Türkiye´de Felsefenin Gelişimi 2 Dersi 5. Ünite Sorularla Öğrenelim

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Türkiye´de Felsefenin Gelişimi 2 Dersi 5. Ünite Sorularla Öğrenelim için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

İslam Felsefesi-Din Felsefesi

1. Soru

İslam felsefesi Türkiye’de felsefe çalışmalarında nasıl ele alınmaktadır?

Cevap

İslam felsefesi, en az iki açıdan Türkiye’de felsefe çalışmalarının gündemindedir. İlki, tarihimizin son bin yılını geçirdiğimiz İslam medeniyetinin felsefi mirasının anlaşılması ve bazı değerlerin geleneksel felsefe anlayışı çerçevesinde temellendirilmesidir. İkincisi, felsefe tarihinin bir dönemi ve felsefe anlayışını kavramaktır.


2. Soru

İslam felsefesi başlığı altında yayınlanan kitaplar nasıl sunulmaktadır?

Cevap

İslam felsefesi başlığı altında yayınlanan kitaplar, genellikle İslam düşünce tarihi şeklinde sunulmaktadırlar.


3. Soru

Hilmi Ziya Ülken, İslam Düşüncesi başlıklı kitabında hangi konulara yer vermiştir?

Cevap

Hilmi Ziya Ülken, İslam Düşüncesi başlıklı kitabında, İslam dininin temelleri, kelam, Allah, Fıkıh, rafizi doktrinler, tasavvuf, felsefe, Endülüs mektebi, İşraki mektebi, müstakil filozoflar, matematik ilimler, fizik ilimler gibi başlıklara yer vermiştir.


4. Soru

Nihat Keklik, Türk – İslam Felsefesi Açısından Felsefenin İlkeleri adlı kitapta Felsefe ve Filozoflar başlıklı bölümde hangi konuları ele almıştır?

Cevap

Nihat Keklik, Türk – İslam Felsefesi Açısından Felsefenin İlkeleri adlı kitapta, Felsefe ve Filozoflar başlıklı bölümde, felsefe, filozof, hikmet, bilgelik terimlerinin anlamı; felsefenin tarifleri; filozofların şahsiyetleri; hikmet binası; Türk İslam düşünürleri; İlkçağ, Ortaçağ ve Yeniçağ filozofları; Türklerin felsefedeki yerleri; filozoflar arasındaki etkileşmeler konularına yer vermiştir.


5. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi’nin İslam Tarihi başlıklı kitabında İslam ve İslam düşüncesi hakkında hangi görüşleri verilmektedir?

Cevap

Filibeli Ahmet Hilmi’nin İslam Tarihi başlıklı kitabı esas alınarak onun İslam ve İslam düşüncesi hakkında görüşleri verilmektedir. Adı geçen kitabın içeriğine bakıldığında, onun sıradan bir tarih kitabı olmadığı görülür. Konu başlıkları şunlardır: Tarih kavramının tanımı, tarihin dönemleri; din, felsefe, bilim başlığı altında felsefe akımları, bilimin yetkisi, felsefenin konusu; dinin tarihi, din duygusu, dinin gerekliliği ve faydaları; dinsizlik ve sonuçları; dinlerin tasnifi adını taşımakta ve Hegel, Hartmann, Tiele ve Seibeck gibi düşünürlerin dinler sınıflamasını tartışmaktadır; manevi değerler açısından dinlerin sınıflandırılması; Hıristiyanlık ve dinlerin eleştirisi; Müslüman olmayan tarihçiler ve tenkitçiler başlığı altında Voltaire, Henri de Bornie, Dozy, E. Renan, Carre de Vaux gibi kişiler ele alınmıştır; İslam öncesi Arap toplulukları; İslam’dan önce dünyanın durumu; Peygamber’in özellikleri, felsefe ve sosyoloji; İslam dini; İslam’da önemli sorunlar; ruhun özellikleri; dinlerin karşılaştırılması: yönetim şekli ve şuranın temel ilkeleri; İslam’ın ilk dönemlerindeki ihtilaflar; ilk halifeler; ilk hukukçu ve mezhepler; tasavvuf; Endülüs ve Afrika’da İslam; Türkler ve İslam; Moğollar ve İslam; Haçlılar; Tarikatlar; Osmanlı Türkleri; çöküş ve sebepleri; İslam’ın çöküşü; günümüzde İslam; reformlar ve istikbal.


6. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi’ye göre, dinler hakkında görüş beyan etmenin tarzı nasıl olmalıdır?

Cevap

Filibeli Ahmet Hilmi’ye göre, dinler hakkında görüş beyan etmenin tarzı felsefe ekollerine göre değiştiğinden, öncelikle akımların tanınması gerekmektedir. Avrupalılara ait son eserler hep bilimsel bir kılığa bürünmüş olduklarından, bilim teriminin tutkunu olanların bilimsel olmayan düşüncelere kapılması da mümkündür. Filibeli, çeşitli felsefe akımlarını kısaca tanıtıp, ilim ile felsefenin genel özelliklerini bildirerek, din hakkındaki görüşlerini açıklamıştır.


7. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi, dini nasıl tarif etmektedir?

Cevap

Ahmet Hilmi, dinin tarifinin zor olduğunu belirtmiş, özellikle “din düşüncesi”nin tarifinin zorluğuna işaret etmiştir. Ona göre din, iki ucun birleşmesinden meydana gelen düşüncedir. Bu iki ucun biri, içtimai topluluk veya fert, diğeri insanlıkla ilişkide olan ve ona adeta zorunlu olarak ilham veren tabiatüstü bir gerçektir. Başka bir deyişle din, bir insanın kendinden üstün ve muhtaç olduğu bir kudreti anlaması ve itiraf etmesidir.  Dinin dayandığı üç esası şöyle sıralamıştır: 1- Bizim üstümüzde olan ve bize uyması gerekmeyen bir gücün varlığını itiraf. 2- Bu gücün kontrolü altında ve ona bağımlı olduğunu hissetme. 3- Bu güçle insan arasındaki ilişki (kulluk, mabutluk veya vahdet). Bu esaslar dinin temel yapısını ortaya çıkarmaktadır. Filibeli böylelikle dini, mabudu hissetmek, anlamak ve bilmekten ibarettir şeklinde tanımlanmıştır.


8. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi, Osmanlıları da kapsayarak İslam’ın çöküşünü nasıl ele almıştır?

Cevap

Filibeli Ahmet Hilmi, Osmanlıları da içeren İslam’ın çöküşünü iki açıdan ele almıştır: 1- İslam’ı anlayış tarzında ortaya çıkan yanlışlıklar. 2- Diğer medeniyetlerden gelen yıkıcı unsurlar.


9. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi, İslam’ı anlayış tarzında ortaya çıkan yanlışlıkları nasıl açıklamıştır?

Cevap

İslam’ı anlayış tarzında ortaya çıkan yanlışlıklar: İslam’dan başka dinlerin çoğu, akla karşı bir nefret ve düşmanlık göstermektedirler. Mevcut dinler arasında tabiî din diye vasıflandırılmaya lâyık olan din, İslam’dır. İslam’ın bütün sosyal kuralları, insan tabiatına ve aklın muhakemelerine uygundur. Aynı zamanda, ilme değer veren ve onu yücelten bir başka din yoktur. Akıl ve ilim hakkındaki İslam’ın dini kaideleri, bir dereceye kadar mezheplerin ihtiyaçları nedeniyle ve diğer taraftan ise alimlerden bir kısmının benimsediği anlayış tarzı nedeniyle zedelenmiştir. İlim ve ilmin nakilcilik kısmı, akla tercih edilmiştir. Akıl ile doğrulanmayan bir şey, daima aklın hücumlarına maruz kalır ve sonunda da mağlup olur. İlim, yalnız ibadet ve hukuk kaideleriyle, tefsir ve hadislere dair bilgilerle sınırlandırılmıştır. Kozmik bilimler değersiz ve lüzumsuz görülmüş, hatta uhrevi saadet ve takvaya aykırı olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Filibeli’ye göre dinlere musallat olan iki bela, zühd (çile, inziva) ve ruhbanlıktır. Peygamber zühdü yasaklamıştır. Fakat kısa süre sonra bu ortaya çıkmıştır. İslamiyet’te ruhban yoktur ve hiçbir zaman da görülmemiştir. Fakat alimler, şeyhler ve din görevlilerinin seçkin bir sosyal sınıf halini alması ve sonra da bu sınıfın mensuplarının pek çok imtiyazlara sahip olması, ruhbanların bazı olumsuz özelliklerini görülmesine neden olmuştur. Zühdün taraftar bulması ve şekilciliğin benimsenmesi, toplumun uyuşuk, ümitsiz bir hale girme nedenleri arasındadır. İslam’da en büyük tahribatı yapan unsurlardan bir diğeri de kader anlayışıdır. Tembellik, cinayetler, sefalet, kabullenme, yanlış bir kanaat anlayışı, zillet gibi acınacak durumlar, kader anlayışın yanlış yorumundan doğmuşlardır. Kaderin yanlış yorumu, hürriyetin, özellikle de düşünce hürriyetinin önünü kestiği gibi, davranış ve fiillerin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaya ön ayak olmuştur. Fert ve düşünce hürriyetinin hüküm sürmediği kavimler, ilerlemenin temel sebeplerinden mahrum, duraklama ve gerilemeye mahkum demektir. Bireyin yaptıklarından sorumlu olması, idare ve siyasetin, hükümet ve toplumsal yapının ruhudur. Sorumluluğun yalnız dışa karşı olması, yeterli değildir. Fert, kendi fiilinin sorumluluğunu vicdanen inanarak kabullenmelidir. Avamın kader anlayışı, buna imkan tanımamıştır. Hayır ve şerrin haktan olması akidesi de en fazla suiistimale, yanlış anlayışa uğrayanlardandır. Şerrin Haktan bilinmesi, şerre karşı mücadele hissini zayıflatmıştır. Kader anlayışıyla birleştirildiklerinde, şerre bir zaruret ve meşruiyet vermektedir.


10. Soru

Filibeli, İslam’da sorunları hangi boyutlarla sorgulamıştır?

Cevap

Filibeli sorunların toplumsal boyutlarını sorgularken, aynı zamanda düşünsel boyutunu da sorgulamıştır. İslam Tarihi adlı kitabında, felsefenin alanını, ilimle karşılaştırmalı olarak ele almıştır. Filibeli’ye göre ilim, bir şeyin nasıl olduğunu incelerken, niçin öyle olduğunu inceleme görevi de felsefeye aittir. İlim olayı bilmektedir ve ikinci derecedeki sebepleri de görebilir, ancak en büyük sebebi, gayeyi, hikmeti göremez ve “niçin” sorusuna cevap veremez.


11. Soru

Din felsefesi nedir?

Cevap

Din felsefesi, felsefenin din konularıyla ilgilerini ortaya koyan bir çalışma disiplinidir.


12. Soru

Şekip Tunç’a göre din felsefesinin görevi nedir?

Cevap

Şekip Tunç’a göre din felsefesi, din meselesini metotlu bir düşünce ve muhakeme ile aydınlığa çıkarmaya, anlaşılmasını kolaylaştırmaya çalışır.


13. Soru

Şekip Tunç’a göre ruh ve mana nasıl kavranmalıdır?

Cevap

Dinin temel unsurları olan ruh ve mananın kavranmaları, ancak dinin bütünlüklü bir açıklamasını yapmakla mümkün olur. Bu açıklamayı yapmak da din felsefesine düşmektedir. Din felsefesinin mantığı, tamamen kendi konusuna göredir. Yapılacak incelemelerde, her şeyden evvel, bu özel mantığın ortaya konması gerekir. Bu yapılınca görülecektir ki, doğa bilimleri bakımından yanlış bulunacak düşünceler, din felsefesinin dünya görüşünde çok manalı ve elzem yer alırlar.


14. Soru

Tunç’a göre din felsefesi nasıl bir varlığa sahiptir?

Cevap

Tunç’a göre din felsefesi, hukuk, sanat bilim felsefeleri gibi bir varlığa sahiptir. Din felsefesinin var olması da, diğer felsefe disiplinleri gibi din tarihi çerçevesinde oluşur.


15. Soru

Şekip Tunç, dini nasıl yorumlamaktadır?

Cevap

Ona göre din hakkında iki yoldan düşünülür: 1- İlahiyat ya da kelam yoluyla. 2- Din felsefesi yoluyla. Birinci yolda, dinin sunduğu öğütler, ilham ettiği fikirler, konu yapılır. İkinci yolda, dinin kendisi konu edinilir. Birinci yolu kelamcılar ikinci yolu din filozofları tercih ederler. Din felsefesinin ortaya çıkış şartlarında, manevi hayatın bozulmuş, hayatın birlik ve uyumunun kaybolmuş olduğu görülmektedir. Böyle bir durumda dinin önemi sarsılmış, hükümsüzleşmiştir.


17. Soru

Tunç’a göre din felsefesinin çalışma prensibi nedir?

Cevap

Din felsefesi, emsalleri gibi, felsefenin genel yöntemine uygun çalışmaktadır. Söz konusu yöntemler bilgi teorisi, psikoloji, ahlak ve sosyoloji üzerinde yapılan incelemelere bağlıdır. Dolayısıyla, din felsefesinin konuları, bilgi teorisi, psikoloji, sosyoloji ve ahlak olmak üzere dört bölümden ibarettir.


18. Soru

Mehmet Aydın’a göre din felsefesi nedir?

Cevap

Mehmet Aydın’a göre din felsefesi, dinin felsefe açısından ele alınması, başka bir deyişle din hakkında düşünme ve tartışmadır.


19. Soru

Mehmet Aydın, din felsefesinin özelliklerinden bahsederken hangi temel sorunları öne çıkarmaktadır?

Cevap

Aydın, din felsefesinin özelliklerinden bahsederken iki temel sorunu öne çıkarmaktadır: Felsefi bakış tarzı ve dinin mahiyeti. Felsefi bakış tarzının özelliği olarak şunları belirtmiştir: Din felsefesi yapmak, dinin temel iddiaları hakkında rasyonel, objektif, genel ve tutarlı bir tarzda düşünmektir. Tasvir edilen bu tarz, felsefi tarzın temelini oluşturmaktadır. Aydın’a göre dinin mahiyeti şu unsurları içermektedir: Sami dinleri göz önüne alındığında, inançlar, ibadetler ve ahlak olmak üzere üç husus öne çıkmaktadır. İyi bir din tanımı bu üç unsuru içinde barındırmak durumundadır. Din, ferdi ve içtimai yanı bulunan, fikir ve tatbikat açısından sistemleşmiş olan, inananlara bir yaşama tarzı sunan, onları belli bir dünya görüşü etrafında toplayan bir kurumdur.


20. Soru

Aydın’a göre din felsefesinin problemleri nelerdir?

Cevap

Aydın, din felsefesinin problemleri olarak şunları sıralamıştır: 1- Metafizik ve kozmolojik problemler: Tanrı varlığı hakkında lehte ve aleyhte deliller, alemin yaratılışı, insanın alemdeki yeri ve önemi, vahyin imkanı, ölümden sonra hayat ve ruhun ölümsüzlüğü. 2- Epistemolojik Problemler: Evrene ilişkin bilgilerimizden Tanrı’nın bilinmesine gitme çabalarının epistemolojik değeri. Bir bilgi kaynağı olarak vahiy ve dini tecrübe. İnanma, bilme, şüphe etme, zan, yakın ve benzeri kavramların epistemolojik tahlil ve tenkidi. Temel dini hükümlerin doğrulanması veya yanlışlanması. 3- Dini hükümlerin dil ve mantık açısından tenkit ve tahlili. Din dilinin mantık statüsünün belirlenmesi. 4-Dinin ahlak, sanat, ilimle münasebeti: Bütün beşeri tecrübelerin organik bir bütünlüğe kavuşturulması ve yeni dini tefekkür sistemlerinin kurulmasına ilişkin çabalar. 5- Dini sembolizmin anlam ve önemi.


21. Soru

Mehmet Aydın’a göre kelam nedir?

Cevap

Konusu itibarıyla din felsefesine en yakın kelamdır. İslam medeniyetinde kelam, akli ve nakli delillere başvurarak temel dini hükümleri açıklayan, sistemleştiren ve savunan bir disiplin şeklinde görülmüştür. Din felsefesi, sistematik kelamla daima dirsek teması halindedir. Birincinin ikinciyi büyük ölçüde içerdiği de söylenebilir.


22. Soru

Mehmet Aydın’a göre din felsefesinin yararlandığı alanlar nelerdir?

Cevap

Din felsefesi, dinler tarihi, din psikolojisi, din sosyolojisinden de önemli ölçüde faydalanmaktadır. Bilimlerin dinle ilişkisinin ideal boyutu, dinle uğraşan insan bilimlerinin nesnel olmaları, tasvir ve açıklama işiyle yetinmeleriyle gerçekleşebilir. Dinin hakikati ve onun bu açıdan değerlendirilmesi, dini hükümlerin haklılığının gösterilmesi insani bilimlere düşmez. Tarihi, sosyolojik, antropolojik ve psikolojik yaklaşımlardan farklı olarak, filozof değer ve hakikat problemini, dini inanç ve uygulamaların menşei, onların toplumsal fonksiyonları, insanın inanma ihtiyacı ve benzeri problemlerden ayrı düşünür. Filozof için önemli olan, ontolojik delilin iddiasının doğruluğudur.


1. Soru

İslam felsefesi Türkiye’de felsefe çalışmalarında nasıl ele alınmaktadır?

Cevap

İslam felsefesi, en az iki açıdan Türkiye’de felsefe çalışmalarının gündemindedir. İlki, tarihimizin son bin yılını geçirdiğimiz İslam medeniyetinin felsefi mirasının anlaşılması ve bazı değerlerin geleneksel felsefe anlayışı çerçevesinde temellendirilmesidir. İkincisi, felsefe tarihinin bir dönemi ve felsefe anlayışını kavramaktır.

2. Soru

İslam felsefesi başlığı altında yayınlanan kitaplar nasıl sunulmaktadır?

Cevap

İslam felsefesi başlığı altında yayınlanan kitaplar, genellikle İslam düşünce tarihi şeklinde sunulmaktadırlar.

3. Soru

Hilmi Ziya Ülken, İslam Düşüncesi başlıklı kitabında hangi konulara yer vermiştir?

Cevap

Hilmi Ziya Ülken, İslam Düşüncesi başlıklı kitabında, İslam dininin temelleri, kelam, Allah, Fıkıh, rafizi doktrinler, tasavvuf, felsefe, Endülüs mektebi, İşraki mektebi, müstakil filozoflar, matematik ilimler, fizik ilimler gibi başlıklara yer vermiştir.

4. Soru

Nihat Keklik, Türk – İslam Felsefesi Açısından Felsefenin İlkeleri adlı kitapta Felsefe ve Filozoflar başlıklı bölümde hangi konuları ele almıştır?

Cevap

Nihat Keklik, Türk – İslam Felsefesi Açısından Felsefenin İlkeleri adlı kitapta, Felsefe ve Filozoflar başlıklı bölümde, felsefe, filozof, hikmet, bilgelik terimlerinin anlamı; felsefenin tarifleri; filozofların şahsiyetleri; hikmet binası; Türk İslam düşünürleri; İlkçağ, Ortaçağ ve Yeniçağ filozofları; Türklerin felsefedeki yerleri; filozoflar arasındaki etkileşmeler konularına yer vermiştir.

5. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi’nin İslam Tarihi başlıklı kitabında İslam ve İslam düşüncesi hakkında hangi görüşleri verilmektedir?

Cevap

Filibeli Ahmet Hilmi’nin İslam Tarihi başlıklı kitabı esas alınarak onun İslam ve İslam düşüncesi hakkında görüşleri verilmektedir. Adı geçen kitabın içeriğine bakıldığında, onun sıradan bir tarih kitabı olmadığı görülür. Konu başlıkları şunlardır: Tarih kavramının tanımı, tarihin dönemleri; din, felsefe, bilim başlığı altında felsefe akımları, bilimin yetkisi, felsefenin konusu; dinin tarihi, din duygusu, dinin gerekliliği ve faydaları; dinsizlik ve sonuçları; dinlerin tasnifi adını taşımakta ve Hegel, Hartmann, Tiele ve Seibeck gibi düşünürlerin dinler sınıflamasını tartışmaktadır; manevi değerler açısından dinlerin sınıflandırılması; Hıristiyanlık ve dinlerin eleştirisi; Müslüman olmayan tarihçiler ve tenkitçiler başlığı altında Voltaire, Henri de Bornie, Dozy, E. Renan, Carre de Vaux gibi kişiler ele alınmıştır; İslam öncesi Arap toplulukları; İslam’dan önce dünyanın durumu; Peygamber’in özellikleri, felsefe ve sosyoloji; İslam dini; İslam’da önemli sorunlar; ruhun özellikleri; dinlerin karşılaştırılması: yönetim şekli ve şuranın temel ilkeleri; İslam’ın ilk dönemlerindeki ihtilaflar; ilk halifeler; ilk hukukçu ve mezhepler; tasavvuf; Endülüs ve Afrika’da İslam; Türkler ve İslam; Moğollar ve İslam; Haçlılar; Tarikatlar; Osmanlı Türkleri; çöküş ve sebepleri; İslam’ın çöküşü; günümüzde İslam; reformlar ve istikbal.

6. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi’ye göre, dinler hakkında görüş beyan etmenin tarzı nasıl olmalıdır?

Cevap

Filibeli Ahmet Hilmi’ye göre, dinler hakkında görüş beyan etmenin tarzı felsefe ekollerine göre değiştiğinden, öncelikle akımların tanınması gerekmektedir. Avrupalılara ait son eserler hep bilimsel bir kılığa bürünmüş olduklarından, bilim teriminin tutkunu olanların bilimsel olmayan düşüncelere kapılması da mümkündür. Filibeli, çeşitli felsefe akımlarını kısaca tanıtıp, ilim ile felsefenin genel özelliklerini bildirerek, din hakkındaki görüşlerini açıklamıştır.

7. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi, dini nasıl tarif etmektedir?

Cevap

Ahmet Hilmi, dinin tarifinin zor olduğunu belirtmiş, özellikle “din düşüncesi”nin tarifinin zorluğuna işaret etmiştir. Ona göre din, iki ucun birleşmesinden meydana gelen düşüncedir. Bu iki ucun biri, içtimai topluluk veya fert, diğeri insanlıkla ilişkide olan ve ona adeta zorunlu olarak ilham veren tabiatüstü bir gerçektir. Başka bir deyişle din, bir insanın kendinden üstün ve muhtaç olduğu bir kudreti anlaması ve itiraf etmesidir.  Dinin dayandığı üç esası şöyle sıralamıştır: 1- Bizim üstümüzde olan ve bize uyması gerekmeyen bir gücün varlığını itiraf. 2- Bu gücün kontrolü altında ve ona bağımlı olduğunu hissetme. 3- Bu güçle insan arasındaki ilişki (kulluk, mabutluk veya vahdet). Bu esaslar dinin temel yapısını ortaya çıkarmaktadır. Filibeli böylelikle dini, mabudu hissetmek, anlamak ve bilmekten ibarettir şeklinde tanımlanmıştır.

8. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi, Osmanlıları da kapsayarak İslam’ın çöküşünü nasıl ele almıştır?

Cevap

Filibeli Ahmet Hilmi, Osmanlıları da içeren İslam’ın çöküşünü iki açıdan ele almıştır: 1- İslam’ı anlayış tarzında ortaya çıkan yanlışlıklar. 2- Diğer medeniyetlerden gelen yıkıcı unsurlar.

9. Soru

Filibeli Ahmet Hilmi, İslam’ı anlayış tarzında ortaya çıkan yanlışlıkları nasıl açıklamıştır?

Cevap

İslam’ı anlayış tarzında ortaya çıkan yanlışlıklar: İslam’dan başka dinlerin çoğu, akla karşı bir nefret ve düşmanlık göstermektedirler. Mevcut dinler arasında tabiî din diye vasıflandırılmaya lâyık olan din, İslam’dır. İslam’ın bütün sosyal kuralları, insan tabiatına ve aklın muhakemelerine uygundur. Aynı zamanda, ilme değer veren ve onu yücelten bir başka din yoktur. Akıl ve ilim hakkındaki İslam’ın dini kaideleri, bir dereceye kadar mezheplerin ihtiyaçları nedeniyle ve diğer taraftan ise alimlerden bir kısmının benimsediği anlayış tarzı nedeniyle zedelenmiştir. İlim ve ilmin nakilcilik kısmı, akla tercih edilmiştir. Akıl ile doğrulanmayan bir şey, daima aklın hücumlarına maruz kalır ve sonunda da mağlup olur. İlim, yalnız ibadet ve hukuk kaideleriyle, tefsir ve hadislere dair bilgilerle sınırlandırılmıştır. Kozmik bilimler değersiz ve lüzumsuz görülmüş, hatta uhrevi saadet ve takvaya aykırı olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Filibeli’ye göre dinlere musallat olan iki bela, zühd (çile, inziva) ve ruhbanlıktır. Peygamber zühdü yasaklamıştır. Fakat kısa süre sonra bu ortaya çıkmıştır. İslamiyet’te ruhban yoktur ve hiçbir zaman da görülmemiştir. Fakat alimler, şeyhler ve din görevlilerinin seçkin bir sosyal sınıf halini alması ve sonra da bu sınıfın mensuplarının pek çok imtiyazlara sahip olması, ruhbanların bazı olumsuz özelliklerini görülmesine neden olmuştur. Zühdün taraftar bulması ve şekilciliğin benimsenmesi, toplumun uyuşuk, ümitsiz bir hale girme nedenleri arasındadır. İslam’da en büyük tahribatı yapan unsurlardan bir diğeri de kader anlayışıdır. Tembellik, cinayetler, sefalet, kabullenme, yanlış bir kanaat anlayışı, zillet gibi acınacak durumlar, kader anlayışın yanlış yorumundan doğmuşlardır. Kaderin yanlış yorumu, hürriyetin, özellikle de düşünce hürriyetinin önünü kestiği gibi, davranış ve fiillerin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaya ön ayak olmuştur. Fert ve düşünce hürriyetinin hüküm sürmediği kavimler, ilerlemenin temel sebeplerinden mahrum, duraklama ve gerilemeye mahkum demektir. Bireyin yaptıklarından sorumlu olması, idare ve siyasetin, hükümet ve toplumsal yapının ruhudur. Sorumluluğun yalnız dışa karşı olması, yeterli değildir. Fert, kendi fiilinin sorumluluğunu vicdanen inanarak kabullenmelidir. Avamın kader anlayışı, buna imkan tanımamıştır. Hayır ve şerrin haktan olması akidesi de en fazla suiistimale, yanlış anlayışa uğrayanlardandır. Şerrin Haktan bilinmesi, şerre karşı mücadele hissini zayıflatmıştır. Kader anlayışıyla birleştirildiklerinde, şerre bir zaruret ve meşruiyet vermektedir.

10. Soru

Filibeli, İslam’da sorunları hangi boyutlarla sorgulamıştır?

Cevap

Filibeli sorunların toplumsal boyutlarını sorgularken, aynı zamanda düşünsel boyutunu da sorgulamıştır. İslam Tarihi adlı kitabında, felsefenin alanını, ilimle karşılaştırmalı olarak ele almıştır. Filibeli’ye göre ilim, bir şeyin nasıl olduğunu incelerken, niçin öyle olduğunu inceleme görevi de felsefeye aittir. İlim olayı bilmektedir ve ikinci derecedeki sebepleri de görebilir, ancak en büyük sebebi, gayeyi, hikmeti göremez ve “niçin” sorusuna cevap veremez.

11. Soru

Din felsefesi nedir?

Cevap

Din felsefesi, felsefenin din konularıyla ilgilerini ortaya koyan bir çalışma disiplinidir.

12. Soru

Şekip Tunç’a göre din felsefesinin görevi nedir?

Cevap

Şekip Tunç’a göre din felsefesi, din meselesini metotlu bir düşünce ve muhakeme ile aydınlığa çıkarmaya, anlaşılmasını kolaylaştırmaya çalışır.

13. Soru

Şekip Tunç’a göre ruh ve mana nasıl kavranmalıdır?

Cevap

Dinin temel unsurları olan ruh ve mananın kavranmaları, ancak dinin bütünlüklü bir açıklamasını yapmakla mümkün olur. Bu açıklamayı yapmak da din felsefesine düşmektedir. Din felsefesinin mantığı, tamamen kendi konusuna göredir. Yapılacak incelemelerde, her şeyden evvel, bu özel mantığın ortaya konması gerekir. Bu yapılınca görülecektir ki, doğa bilimleri bakımından yanlış bulunacak düşünceler, din felsefesinin dünya görüşünde çok manalı ve elzem yer alırlar.

14. Soru

Tunç’a göre din felsefesi nasıl bir varlığa sahiptir?

Cevap

Tunç’a göre din felsefesi, hukuk, sanat bilim felsefeleri gibi bir varlığa sahiptir. Din felsefesinin var olması da, diğer felsefe disiplinleri gibi din tarihi çerçevesinde oluşur.

15. Soru

Şekip Tunç, dini nasıl yorumlamaktadır?

Cevap

Ona göre din hakkında iki yoldan düşünülür: 1- İlahiyat ya da kelam yoluyla. 2- Din felsefesi yoluyla. Birinci yolda, dinin sunduğu öğütler, ilham ettiği fikirler, konu yapılır. İkinci yolda, dinin kendisi konu edinilir. Birinci yolu kelamcılar ikinci yolu din filozofları tercih ederler. Din felsefesinin ortaya çıkış şartlarında, manevi hayatın bozulmuş, hayatın birlik ve uyumunun kaybolmuş olduğu görülmektedir. Böyle bir durumda dinin önemi sarsılmış, hükümsüzleşmiştir.

17. Soru

Tunç’a göre din felsefesinin çalışma prensibi nedir?

Cevap

Din felsefesi, emsalleri gibi, felsefenin genel yöntemine uygun çalışmaktadır. Söz konusu yöntemler bilgi teorisi, psikoloji, ahlak ve sosyoloji üzerinde yapılan incelemelere bağlıdır. Dolayısıyla, din felsefesinin konuları, bilgi teorisi, psikoloji, sosyoloji ve ahlak olmak üzere dört bölümden ibarettir.

18. Soru

Mehmet Aydın’a göre din felsefesi nedir?

Cevap

Mehmet Aydın’a göre din felsefesi, dinin felsefe açısından ele alınması, başka bir deyişle din hakkında düşünme ve tartışmadır.

19. Soru

Mehmet Aydın, din felsefesinin özelliklerinden bahsederken hangi temel sorunları öne çıkarmaktadır?

Cevap

Aydın, din felsefesinin özelliklerinden bahsederken iki temel sorunu öne çıkarmaktadır: Felsefi bakış tarzı ve dinin mahiyeti. Felsefi bakış tarzının özelliği olarak şunları belirtmiştir: Din felsefesi yapmak, dinin temel iddiaları hakkında rasyonel, objektif, genel ve tutarlı bir tarzda düşünmektir. Tasvir edilen bu tarz, felsefi tarzın temelini oluşturmaktadır. Aydın’a göre dinin mahiyeti şu unsurları içermektedir: Sami dinleri göz önüne alındığında, inançlar, ibadetler ve ahlak olmak üzere üç husus öne çıkmaktadır. İyi bir din tanımı bu üç unsuru içinde barındırmak durumundadır. Din, ferdi ve içtimai yanı bulunan, fikir ve tatbikat açısından sistemleşmiş olan, inananlara bir yaşama tarzı sunan, onları belli bir dünya görüşü etrafında toplayan bir kurumdur.

20. Soru

Aydın’a göre din felsefesinin problemleri nelerdir?

Cevap

Aydın, din felsefesinin problemleri olarak şunları sıralamıştır: 1- Metafizik ve kozmolojik problemler: Tanrı varlığı hakkında lehte ve aleyhte deliller, alemin yaratılışı, insanın alemdeki yeri ve önemi, vahyin imkanı, ölümden sonra hayat ve ruhun ölümsüzlüğü. 2- Epistemolojik Problemler: Evrene ilişkin bilgilerimizden Tanrı’nın bilinmesine gitme çabalarının epistemolojik değeri. Bir bilgi kaynağı olarak vahiy ve dini tecrübe. İnanma, bilme, şüphe etme, zan, yakın ve benzeri kavramların epistemolojik tahlil ve tenkidi. Temel dini hükümlerin doğrulanması veya yanlışlanması. 3- Dini hükümlerin dil ve mantık açısından tenkit ve tahlili. Din dilinin mantık statüsünün belirlenmesi. 4-Dinin ahlak, sanat, ilimle münasebeti: Bütün beşeri tecrübelerin organik bir bütünlüğe kavuşturulması ve yeni dini tefekkür sistemlerinin kurulmasına ilişkin çabalar. 5- Dini sembolizmin anlam ve önemi.

21. Soru

Mehmet Aydın’a göre kelam nedir?

Cevap

Konusu itibarıyla din felsefesine en yakın kelamdır. İslam medeniyetinde kelam, akli ve nakli delillere başvurarak temel dini hükümleri açıklayan, sistemleştiren ve savunan bir disiplin şeklinde görülmüştür. Din felsefesi, sistematik kelamla daima dirsek teması halindedir. Birincinin ikinciyi büyük ölçüde içerdiği de söylenebilir.

22. Soru

Mehmet Aydın’a göre din felsefesinin yararlandığı alanlar nelerdir?

Cevap

Din felsefesi, dinler tarihi, din psikolojisi, din sosyolojisinden de önemli ölçüde faydalanmaktadır. Bilimlerin dinle ilişkisinin ideal boyutu, dinle uğraşan insan bilimlerinin nesnel olmaları, tasvir ve açıklama işiyle yetinmeleriyle gerçekleşebilir. Dinin hakikati ve onun bu açıdan değerlendirilmesi, dini hükümlerin haklılığının gösterilmesi insani bilimlere düşmez. Tarihi, sosyolojik, antropolojik ve psikolojik yaklaşımlardan farklı olarak, filozof değer ve hakikat problemini, dini inanç ve uygulamaların menşei, onların toplumsal fonksiyonları, insanın inanma ihtiyacı ve benzeri problemlerden ayrı düşünür. Filozof için önemli olan, ontolojik delilin iddiasının doğruluğudur.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!