Uluslararası İletişim Dersi 8. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası İletişim Dersi 8. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

İnternet Ve Sosyal Ağlar

İnternet Nedir?

21. yüzyılda insanlık sanayi toplumundan sonra yeni bir toplum yapısı dönemine girmiş, bu dönem endüstri sonrası toplum, post modern toplum, bilgi toplumu ve enformasyon toplumu bu yeni dönemin isimlerinden bazıları olmuştur. Bilişim teknolojisine dayalı olarak şekillenmekte olan bilgi toplumunun temel özelliği sanayi toplumunda ön planda olan “maddi” ürünlerin yerine, bilişim teknolojisi sayesinde bilgi üretiminin önem kazanmasıdır. Bilgi toplumu en basit deyişle, bilginin üretilmesi, depolanması ve dağıtılması süreçlerinin, toplumda en önemli faaliyetler olarak belirdiği toplum türüdür. Bilgi toplumu, gayri safi milli gelirin yarıdan fazlasının genel anlamda bilgi sektörüne ait olduğu bir ekonomik yapıyı ifade etmekte, toplumsal ve kültürel süreçlerin de yeni teknolojilere ve enformasyona bağlı olması da buna eklenebilmektedir. Sanayi toplumunda yarı vasıflı işçiler çalışan sınıf içinde en kalabalık grubu oluşturmaktayken, enformasyon toplumunda teknik ve profesyonel sınıf, yani “bilgi işçisi” olarak nitelenen bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler sayıca artmış ve toplumsal rolleri merkezileşmiştir.

Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkıp hızla gelişmesi daha yetenekli işgücüne gereksinim artmıştır. Böylesi bir gereksinimin ortaya çıkardığı ve toplum yaşamına soktuğu yeni medya internettir. Yerel ağların bir araya gelmesi ile oluşan internetin ortak dili HTML kısaltması ile tanınan hiper metin işaretleme dilidir (Hyper Text Markup Language).

Enformasyon teknolojisinin gelişmesi ve aradaki engellerin kaybolmasıyla İnternet ağı üzerindeki insanların birbirine daha fazla yakınlaşmasıyla ortaya çıkan İnternet kültürünün getirdiği değişime örnek olarak aşağıdaki özellikler gösterilebilir:

  • Sosyal kimlikten bağımsız iletişim: İnternet’te ırk, renk, dil, din gibi özellikler önemini yitirmekte, insanların birbirleri arasındaki ilişki önyargısız bir şekilde oluşmaya başlamaktadır.
  • Paylaşım: İnternet’in sağladığı olanaklardan en önemlisi olan bilgi paylaşma özelliği sayesinde öğrenen, yargılayan ve katılımcı insan yapıları oluşmaya başlamakta ve İnternet kullanıcıları böyle bir ortamda kendilerini daha aktif hissetmektedirler.
  • Demokratikleşme: İnternet’te kullanıcılar fikir ve önerilerini özgürce yayınlamakta ve gördüğü destek ve karşıt görüşlere de demokratik bir tartışma platformunda cevap verebilmektedir.
  • Bilgiye hızlı ve kolay ulaşım: Forumlar, e-posta grupları, vb. ortamlar İnternet kullanıcılarının fikir ve bilgi alışverişi yapabilmelerini sağlayarak, öğrenmenin maliyetini ve süresini azaltmıştır.
  • Kendine has iletişim: Konuşmanın yerini yazarak ifade edebilme yeteneği almış, bu aşamada hızlı yazmak önemli bir gereklilik olmuştur.

İki bilgisayar arasındaki bilgi alışverişini sağlamak için kablolar aracılığıyla kurulmuş basit bir sistem bile bir bilgisayar ağıdır. Bu sistemin en basit ve en sık rastlanan örneği bir ofisteki bilgisayarların birbirine bağlanmasıdır. Bu ağlar yerel ağ olarak nitelenmektedir ve uluslararası alan yazınındaki adı LAN’dır (local area network). Bu ağların daha büyük bir ağ oluşturacak şekilde bağlanmasıyla oluşan ve neredeyse tüm dünyaya yayılan büyük ağa internet denilmektedir.

İnternetin Gelişimi

Soğuk Savaş yıllarında, 4 Ekim 1957’de Sovyetler Birliği’nin ilk uydusu olan Sputnik’i uzaya fırlatmasının ardından karşılıklı uydu gönderme yarışları sonucunda ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nın (Defence Advaced Research Projects AgencyDARPA) çalışmaları sonucunda güçlü bir iletişim ağına gereksinim duyulduğu ortaya çıktı. Kurulan yeni ve güçlü iletişim altyapısı, internetin başlangıcı ve temeli olan ARPANET, askeri amaçlarla kullanılan bir yerel ağdır. İnternetin askeri ve akademik çalışma alanı dışında kullanılması süreci 1977 yılında başlamış, 1979 yılında USENET adı altında askeri ve akademik çalışmaların dışında kullanıcı gruplarının oluşmasına izin verildi. Bu durumun askeri amaçlı kullanımda güvenlik açıkları ortaya çıkarma riski oluşturması nedeniyle, ABD Savunma Bakanlığı kararıyla MILITARY NET kurularak askeri kanat ARPANET’ten ayrıldı.

Bütün ağların ortak bir dil konuşması gerekliliğinden yola çıkarak İsviçre’de CERN laboratuvarlarında çalışmalar sürdüren Tim Berners-Lee 1989’da önce hiper metin işaretleme dilini (Hyper Text Markup Language – HTML) ve Dünya Çapında Ağ olarak Türkçeleştirdiğimiz, internet adreslerinin başına eklediğimiz www (World Wide Web) olarak tanımladığımız bilgi paylaşım sistemini kurmuştur

Günümüz araştırmacıları internetin gelişimini Web 1.0 ve Web 2.0 olarak iki aşamada ele almaktadır. Web 1.0 dünya çapında ağların birbirine bağlanması ve yalnızca metne dayanan içerikleri destekleyen ortamdır. 2004’te Web 1.0’ın yerini Web 2.0 almıştır. Web 2.0’ın özellikleri de şu şekilde sıralanabilir:

  • Bağlı dünya: 1 milyarın üzerinde insan her gün sıklıkla interneti kullanmaktadır.
  • Ağ etkisi: Bir yazılım, ürün ya da hizmet kullanıldıkça daha değerli hale gelmekte, yazılımlar çoğu kullanıcının kolektif akıl kullanması için özellikle tasarlanmaktadır.
  • Yardımcı yaratıcı olarak kullanıcılar: İnsanlar sadece çevirimiçi materyallerin okuyucusu değil, aynı zamanda yazarı ve yaratıcısıdırlar.
  • İnsanlar sadece çevirimiçi materyallerin okuyucusu değil, aynı zamanda yaratıcısıdırlar.
  • Yetki genişlemesi: İnternet kullanan insanlar tüm dünyaya yayılmış olsa da, birlikte hareket ettiklerinde ortaya çıkan ürünün etkisi, kapsamı o ölçüde büyük olmaktadır.
  • Açıklık: İnternetin çoğu parçası onları kullanmak isteyen insanlar için çok ucuza ya da ücretsiz olarak elde edilebilir.
  • Karma hale getirebilme: İnternetin çoğu parçası onları kullanmak isteyen insanlar için çok ucuza ya da ücretsiz olarak elde edilebilir.
  • Ortaya çıkarma: Web 2.0 dönemi yazılımların sunduğu olanakların nasıl kullanılacağını kullanıcı bulmak zorundadır.
  • Zengin deneyimler: Web siteleri video, resim ve gerçek zamanlı pek çok uygulamaları barındırmaktadır.
  • Bir platform olarak web: Web 2.0 öncesi dönem yazılımların bilgisayara kurulmasını zorunlu kılmaktaydı. Ekonomik açıdan maliyetli olan bu uygulamalar yerini web tabanlı yazılımlara bırakmaktadır.

İnternetin Özellikleri

İnternet kendinden önceki iletişim ve kitle iletişim araçlarının sahip olduğu bütün becerilere sahiptir. İnternetin beş özelliği bulunmaktadır:

Çoklu ortam (Multimedya): Çoklu ortam kavramı ses, video gibi farklı içerik biçimlerinin bir arada kullanılması işidir. Çoklu ortam ürünlerini doğrusal ve doğrusal olmayan içerikleri temel alınarak iki grupta ele almak mümkündür. Örneğin bir videoyu seyretmek doğrusal; bilgisayar oyunu ise doğrusal olmayan çoklu ortam içeriği olarak nitelendirilebilir.

Hiper Metinsellik: Hiper sözcüğü İngilizce hyper sözcüğünün Türkçeleşmiş halidir. Hyper sözcüğünün İngilizce sözlük karşılığı aşırı, çok yüksek, üstündedir. Hypertext sözcüğünün karşılığı olarak dilimize giren hiper metin ise bağlı metin, köprülü metin olarak tanımlanmaktadır. Hiper metinler aynı isimle anılan bir işaretleme dili ile kodlanırlar. Hyper Text Markup Language (Hiper metin işaretleme dili) tamlamasının kısaltması olan HTML World Wide Web’in (yaygın dünya ağının) bilgi görüntülemekte kullandığı en yaygın dosya formatıdır. HTML sayfaları kullanılarak metinler değişik şekillerde ekrana getirilebilmekte, sayfalara resim ve ses eklenebilmektedir.

Paket anahtarlama (Packet switching): Paket anahtarlama şu benzetmelerle açıklanmaktadır: 3 binası olan bir şirket bütün binalardaki bilgisayarları birbirine bağlar ve A’dan B’ye, A’dan C’ye, B’den C’ye birer telefon hattı çeker. A binasındaki bilgisayar, C binasındaki bilgisayara gelen mesajı aldığında AC devresine geçer ve mesajı gönderir. Bu metoda devre anahtarlama denir.

Eş zamanlılık (Synchronicity): Internet sürekli bir eş zamanlı iletişimin önünü açmıştır. Internet üzerindeki iletişim benzeri görülmemiş bir hızla gerçekleşmektedir. Enformasyon yine benzeri görülmemiş bir hızla tüketilmektedir.

Etkileşimlilik (Interactivity): Etkileşimlilik, iletişimin kendindekini yansıtması, geçmişten beslenip, geçmişi yanıtlamasıdır. Etkileşim çift ya da daha fazla yönlü bir iletişim modeli gerektirmektedir. Yeni ortamın etkileşimli yapısıyla geleneksel kitle iletişiminin alıcısı artık etkin bir katılımcı olarak anılmaktadır. Etkileşimin altı boyutu vardır:

  1. Seçeneklerin karmaşıklığı: internet sitelerinin tasarımı geleneksel medya ürünlerinin tasarımından farklıdır. Seçenekler sınıflandırılarak gruplanır. Her grup eğer gereksinim duyulursa kendi içinde de sınıflandırılabilir. Bir aile ağacını andıran bu gruplandırma kullanıcıya sunulacak olan içeriğin ve seçeneklerin çeşitlenmesini ve bir düzen içinde sunulmasına olanak sağlamaktadır.
  2. Kullanıcının çabası: İzlerkitle geleneksel medya karşısında edilgen bir role sahipken internet karşısında kontrolü elinde tutan kişiye dönüşür. Bu nedenle internetin izlerkitlesi kullanıcı olarak anılır. Doğru bir site tasarımında kullanıcı aradığı bilgiye en kısa yoldan ulaşabilmelidir. Seçeneklerin çokluğu kadar kullanıcının seçeneklere ulaşmak için harcadığı çaba da etkileşim düzeyini etkiler.
  3. İzlerkitlenin yanıtlanması: İnterneti kendinden önceki kitle iletişim araçlarından farklı kılan özelliği kullanıcının hem bireylerarası iletişim sürecinde hem de kitle iletişim sürecinde karşılıklı iletişim kurabilme olanağına sahip olmasıdır. Sıkça sorulan sorular bölümü, e-posta iletişim kurma olanağı, anlık mesajlaşma sistemleri, sorunu çözmeye ya da bir soruyu cevaplamaya yarayan formlar izlerkitlenin yanıtlanmasının alt başlıklarıdır.
  4. Enformasyon eklemenin kolaylığı: Kullanıcının enformasyon eklemeyebilmesi içerik üretmesi anlamına gelir. Web 1.0 olarak anılan internetin ilk evresinde eş zamanlı olmayan mesaj panoları sıklıkla kullanılmıştır. Bu uygulamanın sonraki aşaması ise tartışma grupları olmuştur. Web 2.0 adı verilen üçüncü evrede ise sosyal medya uygulamaları damgasını vurmuş, video paylaşım siteleri ve Facebook ve Twitter gibi siteler aracılığıyla kullanıcılar içerik üreticisi konumuna gelmişlerdir.
  5. Bireylerarası iletişimin kolaylığı: Internet teknolojisi kullanıcısına doğrudan mesaj alma ve gönderme, anlık yazılı, sesli ve görüntülü iletişim olanağı sağlamaktadır. Sitelerin amaçları doğrultusunda bu teknolojiyi kullanmaları etkileşimi arttırıcı bir unsur olarak kabul edilmektedir. Sohbet odaları, telekonferans sistemleri, çevrimiçi (online) tartışma grupları etkileşimin bu boyutunu hayata geçiren uygulamalardır.
  6. İzleme sistemi kullanımı: İnternetin sağladığı olanaklar, bir siteyi ziyaret eden kullanıcının kim olduğundan, hangi bölümleri ziyaret ettiğine, buralarda ne kadar zaman harcadığına kadar pek çok veriyi toplama olanağı vermektedir. Siteye giriş doldurulması istenen bir formla, kullanıcılar hakkında demografik bilgiler edinilmesi de olanaklıdır. Başka bir ifade ile internet hem belirli bir kullanıcının hareketlerini hem de genel kullanıcıların hareketlerinin izlenmesine olanak vermektedir.

Sosyal Ağ Yayınları

Sosyal ağ siteleri kullanıcının içerik üretme olanağından güç almaktadır. Bunca içeriğin, sayfanın ve sitenin arasında kaybolmamak için arma motorları geliştirilmiştir. İçeriği kullanıcılar tarafından üretilen siteler şunlardır:

Arama motorları: İnternet’te milyonlarca Web sayfası içinde aradığınızı bulmak eğer aramanızı kolaylaştıracak bir sistem yoksa zordur. Bu işlemi kolaylaştırmak için çok hızlı ve çok yüksek kapasiteli sunucularla Web sayfalarındaki metinleri endeksleyen servisler (Web siteleri) bulunur. Bunların arama motoru (search engine) denir. Arama motoru aradığınız sözcükleri içermesi koşuluyla her tür siteyi karşınıza getirir. İlk arama motoru 1990 yılında Alan Emtage tarafından Archie adıyla kurulmuştur. Minnesota Üniversitesi’nden Mark P. McCahill, 1991’de Veronica isminde yeni bir arama motoru çıkardı. Ardından aynı amaçla Jughead kuruldu. 1994’te “tam metin” (full text) tarayıcı arama motoru olan WebCrawler, bu özelliği ile bir ilk olmuştur. Arama motorlarının gelişim sürecinde en önemli nokta Larry Page ve Sergey Brin, PageRank adlı teknolojiyi geliştirmeleridir. Page ve Brin 1999’da Google Search’ü kurdular. 2000’li yıllarda öne çıkan Google arama motorunun ardından kısa sürede gelişip 2000 yılında Google Araç Çubuğu çıkaran ekip böylece arama motoru teknolojisini ağ tarayıcılarının parçası haline getirdiler.

İnternet forumu: İnternet forumu ya da mesaj panosu, elektronik ortamda yaratılmış bir tartışma platformu ve paylaşım sistemidir. Forumların çıkış noktası ziyaretçi defterleridir. Daha sonra mesaj panoları ortaya çıkmış ve en son olarak günümüzdeki forum halini almıştır. Günümüzde forumlar genel amaçlı yapılar olmaktan çıkmış belirli bir ana temaya odaklanarak onun alt başlıklarının tartışılabildiği kapsamlı bir oluşuma dönüşmüştür.

Viki siteleri: Viki ismi Hawaii dilinde çabuk anlamına gelen wikiwiki kelimesinden türetilmiştir. İngilizce ‘What I Know is’ sözcüklerinin kısaltması olan Wiki “Bildiğim kadarıyla.” olarak da çevrilmektedir. Viki, herkesin üzerinde istediği gibi düzenlemeler yapmasına izin veren kullanıcıların içeriği kolaylıkla zenginleştirip biçimlendirebildikleri bilgi sayfaları topluluğudur. İlk viki sitesi WikiWikiWeb’dir. Ward Cunningham tarafından geliştirilen WikiWikiWeb Portland, Oregon da 1994’de kurulmuştur. 2000’li yıllarla birlikte yazılım ve teknoloji alt yapısı hızla oturan bu yapılar pek çok alanda kullanılmaya başlanmıştır.

Sosyal ağ siteleri: Bireyin varlığını soysal ağlar içinde kurduğu iletişimle sürdürmesi ve bu var olma mücadelesinde bireyin daha geniş bir gruba seslenebilme gereksinimi duyması, ağ örgütlenmelerinin iletişim gereksinimlerini cevaplayabilecek bir teknolojik alt yapıyı gerekli kılmıştır. İşte böyle bir gereksinimin ortaya çıkardığı Sosyal Ağ Siteleri, toplum hayatındaki sosyal ağları taklit ederek, ağ yapılanması içindeki ilişki bağlarını düzenli bir iletişim bağına dönüştürerek işleyen bir sistemdir. Son yıllarda milyonlarca kullanıcı tarafından ilgiyle kullanılan Facebook, Youtube, Twitter ve MySpace gibi sosyal ağ sitelerinin, beklentileri karşılayabildiği ölçüde kişilerin günlük yaşamlarında oldukça fazla yer kaplamaya başladığını gözlemlenmektedir.

a. Sosyal ağların medya tüketim alışkanlıklarına etkisi: İnsanlar, anlık bilgi alma, haberdar olma, kendilerini ifade etme gibi amaçlarla sosyal ağlara üye olmaktadır. Sosyal ağlarda her katılımcı hem üretici hem de tüketicidir. Hem kişisel içerik üretimleriyle üretici hem de başka kullanıcıların iletilerini okuyup, izleyen olarak tüketicidir.
b. Sosyal ağların toplumsal hareketlere etkisi/katkısı: Sosyal ağların gücü sayesinde toplumsal hareketlerin örgütlenmesi, protesto gösterileri düzenlenmesi, baskı gruplarının organize olması, lobi çalışmalarının yapılması sosyal değişimlerin ivme kazanmasına neden olmuştur.
c. Sosyal ağların kültürel değişime etkisi: Sosyal ağların kültürel değişime etkisi ise, “göründüğün kadar varsın” noktasında olmuştur. Diğer bir etkisi de kutuplaşmanın artmasına neden olmasıdır. Aynı fikirde olanların örgütlenip kendileri ile aynı fikirde olmayanlara karşı bir kutup oluşturup nefret söylemi geliştirmeleri sosyal ağların olumsuz etkilerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ağ günlükleri: Ağ günlüğü ya da dilimize İngilizceden geçen yaygın kullanımıyla blog siteleri teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeyen web siteleridir. İngilizcedeki “web” ve “log” kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış adıdır. Blog, genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış¸ yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yayını belirtir. Bir mecra olarak blogların özelliklerine bakmak gerekirse;

  1. Yazarın isteğine göre, dilediği zaman güncellenebilen bir yapısı vardır.
  2. Herhangi bir kişi istediği zaman bir blog yazarı olabilir ve istediği konuda yazabilir.
  3. Çift yönlü ve etkileşimli bir yapısı vardır. Okuyuculara yorum yapma imkânı sunar.

Ağ günlüklerinin kullanımı 1999 yılında Blogger firmasının bu hizmeti vermeye başlaması ve kısa süre sonra bunu ücretsiz hale getirmesi ile yaygınlaşmıştır. 2003 yılı Şubat ayında Google, Blogger’ı satın almıştır ve Google araç çubuğuna, ziyaret edilen sayfanın adresini doğrudan ağ günlüğüne girmeyi sağlayan bir bağlantı yerleştirmiştir. Ağ günlükleri de kendi içinde gruplara ayrılmıştır. Bunlar:

  • Kişisel ağ günlükleri: İnternet üzerinde bireysel olarak oluşturulan, kişilerin günlük yaşamda yaşadıkları olayları, karşılaştıkları durumları okurlarıyla paylaşmalarını sağlar.
  • Temalı ağ günlükleri: Sadece belirli bir alanda yazılan gönderilerin yer aldığı, belirli bir konuda uzman kişilerin yazdığı ve düzenlediği günlüklerdir.
  • Topluluk ağ günlükleri: Üyelik sistemine sahip olan ve bu üyelerin yazdıkları gönderilerden meydana gelen günlüklerdir.
  • Kurumsal ağ günlükleri: Şirketlerin kendileri ile ilgili haber ve duyurularını daha samimi bir şekilde halka açtıkları yapılardır.

Diğer İnternet Yapıları: Bu site yapılanmalarının örnekleri şunlardır:

Kişisel site: Kişisel web siteleri web 1.0 döneminin en yaygın yayın biçimlerinden biridir. Bugün de geçerliliğini koruyan bu yapılar daha çok sanatçılar, sporcular ve akademisyenlerdir. HTML tabanlı bu sitelerin tasarımı kolay, içeriği sınırlıdır; içerik karışık değildir. Bu tür web sitelerinin kurulmasının nedeni şunlardır:

  1. Kişinin kendisini tanıtma isteği,
  2. Kişinin iletişim kurma çabası,
  3. Çalışmalarını ve tecrübelerini yayımlama arzusu
  4. Kişisel bilgileri üzerinde hâkimiyete sahip olmak düşüncesidir.

Haber siteleri: Türk basınının ilk internet temsilcisi Milliyet, Hürriyet, Sabah ve Akşam Gazeteleridir. İnternet üzerinden yayına geçen ilk bağımsız (herhangi bir gazetenin internet sürümü olmayan) haber sitesi “Xn” ise 25 Ocak 1996’da internette yerini almıştır. Temmuz 1995’de internet üzerinden yayına başlayan Aktüel Dergisi ilk haber dergisi, Ekim 1995’de yayına başlayan Leman ilk mizah dergisi olmuştur. TV kanalları içinde internette site kuran ilk kanal 12 Haziran 1997’de Kanal D olmuştur. Bunu, Atv, Show, Star, NTV ve diğer kanallar izlemiştir. Bu türden yapılanmalar iki biçimde sınıflandırılabilir, ajanslardan gelen ve kendi yaptıkları haberleri yayınlayanlar, var olan haber kuruluşlarından haber derleyerek yayınlayıp, yorumlayanlar. Bu yapılanma içinde bir diğer açılımda Dördüncü Kuvvet Medya gibi medya eleştiri siteleri ve BİA (Bağımsız İletişim Ağı) gibi kendilerini alternatif medya olarak tanımlayan siteler tarafından getirilmektedir. Gazeteler ve gazeteciler için internet ortamında habere ulaşmaktan ve yeni aracı kullanmak konusuna kadar uyum sağlanması gereken bir sürü¨ yeni farklılık ortaya çıkmıştır;

  1. Haber sitesi okuyucusunun tavrı geleneksel gazete okuyucusundan çok farklıdır. Bazıları internet üzerinde gezinirken bazıları araştırma yapar.
  2. İnternet için coğrafi engel diye bir sorun yoktur, çünkü internet küresel bir araçtır. Yerel haberler bile yerel medyayla sınırlı değildir.
  3. İnternet farklı ilgi grupları oluşmasını, bunların güçlenmesini sağlamıştır. Bu da gazetenin hedef kitlesini genişletmiştir.
  4. Gazeteler, klasik haber tanımına uymayan, bugüne kadar gazetelerde ayrıntılı bir yer bulamamış¸ olan hava tahminleri, yol, deniz durumlarını anlatan raporlar, tren, uçak, metro tarifeleri gibi pek çok şey ayrıntılı olarak verilebilmektedir.
  5. Gazeteler, alan dışından gelen asıl meslekleri gazetecilik olmayan yeni rakiplerle rekabet etmek zorundadır. Bunlar profesyonel örgütler olduğu gibi bireysel, amatör girişimciler de olabilmektedir.

Mikro site: Mikro siteler adından da kolaylıkla anlaşılacağı gibi kapsamı sınırlı, içeriği bir ile üç¸ sayfa arasında değişen site yapılarıdır. Genellikle vakıflar, dernekler, kamu kurumları ve ticari faaliyet gösteren kurumlarca belirli bir konuyu anlatmak, tanıtmak için hazırlanır.

İnternet Nedir?

21. yüzyılda insanlık sanayi toplumundan sonra yeni bir toplum yapısı dönemine girmiş, bu dönem endüstri sonrası toplum, post modern toplum, bilgi toplumu ve enformasyon toplumu bu yeni dönemin isimlerinden bazıları olmuştur. Bilişim teknolojisine dayalı olarak şekillenmekte olan bilgi toplumunun temel özelliği sanayi toplumunda ön planda olan “maddi” ürünlerin yerine, bilişim teknolojisi sayesinde bilgi üretiminin önem kazanmasıdır. Bilgi toplumu en basit deyişle, bilginin üretilmesi, depolanması ve dağıtılması süreçlerinin, toplumda en önemli faaliyetler olarak belirdiği toplum türüdür. Bilgi toplumu, gayri safi milli gelirin yarıdan fazlasının genel anlamda bilgi sektörüne ait olduğu bir ekonomik yapıyı ifade etmekte, toplumsal ve kültürel süreçlerin de yeni teknolojilere ve enformasyona bağlı olması da buna eklenebilmektedir. Sanayi toplumunda yarı vasıflı işçiler çalışan sınıf içinde en kalabalık grubu oluşturmaktayken, enformasyon toplumunda teknik ve profesyonel sınıf, yani “bilgi işçisi” olarak nitelenen bilim adamları, teknisyenler, mühendisler, öğretmenler sayıca artmış ve toplumsal rolleri merkezileşmiştir.

Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkıp hızla gelişmesi daha yetenekli işgücüne gereksinim artmıştır. Böylesi bir gereksinimin ortaya çıkardığı ve toplum yaşamına soktuğu yeni medya internettir. Yerel ağların bir araya gelmesi ile oluşan internetin ortak dili HTML kısaltması ile tanınan hiper metin işaretleme dilidir (Hyper Text Markup Language).

Enformasyon teknolojisinin gelişmesi ve aradaki engellerin kaybolmasıyla İnternet ağı üzerindeki insanların birbirine daha fazla yakınlaşmasıyla ortaya çıkan İnternet kültürünün getirdiği değişime örnek olarak aşağıdaki özellikler gösterilebilir:

  • Sosyal kimlikten bağımsız iletişim: İnternet’te ırk, renk, dil, din gibi özellikler önemini yitirmekte, insanların birbirleri arasındaki ilişki önyargısız bir şekilde oluşmaya başlamaktadır.
  • Paylaşım: İnternet’in sağladığı olanaklardan en önemlisi olan bilgi paylaşma özelliği sayesinde öğrenen, yargılayan ve katılımcı insan yapıları oluşmaya başlamakta ve İnternet kullanıcıları böyle bir ortamda kendilerini daha aktif hissetmektedirler.
  • Demokratikleşme: İnternet’te kullanıcılar fikir ve önerilerini özgürce yayınlamakta ve gördüğü destek ve karşıt görüşlere de demokratik bir tartışma platformunda cevap verebilmektedir.
  • Bilgiye hızlı ve kolay ulaşım: Forumlar, e-posta grupları, vb. ortamlar İnternet kullanıcılarının fikir ve bilgi alışverişi yapabilmelerini sağlayarak, öğrenmenin maliyetini ve süresini azaltmıştır.
  • Kendine has iletişim: Konuşmanın yerini yazarak ifade edebilme yeteneği almış, bu aşamada hızlı yazmak önemli bir gereklilik olmuştur.

İki bilgisayar arasındaki bilgi alışverişini sağlamak için kablolar aracılığıyla kurulmuş basit bir sistem bile bir bilgisayar ağıdır. Bu sistemin en basit ve en sık rastlanan örneği bir ofisteki bilgisayarların birbirine bağlanmasıdır. Bu ağlar yerel ağ olarak nitelenmektedir ve uluslararası alan yazınındaki adı LAN’dır (local area network). Bu ağların daha büyük bir ağ oluşturacak şekilde bağlanmasıyla oluşan ve neredeyse tüm dünyaya yayılan büyük ağa internet denilmektedir.

İnternetin Gelişimi

Soğuk Savaş yıllarında, 4 Ekim 1957’de Sovyetler Birliği’nin ilk uydusu olan Sputnik’i uzaya fırlatmasının ardından karşılıklı uydu gönderme yarışları sonucunda ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nın (Defence Advaced Research Projects AgencyDARPA) çalışmaları sonucunda güçlü bir iletişim ağına gereksinim duyulduğu ortaya çıktı. Kurulan yeni ve güçlü iletişim altyapısı, internetin başlangıcı ve temeli olan ARPANET, askeri amaçlarla kullanılan bir yerel ağdır. İnternetin askeri ve akademik çalışma alanı dışında kullanılması süreci 1977 yılında başlamış, 1979 yılında USENET adı altında askeri ve akademik çalışmaların dışında kullanıcı gruplarının oluşmasına izin verildi. Bu durumun askeri amaçlı kullanımda güvenlik açıkları ortaya çıkarma riski oluşturması nedeniyle, ABD Savunma Bakanlığı kararıyla MILITARY NET kurularak askeri kanat ARPANET’ten ayrıldı.

Bütün ağların ortak bir dil konuşması gerekliliğinden yola çıkarak İsviçre’de CERN laboratuvarlarında çalışmalar sürdüren Tim Berners-Lee 1989’da önce hiper metin işaretleme dilini (Hyper Text Markup Language – HTML) ve Dünya Çapında Ağ olarak Türkçeleştirdiğimiz, internet adreslerinin başına eklediğimiz www (World Wide Web) olarak tanımladığımız bilgi paylaşım sistemini kurmuştur

Günümüz araştırmacıları internetin gelişimini Web 1.0 ve Web 2.0 olarak iki aşamada ele almaktadır. Web 1.0 dünya çapında ağların birbirine bağlanması ve yalnızca metne dayanan içerikleri destekleyen ortamdır. 2004’te Web 1.0’ın yerini Web 2.0 almıştır. Web 2.0’ın özellikleri de şu şekilde sıralanabilir:

  • Bağlı dünya: 1 milyarın üzerinde insan her gün sıklıkla interneti kullanmaktadır.
  • Ağ etkisi: Bir yazılım, ürün ya da hizmet kullanıldıkça daha değerli hale gelmekte, yazılımlar çoğu kullanıcının kolektif akıl kullanması için özellikle tasarlanmaktadır.
  • Yardımcı yaratıcı olarak kullanıcılar: İnsanlar sadece çevirimiçi materyallerin okuyucusu değil, aynı zamanda yazarı ve yaratıcısıdırlar.
  • İnsanlar sadece çevirimiçi materyallerin okuyucusu değil, aynı zamanda yaratıcısıdırlar.
  • Yetki genişlemesi: İnternet kullanan insanlar tüm dünyaya yayılmış olsa da, birlikte hareket ettiklerinde ortaya çıkan ürünün etkisi, kapsamı o ölçüde büyük olmaktadır.
  • Açıklık: İnternetin çoğu parçası onları kullanmak isteyen insanlar için çok ucuza ya da ücretsiz olarak elde edilebilir.
  • Karma hale getirebilme: İnternetin çoğu parçası onları kullanmak isteyen insanlar için çok ucuza ya da ücretsiz olarak elde edilebilir.
  • Ortaya çıkarma: Web 2.0 dönemi yazılımların sunduğu olanakların nasıl kullanılacağını kullanıcı bulmak zorundadır.
  • Zengin deneyimler: Web siteleri video, resim ve gerçek zamanlı pek çok uygulamaları barındırmaktadır.
  • Bir platform olarak web: Web 2.0 öncesi dönem yazılımların bilgisayara kurulmasını zorunlu kılmaktaydı. Ekonomik açıdan maliyetli olan bu uygulamalar yerini web tabanlı yazılımlara bırakmaktadır.

İnternetin Özellikleri

İnternet kendinden önceki iletişim ve kitle iletişim araçlarının sahip olduğu bütün becerilere sahiptir. İnternetin beş özelliği bulunmaktadır:

Çoklu ortam (Multimedya): Çoklu ortam kavramı ses, video gibi farklı içerik biçimlerinin bir arada kullanılması işidir. Çoklu ortam ürünlerini doğrusal ve doğrusal olmayan içerikleri temel alınarak iki grupta ele almak mümkündür. Örneğin bir videoyu seyretmek doğrusal; bilgisayar oyunu ise doğrusal olmayan çoklu ortam içeriği olarak nitelendirilebilir.

Hiper Metinsellik: Hiper sözcüğü İngilizce hyper sözcüğünün Türkçeleşmiş halidir. Hyper sözcüğünün İngilizce sözlük karşılığı aşırı, çok yüksek, üstündedir. Hypertext sözcüğünün karşılığı olarak dilimize giren hiper metin ise bağlı metin, köprülü metin olarak tanımlanmaktadır. Hiper metinler aynı isimle anılan bir işaretleme dili ile kodlanırlar. Hyper Text Markup Language (Hiper metin işaretleme dili) tamlamasının kısaltması olan HTML World Wide Web’in (yaygın dünya ağının) bilgi görüntülemekte kullandığı en yaygın dosya formatıdır. HTML sayfaları kullanılarak metinler değişik şekillerde ekrana getirilebilmekte, sayfalara resim ve ses eklenebilmektedir.

Paket anahtarlama (Packet switching): Paket anahtarlama şu benzetmelerle açıklanmaktadır: 3 binası olan bir şirket bütün binalardaki bilgisayarları birbirine bağlar ve A’dan B’ye, A’dan C’ye, B’den C’ye birer telefon hattı çeker. A binasındaki bilgisayar, C binasındaki bilgisayara gelen mesajı aldığında AC devresine geçer ve mesajı gönderir. Bu metoda devre anahtarlama denir.

Eş zamanlılık (Synchronicity): Internet sürekli bir eş zamanlı iletişimin önünü açmıştır. Internet üzerindeki iletişim benzeri görülmemiş bir hızla gerçekleşmektedir. Enformasyon yine benzeri görülmemiş bir hızla tüketilmektedir.

Etkileşimlilik (Interactivity): Etkileşimlilik, iletişimin kendindekini yansıtması, geçmişten beslenip, geçmişi yanıtlamasıdır. Etkileşim çift ya da daha fazla yönlü bir iletişim modeli gerektirmektedir. Yeni ortamın etkileşimli yapısıyla geleneksel kitle iletişiminin alıcısı artık etkin bir katılımcı olarak anılmaktadır. Etkileşimin altı boyutu vardır:

  1. Seçeneklerin karmaşıklığı: internet sitelerinin tasarımı geleneksel medya ürünlerinin tasarımından farklıdır. Seçenekler sınıflandırılarak gruplanır. Her grup eğer gereksinim duyulursa kendi içinde de sınıflandırılabilir. Bir aile ağacını andıran bu gruplandırma kullanıcıya sunulacak olan içeriğin ve seçeneklerin çeşitlenmesini ve bir düzen içinde sunulmasına olanak sağlamaktadır.
  2. Kullanıcının çabası: İzlerkitle geleneksel medya karşısında edilgen bir role sahipken internet karşısında kontrolü elinde tutan kişiye dönüşür. Bu nedenle internetin izlerkitlesi kullanıcı olarak anılır. Doğru bir site tasarımında kullanıcı aradığı bilgiye en kısa yoldan ulaşabilmelidir. Seçeneklerin çokluğu kadar kullanıcının seçeneklere ulaşmak için harcadığı çaba da etkileşim düzeyini etkiler.
  3. İzlerkitlenin yanıtlanması: İnterneti kendinden önceki kitle iletişim araçlarından farklı kılan özelliği kullanıcının hem bireylerarası iletişim sürecinde hem de kitle iletişim sürecinde karşılıklı iletişim kurabilme olanağına sahip olmasıdır. Sıkça sorulan sorular bölümü, e-posta iletişim kurma olanağı, anlık mesajlaşma sistemleri, sorunu çözmeye ya da bir soruyu cevaplamaya yarayan formlar izlerkitlenin yanıtlanmasının alt başlıklarıdır.
  4. Enformasyon eklemenin kolaylığı: Kullanıcının enformasyon eklemeyebilmesi içerik üretmesi anlamına gelir. Web 1.0 olarak anılan internetin ilk evresinde eş zamanlı olmayan mesaj panoları sıklıkla kullanılmıştır. Bu uygulamanın sonraki aşaması ise tartışma grupları olmuştur. Web 2.0 adı verilen üçüncü evrede ise sosyal medya uygulamaları damgasını vurmuş, video paylaşım siteleri ve Facebook ve Twitter gibi siteler aracılığıyla kullanıcılar içerik üreticisi konumuna gelmişlerdir.
  5. Bireylerarası iletişimin kolaylığı: Internet teknolojisi kullanıcısına doğrudan mesaj alma ve gönderme, anlık yazılı, sesli ve görüntülü iletişim olanağı sağlamaktadır. Sitelerin amaçları doğrultusunda bu teknolojiyi kullanmaları etkileşimi arttırıcı bir unsur olarak kabul edilmektedir. Sohbet odaları, telekonferans sistemleri, çevrimiçi (online) tartışma grupları etkileşimin bu boyutunu hayata geçiren uygulamalardır.
  6. İzleme sistemi kullanımı: İnternetin sağladığı olanaklar, bir siteyi ziyaret eden kullanıcının kim olduğundan, hangi bölümleri ziyaret ettiğine, buralarda ne kadar zaman harcadığına kadar pek çok veriyi toplama olanağı vermektedir. Siteye giriş doldurulması istenen bir formla, kullanıcılar hakkında demografik bilgiler edinilmesi de olanaklıdır. Başka bir ifade ile internet hem belirli bir kullanıcının hareketlerini hem de genel kullanıcıların hareketlerinin izlenmesine olanak vermektedir.

Sosyal Ağ Yayınları

Sosyal ağ siteleri kullanıcının içerik üretme olanağından güç almaktadır. Bunca içeriğin, sayfanın ve sitenin arasında kaybolmamak için arma motorları geliştirilmiştir. İçeriği kullanıcılar tarafından üretilen siteler şunlardır:

Arama motorları: İnternet’te milyonlarca Web sayfası içinde aradığınızı bulmak eğer aramanızı kolaylaştıracak bir sistem yoksa zordur. Bu işlemi kolaylaştırmak için çok hızlı ve çok yüksek kapasiteli sunucularla Web sayfalarındaki metinleri endeksleyen servisler (Web siteleri) bulunur. Bunların arama motoru (search engine) denir. Arama motoru aradığınız sözcükleri içermesi koşuluyla her tür siteyi karşınıza getirir. İlk arama motoru 1990 yılında Alan Emtage tarafından Archie adıyla kurulmuştur. Minnesota Üniversitesi’nden Mark P. McCahill, 1991’de Veronica isminde yeni bir arama motoru çıkardı. Ardından aynı amaçla Jughead kuruldu. 1994’te “tam metin” (full text) tarayıcı arama motoru olan WebCrawler, bu özelliği ile bir ilk olmuştur. Arama motorlarının gelişim sürecinde en önemli nokta Larry Page ve Sergey Brin, PageRank adlı teknolojiyi geliştirmeleridir. Page ve Brin 1999’da Google Search’ü kurdular. 2000’li yıllarda öne çıkan Google arama motorunun ardından kısa sürede gelişip 2000 yılında Google Araç Çubuğu çıkaran ekip böylece arama motoru teknolojisini ağ tarayıcılarının parçası haline getirdiler.

İnternet forumu: İnternet forumu ya da mesaj panosu, elektronik ortamda yaratılmış bir tartışma platformu ve paylaşım sistemidir. Forumların çıkış noktası ziyaretçi defterleridir. Daha sonra mesaj panoları ortaya çıkmış ve en son olarak günümüzdeki forum halini almıştır. Günümüzde forumlar genel amaçlı yapılar olmaktan çıkmış belirli bir ana temaya odaklanarak onun alt başlıklarının tartışılabildiği kapsamlı bir oluşuma dönüşmüştür.

Viki siteleri: Viki ismi Hawaii dilinde çabuk anlamına gelen wikiwiki kelimesinden türetilmiştir. İngilizce ‘What I Know is’ sözcüklerinin kısaltması olan Wiki “Bildiğim kadarıyla.” olarak da çevrilmektedir. Viki, herkesin üzerinde istediği gibi düzenlemeler yapmasına izin veren kullanıcıların içeriği kolaylıkla zenginleştirip biçimlendirebildikleri bilgi sayfaları topluluğudur. İlk viki sitesi WikiWikiWeb’dir. Ward Cunningham tarafından geliştirilen WikiWikiWeb Portland, Oregon da 1994’de kurulmuştur. 2000’li yıllarla birlikte yazılım ve teknoloji alt yapısı hızla oturan bu yapılar pek çok alanda kullanılmaya başlanmıştır.

Sosyal ağ siteleri: Bireyin varlığını soysal ağlar içinde kurduğu iletişimle sürdürmesi ve bu var olma mücadelesinde bireyin daha geniş bir gruba seslenebilme gereksinimi duyması, ağ örgütlenmelerinin iletişim gereksinimlerini cevaplayabilecek bir teknolojik alt yapıyı gerekli kılmıştır. İşte böyle bir gereksinimin ortaya çıkardığı Sosyal Ağ Siteleri, toplum hayatındaki sosyal ağları taklit ederek, ağ yapılanması içindeki ilişki bağlarını düzenli bir iletişim bağına dönüştürerek işleyen bir sistemdir. Son yıllarda milyonlarca kullanıcı tarafından ilgiyle kullanılan Facebook, Youtube, Twitter ve MySpace gibi sosyal ağ sitelerinin, beklentileri karşılayabildiği ölçüde kişilerin günlük yaşamlarında oldukça fazla yer kaplamaya başladığını gözlemlenmektedir.

a. Sosyal ağların medya tüketim alışkanlıklarına etkisi: İnsanlar, anlık bilgi alma, haberdar olma, kendilerini ifade etme gibi amaçlarla sosyal ağlara üye olmaktadır. Sosyal ağlarda her katılımcı hem üretici hem de tüketicidir. Hem kişisel içerik üretimleriyle üretici hem de başka kullanıcıların iletilerini okuyup, izleyen olarak tüketicidir.
b. Sosyal ağların toplumsal hareketlere etkisi/katkısı: Sosyal ağların gücü sayesinde toplumsal hareketlerin örgütlenmesi, protesto gösterileri düzenlenmesi, baskı gruplarının organize olması, lobi çalışmalarının yapılması sosyal değişimlerin ivme kazanmasına neden olmuştur.
c. Sosyal ağların kültürel değişime etkisi: Sosyal ağların kültürel değişime etkisi ise, “göründüğün kadar varsın” noktasında olmuştur. Diğer bir etkisi de kutuplaşmanın artmasına neden olmasıdır. Aynı fikirde olanların örgütlenip kendileri ile aynı fikirde olmayanlara karşı bir kutup oluşturup nefret söylemi geliştirmeleri sosyal ağların olumsuz etkilerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ağ günlükleri: Ağ günlüğü ya da dilimize İngilizceden geçen yaygın kullanımıyla blog siteleri teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeyen web siteleridir. İngilizcedeki “web” ve “log” kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış adıdır. Blog, genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış¸ yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yayını belirtir. Bir mecra olarak blogların özelliklerine bakmak gerekirse;

  1. Yazarın isteğine göre, dilediği zaman güncellenebilen bir yapısı vardır.
  2. Herhangi bir kişi istediği zaman bir blog yazarı olabilir ve istediği konuda yazabilir.
  3. Çift yönlü ve etkileşimli bir yapısı vardır. Okuyuculara yorum yapma imkânı sunar.

Ağ günlüklerinin kullanımı 1999 yılında Blogger firmasının bu hizmeti vermeye başlaması ve kısa süre sonra bunu ücretsiz hale getirmesi ile yaygınlaşmıştır. 2003 yılı Şubat ayında Google, Blogger’ı satın almıştır ve Google araç çubuğuna, ziyaret edilen sayfanın adresini doğrudan ağ günlüğüne girmeyi sağlayan bir bağlantı yerleştirmiştir. Ağ günlükleri de kendi içinde gruplara ayrılmıştır. Bunlar:

  • Kişisel ağ günlükleri: İnternet üzerinde bireysel olarak oluşturulan, kişilerin günlük yaşamda yaşadıkları olayları, karşılaştıkları durumları okurlarıyla paylaşmalarını sağlar.
  • Temalı ağ günlükleri: Sadece belirli bir alanda yazılan gönderilerin yer aldığı, belirli bir konuda uzman kişilerin yazdığı ve düzenlediği günlüklerdir.
  • Topluluk ağ günlükleri: Üyelik sistemine sahip olan ve bu üyelerin yazdıkları gönderilerden meydana gelen günlüklerdir.
  • Kurumsal ağ günlükleri: Şirketlerin kendileri ile ilgili haber ve duyurularını daha samimi bir şekilde halka açtıkları yapılardır.

Diğer İnternet Yapıları: Bu site yapılanmalarının örnekleri şunlardır:

Kişisel site: Kişisel web siteleri web 1.0 döneminin en yaygın yayın biçimlerinden biridir. Bugün de geçerliliğini koruyan bu yapılar daha çok sanatçılar, sporcular ve akademisyenlerdir. HTML tabanlı bu sitelerin tasarımı kolay, içeriği sınırlıdır; içerik karışık değildir. Bu tür web sitelerinin kurulmasının nedeni şunlardır:

  1. Kişinin kendisini tanıtma isteği,
  2. Kişinin iletişim kurma çabası,
  3. Çalışmalarını ve tecrübelerini yayımlama arzusu
  4. Kişisel bilgileri üzerinde hâkimiyete sahip olmak düşüncesidir.

Haber siteleri: Türk basınının ilk internet temsilcisi Milliyet, Hürriyet, Sabah ve Akşam Gazeteleridir. İnternet üzerinden yayına geçen ilk bağımsız (herhangi bir gazetenin internet sürümü olmayan) haber sitesi “Xn” ise 25 Ocak 1996’da internette yerini almıştır. Temmuz 1995’de internet üzerinden yayına başlayan Aktüel Dergisi ilk haber dergisi, Ekim 1995’de yayına başlayan Leman ilk mizah dergisi olmuştur. TV kanalları içinde internette site kuran ilk kanal 12 Haziran 1997’de Kanal D olmuştur. Bunu, Atv, Show, Star, NTV ve diğer kanallar izlemiştir. Bu türden yapılanmalar iki biçimde sınıflandırılabilir, ajanslardan gelen ve kendi yaptıkları haberleri yayınlayanlar, var olan haber kuruluşlarından haber derleyerek yayınlayıp, yorumlayanlar. Bu yapılanma içinde bir diğer açılımda Dördüncü Kuvvet Medya gibi medya eleştiri siteleri ve BİA (Bağımsız İletişim Ağı) gibi kendilerini alternatif medya olarak tanımlayan siteler tarafından getirilmektedir. Gazeteler ve gazeteciler için internet ortamında habere ulaşmaktan ve yeni aracı kullanmak konusuna kadar uyum sağlanması gereken bir sürü¨ yeni farklılık ortaya çıkmıştır;

  1. Haber sitesi okuyucusunun tavrı geleneksel gazete okuyucusundan çok farklıdır. Bazıları internet üzerinde gezinirken bazıları araştırma yapar.
  2. İnternet için coğrafi engel diye bir sorun yoktur, çünkü internet küresel bir araçtır. Yerel haberler bile yerel medyayla sınırlı değildir.
  3. İnternet farklı ilgi grupları oluşmasını, bunların güçlenmesini sağlamıştır. Bu da gazetenin hedef kitlesini genişletmiştir.
  4. Gazeteler, klasik haber tanımına uymayan, bugüne kadar gazetelerde ayrıntılı bir yer bulamamış¸ olan hava tahminleri, yol, deniz durumlarını anlatan raporlar, tren, uçak, metro tarifeleri gibi pek çok şey ayrıntılı olarak verilebilmektedir.
  5. Gazeteler, alan dışından gelen asıl meslekleri gazetecilik olmayan yeni rakiplerle rekabet etmek zorundadır. Bunlar profesyonel örgütler olduğu gibi bireysel, amatör girişimciler de olabilmektedir.

Mikro site: Mikro siteler adından da kolaylıkla anlaşılacağı gibi kapsamı sınırlı, içeriği bir ile üç¸ sayfa arasında değişen site yapılarıdır. Genellikle vakıflar, dernekler, kamu kurumları ve ticari faaliyet gösteren kurumlarca belirli bir konuyu anlatmak, tanıtmak için hazırlanır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!