlardır. Grup üyelerinin öldürülmesi, grup üyelerinin fiziksel, ruhsal bütünlüğüne saldırı, grubu fiziksel olarak bütünüyle ya da bir bölümüyle yok olacağı koşullara sürüklemek, gruptaki doğumları engellemek, çocukların zorla bir başka gruba nakledilmesi vb. 2017’den itibaren saldırı suçu üzerindeki yargı yetkisi uygulamaya girecek (Kampala Konferansı değişiklikleri).

UCM’nin kovuşturma açma ve cezalandırma yetkileri vardır. Ayrımcı, insan onurunu zedeleyici çok vahim suçlar işlemiş kişileri tarafsızlık ilkesine özen göstererek yargılama yetkisiyle, UCM son başvuru mercii olarak düşünülmüştür.

Mahkeme savcısı, yetki alanına giren ve herhangi bir kaynaktan gelen suç ya da suçlara ilişkin duyurudan yola çıkarak soruşturma başlatabilirler.

UCM’de açılmış davalar; Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin hükümetleri bizzat UCM’ye başvurmuşlardır. Darfur-Sudan ve Libya gibi UCM’ye taraf olmayan ülkelerdeki sorumlu kişilere karşı açılan davalar BM’nin başvurusuyla açılmıştır. Kenya ve Fildişi Sahili konusunda ise doğrudan UCM savcısı dava açmıştır. UCM, Rus işgalindeki, Gürcistan’nın parçası olan Güney Osetya’da işlenen savaş suçlarını incelemeye almıştır.

NATO-Barış ve Güvenlik Arayışı

NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden biçimlenme ve kalkınma çabalarında özellikle askeri alana odaklanmış örgütlenme örneğidir. 1949’da imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması’nın hedefi barışı sürdürebilmek ve her çeşit saldırıyı caydırma yoluyla engellemek, güvenliği sağlamaktır.

Kendisini siyasi ve askeri bir örgüt olarak sunan NATO’nun ekonomik, bilimsel alanlarda da işbirliğini kolaylaştırma hedefleri bulunur.

NATO’nun temel iddiası, üye ülkelerin güvenliklerinin bölünmezliğidir. Toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığın garanti edilmesinin getireceği güven duygusunun dünya barışının korunabilmesinin temel koşulu olduğu inancına dayanmaktadır.

NATO 1999 Washington zirvesinde, ‘Kitle İmha Silahları Merkezi’ oluşturma kararıyla, ortak değerler sistemini paylaşmadığı ve barış için tehdit oluşturduğu düşünülen ülkelerde bulunan kitle imha silahlarının ortadan kaldırılma beklentisini belirlemiştir.

NATO Antlaşması ABD, Kanada, Fransa, Hollanda, Belçika Lüksemburg, İngiltere, İtalya, Portekiz, Norveç, Danimarka, İzlanda tarafından imzalanmıştır. NATO’ya Türkiye ve Yunanistan 1952’de, 1955’de de Almanya katılmıştır. Fransa 1966’da NATO’nun askeri kanadından çekilmiş olup 2009’da geri dönmüştür.

NATO’nun Askeri ve Sivil Yapısı

Hem askeri yapısı hem de sivil yapısı olan NATO’nun en yüksek karar alma organı Kuzey Atlantik Konseyi ’dir. Hükümet ve Devlet Başkanlarıyla yapılan toplantılarına NATO Zirvesi denir. Her yıl sırasıyla bir üye ülkenin dışişleri bakanı Konsey Başkanlığı görevini üstlenir. Uluslararası işbirliği örgütü olan NATO’nun Konsey’inde kararlar oybirliğiyle alınır.

Savunma ve Planlama Komitesi ’nde (SPK) ortak savunma yapısına katılan ülkeler NATO’nun askeri politikasını tartışırlar. Fransa’nın 1966’da askeri yapıdan çekilmesinden sonra kurulmuştur. Yılda iki kez toplanılır.

Nükleer Planlama Grubu, güvenlik ve savunma politikasının nükleer güçlere ilişkin konuların tartışıldığı bir forumdur.

NATO Genel Sekreteri -Uluslararası sekreterliğin başkanı, örgütün en yüksek memurudur ve dört yıllığına seçilir. Ana organ ve komitelere başkanlık eder.

Askeri Komite, üye ülkelerin Genelkurmay Başkanlarından ya da daimi görevli askeri personeltemsilcilerden oluşur. Askeri düzlemdeki en yüksek sorumluluk bu organdadır. Komite, NATO kuvvetlerinin bölgelerarası eşgüdümünü sağlar. Bölgeler, ‘Atlantik Yüksek Komutanlığı’, ‘Avrupa Yüksek Komutanlığı’, ‘Manş Yüksek Komutanlığı’ ve ‘ABD-Kanada Bölgesel Planlama Grubu’ndan oluşur. NATO yüksek komutanları bölgelerinin savunma planlarını hazırlamakla yükümlüdürler. NATO’nun kara, deniz, hava tatbikatlarını yönetirler.

NATO ve Yugoslavya-Kosova Krizi Örneği

Sırbistan’ın 1990’da Kosova’nın özerkliğini kaldırarak Sırbistan’a katmasıyla, çoğunlukta olan Arnavutlar direnişe geçmişlerdir. Yugoslav Ordusuyla Kosova Kurtuluş Ordusunu karşı karşıya getiren bu savaş sırasında “uluslararası bağlantı grubu” (ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya) katliamları durdurmak için diplomatik girişimlerde bulunmuştur. NATO müdahalesinin meşruiyetini sağlama çabaları uluslararası hukuk kurallarıyla oluşan çelişkileri aşma çabasına yoğunlaşmıştır. Kosova müdahalesinin, BM Güvenlik Konseyi’nin Çin ve Rusya’nın veto haklarını kullanarak engellenmiş olması, gerçekten de NATO’nun müdahalesini uluslararası hukukla çelişkili bir konuma getirmiştir. Kosova geçici bir süre BM denetiminde kalmıştır. 2008’de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Sırbistan, Uluslararası Adalet Divanı’na Kosova’nın bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle başvurmuştur. Ancak 22 Temmuz 2010’da Divan, Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin uluslararası hukuku ihlal etmediği sonucuna vararak Kosova’nın bağımsızlığını onaylamıştır.

NATO ve Afganistan Sorunu Örneği

Afganistan’da görev yapan Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü NATO öncülüğünde görev yapmaktadır. 2001’de 11 Eylül saldırıları gerekçesiyle ABD’nin kararıyla başlatılmış olan müdahalenin uluslararası toplumla bağlantısı Afganistan’da sağlanması hedeflenen iç güvenliğin dünya barış ve güvenliğiyle ilişkisi olduğu iddiasıdır.

İSAF, NATO üyesi ülkelerin yanı sıra NATO üyesi olmayan ülkeleri de kapsamaktadır ve uluslararası sahnede bir sorumluluk paylaşımı örneği olmuştur.

Afgan ulusal güçleri zamanla terörle mücadele konusunda yetkiyi ele almıştır. 1 Ocak 2015’den itibaren Afgan güvenlik güçleri ve kurumlarına yardımcı olabilmek için yeni bir misyon kurulmuştur. NATO’nun en uzun süreli misyonlarından Afganistan misyonu sırasında DEAŞ’ın da Afganistan’da varlık göstermeye başlaması ve Taliban’ın destekçisi gibi görülmesi, Afganistan’ı genel anlamda terörizmle mücadele konularında NATO’nun yeni rolü ile uyumlu bir hedefe dönüştürür. 2017 itibarıyla NATO’dan ABD özel güçlerine destek olarak Afganistan’a asker takviyesi yapması da istenmiştir.

Giriş

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya düzeni belirlenirken ortaya çıkmış olup, uluslararası sistemin oluşumunda önemli roller üstlenmiş örgütlerin en genişi, Birleşmiş Milletler Örgütü (BM)’ne (1945) odaklanacaktır. Birleşmiş Milletler örgütü, dünya barış ve güvenliğini sağlamak ve sürdürmek gibi iddialı hedefleri hayata geçirmek için kurulmuştur. Daha sonra, barış ve adalet arayışındaki Uluslararası Ceza Mahkemesi-UCM (2002), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ve NATO incelenecektir.

Dünya Barışı ve Güvenliğini Sağlamayı Hedefleyen Uluslararası Örgütler

Dünya barış ve güvenliğini sağlama hedefi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında özellikle uluslararası örgütlerin üstlendiği bir rol olmuştur. Uluslararası örgütler insan toplulukları arasındaki ilişkilerin sürdürülmesini sağlayan önemli araçlardandır.

Uluslararası örgütler, bir araya getirdikleri aktörlerin niteliği, gücü, örgütün sınırları, yapısı ve hedefleri gibi özelliklerle birbirlerinden ayrışırlar. Ulusal egemenlik haklarına dokunmadan etkinliklerini sürdüren uluslararası örgütlere “İşbirliği örgütü” denir. İlkece, uluslararası örgütler bizzat üyeleri tarafından biçimlendirilirler.

Birleşmiş Milletler Örgütü Barış ve Güvenlik Arayışı

24 Ekim 1945’de dünya barışını ve güvenliğini sağlamak ve korumak hedefleri çerçevesinde kurulmuş uluslararası bir örgüttür. Barış, güvenlik, adalet, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği sağlamayı amaçlayan BM’nin merkezi New York’tadır. 1945’de 51 ülkeyi bir araya getiren BM bugün 193 üyeye ulaşmıştır.

Milletler Cemiyeti’nin anlamını yitirmesinin ardından, dünya barış ve güvenliğini sağlamak ve korumak için etkin bir uluslararası örgütünün kuruluş çalışmaları İkinci Dünya Savaşı sırasında yapılmış ve BM, kurulmuştur.

BM’nin, 20. yüzyılı sarsan iki dünya savaşının ardından barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için kurulmasının gerekliliği belirtilirken;

  • İlk hedef, barışı bozacak saldırı ve eylemlere karşı ve başka girişimlere karşı önleyici bir güç olmasıdır. BM, Uluslararası sorunlara barışçı çözümlerin bulunma arayışında adalet ve hukuk ilkelerine uygun bir çalışma yürütme ilkesi savunulmuştur.
  • İkinci hedefi, uluslararasında eşitlik ve kendi kaderini tayin hakkı temelinde dostluk ilişkilerinin geliştirilmesini kolaylaştıracak girişimlerde bulunmaktır.
  • Üçüncü hedef, herkesin ırk, cins, dil, din farkı gözetmeksizin sahip olduğu, yani insan olmaktan kaynaklanan haklara ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirmek ve korumak için çaba göstermektir.
  • Dördüncü ilke de bu hedefleri gerçekleştirme çabasını sürdüren devletlerin eşgüdümünü sağlayacak bir merkez olarak çalışmaktır.

BM’ye bağlı uzmanlık kuruluşları ve ilişkili uluslararası örgütler şöyle sıralanabilir:

  • BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO),
  • Uluslararası Tarımsal Gelişme Fonu,
  • Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO),
  • Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD),
  • Uluslararası Para Fonu (IMF),
  • BM Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO),
  • BM Kalkınma Programı (UNDP),
  • BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD),
  • Dünya Ticaret Örgütü (WTO),
  • Uluslararası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO),
  • Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO),
  • Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO),
  • Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA),
  • Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU),
  • Dünya Bilgi İletişim Örgütü,
  • Uluslararası Posta Birliği (UPU),
  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO),
  • Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO),
  • Dünya Entelektüel Haklar örgütü (WIPO).

Birleşmiş Milletler Örgütü’nün Yapısı

BM’in elli bir kurucu üyesi, “asıl üyeler” statüsündedir. BM Şartını uygun biçimde imzalamışlardır, Türkiye de bu tür üyelerdendir. Diğer üyeler “yeni üyeler” konumundadır. Örgüte sonradan katılacak tüm üyeler için öngörülmüş koşullara uymak için “barışsever”lik özelliğine sahip olmak gerekmektedir. Üyelik için başvuran devletin üyeliği için Genel Kurulun en az 3/2 nitelikli çoğunlukla üyelik talebi onaylanırsa aday devlet “yeni üye” olur. BM’nin organlarından Genel Kurul’da tam üye devletler bir araya gelir ve burada her üye ülkenin eşit statüsü vardır.

Barış ve güvenlik konusunun tartışılması ve bu alanda önerilerde bulunmak, ülkeler arasındaki iyi ilişkileri bozabilecek sorunlara barışçı çözüm önerilerinde bulunmak, silahsızlanma, silah denetimi konularında önerilerde bulunmak, yeni üyelerin katılımı, üyeliklerin askıya alınması konusunda karar almak, bütçeyi onaylamak gibi yetkileri vardır. Genel Kurulun çalışmalarına yardımcı olmak için kurulan komisyonlar, çalışma grupları, komiteler, konseyler, uzmanlık grupları, kendi önerilerini proje biçiminde Genel Kurul’a sunarlar.

Temel Komisyonlar şöyle sıralanabilir:

  1. Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komisyonu,
  2. Ekonomik ve Parasal İşler Komisyonu,
  3. Sosyal ve İnsancıl İşler, Kültürel Konular Komisyonu,
  4. Vesayet işleri Komisyonu,
  5. Yönetim ve Bütçe İşleri Komisyonu,
  6. Hukuk işleri Komisyonu.

Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Şartında belirtilmiş olduğu gibi, dünya barışını ve güvenliğini korumakla görevlidir ve bu konuda her an toplantıya hazır bir mekanizması vardır. Güvenlik Konseyi üyesi on beş üyeden ABD, Rusya (SSCB idi), Fransa, İngiltere, Çin’den oluşan beş üyenin daimi üye statüsü olup, veto yetkisi vardır. Yani beş sürekli üyeden birisi olumsuz oy kullanırsa, karar alınamaz.

BM Genel Sekreterliği, BM’nin idari organlarındandır. BM’nin etkinliklerini düzenleme ve yönetme görevini üstlenir. BM’nin en “yüksek memuru”, Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesiyle Genel Kurul tarafından beş yıllık bir süre için atanır.

Ekonomik ve Sosyal Konsey ’in görevi ekonomik ve sosyal alanlardaki etkinliklerin eşgüdümünü sağlayarak dünya barışını koruma hedefine bir katkıda bulunmaktadır.

Vesayet Konseyi, 1945’te BM’nin Manda rejimini Vesayet rejimine çevirmesiyle, bu rejimin geçerli olduğu ülkelerin bağımsızlığını hazırlamak için kurulmuştur.

Uluslararası Adalet Divanı, BM’nin temel organlarındandır, çalışma koşulları BM Antlaşması tarafından belirlenmiştir. Uluslararası Adalet Divanı’nın amaçları, uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak, üye devletlerarasındaki uyuşmazlıkları gidermek, BM’nin içi hukuk sorunlarını ve uzmanlık kuruluşlarının danışma etkinliklerinden doğan sorunları çözüme ulaştırmak gibi görevleri vardır.

Divan’a bir davanın getirilebilmesi için, tüm taraflarca onaylanmış ve Divanın statüsünün tanınmış olması gerekir. Divan’da yalnızca devletler taraf olabilir, örgütlerin ve özel kişilerin taraf olma hakkı yoktur.

Birleşmiş Milletler Örgütü ve Kıbrıs Sorunu Örneği

Kıbrıs sorunu BM’nin müdahalesini gerektirmiş olan uluslararası sorun örneklerindendir. BM’de Kıbrıs sorununa ilişkin ilk kabul edilmiş başvuru, “halkların kendi kaderlerini belirlemeleri” konusunda Yunanistan tarafından 1954 yılında yapılmıştır. Ancak BM bu yönde bir karar alamayacağını bildirmiştir.

Kıbrıs; 1571’de Osmanlı İmparatorluğu Kıbrıs’ı topraklarına katmıştır. Kıbrıs, 1878’de İngiltere’ye geçici olarak devredilmişse de 1914’de İngiltere Kıbrıs’ı topraklarına katmış. 1925’de İngiltere burada manda sistemini yerleştirmiştir. 1923 Lozan Antlaşmasında da Türkiye Kıbrıs üzerinde bir hak iddia etmeme kararını onaylamıştır. 1950’lere dek adada Rum milliyetçi hareketi EOKA örgütü önderliğinde bağımsızlık savaşımı sürdürülmüştür. Rum Milliyetçileri, Kıbrıs bağımsızlığına kavuşunca İngilizlerin adayı Yunanistan’a devredeceğine inanmışlardır. Türkiye iki toplum arasında Taksim tezini ileri sürerek bu beklentiyi reddedince, doğan gerilim nedeniyle İngiltere Kıbrıs sorunu dosyasını Birleşmiş Milletler Örgütüne devretmiştir.

Adada Türklere karşı saldırılar gerilimi arttırıp topluluklar arası saldırılara dönüştürmüştür. Bir yandan Lefkoşa ateşkes hattı ile ikiye bölünürken, öte yandan Türk uçaklarının tehdit uçuşlarının sürmesi, BM’nin 1964’te Kıbrıs’a bir Barış Gücü gönderme kararı almasıyla sonuçlanmıştır. Türkiye uluslararası sahnede yalnızlaştırırken 1974’e varan süreçte adadaki Türkler de giderek zorlaşan koşullarda varoluşlarını sürdürebilmişlerdir.

15 Temmuz’da Atina’daki askeri rejim tarafından desteklenen aşırı milliyetçi EOKA-B lideri Nikos Sampson’un önderliğinde askeri bir darbeyle Kıbrıs’ta Makaryos hükümeti devrilmiştir. Makaryos’un adaya, cumhurbaşkanlığı görevine dönmesiyle taraflar arasında BM’nin arabuluculuk çabaları görüşmelerin sürdürülmesini sağlamıştır ama bir sonuç alınamamıştır. 13 Şubat 1975’de Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti, tek taraflı olarak kurulmuştur. Türk tarafı “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”ni ilan etmiştir (1983) ve Türkiye KKTC’yi resmen tanımıştır.

Birleşmiş Milletler Örgütü ve Filistin Sorunu Örneği

BM, Filistin Sorunu’nu İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, 1947’de Genel Kurul’un gündemine almıştır. ABD ve SSCB’nin itirazı olmaksızın İngiltere’nin manda rejimi sona erdirilmiş ve Filistin bölgesinde iki ayrı devlet kurulması kabul edilmiştir. Çatışmalar ve karşılıklı saldırılar Filistin bölgelerinin İsrail denetimine girmesiyle sonuçlanmış ve bölgeden diğer Arap ülkelerine sığınmacı akını başlamıştır.

Filistin sorununa ilişkin önemli dönemeçler; 1949’da BM’in İsrail’in üyeliğini onaylamış olması, 1956’da Süveyş kriziyle bağlantılı Mısır-İsrail çatışmasının ardından BM Barış Gücü’nün Gazze Şeridine yerleştirilmesidir.

BM 242 (1967) ve 338 (1973) sayılı Güvenlik Konseyi kararları; İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesi çağrısının yanı sıra savaşan tüm tarafların işgal ettikleri bölgelerden çekilmeleri çağrılarıdır.

Filistin bağımsız bir ülke olarak Birleşmiş Milletlere tanınma ve üyelik başvurusunda bulunmuştur. Başvuru değerlendirme sürecine alınmak üzere kabul edilmiştir (2011).

Filistin-İsrail Barış görüşmeleri Birleşmiş Milletler dışında Paris’te toplanan Ortadoğu Barış Konferansı (2017) gibi çerçevelerde sürdürülebilmektedir. Ancak yine sorunun çözüm arayışlarında Birleşmiş Milletler önemli bir platform oluşturmaya devam etmektedir.

Kolombiya Barış Sürecinde Birleşmiş Milletlerin Rolü Örneği

Birleşmiş Milletlerin barışı sağlama konusunda birbirinden farklı roller oynadığının bir örneği olarak Kolombiya barış sürecini verebiliriz. Kolombiya ve bölge ülkelerinde, uzun süren (52 yıl), barış ve güvenliği tehdit eden krizlerden kurtulma arayışıyla başlatılmış “barış süreci”nin başarılı bir sona gitmekte olduğunu gözlüyoruz. Kolombiya devleti ve Terör örgütü sınıflandırmasındaki FARC arasında dört yıl süren görüşmeler 26 Eylül 2016’da ilk sonuçlarını almıştır. Barış sürecinin aktörlerinden olan BM, 2017 başından beri FARC örgütünün silah depolarını denetleme görevini üstlenmiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi -La Haye- Barış ve Adalet Arayışı

Uluslararası Ceza Mahkemesi 2002 yılında kurulmuştur. 2002’de daimi bir mahkeme olarak çalışmaya başlatılmıştır. BM’le işbirliği içinde olsa da UCM bağımsız bir mahkemedir ve hatta antlaşmayla kurulmuş ilk uluslararası bağımsız daimi mahkeme örneğidir. UCM, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, soykırım suçu, saldırı suçlarına karşı, öncelikle önleyici bir mekanizma olarak düşünülmüştür.

Savaş suçları; Cenevre Sözleşmesinin ya da uluslararası yasaların ve geleneklerin ciddi derecede ihlal edilmesiyle işlenen suçlardır. İşkence, sivilleri hedef alan saldırılar, bilinçli bir biçimde hastaneler, okullar, tarihi değeri olan binalar vb. önemli hedeflere saldırı, 15 yaşın altındaki çocukları orduya almak vb.

İnsanlığa karşı suçlar; sivillere yönelmiş genelleşmiş bir saldırı suçu türüdür. Cinayet, sürgün, köleleştirme, yok etme, işkence, cinsel saldırı, siyasi, ırksal, ulusal, etnik, kültürel, inançlarla ilişkili, cinsiyetle ilişkili suçlar, ayrımcılık suçları, vb.

Soykırım; bir ulusu, bir etnik grubu, bir ırkı veya dini bir grubu bütünüyle veya bir bölümünü yok etmek üzere işlenmiş suçlardır. Grup üyelerinin öldürülmesi, grup üyelerinin fiziksel, ruhsal bütünlüğüne saldırı, grubu fiziksel olarak bütünüyle ya da bir bölümüyle yok olacağı koşullara sürüklemek, gruptaki doğumları engellemek, çocukların zorla bir başka gruba nakledilmesi vb. 2017’den itibaren saldırı suçu üzerindeki yargı yetkisi uygulamaya girecek (Kampala Konferansı değişiklikleri).

UCM’nin kovuşturma açma ve cezalandırma yetkileri vardır. Ayrımcı, insan onurunu zedeleyici çok vahim suçlar işlemiş kişileri tarafsızlık ilkesine özen göstererek yargılama yetkisiyle, UCM son başvuru mercii olarak düşünülmüştür.

Mahkeme savcısı, yetki alanına giren ve herhangi bir kaynaktan gelen suç ya da suçlara ilişkin duyurudan yola çıkarak soruşturma başlatabilirler.

UCM’de açılmış davalar; Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin hükümetleri bizzat UCM’ye başvurmuşlardır. Darfur-Sudan ve Libya gibi UCM’ye taraf olmayan ülkelerdeki sorumlu kişilere karşı açılan davalar BM’nin başvurusuyla açılmıştır. Kenya ve Fildişi Sahili konusunda ise doğrudan UCM savcısı dava açmıştır. UCM, Rus işgalindeki, Gürcistan’nın parçası olan Güney Osetya’da işlenen savaş suçlarını incelemeye almıştır.

NATO-Barış ve Güvenlik Arayışı

NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden biçimlenme ve kalkınma çabalarında özellikle askeri alana odaklanmış örgütlenme örneğidir. 1949’da imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması’nın hedefi barışı sürdürebilmek ve her çeşit saldırıyı caydırma yoluyla engellemek, güvenliği sağlamaktır.

Kendisini siyasi ve askeri bir örgüt olarak sunan NATO’nun ekonomik, bilimsel alanlarda da işbirliğini kolaylaştırma hedefleri bulunur.

NATO’nun temel iddiası, üye ülkelerin güvenliklerinin bölünmezliğidir. Toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığın garanti edilmesinin getireceği güven duygusunun dünya barışının korunabilmesinin temel koşulu olduğu inancına dayanmaktadır.

NATO 1999 Washington zirvesinde, ‘Kitle İmha Silahları Merkezi’ oluşturma kararıyla, ortak değerler sistemini paylaşmadığı ve barış için tehdit oluşturduğu düşünülen ülkelerde bulunan kitle imha silahlarının ortadan kaldırılma beklentisini belirlemiştir.

NATO Antlaşması ABD, Kanada, Fransa, Hollanda, Belçika Lüksemburg, İngiltere, İtalya, Portekiz, Norveç, Danimarka, İzlanda tarafından imzalanmıştır. NATO’ya Türkiye ve Yunanistan 1952’de, 1955’de de Almanya katılmıştır. Fransa 1966’da NATO’nun askeri kanadından çekilmiş olup 2009’da geri dönmüştür.

NATO’nun Askeri ve Sivil Yapısı

Hem askeri yapısı hem de sivil yapısı olan NATO’nun en yüksek karar alma organı Kuzey Atlantik Konseyi ’dir. Hükümet ve Devlet Başkanlarıyla yapılan toplantılarına NATO Zirvesi denir. Her yıl sırasıyla bir üye ülkenin dışişleri bakanı Konsey Başkanlığı görevini üstlenir. Uluslararası işbirliği örgütü olan NATO’nun Konsey’inde kararlar oybirliğiyle alınır.

Savunma ve Planlama Komitesi ’nde (SPK) ortak savunma yapısına katılan ülkeler NATO’nun askeri politikasını tartışırlar. Fransa’nın 1966’da askeri yapıdan çekilmesinden sonra kurulmuştur. Yılda iki kez toplanılır.

Nükleer Planlama Grubu, güvenlik ve savunma politikasının nükleer güçlere ilişkin konuların tartışıldığı bir forumdur.

NATO Genel Sekreteri -Uluslararası sekreterliğin başkanı, örgütün en yüksek memurudur ve dört yıllığına seçilir. Ana organ ve komitelere başkanlık eder.

Askeri Komite, üye ülkelerin Genelkurmay Başkanlarından ya da daimi görevli askeri personeltemsilcilerden oluşur. Askeri düzlemdeki en yüksek sorumluluk bu organdadır. Komite, NATO kuvvetlerinin bölgelerarası eşgüdümünü sağlar. Bölgeler, ‘Atlantik Yüksek Komutanlığı’, ‘Avrupa Yüksek Komutanlığı’, ‘Manş Yüksek Komutanlığı’ ve ‘ABD-Kanada Bölgesel Planlama Grubu’ndan oluşur. NATO yüksek komutanları bölgelerinin savunma planlarını hazırlamakla yükümlüdürler. NATO’nun kara, deniz, hava tatbikatlarını yönetirler.

NATO ve Yugoslavya-Kosova Krizi Örneği

Sırbistan’ın 1990’da Kosova’nın özerkliğini kaldırarak Sırbistan’a katmasıyla, çoğunlukta olan Arnavutlar direnişe geçmişlerdir. Yugoslav Ordusuyla Kosova Kurtuluş Ordusunu karşı karşıya getiren bu savaş sırasında “uluslararası bağlantı grubu” (ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya) katliamları durdurmak için diplomatik girişimlerde bulunmuştur. NATO müdahalesinin meşruiyetini sağlama çabaları uluslararası hukuk kurallarıyla oluşan çelişkileri aşma çabasına yoğunlaşmıştır. Kosova müdahalesinin, BM Güvenlik Konseyi’nin Çin ve Rusya’nın veto haklarını kullanarak engellenmiş olması, gerçekten de NATO’nun müdahalesini uluslararası hukukla çelişkili bir konuma getirmiştir. Kosova geçici bir süre BM denetiminde kalmıştır. 2008’de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Sırbistan, Uluslararası Adalet Divanı’na Kosova’nın bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle başvurmuştur. Ancak 22 Temmuz 2010’da Divan, Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin uluslararası hukuku ihlal etmediği sonucuna vararak Kosova’nın bağımsızlığını onaylamıştır.

NATO ve Afganistan Sorunu Örneği

Afganistan’da görev yapan Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü NATO öncülüğünde görev yapmaktadır. 2001’de 11 Eylül saldırıları gerekçesiyle ABD’nin kararıyla başlatılmış olan müdahalenin uluslararası toplumla bağlantısı Afganistan’da sağlanması hedeflenen iç güvenliğin dünya barış ve güvenliğiyle ilişkisi olduğu iddiasıdır.

İSAF, NATO üyesi ülkelerin yanı sıra NATO üyesi olmayan ülkeleri de kapsamaktadır ve uluslararası sahnede bir sorumluluk paylaşımı örneği olmuştur.

Afgan ulusal güçleri zamanla terörle mücadele konusunda yetkiyi ele almıştır. 1 Ocak 2015’den itibaren Afgan güvenlik güçleri ve kurumlarına yardımcı olabilmek için yeni bir misyon kurulmuştur. NATO’nun en uzun süreli misyonlarından Afganistan misyonu sırasında DEAŞ’ın da Afganistan’da varlık göstermeye başlaması ve Taliban’ın destekçisi gibi görülmesi, Afganistan’ı genel anlamda terörizmle mücadele konularında NATO’nun yeni rolü ile uyumlu bir hedefe dönüştürür. 2017 itibarıyla NATO’dan ABD özel güçlerine destek olarak Afganistan’a asker takviyesi yapması da istenmiştir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!