Uluslararası Ekonomi Politik Dersi 3. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Uluslararası Ekonomi Politik Dersi 3. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Küreselleşme

Küreselleşme Kavramı

Dünya tarihinin her döneminde yaşayan insanlar için değişim söz konusu olmakla birlikte, son elli yılda önceki dönemlerle karşılaştırılmayacak çapta ve hızda bir değişim gözlenmektedir. Küresel değişim, birey ve toplum hayatını kuşatıcı nitelik taşıdığı için, sadece belirli bir yönü (örneğin sadece siyasal, sadece hukuksal, sadece kültürel veya sadece ekonomik) üzerinde durularak tümüyle anlaşılamaz. Kapsayıcı ve bütüncül bir bakış açısı gerekmektedir. Bu bölümde küresel değişimin bütün yönlerine kısaca işaret edilecektir.

20. yüzyılın ikinci yarısından sonra, özellikle de Sovyet Blokunun dağılmasıyla tek kutuplu bir dünyanın ortaya çıkmasına paralel biçimde, iletişim ve ulaşım teknolojilerinin de ucuzlayarak hızla yaygınlaşması, ulusal devlet sınırlarının eski dönemlere göre daha az önemli hale gelmesi sonucu, bilim, sanat, hukuk, siyaset, kültür ve iktisadi alanlarda dünyadaki bütün ülkelerin birbirine daha çok bağımlı hale gelmeleri, ortak değer, yaklaşım ve tavırlar benimsemeye başlamaları sürecidir.

Son Küreselleşme

İnsanlığın mevcut birikimi göz önüne alındığında küreselleşmenin, aslında yüzyıllardan beri farklı düzeylerde devam eden bir sürecin adı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bugünün insanının kullandığı maddi ve maddi olmayan her türlü birikim, farklı coğrafyalardan, farklı kültürlerden binlerce insanın farklı zamanlardaki katkılarının biriktirilmesinin bir sonucudur. Günlük hayatımıza yerleşmiş yiyecek ve içeceklerin; seyrettiğimiz filmlerin, dinlediğimiz müziklerin, oynadığımız oyunların, okuduğumuz dergi veya kitapların ya da kafamızda dolaşan fikirlerin; kullandığımız, giysi, ev eşyası, araç gereç ve makinelerin, ne zaman ve kim tarafından ilk olarak düşünüldüğü, tasarlandığı, zaman içinde nasıl bir gelişim seyri izlediği, bugünkü haliyle hangi hammadde ve ara maddeler kullanılarak kimler tarafından üretildiğini düşündüğümüzde küreselleşmenin ne kadar hayatın içinde ve karmaşık bir süreç olduğunu kolayca fark ederiz.

Üretim yöntemlerinden pazarlamaya, tüketim kalıplarından yönetim biçimine, uluslararası örgütlerin etkinliğinden ulus-devletin egemenlik sınırlarının yeniden belirlenmesine kadar birçok alanda gözlenen büyük değişime şimdilik “son” küreselleşme diyelim. Ama bu “son” ne zaman yerini başka bir “büyük” değişim dalgasına bırakacağı şimdiden bilinmediği için tırnak içinde yazılmalı. Küresel pazarların yerli ürünlere yeni fırsatlar sunması ile küresel güçlerin yerli pazarları silip süpürmesi iki farklı etkiyi göstermektedir. Bu iki etki güçleri farklı da olsa görülmektedir. Küreselleşmenin bu iki farklı yönünü benzeştirici küreselleşme ve farklılaştırıcı küreselleşme olarak niteleyebiliriz.

Benzeştirici Küreselleşme

Küreselleşme dendiğinde akla hemen dünya ölçeğinde süreçlerin birbirine benzemesi gelir. Bu küreselleşmenin en önemli özelliklerinden biridir. Bir çok yerde ve durumda küresel aktörler ulusal ve yerel unsurları tümüyle tasfiye etmektedirler. Küresel düzeyde faaliyet gösteren devlet, şirket, kurum veya örgütlerin nüfuz ettikleri her yerde yerel dinamikleri geliştirme ve onlarla işbirliği içinde uzlaşı arama yerine, sürekli kendi çıkar ve istekleri doğrultusunda faaliyette bulunmaları; daima iktidar, etki veya nüfuzlarını artırma arayışı içinde olmalarına dayatmacı veya yırtıcı küreselleşme denir.

Küreselleşmenin bir sonucu olarak, bilinen ve en yaygın şekliyle McDonald’s firması tarafından uygulanan, ancak başta eğitim, sağlık, ulaştırma, gıda, medya, eğlence, turizm, enerji olmak üzere, kitlesel tüketim talebi olan tüm alanlarda bazı mal ve hizmetlerin önceden belirlenmiş standartlara göre girdi ve çıktı özelliklerinin sıkı biçimde denetlendiği, küresel ölçekte üretilmesiyle ortaya çıkan tektipleşmeye de McDonaldlaşma denmektedir. Buna göre küreselleşen dünyada hem giderek tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzlarının birbiriyle benzeşmesi, hem de benzer zevk ve eğilimleri olan bireylerin uzak coğrafyalarda yaşamalarının kolaylaştırılması amacıyla, küresel ölçekte faaliyet gösteren firma veya kurumlar, dünyanın farklı coğrafyalarındaki şubelerinde aynı nitelikte mal ve hizmet sunarak özel küresel müşteri profili oluşturmaktadırlar.

Farklılaştırılmış Küreselleşme

Küreselleşmenin sonuçları bakımından en çok üzerinde durulan konulardan biri, küresel değişimin aktörleri, ile yerel aktörler karşılaştığında bunun farklılıkları artırıcı etkilerinin olup olmadığıdır. Bazen küresel aktörler ulusal veya yerel ile karşılaştığında kaybolmaya yüz tutmuş yerel değerlerin ortaya çıkarılmasına büyük katkı sağlarlar. Küreselleşmenin bir sonucu olarak özellikle turistik ziyaretlerin artması ile unutulmaya yüz tutmuş ya da önemi kaybolmuş geleneksel veya yerel kültürel unsurların değerlerinin artması, tarihi eserler ile belirli bir bölgeye özgü müzik, giysi ve yemeklerin, hatta bitki veya meyvelerin yeniden değer kazanması, bölgeye özgülüklerin kıymetli hale gelmesi mümkündür. Özellikle uluslararası turizm yerel giyim, el sanatları, yemek, eğlence, kültürel ürün, tarihi mekanlar veya o yöreye özgü doğal ürünlere talep oluşturmak suretiyle onların canlandırılması biçiminde yerelleşmeyi özendirebilir. Buna küreselleşmenin yerlileştirme etkisi diyebiliriz.

Küreselleşmeyle birlikte dışarıdan gelen ile yerli kültürün birbirini yok etmek yerine karşılıklı etkileşimi sonucu her ikisinden de farklı üçüncü bir kültürün oluşmasına da yol açılabilir. Buna da kültürlerin melezleşmesi diyebiliriz. Özellikle müzik, giyim ve yemek alanında görülen bu durumun iki farklı kültürün etkileşiminin, birinin diğerini dönüştürmesi şeklinde değil, her ikisinin de kendisine ait unsurları diğer kültürden aldıkları ile yeniden şekillendirip daha farklı ve yeni şeyler yaratması mümkündür.

Ekonomi, Siyaset ve Kültür Alanında Küreselleşme

Ekonomik

Günümüz toplumlarında ekonomi, ortak yaşamın çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ekonomik göstergeler, neredeyse toplumun ortak dili, para da nesnel iletişimin en temel aracı haline gelmiştir. Finans piyasasında sürekli geliştirilen yeni araçlar, gelecek ile bugünü birbirine yakınlaştırmış, geleneksel ekonomiler hızlı ve köklü bir dönüşüm sürecine girmişlerdir. Nakliye, haberleşme ve iletişim alanındaki hızlı gelişmeler, dünyanın bir yerinde geliştirilen mal, hizmet, fikir, tutum ve davranışların başka yerlere aktarılmasını eskiye göre daha kolay ve düşük maliyetle mümkün hale getirmiştir. Özellikle internetin yaygınlaşması iletişim ve haberleşme maliyetlerini dramatik denebilecek biçimde düşürmüş malların, fikirlerin ve tutumların dolaşımını dünya ölçeğinde tarihte hiç görülmemiş biçimde kolaylaştırmıştır. Son elli yıl içinde bu alanda ne tür gelişmelerin olduğuna şöyle bir göz atalım. Ulus üstü veya çok uluslu şirket sayılarında ve faaliyet hacimlerinde büyük artışlar meydana gelmiş, uluslararası hukuk kurallarının benimsenmesi ve uygulanması hızlanmış, bankalar ve diğer finansal işlem yapan kurumlar kelimenin tam anlamıyla uluslararasılaşmıştır. Bu sürede ulusal ekonomilerden daha büyük cirosu olan dünya şirketleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Örneğin 2016 yılında ekonomik olarak ilk yüz büyüklük içinde ulusal ekonomiler yanında 43 şirket bulunmaktadır.

Üretimin küreselleşmesi

Üretim alanında küreselleşme, bir ürünün değişik bölümlerinin maliyet avantajlarına göre farklı ülke sınırları içinde üretilmeye başlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bir ürünün farklı parçalarını dünyanın farklı yerlerinde üretip, farklı ülkelerde monte edip farklı ülkelerde piyasaya süren, çok sayıda dünya çapında şirket ortaya çıkmıştır.

Finansın küreselleşmesi

Finansın küreselleşmesi hem tasarruf sahipleri hem de fon arayan girişimciler için yeni ve geniş imkanlar sunmaktadır. Ulusal finans sistemlerinin ekonomide devlet denetimini sağlamak için koydukları faiz veya döviz işlemlerinde kontrollerin kalkması sermaye hareketlerini kolaylaştırmaktadır. Ulusal piyasalarda yeterli sermaye bulamayan girişimciler veya elindeki tasarrufları değerlendirmek için uygun yer arayanlar için finans piyasasının liberalizasyonu büyük esneklik sağlamıştır. Girişimciler ulusal faizlerden daha uygun faizle dışardan borç alabilmek veya borsadaki şirketlerinin hisselerini yabancılara satarak kaynak temin etmek için uluslararası finans piyasalarına yönelmektedirler. Tasarrufları yatırımlara aktarmayı amaçlayan aracı kurumlardan oluşan finans sektörü, ekonomiler içinde finansmanı kolaylaştırıcı işlemlerin yanında binlerce insanın çalıştığı başlı başına bir hizmet sektörü yaratmaktadır. Vade, risk dağıtımı, ödeme araçları ve ödeme usulüne göre oldukça çeşitlenen finans araçları, ulus devlet otoritelerinin özellikle de merkez bankalarının para ve kredi hacmini denetim altında tutmalarını zorlaştırmaktadır. Tasarruflarını farklı farklı ülkelerin menkul kıymetlerine yatıran tasarruf sahipleri hem kar makzimizasyonu yapma hem de bir sepet oluşturmak suretiyle risklerini dağıtmaktadırlar. Finans piyasalarının şeffaf ve düşük maliyetle izlenebiliyor olması, finansı uluslararası düzeyde dengeli dağıtmakta risk ve getiri dengesinin hızlıca kurulmasını sağlamaktadır. Bir ülkede çok karlı bir menkul kıymet sepeti varsa uluslararası sermaye hızlıca oraya akmakta ve karlılık kısa sürede normal düzeylere çekilmektedir. Bu dünyadaki finans sisteminin, tek bir piyasa gibi çalışmasını sağlamakta, en hızlı küresel etki bu alanda ortaya çıkmaktadır.

Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY)

Doğrudan yabancı yatırımlar dünya ekonomisinin küreselleşmesinde önemli işlev görür. Doğrudan yabancı yatırım, yabancıların hisse senedi veya tahvil alarak devlete veya şirketlere sıcak para akışıyla kısa dönemli finansman sağlamak şeklinde değil, üretim yapmak üzere şirket kurmak veya mevcut şirketlerin yönetimini devralmak şeklindeki yatırımlarıdır. DYY hem küreselleşmenin hem de gelecek için umut vadeden bir ekonomi olmanın çok önemli bir göstergesidir. Çünkü bir yabancının başka bir ülkede o ülkenin kurallarına göre faaliyette bulunan bir şirket kurması veya kurulmuş bir şirketi satın alması, sadece o ekonominin karlılığını değil aynı zamanda yabancıların o ülkeye uzun vadede güven duyduklarını da gösterir. Bu yüzden hukuki alanda gerekli düzenlemeleri yapmayan, üretim üzerindeki vergi ve diğer idari yükleri makul oranlarda tutmayan ve siyasal rejimi istikrarlı olmayan ülkelere doğrudan yabancı sermaye pek ilgi göstermez. Yatırım dostu olan ülkeler doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile daha güvenli bir kalkınma stratejisi uygulayabilirler. Doğrudan yabancı sermaye girişi olan ülkelere baktığınızda bunu çok açık biçimde görebilirsiniz.

Ticaretin küreselleşmesi

Üretimin ülkeler arasında dolaşımı ticaret aracılığı ile olur. Bu yüzden küreselleşmenin seyri en iyi uluslararası ticaret hacminin seyrinden anlaşılır. Uluslararası ticaret hacmi 1950 yılından itibaren yaklaşık 30 kat artışla (2005 27 kat) 10 trilyon (2005 8 trilyon) dolara ulaşmıştır. Bu ticaret artışında iki faktörün büyük etkisi olduğu söylenebilir. Birincisi ülkeler arasında ticareti kolaylaştıracak, malların serbest dolaşımını sağlayacak gümrük düzenlemelerinin yapılmış olmasıdır. Ülkeler arasındaki ticarete konu olan malların üzerine konan vergiler veya ülkeye girişlerde belirlenen miktar sınırlamaları hafifletildiğinde, firmalar karlı buldukları pazarlara doğru mal akımını hızlandırmışlardır. Dünya ticaret hacminin artmasına yol açan ikinci önemli faktör ise teknolojik gelişmelerle taşıma ve haberleşme maliyetlerinin düşmesi, mal ve hizmet naklinin kolaylaşması ve ucuzlamasıdır. Dev nakliye gemileri, ürünlerin uzun süre bozulmadan muhafaza edilmesine imkan sağlayan soğutucu depolar, ucuzlayan karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu taşımacılığı nakliye maliyetlerini büyük ölçüde düşürmüştür. Üretimin küreselleşmesi bölümünde söylendiği üzere üretim merkezlerinin çoğaltılması da nakliye maliyetlerinde önemli tasarruflar sağlamıştır.

Ekonomik küreselleşmede eşitlik

Ekonomik küreselleşme bütün ülkeleri aynı şekilde etkilememektedir. Tüm dünyada toptan bir refah artışı olmasına rağmen bu artıştan gelişmiş ülkeler daha fazla pay almaktadır. Her ne kadar dev uluslararası şirketler hammadde tedariki, yerinde üretim veya bazı ara malları yereldeki küçük ve orta boy ulusal işletmelerden temin etmek, ürünlerin pazarlanmasında ulusal ve yerel ağları geliştirmek ve kullanmak biçiminde ulusal ekonomik birimlerle yakın işbirlikleri yapıp onların da gelişmesine katkı sağlasa da, sürecin kumanda merkezinde gelişmiş ülkeler yer aldığı için ekonomik küreselleşmenin, son tahlilde, onlara daha çok yaradığı söylenebilir. Bu nedenle uluslararası piyasaların gelişmesinin dünya ölçeğinde zenginliği artırırken hem ülkeler arası hem de ülkelerin kendi içindeki gruplar arasında gelir dağılımında eşitsizliklerin arttığına işaret etmek gerekir. Bu konuya küreselleşmeye yöneltilen eleştiriler başlığında daha ayrıntılı değineceğiz.

Siyaset

Küreselleşmenin siyasal alandaki en önemli etkisi politik alana ilişkin talep ve algıların değişmesine yol açmasıdır. Hem devletlerin resmi olarak imzaladıkları uluslararası anlaşmaların hem de küresel medyanın sağladığı iletişim imkanlarının bir sonucu olarak ülke halkları, özellikle insan hakları ve siyasal özgürlükler konularında, uluslararası normlara uyulması konusundaki taleplerini daha yüksek sesle ve etkili biçimde dile getirmektedirler. Küreselleşme uluslararası düzeyde yeni bir yönetişim biçimi ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede ulus devletlerin egemenlik gücünde zayıflamaya paralel biçimde, Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Gıda ve Tarım Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü gibi, devletlerin üye olduğu resmi örgütlerin gücünde ise görece artış ortaya çıkmıştır. Yeryüzü Doktorları, Uluslararası Af Örgütü, Sınır Tanımayan Doktorlar, Kızılay, Kızılhaç, Greenpeace, gibi sivil örgütlerin faaliyetleri ve etkinlikleri de artmaktadır. Sonuç olarak dünya ölçeğinde baskın yönetim biçimi olarak demokrasinin popülaritesi her geçen gün artmaktadır.

Kültür

Küreselleşme, şimdiye kadar hiç olmadığı ölçüde toplumlar arasındaki iletişimi artırmış, kültür unsurlarını uluslararası alana taşımıştır. Cep telefonu kullanımı artmış, televizyon uyduları, internet, kişisel bilgisayarların yaygınlaşması dünyayı küçülterek uzakları yakına getirmiş; yüz yüze görüşme, yerini büyük ölçüde görüntülü ve sesli iletişim araçlarına bırakmıştır. Cep telefonu ile yapılan iletişimlerde, uzun dönemde sosyolojik ve psikolojik etkileri henüz tam bilinmeyen yeni bir iletişim tarzı ortaya çıkmıştır. Her geçen gün giderek daha çok sayıda insan dünya ile aynı anda güncel bilgilere ulaşabilir hale gelmiş, bu bağlamda uluslararası medyanın gücü ve rolü önemli ölçüde artmıştır. Ekonomik ve siyasal küreselleşme bir yandan da yeni bir uluslararası kültür oluşturmuştur. Uluslararası turizmin hızla artması, bütün toplumlarda giderek daha çok sayıda bireyin medya araçlarının yanı sıra aracısız olarak başka kültürlerden olan insanlarla tanışma imkanı oluşturmuştur. Bu tanıma ve tanışma süreci vatandaşların diğer ülke vatandaşları hakkındaki imajlarını yenilemiş ve öğrenci arkadaşlığı, internet arkadaşlığı, iş veya yolculuk arkadaşlığı gibi doğrudan tanışma biçimlerinde artışları beraberinde getirmiştir. Hatta ayrı milliyetten insanların bir araya geldiği uluslararası evlilikler de bu süreçte artmaya başlamıştır. Sadece gezme, görme eğlenme amaçlı değil, eğitim ve çalışma amaçlı olarak yurt dışı ziyaretlerde de büyük artışlar olmuştur.

Küreselleşmeye Yönelik Yaklaşımlar

Küreselleşme sonunda kazananları ve kaybedenleri olan engellenemez veya geri çevrilemez bir süreçtir. Küresel değişim konusunda iki uç yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi, küreselleşmenin gelişmiş kapitalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda dünyayı yeniden şekillendirme arzusunun bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve çevre ülkelerini tehdit ettiğini ileri sürmektedir. İkinci yaklaşım da küreselleşmeyi, özgürleştirici ve yeni fırsatlar yaratıcı yönüne vurgu yaparak, tümüyle sınırların ortadan kalkacağı, her yönüyle yeni oyun kurallarının egemen olacağı sınırsız bir dünyaya açılan kapı olarak görmektedir. Belki analitik açıdan bu iki uç yaklaşım, konunun tüm yönlerini ortaya koymak bakımından yararlı olabilir ancak küreselleşmeyi, sadece bu şekilde ya fırsat veya tehdit ikilemi çerçevesinde değerlendirmek çok sağlıklı bir bakış açısı değildir. Küreselleşmenin, fırsat ve tehditleri aynı anda sunduğunu söylemek mümkündür. Küreselleşme dünya üzerindeki her ülkeyi ve her ülkede yaşayan herkesi aynı şekilde etkileyen bir süreç olmadığı için, farklı ülkelerde yaşayan farklı toplum kesimlerinde farklı tepkiler ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda küreselleşmeye karşı tutumları bakımından ilgisizler, reformcular, taraftarlar ve karşı olanlar olmak üzere dört ana insan grubundan bahsedebiliriz.

İlgisizler

Küreselleşme dünya ölçeğinde etkili bir süreç olmakla birlikte dünyada yaşayan herkesi aynı şekilde etkilediği ve ilgilendirdiği söylenemez. Etkilenmek ile ilgilenmek birbiriyle yakından ilişkilidir. Çünkü, bir şeyden etkilenmeyenin onunla ilgilenmesi de pek anlamlı olmaz.

Reformcular

Bazıları küreselleşmenin yararlı bir potansiyeli ifade ettiğini ancak kapitalizmin ehilleştirilmeye, evcilleştirilmeye, vahşi ve yıkıcı kapitalist özelliklerinin törpülenmeye ihtiyacı olduğunu, bu yüzden geniş kitlelere fayda sağlayan yönleri korunarak reforme edilmesi gerektiğini düşünmektedirler.

Taraftarlar

Küreselleşmeyi destekleyenlerin temel tezi, insan, mal, hizmet ve fikirlerin serbest hareketinin her zaman insanlığını yararına olduğudur.

Karşı Olanlar

Küreselleşmenin yarattığı dönüşüm birçok toplum kesiminde tepkiler almaktadır. Bu küresel süreç birçok fırsatlar sunma yanında birçok kişinin de işini, itibarını, kimliğini, gelecek umudunu, kendine güvenini kaybetmesine yol açan bir belirsizlik ortamı da meydana getirmektedir.

Küreselleşmenin Kayıp ve Kazançları

“İçinde bulunduğumuz dünya, ekonomik, siyasal ve kültürel yönlerden nasıl bir yöne doğru evriliyor” sorusunun en kısa cevabı, muhtemelen “hepimiz küreselleşiyoruz” biçimindedir. Küreselleşmeyi dünyanın gidişini ifade eden tarafsız bir tanımlama olarak aldığımızda olumsuz ve olumlu sonuçları birlikte barındırdığını görürüz. Günün sonunda küreselleşmenin getiri ve götürülerini sayabilir miyiz? Daha önce ifade edildiği üzere hiçbir sosyal süreç etkilediği herkesi aynı yönde ve aynı oranda etkilemez. Bazılarını olumlu bazılarını da olumsuz yönde etkiler. Bazılarını bir yönden olumlu diğer yönden olumsuz etkiler. Olumlu ve olumsuz etkilenmenin de kısa, orta ve uzun dönemlerdeki etkilerinin de farklılaşması mümkündür. Bazı etkiler kısa dönede olumlu, uzun dönemde olumsuz olur. Bazıları ise tersi. Örneğin kira fiyatları düşerse, kiracılar için kısa vadede ucuz evde oturma imkanı verdiği için olumlu; ev sahipleri için ise daha az gelir elde edecekleri için olumsuz bir durum ortaya çıkar. Ama düşük kira geliri, başkalarına kiralamak üzere satın alınan ev sayısını azaltır, bu da inşaat sektöründe daralmaya yol açarsa uzun dönemde konut kıtlığı, dolayısıyla da kiralarda hızlı artışa yol açabilir. Küreselleşme süreçleri de her ülkeyi olduğu gibi, aynı ülkede yaşayan her bireyi farklı farklı etkiler. Çok uluslu bir şirketin iç piyasaya girmesi nedeniyle ias eden birisi, küreselleşmeden olumsuz etkilenir. Ama bu kişinin çocuklarını, başka ulus aşırı bir şirketten ya da küreselleşmeyi teşvik eden özel veya kamusal bir kaynaktan burs alarak yurt dışında eğitim alıp, uluslararası şirketlerde çok daha yüksek ücretle çalışma imkanına kavuşursa küreselleşme onları olumlu yönde etkiler. Zor soru şu: Bu aile toplamda küreselleşmeden olumlu mu yoksa olumsuz mu etkilenmiştir? Bu soruya cevap vermenin zorluğu, küreselleşmenin son tahlilde iyi mi kötü mü olduğuna karar vermenin zorluğu ile benzerdir.

Küreselleşmenin Geleceği

Küreselleşme içinde olduğumuz, çok farklı boyutları olan ve halen ne olduğunu anlamaya çalıştığımız bir süreçtir. Bugün itibariyle tamamlanmış ve tarihi yazılacak bir durum değildir. Bu yüzden insanların kafasında “acaba nereye doğru gidiyoruz” diye kaygı ile karışık bir soru bulunur. Bu soruyu sağlıklı biçimde cevaplamak için halen ne olduğunu iyi anlamaya ve bunun gelecekte nasıl evrileceğine dair ipuçlarını bulmaya çalışabiliriz. İlgisiz, reformcu, taraftar ve karşıtlarıyla küreselleşmeye nasıl bakıldığını bir önceki bölümde gördük. Küreselleşmenin geleceği konusunda da, çok kaba hatları ile, bu yaklaşımların dile getirdiği olumlu ve olumsuz özellikleri içinde barındıran bir süreç yaşanacağı söylenebilir.

Küreselleşme Kavramı

Dünya tarihinin her döneminde yaşayan insanlar için değişim söz konusu olmakla birlikte, son elli yılda önceki dönemlerle karşılaştırılmayacak çapta ve hızda bir değişim gözlenmektedir. Küresel değişim, birey ve toplum hayatını kuşatıcı nitelik taşıdığı için, sadece belirli bir yönü (örneğin sadece siyasal, sadece hukuksal, sadece kültürel veya sadece ekonomik) üzerinde durularak tümüyle anlaşılamaz. Kapsayıcı ve bütüncül bir bakış açısı gerekmektedir. Bu bölümde küresel değişimin bütün yönlerine kısaca işaret edilecektir.

20. yüzyılın ikinci yarısından sonra, özellikle de Sovyet Blokunun dağılmasıyla tek kutuplu bir dünyanın ortaya çıkmasına paralel biçimde, iletişim ve ulaşım teknolojilerinin de ucuzlayarak hızla yaygınlaşması, ulusal devlet sınırlarının eski dönemlere göre daha az önemli hale gelmesi sonucu, bilim, sanat, hukuk, siyaset, kültür ve iktisadi alanlarda dünyadaki bütün ülkelerin birbirine daha çok bağımlı hale gelmeleri, ortak değer, yaklaşım ve tavırlar benimsemeye başlamaları sürecidir.

Son Küreselleşme

İnsanlığın mevcut birikimi göz önüne alındığında küreselleşmenin, aslında yüzyıllardan beri farklı düzeylerde devam eden bir sürecin adı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bugünün insanının kullandığı maddi ve maddi olmayan her türlü birikim, farklı coğrafyalardan, farklı kültürlerden binlerce insanın farklı zamanlardaki katkılarının biriktirilmesinin bir sonucudur. Günlük hayatımıza yerleşmiş yiyecek ve içeceklerin; seyrettiğimiz filmlerin, dinlediğimiz müziklerin, oynadığımız oyunların, okuduğumuz dergi veya kitapların ya da kafamızda dolaşan fikirlerin; kullandığımız, giysi, ev eşyası, araç gereç ve makinelerin, ne zaman ve kim tarafından ilk olarak düşünüldüğü, tasarlandığı, zaman içinde nasıl bir gelişim seyri izlediği, bugünkü haliyle hangi hammadde ve ara maddeler kullanılarak kimler tarafından üretildiğini düşündüğümüzde küreselleşmenin ne kadar hayatın içinde ve karmaşık bir süreç olduğunu kolayca fark ederiz.

Üretim yöntemlerinden pazarlamaya, tüketim kalıplarından yönetim biçimine, uluslararası örgütlerin etkinliğinden ulus-devletin egemenlik sınırlarının yeniden belirlenmesine kadar birçok alanda gözlenen büyük değişime şimdilik “son” küreselleşme diyelim. Ama bu “son” ne zaman yerini başka bir “büyük” değişim dalgasına bırakacağı şimdiden bilinmediği için tırnak içinde yazılmalı. Küresel pazarların yerli ürünlere yeni fırsatlar sunması ile küresel güçlerin yerli pazarları silip süpürmesi iki farklı etkiyi göstermektedir. Bu iki etki güçleri farklı da olsa görülmektedir. Küreselleşmenin bu iki farklı yönünü benzeştirici küreselleşme ve farklılaştırıcı küreselleşme olarak niteleyebiliriz.

Benzeştirici Küreselleşme

Küreselleşme dendiğinde akla hemen dünya ölçeğinde süreçlerin birbirine benzemesi gelir. Bu küreselleşmenin en önemli özelliklerinden biridir. Bir çok yerde ve durumda küresel aktörler ulusal ve yerel unsurları tümüyle tasfiye etmektedirler. Küresel düzeyde faaliyet gösteren devlet, şirket, kurum veya örgütlerin nüfuz ettikleri her yerde yerel dinamikleri geliştirme ve onlarla işbirliği içinde uzlaşı arama yerine, sürekli kendi çıkar ve istekleri doğrultusunda faaliyette bulunmaları; daima iktidar, etki veya nüfuzlarını artırma arayışı içinde olmalarına dayatmacı veya yırtıcı küreselleşme denir.

Küreselleşmenin bir sonucu olarak, bilinen ve en yaygın şekliyle McDonald’s firması tarafından uygulanan, ancak başta eğitim, sağlık, ulaştırma, gıda, medya, eğlence, turizm, enerji olmak üzere, kitlesel tüketim talebi olan tüm alanlarda bazı mal ve hizmetlerin önceden belirlenmiş standartlara göre girdi ve çıktı özelliklerinin sıkı biçimde denetlendiği, küresel ölçekte üretilmesiyle ortaya çıkan tektipleşmeye de McDonaldlaşma denmektedir. Buna göre küreselleşen dünyada hem giderek tüketim alışkanlıkları ve yaşam tarzlarının birbiriyle benzeşmesi, hem de benzer zevk ve eğilimleri olan bireylerin uzak coğrafyalarda yaşamalarının kolaylaştırılması amacıyla, küresel ölçekte faaliyet gösteren firma veya kurumlar, dünyanın farklı coğrafyalarındaki şubelerinde aynı nitelikte mal ve hizmet sunarak özel küresel müşteri profili oluşturmaktadırlar.

Farklılaştırılmış Küreselleşme

Küreselleşmenin sonuçları bakımından en çok üzerinde durulan konulardan biri, küresel değişimin aktörleri, ile yerel aktörler karşılaştığında bunun farklılıkları artırıcı etkilerinin olup olmadığıdır. Bazen küresel aktörler ulusal veya yerel ile karşılaştığında kaybolmaya yüz tutmuş yerel değerlerin ortaya çıkarılmasına büyük katkı sağlarlar. Küreselleşmenin bir sonucu olarak özellikle turistik ziyaretlerin artması ile unutulmaya yüz tutmuş ya da önemi kaybolmuş geleneksel veya yerel kültürel unsurların değerlerinin artması, tarihi eserler ile belirli bir bölgeye özgü müzik, giysi ve yemeklerin, hatta bitki veya meyvelerin yeniden değer kazanması, bölgeye özgülüklerin kıymetli hale gelmesi mümkündür. Özellikle uluslararası turizm yerel giyim, el sanatları, yemek, eğlence, kültürel ürün, tarihi mekanlar veya o yöreye özgü doğal ürünlere talep oluşturmak suretiyle onların canlandırılması biçiminde yerelleşmeyi özendirebilir. Buna küreselleşmenin yerlileştirme etkisi diyebiliriz.

Küreselleşmeyle birlikte dışarıdan gelen ile yerli kültürün birbirini yok etmek yerine karşılıklı etkileşimi sonucu her ikisinden de farklı üçüncü bir kültürün oluşmasına da yol açılabilir. Buna da kültürlerin melezleşmesi diyebiliriz. Özellikle müzik, giyim ve yemek alanında görülen bu durumun iki farklı kültürün etkileşiminin, birinin diğerini dönüştürmesi şeklinde değil, her ikisinin de kendisine ait unsurları diğer kültürden aldıkları ile yeniden şekillendirip daha farklı ve yeni şeyler yaratması mümkündür.

Ekonomi, Siyaset ve Kültür Alanında Küreselleşme

Ekonomik

Günümüz toplumlarında ekonomi, ortak yaşamın çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ekonomik göstergeler, neredeyse toplumun ortak dili, para da nesnel iletişimin en temel aracı haline gelmiştir. Finans piyasasında sürekli geliştirilen yeni araçlar, gelecek ile bugünü birbirine yakınlaştırmış, geleneksel ekonomiler hızlı ve köklü bir dönüşüm sürecine girmişlerdir. Nakliye, haberleşme ve iletişim alanındaki hızlı gelişmeler, dünyanın bir yerinde geliştirilen mal, hizmet, fikir, tutum ve davranışların başka yerlere aktarılmasını eskiye göre daha kolay ve düşük maliyetle mümkün hale getirmiştir. Özellikle internetin yaygınlaşması iletişim ve haberleşme maliyetlerini dramatik denebilecek biçimde düşürmüş malların, fikirlerin ve tutumların dolaşımını dünya ölçeğinde tarihte hiç görülmemiş biçimde kolaylaştırmıştır. Son elli yıl içinde bu alanda ne tür gelişmelerin olduğuna şöyle bir göz atalım. Ulus üstü veya çok uluslu şirket sayılarında ve faaliyet hacimlerinde büyük artışlar meydana gelmiş, uluslararası hukuk kurallarının benimsenmesi ve uygulanması hızlanmış, bankalar ve diğer finansal işlem yapan kurumlar kelimenin tam anlamıyla uluslararasılaşmıştır. Bu sürede ulusal ekonomilerden daha büyük cirosu olan dünya şirketleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Örneğin 2016 yılında ekonomik olarak ilk yüz büyüklük içinde ulusal ekonomiler yanında 43 şirket bulunmaktadır.

Üretimin küreselleşmesi

Üretim alanında küreselleşme, bir ürünün değişik bölümlerinin maliyet avantajlarına göre farklı ülke sınırları içinde üretilmeye başlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bir ürünün farklı parçalarını dünyanın farklı yerlerinde üretip, farklı ülkelerde monte edip farklı ülkelerde piyasaya süren, çok sayıda dünya çapında şirket ortaya çıkmıştır.

Finansın küreselleşmesi

Finansın küreselleşmesi hem tasarruf sahipleri hem de fon arayan girişimciler için yeni ve geniş imkanlar sunmaktadır. Ulusal finans sistemlerinin ekonomide devlet denetimini sağlamak için koydukları faiz veya döviz işlemlerinde kontrollerin kalkması sermaye hareketlerini kolaylaştırmaktadır. Ulusal piyasalarda yeterli sermaye bulamayan girişimciler veya elindeki tasarrufları değerlendirmek için uygun yer arayanlar için finans piyasasının liberalizasyonu büyük esneklik sağlamıştır. Girişimciler ulusal faizlerden daha uygun faizle dışardan borç alabilmek veya borsadaki şirketlerinin hisselerini yabancılara satarak kaynak temin etmek için uluslararası finans piyasalarına yönelmektedirler. Tasarrufları yatırımlara aktarmayı amaçlayan aracı kurumlardan oluşan finans sektörü, ekonomiler içinde finansmanı kolaylaştırıcı işlemlerin yanında binlerce insanın çalıştığı başlı başına bir hizmet sektörü yaratmaktadır. Vade, risk dağıtımı, ödeme araçları ve ödeme usulüne göre oldukça çeşitlenen finans araçları, ulus devlet otoritelerinin özellikle de merkez bankalarının para ve kredi hacmini denetim altında tutmalarını zorlaştırmaktadır. Tasarruflarını farklı farklı ülkelerin menkul kıymetlerine yatıran tasarruf sahipleri hem kar makzimizasyonu yapma hem de bir sepet oluşturmak suretiyle risklerini dağıtmaktadırlar. Finans piyasalarının şeffaf ve düşük maliyetle izlenebiliyor olması, finansı uluslararası düzeyde dengeli dağıtmakta risk ve getiri dengesinin hızlıca kurulmasını sağlamaktadır. Bir ülkede çok karlı bir menkul kıymet sepeti varsa uluslararası sermaye hızlıca oraya akmakta ve karlılık kısa sürede normal düzeylere çekilmektedir. Bu dünyadaki finans sisteminin, tek bir piyasa gibi çalışmasını sağlamakta, en hızlı küresel etki bu alanda ortaya çıkmaktadır.

Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY)

Doğrudan yabancı yatırımlar dünya ekonomisinin küreselleşmesinde önemli işlev görür. Doğrudan yabancı yatırım, yabancıların hisse senedi veya tahvil alarak devlete veya şirketlere sıcak para akışıyla kısa dönemli finansman sağlamak şeklinde değil, üretim yapmak üzere şirket kurmak veya mevcut şirketlerin yönetimini devralmak şeklindeki yatırımlarıdır. DYY hem küreselleşmenin hem de gelecek için umut vadeden bir ekonomi olmanın çok önemli bir göstergesidir. Çünkü bir yabancının başka bir ülkede o ülkenin kurallarına göre faaliyette bulunan bir şirket kurması veya kurulmuş bir şirketi satın alması, sadece o ekonominin karlılığını değil aynı zamanda yabancıların o ülkeye uzun vadede güven duyduklarını da gösterir. Bu yüzden hukuki alanda gerekli düzenlemeleri yapmayan, üretim üzerindeki vergi ve diğer idari yükleri makul oranlarda tutmayan ve siyasal rejimi istikrarlı olmayan ülkelere doğrudan yabancı sermaye pek ilgi göstermez. Yatırım dostu olan ülkeler doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile daha güvenli bir kalkınma stratejisi uygulayabilirler. Doğrudan yabancı sermaye girişi olan ülkelere baktığınızda bunu çok açık biçimde görebilirsiniz.

Ticaretin küreselleşmesi

Üretimin ülkeler arasında dolaşımı ticaret aracılığı ile olur. Bu yüzden küreselleşmenin seyri en iyi uluslararası ticaret hacminin seyrinden anlaşılır. Uluslararası ticaret hacmi 1950 yılından itibaren yaklaşık 30 kat artışla (2005 27 kat) 10 trilyon (2005 8 trilyon) dolara ulaşmıştır. Bu ticaret artışında iki faktörün büyük etkisi olduğu söylenebilir. Birincisi ülkeler arasında ticareti kolaylaştıracak, malların serbest dolaşımını sağlayacak gümrük düzenlemelerinin yapılmış olmasıdır. Ülkeler arasındaki ticarete konu olan malların üzerine konan vergiler veya ülkeye girişlerde belirlenen miktar sınırlamaları hafifletildiğinde, firmalar karlı buldukları pazarlara doğru mal akımını hızlandırmışlardır. Dünya ticaret hacminin artmasına yol açan ikinci önemli faktör ise teknolojik gelişmelerle taşıma ve haberleşme maliyetlerinin düşmesi, mal ve hizmet naklinin kolaylaşması ve ucuzlamasıdır. Dev nakliye gemileri, ürünlerin uzun süre bozulmadan muhafaza edilmesine imkan sağlayan soğutucu depolar, ucuzlayan karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu taşımacılığı nakliye maliyetlerini büyük ölçüde düşürmüştür. Üretimin küreselleşmesi bölümünde söylendiği üzere üretim merkezlerinin çoğaltılması da nakliye maliyetlerinde önemli tasarruflar sağlamıştır.

Ekonomik küreselleşmede eşitlik

Ekonomik küreselleşme bütün ülkeleri aynı şekilde etkilememektedir. Tüm dünyada toptan bir refah artışı olmasına rağmen bu artıştan gelişmiş ülkeler daha fazla pay almaktadır. Her ne kadar dev uluslararası şirketler hammadde tedariki, yerinde üretim veya bazı ara malları yereldeki küçük ve orta boy ulusal işletmelerden temin etmek, ürünlerin pazarlanmasında ulusal ve yerel ağları geliştirmek ve kullanmak biçiminde ulusal ekonomik birimlerle yakın işbirlikleri yapıp onların da gelişmesine katkı sağlasa da, sürecin kumanda merkezinde gelişmiş ülkeler yer aldığı için ekonomik küreselleşmenin, son tahlilde, onlara daha çok yaradığı söylenebilir. Bu nedenle uluslararası piyasaların gelişmesinin dünya ölçeğinde zenginliği artırırken hem ülkeler arası hem de ülkelerin kendi içindeki gruplar arasında gelir dağılımında eşitsizliklerin arttığına işaret etmek gerekir. Bu konuya küreselleşmeye yöneltilen eleştiriler başlığında daha ayrıntılı değineceğiz.

Siyaset

Küreselleşmenin siyasal alandaki en önemli etkisi politik alana ilişkin talep ve algıların değişmesine yol açmasıdır. Hem devletlerin resmi olarak imzaladıkları uluslararası anlaşmaların hem de küresel medyanın sağladığı iletişim imkanlarının bir sonucu olarak ülke halkları, özellikle insan hakları ve siyasal özgürlükler konularında, uluslararası normlara uyulması konusundaki taleplerini daha yüksek sesle ve etkili biçimde dile getirmektedirler. Küreselleşme uluslararası düzeyde yeni bir yönetişim biçimi ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede ulus devletlerin egemenlik gücünde zayıflamaya paralel biçimde, Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Gıda ve Tarım Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü gibi, devletlerin üye olduğu resmi örgütlerin gücünde ise görece artış ortaya çıkmıştır. Yeryüzü Doktorları, Uluslararası Af Örgütü, Sınır Tanımayan Doktorlar, Kızılay, Kızılhaç, Greenpeace, gibi sivil örgütlerin faaliyetleri ve etkinlikleri de artmaktadır. Sonuç olarak dünya ölçeğinde baskın yönetim biçimi olarak demokrasinin popülaritesi her geçen gün artmaktadır.

Kültür

Küreselleşme, şimdiye kadar hiç olmadığı ölçüde toplumlar arasındaki iletişimi artırmış, kültür unsurlarını uluslararası alana taşımıştır. Cep telefonu kullanımı artmış, televizyon uyduları, internet, kişisel bilgisayarların yaygınlaşması dünyayı küçülterek uzakları yakına getirmiş; yüz yüze görüşme, yerini büyük ölçüde görüntülü ve sesli iletişim araçlarına bırakmıştır. Cep telefonu ile yapılan iletişimlerde, uzun dönemde sosyolojik ve psikolojik etkileri henüz tam bilinmeyen yeni bir iletişim tarzı ortaya çıkmıştır. Her geçen gün giderek daha çok sayıda insan dünya ile aynı anda güncel bilgilere ulaşabilir hale gelmiş, bu bağlamda uluslararası medyanın gücü ve rolü önemli ölçüde artmıştır. Ekonomik ve siyasal küreselleşme bir yandan da yeni bir uluslararası kültür oluşturmuştur. Uluslararası turizmin hızla artması, bütün toplumlarda giderek daha çok sayıda bireyin medya araçlarının yanı sıra aracısız olarak başka kültürlerden olan insanlarla tanışma imkanı oluşturmuştur. Bu tanıma ve tanışma süreci vatandaşların diğer ülke vatandaşları hakkındaki imajlarını yenilemiş ve öğrenci arkadaşlığı, internet arkadaşlığı, iş veya yolculuk arkadaşlığı gibi doğrudan tanışma biçimlerinde artışları beraberinde getirmiştir. Hatta ayrı milliyetten insanların bir araya geldiği uluslararası evlilikler de bu süreçte artmaya başlamıştır. Sadece gezme, görme eğlenme amaçlı değil, eğitim ve çalışma amaçlı olarak yurt dışı ziyaretlerde de büyük artışlar olmuştur.

Küreselleşmeye Yönelik Yaklaşımlar

Küreselleşme sonunda kazananları ve kaybedenleri olan engellenemez veya geri çevrilemez bir süreçtir. Küresel değişim konusunda iki uç yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi, küreselleşmenin gelişmiş kapitalist ülkelerin çıkarları doğrultusunda dünyayı yeniden şekillendirme arzusunun bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve çevre ülkelerini tehdit ettiğini ileri sürmektedir. İkinci yaklaşım da küreselleşmeyi, özgürleştirici ve yeni fırsatlar yaratıcı yönüne vurgu yaparak, tümüyle sınırların ortadan kalkacağı, her yönüyle yeni oyun kurallarının egemen olacağı sınırsız bir dünyaya açılan kapı olarak görmektedir. Belki analitik açıdan bu iki uç yaklaşım, konunun tüm yönlerini ortaya koymak bakımından yararlı olabilir ancak küreselleşmeyi, sadece bu şekilde ya fırsat veya tehdit ikilemi çerçevesinde değerlendirmek çok sağlıklı bir bakış açısı değildir. Küreselleşmenin, fırsat ve tehditleri aynı anda sunduğunu söylemek mümkündür. Küreselleşme dünya üzerindeki her ülkeyi ve her ülkede yaşayan herkesi aynı şekilde etkileyen bir süreç olmadığı için, farklı ülkelerde yaşayan farklı toplum kesimlerinde farklı tepkiler ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda küreselleşmeye karşı tutumları bakımından ilgisizler, reformcular, taraftarlar ve karşı olanlar olmak üzere dört ana insan grubundan bahsedebiliriz.

İlgisizler

Küreselleşme dünya ölçeğinde etkili bir süreç olmakla birlikte dünyada yaşayan herkesi aynı şekilde etkilediği ve ilgilendirdiği söylenemez. Etkilenmek ile ilgilenmek birbiriyle yakından ilişkilidir. Çünkü, bir şeyden etkilenmeyenin onunla ilgilenmesi de pek anlamlı olmaz.

Reformcular

Bazıları küreselleşmenin yararlı bir potansiyeli ifade ettiğini ancak kapitalizmin ehilleştirilmeye, evcilleştirilmeye, vahşi ve yıkıcı kapitalist özelliklerinin törpülenmeye ihtiyacı olduğunu, bu yüzden geniş kitlelere fayda sağlayan yönleri korunarak reforme edilmesi gerektiğini düşünmektedirler.

Taraftarlar

Küreselleşmeyi destekleyenlerin temel tezi, insan, mal, hizmet ve fikirlerin serbest hareketinin her zaman insanlığını yararına olduğudur.

Karşı Olanlar

Küreselleşmenin yarattığı dönüşüm birçok toplum kesiminde tepkiler almaktadır. Bu küresel süreç birçok fırsatlar sunma yanında birçok kişinin de işini, itibarını, kimliğini, gelecek umudunu, kendine güvenini kaybetmesine yol açan bir belirsizlik ortamı da meydana getirmektedir.

Küreselleşmenin Kayıp ve Kazançları

“İçinde bulunduğumuz dünya, ekonomik, siyasal ve kültürel yönlerden nasıl bir yöne doğru evriliyor” sorusunun en kısa cevabı, muhtemelen “hepimiz küreselleşiyoruz” biçimindedir. Küreselleşmeyi dünyanın gidişini ifade eden tarafsız bir tanımlama olarak aldığımızda olumsuz ve olumlu sonuçları birlikte barındırdığını görürüz. Günün sonunda küreselleşmenin getiri ve götürülerini sayabilir miyiz? Daha önce ifade edildiği üzere hiçbir sosyal süreç etkilediği herkesi aynı yönde ve aynı oranda etkilemez. Bazılarını olumlu bazılarını da olumsuz yönde etkiler. Bazılarını bir yönden olumlu diğer yönden olumsuz etkiler. Olumlu ve olumsuz etkilenmenin de kısa, orta ve uzun dönemlerdeki etkilerinin de farklılaşması mümkündür. Bazı etkiler kısa dönede olumlu, uzun dönemde olumsuz olur. Bazıları ise tersi. Örneğin kira fiyatları düşerse, kiracılar için kısa vadede ucuz evde oturma imkanı verdiği için olumlu; ev sahipleri için ise daha az gelir elde edecekleri için olumsuz bir durum ortaya çıkar. Ama düşük kira geliri, başkalarına kiralamak üzere satın alınan ev sayısını azaltır, bu da inşaat sektöründe daralmaya yol açarsa uzun dönemde konut kıtlığı, dolayısıyla da kiralarda hızlı artışa yol açabilir. Küreselleşme süreçleri de her ülkeyi olduğu gibi, aynı ülkede yaşayan her bireyi farklı farklı etkiler. Çok uluslu bir şirketin iç piyasaya girmesi nedeniyle ias eden birisi, küreselleşmeden olumsuz etkilenir. Ama bu kişinin çocuklarını, başka ulus aşırı bir şirketten ya da küreselleşmeyi teşvik eden özel veya kamusal bir kaynaktan burs alarak yurt dışında eğitim alıp, uluslararası şirketlerde çok daha yüksek ücretle çalışma imkanına kavuşursa küreselleşme onları olumlu yönde etkiler. Zor soru şu: Bu aile toplamda küreselleşmeden olumlu mu yoksa olumsuz mu etkilenmiştir? Bu soruya cevap vermenin zorluğu, küreselleşmenin son tahlilde iyi mi kötü mü olduğuna karar vermenin zorluğu ile benzerdir.

Küreselleşmenin Geleceği

Küreselleşme içinde olduğumuz, çok farklı boyutları olan ve halen ne olduğunu anlamaya çalıştığımız bir süreçtir. Bugün itibariyle tamamlanmış ve tarihi yazılacak bir durum değildir. Bu yüzden insanların kafasında “acaba nereye doğru gidiyoruz” diye kaygı ile karışık bir soru bulunur. Bu soruyu sağlıklı biçimde cevaplamak için halen ne olduğunu iyi anlamaya ve bunun gelecekte nasıl evrileceğine dair ipuçlarını bulmaya çalışabiliriz. İlgisiz, reformcu, taraftar ve karşıtlarıyla küreselleşmeye nasıl bakıldığını bir önceki bölümde gördük. Küreselleşmenin geleceği konusunda da, çok kaba hatları ile, bu yaklaşımların dile getirdiği olumlu ve olumsuz özellikleri içinde barındıran bir süreç yaşanacağı söylenebilir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!