Türk Edebiyatının Mitolojik Kaynakları Dersi 8. Ünite Sorularla Öğrenelim

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Türk Edebiyatının Mitolojik Kaynakları Dersi 8. Ünite Sorularla Öğrenelim için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Edebi Motiflerin Mitolojik Kökenleri-Iı

1. Soru

Yakındoğu’da kartalla ilgili ilk mitolojik tasavvurlar nasıldır?

Cevap

Sümer-Akat-Asur mitolojilerinde arslan başlı bir kartal, yağmur, fırtına, şimşek ve gök gürültüsü tanrısı Ninurta’nın sembolüdür.


2. Soru

Ninurta nasıl tasavvur edilmiştir?

Cevap

Ninurta, insan şeklini almadan gökyüzünde fırtınanın topladığı siyah, büyük bir bulut olarak tasavvur edilmiştir. Bu bulut, geniş kanatlarını iki yana açmış, gökyüzünde uçmakta olan aslan başlı bir büyük kuş gibi düşünülmüştür.


3. Soru

Gök gürültüsü, şimşek, fırtınanın sesi nasıl algılanmıştır?

Cevap

Eskiler için bunlar daima bir öküzün böğürmesi veya bir arslanın kükremesi ya da savaş arabalarının çıkardığı ses gibi algılanmıştır.


4. Soru

Yıldırım, eskiler tarafından nasıl düşünülmüştür?

Cevap

Yıldırım, güneşin attığı oklar olarak düşünülmüştür.


5. Soru

Yıldırımın, güneşin attığı oklar olarak yorumlanması Ninurta algısını nasıl değiştirmiştir?

Cevap

Ninurta, böylece, yağmur ve bereket getirici özelliğinin yanı sıra savaş tanrısı olarak da ön plana çıkmaya başlamıştır. Giderek M.Ö. üçüncü ve ikinci binlerde Ninurta ve benzeri Temmuz tipi tanrılar savaşçı- kahraman bir kral olarak da tasavvur edilmiştir.


6. Soru

Mezopotamya’da semitik kültürün etkisi ne zaman ortaya çıkmıştır?

Cevap

Akatların M.Ö. 2450 civarında bölgeye hâkim olması ve kuzeydeki Sümerleri de hâkimiyetleri altına almasıyla semitik kültürün ve dini anlayışların etkileri Mezopotamya’da giderek daha çok kendini göstermeye başlamıştır.


7. Soru

Mezopotamya’da semitik kültürün etkisi mitolojiyi nasıl etkilemiştir?

Cevap

Bu kültürün etkisiyle, yağmur ve karanlık gökyüzü, dolayısıyla gecenin mitolojideki önemli yerini güneş ve aydınlık gökyüzü almaya başlamıştır. Böylece semitik halk kendi kültüründeki bu özellikleri kendilerinden önce bu bölgeye hâkim olan Sümerlerin kültürüyle kaynaştırmaya çalışmış; bunun sonucunda eski yağmur ve fırtına tanrısı Ninurta/Ningirsu ve benzeri Temmuz tipi tanrılar, aynı zamanda güneş tanrısı hüviyetini de benimsemişlerdir. Bu yeni kazanılmış hüviyet dolayısıyla Ninurta yenilmeyen güneş olarak hem Sümer’in, hem Akat ve Babil’in savaş Tanrısı olmuştur.


8. Soru

Ninurta’ nın kimliği daha sonra nasıl değişmiştir?

Cevap

Ninurta sonradan sabah doğan güneşin veya ilkbahar güneşinin tanrısı hüviyetini almıştır. Yani her akşam ve her yılın sonbahar ve kış mevsiminde aşağı dünyaya inen, oradaki karanlık güçleri yenerek her sabah ve ilkbaharda büyük bir zaferle yeniden doğan tanrı haline gelmiştir.


9. Soru

Ninurtanın sembolü nedir?

Cevap

Bu tanrının en önemli sembolü adı İmdugut olan aslan başlı kartaldır. Önceleri yağmur, fırtına tanrısı, daha sonraki devirlerde savaş tanrısı olarak Ninurta’nın sembolü olan İmdugut, etkisini genişleterek her şehirde Ninurta gibi, Temmuz tipi diğer yağmur, fırtına (yani hem bereket hem savaş) tanrılarının da sembolü olmuştur. Ninurta’nın iki farklı sembolü olan kartal ve arslan başlı kartal birbirleriyle yer değiştirerek abidelerde bulunmaktadırlar. Tarih boyunca bütün abidelerde kartal, yenilmeyen güneş olarak Ninurta’yı sembolize eder.


10. Soru

İslâm kaynaklarında güneşin mitolojik sembolü nedir?

Cevap

İslâm kaynaklarında da güneşin mitolojik sembollerinden birinin kartal olduğunu tespit ediyoruz. Nitekim İslam edebiyatında, özellikle Divan edebiyatında geceyi ve karanlıkları dolayısıyla ölümü aşarak yeniden her sabah doğudan doğan güneş, bir kartala ve kartal türüne mensup bâz, şahbâz, şahin, doğan gibi kuşlara benzetilmiş; ayrıca tavus ve horoz da onun sembolleri arasına girmiştir.


11. Soru

İslâm edebiyatında kartal-güneş arasındaki ilişkilere örnekler hangileridir?

Cevap

a. Fezâ-yı âlemi çün şahbâz-ı zerrîn-bâl Kanadı altına almakdan oldu fârig-bâl (Hayâlî Bey K. 10/1) b. Olalı maşrık ilinde şâhbâz-ı sefid Gurâb-ı zeng-i şeb döktü heybetinden per (Nev’î K. 16/2) c. Tagıldı zâg u zagan sayd-gâh-ı dünyaya fiikâra çıkmagile şâh-bâz-ı zerrîn-per (Azmizâde Hâleti K. 4/2)


12. Soru

Kartal-güneş bağıntısı nasıl tasavvur edilir?

Cevap

Kartalın çok yükseklerde doğudan batıya uçması güneşin hareketleriyle aynı yöndedir. Kartalın geceleri kanatlarından ateş saçması, geceleyin yer altına inen güneşin ışınlarının karanlık gökyüzüne yansımasından yıldızların parlaklığını alır. Kartalların yaşlandıkları vakit gözlerinin kör olması motifi, akşam vaktinde batan ve karanlıklara karışan veya sonbaharda ve kış mevsiminde etkisini kaybeden, ölen yani bir nevi uykuya geçen güneş tasavvurunun sembolik bir ifadesidir.


13. Soru

Kartal-güneş bağıntısına ilişkin mitolojik tasavvur başka hangi edebiyatlarda görülür?

Cevap

Bu durum, yakındoğu edebiyatlarında da bulunur. Nitekim Divan edebiyatında akşam vaktinde güneş ihtiyar bir adam gibi veya hasta bir kişi olarak tasavvur edilmiştir.


14. Soru

İhtiyar güneş tasavvuru için örnekler hangileridir?

Cevap

Zâti, batarken hasta olan ihtiyar güneşi şöyle anlatır: Sararmış benzi yanar cismi ditrer başı ey meh-rû ‘Âsâ ile yürür mihrinle gün gayetde sayrudur (Zâti G. 233/5) Zâti, güneşin batışını ölüm kavramıyla birlikte şöyle anlatır: Ele mirrîh-sıfat hançer alub didi habîb fiems-i ‘ömrün ufuk-i mevte karîb oldı garîb (Zâti G. 57/1) b. Tış-veş mihr gelür levhâ-yı zer birle seher Mektebine k’ide zihni ana ta’lîm-i senâ (Necâtî Beg Bend 2/7) c. Her ne kadar mihr kelimesi tevriyeli bir anlam (sevgi ve güneş) varsa da kışın güneşin yeryüzünden çekildiğine, kaybolduğuna yani etkisinin azaldığını da işaret edilir: Levh-i dilden kazıyup suret-i mihri gerdûn Yine döndürdi yüzin halka ider cevr ü sitem (Nev’î G. 311/2) d. Ahmet Paşa da güneşin dünyadan kayboluşuna hüsn-i talil sanatıyla başka sebepler bulsa da, beyitte güneşin defterinin dürüldüğüne yani yok olduğuna, battığına işaret edilir, yani güneş; doğduğunda hayat, battığında ise ölüm ve yok olma tasavvuru ile beraberdir. Ömr-i hasmın defterin tûmâr-veş dürsün felek Nice k’ezâsından eyyâmın düzer defter güneş (Ahmet Paşa K. 79/68)


15. Soru

Klasik İslam edebiyatında ve Divan edebiyatında güneşe dair diğer inanışlar nelerdir?

Cevap

Klâsik İslam edebiyatında ve Divan edebiyatında güneşe kimsenin bakamayacağı tarzında bir inanç da bulunur.


16. Soru

Güneşe bakılamayacağı hakkındaki kabul nereden kaynaklıdır?

Cevap

Bu inancın tabii olarak güneşe hakiki hayatta da insanoğlunun bakamayacağı gerçeğiyle ilgili olduğu kabul edilebilir. Ancak bu durumun şiirsel ifadeye dönüşmesinde güneşe, ancak güneşin sembolü olan kartaldan başka kimsenin bakamayacağı yolundaki tasavvurun etkisi de bulunmaktadır.


17. Soru

Güneşe bakılamayacağı geleneğini yansıtan örnekler hangileridir?

Cevap

a. Bilmezem nice göreyim ben o mâhun yüzini Bakıcak gün yüzine gözümi nem-nâk eyler (Bâkî G. 188/2) b. Mihr-i hüsnün mihri bir hâle giriftâr itdi kim Yüzine bakdukça anun kâse-i çeşmüm tolar (Zâtî G. 243/3)


18. Soru

Yakındoğu mitolojisinde güneş tanrısının doğudan doğuşunu anlatan insan sembolleri hangileridir?

Cevap

a) Omuzlarında ok şeklinde ışıklar fışkıran bir erkek figürü. b) Elinde ışıkları temsil eden testere biçiminde dişli hançer bulunan bir insan figürü. c) Doğarken ve batarken bir ayağını bir dağ tepesine koymuş bir erkek figürü.


19. Soru

Güneş tanrısının testeresi neyi simgeler?

Cevap

Bu testere güneşin karar verme, adil olma kavramlarıyla ilişkisini simgeler. Bazı araştırmacılar bu testereyi, karanlıklardan doğan güneş ışını olarak karanlıkları açan bir anahtar şeklinde yorumlamışlardır. Nitekim Divan edebiyatında da bu tasavvur bulunmaktadır.


20. Soru

Divan edebiyatında güneş tanrısının elindeki testerenin karanlıkları açan anahtar yorumuna örnekler hangileridir?

Cevap

a. Kuş açıp dürc-i zebercedden cevâhir döktü kim Hâk gencin eyleye gencine-i cevher güneş (Ahmet Paşa K. 19/3) [Güneş, kilit açıp yeşil renkli kutudan mücevherleri döktü ki toprak mahzenini cevherle dolu bir hazine haline getirsin. (Yani güneş koyu yeşil renkli semada karanlığı aralayarak yani anahtarla açarak karanlık yeryüzünü ışıklarla doldurdu.)].


21. Soru

Güneş, divan edebiyatında başka nasıl kullanılır?

Cevap

a. Güneşin divan edebiyatında hançer ve kılıçla beraber kullanıldığı da çok sık görülür: Nitekim her seher tîğin çeküp İsfendiyar-ı mihr Elinde Zâl-ı gerdûnun şeb-i târ ola kalkanı (Nev’î K. XLVI/15) b. Divan edebiyatında güneş ışınları-ip ilişkisine rastlanır: Zencîr-i zerle mihr-i felek tâk-ı kasruna Zerrîn âyine gibi asılsa veçhi var (Yahya Bey K. 10/36).


22. Soru

Güneş-ip ilişkisi nasıl ortaya çıkmıştır?

Cevap

Güneşin gökyüzünde bulunan okyanusta, bir tekerlek biçiminde tasavvur edilen kayığı ile seyahat ettiği tahayyülü çok eski bir Mezopotamya tasavvurudur. Zaman içinde Mısır’da bir gemiye benzetilen güneşin ipleri, yani ışıkları, gemisinden soyutlanarak sadece iple (ışıkla) güneş arasında bir ilişki kurulmuştur.


23. Soru

İslâm yazarları ve tarihçilerinin güneş yorumu nedir?

Cevap

Bunlar da gökyüzünde bir denizin veya doğuda ve batıda yüz seksener tane pınarın bulunduğunu tasavvur etmişlerdir. Güneş her akşam bu pınarların birisinden batar, gecenin karanlıklarında tekerlekli arabasıyla veya teknesiyle melekler tarafından çekilerek arşın altına getirilir. Burada güneş sabahın olmasını ve Tanrının ona tekrar doğmasını emretmesini bekler. Arşın altı ışığın, yani suların asıl kaynağının bulunduğu yerdir. Güneş bu ışıkla beslenerek doğudan yeniden doğar.


24. Soru

Güneşin doğup batışına dair verilen bilgiler hangi eserde görülür?

Cevap

Bu bilgiler, Ahmet Paşa’nın şu beyitinde ifadesini bulur: Ahd-i ‘adlinde yumarlar cümle ıldızlar gözün Girdiğince çeşme-i kâfura bî-mizer güneş (Ahmet Paşa K. 19/27).


25. Soru

Gemi-güneş-semadaki deniz kavramları hangi eserde vurgulanır?

Cevap

Güneşin geceleyin gökyüzündeki gümüş sandalları yani yıldızları sabah vaktinde batırmak üzere hazırlanan bir gemiye benzetildiği şu beyitte anlatılır: Kulzüm-i Hind’in batırmağa gümüş zevrakların Bâd-bân-ı nûr ile donatdı fülk-i zer güneş (Yahya Bey K.19/4).


26. Soru

‘Acâyibü’l- Mahlûkât’ta, Hayâtü’l-Hayvân’ da ne anlatılmaktadır?

Cevap

İhtiyarladığı zaman menzil be-menzil yavrularının yardımıyla çeşme-i sâfînin yanına, saf pınarın bulunduğu yere getirilen kartalın, saf sulara dalıp çıkmasıyla yeniden gençleştiğini anlatır.


27. Soru

‘Acâyibü’l- Mahlûkât’ta, Hayâtü’l-Hayvân’daki ifadelerin mitik anlamları nedir?

Cevap

Güneş, kartal olarak batıdaki karanlık sulara ihtiyar olarak daldıktan sonra gökyüzünün doğu tarafında yeniden gençleşir ve gece boyunca karanlık sularında yürüdüğü okyanusa karşı bir zafer kazanmış olarak yeniden dünyaya geri gelir.


28. Soru

Divan edebiyatında güneşin, zafer kavramıyla birleştirildiğine örnekler nelerdir?

Cevap

Hûrşîd-i zafer-tâlî’ olur feth ufukundan Çün subh-sıfat keşf ede tigin Yed-i Beyzâ (Ahmet Paşa K. 11/63)


29. Soru

Kuvvetin ve gücün sembolü nedir?

Cevap

Güneşin sembolü kartalın karanlıklara karşı sabah vakti kazandığı zafer kavramı zaman içinde giderek kuvvetin ve gücün de sembolü olmuştur. Böylece Yakındoğu’da hükümdarların da kartala veya benzeri kuşlara benzetilmesi bir gelenek hâline gelmiştir.


30. Soru

Hükümdarın, kartal simgesiyle birleştirilmiş olduğu örnekler hangileridir?

Cevap

a. Nûr-ı ‘ayn-ı ‘âdilân ya’nî hümâ-yı saltanat Hakîm-i ‘âlî-himem şehbâz-ı nusret-âşiyân (Yahya Bey K. 2/19) b. Kanunî Sultan Süleyman için söylenen şu beyit Kanunî’yi hem güneşe hem de kartala benzetmektedir. Zira yıldızları avlayan kartal, doğan güneştir: Bâz-ı encüm-sayd gibi her seher şehâ Bu merg-zâr-ı dehri kamu idesin şikâr (Yahya Bey K. 10/44)


31. Soru

Kartal ve güneş motifleri ve onlarla ilgili tasavvurların dolaşımı nasıl gerçekleşmiştir?

Cevap

Bunlar, Babil ve Asur krallıklarından, önce Hititlere, Fenike’ye geçmiş, bu iki ülkeden iki ayrı koldan eski Yunan’a ulaşmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda Yunan’dan bu tasavvurları Roma imparatorluğu tevarüs etmiş, öte yandan Anadolu ve Yakındoğu’da zaten var olan bu mitik tasavvurlar, Büyük İskender ve Roma İmparatorluğunun Anadolu ve Yakındoğu’daki yayılmaları sırasında tekrar doğuya gelen, az çok değişmiş olan benzer tasavvur ve efsanelerle yeniden kaynaşmış, Hellenistlik devirde ve sonrasında daha kompleks ve değişik çehrelerle karşımıza çıkmıştır. En nihayet Bizans dönemini takiben İslâm devletlerinin teşekkülüyle Anadolu Selçuklularının ve Osmanlıların sanat ve edebiyatında az çok eski anlamlarını muhafaza ederek daha başka bir çehreyle varlıklarını sürdürmüşlerdir.


32. Soru

‘Âb-ı hayat’ ın kaynağı neye dayanır?

Cevap

Gılgamış efsanesine, hatta bu efsanenin de temelinde bulunan Sümer mitolojisindeki daha eski bir motife dayanır.


33. Soru

‘Âb-ı hayat’ ın hikayesi nedir?

Cevap

Yeraltı dünyasına inen tanrıça İnanna’yı ölümden geri çevirmek için nedimesi Ninşubur tanrı Enki’den teslim aldığı hayat suyunu ve hayat yiyeceğini taşıyan Galatur ve Kurgarra adlı iki ruhun refaketinde yer altına iner ve İnanna’nın cesedi üzerine bu iki maddeyi saçarak onu yeniden hayata döndürür.


34. Soru

Gılgamış efnaseinde ne anlatılır?

Cevap

Daha sonra Gılgamış efsanesinde ebedî hayat bağışlayan bu bitkiyi Gılgamış’dan bir yılan kaçırır. Benzeri bir hikâye daha sonra İskender ile aşçısı ve Hz. Hızır’ı aramaya çıkan Hz. Musa ile ona refakat eden Yûşa’ bin Nûn’un başından geçer. Yemek üzere hazırladıkları balığın dirilerek suya atladığını görürüler.


35. Soru

İslâm edebiyatında bu hikaye nasıl anlatılır?

Cevap

İslam edebiyatında, İskender hikâyelerinde İskender ve Hz. Hızır’ın hayat suyunu karanlıklar ülkesinde aramak üzere yola çıktığı, fakat bu hayat suyunu Hızır’ın bulup içtiğini, İskender’in ise içemeden geri döndüğü anlatılır.


36. Soru

Ab-ı hayat, mitolojiden efsaneye geçildikten sonra nasıl yorumlanır?

Cevap

Ab-ı hayat, artık, efsanelerdeki kahramanların bir türlü ele geçiremedikleri bir nesne olmuştur. Oysa hayat suyu veya hayat bitkisi eski Sümer ve Bâbil mitolojilerinde tanrıların elde edebileceği bir şeydir. Çoğu zaman o, tanrıların yerine geçip onun sembolü olur. İşte hayat ağacı gibi tanrıların malı olan ölümsüzlük suyu Yakındoğu edebiyatlarında hep tanrıların malı olarak kalmış, yani insanın eline hiçbir zaman geçmemiştir.


37. Soru

Âb-ı hayat edebiyatta nasıl kullanılmıştır?

Cevap

Bazı beyitlerde şunlar âb-ı hayata benzetilir: • hayatî özelliğinden ötürü su • ilaç yerine geçtiği için şarap • söyleyene ve dinleyene iyi ve güzel duygular aşıladığı, ebediyen kulaktan kulağa yaşadığı için söz, dolayısıyla edebî eser


38. Soru

Âb-ı hayatın edebiyatta kullanımına örnekler hangileridir?

Cevap

Sular âb-ı hayât olmış safâdan Tabâyi’ mu’tedil âb u hevâdan Bınarlar çevresi yaşıl gülistân Zeberced arg içinde âb-ı hayvân (Çengnâme 363-374)


39. Soru

Temmuz kimdir?

Cevap

Mezopotamya’da eski Sümer’de adı Dumuzi (Temmuz) olan fakat değişik bölgelerde ve zamanlarda Asur, Marduk, Baal, Adonis, Attis, Osiris gibi değişik adlarla adlandırılan ölen ve dirilen bitki tanrısıdır. Bu tanrı, tarih boyunca Yunanistan’da, Anadolu’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de birbirine esasta benzeyen fakat teferruatta ayrılan âyinler ve merasimlerle varlığını ve etkisini sürdürmüştür.


40. Soru

Bu eski çağa ait inanışlar başka nerelerde kendini göstermiştir?

Cevap

Bunlar, Roma İmparatorluğu’nda kendilerine çok sağlam bir yer edinmiş, ilk zamanlarında Hıristiyanlığın içine de girmiş ve kendilerini değişik yorumlarla kabul ettirmişlerdir.


41. Soru

Ölen ve dirilen tanrılarla Hz. İsa arasındaki benzerlikler hangileridir?

Cevap

Bunlar arasında etik ve din anlayışındaki büyük ayrılığa rağmen bazı benzerlikler de bulunmaktadır. Bilhassa Hıristiyanlıkta onun çarmıha gerildikten sonra tekrar dirilerek gökyüzüne çıktığına inanılması bu benzerliklerin en önemlisidir. Ayrıca Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın ölümü ile ilgili olarak yapılan Paskalya âyinleri ile Yakındoğu’nun ölen ve dirilen tanrıları için yapılan merâsimler ve âyinler arasında da, merâsimlerin yapıldıkları zaman ve şekilleri bakımından benzerlikler olduğu görülmektedir. Bilhassa ölen ve dirilen tanrılar için yapılan festivaller ile Hz. İsa’nın öldükten sonra dirilerek gökyüzüne yükselmesi inancıyla ilgili Paskalya merasimlerinin aynı zamana rastlaması çok dikkat çekicidir.


42. Soru

Hatem-i Tay kimdir?

Cevap

Arapların Tay boyundan ve meşhur Arap şairi ve reislerindendir.


43. Soru

Hatem-i Tay’ın cömertliği edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Bütün klâsik İslâm ve Divan edebiyatı şairleri, onun cömertliğini bir darb-ı mesel hükmünde kullanırlar ve memduhlarının cömertliği ile mukayese ederler: Sehâsından utanur Hâtem-i Tay Gözi gönli ganîdür himmeti bay (Çengnâme 187) Nazarda Müşterî tal’atda hurşîd Keremde Hâtem ü hikmetde Cemşîd (Çengnâme 193)


44. Soru

Simurg/Anka nedir?

Cevap

Simurg/Anka, kadınla, musiki ile, çeng ve diğer musiki aletleriyle ilişkisi olan, Kaf dağında yaşadığı söylenen efsanevî, mevhum bir kuştur.


45. Soru

Anka’nın tarihçesi nedir?

Cevap

Onu putperest devrinin tanrıçalarına ait sembolik anlamlı mitolojik kuşlardan birine veya birkaçının birleşimine doğru geriye götürebiliriz. Nitekim Arap rivayetine göre Anka, esatirdeki yarısı arslan yarısı kartal olan bir kuştur. Bu da Fırtına Tanrısı Ninurta ile Tanrıça İnanna’ya dair bir sembol olan İmdugut kuşu ile aynı vasıfta görünüyorsa da bu sembol Sümer-Akad devirlerinden sonra yağmur, fırtına tanrılarının güneş tanrısıyla özdeşleşmeleri sonucunda güneşe sembol olmuş olabilir. Bu yüzden ateşle olan ilgisi dolayısıyla güneşi temsil ettiğini de düşünebiliriz. Bilhassa yokluğu temsil ettiği vakit, güneşin yeryüzünden çekildiği geceye bir işaret bulunmaktadır. Buna paralel olarak Anka, gece ve gündüz, ilkbahar ve kışa da sembol olmakta, dolayısıyla bereket ve yağmur tanrılarıyla da ilgili görünmektedir.


46. Soru

Anka Divan edebiyatında nasıl işlenir?

Cevap

Anka, Divan edebiyatında yokluğun ve kanaatin timsali olarak geçer: Hüner ‘Anka-sıfat olmışdı ma’dûm Anun zâtındadur mevcûd ma’lûm (Çengnâme 189) Âhu da güzelliğini, bir bakıma maddesinin fâni oluşunu anlatmak için kendini Anka’ya benzetir: Özüm ‘Anka sıfat benzer Hümâ’ya İki boynuzum ikki ejdehâya (Çengnâme 1179)


47. Soru

Hümâ nedir?

Cevap

Menşei Mezopotamya’daki daha eski devrelere uzanmakla birlikte, bilhassa Asur devrinden beri fırtına ve gök gürültüsü, yağmur, aynı zamanda bitki ve bereketlilik tanrısıyla özdeşleşen güneş tanrısının, dolayısıyla tanrının yeryüzündeki temsilcisi olan hükümdarın da sembolü olur. Bu sembol bir daire içinde kanatlı bir insan figürüdür.Veya sadece bir kuşun kanatları ve kuyruğu ile süslü bir disktir.


48. Soru

Hümâ sembolü nerelerde görülür?

Cevap

Bu sembol Asur’daki kabartmalarda savaş sırasında veya savaştan zaferle dönerken Asur kralının başı üzerinde görülür.


49. Soru

Hümâ sembolünün benzeri var mıdır?

Cevap

Bu sembol, İranlılarda Hürmüz’ün sembolüne benzemektedir.


50. Soru

Hümâ sembolü İslamiyette nasıl işlenmiştir?

Cevap

İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş ve İslâm edebiyatında Hüma kuşu, devlet kuşu, talih ve baht kuşu olarak kabul edilmiştir.


51. Soru

Hüma kuşu efsanesinin içeriği nedir?

Cevap

Efsaneye göre devlet kuşu diye adlandırılan ve çok yükseklerden uçan bu kuşun kanadının gölgesi kimin başına düşerse, o padişah olurmuş: Hümâ devlet kuşıdur sâyesi ol Sa’âdet gencdür sermâyesi ol (Çengnâme 148) Aşağıdaki beyitte Hümâ’nın yükseklerde uçuşu ve kanadının gölgesi ile yükseklerde dalgalanan padişah sancağı ve gölgesi arasında münasebet kurulur ve bu arada hükümdar, güneş ve Hüma arasındaki ilişki belirtilir: Hümâyun gölgesi benzer Hümâ’ya Bırağur rif’ati hurşîde sâye (Çengnâme 195)


52. Soru

Hüdhüd nedir?

Cevap

Hüdhüd, çavuş kuşu, İslâm mitolojisine göre Hz. Süleyman’ın emrinde bulunan kuşlardan biridir. Hz. Süleyman onun vasıtası ile Belkıs’ı bulmuş, Müslüman etmiş ve onunla evlenmiştir. Ayrıca Hüdhüd, çölde toprağın altında suyun nerede bulunduğunu çok iyi bilirdi. Bu yüzden Hz. Süleyman, (Ya’fur ya da Yagfur adlı) Hüdhüd’ü su bulma vazifesinde kullanmıştır. Hüdhüd ayrıca ilkbaharla, yağmurla, asma ağaçları ve üzümle yani bitki dünyası ile ilgili bir kuştur. Bu yüzden eğer bir adam Hüdhüd’ün kanıyla ayaklarını boyarsa, rüyasında fevkalâde acayip şeyler görür.


53. Soru

Hüdhüd’ ün edebiyata yansıması nasıldır?

Cevap

a) İran şairi Attar (öl. 1221) Mantıku’t-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserinde Hüdhüd’e önemli bir rol vermiştir. Çünkü bütün kuşlar, onun kılavuzluğu altında, Simurg’u aramak için yola çıkarlar. İşte bu hikâyelerde Hüdhüd’ün güneş ve su ile ilkbahar ve yağmurla, dolayısıyla eski çağ mitolojileri ile ilgisi çok zayıf bir şekilde olsa bile devam etmektedir. b) Ahmet-i Daî, Çengnâme’de, Hüdhüd’ün hem Hz. Süleyman ile hem de Mantıku’t-tayr ile ilgisini belirtmek için şu beyitte bütün bu bilgileri bir araya getirmiştir: Kılursın ‘âlemi Hüdhüd gibi seyr Süleymânsın okırsun Mantıku’t-tayr (Çengnâme 730)


54. Soru

Misk nedir?

Cevap

Rivayete göre, gazal-i misk adlı âhu, Tibet tarafında bulunur. Misk bu geyiğin göbeğinde toplanan kandan elde edilir. Misk şişi göbeğinde toplanınca, ahu hastalanırmış; göbeğini kaşıyabilmesi için, Tibet halkı geniş sahralara kazıklar çakarmış. Âhu bu kazıklara göbeğini sürterek kaşırken misk düşermiş. Siyah renkli ve güzel kokulu olan misk, kalbe ve dimağa kuvvet verdiği için, eskiden tıpta ilaç olarak kullanılırmış.


55. Soru

Misk edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Edebiyatta misk, siyah rengi ve güzel kokusu bakımından sevgilinin saçına benzetilir. Bu yüzden zülf, siyah, koku kelimeleriyle, geldiği yer dolayısıyla da Hıta, Huten ve Çin kelimeleriyle ses benzerliği dolayısıyla da çın (doğru), hatâ (yanlış) kelimeleriyle beraber kullanılır; bu kelimeler etrafında çeşitli kelime oyunları ve sanatlar yapılır. Sanemler zülfi hep benden mu’anber Dimâgı rayihamdan hoş mu’attar Tenümden her ne kan kim hüşk olurdı Göbeğümde gelürdi müşg olurdı Gözüm esrükligi nergis humârı Göbeğim nâfe-i müşg-i tatârî Hıtâdan Rum iline vardı çavum Kıya baksam olur aslanlar avum (Çengnâme 1173-1175)


56. Soru

Ud-ı Kumârî nedir ve edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Tusî’de, Kamîr şekliyle geçen Hindistan’daki Kumar şehri, İslâm ve Divan edebiyatında öd ağacı, amber ve tavus kuşları ile meşhurdur. Buhur itmiş sabâ ‘ûd-ı Kumârî ‘Abîr ü lâden ü müşg-i tatârî (Çengnâme 364)


57. Soru

Fîl-i Mengelûsî nedir ve edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Mengelus adlı yerde haşmetli ve büyük beyaz filler yetiştirilirmiş. Ahmed-i Daî, Çengnâme’de atın heybetli görünüşünü daha iyi canlandırmak için onu beyaz Mengelus filleriyle mukayese eder: Salâbetde çü fîl-i Mengelûsî Depinsem ürküdürdüm Engerûsî (Çengnâme 1260)


58. Soru

Yemen Akiki edebiyatta nasıl işlenir?

Cevap

Yemen’de çıkan akik taşı Süheyl adlı yıldızdan rengini aldığı için bütün akiklerden renkçe daha parlakmış ve ruhtaki sıkıntıyı dağıtırmış. Hırâmân kâmeti serv-i revândur ‘Akîkî lebleri reşk-i Yemen’dür (Çengnâme 491)


59. Soru

Sümer-Akat-Asur mitolojilerinde arslan başlı bir kartal hangi tanrının sembolü olarak bilinmektedir?

Cevap

Sümer-Akat-Asur mitolojilerinde arslan başlı bir kartal, yağmur, fırtına, şimşek ve gök gürültüsü tanrısı Ninurta’nın sembolüdür. Ninurta, insan şeklini almadan gökyüzünde fırtınanın topladığı siyah, büyük bir bulut olarak tasavvur edilmiştir. Bu bulut, geniş kanatlarını iki
yana açmış, gökyüzünde uçmakta olan aslan başlı bir büyük kuş gibi düşünülmüştür


60. Soru

Yakındoğu mitolojisinde güneş tanrısının doğudan doğuşunu anlatan insan sembolleri nasıl tasvir edilmiştir?

Cevap

1. Omuzlarında ok şeklinde ışıklar fışkıran bir erkek figürü.
2. Elinde ışıkları temsil eden testere biçiminde dişli hançer bulunan bir insan figürü. (Bu testere güneşin karar verme, adil olma kavramlarıyla ilişkisini simgeler.)

3.Doğarken ve batarken bir ayağını bir dağ tepesine koymuş bir erkek figürü. Bazı
araştırmacılar güneş tanrısının elindeki testereyi, karanlıklardan doğan güneş ışını olarak karanlıkları açan bir anahtar şeklinde yorumlamışlardır.


61. Soru

Âb-ı hayat nedir ve kaynağı nereye dayanmaktadır?

Cevap

Âb-ı hayatın kaynağı Gılgamış efsanesine, hatta bu efsanenin de temelinde bulunan Sümer mitolojisindeki daha eski bir motife dayanır.

Ab-ı hayat mitolojiden efsaneye geçildikten sonra, efsanelerdeki kahramanların bir türlü ele geçiremedikleri bir nesne olmuştur. Oysa “hayat suyu” veya “hayat bitkisi” eski Sümer ve Bâbil mitolojilerinde tanrıların elde edebileceği bir şeydir. Çoğu zaman o, tanrıların yerine geçip onun sembolü olur.


62. Soru

Gılgamış efsanesinde, ebedî hayat bağışlayan bitkiyi Gılgamış’dan çalan hayvan hangisidir?

Cevap

Gılgamış efsanesinde ebedî hayat bağışlayan bitkiyi Gılgamış’dan bir yılan kaçırır.


63. Soru

Değişik bölgelerde ve zamanlarda Asur, Marduk, Baal, Adonis, Attis, Osiris gibi değişik adlarla
adlandırılan ölen ve dirilen bitki tanrısının Mezopotamya’da eski Sümer’deki adı nedir?

Cevap

Mezopotamya’da eski Sümer’de adı Dumuzi (Temmuz) olan fakat değişik bölgelerde ve zamanlarda Asur, Marduk, Baal, Adonis, Attis, Osiris gibi değişik adlarla adlandırılan ölen ve dirilen bitki tanrısı tarih boyunca Yunanistan’da, Anadolu’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de birbirine esasta benzeyen fakat teferruatta ayrılan âyinler ve merasimlerle varlığını ve etkisini sürdürmüştür.


64. Soru

Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra tekrar dirilerek gökyüzüne çıktığına inanılması  benzerliği mitolojideki hangi tanrı ile ilişkilendirilmektedir?

Cevap

Ölen ve dirilen tanrılarla ( Temmuz) Hz. İsa arasında, etik ve din anlayışındaki büyük ayrılığa rağmen bazı benzerlikler bulunmaktadır. Bilhassa Hristiyanlıkta onun çarmıha gerildikten sonra tekrar dirilerek gökyüzüne çıktığına inanılması bu benzerliklerin en önemlisidir.


65. Soru

Divan edebiyatında yokluğun ve kanaatin timsali olarak geçen ve Kaf dağında yaşadığı söylenen efsanevî mevhum kuşun adı nedir?

Cevap

Kaf dağında yaşadığı söylenen efsanevî mevhum bir kuş olan Anka, Divan edebiyatında yokluğun ve kanaatin timsali olarak geçer.


66. Soru

İslâm edebiyatında “devlet kuşu, talih ve baht kuşu” olarak kabul edilen, İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş kuşun adı nedir?

Cevap

İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş ve İslâm edebiyatında Hüma kuşu, “devlet kuşu, talih ve baht kuşu” olarak kabul edilmiştir. Efsaneye göre devlet kuşu diye adlandırılan ve çok yükseklerden uçan bu kuşun kanadının gölgesi kimin başına düşerse, o padişah olurmuş


67. Soru

İslâm mitolojisine göre Hz. Süleyman’ın emrinde bulunan kuşlardan biri olan ve çavuş kuşu olarak da bilinen kuşun adı nedir?

Cevap

Hüdhüd, “çavuş kuşu”, İslâm mitolojisine göre Hz. Süleyman’ın emrinde bulunan kuşlardan biridir


68. Soru

Edebiyatta siyah rengi ve güzel kokusu bakımından misk sevgilinin neresine benzetilmektedir?

Cevap

Edebiyatta siyah rengi ve güzel kokusu bakımından misk sevgilinin saçına benzetilir. Bu yüzden zülf, siyah, koku kelimeleriyle, geldiği yer dolayısıyla da Hıta, Huten ve Çin kelimeleriyle ses benzerliği dolayısıyla da “çın” (doğru), hatâ (yanlış) kelimeleriyle beraber kullanılır; bu kelimeler etrafında çeşitli kelime oyunları ve sanatlar yapılır.


69. Soru

Divan edebiyatında güneş hangi hayvanlar ile özdeşleştirilmiştir?

Cevap

İslâm kaynaklarında da güneşin mitolojik sembollerinden birinin kartal olduğunu tespit ediyoruz. Nitekim İslam edebiyatında, özellikle Divan edebiyatında geceyi ve karanlıkları dolayısıyla ölümü aşarak yeniden her sabah doğudan doğan güneş, bir kartala ve kartal türüne mensup bâz, şahbâz, “şahin, doğan” gibi kuşlara benzetilmiş; ayrıca tavus ve horoz da onun sembolleri arasına girmiştir.


70. Soru

Hüma kuşu, divan şiirinde hangi kavramlardan  izafe edilerek kullanılmıştır?

Cevap

Hüma kuşu, Divan şiirinde, “ hümâ-yı aşk, hümâyı devlet, hümâ-yı saltanat, hümâ-yı himmet, hümâ-yı maksad, hümâ-yı kuds, hümâ-yı nâz, hümâ-yı merâm, hümâ-yı marifet, hümâ-yı izzet, hümâ-yı hüsn, hümâ-yı dil” vb. pek çok şeye izafe edilerek yer almaktadır. Ayrıca, “hümâ-tal’at, hümâ-sâye, hümâ-pervâz, hümâ-pâye, hümâ-şeref” vb. sıfatlar da hümânın güzel özelliklerini taşıyan kişi ve nesnelere uygun görülür.


71. Soru

Meşhur Arap şairi ve reislerinden olan Hatem-i Tay, Divan şiirinde hangi özelliğiyle yer alır?

Cevap

Bütün klâsik İslâm ve Divan edebiyatı şairleri, Arapların Tay boyundan ve meşhur Arap şairi ve reislerinden olan Hatem-i Tay’in cömertliğini bir darb-ı mesel hükmünde kullanırlar ve onun cömertliğini memduhlarının cömertliği ile mukayese ederler.


72. Soru

Divan edebiyatında Ankâ, Zümrüdankâ ya da Sîmurg adlarıyla geçen bu efsanevi kuşun Hint
mitolojisindeki adı nedir?

Cevap

Bu efsanevi kuşun Hint mitolojisindeki “garuda” kuşudur.


73. Soru

İran şairi Attar (öl. 1221) Man­tı­ku’t-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserinde hangi mitolojik kuşa önemli bir rol verilmiştir ve neden?

Cevap

İran şairi Attar (öl. 1221) Man­tı­ku’t-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserinde Hüdhüd’e önemli bir rol vermiştir. Çünkü bütün kuşlar, onun kılavuzluğu altında, Simurg’u aramak için yola çıkarlar.


74. Soru

Siyah rengi ve güzel kokusu olan kalbe ve dimağa kuvvet verdiği için, eskiden tıpta ilaç olarak kullanılan, geyiğin göbeğinde toplanan kandan elde edilen öge nedir?

Cevap

Siyah renkli ve güzel kokulu olan misk, kalbe ve dimağa kuvvet verdiği için, eskiden tıpta ilaç olarak
kullanılırmış.


75. Soru

Süheyl adlı yıldızdan rengini aldığı içinrenkçe daha parlak olan ve ruhtaki sıkıntıyı dağıtan divan şiirinde de adı geçen taşın adı nedir?

Cevap

Yemen’de çıkan akik taşı Süheyl adlı yıldızdan rengini aldığı için bütün akiklerden renkçe daha parlakmış ve ruhtaki sıkıntıyı dağıtırmış.


76. Soru

Divan şiiri geleneğinde akîk taşı ile ilgili hangi benzetmeler yer almaktadır?

Cevap

Divan şiirinde dudak renk bakımından akike benzer. O, içinde inciler (dişler) saklayan saf akikten bir kutucuktur. Yine âşığın gözyaşları da akik rengindedir. Şiirlerde, tenasüp yoluyla çıkarıldığı yer olan Yemen ve Süheyl yıldızı ile birlikte kullanılır.


77. Soru

Simurg tasavvufta neyi sembolize etmektedir?

Cevap

Simurg, tasavvuf­ta ve tasavvufî Türk edebiyatında Attar’ın Mantıku’t-tayr’ı ile Nevâyî’nin Lisânü’t-tayr’ından mülhem olarak vahdet-i vücûd düşüncesi içerisinde adem-i mutlak’ın sembolüdür. Simurg, otuz kuş olarak ele alınınca çokluğu ifade eder, oysa varlığın birden çok olması vehmî ve hayalîdir. Anka gibi, çokluğun da adı var kendisi yoktur. Diğer taraf­tan Simurg, kuşların tek padişahı olması dolayısıyla birliği ve gerçek varlığı, yani Allah’ı ifade eder.


78. Soru

Divan şiirinde Hz. İsa hangi özellikleri ile temsil edilmektedir?

Cevap

Hz. İsa Divan edebiyatında, Hz. Meryem’in İsa’ya gebe kalışı, doğumu esnasında ve bebekken gerçekleşen olağanüstü haller, peygamberlik mucizeleri, özdllikle elle dokunması ve nefesi ile körleri gördürüp hastaları iyi etmesi, ölüleri diriltmesi, dünyaya değer vermemesi, ölmeyip göğe yükselmesi, dördüncü kat gökte bulunması, maddeden arınmış olması ve hiç evlenmemesi gibi birçok yönleriyle çeşitli hayal ve sembollere konu olmuştur.


1. Soru

Yakındoğu’da kartalla ilgili ilk mitolojik tasavvurlar nasıldır?

Cevap

Sümer-Akat-Asur mitolojilerinde arslan başlı bir kartal, yağmur, fırtına, şimşek ve gök gürültüsü tanrısı Ninurta’nın sembolüdür.

2. Soru

Ninurta nasıl tasavvur edilmiştir?

Cevap

Ninurta, insan şeklini almadan gökyüzünde fırtınanın topladığı siyah, büyük bir bulut olarak tasavvur edilmiştir. Bu bulut, geniş kanatlarını iki yana açmış, gökyüzünde uçmakta olan aslan başlı bir büyük kuş gibi düşünülmüştür.

3. Soru

Gök gürültüsü, şimşek, fırtınanın sesi nasıl algılanmıştır?

Cevap

Eskiler için bunlar daima bir öküzün böğürmesi veya bir arslanın kükremesi ya da savaş arabalarının çıkardığı ses gibi algılanmıştır.

4. Soru

Yıldırım, eskiler tarafından nasıl düşünülmüştür?

Cevap

Yıldırım, güneşin attığı oklar olarak düşünülmüştür.

5. Soru

Yıldırımın, güneşin attığı oklar olarak yorumlanması Ninurta algısını nasıl değiştirmiştir?

Cevap

Ninurta, böylece, yağmur ve bereket getirici özelliğinin yanı sıra savaş tanrısı olarak da ön plana çıkmaya başlamıştır. Giderek M.Ö. üçüncü ve ikinci binlerde Ninurta ve benzeri Temmuz tipi tanrılar savaşçı- kahraman bir kral olarak da tasavvur edilmiştir.

6. Soru

Mezopotamya’da semitik kültürün etkisi ne zaman ortaya çıkmıştır?

Cevap

Akatların M.Ö. 2450 civarında bölgeye hâkim olması ve kuzeydeki Sümerleri de hâkimiyetleri altına almasıyla semitik kültürün ve dini anlayışların etkileri Mezopotamya’da giderek daha çok kendini göstermeye başlamıştır.

7. Soru

Mezopotamya’da semitik kültürün etkisi mitolojiyi nasıl etkilemiştir?

Cevap

Bu kültürün etkisiyle, yağmur ve karanlık gökyüzü, dolayısıyla gecenin mitolojideki önemli yerini güneş ve aydınlık gökyüzü almaya başlamıştır. Böylece semitik halk kendi kültüründeki bu özellikleri kendilerinden önce bu bölgeye hâkim olan Sümerlerin kültürüyle kaynaştırmaya çalışmış; bunun sonucunda eski yağmur ve fırtına tanrısı Ninurta/Ningirsu ve benzeri Temmuz tipi tanrılar, aynı zamanda güneş tanrısı hüviyetini de benimsemişlerdir. Bu yeni kazanılmış hüviyet dolayısıyla Ninurta yenilmeyen güneş olarak hem Sümer’in, hem Akat ve Babil’in savaş Tanrısı olmuştur.

8. Soru

Ninurta’ nın kimliği daha sonra nasıl değişmiştir?

Cevap

Ninurta sonradan sabah doğan güneşin veya ilkbahar güneşinin tanrısı hüviyetini almıştır. Yani her akşam ve her yılın sonbahar ve kış mevsiminde aşağı dünyaya inen, oradaki karanlık güçleri yenerek her sabah ve ilkbaharda büyük bir zaferle yeniden doğan tanrı haline gelmiştir.

9. Soru

Ninurtanın sembolü nedir?

Cevap

Bu tanrının en önemli sembolü adı İmdugut olan aslan başlı kartaldır. Önceleri yağmur, fırtına tanrısı, daha sonraki devirlerde savaş tanrısı olarak Ninurta’nın sembolü olan İmdugut, etkisini genişleterek her şehirde Ninurta gibi, Temmuz tipi diğer yağmur, fırtına (yani hem bereket hem savaş) tanrılarının da sembolü olmuştur. Ninurta’nın iki farklı sembolü olan kartal ve arslan başlı kartal birbirleriyle yer değiştirerek abidelerde bulunmaktadırlar. Tarih boyunca bütün abidelerde kartal, yenilmeyen güneş olarak Ninurta’yı sembolize eder.

10. Soru

İslâm kaynaklarında güneşin mitolojik sembolü nedir?

Cevap

İslâm kaynaklarında da güneşin mitolojik sembollerinden birinin kartal olduğunu tespit ediyoruz. Nitekim İslam edebiyatında, özellikle Divan edebiyatında geceyi ve karanlıkları dolayısıyla ölümü aşarak yeniden her sabah doğudan doğan güneş, bir kartala ve kartal türüne mensup bâz, şahbâz, şahin, doğan gibi kuşlara benzetilmiş; ayrıca tavus ve horoz da onun sembolleri arasına girmiştir.

11. Soru

İslâm edebiyatında kartal-güneş arasındaki ilişkilere örnekler hangileridir?

Cevap

a. Fezâ-yı âlemi çün şahbâz-ı zerrîn-bâl Kanadı altına almakdan oldu fârig-bâl (Hayâlî Bey K. 10/1) b. Olalı maşrık ilinde şâhbâz-ı sefid Gurâb-ı zeng-i şeb döktü heybetinden per (Nev’î K. 16/2) c. Tagıldı zâg u zagan sayd-gâh-ı dünyaya fiikâra çıkmagile şâh-bâz-ı zerrîn-per (Azmizâde Hâleti K. 4/2)

12. Soru

Kartal-güneş bağıntısı nasıl tasavvur edilir?

Cevap

Kartalın çok yükseklerde doğudan batıya uçması güneşin hareketleriyle aynı yöndedir. Kartalın geceleri kanatlarından ateş saçması, geceleyin yer altına inen güneşin ışınlarının karanlık gökyüzüne yansımasından yıldızların parlaklığını alır. Kartalların yaşlandıkları vakit gözlerinin kör olması motifi, akşam vaktinde batan ve karanlıklara karışan veya sonbaharda ve kış mevsiminde etkisini kaybeden, ölen yani bir nevi uykuya geçen güneş tasavvurunun sembolik bir ifadesidir.

13. Soru

Kartal-güneş bağıntısına ilişkin mitolojik tasavvur başka hangi edebiyatlarda görülür?

Cevap

Bu durum, yakındoğu edebiyatlarında da bulunur. Nitekim Divan edebiyatında akşam vaktinde güneş ihtiyar bir adam gibi veya hasta bir kişi olarak tasavvur edilmiştir.

14. Soru

İhtiyar güneş tasavvuru için örnekler hangileridir?

Cevap

Zâti, batarken hasta olan ihtiyar güneşi şöyle anlatır: Sararmış benzi yanar cismi ditrer başı ey meh-rû ‘Âsâ ile yürür mihrinle gün gayetde sayrudur (Zâti G. 233/5) Zâti, güneşin batışını ölüm kavramıyla birlikte şöyle anlatır: Ele mirrîh-sıfat hançer alub didi habîb fiems-i ‘ömrün ufuk-i mevte karîb oldı garîb (Zâti G. 57/1) b. Tış-veş mihr gelür levhâ-yı zer birle seher Mektebine k’ide zihni ana ta’lîm-i senâ (Necâtî Beg Bend 2/7) c. Her ne kadar mihr kelimesi tevriyeli bir anlam (sevgi ve güneş) varsa da kışın güneşin yeryüzünden çekildiğine, kaybolduğuna yani etkisinin azaldığını da işaret edilir: Levh-i dilden kazıyup suret-i mihri gerdûn Yine döndürdi yüzin halka ider cevr ü sitem (Nev’î G. 311/2) d. Ahmet Paşa da güneşin dünyadan kayboluşuna hüsn-i talil sanatıyla başka sebepler bulsa da, beyitte güneşin defterinin dürüldüğüne yani yok olduğuna, battığına işaret edilir, yani güneş; doğduğunda hayat, battığında ise ölüm ve yok olma tasavvuru ile beraberdir. Ömr-i hasmın defterin tûmâr-veş dürsün felek Nice k’ezâsından eyyâmın düzer defter güneş (Ahmet Paşa K. 79/68)

15. Soru

Klasik İslam edebiyatında ve Divan edebiyatında güneşe dair diğer inanışlar nelerdir?

Cevap

Klâsik İslam edebiyatında ve Divan edebiyatında güneşe kimsenin bakamayacağı tarzında bir inanç da bulunur.

16. Soru

Güneşe bakılamayacağı hakkındaki kabul nereden kaynaklıdır?

Cevap

Bu inancın tabii olarak güneşe hakiki hayatta da insanoğlunun bakamayacağı gerçeğiyle ilgili olduğu kabul edilebilir. Ancak bu durumun şiirsel ifadeye dönüşmesinde güneşe, ancak güneşin sembolü olan kartaldan başka kimsenin bakamayacağı yolundaki tasavvurun etkisi de bulunmaktadır.

17. Soru

Güneşe bakılamayacağı geleneğini yansıtan örnekler hangileridir?

Cevap

a. Bilmezem nice göreyim ben o mâhun yüzini Bakıcak gün yüzine gözümi nem-nâk eyler (Bâkî G. 188/2) b. Mihr-i hüsnün mihri bir hâle giriftâr itdi kim Yüzine bakdukça anun kâse-i çeşmüm tolar (Zâtî G. 243/3)

18. Soru

Yakındoğu mitolojisinde güneş tanrısının doğudan doğuşunu anlatan insan sembolleri hangileridir?

Cevap

a) Omuzlarında ok şeklinde ışıklar fışkıran bir erkek figürü. b) Elinde ışıkları temsil eden testere biçiminde dişli hançer bulunan bir insan figürü. c) Doğarken ve batarken bir ayağını bir dağ tepesine koymuş bir erkek figürü.

19. Soru

Güneş tanrısının testeresi neyi simgeler?

Cevap

Bu testere güneşin karar verme, adil olma kavramlarıyla ilişkisini simgeler. Bazı araştırmacılar bu testereyi, karanlıklardan doğan güneş ışını olarak karanlıkları açan bir anahtar şeklinde yorumlamışlardır. Nitekim Divan edebiyatında da bu tasavvur bulunmaktadır.

20. Soru

Divan edebiyatında güneş tanrısının elindeki testerenin karanlıkları açan anahtar yorumuna örnekler hangileridir?

Cevap

a. Kuş açıp dürc-i zebercedden cevâhir döktü kim Hâk gencin eyleye gencine-i cevher güneş (Ahmet Paşa K. 19/3) [Güneş, kilit açıp yeşil renkli kutudan mücevherleri döktü ki toprak mahzenini cevherle dolu bir hazine haline getirsin. (Yani güneş koyu yeşil renkli semada karanlığı aralayarak yani anahtarla açarak karanlık yeryüzünü ışıklarla doldurdu.)].

21. Soru

Güneş, divan edebiyatında başka nasıl kullanılır?

Cevap

a. Güneşin divan edebiyatında hançer ve kılıçla beraber kullanıldığı da çok sık görülür: Nitekim her seher tîğin çeküp İsfendiyar-ı mihr Elinde Zâl-ı gerdûnun şeb-i târ ola kalkanı (Nev’î K. XLVI/15) b. Divan edebiyatında güneş ışınları-ip ilişkisine rastlanır: Zencîr-i zerle mihr-i felek tâk-ı kasruna Zerrîn âyine gibi asılsa veçhi var (Yahya Bey K. 10/36).

22. Soru

Güneş-ip ilişkisi nasıl ortaya çıkmıştır?

Cevap

Güneşin gökyüzünde bulunan okyanusta, bir tekerlek biçiminde tasavvur edilen kayığı ile seyahat ettiği tahayyülü çok eski bir Mezopotamya tasavvurudur. Zaman içinde Mısır’da bir gemiye benzetilen güneşin ipleri, yani ışıkları, gemisinden soyutlanarak sadece iple (ışıkla) güneş arasında bir ilişki kurulmuştur.

23. Soru

İslâm yazarları ve tarihçilerinin güneş yorumu nedir?

Cevap

Bunlar da gökyüzünde bir denizin veya doğuda ve batıda yüz seksener tane pınarın bulunduğunu tasavvur etmişlerdir. Güneş her akşam bu pınarların birisinden batar, gecenin karanlıklarında tekerlekli arabasıyla veya teknesiyle melekler tarafından çekilerek arşın altına getirilir. Burada güneş sabahın olmasını ve Tanrının ona tekrar doğmasını emretmesini bekler. Arşın altı ışığın, yani suların asıl kaynağının bulunduğu yerdir. Güneş bu ışıkla beslenerek doğudan yeniden doğar.

24. Soru

Güneşin doğup batışına dair verilen bilgiler hangi eserde görülür?

Cevap

Bu bilgiler, Ahmet Paşa’nın şu beyitinde ifadesini bulur: Ahd-i ‘adlinde yumarlar cümle ıldızlar gözün Girdiğince çeşme-i kâfura bî-mizer güneş (Ahmet Paşa K. 19/27).

25. Soru

Gemi-güneş-semadaki deniz kavramları hangi eserde vurgulanır?

Cevap

Güneşin geceleyin gökyüzündeki gümüş sandalları yani yıldızları sabah vaktinde batırmak üzere hazırlanan bir gemiye benzetildiği şu beyitte anlatılır: Kulzüm-i Hind’in batırmağa gümüş zevrakların Bâd-bân-ı nûr ile donatdı fülk-i zer güneş (Yahya Bey K.19/4).

26. Soru

‘Acâyibü’l- Mahlûkât’ta, Hayâtü’l-Hayvân’ da ne anlatılmaktadır?

Cevap

İhtiyarladığı zaman menzil be-menzil yavrularının yardımıyla çeşme-i sâfînin yanına, saf pınarın bulunduğu yere getirilen kartalın, saf sulara dalıp çıkmasıyla yeniden gençleştiğini anlatır.

27. Soru

‘Acâyibü’l- Mahlûkât’ta, Hayâtü’l-Hayvân’daki ifadelerin mitik anlamları nedir?

Cevap

Güneş, kartal olarak batıdaki karanlık sulara ihtiyar olarak daldıktan sonra gökyüzünün doğu tarafında yeniden gençleşir ve gece boyunca karanlık sularında yürüdüğü okyanusa karşı bir zafer kazanmış olarak yeniden dünyaya geri gelir.

28. Soru

Divan edebiyatında güneşin, zafer kavramıyla birleştirildiğine örnekler nelerdir?

Cevap

Hûrşîd-i zafer-tâlî’ olur feth ufukundan Çün subh-sıfat keşf ede tigin Yed-i Beyzâ (Ahmet Paşa K. 11/63)

29. Soru

Kuvvetin ve gücün sembolü nedir?

Cevap

Güneşin sembolü kartalın karanlıklara karşı sabah vakti kazandığı zafer kavramı zaman içinde giderek kuvvetin ve gücün de sembolü olmuştur. Böylece Yakındoğu’da hükümdarların da kartala veya benzeri kuşlara benzetilmesi bir gelenek hâline gelmiştir.

30. Soru

Hükümdarın, kartal simgesiyle birleştirilmiş olduğu örnekler hangileridir?

Cevap

a. Nûr-ı ‘ayn-ı ‘âdilân ya’nî hümâ-yı saltanat Hakîm-i ‘âlî-himem şehbâz-ı nusret-âşiyân (Yahya Bey K. 2/19) b. Kanunî Sultan Süleyman için söylenen şu beyit Kanunî’yi hem güneşe hem de kartala benzetmektedir. Zira yıldızları avlayan kartal, doğan güneştir: Bâz-ı encüm-sayd gibi her seher şehâ Bu merg-zâr-ı dehri kamu idesin şikâr (Yahya Bey K. 10/44)

31. Soru

Kartal ve güneş motifleri ve onlarla ilgili tasavvurların dolaşımı nasıl gerçekleşmiştir?

Cevap

Bunlar, Babil ve Asur krallıklarından, önce Hititlere, Fenike’ye geçmiş, bu iki ülkeden iki ayrı koldan eski Yunan’a ulaşmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda Yunan’dan bu tasavvurları Roma imparatorluğu tevarüs etmiş, öte yandan Anadolu ve Yakındoğu’da zaten var olan bu mitik tasavvurlar, Büyük İskender ve Roma İmparatorluğunun Anadolu ve Yakındoğu’daki yayılmaları sırasında tekrar doğuya gelen, az çok değişmiş olan benzer tasavvur ve efsanelerle yeniden kaynaşmış, Hellenistlik devirde ve sonrasında daha kompleks ve değişik çehrelerle karşımıza çıkmıştır. En nihayet Bizans dönemini takiben İslâm devletlerinin teşekkülüyle Anadolu Selçuklularının ve Osmanlıların sanat ve edebiyatında az çok eski anlamlarını muhafaza ederek daha başka bir çehreyle varlıklarını sürdürmüşlerdir.

32. Soru

‘Âb-ı hayat’ ın kaynağı neye dayanır?

Cevap

Gılgamış efsanesine, hatta bu efsanenin de temelinde bulunan Sümer mitolojisindeki daha eski bir motife dayanır.

33. Soru

‘Âb-ı hayat’ ın hikayesi nedir?

Cevap

Yeraltı dünyasına inen tanrıça İnanna’yı ölümden geri çevirmek için nedimesi Ninşubur tanrı Enki’den teslim aldığı hayat suyunu ve hayat yiyeceğini taşıyan Galatur ve Kurgarra adlı iki ruhun refaketinde yer altına iner ve İnanna’nın cesedi üzerine bu iki maddeyi saçarak onu yeniden hayata döndürür.

34. Soru

Gılgamış efnaseinde ne anlatılır?

Cevap

Daha sonra Gılgamış efsanesinde ebedî hayat bağışlayan bu bitkiyi Gılgamış’dan bir yılan kaçırır. Benzeri bir hikâye daha sonra İskender ile aşçısı ve Hz. Hızır’ı aramaya çıkan Hz. Musa ile ona refakat eden Yûşa’ bin Nûn’un başından geçer. Yemek üzere hazırladıkları balığın dirilerek suya atladığını görürüler.

35. Soru

İslâm edebiyatında bu hikaye nasıl anlatılır?

Cevap

İslam edebiyatında, İskender hikâyelerinde İskender ve Hz. Hızır’ın hayat suyunu karanlıklar ülkesinde aramak üzere yola çıktığı, fakat bu hayat suyunu Hızır’ın bulup içtiğini, İskender’in ise içemeden geri döndüğü anlatılır.

36. Soru

Ab-ı hayat, mitolojiden efsaneye geçildikten sonra nasıl yorumlanır?

Cevap

Ab-ı hayat, artık, efsanelerdeki kahramanların bir türlü ele geçiremedikleri bir nesne olmuştur. Oysa hayat suyu veya hayat bitkisi eski Sümer ve Bâbil mitolojilerinde tanrıların elde edebileceği bir şeydir. Çoğu zaman o, tanrıların yerine geçip onun sembolü olur. İşte hayat ağacı gibi tanrıların malı olan ölümsüzlük suyu Yakındoğu edebiyatlarında hep tanrıların malı olarak kalmış, yani insanın eline hiçbir zaman geçmemiştir.

37. Soru

Âb-ı hayat edebiyatta nasıl kullanılmıştır?

Cevap

Bazı beyitlerde şunlar âb-ı hayata benzetilir: • hayatî özelliğinden ötürü su • ilaç yerine geçtiği için şarap • söyleyene ve dinleyene iyi ve güzel duygular aşıladığı, ebediyen kulaktan kulağa yaşadığı için söz, dolayısıyla edebî eser

38. Soru

Âb-ı hayatın edebiyatta kullanımına örnekler hangileridir?

Cevap

Sular âb-ı hayât olmış safâdan Tabâyi’ mu’tedil âb u hevâdan Bınarlar çevresi yaşıl gülistân Zeberced arg içinde âb-ı hayvân (Çengnâme 363-374)

39. Soru

Temmuz kimdir?

Cevap

Mezopotamya’da eski Sümer’de adı Dumuzi (Temmuz) olan fakat değişik bölgelerde ve zamanlarda Asur, Marduk, Baal, Adonis, Attis, Osiris gibi değişik adlarla adlandırılan ölen ve dirilen bitki tanrısıdır. Bu tanrı, tarih boyunca Yunanistan’da, Anadolu’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de birbirine esasta benzeyen fakat teferruatta ayrılan âyinler ve merasimlerle varlığını ve etkisini sürdürmüştür.

40. Soru

Bu eski çağa ait inanışlar başka nerelerde kendini göstermiştir?

Cevap

Bunlar, Roma İmparatorluğu’nda kendilerine çok sağlam bir yer edinmiş, ilk zamanlarında Hıristiyanlığın içine de girmiş ve kendilerini değişik yorumlarla kabul ettirmişlerdir.

41. Soru

Ölen ve dirilen tanrılarla Hz. İsa arasındaki benzerlikler hangileridir?

Cevap

Bunlar arasında etik ve din anlayışındaki büyük ayrılığa rağmen bazı benzerlikler de bulunmaktadır. Bilhassa Hıristiyanlıkta onun çarmıha gerildikten sonra tekrar dirilerek gökyüzüne çıktığına inanılması bu benzerliklerin en önemlisidir. Ayrıca Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın ölümü ile ilgili olarak yapılan Paskalya âyinleri ile Yakındoğu’nun ölen ve dirilen tanrıları için yapılan merâsimler ve âyinler arasında da, merâsimlerin yapıldıkları zaman ve şekilleri bakımından benzerlikler olduğu görülmektedir. Bilhassa ölen ve dirilen tanrılar için yapılan festivaller ile Hz. İsa’nın öldükten sonra dirilerek gökyüzüne yükselmesi inancıyla ilgili Paskalya merasimlerinin aynı zamana rastlaması çok dikkat çekicidir.

42. Soru

Hatem-i Tay kimdir?

Cevap

Arapların Tay boyundan ve meşhur Arap şairi ve reislerindendir.

43. Soru

Hatem-i Tay’ın cömertliği edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Bütün klâsik İslâm ve Divan edebiyatı şairleri, onun cömertliğini bir darb-ı mesel hükmünde kullanırlar ve memduhlarının cömertliği ile mukayese ederler: Sehâsından utanur Hâtem-i Tay Gözi gönli ganîdür himmeti bay (Çengnâme 187) Nazarda Müşterî tal’atda hurşîd Keremde Hâtem ü hikmetde Cemşîd (Çengnâme 193)

44. Soru

Simurg/Anka nedir?

Cevap

Simurg/Anka, kadınla, musiki ile, çeng ve diğer musiki aletleriyle ilişkisi olan, Kaf dağında yaşadığı söylenen efsanevî, mevhum bir kuştur.

45. Soru

Anka’nın tarihçesi nedir?

Cevap

Onu putperest devrinin tanrıçalarına ait sembolik anlamlı mitolojik kuşlardan birine veya birkaçının birleşimine doğru geriye götürebiliriz. Nitekim Arap rivayetine göre Anka, esatirdeki yarısı arslan yarısı kartal olan bir kuştur. Bu da Fırtına Tanrısı Ninurta ile Tanrıça İnanna’ya dair bir sembol olan İmdugut kuşu ile aynı vasıfta görünüyorsa da bu sembol Sümer-Akad devirlerinden sonra yağmur, fırtına tanrılarının güneş tanrısıyla özdeşleşmeleri sonucunda güneşe sembol olmuş olabilir. Bu yüzden ateşle olan ilgisi dolayısıyla güneşi temsil ettiğini de düşünebiliriz. Bilhassa yokluğu temsil ettiği vakit, güneşin yeryüzünden çekildiği geceye bir işaret bulunmaktadır. Buna paralel olarak Anka, gece ve gündüz, ilkbahar ve kışa da sembol olmakta, dolayısıyla bereket ve yağmur tanrılarıyla da ilgili görünmektedir.

46. Soru

Anka Divan edebiyatında nasıl işlenir?

Cevap

Anka, Divan edebiyatında yokluğun ve kanaatin timsali olarak geçer: Hüner ‘Anka-sıfat olmışdı ma’dûm Anun zâtındadur mevcûd ma’lûm (Çengnâme 189) Âhu da güzelliğini, bir bakıma maddesinin fâni oluşunu anlatmak için kendini Anka’ya benzetir: Özüm ‘Anka sıfat benzer Hümâ’ya İki boynuzum ikki ejdehâya (Çengnâme 1179)

47. Soru

Hümâ nedir?

Cevap

Menşei Mezopotamya’daki daha eski devrelere uzanmakla birlikte, bilhassa Asur devrinden beri fırtına ve gök gürültüsü, yağmur, aynı zamanda bitki ve bereketlilik tanrısıyla özdeşleşen güneş tanrısının, dolayısıyla tanrının yeryüzündeki temsilcisi olan hükümdarın da sembolü olur. Bu sembol bir daire içinde kanatlı bir insan figürüdür.Veya sadece bir kuşun kanatları ve kuyruğu ile süslü bir disktir.

48. Soru

Hümâ sembolü nerelerde görülür?

Cevap

Bu sembol Asur’daki kabartmalarda savaş sırasında veya savaştan zaferle dönerken Asur kralının başı üzerinde görülür.

49. Soru

Hümâ sembolünün benzeri var mıdır?

Cevap

Bu sembol, İranlılarda Hürmüz’ün sembolüne benzemektedir.

50. Soru

Hümâ sembolü İslamiyette nasıl işlenmiştir?

Cevap

İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş ve İslâm edebiyatında Hüma kuşu, devlet kuşu, talih ve baht kuşu olarak kabul edilmiştir.

51. Soru

Hüma kuşu efsanesinin içeriği nedir?

Cevap

Efsaneye göre devlet kuşu diye adlandırılan ve çok yükseklerden uçan bu kuşun kanadının gölgesi kimin başına düşerse, o padişah olurmuş: Hümâ devlet kuşıdur sâyesi ol Sa’âdet gencdür sermâyesi ol (Çengnâme 148) Aşağıdaki beyitte Hümâ’nın yükseklerde uçuşu ve kanadının gölgesi ile yükseklerde dalgalanan padişah sancağı ve gölgesi arasında münasebet kurulur ve bu arada hükümdar, güneş ve Hüma arasındaki ilişki belirtilir: Hümâyun gölgesi benzer Hümâ’ya Bırağur rif’ati hurşîde sâye (Çengnâme 195)

52. Soru

Hüdhüd nedir?

Cevap

Hüdhüd, çavuş kuşu, İslâm mitolojisine göre Hz. Süleyman’ın emrinde bulunan kuşlardan biridir. Hz. Süleyman onun vasıtası ile Belkıs’ı bulmuş, Müslüman etmiş ve onunla evlenmiştir. Ayrıca Hüdhüd, çölde toprağın altında suyun nerede bulunduğunu çok iyi bilirdi. Bu yüzden Hz. Süleyman, (Ya’fur ya da Yagfur adlı) Hüdhüd’ü su bulma vazifesinde kullanmıştır. Hüdhüd ayrıca ilkbaharla, yağmurla, asma ağaçları ve üzümle yani bitki dünyası ile ilgili bir kuştur. Bu yüzden eğer bir adam Hüdhüd’ün kanıyla ayaklarını boyarsa, rüyasında fevkalâde acayip şeyler görür.

53. Soru

Hüdhüd’ ün edebiyata yansıması nasıldır?

Cevap

a) İran şairi Attar (öl. 1221) Mantıku’t-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserinde Hüdhüd’e önemli bir rol vermiştir. Çünkü bütün kuşlar, onun kılavuzluğu altında, Simurg’u aramak için yola çıkarlar. İşte bu hikâyelerde Hüdhüd’ün güneş ve su ile ilkbahar ve yağmurla, dolayısıyla eski çağ mitolojileri ile ilgisi çok zayıf bir şekilde olsa bile devam etmektedir. b) Ahmet-i Daî, Çengnâme’de, Hüdhüd’ün hem Hz. Süleyman ile hem de Mantıku’t-tayr ile ilgisini belirtmek için şu beyitte bütün bu bilgileri bir araya getirmiştir: Kılursın ‘âlemi Hüdhüd gibi seyr Süleymânsın okırsun Mantıku’t-tayr (Çengnâme 730)

54. Soru

Misk nedir?

Cevap

Rivayete göre, gazal-i misk adlı âhu, Tibet tarafında bulunur. Misk bu geyiğin göbeğinde toplanan kandan elde edilir. Misk şişi göbeğinde toplanınca, ahu hastalanırmış; göbeğini kaşıyabilmesi için, Tibet halkı geniş sahralara kazıklar çakarmış. Âhu bu kazıklara göbeğini sürterek kaşırken misk düşermiş. Siyah renkli ve güzel kokulu olan misk, kalbe ve dimağa kuvvet verdiği için, eskiden tıpta ilaç olarak kullanılırmış.

55. Soru

Misk edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Edebiyatta misk, siyah rengi ve güzel kokusu bakımından sevgilinin saçına benzetilir. Bu yüzden zülf, siyah, koku kelimeleriyle, geldiği yer dolayısıyla da Hıta, Huten ve Çin kelimeleriyle ses benzerliği dolayısıyla da çın (doğru), hatâ (yanlış) kelimeleriyle beraber kullanılır; bu kelimeler etrafında çeşitli kelime oyunları ve sanatlar yapılır. Sanemler zülfi hep benden mu’anber Dimâgı rayihamdan hoş mu’attar Tenümden her ne kan kim hüşk olurdı Göbeğümde gelürdi müşg olurdı Gözüm esrükligi nergis humârı Göbeğim nâfe-i müşg-i tatârî Hıtâdan Rum iline vardı çavum Kıya baksam olur aslanlar avum (Çengnâme 1173-1175)

56. Soru

Ud-ı Kumârî nedir ve edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Tusî’de, Kamîr şekliyle geçen Hindistan’daki Kumar şehri, İslâm ve Divan edebiyatında öd ağacı, amber ve tavus kuşları ile meşhurdur. Buhur itmiş sabâ ‘ûd-ı Kumârî ‘Abîr ü lâden ü müşg-i tatârî (Çengnâme 364)

57. Soru

Fîl-i Mengelûsî nedir ve edebiyata nasıl yansır?

Cevap

Mengelus adlı yerde haşmetli ve büyük beyaz filler yetiştirilirmiş. Ahmed-i Daî, Çengnâme’de atın heybetli görünüşünü daha iyi canlandırmak için onu beyaz Mengelus filleriyle mukayese eder: Salâbetde çü fîl-i Mengelûsî Depinsem ürküdürdüm Engerûsî (Çengnâme 1260)

58. Soru

Yemen Akiki edebiyatta nasıl işlenir?

Cevap

Yemen’de çıkan akik taşı Süheyl adlı yıldızdan rengini aldığı için bütün akiklerden renkçe daha parlakmış ve ruhtaki sıkıntıyı dağıtırmış. Hırâmân kâmeti serv-i revândur ‘Akîkî lebleri reşk-i Yemen’dür (Çengnâme 491)

59. Soru

Sümer-Akat-Asur mitolojilerinde arslan başlı bir kartal hangi tanrının sembolü olarak bilinmektedir?

Cevap

Sümer-Akat-Asur mitolojilerinde arslan başlı bir kartal, yağmur, fırtına, şimşek ve gök gürültüsü tanrısı Ninurta’nın sembolüdür. Ninurta, insan şeklini almadan gökyüzünde fırtınanın topladığı siyah, büyük bir bulut olarak tasavvur edilmiştir. Bu bulut, geniş kanatlarını iki
yana açmış, gökyüzünde uçmakta olan aslan başlı bir büyük kuş gibi düşünülmüştür

60. Soru

Yakındoğu mitolojisinde güneş tanrısının doğudan doğuşunu anlatan insan sembolleri nasıl tasvir edilmiştir?

Cevap

1. Omuzlarında ok şeklinde ışıklar fışkıran bir erkek figürü.
2. Elinde ışıkları temsil eden testere biçiminde dişli hançer bulunan bir insan figürü. (Bu testere güneşin karar verme, adil olma kavramlarıyla ilişkisini simgeler.)

3.Doğarken ve batarken bir ayağını bir dağ tepesine koymuş bir erkek figürü. Bazı
araştırmacılar güneş tanrısının elindeki testereyi, karanlıklardan doğan güneş ışını olarak karanlıkları açan bir anahtar şeklinde yorumlamışlardır.

61. Soru

Âb-ı hayat nedir ve kaynağı nereye dayanmaktadır?

Cevap

Âb-ı hayatın kaynağı Gılgamış efsanesine, hatta bu efsanenin de temelinde bulunan Sümer mitolojisindeki daha eski bir motife dayanır.

Ab-ı hayat mitolojiden efsaneye geçildikten sonra, efsanelerdeki kahramanların bir türlü ele geçiremedikleri bir nesne olmuştur. Oysa “hayat suyu” veya “hayat bitkisi” eski Sümer ve Bâbil mitolojilerinde tanrıların elde edebileceği bir şeydir. Çoğu zaman o, tanrıların yerine geçip onun sembolü olur.

62. Soru

Gılgamış efsanesinde, ebedî hayat bağışlayan bitkiyi Gılgamış’dan çalan hayvan hangisidir?

Cevap

Gılgamış efsanesinde ebedî hayat bağışlayan bitkiyi Gılgamış’dan bir yılan kaçırır.

63. Soru

Değişik bölgelerde ve zamanlarda Asur, Marduk, Baal, Adonis, Attis, Osiris gibi değişik adlarla
adlandırılan ölen ve dirilen bitki tanrısının Mezopotamya’da eski Sümer’deki adı nedir?

Cevap

Mezopotamya’da eski Sümer’de adı Dumuzi (Temmuz) olan fakat değişik bölgelerde ve zamanlarda Asur, Marduk, Baal, Adonis, Attis, Osiris gibi değişik adlarla adlandırılan ölen ve dirilen bitki tanrısı tarih boyunca Yunanistan’da, Anadolu’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de birbirine esasta benzeyen fakat teferruatta ayrılan âyinler ve merasimlerle varlığını ve etkisini sürdürmüştür.

64. Soru

Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra tekrar dirilerek gökyüzüne çıktığına inanılması  benzerliği mitolojideki hangi tanrı ile ilişkilendirilmektedir?

Cevap

Ölen ve dirilen tanrılarla ( Temmuz) Hz. İsa arasında, etik ve din anlayışındaki büyük ayrılığa rağmen bazı benzerlikler bulunmaktadır. Bilhassa Hristiyanlıkta onun çarmıha gerildikten sonra tekrar dirilerek gökyüzüne çıktığına inanılması bu benzerliklerin en önemlisidir.

65. Soru

Divan edebiyatında yokluğun ve kanaatin timsali olarak geçen ve Kaf dağında yaşadığı söylenen efsanevî mevhum kuşun adı nedir?

Cevap

Kaf dağında yaşadığı söylenen efsanevî mevhum bir kuş olan Anka, Divan edebiyatında yokluğun ve kanaatin timsali olarak geçer.

66. Soru

İslâm edebiyatında “devlet kuşu, talih ve baht kuşu” olarak kabul edilen, İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş kuşun adı nedir?

Cevap

İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş ve İslâm edebiyatında Hüma kuşu, “devlet kuşu, talih ve baht kuşu” olarak kabul edilmiştir. Efsaneye göre devlet kuşu diye adlandırılan ve çok yükseklerden uçan bu kuşun kanadının gölgesi kimin başına düşerse, o padişah olurmuş

67. Soru

İslâm mitolojisine göre Hz. Süleyman’ın emrinde bulunan kuşlardan biri olan ve çavuş kuşu olarak da bilinen kuşun adı nedir?

Cevap

Hüdhüd, “çavuş kuşu”, İslâm mitolojisine göre Hz. Süleyman’ın emrinde bulunan kuşlardan biridir

68. Soru

Edebiyatta siyah rengi ve güzel kokusu bakımından misk sevgilinin neresine benzetilmektedir?

Cevap

Edebiyatta siyah rengi ve güzel kokusu bakımından misk sevgilinin saçına benzetilir. Bu yüzden zülf, siyah, koku kelimeleriyle, geldiği yer dolayısıyla da Hıta, Huten ve Çin kelimeleriyle ses benzerliği dolayısıyla da “çın” (doğru), hatâ (yanlış) kelimeleriyle beraber kullanılır; bu kelimeler etrafında çeşitli kelime oyunları ve sanatlar yapılır.

69. Soru

Divan edebiyatında güneş hangi hayvanlar ile özdeşleştirilmiştir?

Cevap

İslâm kaynaklarında da güneşin mitolojik sembollerinden birinin kartal olduğunu tespit ediyoruz. Nitekim İslam edebiyatında, özellikle Divan edebiyatında geceyi ve karanlıkları dolayısıyla ölümü aşarak yeniden her sabah doğudan doğan güneş, bir kartala ve kartal türüne mensup bâz, şahbâz, “şahin, doğan” gibi kuşlara benzetilmiş; ayrıca tavus ve horoz da onun sembolleri arasına girmiştir.

70. Soru

Hüma kuşu, divan şiirinde hangi kavramlardan  izafe edilerek kullanılmıştır?

Cevap

Hüma kuşu, Divan şiirinde, “ hümâ-yı aşk, hümâyı devlet, hümâ-yı saltanat, hümâ-yı himmet, hümâ-yı maksad, hümâ-yı kuds, hümâ-yı nâz, hümâ-yı merâm, hümâ-yı marifet, hümâ-yı izzet, hümâ-yı hüsn, hümâ-yı dil” vb. pek çok şeye izafe edilerek yer almaktadır. Ayrıca, “hümâ-tal’at, hümâ-sâye, hümâ-pervâz, hümâ-pâye, hümâ-şeref” vb. sıfatlar da hümânın güzel özelliklerini taşıyan kişi ve nesnelere uygun görülür.

71. Soru

Meşhur Arap şairi ve reislerinden olan Hatem-i Tay, Divan şiirinde hangi özelliğiyle yer alır?

Cevap

Bütün klâsik İslâm ve Divan edebiyatı şairleri, Arapların Tay boyundan ve meşhur Arap şairi ve reislerinden olan Hatem-i Tay’in cömertliğini bir darb-ı mesel hükmünde kullanırlar ve onun cömertliğini memduhlarının cömertliği ile mukayese ederler.

72. Soru

Divan edebiyatında Ankâ, Zümrüdankâ ya da Sîmurg adlarıyla geçen bu efsanevi kuşun Hint
mitolojisindeki adı nedir?

Cevap

Bu efsanevi kuşun Hint mitolojisindeki “garuda” kuşudur.

73. Soru

İran şairi Attar (öl. 1221) Man­tı­ku’t-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserinde hangi mitolojik kuşa önemli bir rol verilmiştir ve neden?

Cevap

İran şairi Attar (öl. 1221) Man­tı­ku’t-Tayr (Kuşların Dili) adlı eserinde Hüdhüd’e önemli bir rol vermiştir. Çünkü bütün kuşlar, onun kılavuzluğu altında, Simurg’u aramak için yola çıkarlar.

74. Soru

Siyah rengi ve güzel kokusu olan kalbe ve dimağa kuvvet verdiği için, eskiden tıpta ilaç olarak kullanılan, geyiğin göbeğinde toplanan kandan elde edilen öge nedir?

Cevap

Siyah renkli ve güzel kokulu olan misk, kalbe ve dimağa kuvvet verdiği için, eskiden tıpta ilaç olarak
kullanılırmış.

75. Soru

Süheyl adlı yıldızdan rengini aldığı içinrenkçe daha parlak olan ve ruhtaki sıkıntıyı dağıtan divan şiirinde de adı geçen taşın adı nedir?

Cevap

Yemen’de çıkan akik taşı Süheyl adlı yıldızdan rengini aldığı için bütün akiklerden renkçe daha parlakmış ve ruhtaki sıkıntıyı dağıtırmış.

76. Soru

Divan şiiri geleneğinde akîk taşı ile ilgili hangi benzetmeler yer almaktadır?

Cevap

Divan şiirinde dudak renk bakımından akike benzer. O, içinde inciler (dişler) saklayan saf akikten bir kutucuktur. Yine âşığın gözyaşları da akik rengindedir. Şiirlerde, tenasüp yoluyla çıkarıldığı yer olan Yemen ve Süheyl yıldızı ile birlikte kullanılır.

77. Soru

Simurg tasavvufta neyi sembolize etmektedir?

Cevap

Simurg, tasavvuf­ta ve tasavvufî Türk edebiyatında Attar’ın Mantıku’t-tayr’ı ile Nevâyî’nin Lisânü’t-tayr’ından mülhem olarak vahdet-i vücûd düşüncesi içerisinde adem-i mutlak’ın sembolüdür. Simurg, otuz kuş olarak ele alınınca çokluğu ifade eder, oysa varlığın birden çok olması vehmî ve hayalîdir. Anka gibi, çokluğun da adı var kendisi yoktur. Diğer taraf­tan Simurg, kuşların tek padişahı olması dolayısıyla birliği ve gerçek varlığı, yani Allah’ı ifade eder.

78. Soru

Divan şiirinde Hz. İsa hangi özellikleri ile temsil edilmektedir?

Cevap

Hz. İsa Divan edebiyatında, Hz. Meryem’in İsa’ya gebe kalışı, doğumu esnasında ve bebekken gerçekleşen olağanüstü haller, peygamberlik mucizeleri, özdllikle elle dokunması ve nefesi ile körleri gördürüp hastaları iyi etmesi, ölüleri diriltmesi, dünyaya değer vermemesi, ölmeyip göğe yükselmesi, dördüncü kat gökte bulunması, maddeden arınmış olması ve hiç evlenmemesi gibi birçok yönleriyle çeşitli hayal ve sembollere konu olmuştur.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!