Uluslararası İktisat Dersi 3. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası İktisat Dersi 3. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Yeni Dış Ticaret Teorileri Ve Dış Ticareti Açıklamaya Yönelik Modeller

Yeni Dış Ticaret Teorilerinin Ortaya Çıkışı

Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde ekonomik gelişmelere paralel olarak dış ticaretin gelişmesi ve yeni pek çok ürünün dış ticarete konu olması, David Ricardo’nun Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi ile Heckscher ve Ohlin tarafından geliştirilen Faktör Donatımı Teorisi’nin (H-O) tüm dış ticaret işlemlerine açıklık getirmesini zorlaştırmıştır. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarındaki artışa bağlı olarak dış ticaretin yönünde meydana gelen değişiklikler, yeni sanayi örgütlenmesi, ülkelerin aynı ürünü hem ihraç hem de ithal etmesi (endüstri-içi ticaretin yaygınlaşması), ölçek ekonomilerinin varlığı ve eksik rekabet şartları yeni dış ticaret teorilerinin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir.

Günümüzde mevcut gelişmeleri açıklayabilmek için yeni teorilere ve/veya açılımlara ihtiyaç duyulmuştur. Böylece dış ticareti açıklamaya yönelik ilk teoriler ortaya çıkmıştır. Ardından 1970’li yılların sonuna doğru ölçek ekonomileri ve eksik rekabet piyasalarına dayanan yeni dış ticaret teorileri daha da geliştirilerek uluslararası iktisat yazınına kazandırılmıştır. Bu teorilerin, klasik teoriye önemli katkılarda bulunarak ticaretteki yeni gelişmelerin teorik açıklamasını yapmakla birlikte, genel olarak dünya ticaretine tam bir açıklama getirmediği ve sadece belli ürünlerin dış ticaretini açıklayarak klasik dış ticaret teorisinin eksikliklerini giderdiği söylenebilir.

Dış Ticareti Açıklamaya Yönelik Modeller

Bu bölümde önde gelen yeni dış ticaret teorileri ortaya çıkış tarihlerine göre incelenmiştir.

Varlık (Mevcudiyet) Modeli

Varlık Modeli, Irving Kravis tarafından ortaya atılmıştır. Kravis, ABD’nin dış ticaretindeki mal kompozisyonuna çeşitli faktörlerin nispi (göreceli) etkisini göstermek amacıyla bir çalışma yapmıştır. Çalışmada doğal kaynakların, teknolojik ilerlemelerin ve ürün farklılaştırmalarının dış ticareti artırdığı belirtilmektedir. Serbest rekabeti kısıtlayan hükûmet müdahaleleri (serbest dış ticareti savunan ülkeler tarafından da uygulanmakta olan), karteller ve ithalatı kısıtlamaya yönelik uygulamalar dış ticaretin genişlemesini engellemektedir. Ayrıca Kravis, teknolojik ilerlemeler ve ürün farklılaştırması gibi ticareti açıklayan faktörlerin karşılaştırmalı üstünlüklerin çatısı altında toplanabileceğini belirtmektedir.

Gelir ve Tercihlerde Benzerlik Modeli

Gelir ve Tercihlerde Benzerlik Modeli (Teorisi), İsveçli iktisatçı Staffan Burenstam Linder tarafından geliştirildiği için “Linder Modeli (Teorisi)” olarak da adlandırılmaktadır. Linder, sanayi ürünlerinde dış ticareti açıklamak için ülkeler arasındaki gelir ve tercih benzerliklerini dikkate alan kendi teorisini geliştirmiştir. Linder Teorisi’ni H-O Faktör Donatımı Teorisi’nden ayıran noktalar, Linder Teorisi’nin dış ticaretin talep yönüne ağırlık vermesi ve dış ticarete konu olan malların homojen olmadığını vurgulamasıdır.

Teknolojik Açık Modeli

Heckscher-Ohlin (H-O) Teorisi’nde statik olarak kabul edilen teknoloji , Teknolojik Açık Modelinde dinamik bir faktör olarak ele alınmıştır. Michael V. Posner’e göre, birbirine benzer ekonomik şartlara sahip olan sanayileşmiş ülkeler arasındaki dış ticaretin temel nedeni teknolojik değişim ve gelişme dir. Teknolojik yeniliği yapan ülkelerin üreticileri ile diğer ülke üreticileri arasında belli bir süre teknolojik açık oluşacaktır. Teknolojik yenilik sayesinde maliyetlerini önemli ölçüde düşüren ilk üretici, dış ticarette diğer ülke üreticilerine karşı önemli bir üstünlük sağlayacaktır. Dış ticareti teknolojik açık modeli ile açıklamaya çalışan bu yaklaşım, her zaman dış pazarlara yeni mal sürebilen ve bu pazarlarda üretilen yeni malların teknolojisini kendi ülkesine ilk getiren üreticilerin önemli bir monopol (tekel) gücüne sahip olacağını belirtmiştir. Ayrıca söz konusu faaliyetler dış ticarete önemli bir dinamizm katacaktır. Dünyada sanayi sektörü ile ilgili dış ticaret, doğal kaynaklardan çok ülkenin sahip olduğu teknolojik düzey ile ilgilidir.

Yetişkin (Nitelikli) İş gücü Modeli

Yetişkin (Nitelikli) İş gücü Modeli’ne (Teorisi’ne) göre, ülkeler arasındaki ticaret yalnızca faktör donanımlarına (emek ve sermaye farklılığına) göre değil, nitelikli işgücü donanımına göre de belirlenmektedir. İş gücünün niteliği bütün ülkelerde farklıdır. İş gücünün farklı niteliklere sahip olmasının temel nedeni ise farklı ülkelerde işgücüne yapılan yatırımların farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Yetişkin İşgücü Teorisi gelişmiş ülkeler arasındaki dış ticaretin büyük bir bölümünü açıklamaktadır. Sermaye ve nitelikli iş gücü bakımından zengin olan ülkeler, bu faktörlerin yoğun olarak kullanıldığı ürünlerde uzmanlaşırken niteliksiz iş gücünün yoğun olduğu ülkeler ise ağırlıklı olarak çok fazla nitelik gerektirmeyen ürünlerin üretiminde uzmanlaşmaktadırlar.

Yetişkin İş gücü Teorisi, Faktör Donatımı Teorisi ile önemli bir benzerliğe sahiptir. Üretiminde yoğun olarak nitelikli iş gücünün kullanıldığı mallar sermaye yoğun mallardır. Nitelikli iş gücünün olduğu ülkeler sermaye yoğun mallarda uzmanlaşırken diğer ülkelerde emek yoğun mallarda uzmanlaşmaktadırlar. Yetişkin İş gücü Teorisi, H-O Faktör Donatımı Teorisi’nin farklı bir yorumu olduğundan, bu teoriye “ Neo-Faktör Donatımı Teorisi ” de denmektedir.

Ürün Dönemleri (Devreleri) Modeli

Yeni ürünün diğer ülke üreticileri tarafından taklit edilmesi süreci teknolojik açık teorisinde taklit gecikmesi olarak ifade edilmektedir. Söz konusu süreç Ürün Dönemleri (Devreleri) Teorisi’nde ürünün standart ürün haline gelmesi olarak ele alınmaktadır.

Teorinin temeli, teknolojik açık modeline dayanmaktadır. Teori, ürünün icat edildiği ilk aşamadan (yeni ürün) uluslararası ticareti etkilemesine (ticarete konu olmasına) kadar geçen zaman dilimi üzerinde durmaktadır. Yeni ürünün gelişimi yeni ürün, olgun ürün ve standart ürün olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Teorinin, ülke ve sektörün sahip olduğu teknolojiden daha çok ürün üzerine odaklandığı görülmektedir.

Vernon’a göre yeni ürün aşaması nda; gelişmiş bir ülkedeki yenilikçi firmanın yenilik yaratan ürünü ilk önce kendi ülkesinde üretilmekte ve ülke içinde satılmaktadır. Olgun ürün aşaması nda sermaye yoğun bir üretim sürecinin yanında üretici sayısı da artmıştır. Bu aşamada ürünü ilk geliştiren ülkenin ihracatında önemli artışlar görülse de belli bir düzeyden sonra (olgun ürün aşamasının sonuna doğru) ihracat geliri azalmaktadır. Standart ürün aşaması nda; ürünü ilk geliştiren üretici üretim sürecinden yavaş yavaş çekilmektedir. Söz konusu üretici mevcut üretim teknolojilerini lisans anlaşmaları ile diğer üreticilere satmakta ve artık yeni ürünlerin üretimi için AR-GE çalışmalarına yönelmektedir.

Yeni Ürün ve Standart Ürün Arasındaki Süre Kısalıyor Gelişen teknolojinin yanı sıra şirketlerin daha yenilikçi olmalarıyla birlikte ürünlerin yaşam döngüleri daha kısalmıştır. Yenilikçi firmalar ürünlerin satışları azalmadan önce farklı piyasalara hitap edebilmek için ürün farklılaştırmasına gitmektedir. Günümüzde yenilikçi ülkeler piyasada rekabetçi güçlerini korumak için teknolojilerini geliştirerek ve piyasaya sundukları ürünlerini farklılaştırarak yenilik yaratmak durumundadırlar.

Ürün Gelişim Aşamaları ve Karşılaştırmalı Üstünlüklerin Değişimi

Ürün Dönemleri Teorisi’nde karşılaştırmalı üstünlükler dinamiktir. Teorinin üç aşamasında da karşılaştırmalı üstünlük dinamik bir seyir izlemektedir. Ürün ilk geliştirildiğinde (yeni ürün aşamasında) karşılaştırmalı üstünlük, söz konusu ürünü ilk üreten ülkededir. Daha sonraki aşamada (olgun ürün aşamasında) ürünün diğer sanayileşmiş ülkeler tarafından üretilmesiyle birlikte karşılaştırmalı üstünlük, bu ülkelere (diğer sanayileşmiş ülkelere) geçebilmektedir. Son aşamada (standart ürün aşamasında) ise az gelişmiş ülkelerde söz konusu ürünü üretmekte ve maliyet avantajı nedeniyle önemli bir karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olmaktadır. İlk aşamada karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olan sanayileşmiş ülke, son aşamada bu üstünlüğü kaybetmektedir. Karşılaştırmalı üstünlük önce diğer sanayileşmiş ülkelere daha sonra ise az gelişmiş ülkelere geçmektedir. Ürün Dönemleri Teorisi’nde karşılaştırmalı üstünlüğün değişimi beş farklı aşamada incelenmektedir. Ürün ilk olarak yurt içi piyasa için üretilir. Daha sonra ihracata başlanır. Üçüncü aşamada ihraç edilen ürünler artık yabancı rakipler tarafından üretilmeye başlanır. Dördüncü aşamada üretimin diğer ülkelere (yabancı üreticilere) yayılması ile birlikte ürünü ilk geliştiren üretici ülke rekabetteki üstünlüğünü kaybeder. Son aşamada artık ürünü ilk geliştiren ülke üretimi bırakmıştır. Söz konusu ürünü diğer üretici ülkelerden ithal eder, bu nedenle diğer üreticiler arasında yoğun rekabet söz konusudur.

Yeni Dış Ticaret Teorileri

1960’lı yıllar ile 1970’li yılların ilk yarısındaki deneysel çalışmalara göre gelişmiş ülkeler arasındaki ticaret büyük ölçüde endüstri-içi ticaret ile ilgilidir. Klasik dış ticaret teorisinin aksine, gündelik hayatta karşılık bulan ölçek ekonomileri ve eksik (aksak) rekabet şartlarında dış ticaret henüz formüle edilmemiştir. Ölçek ekonomilerinin klasik dış ticaret teorisinin temel varsayımlarından tam rekabet piyasası ile çelişmesi, ölçek ekonomilerini içine alan matematiksel bir modelin geliştirilmesini güçleştirmiştir.

1970’li yılların sonuna doğru ölçek ekonomileri ve eksik rekabet piyasalarına dayanan yeni dış ticaret teorileri dış ticaret teorisi yazınına kazandırılmıştır. Ölçek ekonomilerine yönelik çalışmalar Alfred Marshall’a kadar uzanmasına karşılık, ölçeğe göre artan getirinin klasik iktisadın ölçeğe göre sabit getiri varsayımı ile çelişmesi, sağlam bir formülasyon geliştirilmesini zorlaştırmıştır. Eksik rekabet piyasalarının varlığı ve endüstri-içi ticaretin gelişmesi yeni dış ticaret teorilerinin geliştirilmesini kolaylaştırmıştır.

Ölçek Ekonomileri Teorisi

Yeni dış ticaret teorileri ortaya çıkana kadar klasik iktisatçılar ölçek ekonomileri ve eksik rekabet piyasasının varlığını kabul etmektedirler. Ancak bu iki kavramın dış ticaret ile olan bağlantısını kurmada net bir formülasyon geliştirememişlerdir.

Ölçek Ekonomisi ve Dış Ticaret ile İlgili Çalışmalar

Klasik iktisatçılardan A. Marshall ölçek ekonomilerinin dış ticaret hadleri üzerindeki etkilerini incelemiştir. A. Marshall, ölçeğe göre artan getiri durumunda, bir ülkenin ithalat talebinin artmasının, ithalat yapılan ülkede üretimin artmasına ve ölçek ekonomileri nedeniyle maliyetin düşmesine neden olacağı için bunun ithalat yapan ülkenin dış ticaret hadlerinde iyileşme yaratacağını ve refah artışı sağlanacağını belirtmiştir. Frank D. Graham ise A. Marshall’ın aksine ölçek ekonomilerinin her zaman refah artışı sağlamayacağını ifade etmiştir. Graham’a göre, ölçeğe göre artan getiri durumunda; dış ticaret, kaynak dağılımını ölçeğe göre artan getirili endüstrilerden azalan getirili endüstrilere yöneltmekte, bu ise toplam üretimde düşmeye ve dolayısıyla ülke refahında azalmaya neden olmaktadır. Çünkü üretici artan getiriler nedeni ile daha verimli üretim yaptığı sektörlerden ölçeğe göre artan getirinin olduğu, yani daha fazla kâr sağlayan sektörlere yönelecektir. Bu ise optimal kaynak dağılımını olumsuz yönde etkilemektedir. Paul R. Krugman ve Elhanan Helpman içsel ölçek ekonomileri, Kemp ve Negishi gibi iktisatçılar ise dışsal ölçek ekonomilerine dayalı modeller geliştirmiştir. Ölçek Ekonomileri Teorisi, son yıllarda endüstri-içi ticareti açıklamaya yönelik olarak geliştirilen Tekelci (Monopolcü) Rekabet Teorisi’ne önemli katkılarda bulunmuş bir teori niteliğindedir.

Ölçek Ekonomisinin Tanımı ve Kapsamı

Bir birim üretim için giderek daha az emeğe ihtiyaç duyuluyorsa ortalama maliyetler azalmakta, artan üretim ölçeği ile birlikte artan getiriye bağlı olarak ölçek ekonomileri ortaya çıkmaktadır. Ölçek ekonomisinin tanımında da belirtildiği üzere üretim miktarı her defasında eşit miktarda (tanımda 1 birim iken, örnekte 5 birim) artmasına karşılık, üretimde kullanılan ortalama girdi (emek) giderek azalmaktadır.

Ölçek ekonomileri içsel ve dışsal ölçek ekonomileri olarak ikiye ayrılmaktadır.

Eğer üretici firmanın kendi kitlesel üretimine bağlı olarak ortalama maliyetler düşüyorsa içsel ölçek ekonomileri geçerlidir. Ölçek ekonomileri herhangi bir firmanın büyüklüğüne bağlı olarak değil de endüstrinin büyüklüğüne bağlı olarak oluşuyorsa bu durumda dışsal ölçek ekonomileri söz konusudur. Artan üretim ölçeği ile gerçekleşen maliyet düşüşü içsel ölçek ekonomilerinde firma bazında iken, dışsal ölçek ekonomilerinde endüstri düzeyindedir.

Ölçek Ekonomileri, Firmalar, Endüstriler ve Ülkeler

Ölçek ekonomilerinden faydalanmak için mutlaka üretimin artırılması gerekir. Artan üretime bağlı olarak toplam maliyet (TC) artsa da ortalama maliyet (AC) düşmektedir. Ortalama maliyetteki düşüşün nedeni uzmanlaşmaya bağlı olarak verimliliğin artmasıdır. ekonomileri büyük pazara sahip ülke ve üreticiler için geçerlidir. Dolayısıyla küçük üretici ve ülkeler, ölçek ekonomilerinin sağlamış olduğu imkânlardan faydalanamaz. Küçük ülkelerin ölçek ekonomisinden faydalanması ancak dışa açık bir model ile mümkün olabilmektedir.

Üreticiler açısından bakıldığında küçük çaplı üretim yapan üreticiler ölçek ekonomisinden faydalanamamasına karşılık, büyük firmaların ölçek ekonomisinden faydalanması rekabet düzeyini olumsuz etkilemektedir. Ölçek ekonomisinden faydalanan firma önemli bir maliyet avantajına (artan üretim ile birlikte maliyetleri düştüğü için) sahip olduğu için fiyatları düşürerek diğer firmaların piyasadan çekilmesine neden olabilir. Bu ise söz konusu piyasalarda bir firmanın (üreticinin) egemen olduğu monopol (tekel) veya birkaç firmanın daha fazla egemen olduğu oligopole dönme eğilimini artırır.

Ölçek Ekonomileri ve Piyasa Yapısı

İçsel ölçek ekonomilerinden daha çok büyük ölçekli firmalar faydalanmaktadır. Bu ise piyasa yapısını (teorideki tam rekabet piyasasını) olumsuz etkilemektedir. İçsel ölçek ekonomileri sayesinde maliyetleri düşen firmalar, uyguladıkları düşük fiyat politikası ile piyasa paylarını artırabilirler. Düşük fiyat politikası karşısında rekabet edemeyen diğer üreticilerin üretim sürecinden çekilmesi ile ölçek ekonomisinden faydalanan büyük üretici(ler) artık söz konusu piyasada daha az sayıda üretici ile rekabet etmek zorunda kalır. Sonuçta, ölçek ekonomilerinin özellikle içsel ölçek ekonomilerinin belli bir süre sonra piyasada rekabet yapısının bozulmasına neden olarak eksik rekabet piyasalarının doğmasına yol açtığı ifade edilebilir.

Ölçek Ekonomileri ve Dış Ticaret Teorisi

Heckscher-Ohlin Teorisi’ne göre birbirine benzer faktör donatımına sahip ülkeler arasında dış ticaret gerçekleşmez. H-O Teorisi’nin aksine gerçek hayatta uluslararası ticaret daha çok birbirine benzer gelişmiş ülkeler arasında yapılmaktadır. Gerçek hayatta uluslararası ticaretin böyle gerçekleşmesinin altında ölçeğe göre artan getirinin yanı sıra tüketici zevk ve tercihlerindeki benzerlikler ve/veya farklılıklar ile ürün farklılaştırması gibi önemli etkenler bulunmaktadır.

Ülkeler dış ticarete açılmadan önce her üründen ihtiyaçları kadar üretmektedirler. Sadece iç piyasaya (pazara) yönelik üretim, üreticilerin ölçek ekonomilerinden faydalanmasını engellemektedir. Ülke iç piyasada talep edilen mallardan az miktarda üretmekte, bu ise maliyetleri artırmaktadır. Ülkenin dış ticarete açılması ile birlikte ülke ölçek ekonomisinden faydalanacağı ürünlerin üretimine odaklanarak diğer ürünleri ithal etmektedir.

Ölçek ekonomisinden faydalanmak için dış ticarete açılan ülke, önceki duruma (dış ticaretin olmadığı duruma) göre daha az çeşitte mal üretmesine karşılık, uzmanlaştığı malın üretiminde daha fazla üretim yapmaktadır. Ülke ürettiği malları, üretim ile zevk ve tercihler açısından birbirine benzeyen ülkelere satabilir. Buna karşılık üretimine son verilen mal(lar) ise diğer üretici ülkelerden alınır. Daha geniş pazara üretim yapmak için ihtiyaç duyulan ilave işgücü ise üretimine son verilen malların üretiminde istihdam edilen işgücünden karşılanacaktır.

İçsel ve Dışsal Ölçek Ekonomilerinde Dış Ticaret

Ölçek ekonomileri ve dış ticaret üzerine yapılan çalışmalarda daha çok içsel ölçek ekonomileri üzerinde durulmaktadır. Bunun birinci nedeni, uygulamada içsel ölçek ekonomileri dışsal ölçek ekonomilerine göre daha kolay tanımlanmaktadır. İkinci neden ise içsel ölçek ekonomileri koşullarında geliştirilen ticaret modellerinin dışsal ölçek ekonomilerine ilişkin modellerden daha basit olmasıdır.

Üreticiler dış ticaret (ihracat) ile ölçek ekonomisinden faydalanarak üretim maliyetlerini düşürürken tüketiciler de ithalat yoluyla farklılaştırılmış da olsa birbirini ikame eden mallardan daha fazla sayıda (miktarda) tüketme şansına sahip olacaktır.

Dışsal Ölçek Ekonomileri ve Dış Ticaret

Dışsal ölçek ekonomileri, diğer bir ifadeyle dışsal ekonomiler firmayı değil, firmanın içinde bulunduğu endüstriyi ilgilendirmektedir. Aynı sektörde (endüstri dalında) faaliyet gösteren firmalar maliyetleri azaltmak ve kümelenmenin sağlamış olduğu avantajlardan faydalanmak için belli bölgelerde toplanmaktadırlar. Bu bölgelerde toplanan firmalar birbirlerine önemli ölçüde dışsallık sağlamaktadırlar.

Tekelci (Monopolcü) Rekabet Teorisi

Tekelci rekabete dayanan dış ticaret teorileri, dış ticaretin nedeni olarak ölçeğe göre artan getiriyi görmektedirler. Tekelci Rekabet Teorisi, klasik dış ticaret teorisi tarafından açıklanamayan endüstri-içi ticareti ölçek ekonomileri yardımı ile açıklamaktadır. Tekelci Rekabet Teorisi ülkeler arasında karşılaştırmalı üstünlük bulunmasa dahi ölçek ekonomileri nedeniyle dış ticaretin gerçekleşebileceğini belirtmektedir.

Tekelci (Monopolcü) Rekabet

Tekelci rekabette ilk olarak; az sayıda firmanın faaliyet gösterdiği bir endüstri olması gerekir. İkinci olarak ; endüstrideki her firma ürün farklılaştırması uyguladığı için ürünler tam olarak birbirlerinin aynısı değildir. Üçüncü olarak ; farklı firmalar tarafından üretilen ürünler birbirlerini ikame edebilirler. Endüstrideki her firma farklılaştırdığı ürününde tekel gücüne sahip olsa da yakın ikame (rakip) ürünler üreten diğer firmaları dikkate almak durumundadır. Her firma malına yönelik talep, mevcut bulunan diğer benzerlerinin sayısına ve endüstrideki diğer firmaların ürünlerinin fiyatlarına bağlıdır. Tekel (monopol) piyasasındaki tekel kârı (monopol kârı) uzun süre gitmez. Monopol (tekel) kârı, diğer firmaların piyasaya girmesine yol açar. Artık piyasa fiyatına etki edebilen tek değil, birkaç firma vardır. Bu tür piyasalar, oligopol piyasalar olarak adlandırılmaktadır.

Tekelci Rekabet ve Piyasa Dengesi (Firmalar Arası Etkileşim)

Tekelci rekabet modelindeki iki temel varsayım karşılıklı bağımlılıkla ilgilidir. İlk olarak firmalar kendi ürününü rakiplerinden farklılaştırmaktadır. Dolayısıyla ürün farklılaştırması yoluyla her firma bir endüstride, bir üründe kendine tekel yaratır ve bu sayede rekabetten kendisini nispeten korur. İkinci olarak her firma rakiplerinin verdiği fiyatı veri kabul eder ve diğer firmaların fiyatının kendi fiyatına etkisini yok sayar. Sonuçta, tekelci rekabet modeli her firmanın diğer firmalar ile bir rekabet içinde olmasına rağmen sanki bir tekel gibi davranabileceğini varsayar.

Tekelci Rekabet ve Dış Ticaret

Tekelci rekabet modelini dış ticarete uygulamanın temelinde dış ticaretin piyasayı (pazarı) büyüttüğü düşüncesi yatmaktadır. Dış ticaret ile hem dünya piyasaları birbirine entegre hale gelir hem de ulusal pazarlardan daha büyük pazar oluşur. Her ülke dış ticaretin olmadığı duruma göre daha dar bir ürün yelpazesinde uzmanlaşır. Üretilmeyen ürünler dışarıdan (diğer ülkelerden) ithal edilir. Bununla birlikte her ülkede tüketicilerin talep edebileceği mal çeşitliliği de artar. Ülkelerin kaynakları ve teknolojileri farklı olmasa bile yapılan dış ticaret karşılıklı olarak her ülkeye kazanç fırsatı sunar.

Tekelci Rekabet ve Artan Piyasa Büyüklüğü

Tekelci rekabetin olduğu endüstride firma sayısı ve fiyatlar piyasa büyüklüğünden etkilenmektedir. Daha geniş piyasalarda genellikle hem firma sayısı hem de firma başına düşen satışlar daha fazla olacaktır. Tüketiciler ise küçük piyasalara göre daha düşük fiyat ve daha fazla mal çeşitliliğine kavuşacaktır.

Endüstri-İçi Ticaret

Endüstri-içi ticaret , herhangi bir ülkenin belli bir endüstride hem ihracat hem de ithalat yapmasına verilen isimdir. Bu yönüyle bakıldığında endüstri-içi ticaret karşılaştırmalı üstünlükler ve H-O Faktör Donatımı Teorisi ile çelişmektedir.

Endüstri-İçi Ticaretin Gelişmesi ve Nedenleri

Endüstri-içi ticaretin gelişmesinde pek çok etken vardır. Bunlar:

  • mal (ürün) farklılaştırması,
  • taşıma maliyetleri,
  • mevsimsel farklılıklardır.

Endüstri-İçi Ticaret ve Endüstriler Arası Ticaret

Endüstriler arası ticaret Heckscher-Ohlin Teorisi’ne uygun iken, endüstri-içi ticaret klasik dış ticaret teorisi (Karşılaştırmalı Üstünlükler ve Heckscher-Ohlin Teorisi) ile uyumlu değildir. Çünkü hem David Ricardo’nun Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi’nde hem de Heckscher-Ohlin Teorisi’nde ülkeler aynı anda belli bir sektöre (örneğin otomobil) ilişkin ürünü hem ihraç hem de ithal edemez. Dolayısıyla endüstri-içi ticaret benzer faktörler ile üretilen malların ticaretini içermektedir.

Yeni Dış Ticaret Teorilerinin Ortaya Çıkışı

Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde ekonomik gelişmelere paralel olarak dış ticaretin gelişmesi ve yeni pek çok ürünün dış ticarete konu olması, David Ricardo’nun Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi ile Heckscher ve Ohlin tarafından geliştirilen Faktör Donatımı Teorisi’nin (H-O) tüm dış ticaret işlemlerine açıklık getirmesini zorlaştırmıştır. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarındaki artışa bağlı olarak dış ticaretin yönünde meydana gelen değişiklikler, yeni sanayi örgütlenmesi, ülkelerin aynı ürünü hem ihraç hem de ithal etmesi (endüstri-içi ticaretin yaygınlaşması), ölçek ekonomilerinin varlığı ve eksik rekabet şartları yeni dış ticaret teorilerinin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir.

Günümüzde mevcut gelişmeleri açıklayabilmek için yeni teorilere ve/veya açılımlara ihtiyaç duyulmuştur. Böylece dış ticareti açıklamaya yönelik ilk teoriler ortaya çıkmıştır. Ardından 1970’li yılların sonuna doğru ölçek ekonomileri ve eksik rekabet piyasalarına dayanan yeni dış ticaret teorileri daha da geliştirilerek uluslararası iktisat yazınına kazandırılmıştır. Bu teorilerin, klasik teoriye önemli katkılarda bulunarak ticaretteki yeni gelişmelerin teorik açıklamasını yapmakla birlikte, genel olarak dünya ticaretine tam bir açıklama getirmediği ve sadece belli ürünlerin dış ticaretini açıklayarak klasik dış ticaret teorisinin eksikliklerini giderdiği söylenebilir.

Dış Ticareti Açıklamaya Yönelik Modeller

Bu bölümde önde gelen yeni dış ticaret teorileri ortaya çıkış tarihlerine göre incelenmiştir.

Varlık (Mevcudiyet) Modeli

Varlık Modeli, Irving Kravis tarafından ortaya atılmıştır. Kravis, ABD’nin dış ticaretindeki mal kompozisyonuna çeşitli faktörlerin nispi (göreceli) etkisini göstermek amacıyla bir çalışma yapmıştır. Çalışmada doğal kaynakların, teknolojik ilerlemelerin ve ürün farklılaştırmalarının dış ticareti artırdığı belirtilmektedir. Serbest rekabeti kısıtlayan hükûmet müdahaleleri (serbest dış ticareti savunan ülkeler tarafından da uygulanmakta olan), karteller ve ithalatı kısıtlamaya yönelik uygulamalar dış ticaretin genişlemesini engellemektedir. Ayrıca Kravis, teknolojik ilerlemeler ve ürün farklılaştırması gibi ticareti açıklayan faktörlerin karşılaştırmalı üstünlüklerin çatısı altında toplanabileceğini belirtmektedir.

Gelir ve Tercihlerde Benzerlik Modeli

Gelir ve Tercihlerde Benzerlik Modeli (Teorisi), İsveçli iktisatçı Staffan Burenstam Linder tarafından geliştirildiği için “Linder Modeli (Teorisi)” olarak da adlandırılmaktadır. Linder, sanayi ürünlerinde dış ticareti açıklamak için ülkeler arasındaki gelir ve tercih benzerliklerini dikkate alan kendi teorisini geliştirmiştir. Linder Teorisi’ni H-O Faktör Donatımı Teorisi’nden ayıran noktalar, Linder Teorisi’nin dış ticaretin talep yönüne ağırlık vermesi ve dış ticarete konu olan malların homojen olmadığını vurgulamasıdır.

Teknolojik Açık Modeli

Heckscher-Ohlin (H-O) Teorisi’nde statik olarak kabul edilen teknoloji , Teknolojik Açık Modelinde dinamik bir faktör olarak ele alınmıştır. Michael V. Posner’e göre, birbirine benzer ekonomik şartlara sahip olan sanayileşmiş ülkeler arasındaki dış ticaretin temel nedeni teknolojik değişim ve gelişme dir. Teknolojik yeniliği yapan ülkelerin üreticileri ile diğer ülke üreticileri arasında belli bir süre teknolojik açık oluşacaktır. Teknolojik yenilik sayesinde maliyetlerini önemli ölçüde düşüren ilk üretici, dış ticarette diğer ülke üreticilerine karşı önemli bir üstünlük sağlayacaktır. Dış ticareti teknolojik açık modeli ile açıklamaya çalışan bu yaklaşım, her zaman dış pazarlara yeni mal sürebilen ve bu pazarlarda üretilen yeni malların teknolojisini kendi ülkesine ilk getiren üreticilerin önemli bir monopol (tekel) gücüne sahip olacağını belirtmiştir. Ayrıca söz konusu faaliyetler dış ticarete önemli bir dinamizm katacaktır. Dünyada sanayi sektörü ile ilgili dış ticaret, doğal kaynaklardan çok ülkenin sahip olduğu teknolojik düzey ile ilgilidir.

Yetişkin (Nitelikli) İş gücü Modeli

Yetişkin (Nitelikli) İş gücü Modeli’ne (Teorisi’ne) göre, ülkeler arasındaki ticaret yalnızca faktör donanımlarına (emek ve sermaye farklılığına) göre değil, nitelikli işgücü donanımına göre de belirlenmektedir. İş gücünün niteliği bütün ülkelerde farklıdır. İş gücünün farklı niteliklere sahip olmasının temel nedeni ise farklı ülkelerde işgücüne yapılan yatırımların farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Yetişkin İşgücü Teorisi gelişmiş ülkeler arasındaki dış ticaretin büyük bir bölümünü açıklamaktadır. Sermaye ve nitelikli iş gücü bakımından zengin olan ülkeler, bu faktörlerin yoğun olarak kullanıldığı ürünlerde uzmanlaşırken niteliksiz iş gücünün yoğun olduğu ülkeler ise ağırlıklı olarak çok fazla nitelik gerektirmeyen ürünlerin üretiminde uzmanlaşmaktadırlar.

Yetişkin İş gücü Teorisi, Faktör Donatımı Teorisi ile önemli bir benzerliğe sahiptir. Üretiminde yoğun olarak nitelikli iş gücünün kullanıldığı mallar sermaye yoğun mallardır. Nitelikli iş gücünün olduğu ülkeler sermaye yoğun mallarda uzmanlaşırken diğer ülkelerde emek yoğun mallarda uzmanlaşmaktadırlar. Yetişkin İş gücü Teorisi, H-O Faktör Donatımı Teorisi’nin farklı bir yorumu olduğundan, bu teoriye “ Neo-Faktör Donatımı Teorisi ” de denmektedir.

Ürün Dönemleri (Devreleri) Modeli

Yeni ürünün diğer ülke üreticileri tarafından taklit edilmesi süreci teknolojik açık teorisinde taklit gecikmesi olarak ifade edilmektedir. Söz konusu süreç Ürün Dönemleri (Devreleri) Teorisi’nde ürünün standart ürün haline gelmesi olarak ele alınmaktadır.

Teorinin temeli, teknolojik açık modeline dayanmaktadır. Teori, ürünün icat edildiği ilk aşamadan (yeni ürün) uluslararası ticareti etkilemesine (ticarete konu olmasına) kadar geçen zaman dilimi üzerinde durmaktadır. Yeni ürünün gelişimi yeni ürün, olgun ürün ve standart ürün olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Teorinin, ülke ve sektörün sahip olduğu teknolojiden daha çok ürün üzerine odaklandığı görülmektedir.

Vernon’a göre yeni ürün aşaması nda; gelişmiş bir ülkedeki yenilikçi firmanın yenilik yaratan ürünü ilk önce kendi ülkesinde üretilmekte ve ülke içinde satılmaktadır. Olgun ürün aşaması nda sermaye yoğun bir üretim sürecinin yanında üretici sayısı da artmıştır. Bu aşamada ürünü ilk geliştiren ülkenin ihracatında önemli artışlar görülse de belli bir düzeyden sonra (olgun ürün aşamasının sonuna doğru) ihracat geliri azalmaktadır. Standart ürün aşaması nda; ürünü ilk geliştiren üretici üretim sürecinden yavaş yavaş çekilmektedir. Söz konusu üretici mevcut üretim teknolojilerini lisans anlaşmaları ile diğer üreticilere satmakta ve artık yeni ürünlerin üretimi için AR-GE çalışmalarına yönelmektedir.

Yeni Ürün ve Standart Ürün Arasındaki Süre Kısalıyor Gelişen teknolojinin yanı sıra şirketlerin daha yenilikçi olmalarıyla birlikte ürünlerin yaşam döngüleri daha kısalmıştır. Yenilikçi firmalar ürünlerin satışları azalmadan önce farklı piyasalara hitap edebilmek için ürün farklılaştırmasına gitmektedir. Günümüzde yenilikçi ülkeler piyasada rekabetçi güçlerini korumak için teknolojilerini geliştirerek ve piyasaya sundukları ürünlerini farklılaştırarak yenilik yaratmak durumundadırlar.

Ürün Gelişim Aşamaları ve Karşılaştırmalı Üstünlüklerin Değişimi

Ürün Dönemleri Teorisi’nde karşılaştırmalı üstünlükler dinamiktir. Teorinin üç aşamasında da karşılaştırmalı üstünlük dinamik bir seyir izlemektedir. Ürün ilk geliştirildiğinde (yeni ürün aşamasında) karşılaştırmalı üstünlük, söz konusu ürünü ilk üreten ülkededir. Daha sonraki aşamada (olgun ürün aşamasında) ürünün diğer sanayileşmiş ülkeler tarafından üretilmesiyle birlikte karşılaştırmalı üstünlük, bu ülkelere (diğer sanayileşmiş ülkelere) geçebilmektedir. Son aşamada (standart ürün aşamasında) ise az gelişmiş ülkelerde söz konusu ürünü üretmekte ve maliyet avantajı nedeniyle önemli bir karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olmaktadır. İlk aşamada karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olan sanayileşmiş ülke, son aşamada bu üstünlüğü kaybetmektedir. Karşılaştırmalı üstünlük önce diğer sanayileşmiş ülkelere daha sonra ise az gelişmiş ülkelere geçmektedir. Ürün Dönemleri Teorisi’nde karşılaştırmalı üstünlüğün değişimi beş farklı aşamada incelenmektedir. Ürün ilk olarak yurt içi piyasa için üretilir. Daha sonra ihracata başlanır. Üçüncü aşamada ihraç edilen ürünler artık yabancı rakipler tarafından üretilmeye başlanır. Dördüncü aşamada üretimin diğer ülkelere (yabancı üreticilere) yayılması ile birlikte ürünü ilk geliştiren üretici ülke rekabetteki üstünlüğünü kaybeder. Son aşamada artık ürünü ilk geliştiren ülke üretimi bırakmıştır. Söz konusu ürünü diğer üretici ülkelerden ithal eder, bu nedenle diğer üreticiler arasında yoğun rekabet söz konusudur.

Yeni Dış Ticaret Teorileri

1960’lı yıllar ile 1970’li yılların ilk yarısındaki deneysel çalışmalara göre gelişmiş ülkeler arasındaki ticaret büyük ölçüde endüstri-içi ticaret ile ilgilidir. Klasik dış ticaret teorisinin aksine, gündelik hayatta karşılık bulan ölçek ekonomileri ve eksik (aksak) rekabet şartlarında dış ticaret henüz formüle edilmemiştir. Ölçek ekonomilerinin klasik dış ticaret teorisinin temel varsayımlarından tam rekabet piyasası ile çelişmesi, ölçek ekonomilerini içine alan matematiksel bir modelin geliştirilmesini güçleştirmiştir.

1970’li yılların sonuna doğru ölçek ekonomileri ve eksik rekabet piyasalarına dayanan yeni dış ticaret teorileri dış ticaret teorisi yazınına kazandırılmıştır. Ölçek ekonomilerine yönelik çalışmalar Alfred Marshall’a kadar uzanmasına karşılık, ölçeğe göre artan getirinin klasik iktisadın ölçeğe göre sabit getiri varsayımı ile çelişmesi, sağlam bir formülasyon geliştirilmesini zorlaştırmıştır. Eksik rekabet piyasalarının varlığı ve endüstri-içi ticaretin gelişmesi yeni dış ticaret teorilerinin geliştirilmesini kolaylaştırmıştır.

Ölçek Ekonomileri Teorisi

Yeni dış ticaret teorileri ortaya çıkana kadar klasik iktisatçılar ölçek ekonomileri ve eksik rekabet piyasasının varlığını kabul etmektedirler. Ancak bu iki kavramın dış ticaret ile olan bağlantısını kurmada net bir formülasyon geliştirememişlerdir.

Ölçek Ekonomisi ve Dış Ticaret ile İlgili Çalışmalar

Klasik iktisatçılardan A. Marshall ölçek ekonomilerinin dış ticaret hadleri üzerindeki etkilerini incelemiştir. A. Marshall, ölçeğe göre artan getiri durumunda, bir ülkenin ithalat talebinin artmasının, ithalat yapılan ülkede üretimin artmasına ve ölçek ekonomileri nedeniyle maliyetin düşmesine neden olacağı için bunun ithalat yapan ülkenin dış ticaret hadlerinde iyileşme yaratacağını ve refah artışı sağlanacağını belirtmiştir. Frank D. Graham ise A. Marshall’ın aksine ölçek ekonomilerinin her zaman refah artışı sağlamayacağını ifade etmiştir. Graham’a göre, ölçeğe göre artan getiri durumunda; dış ticaret, kaynak dağılımını ölçeğe göre artan getirili endüstrilerden azalan getirili endüstrilere yöneltmekte, bu ise toplam üretimde düşmeye ve dolayısıyla ülke refahında azalmaya neden olmaktadır. Çünkü üretici artan getiriler nedeni ile daha verimli üretim yaptığı sektörlerden ölçeğe göre artan getirinin olduğu, yani daha fazla kâr sağlayan sektörlere yönelecektir. Bu ise optimal kaynak dağılımını olumsuz yönde etkilemektedir. Paul R. Krugman ve Elhanan Helpman içsel ölçek ekonomileri, Kemp ve Negishi gibi iktisatçılar ise dışsal ölçek ekonomilerine dayalı modeller geliştirmiştir. Ölçek Ekonomileri Teorisi, son yıllarda endüstri-içi ticareti açıklamaya yönelik olarak geliştirilen Tekelci (Monopolcü) Rekabet Teorisi’ne önemli katkılarda bulunmuş bir teori niteliğindedir.

Ölçek Ekonomisinin Tanımı ve Kapsamı

Bir birim üretim için giderek daha az emeğe ihtiyaç duyuluyorsa ortalama maliyetler azalmakta, artan üretim ölçeği ile birlikte artan getiriye bağlı olarak ölçek ekonomileri ortaya çıkmaktadır. Ölçek ekonomisinin tanımında da belirtildiği üzere üretim miktarı her defasında eşit miktarda (tanımda 1 birim iken, örnekte 5 birim) artmasına karşılık, üretimde kullanılan ortalama girdi (emek) giderek azalmaktadır.

Ölçek ekonomileri içsel ve dışsal ölçek ekonomileri olarak ikiye ayrılmaktadır.

Eğer üretici firmanın kendi kitlesel üretimine bağlı olarak ortalama maliyetler düşüyorsa içsel ölçek ekonomileri geçerlidir. Ölçek ekonomileri herhangi bir firmanın büyüklüğüne bağlı olarak değil de endüstrinin büyüklüğüne bağlı olarak oluşuyorsa bu durumda dışsal ölçek ekonomileri söz konusudur. Artan üretim ölçeği ile gerçekleşen maliyet düşüşü içsel ölçek ekonomilerinde firma bazında iken, dışsal ölçek ekonomilerinde endüstri düzeyindedir.

Ölçek Ekonomileri, Firmalar, Endüstriler ve Ülkeler

Ölçek ekonomilerinden faydalanmak için mutlaka üretimin artırılması gerekir. Artan üretime bağlı olarak toplam maliyet (TC) artsa da ortalama maliyet (AC) düşmektedir. Ortalama maliyetteki düşüşün nedeni uzmanlaşmaya bağlı olarak verimliliğin artmasıdır. ekonomileri büyük pazara sahip ülke ve üreticiler için geçerlidir. Dolayısıyla küçük üretici ve ülkeler, ölçek ekonomilerinin sağlamış olduğu imkânlardan faydalanamaz. Küçük ülkelerin ölçek ekonomisinden faydalanması ancak dışa açık bir model ile mümkün olabilmektedir.

Üreticiler açısından bakıldığında küçük çaplı üretim yapan üreticiler ölçek ekonomisinden faydalanamamasına karşılık, büyük firmaların ölçek ekonomisinden faydalanması rekabet düzeyini olumsuz etkilemektedir. Ölçek ekonomisinden faydalanan firma önemli bir maliyet avantajına (artan üretim ile birlikte maliyetleri düştüğü için) sahip olduğu için fiyatları düşürerek diğer firmaların piyasadan çekilmesine neden olabilir. Bu ise söz konusu piyasalarda bir firmanın (üreticinin) egemen olduğu monopol (tekel) veya birkaç firmanın daha fazla egemen olduğu oligopole dönme eğilimini artırır.

Ölçek Ekonomileri ve Piyasa Yapısı

İçsel ölçek ekonomilerinden daha çok büyük ölçekli firmalar faydalanmaktadır. Bu ise piyasa yapısını (teorideki tam rekabet piyasasını) olumsuz etkilemektedir. İçsel ölçek ekonomileri sayesinde maliyetleri düşen firmalar, uyguladıkları düşük fiyat politikası ile piyasa paylarını artırabilirler. Düşük fiyat politikası karşısında rekabet edemeyen diğer üreticilerin üretim sürecinden çekilmesi ile ölçek ekonomisinden faydalanan büyük üretici(ler) artık söz konusu piyasada daha az sayıda üretici ile rekabet etmek zorunda kalır. Sonuçta, ölçek ekonomilerinin özellikle içsel ölçek ekonomilerinin belli bir süre sonra piyasada rekabet yapısının bozulmasına neden olarak eksik rekabet piyasalarının doğmasına yol açtığı ifade edilebilir.

Ölçek Ekonomileri ve Dış Ticaret Teorisi

Heckscher-Ohlin Teorisi’ne göre birbirine benzer faktör donatımına sahip ülkeler arasında dış ticaret gerçekleşmez. H-O Teorisi’nin aksine gerçek hayatta uluslararası ticaret daha çok birbirine benzer gelişmiş ülkeler arasında yapılmaktadır. Gerçek hayatta uluslararası ticaretin böyle gerçekleşmesinin altında ölçeğe göre artan getirinin yanı sıra tüketici zevk ve tercihlerindeki benzerlikler ve/veya farklılıklar ile ürün farklılaştırması gibi önemli etkenler bulunmaktadır.

Ülkeler dış ticarete açılmadan önce her üründen ihtiyaçları kadar üretmektedirler. Sadece iç piyasaya (pazara) yönelik üretim, üreticilerin ölçek ekonomilerinden faydalanmasını engellemektedir. Ülke iç piyasada talep edilen mallardan az miktarda üretmekte, bu ise maliyetleri artırmaktadır. Ülkenin dış ticarete açılması ile birlikte ülke ölçek ekonomisinden faydalanacağı ürünlerin üretimine odaklanarak diğer ürünleri ithal etmektedir.

Ölçek ekonomisinden faydalanmak için dış ticarete açılan ülke, önceki duruma (dış ticaretin olmadığı duruma) göre daha az çeşitte mal üretmesine karşılık, uzmanlaştığı malın üretiminde daha fazla üretim yapmaktadır. Ülke ürettiği malları, üretim ile zevk ve tercihler açısından birbirine benzeyen ülkelere satabilir. Buna karşılık üretimine son verilen mal(lar) ise diğer üretici ülkelerden alınır. Daha geniş pazara üretim yapmak için ihtiyaç duyulan ilave işgücü ise üretimine son verilen malların üretiminde istihdam edilen işgücünden karşılanacaktır.

İçsel ve Dışsal Ölçek Ekonomilerinde Dış Ticaret

Ölçek ekonomileri ve dış ticaret üzerine yapılan çalışmalarda daha çok içsel ölçek ekonomileri üzerinde durulmaktadır. Bunun birinci nedeni, uygulamada içsel ölçek ekonomileri dışsal ölçek ekonomilerine göre daha kolay tanımlanmaktadır. İkinci neden ise içsel ölçek ekonomileri koşullarında geliştirilen ticaret modellerinin dışsal ölçek ekonomilerine ilişkin modellerden daha basit olmasıdır.

Üreticiler dış ticaret (ihracat) ile ölçek ekonomisinden faydalanarak üretim maliyetlerini düşürürken tüketiciler de ithalat yoluyla farklılaştırılmış da olsa birbirini ikame eden mallardan daha fazla sayıda (miktarda) tüketme şansına sahip olacaktır.

Dışsal Ölçek Ekonomileri ve Dış Ticaret

Dışsal ölçek ekonomileri, diğer bir ifadeyle dışsal ekonomiler firmayı değil, firmanın içinde bulunduğu endüstriyi ilgilendirmektedir. Aynı sektörde (endüstri dalında) faaliyet gösteren firmalar maliyetleri azaltmak ve kümelenmenin sağlamış olduğu avantajlardan faydalanmak için belli bölgelerde toplanmaktadırlar. Bu bölgelerde toplanan firmalar birbirlerine önemli ölçüde dışsallık sağlamaktadırlar.

Tekelci (Monopolcü) Rekabet Teorisi

Tekelci rekabete dayanan dış ticaret teorileri, dış ticaretin nedeni olarak ölçeğe göre artan getiriyi görmektedirler. Tekelci Rekabet Teorisi, klasik dış ticaret teorisi tarafından açıklanamayan endüstri-içi ticareti ölçek ekonomileri yardımı ile açıklamaktadır. Tekelci Rekabet Teorisi ülkeler arasında karşılaştırmalı üstünlük bulunmasa dahi ölçek ekonomileri nedeniyle dış ticaretin gerçekleşebileceğini belirtmektedir.

Tekelci (Monopolcü) Rekabet

Tekelci rekabette ilk olarak; az sayıda firmanın faaliyet gösterdiği bir endüstri olması gerekir. İkinci olarak ; endüstrideki her firma ürün farklılaştırması uyguladığı için ürünler tam olarak birbirlerinin aynısı değildir. Üçüncü olarak ; farklı firmalar tarafından üretilen ürünler birbirlerini ikame edebilirler. Endüstrideki her firma farklılaştırdığı ürününde tekel gücüne sahip olsa da yakın ikame (rakip) ürünler üreten diğer firmaları dikkate almak durumundadır. Her firma malına yönelik talep, mevcut bulunan diğer benzerlerinin sayısına ve endüstrideki diğer firmaların ürünlerinin fiyatlarına bağlıdır. Tekel (monopol) piyasasındaki tekel kârı (monopol kârı) uzun süre gitmez. Monopol (tekel) kârı, diğer firmaların piyasaya girmesine yol açar. Artık piyasa fiyatına etki edebilen tek değil, birkaç firma vardır. Bu tür piyasalar, oligopol piyasalar olarak adlandırılmaktadır.

Tekelci Rekabet ve Piyasa Dengesi (Firmalar Arası Etkileşim)

Tekelci rekabet modelindeki iki temel varsayım karşılıklı bağımlılıkla ilgilidir. İlk olarak firmalar kendi ürününü rakiplerinden farklılaştırmaktadır. Dolayısıyla ürün farklılaştırması yoluyla her firma bir endüstride, bir üründe kendine tekel yaratır ve bu sayede rekabetten kendisini nispeten korur. İkinci olarak her firma rakiplerinin verdiği fiyatı veri kabul eder ve diğer firmaların fiyatının kendi fiyatına etkisini yok sayar. Sonuçta, tekelci rekabet modeli her firmanın diğer firmalar ile bir rekabet içinde olmasına rağmen sanki bir tekel gibi davranabileceğini varsayar.

Tekelci Rekabet ve Dış Ticaret

Tekelci rekabet modelini dış ticarete uygulamanın temelinde dış ticaretin piyasayı (pazarı) büyüttüğü düşüncesi yatmaktadır. Dış ticaret ile hem dünya piyasaları birbirine entegre hale gelir hem de ulusal pazarlardan daha büyük pazar oluşur. Her ülke dış ticaretin olmadığı duruma göre daha dar bir ürün yelpazesinde uzmanlaşır. Üretilmeyen ürünler dışarıdan (diğer ülkelerden) ithal edilir. Bununla birlikte her ülkede tüketicilerin talep edebileceği mal çeşitliliği de artar. Ülkelerin kaynakları ve teknolojileri farklı olmasa bile yapılan dış ticaret karşılıklı olarak her ülkeye kazanç fırsatı sunar.

Tekelci Rekabet ve Artan Piyasa Büyüklüğü

Tekelci rekabetin olduğu endüstride firma sayısı ve fiyatlar piyasa büyüklüğünden etkilenmektedir. Daha geniş piyasalarda genellikle hem firma sayısı hem de firma başına düşen satışlar daha fazla olacaktır. Tüketiciler ise küçük piyasalara göre daha düşük fiyat ve daha fazla mal çeşitliliğine kavuşacaktır.

Endüstri-İçi Ticaret

Endüstri-içi ticaret , herhangi bir ülkenin belli bir endüstride hem ihracat hem de ithalat yapmasına verilen isimdir. Bu yönüyle bakıldığında endüstri-içi ticaret karşılaştırmalı üstünlükler ve H-O Faktör Donatımı Teorisi ile çelişmektedir.

Endüstri-İçi Ticaretin Gelişmesi ve Nedenleri

Endüstri-içi ticaretin gelişmesinde pek çok etken vardır. Bunlar:

  • mal (ürün) farklılaştırması,
  • taşıma maliyetleri,
  • mevsimsel farklılıklardır.

Endüstri-İçi Ticaret ve Endüstriler Arası Ticaret

Endüstriler arası ticaret Heckscher-Ohlin Teorisi’ne uygun iken, endüstri-içi ticaret klasik dış ticaret teorisi (Karşılaştırmalı Üstünlükler ve Heckscher-Ohlin Teorisi) ile uyumlu değildir. Çünkü hem David Ricardo’nun Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi’nde hem de Heckscher-Ohlin Teorisi’nde ülkeler aynı anda belli bir sektöre (örneğin otomobil) ilişkin ürünü hem ihraç hem de ithal edemez. Dolayısıyla endüstri-içi ticaret benzer faktörler ile üretilen malların ticaretini içermektedir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!