Ulaştırma Sistemleri Dersi 8. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Ulaştırma Sistemleri Dersi 8. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Taşımacılık Düzenlemeleri

Taşımacılıkta Türkiye’deki Düzenlemeler

Ulaştırma tek başına ekonomik bir faaliyet olup diğer sektörlerle yoğun ilişkilidir. Ekonomide başlı basına bir maliyet sorunu olan taşımanın, doğru planlama, yeterli altyapı, hızlı, güvenli ve ekonomik taşımacılıkla diğer sektörlere ekonomik avantaj sağlayabilecek bir unsur haline gelmesi mümkündür.

Hareket ve hareket güvenliği olarak da tarif edilen ulaşımda arzın ve karşılığı olan talebin doğru tanımlanmasının zorunluluğu vardır. Ulaşımda arz ve karşılığı olan talep hayata geçirilirken bir ulaşım planlaması ve politikası da mutlaka gereklidir. Başarılı bir sanayileşmenin temel bileşenlerinden birisi olan ulaştırma sektöründe kaynakların etkin kullanımı iş gücünün dengeli dağılımı, mal ve hizmetin hızlı dağıtımı ancak iyi organize olmuş ulaştırma sistemi ile gerçekleştirilebilir.

Türkiye’de mevcut mevzuat AB müktesebatına tam olarak uyumlu değildir. Ulaşımda önemli bir paya sahip olan karayolu ulaşımını diğer ulaşım modellerine yönlendirmek, uzun ve zorlu bir süreçten sonra gerçekleşebilecek gibi görünmektedir. Ulaşımda demir yollarının payını arttırmak için altyapı inşaatları ve mevzuat çalışmaları sürmektedir. Deniz yolu ulaşımında ise uluslararası anlaşmalara taraf olunması gerekmektedir. Hava yolu ulaşımında, kamu hizmet yükümlülükleri ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan bazı kısıtlamalar bulunmaktadır. Türkiye ile AB’nin ulaştırma politikalarının örtüşmesini sağlayacak deniz yolu ve demiryolunun taşımacılık payının yükseltilmesi ile taşıma modlarını zincir hale getirecek stratejik politikaların ülkemiz açısından üretilmesi kaçınılmazdır.

Karayolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Ülkemizde karayolu taşımacılığı ile ilgili 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 19 Temmuz 2003 tarih ve 25173 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

25.02.2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı “karayolu Taşıma Kanunu” ile 9.4.1987 tarihli ve 3348 sayılı “Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun” a dayanılarak hazırlanmıştır.

Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin amacı, 4925 sayılı “Karayolu Taşıma Kanunu” da yer alan karayolu taşımalarını, ülke ekonomisinin gerektirdiği şekilde düzenlemek, taşımada düzeni ve güvenliği sağlamak, taşımacı, acente, taşıma işleri komisyonculuğu, nakliyat ambarı işletmeciliği, kargo işletmeciliği, lojistik işletmeciliği, taşıma işleri organizatörlüğü, terminal işletmeciliği, oto kiralama işletmeciliği, dağıtıcılık ve benzeri hizmetlerin şartlarını; taşıma işlerinde istihdam edilenlerin niteliklerini, haklarını ve sorumluluklarını belirlemek, karayolu taşımalarının, diğer taşıma sistemleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini, denetimini ve mevcut imkânların daha yararlı bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır. ,

Karayolu ulaştırması kapsamında iki önemli idari kurum görev yapmaktadır; bunlardan ilki Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü diğeri ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğüdür. Karayolu ulaştırmasında iki temel kurum olmasına rağmen karayolu ulaştırmasına ilişkin çeşitli sorumluluklar farklı idareler tarafından yürütülmekte ve her bir idarenin tabii olduğu yasal temellerin farklı olması nedeniyle özellikle işletmeler çeşitli engellerle karşı karşıya kalmaktadır.

Türkiye’nin 2013 karayolu vizyonu: ulusal ve uluslararası kurallara uygun, güvenliğe öncelik veren, çevre dostu, milli ekonomiye ve sosyal hayata katkıda bulunan, ileri teknolojiyi kullanan, yüksek kaliteli servis hizmeti sağlayan, pazar şartlarında rekabet eden, Türkiye’nin coğrafi ve doğal kaynaklarını iyi kullanan, diğer taşımacılık şekilleriyle adil ve dengeli bir şekilde bütünleşmiş bir karayolu taşıma sistemi kurmaktır. Ülkemizin 2007 yılı toplam ihracatının % 41’i, ithalatın ise %24’ü karayolu taşımacılığı ile gerçekleşmiştir. 2005 yılı sonu itibariyle Ulaştırma Bakanlığından karayoluyla uluslararası eşya taşımacılığı yapmak üzere yetki belgesi alan 1164 firmanın sahip olduğu taşıt filosunun toplam kapasitesi 1,13 milyon tona ulaşmıştır. karayoluyla uluslararası yolcu taşımacılığı yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler Ulaştırma Bakanlığından “B” türü Taşımacı Yetki Belgesi almak zorundadır.

Deniz Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Ülkemizde Denizcilik Sektörü ile ilgili çalışmalar 4770 sayılı Ulaştırma Bakanlığı Görevleri ve Kuruluşu Hakkındaki Kanun’un 16.maddesine göre 1945 yılında Liman ve Deniz İşleri Başkanlığı olarak kurulan ve 1973 yılında gerçekleştirilen organizasyon çalışmaları sonucunda Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü şekline dönüştürülen kurum ile aynı yıl kurulan Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmüştür.

Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü daha sonra 1979 yılında “Gemi İnşa ve Tersaneler Genel Müdürlüğü”ne dönüştürülmüş ancak, bu Genel Müdürlük 28 Şubat 1982 tarihinde yürürlüğe giren “Bakanlıkların Yeniden Düzenlenmesi ve Çalışması Esasları” hakkındaki 8/4334 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılmış ve Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğünün de ismi değiştirilerek her iki Genel Müdürlük “Liman ve Deniz İşleri Genel Müdürlüğü” adı altında birleştirilmiştir.

Söz konusu Genel Müdürlük 17 Haziran 1982 tarih ve 2680 sayılı Kanun’a istinaden çıkarılan 182 sayılı K.H.K. ile 13.12.1983 tarihinden itibaren “Liman ve Deniz İşleri Başkanlığı” şeklinde teşkilatlandırılmıştır. Bu Başkanlık 09.04.1987 tarih ve 3348 sayılı “Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun” ile mülga Başbakanlık Deniz İşleri Başkanlığı görevleri ile de donatılarak bu günkü “Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü” adını alarak denizciliğin bütün alanlarında görev yapacak şekilde yetkilendirilmiştir.

Daha sonra denizcilikle ilgili görevler; 4770 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak Çanakkale, İstanbul, İzmir, Mersin ve Samsun’da kurulan beş Ulaştırma Bölge Müdürlüğü ve altmış Liman Başkanlığı aracılığı ile oluşturulan Taşra Teşkilatları ile yerine getirilmeye çalışılmıştır. 08.06.1984 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren KİT’lerin yeniden düzenlenmesi hakkındaki 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (K.H.K.) ile de denizcilik alanında hizmet verecek Bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile bunların statüleri belirlenmiştir.

10.08.1993 tarih 491 sayılı K.H.K. ile Başbakanlığa bağlı “Denizcilik Müsteşarlığı” kurulmuştur. Müsteşarlık 491 sayılı K.H.K.nin yanında 21.12.1999 tarih ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu, 491 sayılı K.H.K.de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 07.02.2002 tarih 4745 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında K.H.K. Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında K.H.K.de değişiklik yapılmasına dair 602 sayılı K.H.K. ve 21.09.2004 tarihinde yayınlanan bazı kanun ve K.H.K.de Değişiklik Yapılmasına Dair 5234 sayılı Kanun ile “Devlet Memurları Kanunu”, “Harcırah Kanunu” ve “Genel Kadro ve Usulü Hakkındaki” K.H.K.de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’lardan yararlanarak görevlerini yerine getirmiştir.

1 Kasım 2011 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 655 sayılı KHK ile “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı” kurulmuş ve teşkilatlandırılmıştır. Bu KHK ile Denizcilik Müsteşarlığı tüzel kuruluşu kaldırılmıştır. Günümüz itibarı ile bu görevler “Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü” tarafından yürütülmektedir. Misyonu Denizcilik idaresi olarak; milli menfaatler doğrultusunda ülkenin denizcilikle ilgili hedef ve politikalarını belirlemek, bu amaçla gerekli düzenleme ve denetlemeleri yapmak ve uluslararası rekabet gücünü arttıracak tedbirleri almaktır.

Deniz yolu ulaştırmasında önemli rolü bulunan idari kuruluşlar sırası ile;

  • Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
  • Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü
  • T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü
  • Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü
  • Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı
  • Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. olarak sıralanabilir.

Demiryolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Cumhuriyet döneminde ilk demiryolu idaresi 22 Nisan 1924 yılında kabul edilen 506 numaralı kanun ile kurulmuştur. Bu kanun ile Anadolu demir yollarının satın alınması ve Anadolu demiryolları ile Bağdat demiryolunun Konya-Yenice bölümünün birlikte bir müdüriyeti umumiye tarafından idare edilmesi kararlaştırılmıştır.

23 Mayıs 1927 yılında 1042 sayılı Kanun ile “ Devlet Demiryolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi” kurulmuş ve bu yapı 30 Ocak 1929 da kabul edilen 1483 sayılı Kanun ile “ Devlet Demir Yolları ve Limanları Umum Müdürlüğü” adını almıştır.1939 yılından itibaren ihtiyaç duyulan başkanlık, müdürlük ve bunlara bağlı yeni şubelerin kurulmasıyla 1945 yılında “Devlet Demir Yolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü” adını almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet DemirYolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) Ana Statü 28.10.1984 tarihli ve 18559 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Yapılan bu düzenlemenin amacı; 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında, Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerine tabi olarak ve söz konusu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü adı altında teşkil olunan Kamu İktisadi Kuruluşu’nun hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileri ile ilgili diğer hususları düzenlemektir.

Ana Uluslararası Demiryolu Hatları Üzerine Avrupa Anlaşması (AGC), 1985 yılında 25 ülke tarafından kabul edilmiştir. Türkiye’den gecen E-Demiryolu hatları TransAvrupa Demiryolu hatları ile büyük ölçüde örtüşmektedir. Ancak, bu hatlara ek olarak Türkiye’deki E-Demir yolları Balıkesir-Bandırma (E 74) ve Narlı-Nusaybin (E 70) hatlarını da içermektedir.

Devlet Demir yollarının (TCDD) yük ve yolcu hizmetlerindeki tekelini sona erdiren Devlet Demiryolları hatlarında üçüncü şahıslara ait trenlerin çalıştırılmasına ilişkin Tüzük Nisan 2005’te yürürlüğe girmiştir.

2008 yılında hazırlanan “Genel Demiryolu Kanun Tasarısı”nın amacı; demiryolu hizmetlerinin rekabete dayalı esaslar çerçevesinde kaliteli, sürekli, emniyetli ve uygun ücretle kullanıcılara sunulmasını, sektörün serbestleştirilerek güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir yapının oluşturulmasını ve bağımsız düzenleme ve denetim yapılmasını sağlamaktır.

Merkezi Bern’de bulunan Demiryolu ile Uluslararası Taşımalar konusunda Hükümetler Arası Organizasyon (OTIF) üye 34 devlet tarafından imzalanan COTIF (Uluslararası Demiryolu Taşımalarına ilişkin Sözleşme) üye devletler arasında demiryolu ile yapılan uluslararası yolcu, bagaj ve eşya taşımalarına uygulanan hukuk rejimini düzenlemek ve bu rejimin uygulanmasını ve gelişimini kolaylaştırmak amacıyla düzenlenmiştir. Uluslararası eşya taşımacılığına uygulanacak hükümleri belirleyen CIM (Demiryolu ile Uluslararası eşya Taşma Sözleşmesi ile ilgili Birleşik Hükümler) ve yolcu taşımacılığına uygulanacak hükümleri belirleyen CIV (Demiryolu ile Uluslararası Yolcu ve Bagaj Taşımama sözleşmesi ile ilgili Birleşik Hükümler) ekleri mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları özellikle yurt içi yük ve yolcu taşımacılığında önemli bir kuruluştur. Hizmetlerini merkezde 18 ihtisas dairesi ile sürdürmektedir. Ayrıca 7 merkezde Bölge Müdürlükleri bulunmaktadır:

  1. Bölge Müdürlüğü Haydarpaşa
  2. Bölge Müdürlüğü Ankara
  3. Bölge Müdürlüğü Alsancak
  4. Bölge Müdürlüğü Sivas
  5. Bölge Müdürlüğü Malatya
  6. Bölge Müdürlüğü Adana
  7. Bölge Müdürlüğü Afyon

Haydarpaşa, Derince, İzmir, Bandırma, Samsun, Mersin Liman İrtibat ve Kontrol Müdürlüğü ve İskenderun limanları ile Van Gölü Feribot İşletmeciliği TCDD’ye ait olup, TCDD tarafından yürütülmektedir. Demiryolu taşımacılığı ile ilgili hizmetler 7 bölge müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Hava Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Ülkemizde ilk havacılık çalışmaları, 1912 yılında, bugünkü Atatürk Hava Limanının hemen yakınındaki Sefaköy’de, tesis olarak iki hangar ve küçük bir meydanda başlamıştır. Atatürk’ün, ülkenin geleceğine de yol gösteren “İstikbal Göklerdedir.” sözü doğrultusunda 1925 yılında kurulan ve daha sonraki yıllarda Türk Hava Kurumu adını alan Türk Tayyare Cemiyeti ile Türk Sivil Havacılığının kurumsal temelleri atılmıştır.

Türk hava yolu ulaştırmasında temel mevzuatımız “Türk Sivil Havacılık Kanunu” dur. Bu Kanun, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin havacılık sahasındaki faaliyetlerini kapsar. Devlete ait hava araçları, açık hüküm bulunmayan hallerde bu Kanun’un kapsamı dışındadır.

2920 sayılı Kanun’da geçen “Türk Hava Sahası” terimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altındaki ülke ile Türk karasuları üzerindeki sahayı; “Hava aracı” terimi havalanabilen ve havada seyredebilme kabiliyetine sahip her türlü aracı; “Devlet hava aracı terimi” Devletin askerlik, güvenlik ve gümrük hizmetlerinde kullandığı araçları; “Türk sivil hava aracı” terimi; Devlet hava araçları tanımı dışında kalan ve mülkiyeti Türk Devletine veya kamu tüzel kişilerine veya Türk vatandaşlarına ait araçları; “Havaalanı” terimi, karada ve su üzerinde hava araçlarının kalkması ve inmesi için özel olarak hazırlanmış, hava araçlarının bakım ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına yolcu ve yük alınmasına ve verilmesine elverişli tesisleri bulunan yerleri; “Ferry uçuş” terimi; bir hava aracının yolcu ve yük taşımaksızın, satın alınması veya kiralanmasında tescil işlemleri yapılmadan yurda getirilmesi maksadıyla yapılan uçuşlar ile uçuşa elverişliliğine halel getirmeyen kısmi arızalı olarak yapılan uçuşları ifade eder.

Türkiye, “Uluslararası hava taşımalarına ilişkin bazı kanunların birleştirilmesi hakkındaki sözleşmeye ve La Haye Protokolü ile 4 numaralı Montreal Protokolüne taraf olmuştur. Türkiye Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO), Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC), Avrupa Havacılık Otoriteleri Birliği (JAA) ile Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenlik Teşkilatının (Euro control) da üyesidir.

01 Haziran 2007 Tarihli ve 26539 sayılı Resmi Gazete’de Ticari Hava Taşıma İşletmeleri Yönetmeliği yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin amacı, iç ve dış hatlarda tarifeli veya tarifesiz seferlerle ücret karşılığında yolcu veya yük taşımak üzere kurulmuş veya kurulacak kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait işletmelerin ticari hava taşımacılık faaliyetleri sırasında uyması gereken teknik, idari ve mali esaslar ile bu işletmelerde bulunacak yönetici ve teknik personelin nitelik ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Taşımacılıkta Uluslararası Düzenlemeler

AB’de Ulaştırma sektörü GSYİH’nın yaklaşık %7’sini ve istihdamın %5’ini oluşturmaktadır. AB ulaştırma politikası, karayolu, hava yolu, deniz yolu, demiryolu ulaştırması, çoklu taşıma, daha çevreci bir şehir içi ulaşımı, ulaşım altyapısı ve ücretlendirme politikası gibi alt sektörlerden oluşmaktadır.

Avrupa Birliği Komisyonu 12 Eylül 2001 tarihinde ulaştırma hizmetleri ile ilgili ihtiyaçlara çözüm getirmek ve olası sorunları bertaraf edebilmek için 2010 yılı Avrupa Ulaştırma Politikası, Karar Verme Zamanı adıyla Beyaz kitap yayınlamıştır. Beyaz kitapta çevresel kirlenmenin ve trafikteki yoğunluğun azaltılması ile ulaştırma sektöründe yaşanacak büyümeyle ekonomideki gelişme arasında eşgüdümü sağlamak için bir yaklaşım getirilmektedir.

AB’nin tarama sürecinde yer alan “Taşımacılık Politikası”; deniz ulaştırması, kara ulaştırması, demiryolu ulaştırması, modern taşımacılık ve kombine taşımacılık, ulaştırma müktesebatına giriş; kara ulaştırması, kara yolları, devlet yardımları ile hava yolu ulaştırması başlıklarını içermektedir.

Avrupa Birliğinde Karayolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

“Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi(CMR)” Mesleğe giriş ile ilgili olarak 98/76/EC sayılı direktif ile tadil edilen 96/26/EC sayılı direktif gerekli düzenlemeleri tanımlamaktadır. Bu direktifin amacı karayolu güvenliğinin arttırılması, pazarın rasyonel hale getirilmesi ve hizmet kalitesinin arttırılmasıdır. Bu direktifin 5. Maddesinde Taşıma senedinin nüshaları 6. Maddesinde ise taşıma senedinin içeriği tanımlanmaktadır.

Avrupa Birliğinde Deniz Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

AB ilke olarak, IMO hukukunu Topluluk hukukuna aktararak, IMO Sözleşme ve protokollerini bütün üye devletler bakımından bağlayıcı hale getirmeyi planlamaktadır. AB üyesi ülkeler ve diğer ülkeler arasında deniz yolu taşımacılık hizmetleri 1986 yılında 4055/86 sayılı Tüzük ile rekabete açılmıştır. AB dış ticaretinin % 90’ı, iç ticaretinin de % 40’ı deniz yoluyla taşınmaktadır. AB deniz ticaretinin büyük çoğunluğu AB gemileri ile taşınır. Her yıl 1200 Avrupa limanından yaklaşık 350 milyon yolcu ve 3,5 milyar ton kargo geçmektedir. Deniz yolu taşımacılığı yıllar içinde, karayolu taşımacılığı kadar güçlü bir şekilde gelişmiştir. 1995-2005 yılları arasında karayolu taşımacılığı % 37,9 büyürken, deniz yolu taşımacılığında ise büyüme % 34,6 olmuştur.

AB, ulaştırma sektörleri arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik olarak finansal desteği içeren Marco Polo Programını 2003 yılında kabul etmiştir.

“Avrupa Limanlar Politikası’na ilişkin Tebliğ” , “Deniz Otoyolları” ve “Engellerin Ortadan Kalktığı Bir Avrupa Deniz Taşımacılığı Alanı’na Doğru” isimli birer çalışma belgesi de 18 Ekim 2007 tarihinde yayınlanmıştır.

Avrupa Birliğinde Demiryolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

AB’de yük taşımacılığında genel ulaşım modları içinde demiryolu taşımacılığının payı 1970 yılında % 21 iken bu oran 2000 yılında % 8,1’ e düşmüştür. Fakat 1970’ten 2000 yılına kadar geçen otuz sene zarfında karayolu ulaştırması % 30,8’den % 43,8’e yükselmiştir.

AB, 2001 yılında hazırladığı “2010 Yılı İçin Avrupa Taşımacılık Politikası” raporuyla ilk kez müşteri odaklı bir uygulamaya geçmiş ve oldukça fazla tedbirler alınması gerektiğinin altını çizmiştir. Bu tedbirlerin en önemli özelliği taşımacılık türleri arasındaki gelişim farkının giderilmesi ve demiryolu ve deniz yollarının canlandırılmasıdır. Aynı zamanda değişik taşımacılık türleri arasında koordinasyon ve bağlantının sağlanması yönünde adımlar atılması da planlanmaktadır.

Avrupa Birliğinde Hava Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Roma Antlaşması 1958 yılında yürürlüğe girdiğinde AB’de hava taşımacılığına olan ilgi oldukça azdı. AB’de genişlemeyle birlikte bölgedeki ekonomik büyüme ve hava taşımacılığının sağladığı yararın artması sektöre önem verilmesine neden olmuştur.

Hava taşımacılığı diğer taşımacılık türlerine göre son yirmi yılda en hızlı artışı kaydetmiştir. Yolcu/kilometre bazında hava taşımacılığı yıllık ortalama yüzde 7,4 artarken 15 AB üyesi ülkenin havaalanlarındaki trafik 1970’ten bugüne 5 kat artmıştır. Yolcu taşımacılığında hava yolunun 1990 yılında yüzde 4 olan payının 2010 yılında yüzde 8’e çıkması beklenmektedir. Bu oran 1998 yılında yüzde 5 olarak gerçekleşmiştir. Her gün Avrupa semalarında 25000 uçak uçmaktadır. Bu rakamın ise her 10-14 yılda iki katına çıkması beklenmektedir.

Taşımacılıkta Türkiye’deki Düzenlemeler

Ulaştırma tek başına ekonomik bir faaliyet olup diğer sektörlerle yoğun ilişkilidir. Ekonomide başlı basına bir maliyet sorunu olan taşımanın, doğru planlama, yeterli altyapı, hızlı, güvenli ve ekonomik taşımacılıkla diğer sektörlere ekonomik avantaj sağlayabilecek bir unsur haline gelmesi mümkündür.

Hareket ve hareket güvenliği olarak da tarif edilen ulaşımda arzın ve karşılığı olan talebin doğru tanımlanmasının zorunluluğu vardır. Ulaşımda arz ve karşılığı olan talep hayata geçirilirken bir ulaşım planlaması ve politikası da mutlaka gereklidir. Başarılı bir sanayileşmenin temel bileşenlerinden birisi olan ulaştırma sektöründe kaynakların etkin kullanımı iş gücünün dengeli dağılımı, mal ve hizmetin hızlı dağıtımı ancak iyi organize olmuş ulaştırma sistemi ile gerçekleştirilebilir.

Türkiye’de mevcut mevzuat AB müktesebatına tam olarak uyumlu değildir. Ulaşımda önemli bir paya sahip olan karayolu ulaşımını diğer ulaşım modellerine yönlendirmek, uzun ve zorlu bir süreçten sonra gerçekleşebilecek gibi görünmektedir. Ulaşımda demir yollarının payını arttırmak için altyapı inşaatları ve mevzuat çalışmaları sürmektedir. Deniz yolu ulaşımında ise uluslararası anlaşmalara taraf olunması gerekmektedir. Hava yolu ulaşımında, kamu hizmet yükümlülükleri ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan bazı kısıtlamalar bulunmaktadır. Türkiye ile AB’nin ulaştırma politikalarının örtüşmesini sağlayacak deniz yolu ve demiryolunun taşımacılık payının yükseltilmesi ile taşıma modlarını zincir hale getirecek stratejik politikaların ülkemiz açısından üretilmesi kaçınılmazdır.

Karayolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Ülkemizde karayolu taşımacılığı ile ilgili 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 19 Temmuz 2003 tarih ve 25173 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

25.02.2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı “karayolu Taşıma Kanunu” ile 9.4.1987 tarihli ve 3348 sayılı “Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun” a dayanılarak hazırlanmıştır.

Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin amacı, 4925 sayılı “Karayolu Taşıma Kanunu” da yer alan karayolu taşımalarını, ülke ekonomisinin gerektirdiği şekilde düzenlemek, taşımada düzeni ve güvenliği sağlamak, taşımacı, acente, taşıma işleri komisyonculuğu, nakliyat ambarı işletmeciliği, kargo işletmeciliği, lojistik işletmeciliği, taşıma işleri organizatörlüğü, terminal işletmeciliği, oto kiralama işletmeciliği, dağıtıcılık ve benzeri hizmetlerin şartlarını; taşıma işlerinde istihdam edilenlerin niteliklerini, haklarını ve sorumluluklarını belirlemek, karayolu taşımalarının, diğer taşıma sistemleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini, denetimini ve mevcut imkânların daha yararlı bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır. ,

Karayolu ulaştırması kapsamında iki önemli idari kurum görev yapmaktadır; bunlardan ilki Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü diğeri ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğüdür. Karayolu ulaştırmasında iki temel kurum olmasına rağmen karayolu ulaştırmasına ilişkin çeşitli sorumluluklar farklı idareler tarafından yürütülmekte ve her bir idarenin tabii olduğu yasal temellerin farklı olması nedeniyle özellikle işletmeler çeşitli engellerle karşı karşıya kalmaktadır.

Türkiye’nin 2013 karayolu vizyonu: ulusal ve uluslararası kurallara uygun, güvenliğe öncelik veren, çevre dostu, milli ekonomiye ve sosyal hayata katkıda bulunan, ileri teknolojiyi kullanan, yüksek kaliteli servis hizmeti sağlayan, pazar şartlarında rekabet eden, Türkiye’nin coğrafi ve doğal kaynaklarını iyi kullanan, diğer taşımacılık şekilleriyle adil ve dengeli bir şekilde bütünleşmiş bir karayolu taşıma sistemi kurmaktır. Ülkemizin 2007 yılı toplam ihracatının % 41’i, ithalatın ise %24’ü karayolu taşımacılığı ile gerçekleşmiştir. 2005 yılı sonu itibariyle Ulaştırma Bakanlığından karayoluyla uluslararası eşya taşımacılığı yapmak üzere yetki belgesi alan 1164 firmanın sahip olduğu taşıt filosunun toplam kapasitesi 1,13 milyon tona ulaşmıştır. karayoluyla uluslararası yolcu taşımacılığı yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler Ulaştırma Bakanlığından “B” türü Taşımacı Yetki Belgesi almak zorundadır.

Deniz Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Ülkemizde Denizcilik Sektörü ile ilgili çalışmalar 4770 sayılı Ulaştırma Bakanlığı Görevleri ve Kuruluşu Hakkındaki Kanun’un 16.maddesine göre 1945 yılında Liman ve Deniz İşleri Başkanlığı olarak kurulan ve 1973 yılında gerçekleştirilen organizasyon çalışmaları sonucunda Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü şekline dönüştürülen kurum ile aynı yıl kurulan Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmüştür.

Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü daha sonra 1979 yılında “Gemi İnşa ve Tersaneler Genel Müdürlüğü”ne dönüştürülmüş ancak, bu Genel Müdürlük 28 Şubat 1982 tarihinde yürürlüğe giren “Bakanlıkların Yeniden Düzenlenmesi ve Çalışması Esasları” hakkındaki 8/4334 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılmış ve Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğünün de ismi değiştirilerek her iki Genel Müdürlük “Liman ve Deniz İşleri Genel Müdürlüğü” adı altında birleştirilmiştir.

Söz konusu Genel Müdürlük 17 Haziran 1982 tarih ve 2680 sayılı Kanun’a istinaden çıkarılan 182 sayılı K.H.K. ile 13.12.1983 tarihinden itibaren “Liman ve Deniz İşleri Başkanlığı” şeklinde teşkilatlandırılmıştır. Bu Başkanlık 09.04.1987 tarih ve 3348 sayılı “Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun” ile mülga Başbakanlık Deniz İşleri Başkanlığı görevleri ile de donatılarak bu günkü “Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü” adını alarak denizciliğin bütün alanlarında görev yapacak şekilde yetkilendirilmiştir.

Daha sonra denizcilikle ilgili görevler; 4770 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak Çanakkale, İstanbul, İzmir, Mersin ve Samsun’da kurulan beş Ulaştırma Bölge Müdürlüğü ve altmış Liman Başkanlığı aracılığı ile oluşturulan Taşra Teşkilatları ile yerine getirilmeye çalışılmıştır. 08.06.1984 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren KİT’lerin yeniden düzenlenmesi hakkındaki 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (K.H.K.) ile de denizcilik alanında hizmet verecek Bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile bunların statüleri belirlenmiştir.

10.08.1993 tarih 491 sayılı K.H.K. ile Başbakanlığa bağlı “Denizcilik Müsteşarlığı” kurulmuştur. Müsteşarlık 491 sayılı K.H.K.nin yanında 21.12.1999 tarih ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu, 491 sayılı K.H.K.de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 07.02.2002 tarih 4745 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında K.H.K. Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında K.H.K.de değişiklik yapılmasına dair 602 sayılı K.H.K. ve 21.09.2004 tarihinde yayınlanan bazı kanun ve K.H.K.de Değişiklik Yapılmasına Dair 5234 sayılı Kanun ile “Devlet Memurları Kanunu”, “Harcırah Kanunu” ve “Genel Kadro ve Usulü Hakkındaki” K.H.K.de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’lardan yararlanarak görevlerini yerine getirmiştir.

1 Kasım 2011 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 655 sayılı KHK ile “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı” kurulmuş ve teşkilatlandırılmıştır. Bu KHK ile Denizcilik Müsteşarlığı tüzel kuruluşu kaldırılmıştır. Günümüz itibarı ile bu görevler “Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü” tarafından yürütülmektedir. Misyonu Denizcilik idaresi olarak; milli menfaatler doğrultusunda ülkenin denizcilikle ilgili hedef ve politikalarını belirlemek, bu amaçla gerekli düzenleme ve denetlemeleri yapmak ve uluslararası rekabet gücünü arttıracak tedbirleri almaktır.

Deniz yolu ulaştırmasında önemli rolü bulunan idari kuruluşlar sırası ile;

  • Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
  • Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü
  • T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü
  • Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü
  • Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı
  • Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. olarak sıralanabilir.

Demiryolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Cumhuriyet döneminde ilk demiryolu idaresi 22 Nisan 1924 yılında kabul edilen 506 numaralı kanun ile kurulmuştur. Bu kanun ile Anadolu demir yollarının satın alınması ve Anadolu demiryolları ile Bağdat demiryolunun Konya-Yenice bölümünün birlikte bir müdüriyeti umumiye tarafından idare edilmesi kararlaştırılmıştır.

23 Mayıs 1927 yılında 1042 sayılı Kanun ile “ Devlet Demiryolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi” kurulmuş ve bu yapı 30 Ocak 1929 da kabul edilen 1483 sayılı Kanun ile “ Devlet Demir Yolları ve Limanları Umum Müdürlüğü” adını almıştır.1939 yılından itibaren ihtiyaç duyulan başkanlık, müdürlük ve bunlara bağlı yeni şubelerin kurulmasıyla 1945 yılında “Devlet Demir Yolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü” adını almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet DemirYolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) Ana Statü 28.10.1984 tarihli ve 18559 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Yapılan bu düzenlemenin amacı; 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında, Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerine tabi olarak ve söz konusu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü adı altında teşkil olunan Kamu İktisadi Kuruluşu’nun hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri ile bunlar arasındaki ilişkileri ile ilgili diğer hususları düzenlemektir.

Ana Uluslararası Demiryolu Hatları Üzerine Avrupa Anlaşması (AGC), 1985 yılında 25 ülke tarafından kabul edilmiştir. Türkiye’den gecen E-Demiryolu hatları TransAvrupa Demiryolu hatları ile büyük ölçüde örtüşmektedir. Ancak, bu hatlara ek olarak Türkiye’deki E-Demir yolları Balıkesir-Bandırma (E 74) ve Narlı-Nusaybin (E 70) hatlarını da içermektedir.

Devlet Demir yollarının (TCDD) yük ve yolcu hizmetlerindeki tekelini sona erdiren Devlet Demiryolları hatlarında üçüncü şahıslara ait trenlerin çalıştırılmasına ilişkin Tüzük Nisan 2005’te yürürlüğe girmiştir.

2008 yılında hazırlanan “Genel Demiryolu Kanun Tasarısı”nın amacı; demiryolu hizmetlerinin rekabete dayalı esaslar çerçevesinde kaliteli, sürekli, emniyetli ve uygun ücretle kullanıcılara sunulmasını, sektörün serbestleştirilerek güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir yapının oluşturulmasını ve bağımsız düzenleme ve denetim yapılmasını sağlamaktır.

Merkezi Bern’de bulunan Demiryolu ile Uluslararası Taşımalar konusunda Hükümetler Arası Organizasyon (OTIF) üye 34 devlet tarafından imzalanan COTIF (Uluslararası Demiryolu Taşımalarına ilişkin Sözleşme) üye devletler arasında demiryolu ile yapılan uluslararası yolcu, bagaj ve eşya taşımalarına uygulanan hukuk rejimini düzenlemek ve bu rejimin uygulanmasını ve gelişimini kolaylaştırmak amacıyla düzenlenmiştir. Uluslararası eşya taşımacılığına uygulanacak hükümleri belirleyen CIM (Demiryolu ile Uluslararası eşya Taşma Sözleşmesi ile ilgili Birleşik Hükümler) ve yolcu taşımacılığına uygulanacak hükümleri belirleyen CIV (Demiryolu ile Uluslararası Yolcu ve Bagaj Taşımama sözleşmesi ile ilgili Birleşik Hükümler) ekleri mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları özellikle yurt içi yük ve yolcu taşımacılığında önemli bir kuruluştur. Hizmetlerini merkezde 18 ihtisas dairesi ile sürdürmektedir. Ayrıca 7 merkezde Bölge Müdürlükleri bulunmaktadır:

  1. Bölge Müdürlüğü Haydarpaşa
  2. Bölge Müdürlüğü Ankara
  3. Bölge Müdürlüğü Alsancak
  4. Bölge Müdürlüğü Sivas
  5. Bölge Müdürlüğü Malatya
  6. Bölge Müdürlüğü Adana
  7. Bölge Müdürlüğü Afyon

Haydarpaşa, Derince, İzmir, Bandırma, Samsun, Mersin Liman İrtibat ve Kontrol Müdürlüğü ve İskenderun limanları ile Van Gölü Feribot İşletmeciliği TCDD’ye ait olup, TCDD tarafından yürütülmektedir. Demiryolu taşımacılığı ile ilgili hizmetler 7 bölge müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Hava Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Ülkemizde ilk havacılık çalışmaları, 1912 yılında, bugünkü Atatürk Hava Limanının hemen yakınındaki Sefaköy’de, tesis olarak iki hangar ve küçük bir meydanda başlamıştır. Atatürk’ün, ülkenin geleceğine de yol gösteren “İstikbal Göklerdedir.” sözü doğrultusunda 1925 yılında kurulan ve daha sonraki yıllarda Türk Hava Kurumu adını alan Türk Tayyare Cemiyeti ile Türk Sivil Havacılığının kurumsal temelleri atılmıştır.

Türk hava yolu ulaştırmasında temel mevzuatımız “Türk Sivil Havacılık Kanunu” dur. Bu Kanun, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin havacılık sahasındaki faaliyetlerini kapsar. Devlete ait hava araçları, açık hüküm bulunmayan hallerde bu Kanun’un kapsamı dışındadır.

2920 sayılı Kanun’da geçen “Türk Hava Sahası” terimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altındaki ülke ile Türk karasuları üzerindeki sahayı; “Hava aracı” terimi havalanabilen ve havada seyredebilme kabiliyetine sahip her türlü aracı; “Devlet hava aracı terimi” Devletin askerlik, güvenlik ve gümrük hizmetlerinde kullandığı araçları; “Türk sivil hava aracı” terimi; Devlet hava araçları tanımı dışında kalan ve mülkiyeti Türk Devletine veya kamu tüzel kişilerine veya Türk vatandaşlarına ait araçları; “Havaalanı” terimi, karada ve su üzerinde hava araçlarının kalkması ve inmesi için özel olarak hazırlanmış, hava araçlarının bakım ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına yolcu ve yük alınmasına ve verilmesine elverişli tesisleri bulunan yerleri; “Ferry uçuş” terimi; bir hava aracının yolcu ve yük taşımaksızın, satın alınması veya kiralanmasında tescil işlemleri yapılmadan yurda getirilmesi maksadıyla yapılan uçuşlar ile uçuşa elverişliliğine halel getirmeyen kısmi arızalı olarak yapılan uçuşları ifade eder.

Türkiye, “Uluslararası hava taşımalarına ilişkin bazı kanunların birleştirilmesi hakkındaki sözleşmeye ve La Haye Protokolü ile 4 numaralı Montreal Protokolüne taraf olmuştur. Türkiye Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO), Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC), Avrupa Havacılık Otoriteleri Birliği (JAA) ile Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenlik Teşkilatının (Euro control) da üyesidir.

01 Haziran 2007 Tarihli ve 26539 sayılı Resmi Gazete’de Ticari Hava Taşıma İşletmeleri Yönetmeliği yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin amacı, iç ve dış hatlarda tarifeli veya tarifesiz seferlerle ücret karşılığında yolcu veya yük taşımak üzere kurulmuş veya kurulacak kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait işletmelerin ticari hava taşımacılık faaliyetleri sırasında uyması gereken teknik, idari ve mali esaslar ile bu işletmelerde bulunacak yönetici ve teknik personelin nitelik ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Taşımacılıkta Uluslararası Düzenlemeler

AB’de Ulaştırma sektörü GSYİH’nın yaklaşık %7’sini ve istihdamın %5’ini oluşturmaktadır. AB ulaştırma politikası, karayolu, hava yolu, deniz yolu, demiryolu ulaştırması, çoklu taşıma, daha çevreci bir şehir içi ulaşımı, ulaşım altyapısı ve ücretlendirme politikası gibi alt sektörlerden oluşmaktadır.

Avrupa Birliği Komisyonu 12 Eylül 2001 tarihinde ulaştırma hizmetleri ile ilgili ihtiyaçlara çözüm getirmek ve olası sorunları bertaraf edebilmek için 2010 yılı Avrupa Ulaştırma Politikası, Karar Verme Zamanı adıyla Beyaz kitap yayınlamıştır. Beyaz kitapta çevresel kirlenmenin ve trafikteki yoğunluğun azaltılması ile ulaştırma sektöründe yaşanacak büyümeyle ekonomideki gelişme arasında eşgüdümü sağlamak için bir yaklaşım getirilmektedir.

AB’nin tarama sürecinde yer alan “Taşımacılık Politikası”; deniz ulaştırması, kara ulaştırması, demiryolu ulaştırması, modern taşımacılık ve kombine taşımacılık, ulaştırma müktesebatına giriş; kara ulaştırması, kara yolları, devlet yardımları ile hava yolu ulaştırması başlıklarını içermektedir.

Avrupa Birliğinde Karayolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

“Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi(CMR)” Mesleğe giriş ile ilgili olarak 98/76/EC sayılı direktif ile tadil edilen 96/26/EC sayılı direktif gerekli düzenlemeleri tanımlamaktadır. Bu direktifin amacı karayolu güvenliğinin arttırılması, pazarın rasyonel hale getirilmesi ve hizmet kalitesinin arttırılmasıdır. Bu direktifin 5. Maddesinde Taşıma senedinin nüshaları 6. Maddesinde ise taşıma senedinin içeriği tanımlanmaktadır.

Avrupa Birliğinde Deniz Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

AB ilke olarak, IMO hukukunu Topluluk hukukuna aktararak, IMO Sözleşme ve protokollerini bütün üye devletler bakımından bağlayıcı hale getirmeyi planlamaktadır. AB üyesi ülkeler ve diğer ülkeler arasında deniz yolu taşımacılık hizmetleri 1986 yılında 4055/86 sayılı Tüzük ile rekabete açılmıştır. AB dış ticaretinin % 90’ı, iç ticaretinin de % 40’ı deniz yoluyla taşınmaktadır. AB deniz ticaretinin büyük çoğunluğu AB gemileri ile taşınır. Her yıl 1200 Avrupa limanından yaklaşık 350 milyon yolcu ve 3,5 milyar ton kargo geçmektedir. Deniz yolu taşımacılığı yıllar içinde, karayolu taşımacılığı kadar güçlü bir şekilde gelişmiştir. 1995-2005 yılları arasında karayolu taşımacılığı % 37,9 büyürken, deniz yolu taşımacılığında ise büyüme % 34,6 olmuştur.

AB, ulaştırma sektörleri arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik olarak finansal desteği içeren Marco Polo Programını 2003 yılında kabul etmiştir.

“Avrupa Limanlar Politikası’na ilişkin Tebliğ” , “Deniz Otoyolları” ve “Engellerin Ortadan Kalktığı Bir Avrupa Deniz Taşımacılığı Alanı’na Doğru” isimli birer çalışma belgesi de 18 Ekim 2007 tarihinde yayınlanmıştır.

Avrupa Birliğinde Demiryolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

AB’de yük taşımacılığında genel ulaşım modları içinde demiryolu taşımacılığının payı 1970 yılında % 21 iken bu oran 2000 yılında % 8,1’ e düşmüştür. Fakat 1970’ten 2000 yılına kadar geçen otuz sene zarfında karayolu ulaştırması % 30,8’den % 43,8’e yükselmiştir.

AB, 2001 yılında hazırladığı “2010 Yılı İçin Avrupa Taşımacılık Politikası” raporuyla ilk kez müşteri odaklı bir uygulamaya geçmiş ve oldukça fazla tedbirler alınması gerektiğinin altını çizmiştir. Bu tedbirlerin en önemli özelliği taşımacılık türleri arasındaki gelişim farkının giderilmesi ve demiryolu ve deniz yollarının canlandırılmasıdır. Aynı zamanda değişik taşımacılık türleri arasında koordinasyon ve bağlantının sağlanması yönünde adımlar atılması da planlanmaktadır.

Avrupa Birliğinde Hava Yolu Taşımacılığı İle İlgili Düzenlemeler

Roma Antlaşması 1958 yılında yürürlüğe girdiğinde AB’de hava taşımacılığına olan ilgi oldukça azdı. AB’de genişlemeyle birlikte bölgedeki ekonomik büyüme ve hava taşımacılığının sağladığı yararın artması sektöre önem verilmesine neden olmuştur.

Hava taşımacılığı diğer taşımacılık türlerine göre son yirmi yılda en hızlı artışı kaydetmiştir. Yolcu/kilometre bazında hava taşımacılığı yıllık ortalama yüzde 7,4 artarken 15 AB üyesi ülkenin havaalanlarındaki trafik 1970’ten bugüne 5 kat artmıştır. Yolcu taşımacılığında hava yolunun 1990 yılında yüzde 4 olan payının 2010 yılında yüzde 8’e çıkması beklenmektedir. Bu oran 1998 yılında yüzde 5 olarak gerçekleşmiştir. Her gün Avrupa semalarında 25000 uçak uçmaktadır. Bu rakamın ise her 10-14 yılda iki katına çıkması beklenmektedir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!