Açıköğretim Ders Notları

Tarihi Coğrafya Dersi 2. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Tarihi Coğrafya Dersi 2. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Coğrafya Ve Tarihi Coğrafya

Giriş

Yunanca “geo-yer ile graphien-yazmak” yerin yazımı/tasviri anlamına gelen ve köklü bir bilim olan coğrafya, uzun süre kelime anlamına uygun bir bilim olarak kabul edilmiştir. Bugün farklı tanımları yapılsa da, kısaca “doğal ortam ile insanlar arasındaki etkileşimi inceleyen bilim dalı” şeklinde tarif edilmektedir. Günümüzde sistematik açıdan fiziki coğrafya, beşeri (ve ekonomik) coğrafya ile bölgesel coğrafya olarak üç ana dala ayrılan coğrafya, kronolojik açıdan da geçmiş-bugün ve geleceği araştıran dalları ile de yine üç ana başlık altında ele alınmaktadır. Günümüzü araştıran coğrafya çağdaş/modern coğrafya, geleceği araştıran planlama coğrafyası/coğrafi planlama adını alırken, geçmişi ele alanı da paleocoğrafya ile tarihi coğrafya olarak tasnif edilmektedir. Farklı tanımlamaları yapılmakla birlikte tarihi coğrafya ise, “modern coğrafya ilke ve yöntemleri ile geçmişte bir mekanın araştırılması anlamına gelmektedir”.

Coğrafyanın Tanımı ve Temel Özellikleri

Başlangıçta biri matematiki diğeri bölgesel olmak üzere iki koldan gelişen coğrafya, batıda özellikle coğrafi keşiflerin artması sonucunda, Dünya’nın her tarafının tanınması ve diğer bilim dallarındaki gelişmelere paralel bir şekilde çeşitlenerek dallara ayrılmıştır. Bu süreç sonunda coğrafya, aşağıda genişçe üzerinde durulacağı gibi “doğal ortam ile insanlar arasındaki karşılıklı etkileşimi araştırarak sonuçlarını sentez olarak veren bir bilim” anlamı kazanmıştır.

Dünya hakkındaki bilgileri coğrafya aracılığıyla edindiğimizden coğrafya bize dünyayı temsili olarak sunar. Tersi bir ifade ile dünya tüm karmaşıklığı ile coğrafya aracılığıyla temsil edilir ya da coğrafya var olduğunu bildiğimiz dünyayı “görmemizi ve anlamamızı” sağlar.

Emmanuel de Martonne, coğrafyayı şu şekilde tanımlamıştır: “Coğrafya, fiziki, biyolojik, sosyal hadiselerin sath-ı arzın nerelerinde vukua geldiğini, bu hadiselerin sebeplerini ve karşılıklı münasebetlerini araştıran bir ilimdir”. O, tanımladığı coğrafyanın başlıca üç prensibi olduğunu ifade etmiştir ki bunlar: “teşmil/dağılış”, “koordinasyon/kıyaslama” ve “illiyet/ nedensellik”tir.

Coğrafya “nerede” sorusu ile başlamaktadır. Elbette bunun arkasından coğrafya için yine en az onun kadar önemli olan “neden orada” sorusu gelmektedir. Yani, coğrafya biliminde başlıca temel problem, iki soru ile temsil edilmektedir. Bunlardan ilki “nerede?”, ikincisi de “neden orada?” sorularıdır.

Coğrafyayı diğer bilimlerden farklı kılan, asıl ayırıcı husus ‘ortam insan arasındaki karşılıklı etkileşim’i incelemesidir. İnsanın yaşadığı her ortam coğrafyadır ve dolayısıyla coğrafya insanın hayat alanıdır; yani insandan farklı bir konuyu ele almaz. Her ikisi birbirini etkileyen iki varlıktır, oluşumdur. İnsanın yaşadığı çevre ve insan farklı olmadığı gibi, ikisi birbirinden bağımsız değildir.

Coğrafyanın Tasnifi

Birbirinden az çok farklı birçok konuyu ele alan coğrafya, geleneksel olarak üç inceleme alanına ayrılmıştır. Yeryüzünü oluşturan bütün fiziki unsurlar fiziki coğrafyanın konusudur. Beşeri coğrafya ise, insanlarla ilgili durum ve faaliyetleri vurgulamasıyla fiziki coğrafyadan ayrılır. Fiziki ve beşeri elemanları birlikte ele alan ya da bunları birbirleriyle yoğuran yaklaşım ise bölgesel coğrafyadır.

Şu durumda bazılarınca coğrafyanın alt dalları veya konuları olarak nitelenen coğrafi bilgi sistemleri, matematiki coğrafya, kartografya, uzaktan algılama vb. gibi konular aslında coğrafyanın yardımcısı, destekçisi ve çok kullandığı bir teknikten/ araçtan başka bir şey değildir.

Fiziki coğrafya, doğada var olan ve insan tarafından değiştirilmemiş fakat insanın yaşamını doğrudan etkileyen varlıkları inceler. Fiziki coğrafya araştırma, inceleme ve uygulamalarını öncelikle arazide olmak üzere, laboratuvarda ve büroda yapar. Yeryüzünün fiziksel olarak çeşitli kısımları fiziki coğrafyanın konusudur. Çok sık kullanılan bir sınıflandırmayla bu kısımlar litosfer (karalar), hidrosfer (sular), atmosfer (hava) ve biyosfer (bitki ve hayvanlar) olarak dört gruba ayrılmaktadır. Bunları inceleyen fiziki coğrafyanın alt kolları ise fizyografi ya da jeomorfoloji, hidrografya, biyocoğrafya, klimatoloji vb. gibi adlar altında uzmanlık alanları haline gelmişlerdir.

Beşeri coğrafya, psikoloji ve tarihten ayrı bir bilimdir; kişilerle ilgilenmez ama toplumla, yapıtlarıyla ve kültürleriyle ilgilenir. Hayat tarzlarındaki yerelleştirme veya standart problem olarak tanımlanabilir. İki yaklaşım metodu vardır: Biri, kişisel kültürel özelliklerin bölgesel yayılım çalışmasıdır, diğeri de bölgelerdeki kültür komplekslerinin belirlenmesidir.

Üçüncü bölümü oluşturan bölgesel coğrafya ise yeryüzünün bütününde veya çeşitli kısımlarında -kıtalardaki doğal ve coğrafi bölgelerde, kıtalar üzerinde devlet sınırlarıyla ayrılmış ülkelerde ortaya çıkan çeşitli bölgelerde ve alt birimlerinde- coğrafyanın bir-birkaç veya tüm konularını sentezci bir yaklaşımla araştırıp inceleyen coğrafya dalıdır. Bölgesel coğrafyada, fiziki ve beşeri çeşitli elemanlar birlikte ele alınır veya bunlar birbiriyle yoğrulur.

Fakat bu tasnif çerçevesinde, tarihi coğrafyaya bir yer bulmak mümkün değilken, diğer taraftan da tarihi coğrafyayı coğrafyanın içinden söküp atmak da imkânsızdır. Tarihi coğrafya tarih ile coğrafyanın ara kesitinde yer almaktadır. Dolayısıyla, tarihi coğrafya hem kaynaklar hem de yöntem ve teknikler açısından coğrafya ve tarihten faydalanır. Yine aynı sebepten dolayı ayrı ayrı tarih ve coğrafyadan daha kapsamlı ve daha karmaşık bir yapıya sahiptir. İnterdisipliner bir saha olması nedeniyle hem tarihçiler hem de coğrafyacılar tarafından ele alınıp çalışılabilir. Fakat tarihçi bu alanda araştırma yapacaksa coğrafya bilgisine/eğitimine sahip olmalı, coğrafyacı bu alanda araştırma yapacaksa tarih bilgisine/eğitimine sahip olmalıdır.

Tarihi Coğrafya

Dünya’da tarihi coğrafyanın bu isimle, ilk defa ortaya çıkışı XVIII. yüzyıl başlarında İngiltere’de Edward Wells’in kitaplarında, “historical geography” adını kullanmasıyla gerçekleşmiştir.

Konuya, öncelikle tarihi coğrafyadaki “tarihi” ibaresinin, tarih disiplini ile bir ilgisinin olmadığını söyleyerek başlamak gerekir. Buradaki “tarihi” ibaresi, tıpkı “tarihi eser”de olduğu gibi, “tarihi dönemlerle ilgili, eski, geçmiş döneme ait” anlamındadır. Şu durumda tarihi coğrafyadaki bu ibare de, coğrafyanın sadece geçmiş dönemlerle ilgili olduğunu ifade etmektedir. Yani, yine ortada bir coğrafya vardır ve bu, tamamıyla geçmişe ait, geçmişle ilgili bir coğrafyadır.

Modern tarihi coğrafyanın bilinçli bir disiplin olarak yükselmesi ve dolayısıyla başlangıcı, H.C. Darby’e göre 1920-1930’lara tarihlenir. Bu yıllardan sonra yapılan tanımlara göre tarihi coğrafya, ilk baskısı 1954 ve yedinci baskısı da 1975 yılında yapılan kitabında J.B.Mitchell tarafından ifade edildiği şekilde ve genellikle “geçmişin coğrafyası” olarak kabul edilmektedir.

Dünya’da coğrafya sahasında saygın bir yeri bulunan ve hatta Dünya coğrafyasına yön veren Association of American Geographers (AAG)’in web sayfasında tarihi coğrafya şu şekilde tanımlanmıştır: “Tarihi coğrafyacılar, geçmiş zamanların coğrafyasını yeniden inşa etmekle ilgilenirler. Bunu yaparken, günümüz coğrafyasını anlamak için tarihçilere ve arşivcilere katkıda bulunarak onların yöntem ve tekniklerine çok yakın çalışırlar”.

Kısa ve öz bir ifadeyle “geçmişin coğrafyası” şeklinde tarif edilen tarihi coğrafya; “bir mekanın, çağdaş coğrafya ilke ve yöntemleri ile geçmiş bir zaman diliminde araştırılması” olarak tanımlanabilir. Geçmiş bir dönemi araştırdığı için temel kaynaklarını tarih, arkeoloji, antropoloji, prehistorya gibi tarihi bilimlerden almakta; bu bilimlerin bazı yöntem ve tekniklerini kullansa bile esasta çağdaş coğrafya ilke ve metotlarını takip etmektedir. Şu halde tarihi coğrafya, özünde coğrafyanın içinde yer alsa da doğası gereği “interdisipliner/disiplinler arası” bir araştırma alanıdır ve araştırma yaparken coğrafya yanında tarih, arkeoloji, prehistorya ve antropoloji gibi diğer ilgili bilim dallarının kaynak, yöntem, ilke ve felsefi bakışlarından faydalanmaktadır.

Tarihi coğrafya genel anlamda bölgesel coğrafyanın yani coğrafyanın bir parçası, hatta coğrafyanın bütününün geçmişteki yansıması/karşılığı olmalıdır. Şu halde tarihi coğrafya ana başlığı altında, fiziki, beşeri ve bölgesel açıdan bir araştırma yapılabilir. Tabii, bu durumda ortaya çıkacak çalışma, tarihi fiziki coğrafya, tarihi beşeri coğrafya ve tarihi bölgesel coğrafya olacaktır.

“Kronolojik tasnifte” coğrafya, bir zaman çizgisi boyunca, “çağdaş zamanlar, tarihi zamanlar ve tarih öncesi hatta daha evvelki zamanlar ile geleceğin araştırılması” olmak üzere kendi içerisinde dört bölüme ayrılmıştır. Bu bölümler, jeolojik zamanların başlangıcından Neolitik veya Holosen’e kadar olan dönemi araştıran “paleocoğrafya”; Holosen veya Neolitik dönemden günümüze kadar olan dönemi araştıran “tarihi coğrafya”; bugünü/günümüzü araştıran “çağdaş/modern coğrafya” ve son olarak geleceğin coğrafyası da diyebileceğimiz geleceği araştıran “planlama coğrafyası” olarak adlandırılmıştır.

Tarihi coğrafyacılar için kullanılabilecek veri kaynakları, düşünüldüğünün aksine çok, belki de fazlasıyla mevcuttur. Avrupa için Butlin, Hamshere ve Mitchell tarafından belirtilen tarihi coğrafya kaynakları şu şekilde özetlenebilir: Yazılı belge ve kitaplar için yapılan birincilikincil kaynak tasnifi yanında, tarihi coğrafyanın kaynakları arasında öncelikle doğrudan ve dolaylı olarak araziden toplanabilecek topografik ve arkeolojik veriler gelmektedir. Bunlar doğrudan araziden toplanabileceği gibi, haritalar üzerinden de toplanabilir. Eski ve modern haritalar, tek başlarına da iyi bir kaynak durumundadırlar. Takiben çeşitli amaçlar için hazırlanmış/tutulmuş yazılı belgeler gelmektedir.

A.R.H.Baker’e göre, tarihi coğrafyanın bazı temel karakteristikleri şöyledir: “İlki; tarihi coğrafya tıpkı tarih gibi geçmiş hakkında sorular sorar. İkincisi, tarihi coğrafya hem kaynaklar hem de teoriler bakımından tarihinki gibi problematik niteliktedir. Üçüncüsü, tartışma, tarihi coğrafya pratiklerinin merkezindedir. Dördüncüsü, tarihi coğrafya, esas olarak zaman içerisindeki coğrafi değişimle ilgilenir. Beşincisi, tarihi coğrafya, bir bütün olarak coğrafyanın merkezinde olup kesinlikle periferisinde değildir. Altıncısı, tarihi coğrafya temelde yer sentezleriyle ilgilenir, mekânsal analizlerle değil. Sonuncusu ise, tarihi coğrafya, belirli yerlerin tarihi özgüllüklerini vurgular”.

Tarihi Coğrafyanın Coğrafya İçindeki Yeri

Şimdiye kadar yapılan araştırmalarda tarihi coğrafyanın, kullanılan metot ve kaynaklara bakarak genellikle coğrafya disiplinleri içerisinde bir yerleşme coğrafyası veya ekonomik coğrafya, yani beşeri coğrafya gibi algılandığı görülmektedir. Oysa bize göre tarihi coğrafya genel anlamda bölgesel coğrafyanın yani coğrafyanın bir parçası, hatta coğrafyanın bütününün geçmişteki karşılığı/dengi olmalıdır. Çünkü tarihi coğrafyayı coğrafyadan farklı kılan tek özellik geçmişi incelemesi olduğuna göre, bir tarihi coğrafyacı araştırma yaparken, amacı ve kullandığı kaynaklara göre fiziki coğrafya ağırlıklı da çalışabilir, beşeri coğrafya ağırlıklı da çalışabilir. Ya da her ikisini aynı ağırlıkta alarak bölgesel coğrafya esaslı da çalışabilir.

Başka kelimelerle, sistematik coğrafya tasnifindeki yeri, coğrafyanın bir alt dalı değil, bizzat coğrafyanın geçmişteki bütünü/kendisidir. Çünkü araştırıcının isteğine ve kullandığı belgelere göre, her konuyu geçmişte araştırma imkânı bulunabilir. Yani, nasıl coğrafya fiziki, beşeri ve bölgesel olmak üzere üç kısma ayrılıyorsa, aynı şekilde tarihi coğrafya da üçe ayrılmaktadır.

Tarihi coğrafya, coğrafyanın sistematik tasnifinde kendisine yer bulamayan ve bulmaması gereken bir sahadır. Ama coğrafyanın tamamen dışında bırakılamayacak kadar da içerisindedir. Dolayısıyla sistematik tasniften farklı olarak yeni bir bakış açısına, yani coğrafyanın kronolojik açıdan tasnifine ihtiyaç bulunmaktadır. Kronolojik tasnifte coğrafyayı, çağdaş zamanlar, tarihi zamanlar ve tarih öncesi hatta daha evvelki zamanlar ile geleceği araştırmak üzere kendi içerisinde dört gruba ayırmak olasıdır.

Paleocoğrafya, tarihi coğrafya, çağdaş coğrafya veya planlama coğrafyası alanında çalışılırken fiziki, beşeri ve bölgesel coğrafya açısından yaklaşarak istenilen her konu araştırılabilir. Bu çalışmalarda çağdaş coğrafyadan farklı olan, sadece ve sadece araştırılan “zaman/dönem”dir. Zaman geçmişe ait ise araştırma, paleocoğrafya veya tarihi coğrafya olurken, geleceğe ait ise planlama coğrafyası olmaktadır.

Günümüzde çağdaş coğrafyada hangi konu nasıl ele alınıp araştırılabiliyorsa, tarihi kaynak ve yöntemlerden aldığı yardım ile çağdaş coğrafya ilke ve yöntemleri çerçevesinde geçmişte de aynı konular ele alınıp araştırılabilir ve böylece ortaya çıkan ürün “tarihi coğrafya” olur.

Giriş

Yunanca “geo-yer ile graphien-yazmak” yerin yazımı/tasviri anlamına gelen ve köklü bir bilim olan coğrafya, uzun süre kelime anlamına uygun bir bilim olarak kabul edilmiştir. Bugün farklı tanımları yapılsa da, kısaca “doğal ortam ile insanlar arasındaki etkileşimi inceleyen bilim dalı” şeklinde tarif edilmektedir. Günümüzde sistematik açıdan fiziki coğrafya, beşeri (ve ekonomik) coğrafya ile bölgesel coğrafya olarak üç ana dala ayrılan coğrafya, kronolojik açıdan da geçmiş-bugün ve geleceği araştıran dalları ile de yine üç ana başlık altında ele alınmaktadır. Günümüzü araştıran coğrafya çağdaş/modern coğrafya, geleceği araştıran planlama coğrafyası/coğrafi planlama adını alırken, geçmişi ele alanı da paleocoğrafya ile tarihi coğrafya olarak tasnif edilmektedir. Farklı tanımlamaları yapılmakla birlikte tarihi coğrafya ise, “modern coğrafya ilke ve yöntemleri ile geçmişte bir mekanın araştırılması anlamına gelmektedir”.

Coğrafyanın Tanımı ve Temel Özellikleri

Başlangıçta biri matematiki diğeri bölgesel olmak üzere iki koldan gelişen coğrafya, batıda özellikle coğrafi keşiflerin artması sonucunda, Dünya’nın her tarafının tanınması ve diğer bilim dallarındaki gelişmelere paralel bir şekilde çeşitlenerek dallara ayrılmıştır. Bu süreç sonunda coğrafya, aşağıda genişçe üzerinde durulacağı gibi “doğal ortam ile insanlar arasındaki karşılıklı etkileşimi araştırarak sonuçlarını sentez olarak veren bir bilim” anlamı kazanmıştır.

Dünya hakkındaki bilgileri coğrafya aracılığıyla edindiğimizden coğrafya bize dünyayı temsili olarak sunar. Tersi bir ifade ile dünya tüm karmaşıklığı ile coğrafya aracılığıyla temsil edilir ya da coğrafya var olduğunu bildiğimiz dünyayı “görmemizi ve anlamamızı” sağlar.

Emmanuel de Martonne, coğrafyayı şu şekilde tanımlamıştır: “Coğrafya, fiziki, biyolojik, sosyal hadiselerin sath-ı arzın nerelerinde vukua geldiğini, bu hadiselerin sebeplerini ve karşılıklı münasebetlerini araştıran bir ilimdir”. O, tanımladığı coğrafyanın başlıca üç prensibi olduğunu ifade etmiştir ki bunlar: “teşmil/dağılış”, “koordinasyon/kıyaslama” ve “illiyet/ nedensellik”tir.

Coğrafya “nerede” sorusu ile başlamaktadır. Elbette bunun arkasından coğrafya için yine en az onun kadar önemli olan “neden orada” sorusu gelmektedir. Yani, coğrafya biliminde başlıca temel problem, iki soru ile temsil edilmektedir. Bunlardan ilki “nerede?”, ikincisi de “neden orada?” sorularıdır.

Coğrafyayı diğer bilimlerden farklı kılan, asıl ayırıcı husus ‘ortam insan arasındaki karşılıklı etkileşim’i incelemesidir. İnsanın yaşadığı her ortam coğrafyadır ve dolayısıyla coğrafya insanın hayat alanıdır; yani insandan farklı bir konuyu ele almaz. Her ikisi birbirini etkileyen iki varlıktır, oluşumdur. İnsanın yaşadığı çevre ve insan farklı olmadığı gibi, ikisi birbirinden bağımsız değildir.

Coğrafyanın Tasnifi

Birbirinden az çok farklı birçok konuyu ele alan coğrafya, geleneksel olarak üç inceleme alanına ayrılmıştır. Yeryüzünü oluşturan bütün fiziki unsurlar fiziki coğrafyanın konusudur. Beşeri coğrafya ise, insanlarla ilgili durum ve faaliyetleri vurgulamasıyla fiziki coğrafyadan ayrılır. Fiziki ve beşeri elemanları birlikte ele alan ya da bunları birbirleriyle yoğuran yaklaşım ise bölgesel coğrafyadır.

Şu durumda bazılarınca coğrafyanın alt dalları veya konuları olarak nitelenen coğrafi bilgi sistemleri, matematiki coğrafya, kartografya, uzaktan algılama vb. gibi konular aslında coğrafyanın yardımcısı, destekçisi ve çok kullandığı bir teknikten/ araçtan başka bir şey değildir.

Fiziki coğrafya, doğada var olan ve insan tarafından değiştirilmemiş fakat insanın yaşamını doğrudan etkileyen varlıkları inceler. Fiziki coğrafya araştırma, inceleme ve uygulamalarını öncelikle arazide olmak üzere, laboratuvarda ve büroda yapar. Yeryüzünün fiziksel olarak çeşitli kısımları fiziki coğrafyanın konusudur. Çok sık kullanılan bir sınıflandırmayla bu kısımlar litosfer (karalar), hidrosfer (sular), atmosfer (hava) ve biyosfer (bitki ve hayvanlar) olarak dört gruba ayrılmaktadır. Bunları inceleyen fiziki coğrafyanın alt kolları ise fizyografi ya da jeomorfoloji, hidrografya, biyocoğrafya, klimatoloji vb. gibi adlar altında uzmanlık alanları haline gelmişlerdir.

Beşeri coğrafya, psikoloji ve tarihten ayrı bir bilimdir; kişilerle ilgilenmez ama toplumla, yapıtlarıyla ve kültürleriyle ilgilenir. Hayat tarzlarındaki yerelleştirme veya standart problem olarak tanımlanabilir. İki yaklaşım metodu vardır: Biri, kişisel kültürel özelliklerin bölgesel yayılım çalışmasıdır, diğeri de bölgelerdeki kültür komplekslerinin belirlenmesidir.

Üçüncü bölümü oluşturan bölgesel coğrafya ise yeryüzünün bütününde veya çeşitli kısımlarında -kıtalardaki doğal ve coğrafi bölgelerde, kıtalar üzerinde devlet sınırlarıyla ayrılmış ülkelerde ortaya çıkan çeşitli bölgelerde ve alt birimlerinde- coğrafyanın bir-birkaç veya tüm konularını sentezci bir yaklaşımla araştırıp inceleyen coğrafya dalıdır. Bölgesel coğrafyada, fiziki ve beşeri çeşitli elemanlar birlikte ele alınır veya bunlar birbiriyle yoğrulur.

Fakat bu tasnif çerçevesinde, tarihi coğrafyaya bir yer bulmak mümkün değilken, diğer taraftan da tarihi coğrafyayı coğrafyanın içinden söküp atmak da imkânsızdır. Tarihi coğrafya tarih ile coğrafyanın ara kesitinde yer almaktadır. Dolayısıyla, tarihi coğrafya hem kaynaklar hem de yöntem ve teknikler açısından coğrafya ve tarihten faydalanır. Yine aynı sebepten dolayı ayrı ayrı tarih ve coğrafyadan daha kapsamlı ve daha karmaşık bir yapıya sahiptir. İnterdisipliner bir saha olması nedeniyle hem tarihçiler hem de coğrafyacılar tarafından ele alınıp çalışılabilir. Fakat tarihçi bu alanda araştırma yapacaksa coğrafya bilgisine/eğitimine sahip olmalı, coğrafyacı bu alanda araştırma yapacaksa tarih bilgisine/eğitimine sahip olmalıdır.

Tarihi Coğrafya

Dünya’da tarihi coğrafyanın bu isimle, ilk defa ortaya çıkışı XVIII. yüzyıl başlarında İngiltere’de Edward Wells’in kitaplarında, “historical geography” adını kullanmasıyla gerçekleşmiştir.

Konuya, öncelikle tarihi coğrafyadaki “tarihi” ibaresinin, tarih disiplini ile bir ilgisinin olmadığını söyleyerek başlamak gerekir. Buradaki “tarihi” ibaresi, tıpkı “tarihi eser”de olduğu gibi, “tarihi dönemlerle ilgili, eski, geçmiş döneme ait” anlamındadır. Şu durumda tarihi coğrafyadaki bu ibare de, coğrafyanın sadece geçmiş dönemlerle ilgili olduğunu ifade etmektedir. Yani, yine ortada bir coğrafya vardır ve bu, tamamıyla geçmişe ait, geçmişle ilgili bir coğrafyadır.

Modern tarihi coğrafyanın bilinçli bir disiplin olarak yükselmesi ve dolayısıyla başlangıcı, H.C. Darby’e göre 1920-1930’lara tarihlenir. Bu yıllardan sonra yapılan tanımlara göre tarihi coğrafya, ilk baskısı 1954 ve yedinci baskısı da 1975 yılında yapılan kitabında J.B.Mitchell tarafından ifade edildiği şekilde ve genellikle “geçmişin coğrafyası” olarak kabul edilmektedir.

Dünya’da coğrafya sahasında saygın bir yeri bulunan ve hatta Dünya coğrafyasına yön veren Association of American Geographers (AAG)’in web sayfasında tarihi coğrafya şu şekilde tanımlanmıştır: “Tarihi coğrafyacılar, geçmiş zamanların coğrafyasını yeniden inşa etmekle ilgilenirler. Bunu yaparken, günümüz coğrafyasını anlamak için tarihçilere ve arşivcilere katkıda bulunarak onların yöntem ve tekniklerine çok yakın çalışırlar”.

Kısa ve öz bir ifadeyle “geçmişin coğrafyası” şeklinde tarif edilen tarihi coğrafya; “bir mekanın, çağdaş coğrafya ilke ve yöntemleri ile geçmiş bir zaman diliminde araştırılması” olarak tanımlanabilir. Geçmiş bir dönemi araştırdığı için temel kaynaklarını tarih, arkeoloji, antropoloji, prehistorya gibi tarihi bilimlerden almakta; bu bilimlerin bazı yöntem ve tekniklerini kullansa bile esasta çağdaş coğrafya ilke ve metotlarını takip etmektedir. Şu halde tarihi coğrafya, özünde coğrafyanın içinde yer alsa da doğası gereği “interdisipliner/disiplinler arası” bir araştırma alanıdır ve araştırma yaparken coğrafya yanında tarih, arkeoloji, prehistorya ve antropoloji gibi diğer ilgili bilim dallarının kaynak, yöntem, ilke ve felsefi bakışlarından faydalanmaktadır.

Tarihi coğrafya genel anlamda bölgesel coğrafyanın yani coğrafyanın bir parçası, hatta coğrafyanın bütününün geçmişteki yansıması/karşılığı olmalıdır. Şu halde tarihi coğrafya ana başlığı altında, fiziki, beşeri ve bölgesel açıdan bir araştırma yapılabilir. Tabii, bu durumda ortaya çıkacak çalışma, tarihi fiziki coğrafya, tarihi beşeri coğrafya ve tarihi bölgesel coğrafya olacaktır.

“Kronolojik tasnifte” coğrafya, bir zaman çizgisi boyunca, “çağdaş zamanlar, tarihi zamanlar ve tarih öncesi hatta daha evvelki zamanlar ile geleceğin araştırılması” olmak üzere kendi içerisinde dört bölüme ayrılmıştır. Bu bölümler, jeolojik zamanların başlangıcından Neolitik veya Holosen’e kadar olan dönemi araştıran “paleocoğrafya”; Holosen veya Neolitik dönemden günümüze kadar olan dönemi araştıran “tarihi coğrafya”; bugünü/günümüzü araştıran “çağdaş/modern coğrafya” ve son olarak geleceğin coğrafyası da diyebileceğimiz geleceği araştıran “planlama coğrafyası” olarak adlandırılmıştır.

Tarihi coğrafyacılar için kullanılabilecek veri kaynakları, düşünüldüğünün aksine çok, belki de fazlasıyla mevcuttur. Avrupa için Butlin, Hamshere ve Mitchell tarafından belirtilen tarihi coğrafya kaynakları şu şekilde özetlenebilir: Yazılı belge ve kitaplar için yapılan birincilikincil kaynak tasnifi yanında, tarihi coğrafyanın kaynakları arasında öncelikle doğrudan ve dolaylı olarak araziden toplanabilecek topografik ve arkeolojik veriler gelmektedir. Bunlar doğrudan araziden toplanabileceği gibi, haritalar üzerinden de toplanabilir. Eski ve modern haritalar, tek başlarına da iyi bir kaynak durumundadırlar. Takiben çeşitli amaçlar için hazırlanmış/tutulmuş yazılı belgeler gelmektedir.

A.R.H.Baker’e göre, tarihi coğrafyanın bazı temel karakteristikleri şöyledir: “İlki; tarihi coğrafya tıpkı tarih gibi geçmiş hakkında sorular sorar. İkincisi, tarihi coğrafya hem kaynaklar hem de teoriler bakımından tarihinki gibi problematik niteliktedir. Üçüncüsü, tartışma, tarihi coğrafya pratiklerinin merkezindedir. Dördüncüsü, tarihi coğrafya, esas olarak zaman içerisindeki coğrafi değişimle ilgilenir. Beşincisi, tarihi coğrafya, bir bütün olarak coğrafyanın merkezinde olup kesinlikle periferisinde değildir. Altıncısı, tarihi coğrafya temelde yer sentezleriyle ilgilenir, mekânsal analizlerle değil. Sonuncusu ise, tarihi coğrafya, belirli yerlerin tarihi özgüllüklerini vurgular”.

Tarihi Coğrafyanın Coğrafya İçindeki Yeri

Şimdiye kadar yapılan araştırmalarda tarihi coğrafyanın, kullanılan metot ve kaynaklara bakarak genellikle coğrafya disiplinleri içerisinde bir yerleşme coğrafyası veya ekonomik coğrafya, yani beşeri coğrafya gibi algılandığı görülmektedir. Oysa bize göre tarihi coğrafya genel anlamda bölgesel coğrafyanın yani coğrafyanın bir parçası, hatta coğrafyanın bütününün geçmişteki karşılığı/dengi olmalıdır. Çünkü tarihi coğrafyayı coğrafyadan farklı kılan tek özellik geçmişi incelemesi olduğuna göre, bir tarihi coğrafyacı araştırma yaparken, amacı ve kullandığı kaynaklara göre fiziki coğrafya ağırlıklı da çalışabilir, beşeri coğrafya ağırlıklı da çalışabilir. Ya da her ikisini aynı ağırlıkta alarak bölgesel coğrafya esaslı da çalışabilir.

Başka kelimelerle, sistematik coğrafya tasnifindeki yeri, coğrafyanın bir alt dalı değil, bizzat coğrafyanın geçmişteki bütünü/kendisidir. Çünkü araştırıcının isteğine ve kullandığı belgelere göre, her konuyu geçmişte araştırma imkânı bulunabilir. Yani, nasıl coğrafya fiziki, beşeri ve bölgesel olmak üzere üç kısma ayrılıyorsa, aynı şekilde tarihi coğrafya da üçe ayrılmaktadır.

Tarihi coğrafya, coğrafyanın sistematik tasnifinde kendisine yer bulamayan ve bulmaması gereken bir sahadır. Ama coğrafyanın tamamen dışında bırakılamayacak kadar da içerisindedir. Dolayısıyla sistematik tasniften farklı olarak yeni bir bakış açısına, yani coğrafyanın kronolojik açıdan tasnifine ihtiyaç bulunmaktadır. Kronolojik tasnifte coğrafyayı, çağdaş zamanlar, tarihi zamanlar ve tarih öncesi hatta daha evvelki zamanlar ile geleceği araştırmak üzere kendi içerisinde dört gruba ayırmak olasıdır.

Paleocoğrafya, tarihi coğrafya, çağdaş coğrafya veya planlama coğrafyası alanında çalışılırken fiziki, beşeri ve bölgesel coğrafya açısından yaklaşarak istenilen her konu araştırılabilir. Bu çalışmalarda çağdaş coğrafyadan farklı olan, sadece ve sadece araştırılan “zaman/dönem”dir. Zaman geçmişe ait ise araştırma, paleocoğrafya veya tarihi coğrafya olurken, geleceğe ait ise planlama coğrafyası olmaktadır.

Günümüzde çağdaş coğrafyada hangi konu nasıl ele alınıp araştırılabiliyorsa, tarihi kaynak ve yöntemlerden aldığı yardım ile çağdaş coğrafya ilke ve yöntemleri çerçevesinde geçmişte de aynı konular ele alınıp araştırılabilir ve böylece ortaya çıkan ürün “tarihi coğrafya” olur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.