Uluslararası İlişkilerde Araştırma Yöntemleri Dersi 5. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası İlişkilerde Araştırma Yöntemleri Dersi 5. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Nitel Yaklaşım İle Görüşme, Gözlem Ve Odak Grup Yöntemleri, İçerik Analizi

Giriş

Nitel alan araştırmaları istatistiksel analizler için gerekli verilerin toplanmasına yönelik araştırma yöntemlerinden farklı gözlemsel metotları içerir. Nitel alan araştırmaları genellikle sayılara indirgenemeyecek nitel veriler elde ederler. Nitel alan araştırmaları sadece bu yönleriyle nicel yöntemlerden ayrılmazlar. Nitel alan araştırmalarının önemli bir özelliği de sadece veri toplamaktan ibaret olmamalarıdır. Bu tip araştırmalarda çoğunlukla önceden hazırlanmış test edilecek hipotezler bulunmamaktadır. Gözlemler ve görüşmeler gibi araçlar vesilesiyle yeni gözlemleri gerektiren geçici sonuçlara varılabilir. Bu bağlamda nitel alan araştırmalarının teori geliştiren bir faaliyet olduğunu söyleyebilmek de mümkündür.

Nitel alan araştırmalarını oluşturan metotlara genel olarak “etnografik metotlar” adı da verilir. Nitel alan araştırmaları en iyi doğal ortamında anlaşılacak olan tavır ve davranışların çalışılmasında kullanılırlar. Nitel araştırmalar aynı zamanda sosyal süreçlerin zaman içinde geçirdiği değişimlerin çalışılmasında da önemli rol oynamaktadır.

Nitel alan araştırmalarında kullanılan yöntemler araştırmanın sorduğu sorulara bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bazı araştırma konularında birebir görüşmeler tercih edilirken diğerlerinde katılımcı gözlem ya da odak grupları tercih edilebilir. Bunların bir ya da birkaçı bir arada da kullanılabilir.

Nitel alan araştırmaları gerçekleştirirken göz önünde tutulması gereken bazı temel hususlar vardır:

  • Araştırmaya başlamadan önce araştırma konusu ile ilgili literatürün taranması gerekmektedir.
  • Araştırmacı çalışılacak alana ne şekilde giriş yapacağına karar vermelidir.
  • Alan çalışması yapacak olan sosyal bilimcilerin alanda ırkları, sınıfları, cinsiyetleri, eğitim düzeyleri, milliyetleri ve diğer birtakım özellikleriyle var olduklarının bilincinde olmaları gerekmektedir.
  • Araştırmacı çalışılacak alanda kullanılmakta olan dile hakim olmalıdır.
  • Araştırmacının alan çalışmasının kapsamındaki kişilerle ilk iletişimini ne şekilde kuruyor olduğu da önem taşımaktadır.
  • Araştırmacı araştırma kapsamında görüşeceği kişilere görüşmenin nedeni ve araştırmanın ana hedefi üzerine bilgi vermelidir.
  • Kişilerin isim ve kimliklerini belirtmemenin mahremiyet ilkesini çiğnememeli, ayrıca kişilerin tanınmasına neden olabilecek dolaylı bilgilerin verilmemesi gerekmektedir.

Nitel alan araştırmalarının en güçlü yanları tavır, davranış ve söylemlerin çalışılmasında ve sosyal süreçlerin zaman içerisinde uğradıkları değişimlerin gözlemlenmesinde etkili olmalarıdır.

Nitel alan araştırmalarının bir diğer avantajı ise esnek olmalarıdır. Alan araştırmasının tasarımını nicel anket araştırmalarının aksine araştırmanın birçok aşamasında değiştirmek mümkündür. Anket çalışmalarına göre daha az masraflıdır. Bu araştırmaların geçerliliği ( vadility ) yüksektir. Kapsamlı nitel araştırmalar derinlemesine analizi mümkün kılmakta ve böylece ölçülmekte olan (ya da çalışılmakta olan) konudan uzaklaşılmamaktadır.

Öte yandan nitel alan araştırmalarının en zayıf noktalarından biri güvenirlik (reliability) düzeylerinde sorun görünme ihtimalidir. Başka bir deyişle aynı araştırmanın tekrarlanması durumunda aynı sonuçlara varılıp varılamayacağı nitel alan araştırmalarında tartışmalı bir konudur. Söz konusu araştırmalar derinlemesine oldukları gibi, aynı zamanda oldukça kişisel de olabilirler. Bu duruma literatürde “gözlemcinin çelişkisi” (observer’s paradox) adı verilmektedir.

Nitel alan araştırmalarında verilerin objektif olması beklenemez. Veriler araştırmacının varlığından etkilenirler. Birçok araştırmacı bu sorunu “nirengi” ( triangulation ) yoluyla aşmaya çalışmaktadır. Nirengi prensibi uyarınca nitel bir metot, bir ya da birden fazla nitel ya da nicel metotla bir arada kullanılabilir.

Buna ek olarak araştırmacıların tüm araştırma boyunca kendi ön yargılarının, yaşam deneyimlerinin, statülerinin, güç ve karakterlerinin araştırmanın bulgularını ve yorumlarını nasıl şekillendirdiği konusunda düşünmeleri ve açık olmaları gerekmektedir. Nitel alan araştırmalarındaki bu sürece “dönüşlülük” (reflexivity ) adı verilmektedir.

Yukarıda belirtilmiş olan özellikler tüm nitel alan çalışmalarına, yani etnografik yaklaşımlara, ortak zemin teşkil etse de nitel alan çalışmaları kapsamında veri toplama ve veri analizinde kullanılmakta olan farklı metotlar mevcuttur. Bunlardan ilk olarak görüşme ve katılımcı gözlem ele alınacak, daha sonraysa odak grupları tanıtılacaktır.

Görüşme ve Katılımcı Gözlem

Nitel alan çalışmalarının büyük bir kısmı görüşmelerden ve katılımcı gözlemlerden faydalanırlar. Katılımcı gözlem, araştırmacının araştırma konusuna ilişkin belirli bir yer ya da alanda katılabilecek faaliyetlere katılarak olayları gözlemlemesini ve bu gözlemleri yorumlamasını içerir. Katılımcı gözlem, alan araştırmacısının kendi katılımından dolayı bir şeyler öğrenmesi, zaman içinde araştırdığı alandaki kişilerin gündelik hayatının bir parçası haline gelmesi anlamına gelmektedir. Genellikle araştırmacılar katılımcı gözlem yöntemini uzun zaman zarflarında kullanarak, belirli bir alanda aylar, hatta yıllar geçirebilirler.

Katılımcı gözlem kullanılacaksa çok bölgeli alan araştırmalarının (multi-sided field research) daha yararlı olacağı iddia edilmektedir.

Katılımcı gözlemlerin başarılı olması için araştırmacının çalışmanın yapıldığı bölgede konuşulmakta olan dili konuşması, iyi bir dinleyici olması, fazla müdahaleci olmaması, kendi ön yargılarının farkında olması ve insanların gündelik hayatına karışması şart koşullardır.

Son olarak belirtilmesi gereken bir husus ise katılımcı gözlemin olaylar ya da bir kültüre ilişkin formal ve idealize edilmiş anlatılarla pratikte yaşananlar arasındaki farkı gösterebilmekte etkili bir yol olduğudur.

Nitel alan araştırmalarında en sık kullanılan görüşme yöntemi yarı-yapılandırılmış (semi-structured ) görüşmelerdir. Bu görüşmeler en basit anlamıyla araştırmacıların alan araştırması kapsamında sağlayacakları bulgulara ulaşmak amacıyla ilgili bireylere soru sormasını ve cevapları kaydetmesini gerektirir.

Nitel alan araştırmalarında ise daha esnek sorular sorulmasına olanak tanıyan yarı-yapılandırılmış görüşmeler tercih edilmektedir. Bu bağlamda her görüşmeden sonra sorular tekrar elden geçirilerek araştırma esnasında tekrar tasarlanabilir ya da görüşme esnasında verilen bir cevap önceden hazırlanmamış yeni soruları da beraberinde getirebilir.

Araştırılan konuyla ilgili bilgiler derinleşip genişledikçe, her görüşme bir öncekinin üzerine inşa edilir.

Nitel görüşmelerin çoğu görüşülen kişilerin birden fazla durumlarda kendileriyle çelişkiye düşebileceğini, kendilerini araştırmacıya daha farklı yansıtmak isteyebileceklerini dikkate alırlar.

Nitel yaklaşımlarda söylemsel tutarsızlıklar görüşülen kişilerin kültürel kimliklerinin bir parçası olarak ele alınırlar. Bu değişkenliğin ve tutarsızlığın kendisi başlı başına bir veri olarak değerlendirilir.

Görüşmenin genel hatlarıyla tasarlanmasının akabinde görüşmeler gerçekleştirilir. Görüşme esnasında sorular sorulmalı, cevaplar dikkatlice dinlenmeli, cevabın anlamı araştırmanın amacı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli ve verilen cevap kapsamında daha derin bir bilgiye ulaşmak için başka bir soru tasarlanmalıdır. Bu nedenle nitel görüşmelerde araştırmacının iyi bir dinleyici olmasının yanı sıra aynı zaman zarfında iyi düşünebilmesi ve konuşabilmesi de gerekmektedir.

Görüşme esnasında ve görüşmenin bitimi takiben görüşmeye ilişkin detaylı notlar alınması büyük önem taşımaktadır. Görüşmelerde kayıt cihazı bulunması önemlidir. Özellikle görüşmelerin analizi dilsel ya da söylemsel bir çerçevede yapılacaksa (konuşma analizi, söylem analizi gibi) konuşmada kullanılan birebir kelimelerin, sessizliklerin, dönüşlerin kayda geçirilmesi şarttır. Kaydedilen konuşmanın yanı sıra araştırmacının kendi aldığı notlarda ampirik gözlemlerini ve bu gözlemlere ilişkin yorumlarını belirtmesi de faydalı olacaktır.

Görüşmelerin sonrasında görüşme kayıtlarının yazıya geçirilmesi aşaması başlar. Deşifre edilen görüşme kayıtlarının ve araştırmacının görüşme boyunca tuttuğu notların çalışmanın amacı kapsamındaki anlamları değerlendirilerek analizi yapılır.

En son aşama ise araştırma sonuçlarının derlenerek diğerlerine aktarılmasıdır. Gerek analiz gerek yazım aşamasında tekrarlayan ve farklılaşan temalara, bu bağlamda alıntı yapılabilecek parçalara yoğunlaşılır.

Odak Grupları

Odak grupları yakın zamanda sosyal bilimlerdeki nitel yaklaşımlarda çokça tercih edilmekte olan bir metottur. Odak grupları en sık olarak araştırmacıların kolektif ya da bireysel fikirleri araştırdığı ya da araştırılmakta olan fikirlerin ve inançların ne derece sabit ya da değişime açık olduğunun sorgulandığı durumlarda kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, özellikle çalışılan konu hakkında sahip olunan bilginin az olduğu, dolayısıyla da anketin planlanmasının zor olduğu durumlarda gerçekleşir. Odak grupları aynı zamanda etnografik yöntemleri benimseyen çalışmalarda birebir görüşmelerle birlikte de kullanılabilir.

Odak grupları aracılığıyla araştırmacılar birkaç kişiyi sistematik olarak ve aynı anda sorgulama imkânı bulurlar. Odak grupları aracılığıyla grup iletişimi ve etkileşimi veri sağlanmasına yol açmaktadır.

Bu grupları araştırmacı ya da araştırmacının atadığı kişi(ler) moderatör olarak yönetir. Moderatörün esas görevi tartışma konularını ortaya sunmak ve tartışma sürecinin yönünü belirleyerek kolaylaştırmaktır. Moderatör, kendi görüşlerini ön plana almamalıdır. Öncelikle odak grubundaki katılımcıları dinlemeli ve tartışmaların araştırılan konuya odaklı kalmasını sağlamalıdır. Odak gruplarının temel amacı moderatörün asgari düzeyde müdahalesiyle rahat bir ortamda yapılmalarıdır. Ancak moderatörler tartışmaya sıkça müdahale etme durumunda kalabilirler. Bu müdahaleler kişileri sorgulamadan kabullendikleri gerçeklikleri ve tutarsızlıkları tartışmaları için, teşvik etmek için ve grup içi iletişim dinamiklerinde denge gözetme durumunda yapılabilir.

Odak gruplarındaki katılımcılar sadece grubun moderatörüyle değil, moderatörün belirlediği konular ya da tartışmaların öne çıkardığı hususlar çerçevesinde birbirleriyle de etkileşime girmek durumundadır. Odak gruplarının ideal katılımcı sayısı altı ila sekiz arasında olmalıdır. Odak gruplarında grupları oluşturan katılımcılar tartışılacak konuya ilişkin özellikleri temel alınarak seçilirler. Dikkate alınan katılımcı özellikleri genellikle cinsiyet, etnik köken, din, yaş ya da paylaşılan ortak deneyimlerdir. Belli bir işyerinin çalışanları, aile grupları, sosyal gruplar hatta arkadaş grupları bile odak gruplarında katılımcı olabilir.

Odak gruplarında tartışmaların çerçevesinin doğru çizilmesi büyük önem taşımaktadır. Moderatörün öne çıkartacağı konular, araştırmanın kavramsal çerçevesinden ve tasarımından hareketle belirlenir. Ana sorgulama alanlarının belirlenmesinden sonra bu alanlara özgü farklı sorular oluşturularak katılımcılara moderatör tarafından sorulur. Moderatörün sorduğu sorular grubun belirli bir konuya ilgisini ve grup içinde o konuya ilişkin iletişimi sağlayan “odaklanma egzersizleri” olarak değerlendirilebilir.

Bir odak grubu toplantısının en fazla doksan dakikada tamamlanması beklenmektedir. Odak gruplarındaki tartışmaların kayıt cihazıyla kayda alınması gerekmektedir, aksi takdirde verilerin zenginliği kaybedilecektir. Bir saatlik bir odak grubu tartışmasının deşifre edilmesi yaklaşık sekiz saat alabilir ve yüzden fazla sayfayı kapsayabilir. Akademik çalışmalarda kullanılan odak gruplarının en temel özelliği, akademik araştırmalarda kayıtların deşifre edilerek sistematik analizinin yapılmasıdır. Deşifre sürecini takiben verilerin kodlanarak analize uygun hâle getirilmesi gerekmektedir. Böylece belirli bir temaya, konuya ya da hipoteze ilişkin tüm veriler bir araya toplanır.

Bazı bilgisayar programları (örneğin Ethnograph ) araştırmacının atadığı kodları temel alarak verilerin kaydını ve erişimini kolaylaştırır. Belirli bir koda ilişkin bütün metinlerin kolaylıkla bulunmasını sağlar. Odak grubu metinlerinin analizi konuşma analizi ya da söylem analizi gibi farklı metotlar kullanılarak yapılabilir.

Odak gruplarının en önemli avantajları esnek olmaları, çabuk sonuç vermeleri, masraflı olmamaları ve geçerliklerinin yüksek olmasıdır. Bazı zorlukları da mevcuttur. Araştırmacının kontrolünün birebir görüşmelerden daha az olması, grup içi farklılıkların idaresinde sorunlar yaşanabilmesi ve grupları oluşturma süreçlerinin zor olabilmesi bunlardan bazılarıdır.

İçerik Analizi

İçerik analizi metinlerden çıkarım yapılmasını sağlayan prosedürlerin geliştirilmesine ilişkin bir metottur. İçerik analizi, iletişimde sembollerin nasıl kullanıldığı ve iletişime ne çeşit anlamlar yüklendiğine ışık tutmaktadır.

İçerik analizi özellikle iletişim çalışmalarında kullanılmış ve kimin, kime, neyi ve hangi etkiyle söylediği soruları üzerine yoğunlaşmıştır. İletişimden anlam çıkarma odaklı araştırma sorularında içerik analizi kullanmak anlamlı olabilir. Araştırma sorusunun ve kullanılacak metodun belirlenmesini takiben incelenecek malzemeler seçilir.

Yapılan içerik analizleri nitel ya da nicel olabilir. Örneğin araştırmadaki odak noktası liderlerin belirli bazı özelliklere ne derece sahip oldukları konusu ise, nicel içerik analizi daha uygun olacaktır. İçerik analizleri çoğunlukla nicel olsalar da, nitel çalışmalar da mevcuttur.

Nitel içerik analizleri özellikle incelenen malzemelerin belirli bağlam ve durumlarda ne anlama geldiklerinin araştırıldığı, söylenmeyenlere söylenenler kadar önem atfedildiği durumlarda tercih edilebilir.

Nicel içerik analizlerini üç ana gruba ayırmak mümkündür:

  • Bunlardan ilki, metinlerdeki belirli kelimelerin ya da ifadelerin sıklığına odaklanan “sıklık analizi”dir (frequency analysis).
  • Bir diğer nicel içerik analizi ise “koşulluluk analizi” (contingency analysis) olarak bilinir. Bu tip analizde belirli kelimelerin, ifadelerin ya da temaların bir arada görüldüğü durumlara odaklanılır.
  • Son nicel içerik analizi türü ise “ değerlendirmeli ifade analizi”dir (evaluative assertion analysis ). Bu tip analizler söylenilenlerin kuvvetine odaklanır.

İnsana ilişkin tüm çalışmalarda olduğu gibi iletişimin çalışıldığı durumlarda da araştırılmak istenen hususun tümünü direkt olarak gözlemlemek çoğunlukla mümkün olmadığından örneklem almak gerekmektedir. Ancak örneklem aşamasına geçilmeden önce araştırmanın analiz biriminin (unit of analysis) belirlenmesi gerekmektedir. Analiz birimi, önceki bölümlerden de hatırlanabileceği gibi, araştırmacının hakkında tanımlayıcı ve açıklayıcı ifadelerde bulunduğu birimlerdir. Ancak örneklem alımı analiz birimine ulaşıldığında sona ermek durumunda değildir. Her analiz birimi için alt örneklem (subsample) seçilebilir.

Bazı nicel içerik analizi kullanılmakta olan çalışmalarda bilinen örnekleme tekniklerinin hepsini kullanmak gerekir. Analiz biriminin belirlenmesini ve örneklemin seçilmesini takiben içerik analizinde kodlama süreci başlar. Nicel içerik analizinde kodlama, ham verinin bilgisayar yoluyla analizini mümkün kılacak şekilde standardize edilmesi sürecine verilen addır.

İçerik analizi esasen bir kodlama işlemidir. İçerik analizinde sözel ya da yazılı iletişim yolları belirli bir kavramsal çerçeve uyarınca kodlanarak sınıflandırılır. Nicel içerik analizlerinde kodlamanın sayısal olması gerekmektedir. Belirgin içeriğin analizine odaklanan bazı araştırmalarda bir metindeki belirli bir tutumu ya da tutumları anlamaya yönelik olarak farklı kodlama kategorileri geliştirilebilir. Bazı araştırma sorularında ise iletişimin arkasındaki anlamlara bakılır. Buna “gizli içerik” (latent content) adı verilmektedir.

Diğer tüm metotlarda olduğu gibi içerik analizinin de güçlü ve zayıf yanları vardır. İçerik analizinin en büyük avantajı zaman ve para açısından masraflı olmamasıdır. Büyük bir araştırma kadrosu gerektirmez, bir üniversite öğrencisi tarafından bile yapılabilir. İçerik analizinde hataların düzeltilmesi de daha kolaydır. İçerik analizi aynı zamanda uzun zaman aralıklarında gerçekleşen süreçlerin çalışılmasına da izin vermesi açısından avantajlıdır. İçerik analizinin en zayıf noktalarından biri kayıtlı iletişimle sınırlı kalmasıdır. İçerik analizinde de güvenirlik ve geçerlik konuları büyük önem taşımakta ve bazı durumlarda sıkıntılar doğurabilmektedir.

Giriş

Nitel alan araştırmaları istatistiksel analizler için gerekli verilerin toplanmasına yönelik araştırma yöntemlerinden farklı gözlemsel metotları içerir. Nitel alan araştırmaları genellikle sayılara indirgenemeyecek nitel veriler elde ederler. Nitel alan araştırmaları sadece bu yönleriyle nicel yöntemlerden ayrılmazlar. Nitel alan araştırmalarının önemli bir özelliği de sadece veri toplamaktan ibaret olmamalarıdır. Bu tip araştırmalarda çoğunlukla önceden hazırlanmış test edilecek hipotezler bulunmamaktadır. Gözlemler ve görüşmeler gibi araçlar vesilesiyle yeni gözlemleri gerektiren geçici sonuçlara varılabilir. Bu bağlamda nitel alan araştırmalarının teori geliştiren bir faaliyet olduğunu söyleyebilmek de mümkündür.

Nitel alan araştırmalarını oluşturan metotlara genel olarak “etnografik metotlar” adı da verilir. Nitel alan araştırmaları en iyi doğal ortamında anlaşılacak olan tavır ve davranışların çalışılmasında kullanılırlar. Nitel araştırmalar aynı zamanda sosyal süreçlerin zaman içinde geçirdiği değişimlerin çalışılmasında da önemli rol oynamaktadır.

Nitel alan araştırmalarında kullanılan yöntemler araştırmanın sorduğu sorulara bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bazı araştırma konularında birebir görüşmeler tercih edilirken diğerlerinde katılımcı gözlem ya da odak grupları tercih edilebilir. Bunların bir ya da birkaçı bir arada da kullanılabilir.

Nitel alan araştırmaları gerçekleştirirken göz önünde tutulması gereken bazı temel hususlar vardır:

  • Araştırmaya başlamadan önce araştırma konusu ile ilgili literatürün taranması gerekmektedir.
  • Araştırmacı çalışılacak alana ne şekilde giriş yapacağına karar vermelidir.
  • Alan çalışması yapacak olan sosyal bilimcilerin alanda ırkları, sınıfları, cinsiyetleri, eğitim düzeyleri, milliyetleri ve diğer birtakım özellikleriyle var olduklarının bilincinde olmaları gerekmektedir.
  • Araştırmacı çalışılacak alanda kullanılmakta olan dile hakim olmalıdır.
  • Araştırmacının alan çalışmasının kapsamındaki kişilerle ilk iletişimini ne şekilde kuruyor olduğu da önem taşımaktadır.
  • Araştırmacı araştırma kapsamında görüşeceği kişilere görüşmenin nedeni ve araştırmanın ana hedefi üzerine bilgi vermelidir.
  • Kişilerin isim ve kimliklerini belirtmemenin mahremiyet ilkesini çiğnememeli, ayrıca kişilerin tanınmasına neden olabilecek dolaylı bilgilerin verilmemesi gerekmektedir.

Nitel alan araştırmalarının en güçlü yanları tavır, davranış ve söylemlerin çalışılmasında ve sosyal süreçlerin zaman içerisinde uğradıkları değişimlerin gözlemlenmesinde etkili olmalarıdır.

Nitel alan araştırmalarının bir diğer avantajı ise esnek olmalarıdır. Alan araştırmasının tasarımını nicel anket araştırmalarının aksine araştırmanın birçok aşamasında değiştirmek mümkündür. Anket çalışmalarına göre daha az masraflıdır. Bu araştırmaların geçerliliği ( vadility ) yüksektir. Kapsamlı nitel araştırmalar derinlemesine analizi mümkün kılmakta ve böylece ölçülmekte olan (ya da çalışılmakta olan) konudan uzaklaşılmamaktadır.

Öte yandan nitel alan araştırmalarının en zayıf noktalarından biri güvenirlik (reliability) düzeylerinde sorun görünme ihtimalidir. Başka bir deyişle aynı araştırmanın tekrarlanması durumunda aynı sonuçlara varılıp varılamayacağı nitel alan araştırmalarında tartışmalı bir konudur. Söz konusu araştırmalar derinlemesine oldukları gibi, aynı zamanda oldukça kişisel de olabilirler. Bu duruma literatürde “gözlemcinin çelişkisi” (observer’s paradox) adı verilmektedir.

Nitel alan araştırmalarında verilerin objektif olması beklenemez. Veriler araştırmacının varlığından etkilenirler. Birçok araştırmacı bu sorunu “nirengi” ( triangulation ) yoluyla aşmaya çalışmaktadır. Nirengi prensibi uyarınca nitel bir metot, bir ya da birden fazla nitel ya da nicel metotla bir arada kullanılabilir.

Buna ek olarak araştırmacıların tüm araştırma boyunca kendi ön yargılarının, yaşam deneyimlerinin, statülerinin, güç ve karakterlerinin araştırmanın bulgularını ve yorumlarını nasıl şekillendirdiği konusunda düşünmeleri ve açık olmaları gerekmektedir. Nitel alan araştırmalarındaki bu sürece “dönüşlülük” (reflexivity ) adı verilmektedir.

Yukarıda belirtilmiş olan özellikler tüm nitel alan çalışmalarına, yani etnografik yaklaşımlara, ortak zemin teşkil etse de nitel alan çalışmaları kapsamında veri toplama ve veri analizinde kullanılmakta olan farklı metotlar mevcuttur. Bunlardan ilk olarak görüşme ve katılımcı gözlem ele alınacak, daha sonraysa odak grupları tanıtılacaktır.

Görüşme ve Katılımcı Gözlem

Nitel alan çalışmalarının büyük bir kısmı görüşmelerden ve katılımcı gözlemlerden faydalanırlar. Katılımcı gözlem, araştırmacının araştırma konusuna ilişkin belirli bir yer ya da alanda katılabilecek faaliyetlere katılarak olayları gözlemlemesini ve bu gözlemleri yorumlamasını içerir. Katılımcı gözlem, alan araştırmacısının kendi katılımından dolayı bir şeyler öğrenmesi, zaman içinde araştırdığı alandaki kişilerin gündelik hayatının bir parçası haline gelmesi anlamına gelmektedir. Genellikle araştırmacılar katılımcı gözlem yöntemini uzun zaman zarflarında kullanarak, belirli bir alanda aylar, hatta yıllar geçirebilirler.

Katılımcı gözlem kullanılacaksa çok bölgeli alan araştırmalarının (multi-sided field research) daha yararlı olacağı iddia edilmektedir.

Katılımcı gözlemlerin başarılı olması için araştırmacının çalışmanın yapıldığı bölgede konuşulmakta olan dili konuşması, iyi bir dinleyici olması, fazla müdahaleci olmaması, kendi ön yargılarının farkında olması ve insanların gündelik hayatına karışması şart koşullardır.

Son olarak belirtilmesi gereken bir husus ise katılımcı gözlemin olaylar ya da bir kültüre ilişkin formal ve idealize edilmiş anlatılarla pratikte yaşananlar arasındaki farkı gösterebilmekte etkili bir yol olduğudur.

Nitel alan araştırmalarında en sık kullanılan görüşme yöntemi yarı-yapılandırılmış (semi-structured ) görüşmelerdir. Bu görüşmeler en basit anlamıyla araştırmacıların alan araştırması kapsamında sağlayacakları bulgulara ulaşmak amacıyla ilgili bireylere soru sormasını ve cevapları kaydetmesini gerektirir.

Nitel alan araştırmalarında ise daha esnek sorular sorulmasına olanak tanıyan yarı-yapılandırılmış görüşmeler tercih edilmektedir. Bu bağlamda her görüşmeden sonra sorular tekrar elden geçirilerek araştırma esnasında tekrar tasarlanabilir ya da görüşme esnasında verilen bir cevap önceden hazırlanmamış yeni soruları da beraberinde getirebilir.

Araştırılan konuyla ilgili bilgiler derinleşip genişledikçe, her görüşme bir öncekinin üzerine inşa edilir.

Nitel görüşmelerin çoğu görüşülen kişilerin birden fazla durumlarda kendileriyle çelişkiye düşebileceğini, kendilerini araştırmacıya daha farklı yansıtmak isteyebileceklerini dikkate alırlar.

Nitel yaklaşımlarda söylemsel tutarsızlıklar görüşülen kişilerin kültürel kimliklerinin bir parçası olarak ele alınırlar. Bu değişkenliğin ve tutarsızlığın kendisi başlı başına bir veri olarak değerlendirilir.

Görüşmenin genel hatlarıyla tasarlanmasının akabinde görüşmeler gerçekleştirilir. Görüşme esnasında sorular sorulmalı, cevaplar dikkatlice dinlenmeli, cevabın anlamı araştırmanın amacı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli ve verilen cevap kapsamında daha derin bir bilgiye ulaşmak için başka bir soru tasarlanmalıdır. Bu nedenle nitel görüşmelerde araştırmacının iyi bir dinleyici olmasının yanı sıra aynı zaman zarfında iyi düşünebilmesi ve konuşabilmesi de gerekmektedir.

Görüşme esnasında ve görüşmenin bitimi takiben görüşmeye ilişkin detaylı notlar alınması büyük önem taşımaktadır. Görüşmelerde kayıt cihazı bulunması önemlidir. Özellikle görüşmelerin analizi dilsel ya da söylemsel bir çerçevede yapılacaksa (konuşma analizi, söylem analizi gibi) konuşmada kullanılan birebir kelimelerin, sessizliklerin, dönüşlerin kayda geçirilmesi şarttır. Kaydedilen konuşmanın yanı sıra araştırmacının kendi aldığı notlarda ampirik gözlemlerini ve bu gözlemlere ilişkin yorumlarını belirtmesi de faydalı olacaktır.

Görüşmelerin sonrasında görüşme kayıtlarının yazıya geçirilmesi aşaması başlar. Deşifre edilen görüşme kayıtlarının ve araştırmacının görüşme boyunca tuttuğu notların çalışmanın amacı kapsamındaki anlamları değerlendirilerek analizi yapılır.

En son aşama ise araştırma sonuçlarının derlenerek diğerlerine aktarılmasıdır. Gerek analiz gerek yazım aşamasında tekrarlayan ve farklılaşan temalara, bu bağlamda alıntı yapılabilecek parçalara yoğunlaşılır.

Odak Grupları

Odak grupları yakın zamanda sosyal bilimlerdeki nitel yaklaşımlarda çokça tercih edilmekte olan bir metottur. Odak grupları en sık olarak araştırmacıların kolektif ya da bireysel fikirleri araştırdığı ya da araştırılmakta olan fikirlerin ve inançların ne derece sabit ya da değişime açık olduğunun sorgulandığı durumlarda kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, özellikle çalışılan konu hakkında sahip olunan bilginin az olduğu, dolayısıyla da anketin planlanmasının zor olduğu durumlarda gerçekleşir. Odak grupları aynı zamanda etnografik yöntemleri benimseyen çalışmalarda birebir görüşmelerle birlikte de kullanılabilir.

Odak grupları aracılığıyla araştırmacılar birkaç kişiyi sistematik olarak ve aynı anda sorgulama imkânı bulurlar. Odak grupları aracılığıyla grup iletişimi ve etkileşimi veri sağlanmasına yol açmaktadır.

Bu grupları araştırmacı ya da araştırmacının atadığı kişi(ler) moderatör olarak yönetir. Moderatörün esas görevi tartışma konularını ortaya sunmak ve tartışma sürecinin yönünü belirleyerek kolaylaştırmaktır. Moderatör, kendi görüşlerini ön plana almamalıdır. Öncelikle odak grubundaki katılımcıları dinlemeli ve tartışmaların araştırılan konuya odaklı kalmasını sağlamalıdır. Odak gruplarının temel amacı moderatörün asgari düzeyde müdahalesiyle rahat bir ortamda yapılmalarıdır. Ancak moderatörler tartışmaya sıkça müdahale etme durumunda kalabilirler. Bu müdahaleler kişileri sorgulamadan kabullendikleri gerçeklikleri ve tutarsızlıkları tartışmaları için, teşvik etmek için ve grup içi iletişim dinamiklerinde denge gözetme durumunda yapılabilir.

Odak gruplarındaki katılımcılar sadece grubun moderatörüyle değil, moderatörün belirlediği konular ya da tartışmaların öne çıkardığı hususlar çerçevesinde birbirleriyle de etkileşime girmek durumundadır. Odak gruplarının ideal katılımcı sayısı altı ila sekiz arasında olmalıdır. Odak gruplarında grupları oluşturan katılımcılar tartışılacak konuya ilişkin özellikleri temel alınarak seçilirler. Dikkate alınan katılımcı özellikleri genellikle cinsiyet, etnik köken, din, yaş ya da paylaşılan ortak deneyimlerdir. Belli bir işyerinin çalışanları, aile grupları, sosyal gruplar hatta arkadaş grupları bile odak gruplarında katılımcı olabilir.

Odak gruplarında tartışmaların çerçevesinin doğru çizilmesi büyük önem taşımaktadır. Moderatörün öne çıkartacağı konular, araştırmanın kavramsal çerçevesinden ve tasarımından hareketle belirlenir. Ana sorgulama alanlarının belirlenmesinden sonra bu alanlara özgü farklı sorular oluşturularak katılımcılara moderatör tarafından sorulur. Moderatörün sorduğu sorular grubun belirli bir konuya ilgisini ve grup içinde o konuya ilişkin iletişimi sağlayan “odaklanma egzersizleri” olarak değerlendirilebilir.

Bir odak grubu toplantısının en fazla doksan dakikada tamamlanması beklenmektedir. Odak gruplarındaki tartışmaların kayıt cihazıyla kayda alınması gerekmektedir, aksi takdirde verilerin zenginliği kaybedilecektir. Bir saatlik bir odak grubu tartışmasının deşifre edilmesi yaklaşık sekiz saat alabilir ve yüzden fazla sayfayı kapsayabilir. Akademik çalışmalarda kullanılan odak gruplarının en temel özelliği, akademik araştırmalarda kayıtların deşifre edilerek sistematik analizinin yapılmasıdır. Deşifre sürecini takiben verilerin kodlanarak analize uygun hâle getirilmesi gerekmektedir. Böylece belirli bir temaya, konuya ya da hipoteze ilişkin tüm veriler bir araya toplanır.

Bazı bilgisayar programları (örneğin Ethnograph ) araştırmacının atadığı kodları temel alarak verilerin kaydını ve erişimini kolaylaştırır. Belirli bir koda ilişkin bütün metinlerin kolaylıkla bulunmasını sağlar. Odak grubu metinlerinin analizi konuşma analizi ya da söylem analizi gibi farklı metotlar kullanılarak yapılabilir.

Odak gruplarının en önemli avantajları esnek olmaları, çabuk sonuç vermeleri, masraflı olmamaları ve geçerliklerinin yüksek olmasıdır. Bazı zorlukları da mevcuttur. Araştırmacının kontrolünün birebir görüşmelerden daha az olması, grup içi farklılıkların idaresinde sorunlar yaşanabilmesi ve grupları oluşturma süreçlerinin zor olabilmesi bunlardan bazılarıdır.

İçerik Analizi

İçerik analizi metinlerden çıkarım yapılmasını sağlayan prosedürlerin geliştirilmesine ilişkin bir metottur. İçerik analizi, iletişimde sembollerin nasıl kullanıldığı ve iletişime ne çeşit anlamlar yüklendiğine ışık tutmaktadır.

İçerik analizi özellikle iletişim çalışmalarında kullanılmış ve kimin, kime, neyi ve hangi etkiyle söylediği soruları üzerine yoğunlaşmıştır. İletişimden anlam çıkarma odaklı araştırma sorularında içerik analizi kullanmak anlamlı olabilir. Araştırma sorusunun ve kullanılacak metodun belirlenmesini takiben incelenecek malzemeler seçilir.

Yapılan içerik analizleri nitel ya da nicel olabilir. Örneğin araştırmadaki odak noktası liderlerin belirli bazı özelliklere ne derece sahip oldukları konusu ise, nicel içerik analizi daha uygun olacaktır. İçerik analizleri çoğunlukla nicel olsalar da, nitel çalışmalar da mevcuttur.

Nitel içerik analizleri özellikle incelenen malzemelerin belirli bağlam ve durumlarda ne anlama geldiklerinin araştırıldığı, söylenmeyenlere söylenenler kadar önem atfedildiği durumlarda tercih edilebilir.

Nicel içerik analizlerini üç ana gruba ayırmak mümkündür:

  • Bunlardan ilki, metinlerdeki belirli kelimelerin ya da ifadelerin sıklığına odaklanan “sıklık analizi”dir (frequency analysis).
  • Bir diğer nicel içerik analizi ise “koşulluluk analizi” (contingency analysis) olarak bilinir. Bu tip analizde belirli kelimelerin, ifadelerin ya da temaların bir arada görüldüğü durumlara odaklanılır.
  • Son nicel içerik analizi türü ise “ değerlendirmeli ifade analizi”dir (evaluative assertion analysis ). Bu tip analizler söylenilenlerin kuvvetine odaklanır.

İnsana ilişkin tüm çalışmalarda olduğu gibi iletişimin çalışıldığı durumlarda da araştırılmak istenen hususun tümünü direkt olarak gözlemlemek çoğunlukla mümkün olmadığından örneklem almak gerekmektedir. Ancak örneklem aşamasına geçilmeden önce araştırmanın analiz biriminin (unit of analysis) belirlenmesi gerekmektedir. Analiz birimi, önceki bölümlerden de hatırlanabileceği gibi, araştırmacının hakkında tanımlayıcı ve açıklayıcı ifadelerde bulunduğu birimlerdir. Ancak örneklem alımı analiz birimine ulaşıldığında sona ermek durumunda değildir. Her analiz birimi için alt örneklem (subsample) seçilebilir.

Bazı nicel içerik analizi kullanılmakta olan çalışmalarda bilinen örnekleme tekniklerinin hepsini kullanmak gerekir. Analiz biriminin belirlenmesini ve örneklemin seçilmesini takiben içerik analizinde kodlama süreci başlar. Nicel içerik analizinde kodlama, ham verinin bilgisayar yoluyla analizini mümkün kılacak şekilde standardize edilmesi sürecine verilen addır.

İçerik analizi esasen bir kodlama işlemidir. İçerik analizinde sözel ya da yazılı iletişim yolları belirli bir kavramsal çerçeve uyarınca kodlanarak sınıflandırılır. Nicel içerik analizlerinde kodlamanın sayısal olması gerekmektedir. Belirgin içeriğin analizine odaklanan bazı araştırmalarda bir metindeki belirli bir tutumu ya da tutumları anlamaya yönelik olarak farklı kodlama kategorileri geliştirilebilir. Bazı araştırma sorularında ise iletişimin arkasındaki anlamlara bakılır. Buna “gizli içerik” (latent content) adı verilmektedir.

Diğer tüm metotlarda olduğu gibi içerik analizinin de güçlü ve zayıf yanları vardır. İçerik analizinin en büyük avantajı zaman ve para açısından masraflı olmamasıdır. Büyük bir araştırma kadrosu gerektirmez, bir üniversite öğrencisi tarafından bile yapılabilir. İçerik analizinde hataların düzeltilmesi de daha kolaydır. İçerik analizi aynı zamanda uzun zaman aralıklarında gerçekleşen süreçlerin çalışılmasına da izin vermesi açısından avantajlıdır. İçerik analizinin en zayıf noktalarından biri kayıtlı iletişimle sınırlı kalmasıdır. İçerik analizinde de güvenirlik ve geçerlik konuları büyük önem taşımakta ve bazı durumlarda sıkıntılar doğurabilmektedir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!