Türk İdare Tarihi Dersi 4. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Türk İdare Tarihi Dersi 4. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Osmanlı Klasik Dönemi’Nde Yönetim Yapısı

Osmanlı devlet yapısında merkez tes¸kilatı

Osmanlı padis¸ahlarının icra gu¨c¸lerini kendilerine sadece askeri makam verilen kullarına emanet etmeyi tercih ettikleri o¨rgu¨tlenme modeli olan “kul sistemi” Osmanlı merkeziyetc¸i o¨rgu¨tlenme modelinin temel o¨gelerinden biridir.

I·lk zamanlarda ko¨ken olarak savas¸ esirlerinden (acemi ogˆlanlar ve pencik ogˆlanlar) gelen kullara I. Bayezidle beraber devs¸irmeden gelen c¸ocuklar da katıldı.

C¸elebi Mehmet II. Murad do¨nemlerinde Rumeli’de ilerlemenin durmasıyla esirlerden yararlanılamaması u¨zerine c¸ıkarılan “Devs¸irme Kanunu” birden fazla c¸ocugˆu olan Hristiyan halkın c¸ocuklarından yalnız bir tanesini orduya almayı o¨ngo¨ru¨yordu.

16. yu¨zyılın ilk yarısına kadar sancak beyleri ve kadıların sorumlu oldugˆu devs¸irme uygulaması, bu kis¸ilerin yolsuzluk ve adam kayırma gibi uygunsuz is¸lere bulas¸masından dolayı Yenic¸eri Ocagˆına verilmis¸tir.

Yenic¸eri agˆası dogˆum kayıtları, ana baba isimleri ve dogˆum yerleri deftere is¸lenecek s¸ekilde devs¸irilecek c¸ocuk miktarına ve sekbanbas¸ı, solak bas¸ı, zagˆarcıbas¸ı, seksoncubas¸ı, turnacıbas¸ı, solakbas¸ı, zenberekc¸ibas¸ı, deveciler ve yayabas¸ılardan sec¸ilmek u¨zere devs¸irmeye gidecek devs¸irme agˆalarına karar verirdi.

Sadece birden fazla c¸ocugˆu olan en asil Hristiyan ailelerinden ve papazların ogˆulları arasından sec¸ilen c¸ocuklar saraya gelip Mu¨slu¨man olduktan sonra Yenic¸eri agˆasının kontrolu¨nden gec¸irilir ve niteliklerine go¨re ya saray ic¸in ayrılır, ya Bostanocagˆına verilir ya da Anadolu ve Rumeli’deki Tu¨rklere gec¸ici olarak satılırlardı.

Saray

I·ki bo¨lu¨mden olus¸an (Enderun, Birun) saray hem devletin yo¨netildigˆi hem padis¸ahın yas¸adıgˆı yerdi.

Enderun bo¨lu¨mu¨nde tu¨rlu¨ fenler, hat, ins¸a, siyakat, hesap, musiki gibi ilimlerin yanı sıra beden kuvvetini gelis¸tirme, binicilikte ve silahs¸o¨rlu¨kte beceri kazanma imka^nları sunulurdu.

Bu bo¨lu¨me sadece saraya devs¸irilmek u¨zere go¨nderilmis¸c¸ocuklar arasından niteliklerine go¨re sarayda kalmaya hak kazanlar 2-7 yıllık sıkı bir egˆitimden ve akabinde yapılan ikinci bir elemeyi gec¸ebilen ic¸ogˆlanlar yararlanırdı.

Saray yapılanmasında devamlı bir kadro olarak hadımların bas¸ında kapı agˆası bulunurdu ve onun altında ise, padis¸ahın kis¸isel hizmetleriyle ilgilenen ve her daim onun yanında olan hasodabas¸ı, hazinedarbas¸ı ve kilercibas¸ı bulunurdu.

C¸ıkma denilen ikinci elemeyi gec¸en devs¸irmeler uygun go¨ru¨ldu¨gˆu¨ s¸ekilde ya hazine ve kiler odalarına alınırlardı, ya kapıkulu bo¨lu¨klerine verilirlerdi ya da en yu¨ksek makam olan padis¸ahın gu¨venligˆini sagˆlamakla yu¨ku¨mlu¨ olan has odaya kabul edilirlerdi.

Devs¸irmelerin tayin ve terfi gibi is¸lemleri hasodabas¸ı veya kapı agˆasının o¨nerisiyle padis¸ah tarafından yapılırdı.

Kul sisteminin du¨zenli is¸lemesindeki temel fakto¨r, devs¸irmelerin ikinci defa elemeden gec¸tikleri c¸ıkma denilen is¸lemdir.

C¸ıkma uygulaması Enderun ve Birun ic¸erisinde su¨rekli bir hareketin olmasını sagˆlayan; tayinleri ve terfileri du¨zenleyen; devs¸irmeden gelenlerin niteliklerine go¨re is¸lerle go¨revlendirilmesini sagˆlayan bir uygulamadır.

Enderun’u olus¸turan ve her birinin bas¸ında agˆaların bulundugˆu odalar s¸unlardır:

  • Hasoda: en u¨st ru¨tbelilerin bulundugˆu padis¸ahın gu¨nlu¨k hizmetine tahsis edilmis¸tir.
  • Hazine odası: padis¸ahın o¨zel hazinesiyle ilgilenirlerdi.
  • Kiler odası: yemek hizmetlerine tahsis edilmis¸tir.
  • Seferli odası: berber, terzi ve mu¨zisyenleri barındırırdı.

Sarayın dıs¸ bo¨lu¨mu¨nu¨ tes¸kil eden Birun c¸ok genis¸ bir kadro barındırırdı:

a) Yenic¸eriler : Osmanlı ordusunda agˆır piyade sınıfını tes¸kil eden Yenic¸eriler savas¸ sırasında ordunun bel kemigˆini olus¸turur, padis¸ahın muhafazasından sorumlu olur savas¸ dıs¸ında ise asayis¸i sagˆlamak ve yangınları so¨ndu¨rmek gibi go¨revlerde bulunurlardı. Yenic¸erilerin kumandanları, Yenic¸eri agˆasıydı ve bunu sırasıyla sekbanbas¸ı, kul kethu¨dası, zagˆarcıbas¸ı, samsoncubas¸ı, turnacıbas¸ı, hasekiler, bas¸c¸avus¸, muhzırbas¸ı ve kethu¨dayaveri takip ederdi.

b) Altı bo¨lu¨k halkı (sipahiler, silahdar, sagˆ ve sol garipler, sagˆ ve sol ulufeciler) : U¨c¸ yu¨z bo¨lu¨kten olus¸an sipahi bo¨lu¨gˆu¨ savas¸ esnasında ordunun kullanacagˆı gu¨zerga^hı belirler, padis¸ah c¸adırı Otagˆ-ı Hu¨mayun’un muhafaza edilmesinde go¨rev alırlardı.

I·ki yu¨z altmıs¸ bo¨lu¨kten olus¸an silahdarlar seferler sırasında kullanılacak gu¨zerga^hın temizlenmesinde, padis¸ah tugˆrasının tas¸ınmasında (tugˆculuk), padis¸ahın yedek atlarının go¨tu¨ru¨lmesinde (yedekc¸ilik) gibi go¨revlerde bulunurlardı.

Sagˆ ulufeciler sefer esnasında sipahi bo¨lu¨gˆu¨nu¨n sagˆında ve sol ulufeciler de silahdarların solunda yu¨ru¨rler ve hazinenin korunmasında go¨rev alırlardı.

Sagˆ ve sol garipler savas¸ esnasında c¸adırların ve sancagˆın muhafazası ve ordunun odun ihtiyac¸larını giderme gibi go¨revler yapardı.

c) Topc¸ular ve cebeciler: II. Mahmut tarafından kapatılan Cebeci ocagˆı, ordunun kullanacagˆı bu¨tu¨n silahların yapımından, muhafazasından ve savas¸lardan sonra bu silahların toplanıp tamir edilmesinden sorumluydu.

Topc¸u ocagˆı ise gerek top ve mermi u¨retiminde gerekse top kullanan personeli egˆitme gibi go¨revlerden sorumluydu.

Top arabacıları ocagˆı ise savas¸larda kullanılacak topların nakilleriyle ilgilenir, top arabalarının u¨retimini, tamirlerini, bakımlarını yapar, top arabası c¸eken atların da bakımlarıyla ilgilenirlerdi.

Digˆer yandan humbaracılar el bombasıyla ilgilenirken lagˆımcılar da kalelerin as¸ılabilmesi ic¸in yeraltı tu¨nelleri kazar ve kale duvarlarını bus¸ekilde delerler ve ordunun surları as¸masına yardım ederlerdi.

d) Mehterler

e) Mu¨teferrikalar (ic¸ogˆlanlar, beyzade c¸ocukları, makam sahibi c¸ocukları)

f) Padis¸ah hocası

g) Hekimbas¸ı

h) C¸avus¸lar ve c¸avus¸bas¸ı (haberles¸me ve elc¸ilik go¨revleri)

Sarayda kadınların yas¸adıgˆı bo¨lu¨mler olan haremlerde devs¸irme ogˆlanlara yapıldıgˆı gibi saraya alınan kızlar sıkı egˆitimlerden gec¸erlerdi.

Divan-ı hu¨mayun

Osmanlı yo¨netim yapılanması Fatih Kanunnamesinden anlas¸ılacagˆı u¨zere I·lmiyye (ilim), Seyfiyye (kılıc¸) ve Kalemiyye (kalem) olarak u¨c¸ ana kategoride olus¸turulmus¸tur ve devletin hiyerars¸isi bu kanunnameyle en u¨st makamdan en alt makama kadar du¨zenlenmis¸tir.

Osmanlı devlet yapısında tanımlanan bu u¨c¸ kategorideki kadroların go¨revleri kesin c¸izgilerle birbirinden ayrılmıs¸tır.

Seyfiyye sınıfı Ehl-i O¨rf olarak da adlandırılır, yo¨netim ve askerlik go¨revlerini yerine getirir ve vezir-i azam, vezirler, beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri ve tımarlı sipahileri kapsardı.

I·lmiyye Ehl-i S¸er ve ulema olarak da adlandırılır; devletin adalet, egˆitim ve yargı is¸lerini yu¨ru¨tu¨r, s¸eyhu¨lislam, kazasker ve mu¨derrisleri kapsardı.

Kalemiyye Ehl-i kalem olarak da bilinir, gu¨nu¨mu¨z bu¨rokrasi is¸lerine es¸ olan is¸leri yapmakla yu¨ku¨mlu¨ olur, defterdar ve nis¸ancıları kapsardı.

Divan-ı Hu¨mayun Osmanlı devlet bu¨rokrasisinde en zirvede yer alan kurumdur ve asıl u¨yeleri Vezir-i Azam, Kubbealtı vezirleri, kadı askerler, nis¸ancı, defterdarlar ve Rumeli beylerbeyidir.

Divan-ı Hu¨mayunda alınan kararlar, arza girme denilen padis¸ahın onayına sunulma is¸leminden gec¸er, padis¸ah bu kararları onaylar ya da reddeder bo¨ylece Divanı denetleme hakkına sahip olurdu.

Veziriazam padis¸ahın adına so¨z yetkisine sahiptir, tayin yetkisine sahiptir ve zaman zaman ordunun bas¸ında Serdar-ı Ekrem olarak bulunurlar ve bu zamanlarda yetkileri artardı.

Kubbealtı vezirleri ise gerekli oldugˆunda vali olarak atanırlar, gerekli oldugˆunda yedek olarak ordunun bas¸ına getirilirlerdi.

Nis¸ancı tugˆra c¸ekmekle, yabancı u¨lkelerden gelen metinleri Osmanlıca’ya c¸evirmekle, kayıt defterlerini du¨zenlemekle, devletlerarası yazıs¸ma belgelerini hazırlamak ve tapu defterini tutmakla yu¨ku¨mlu¨ydu¨.

Hem ic¸ hazineyi (padis¸ahın o¨zel mal varlıgˆını) hem de dıs¸hazineyi (devletin mal varlıgˆını denetleyen defterdar, devletin mali is¸lerine bakan en yu¨ksek mevkideki go¨revliydi ve devletin her tu¨rlu¨ geliri ve giderini kontrol altında tutardı ve her yıl olus¸turdugˆu kayıtları padis¸aha sunardı.

Defterdara bagˆlı olarak c¸alıs¸an bas¸baki kulu hazineye borcu olanlardan borc¸ları tahsil eder; cizye bas¸baki kulu, cizye borc¸larını tahsil eder; veznedarbas¸ı paraların ayarını kontrol eder; sergi nazırı ve sergi halifesi hazine defterlerini tutardı.

Kazaskerler bulundukları yerlerde hukuku uygulardı.

Divan-ı Hu¨mayun toplantılarının sagˆlıklı yu¨ru¨tu¨lebilmesi ic¸in yardımcı memurlardan olan Reisu¨lku¨ttap toplantıların moderato¨rlu¨gˆu¨nu¨ yapmakla ve alınan kararları uygulamaya hazırlamakla yu¨ku¨mlu¨ydu¨.

Bir digˆer yardımcı memur olan tezkireciler ise vezir-i azama gu¨ndemdeki konuları bildirirlerdi.

C¸avus¸bas¸ları ise go¨ru¨s¸melerin du¨zen ic¸inde gec¸mesini sagˆlar, toplantıda davacıları, davalıları du¨zenli bir s¸ekilde salona almak ve tahliye etmek gibi go¨revleri yerine getirirlerdi.

Divan-ı Hu¨mayun toplamda 3 kalemden olus¸urdu:

  • Beylikc¸i kalemi , kisedar denilen denetc¸inin go¨zetimi altında c¸alıs¸ır ve devletin yazıs¸ma is¸lerinin merkezi konumunda bulunurdu.
  • Tahvil kalemi , devletin has, zeamet ve tımarlarına ait atamalardan sorumludur.
  • Ru’us kalemi ise tahvil kaleminin kapsamı dıs¸ında kalan maas¸lar ve tayinlerle ilgilenirdi.

Osmanlı yapısında tas¸ra tes¸kilatı

Tımar sistemi ve bu sistemi desteklemek u¨zere tasarlanmıs¸ iltizam sistemi Osmanlı’da merkez dıs¸ı o¨rgu¨tlenmenin temelini olus¸turur.

Devletin, devlet go¨revlilerine bazı bo¨lgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maas¸ kars¸ılıgˆı ayırmasına dirlik denirdi.

Dirlikler tımar (yıllık gelir 3-20 bin akc¸e), zeamet (yıllık gelir 20-100 bin akc¸e) ve has (yıllık gelir 100 bin akc¸e u¨zeri) olmak u¨zere 3’e ayrılırdı.

Dirlik sisteminde en o¨nemli uygulama, tımar sahiplerinin her 3 bin akc¸e, zeamet ve has sahiplerinin ise her 5 bin akc¸e bas¸ına bir atlı asker yetis¸tirmek ve bu askerle birlikte savas¸a katılmak zorunda olmasıydı.

Dirlik sisteminde go¨ru¨len 3 taraflı yapıda topragˆın mu¨lkiyet hakkı devlete, vergi hakkı dirlik sahibine ve is¸leme hakkı ko¨ylu¨ye aittir ve bu 3 tarafın birbirine kars¸ı sorumlulukları kanunname ile belirlenmis¸tir.

Tımarlı sipahi, topragˆı terk eden ve sebepsiz yere 3 yıl u¨st u¨ste 3 yıl u¨st u¨ste ekmeyen ve vergi vermeyenlerden is¸leme hakkını alabilirdi ve ko¨ylu¨nu¨n tohum, gu¨bre gibi ihtiyac¸larını giderirdi.

Tımar sistemi dıs¸ında kalan faaliyetlerde devlet adına elde edilen gelirlerin 3 yıllık su¨reyle en yu¨ksek teklifi veren s¸ahıslara devrini du¨zenleyen sistem ise iltizam sistemi , bu gelirleri alan kis¸iye ise mu¨ltezim denirdi.

Osmanlı’da tas¸ra yo¨netiminde so¨z sahibi memurların merkeze bagˆlı kalması ve kendilerine nu¨fuz olus¸turmalarını engellemek ic¸in tayinler kısa su¨reli yapılır ve go¨revler do¨nu¨s¸u¨mlu¨ verilirdi.

Eyalet idari birimi

Eyaletlerde padis¸ahın otoritesini temsil eden beylerbeyi, bulundukları bo¨lgede en u¨st sınıf yo¨netici pozisyonunda bulu urdu ve o¨zellikle kendi bo¨lgelerinde tımarlı sipahi sistemini yo¨netirdi.

Osmanlı yapılanmasında tımar sisteminin uygulandıgˆı ve toprakların has, zeamet ve tımar olarak ayrıldıgˆı salyanesiz ,(yıllıksız) ve tımar sisteminin uygulanmadıgˆı, vergilerin yıllık alındıgˆı salyaneli (yıllıklı) eyaletler bulunmaktaydı.

Sancak idari birimi

Sancaklar eyaletlerin bir alt birimidir ve merkezden atanan sancak beyleri tarafından yo¨netilirdi.

Sancak beyleri idaresi altındaki bo¨lgelerde asayis¸i sagˆlar, ziyarete gelen devlet adamlarına yardımcı olur, merkezden gelen emirleri uygulardı.

Sancak beylerinin direk olarak merkezden aldıgˆı emirleri uygulaması beylerbeyinin yetkilerini sınırlandırma ac¸ısından o¨nemlidir.

Kaza idari birimi

Kadılar bulundukları kazalarda dini ve yasal yo¨nergeleri uygularlardı.

Osmanlı yapılanmasında bir bo¨lgeye kadı atanması o bo¨lgenin Osmanlı yo¨netimi altında oldugˆunu go¨stermek ac¸ısından c¸ok o¨nemlidir ki hali hazırda kadılar tas¸rada en o¨nemli yo¨neticiler arasındadır.

Kadılar sancakbeyleri ve beylerbeyleri sefere giderken yerlerine bakardı ve kadının sancak beyini denetleme yetkisi vardı ki kadılar arada hic¸bir kurum veya makam olmadan dogˆrudan merkeze bagˆlıydı.

Kadılar go¨nderildikleri bo¨lgelerde kendinin alt birimi olarak c¸alıs¸acak olan ku¨c¸u¨k mahkemeler kurar ve bunların bas¸ına bo¨lge halkından, parasını pes¸in almak s¸artıyla naipler atardı.

Kadıların etki alanı bu¨yu¨k oldugˆu ic¸in bu makam yolsuzluklara c¸ok ac¸ık bir makam halini almıs¸tı.

Osmanlı devlet yapılanmasında bazı eyaletler (Kırım Hanlıgˆı, Mekke Emirligˆi, Eflak-Bogˆdan-Erdel Beylikleri, Sakız Cumhuriyeti) ic¸ is¸lerinde bagˆımsız olup sadece dıs¸ yo¨netimde Osmanlı’ya sorumluydu.

Eyalet yo¨netiminde bir digˆer o¨nemli go¨revli, eyaletteki yo¨neticileri dogˆrudan merkezle iletis¸ime gec¸erek s¸ika^yet edebilen hazine defterdarlarıydı.

Hazine defterdarı kendine ait herhangi bir dirlik birimi olan eyaletlerde go¨rev alır, buradaki ticareti ve vergileri du¨zenlerdi.

Osmanlı Devleti merkezin dıs¸ında kalan bo¨lgelere hakim olabilmek ic¸in tımar sistemini, u¨reticiye hakim olabilmek ic¸in kul sistemini bas¸arıyla uygulamıs¸tır.

16. yu¨zyıl sonlarından itibaren c¸o¨zu¨lmeye bas¸layan bu yapılanma sistemi, Osmanlı yo¨netiminde o¨nemli degˆis¸ikliklere yol ac¸mıs¸tır.

O¨zellikle Ko¨pru¨lu¨ Mehmet Pas¸a’nın bazı s¸artlar o¨ne su¨rerek vezir-i azam go¨revine gelmesi, padis¸ahın otoritesinin sarsılmasına yol ac¸tı.

Osmanlı devlet yapısında merkez tes¸kilatı

Osmanlı padis¸ahlarının icra gu¨c¸lerini kendilerine sadece askeri makam verilen kullarına emanet etmeyi tercih ettikleri o¨rgu¨tlenme modeli olan “kul sistemi” Osmanlı merkeziyetc¸i o¨rgu¨tlenme modelinin temel o¨gelerinden biridir.

I·lk zamanlarda ko¨ken olarak savas¸ esirlerinden (acemi ogˆlanlar ve pencik ogˆlanlar) gelen kullara I. Bayezidle beraber devs¸irmeden gelen c¸ocuklar da katıldı.

C¸elebi Mehmet II. Murad do¨nemlerinde Rumeli’de ilerlemenin durmasıyla esirlerden yararlanılamaması u¨zerine c¸ıkarılan “Devs¸irme Kanunu” birden fazla c¸ocugˆu olan Hristiyan halkın c¸ocuklarından yalnız bir tanesini orduya almayı o¨ngo¨ru¨yordu.

16. yu¨zyılın ilk yarısına kadar sancak beyleri ve kadıların sorumlu oldugˆu devs¸irme uygulaması, bu kis¸ilerin yolsuzluk ve adam kayırma gibi uygunsuz is¸lere bulas¸masından dolayı Yenic¸eri Ocagˆına verilmis¸tir.

Yenic¸eri agˆası dogˆum kayıtları, ana baba isimleri ve dogˆum yerleri deftere is¸lenecek s¸ekilde devs¸irilecek c¸ocuk miktarına ve sekbanbas¸ı, solak bas¸ı, zagˆarcıbas¸ı, seksoncubas¸ı, turnacıbas¸ı, solakbas¸ı, zenberekc¸ibas¸ı, deveciler ve yayabas¸ılardan sec¸ilmek u¨zere devs¸irmeye gidecek devs¸irme agˆalarına karar verirdi.

Sadece birden fazla c¸ocugˆu olan en asil Hristiyan ailelerinden ve papazların ogˆulları arasından sec¸ilen c¸ocuklar saraya gelip Mu¨slu¨man olduktan sonra Yenic¸eri agˆasının kontrolu¨nden gec¸irilir ve niteliklerine go¨re ya saray ic¸in ayrılır, ya Bostanocagˆına verilir ya da Anadolu ve Rumeli’deki Tu¨rklere gec¸ici olarak satılırlardı.

Saray

I·ki bo¨lu¨mden olus¸an (Enderun, Birun) saray hem devletin yo¨netildigˆi hem padis¸ahın yas¸adıgˆı yerdi.

Enderun bo¨lu¨mu¨nde tu¨rlu¨ fenler, hat, ins¸a, siyakat, hesap, musiki gibi ilimlerin yanı sıra beden kuvvetini gelis¸tirme, binicilikte ve silahs¸o¨rlu¨kte beceri kazanma imka^nları sunulurdu.

Bu bo¨lu¨me sadece saraya devs¸irilmek u¨zere go¨nderilmis¸c¸ocuklar arasından niteliklerine go¨re sarayda kalmaya hak kazanlar 2-7 yıllık sıkı bir egˆitimden ve akabinde yapılan ikinci bir elemeyi gec¸ebilen ic¸ogˆlanlar yararlanırdı.

Saray yapılanmasında devamlı bir kadro olarak hadımların bas¸ında kapı agˆası bulunurdu ve onun altında ise, padis¸ahın kis¸isel hizmetleriyle ilgilenen ve her daim onun yanında olan hasodabas¸ı, hazinedarbas¸ı ve kilercibas¸ı bulunurdu.

C¸ıkma denilen ikinci elemeyi gec¸en devs¸irmeler uygun go¨ru¨ldu¨gˆu¨ s¸ekilde ya hazine ve kiler odalarına alınırlardı, ya kapıkulu bo¨lu¨klerine verilirlerdi ya da en yu¨ksek makam olan padis¸ahın gu¨venligˆini sagˆlamakla yu¨ku¨mlu¨ olan has odaya kabul edilirlerdi.

Devs¸irmelerin tayin ve terfi gibi is¸lemleri hasodabas¸ı veya kapı agˆasının o¨nerisiyle padis¸ah tarafından yapılırdı.

Kul sisteminin du¨zenli is¸lemesindeki temel fakto¨r, devs¸irmelerin ikinci defa elemeden gec¸tikleri c¸ıkma denilen is¸lemdir.

C¸ıkma uygulaması Enderun ve Birun ic¸erisinde su¨rekli bir hareketin olmasını sagˆlayan; tayinleri ve terfileri du¨zenleyen; devs¸irmeden gelenlerin niteliklerine go¨re is¸lerle go¨revlendirilmesini sagˆlayan bir uygulamadır.

Enderun’u olus¸turan ve her birinin bas¸ında agˆaların bulundugˆu odalar s¸unlardır:

  • Hasoda: en u¨st ru¨tbelilerin bulundugˆu padis¸ahın gu¨nlu¨k hizmetine tahsis edilmis¸tir.
  • Hazine odası: padis¸ahın o¨zel hazinesiyle ilgilenirlerdi.
  • Kiler odası: yemek hizmetlerine tahsis edilmis¸tir.
  • Seferli odası: berber, terzi ve mu¨zisyenleri barındırırdı.

Sarayın dıs¸ bo¨lu¨mu¨nu¨ tes¸kil eden Birun c¸ok genis¸ bir kadro barındırırdı:

a) Yenic¸eriler : Osmanlı ordusunda agˆır piyade sınıfını tes¸kil eden Yenic¸eriler savas¸ sırasında ordunun bel kemigˆini olus¸turur, padis¸ahın muhafazasından sorumlu olur savas¸ dıs¸ında ise asayis¸i sagˆlamak ve yangınları so¨ndu¨rmek gibi go¨revlerde bulunurlardı. Yenic¸erilerin kumandanları, Yenic¸eri agˆasıydı ve bunu sırasıyla sekbanbas¸ı, kul kethu¨dası, zagˆarcıbas¸ı, samsoncubas¸ı, turnacıbas¸ı, hasekiler, bas¸c¸avus¸, muhzırbas¸ı ve kethu¨dayaveri takip ederdi.

b) Altı bo¨lu¨k halkı (sipahiler, silahdar, sagˆ ve sol garipler, sagˆ ve sol ulufeciler) : U¨c¸ yu¨z bo¨lu¨kten olus¸an sipahi bo¨lu¨gˆu¨ savas¸ esnasında ordunun kullanacagˆı gu¨zerga^hı belirler, padis¸ah c¸adırı Otagˆ-ı Hu¨mayun’un muhafaza edilmesinde go¨rev alırlardı.

I·ki yu¨z altmıs¸ bo¨lu¨kten olus¸an silahdarlar seferler sırasında kullanılacak gu¨zerga^hın temizlenmesinde, padis¸ah tugˆrasının tas¸ınmasında (tugˆculuk), padis¸ahın yedek atlarının go¨tu¨ru¨lmesinde (yedekc¸ilik) gibi go¨revlerde bulunurlardı.

Sagˆ ulufeciler sefer esnasında sipahi bo¨lu¨gˆu¨nu¨n sagˆında ve sol ulufeciler de silahdarların solunda yu¨ru¨rler ve hazinenin korunmasında go¨rev alırlardı.

Sagˆ ve sol garipler savas¸ esnasında c¸adırların ve sancagˆın muhafazası ve ordunun odun ihtiyac¸larını giderme gibi go¨revler yapardı.

c) Topc¸ular ve cebeciler: II. Mahmut tarafından kapatılan Cebeci ocagˆı, ordunun kullanacagˆı bu¨tu¨n silahların yapımından, muhafazasından ve savas¸lardan sonra bu silahların toplanıp tamir edilmesinden sorumluydu.

Topc¸u ocagˆı ise gerek top ve mermi u¨retiminde gerekse top kullanan personeli egˆitme gibi go¨revlerden sorumluydu.

Top arabacıları ocagˆı ise savas¸larda kullanılacak topların nakilleriyle ilgilenir, top arabalarının u¨retimini, tamirlerini, bakımlarını yapar, top arabası c¸eken atların da bakımlarıyla ilgilenirlerdi.

Digˆer yandan humbaracılar el bombasıyla ilgilenirken lagˆımcılar da kalelerin as¸ılabilmesi ic¸in yeraltı tu¨nelleri kazar ve kale duvarlarını bus¸ekilde delerler ve ordunun surları as¸masına yardım ederlerdi.

d) Mehterler

e) Mu¨teferrikalar (ic¸ogˆlanlar, beyzade c¸ocukları, makam sahibi c¸ocukları)

f) Padis¸ah hocası

g) Hekimbas¸ı

h) C¸avus¸lar ve c¸avus¸bas¸ı (haberles¸me ve elc¸ilik go¨revleri)

Sarayda kadınların yas¸adıgˆı bo¨lu¨mler olan haremlerde devs¸irme ogˆlanlara yapıldıgˆı gibi saraya alınan kızlar sıkı egˆitimlerden gec¸erlerdi.

Divan-ı hu¨mayun

Osmanlı yo¨netim yapılanması Fatih Kanunnamesinden anlas¸ılacagˆı u¨zere I·lmiyye (ilim), Seyfiyye (kılıc¸) ve Kalemiyye (kalem) olarak u¨c¸ ana kategoride olus¸turulmus¸tur ve devletin hiyerars¸isi bu kanunnameyle en u¨st makamdan en alt makama kadar du¨zenlenmis¸tir.

Osmanlı devlet yapısında tanımlanan bu u¨c¸ kategorideki kadroların go¨revleri kesin c¸izgilerle birbirinden ayrılmıs¸tır.

Seyfiyye sınıfı Ehl-i O¨rf olarak da adlandırılır, yo¨netim ve askerlik go¨revlerini yerine getirir ve vezir-i azam, vezirler, beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri ve tımarlı sipahileri kapsardı.

I·lmiyye Ehl-i S¸er ve ulema olarak da adlandırılır; devletin adalet, egˆitim ve yargı is¸lerini yu¨ru¨tu¨r, s¸eyhu¨lislam, kazasker ve mu¨derrisleri kapsardı.

Kalemiyye Ehl-i kalem olarak da bilinir, gu¨nu¨mu¨z bu¨rokrasi is¸lerine es¸ olan is¸leri yapmakla yu¨ku¨mlu¨ olur, defterdar ve nis¸ancıları kapsardı.

Divan-ı Hu¨mayun Osmanlı devlet bu¨rokrasisinde en zirvede yer alan kurumdur ve asıl u¨yeleri Vezir-i Azam, Kubbealtı vezirleri, kadı askerler, nis¸ancı, defterdarlar ve Rumeli beylerbeyidir.

Divan-ı Hu¨mayunda alınan kararlar, arza girme denilen padis¸ahın onayına sunulma is¸leminden gec¸er, padis¸ah bu kararları onaylar ya da reddeder bo¨ylece Divanı denetleme hakkına sahip olurdu.

Veziriazam padis¸ahın adına so¨z yetkisine sahiptir, tayin yetkisine sahiptir ve zaman zaman ordunun bas¸ında Serdar-ı Ekrem olarak bulunurlar ve bu zamanlarda yetkileri artardı.

Kubbealtı vezirleri ise gerekli oldugˆunda vali olarak atanırlar, gerekli oldugˆunda yedek olarak ordunun bas¸ına getirilirlerdi.

Nis¸ancı tugˆra c¸ekmekle, yabancı u¨lkelerden gelen metinleri Osmanlıca’ya c¸evirmekle, kayıt defterlerini du¨zenlemekle, devletlerarası yazıs¸ma belgelerini hazırlamak ve tapu defterini tutmakla yu¨ku¨mlu¨ydu¨.

Hem ic¸ hazineyi (padis¸ahın o¨zel mal varlıgˆını) hem de dıs¸hazineyi (devletin mal varlıgˆını denetleyen defterdar, devletin mali is¸lerine bakan en yu¨ksek mevkideki go¨revliydi ve devletin her tu¨rlu¨ geliri ve giderini kontrol altında tutardı ve her yıl olus¸turdugˆu kayıtları padis¸aha sunardı.

Defterdara bagˆlı olarak c¸alıs¸an bas¸baki kulu hazineye borcu olanlardan borc¸ları tahsil eder; cizye bas¸baki kulu, cizye borc¸larını tahsil eder; veznedarbas¸ı paraların ayarını kontrol eder; sergi nazırı ve sergi halifesi hazine defterlerini tutardı.

Kazaskerler bulundukları yerlerde hukuku uygulardı.

Divan-ı Hu¨mayun toplantılarının sagˆlıklı yu¨ru¨tu¨lebilmesi ic¸in yardımcı memurlardan olan Reisu¨lku¨ttap toplantıların moderato¨rlu¨gˆu¨nu¨ yapmakla ve alınan kararları uygulamaya hazırlamakla yu¨ku¨mlu¨ydu¨.

Bir digˆer yardımcı memur olan tezkireciler ise vezir-i azama gu¨ndemdeki konuları bildirirlerdi.

C¸avus¸bas¸ları ise go¨ru¨s¸melerin du¨zen ic¸inde gec¸mesini sagˆlar, toplantıda davacıları, davalıları du¨zenli bir s¸ekilde salona almak ve tahliye etmek gibi go¨revleri yerine getirirlerdi.

Divan-ı Hu¨mayun toplamda 3 kalemden olus¸urdu:

  • Beylikc¸i kalemi , kisedar denilen denetc¸inin go¨zetimi altında c¸alıs¸ır ve devletin yazıs¸ma is¸lerinin merkezi konumunda bulunurdu.
  • Tahvil kalemi , devletin has, zeamet ve tımarlarına ait atamalardan sorumludur.
  • Ru’us kalemi ise tahvil kaleminin kapsamı dıs¸ında kalan maas¸lar ve tayinlerle ilgilenirdi.

Osmanlı yapısında tas¸ra tes¸kilatı

Tımar sistemi ve bu sistemi desteklemek u¨zere tasarlanmıs¸ iltizam sistemi Osmanlı’da merkez dıs¸ı o¨rgu¨tlenmenin temelini olus¸turur.

Devletin, devlet go¨revlilerine bazı bo¨lgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maas¸ kars¸ılıgˆı ayırmasına dirlik denirdi.

Dirlikler tımar (yıllık gelir 3-20 bin akc¸e), zeamet (yıllık gelir 20-100 bin akc¸e) ve has (yıllık gelir 100 bin akc¸e u¨zeri) olmak u¨zere 3’e ayrılırdı.

Dirlik sisteminde en o¨nemli uygulama, tımar sahiplerinin her 3 bin akc¸e, zeamet ve has sahiplerinin ise her 5 bin akc¸e bas¸ına bir atlı asker yetis¸tirmek ve bu askerle birlikte savas¸a katılmak zorunda olmasıydı.

Dirlik sisteminde go¨ru¨len 3 taraflı yapıda topragˆın mu¨lkiyet hakkı devlete, vergi hakkı dirlik sahibine ve is¸leme hakkı ko¨ylu¨ye aittir ve bu 3 tarafın birbirine kars¸ı sorumlulukları kanunname ile belirlenmis¸tir.

Tımarlı sipahi, topragˆı terk eden ve sebepsiz yere 3 yıl u¨st u¨ste 3 yıl u¨st u¨ste ekmeyen ve vergi vermeyenlerden is¸leme hakkını alabilirdi ve ko¨ylu¨nu¨n tohum, gu¨bre gibi ihtiyac¸larını giderirdi.

Tımar sistemi dıs¸ında kalan faaliyetlerde devlet adına elde edilen gelirlerin 3 yıllık su¨reyle en yu¨ksek teklifi veren s¸ahıslara devrini du¨zenleyen sistem ise iltizam sistemi , bu gelirleri alan kis¸iye ise mu¨ltezim denirdi.

Osmanlı’da tas¸ra yo¨netiminde so¨z sahibi memurların merkeze bagˆlı kalması ve kendilerine nu¨fuz olus¸turmalarını engellemek ic¸in tayinler kısa su¨reli yapılır ve go¨revler do¨nu¨s¸u¨mlu¨ verilirdi.

Eyalet idari birimi

Eyaletlerde padis¸ahın otoritesini temsil eden beylerbeyi, bulundukları bo¨lgede en u¨st sınıf yo¨netici pozisyonunda bulu urdu ve o¨zellikle kendi bo¨lgelerinde tımarlı sipahi sistemini yo¨netirdi.

Osmanlı yapılanmasında tımar sisteminin uygulandıgˆı ve toprakların has, zeamet ve tımar olarak ayrıldıgˆı salyanesiz ,(yıllıksız) ve tımar sisteminin uygulanmadıgˆı, vergilerin yıllık alındıgˆı salyaneli (yıllıklı) eyaletler bulunmaktaydı.

Sancak idari birimi

Sancaklar eyaletlerin bir alt birimidir ve merkezden atanan sancak beyleri tarafından yo¨netilirdi.

Sancak beyleri idaresi altındaki bo¨lgelerde asayis¸i sagˆlar, ziyarete gelen devlet adamlarına yardımcı olur, merkezden gelen emirleri uygulardı.

Sancak beylerinin direk olarak merkezden aldıgˆı emirleri uygulaması beylerbeyinin yetkilerini sınırlandırma ac¸ısından o¨nemlidir.

Kaza idari birimi

Kadılar bulundukları kazalarda dini ve yasal yo¨nergeleri uygularlardı.

Osmanlı yapılanmasında bir bo¨lgeye kadı atanması o bo¨lgenin Osmanlı yo¨netimi altında oldugˆunu go¨stermek ac¸ısından c¸ok o¨nemlidir ki hali hazırda kadılar tas¸rada en o¨nemli yo¨neticiler arasındadır.

Kadılar sancakbeyleri ve beylerbeyleri sefere giderken yerlerine bakardı ve kadının sancak beyini denetleme yetkisi vardı ki kadılar arada hic¸bir kurum veya makam olmadan dogˆrudan merkeze bagˆlıydı.

Kadılar go¨nderildikleri bo¨lgelerde kendinin alt birimi olarak c¸alıs¸acak olan ku¨c¸u¨k mahkemeler kurar ve bunların bas¸ına bo¨lge halkından, parasını pes¸in almak s¸artıyla naipler atardı.

Kadıların etki alanı bu¨yu¨k oldugˆu ic¸in bu makam yolsuzluklara c¸ok ac¸ık bir makam halini almıs¸tı.

Osmanlı devlet yapılanmasında bazı eyaletler (Kırım Hanlıgˆı, Mekke Emirligˆi, Eflak-Bogˆdan-Erdel Beylikleri, Sakız Cumhuriyeti) ic¸ is¸lerinde bagˆımsız olup sadece dıs¸ yo¨netimde Osmanlı’ya sorumluydu.

Eyalet yo¨netiminde bir digˆer o¨nemli go¨revli, eyaletteki yo¨neticileri dogˆrudan merkezle iletis¸ime gec¸erek s¸ika^yet edebilen hazine defterdarlarıydı.

Hazine defterdarı kendine ait herhangi bir dirlik birimi olan eyaletlerde go¨rev alır, buradaki ticareti ve vergileri du¨zenlerdi.

Osmanlı Devleti merkezin dıs¸ında kalan bo¨lgelere hakim olabilmek ic¸in tımar sistemini, u¨reticiye hakim olabilmek ic¸in kul sistemini bas¸arıyla uygulamıs¸tır.

16. yu¨zyıl sonlarından itibaren c¸o¨zu¨lmeye bas¸layan bu yapılanma sistemi, Osmanlı yo¨netiminde o¨nemli degˆis¸ikliklere yol ac¸mıs¸tır.

O¨zellikle Ko¨pru¨lu¨ Mehmet Pas¸a’nın bazı s¸artlar o¨ne su¨rerek vezir-i azam go¨revine gelmesi, padis¸ahın otoritesinin sarsılmasına yol ac¸tı.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!