Uluslararası İlişkiler Kuramları 1 Dersi 6. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası İlişkiler Kuramları 1 Dersi 6. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Uluslararası Sistem Teorisi

Giriş

Sistem yaklaşımı, sitem teorisi ya da sistem analizi olarak da ifade edilir. Egemen ulus devletlerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve güç dağılımını inceler. Teorinin temel varsayımı devletlerin dış politikasının uluslararası sistem tarafından belirlendiğidir.

Sistem teorisine göre uluslararası yapıdaki güç dengeleri uluslararası sistemi belirlemektedir. Dünyadaki güç dengelerinin tek kutuplu, iki kutuplu ya da çok kutuplu olabilir. Devletlerin dış politikaları da dünyanın bu durumuna göre oluşmaktadır.

Bu teori devletler farklı olsa da benzer koşullarda aynı politikaları temel aldıklarını savunmakla beraber, sivil toplum ve uluslararası başka aktörleri ihmal ettiğinden ötürü benzer koşullarda farklı politikalar geliştiren devletleri açıklayamamaktadır.

Sistem Kavramı ve Sistem Teorisinin Temel Varsayımları

Sistem, aralarında düzenli ilişkiler bulunan, ortak özelliklere sahip, birinde meydana gelen bir değişikliğin diğerlerini de etkilediği bağımlı değişkenler dizisidir. İnsan biyolojik bir sistem, aile toplumsal bir sistem, devlet ise siyasal bir sistemdir. Uluslararası sistem ise tüm bunları içine alan siyasal, toplumsal ve ekonomik bir sistemdir. Başka bir ifadeyle temel ögeleri belirli sınırlarla birbirinden ayrılan ve aralarında düzenli ve bağımlı ilişkiler bulunan devletlerin oluşturduğu yapıdır.

Bütün sistemler bir dengeye ulaşmaya ve o dengeyi muhafaza etmeye çalışırlar. Devletler açısından bu denge istikrarlı bir yapıyı temsil edebileceği gibi istikrarsız bir yapıyı da temsil edebilir.

Uluslararası sitem tek ve yekpare bir yapıda değildir. Alt sistemleri olan bir parçalar bütünüdür. Alt sistemler coğrafi ve fonksiyonel alt sistemler olarak ikiye ayrılır. Ortadoğu Sistemi, Latin Amerika Sistemi, Batı Avrupa Sistemi coğrafi sitemlere, Birleşmiş Milletler Örgütü ve NATO ise fonksiyonel sistemlere örnektir. Alt ve üst sistemler birbirlerinden karşılıklı olarak etkilenmektedirler.

Uluslararası Siyasal Sistemler

Devletlerin yapıları, örgütleniş biçimleri, davranış kuralları gibi faktörler göz önüne alınarak farklı sistem model ve teorileri geliştirilmiştir.

Richard Rosecrance istikrarlı ve istikrarsız sistemlerden bahseder. Birleşmiş Milletler gibi mekanizmalar düzenleyici mekanizmalar olarak adlandırılır. İşgal edecek toprak kalmaz ise bu durum çevresel kısıtlayıcı dır.

K. J. Holsti ise tarihsel faktörlerin yanı sıra, sistemin sınırını, sistemdeki siyasal birimler arasındaki ilişkileri, gücün dağılımını, siyasal birimlerin temel karakterlerini ve bunlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların işleyiş biçimini dikkate alarak, beş uluslararası siyasal sistem modeli ortaya koymuştur. Bunlar sırasıyla:

  1. Hiyerarşik sistem
  2. Güç dengesi sistemi
  3. Gevşek iki kutuplu sistem
  4. Sıkı iki kutuplu sistem
  5. Çok kutuplu sistemdir.

Sistem teorisini uluslararası ilişkilere uygulayarak bu alanda kapsamlı bir teori geliştiren Morton A. Kaplan ise altı uluslararası sistem modeli üzerinde durmaktadır. Kaplan da örgütlenme durumlarını, devletlerin sayılarını, aralarındaki davranış kurallarını ve sistemin değişimine ve dönüşümüne yol açacak faktörleri dikkate alarak modelleri geliştirmiştir. Bunlar sırasıyla:

  1. Güç dengesi sistemi
  2. Gevşek iki kutuplu sistem
  3. Sıkı iki kutuplu sistem
  4. Evrensel sistem
  5. Hiyerarşik sistem
  6. Birim veto sistemidir.

Kaplan sadece bu sistemleri tanımlamakla kalmamış aynı zamanda sistemlerin durumunu incelemeye ve açıklamaya yarayan beş değişken dizisi ortaya atmıştır. Bunlar:

  1. Sistemde dengenin korunması için gerekli davranışları ifade eden temel kurallar.
  2. Sistemin değişimine neden olan girdilerle ilgili değişim kuralları.
  3. Aktörlerin yapısal özelliklerine ilişkin, aktörleri sınıflandırıcı değişkenler.
  4. Silahlanma düzeyi, teknolojik gelişme, ekonomik durum gibi aktörlerin sahip oldukları güç ögelerine ilişkin kapasite değişkenleri.
  5. Aktörler arasındaki iletişim düzeyiyle ilgili enformasyon değişkenleridir.

Uluslararası Sistem Modelleri

Uluslararası sistem teorisini geliştirerek, devletlerin aynı koşullarda neden benzer politikalar izlediğini göstermeyi amaçlayan Morton A. Kaplan, bunu yaparken devletlerin içsel yapılarını göz ardı etmiş, daha çok devletleri dış etkilere bağlı olarak hareket eden kapalı yapılar olarak görmüştür. Bununla beraber, geliştirdiği sınanabilir nitelikteki varsayımlarla sistem teorisini bilimsel eleştirilere karşı dayanıklı kılmış, soyut genellemelerden ziyade, her bir model için öngördüğü varsayımlarla devletlerin belli durumlarda nasıl davrandıklarını, gelecekte nasıl davranacaklarını açıklama ve öngörme imkânı sağlayan bir analiz çerçevesi oluşturmuştur.

Güç Dengesi Sistemi (Balance of Power)

Bu sistem sayıları en az beş olması gereken ve birbirine denk güçte olduğu varsayılan ulusal devletlerden oluşmaktadır. Sistem içindeki hiçbir gücün sistemi yıkabilecek güce ulaşmasına izin verilmemelidir. Bu sayede hiçbir devlet diğerleri üzerinde tam bir hâkimiyet kuramaz. Devletler bireysel hareket ettiklerinde sitemin devam etmesi mümkün olabilir ama ikili ya da üçlü ittifaklar yaparak diğer devletler üzerinde tahakküm kurmaya da çalışabilirler. Böylesi bir durum güç dengesizliğine, dengesizlik de sistemin sürdürülemez hale gelmesine neden olur.

Güç Dengesi Sisteminin temel davranış kuralları şunlardır:

  • Kapasiteyi (gücü) artırma güdüsüyle hareket ederken savaş yerine diplomatik görüşmeleri tercih etmek.
  • Kapasiteyi artırma fırsatını kaçırmaktansa savaşa girmeyi tercih etmek.
  • Temel aktörlerden birinin ortadan kaldırılması söz konusuysa savaşı durdurmak.
  • Sistem içinde başat (hegemon) duruma geçmeye çalışan devlet veya koalisyonlara karşı çıkmak.
  • Uluslar üstü ilkelere bağlanma doğrultusunda hareket eden devletleri sınırlama yönünde çaba göstermek.
  • Yenilmiş ya da yıkılmış bir temel aktörün sisteme tekrar dönerek temel aktör konumunu kazanmasına, daha önce temel aktör durumunda olmayan bir devletin temel aktör sınıflandırmasına katılmasına çalışmak.
  • Bütün aktörlere karşı kabul edilebilir ortaklar olarak davranmak.

Gevşek İki Kutuplu Sistem

Bu sistemde devletler iki blok etrafında yoğunlaşmaktadır. Bloklara katılmayan, tarafsız politika izlemeyi benimseyen devletler de vardır. Soğuk savaş döneminde ABD ve SSCB bloklarına dahil olmayan Hindistan, Mısır, Endonezya, Gana gibi devletler bunun örneğidir. ABD ve SSCB iki blok oluşturmakta ve NATO ve VP (Varşova Paktı) gibi örgütler kurmaktaydı. Ayrıca nükleer silahların caydırıcı etkisi de önemliydi. Hatta bu seçenek nedeniyle savaşlardan kaçınma daha ön plandaydı. Bir savaş çıkması durumunda büyük bir yıkım olacağı tahmin edilebilirdi.

Sıkı İki Kutuplu Sistem

Tarafsız devletlerin olmadığı sistemdir. Bütün devletler mutlaka bir kutupta yer almaktadır.

Evrensel Sistem

Bütün devletler konfederal bir yapının parçaları hükmündedir. Siyasal, ekonomik, idari ve yargısal işlevleri görecek bütüncül bir yapıyı hedefler. Dolayısıyla bütünleşmiş ve istikrarlı bir sistem özelliği taşımaktadır. Bu düzene ulaşmak için birçok kriz ve istikrarsızlığı aşması gerekir. Bozulduğu zaman da güç dengesine ya da kutuplu sistemlere evrilir.

Hiyerarşik Sistem

Demokratik ya da otoriter nitelikte olabilir. Bu tür bir sistemde fonksiyonel örgütlenmeler coğrafi örgütlenmelerden daha güçlüdür. Sistem ayrılmayı cazip kılmayacak kadar güçlü olanaklara sahiptir.

Birim Veto Sistemi

Nükleer silahların yayılması ile ortaya çıkabilecek bir sistemdir. Sistemdeki hiçbir devlet tek bir vuruşla rakibini yenemeyeceği için bir denge oluşmaktadır. Fakat güçlü bir ilk vuruş gelirse rakibin ikinci bir vuruşu göze alamayacağı bir durum ortaya çıkabilir. Nükleer silahların caydırıcı gücü nedeniyle sistem istikrarlı sayılabilir.

Sistem Teorisinin Değerlendirilmesi

Sistem teorisi, devletlerin dış politikalarının, yine devletler tarafından oluşturulan yapı tarafından etkilendiğini varsayan bir teoridir. Devletlerin büyüklükleri, aralarındaki ilişkiler dikkate alınarak geliştirilen sistem modelleri ve tipolojileri, aslında tarihsel deneyimlerden yola çıkılarak geliştirilmiş modellerdir. Güç dengesi ve gevşek iki kutuplu sistemin dışında kalan sistemlerin, büyük ölçüde, varsayımsal nitelikte sistem modelleri olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu anlamda, sınama olanağı olmayan modeller oldukları için, bilimsel niteliklerinin oldukça tartışmalı olduğu ifade edilmektedir.

Özellikle birim veto sistemi ve sıkı iki kutuplu sistemin, diğer sistem modellerinin bozulması ya da gelişmesi sonucu ortaya çıkabileceği ileri sürülürken, hiyerarşik ve evrensel sistem modellerininse iç politika ve uluslararası politika arasındaki ayrım çizgisinde yer aldıkları, çünkü bu sistemlerin yapısal ve içsel (kurumsal ve hükümetsel) unsurlara birlikte işaret ettiği belirtilmektedir.

Ayrıca modeller ve varsayımları, sistemin kuralları olarak belirtilen kuralların devletlerin çıkarları gereği gösterdiği davranışlar mı, yoksa uymaları gereken kurallar mı olduğu yeterince açık olmadığı için de eleştirilmektedir. Bunların dışında sistem teorisi, devletlerin davranışlarını yapısal nedenlere dayandırması, devlet adamları ve karar vericilerle ilgilenmemesi, rasyonel davranışın sistemin kuralları doğrultusunda hareket etmek olduğu, tüm devletlerin aynı şekilde davranacağını varsayarak irrasyonel unsurları ya da öznel koşulları yadsıması, ülkelerin farklı siyasal koşullara sahip olduğu gerçeğini göz ardı etmesi nedeniyle de eleştirilmektedir.

Giriş

Sistem yaklaşımı, sitem teorisi ya da sistem analizi olarak da ifade edilir. Egemen ulus devletlerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve güç dağılımını inceler. Teorinin temel varsayımı devletlerin dış politikasının uluslararası sistem tarafından belirlendiğidir.

Sistem teorisine göre uluslararası yapıdaki güç dengeleri uluslararası sistemi belirlemektedir. Dünyadaki güç dengelerinin tek kutuplu, iki kutuplu ya da çok kutuplu olabilir. Devletlerin dış politikaları da dünyanın bu durumuna göre oluşmaktadır.

Bu teori devletler farklı olsa da benzer koşullarda aynı politikaları temel aldıklarını savunmakla beraber, sivil toplum ve uluslararası başka aktörleri ihmal ettiğinden ötürü benzer koşullarda farklı politikalar geliştiren devletleri açıklayamamaktadır.

Sistem Kavramı ve Sistem Teorisinin Temel Varsayımları

Sistem, aralarında düzenli ilişkiler bulunan, ortak özelliklere sahip, birinde meydana gelen bir değişikliğin diğerlerini de etkilediği bağımlı değişkenler dizisidir. İnsan biyolojik bir sistem, aile toplumsal bir sistem, devlet ise siyasal bir sistemdir. Uluslararası sistem ise tüm bunları içine alan siyasal, toplumsal ve ekonomik bir sistemdir. Başka bir ifadeyle temel ögeleri belirli sınırlarla birbirinden ayrılan ve aralarında düzenli ve bağımlı ilişkiler bulunan devletlerin oluşturduğu yapıdır.

Bütün sistemler bir dengeye ulaşmaya ve o dengeyi muhafaza etmeye çalışırlar. Devletler açısından bu denge istikrarlı bir yapıyı temsil edebileceği gibi istikrarsız bir yapıyı da temsil edebilir.

Uluslararası sitem tek ve yekpare bir yapıda değildir. Alt sistemleri olan bir parçalar bütünüdür. Alt sistemler coğrafi ve fonksiyonel alt sistemler olarak ikiye ayrılır. Ortadoğu Sistemi, Latin Amerika Sistemi, Batı Avrupa Sistemi coğrafi sitemlere, Birleşmiş Milletler Örgütü ve NATO ise fonksiyonel sistemlere örnektir. Alt ve üst sistemler birbirlerinden karşılıklı olarak etkilenmektedirler.

Uluslararası Siyasal Sistemler

Devletlerin yapıları, örgütleniş biçimleri, davranış kuralları gibi faktörler göz önüne alınarak farklı sistem model ve teorileri geliştirilmiştir.

Richard Rosecrance istikrarlı ve istikrarsız sistemlerden bahseder. Birleşmiş Milletler gibi mekanizmalar düzenleyici mekanizmalar olarak adlandırılır. İşgal edecek toprak kalmaz ise bu durum çevresel kısıtlayıcı dır.

K. J. Holsti ise tarihsel faktörlerin yanı sıra, sistemin sınırını, sistemdeki siyasal birimler arasındaki ilişkileri, gücün dağılımını, siyasal birimlerin temel karakterlerini ve bunlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların işleyiş biçimini dikkate alarak, beş uluslararası siyasal sistem modeli ortaya koymuştur. Bunlar sırasıyla:

  1. Hiyerarşik sistem
  2. Güç dengesi sistemi
  3. Gevşek iki kutuplu sistem
  4. Sıkı iki kutuplu sistem
  5. Çok kutuplu sistemdir.

Sistem teorisini uluslararası ilişkilere uygulayarak bu alanda kapsamlı bir teori geliştiren Morton A. Kaplan ise altı uluslararası sistem modeli üzerinde durmaktadır. Kaplan da örgütlenme durumlarını, devletlerin sayılarını, aralarındaki davranış kurallarını ve sistemin değişimine ve dönüşümüne yol açacak faktörleri dikkate alarak modelleri geliştirmiştir. Bunlar sırasıyla:

  1. Güç dengesi sistemi
  2. Gevşek iki kutuplu sistem
  3. Sıkı iki kutuplu sistem
  4. Evrensel sistem
  5. Hiyerarşik sistem
  6. Birim veto sistemidir.

Kaplan sadece bu sistemleri tanımlamakla kalmamış aynı zamanda sistemlerin durumunu incelemeye ve açıklamaya yarayan beş değişken dizisi ortaya atmıştır. Bunlar:

  1. Sistemde dengenin korunması için gerekli davranışları ifade eden temel kurallar.
  2. Sistemin değişimine neden olan girdilerle ilgili değişim kuralları.
  3. Aktörlerin yapısal özelliklerine ilişkin, aktörleri sınıflandırıcı değişkenler.
  4. Silahlanma düzeyi, teknolojik gelişme, ekonomik durum gibi aktörlerin sahip oldukları güç ögelerine ilişkin kapasite değişkenleri.
  5. Aktörler arasındaki iletişim düzeyiyle ilgili enformasyon değişkenleridir.

Uluslararası Sistem Modelleri

Uluslararası sistem teorisini geliştirerek, devletlerin aynı koşullarda neden benzer politikalar izlediğini göstermeyi amaçlayan Morton A. Kaplan, bunu yaparken devletlerin içsel yapılarını göz ardı etmiş, daha çok devletleri dış etkilere bağlı olarak hareket eden kapalı yapılar olarak görmüştür. Bununla beraber, geliştirdiği sınanabilir nitelikteki varsayımlarla sistem teorisini bilimsel eleştirilere karşı dayanıklı kılmış, soyut genellemelerden ziyade, her bir model için öngördüğü varsayımlarla devletlerin belli durumlarda nasıl davrandıklarını, gelecekte nasıl davranacaklarını açıklama ve öngörme imkânı sağlayan bir analiz çerçevesi oluşturmuştur.

Güç Dengesi Sistemi (Balance of Power)

Bu sistem sayıları en az beş olması gereken ve birbirine denk güçte olduğu varsayılan ulusal devletlerden oluşmaktadır. Sistem içindeki hiçbir gücün sistemi yıkabilecek güce ulaşmasına izin verilmemelidir. Bu sayede hiçbir devlet diğerleri üzerinde tam bir hâkimiyet kuramaz. Devletler bireysel hareket ettiklerinde sitemin devam etmesi mümkün olabilir ama ikili ya da üçlü ittifaklar yaparak diğer devletler üzerinde tahakküm kurmaya da çalışabilirler. Böylesi bir durum güç dengesizliğine, dengesizlik de sistemin sürdürülemez hale gelmesine neden olur.

Güç Dengesi Sisteminin temel davranış kuralları şunlardır:

  • Kapasiteyi (gücü) artırma güdüsüyle hareket ederken savaş yerine diplomatik görüşmeleri tercih etmek.
  • Kapasiteyi artırma fırsatını kaçırmaktansa savaşa girmeyi tercih etmek.
  • Temel aktörlerden birinin ortadan kaldırılması söz konusuysa savaşı durdurmak.
  • Sistem içinde başat (hegemon) duruma geçmeye çalışan devlet veya koalisyonlara karşı çıkmak.
  • Uluslar üstü ilkelere bağlanma doğrultusunda hareket eden devletleri sınırlama yönünde çaba göstermek.
  • Yenilmiş ya da yıkılmış bir temel aktörün sisteme tekrar dönerek temel aktör konumunu kazanmasına, daha önce temel aktör durumunda olmayan bir devletin temel aktör sınıflandırmasına katılmasına çalışmak.
  • Bütün aktörlere karşı kabul edilebilir ortaklar olarak davranmak.

Gevşek İki Kutuplu Sistem

Bu sistemde devletler iki blok etrafında yoğunlaşmaktadır. Bloklara katılmayan, tarafsız politika izlemeyi benimseyen devletler de vardır. Soğuk savaş döneminde ABD ve SSCB bloklarına dahil olmayan Hindistan, Mısır, Endonezya, Gana gibi devletler bunun örneğidir. ABD ve SSCB iki blok oluşturmakta ve NATO ve VP (Varşova Paktı) gibi örgütler kurmaktaydı. Ayrıca nükleer silahların caydırıcı etkisi de önemliydi. Hatta bu seçenek nedeniyle savaşlardan kaçınma daha ön plandaydı. Bir savaş çıkması durumunda büyük bir yıkım olacağı tahmin edilebilirdi.

Sıkı İki Kutuplu Sistem

Tarafsız devletlerin olmadığı sistemdir. Bütün devletler mutlaka bir kutupta yer almaktadır.

Evrensel Sistem

Bütün devletler konfederal bir yapının parçaları hükmündedir. Siyasal, ekonomik, idari ve yargısal işlevleri görecek bütüncül bir yapıyı hedefler. Dolayısıyla bütünleşmiş ve istikrarlı bir sistem özelliği taşımaktadır. Bu düzene ulaşmak için birçok kriz ve istikrarsızlığı aşması gerekir. Bozulduğu zaman da güç dengesine ya da kutuplu sistemlere evrilir.

Hiyerarşik Sistem

Demokratik ya da otoriter nitelikte olabilir. Bu tür bir sistemde fonksiyonel örgütlenmeler coğrafi örgütlenmelerden daha güçlüdür. Sistem ayrılmayı cazip kılmayacak kadar güçlü olanaklara sahiptir.

Birim Veto Sistemi

Nükleer silahların yayılması ile ortaya çıkabilecek bir sistemdir. Sistemdeki hiçbir devlet tek bir vuruşla rakibini yenemeyeceği için bir denge oluşmaktadır. Fakat güçlü bir ilk vuruş gelirse rakibin ikinci bir vuruşu göze alamayacağı bir durum ortaya çıkabilir. Nükleer silahların caydırıcı gücü nedeniyle sistem istikrarlı sayılabilir.

Sistem Teorisinin Değerlendirilmesi

Sistem teorisi, devletlerin dış politikalarının, yine devletler tarafından oluşturulan yapı tarafından etkilendiğini varsayan bir teoridir. Devletlerin büyüklükleri, aralarındaki ilişkiler dikkate alınarak geliştirilen sistem modelleri ve tipolojileri, aslında tarihsel deneyimlerden yola çıkılarak geliştirilmiş modellerdir. Güç dengesi ve gevşek iki kutuplu sistemin dışında kalan sistemlerin, büyük ölçüde, varsayımsal nitelikte sistem modelleri olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu anlamda, sınama olanağı olmayan modeller oldukları için, bilimsel niteliklerinin oldukça tartışmalı olduğu ifade edilmektedir.

Özellikle birim veto sistemi ve sıkı iki kutuplu sistemin, diğer sistem modellerinin bozulması ya da gelişmesi sonucu ortaya çıkabileceği ileri sürülürken, hiyerarşik ve evrensel sistem modellerininse iç politika ve uluslararası politika arasındaki ayrım çizgisinde yer aldıkları, çünkü bu sistemlerin yapısal ve içsel (kurumsal ve hükümetsel) unsurlara birlikte işaret ettiği belirtilmektedir.

Ayrıca modeller ve varsayımları, sistemin kuralları olarak belirtilen kuralların devletlerin çıkarları gereği gösterdiği davranışlar mı, yoksa uymaları gereken kurallar mı olduğu yeterince açık olmadığı için de eleştirilmektedir. Bunların dışında sistem teorisi, devletlerin davranışlarını yapısal nedenlere dayandırması, devlet adamları ve karar vericilerle ilgilenmemesi, rasyonel davranışın sistemin kuralları doğrultusunda hareket etmek olduğu, tüm devletlerin aynı şekilde davranacağını varsayarak irrasyonel unsurları ya da öznel koşulları yadsıması, ülkelerin farklı siyasal koşullara sahip olduğu gerçeğini göz ardı etmesi nedeniyle de eleştirilmektedir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!