Türk Edebiyatının Mitolojik Kaynakları Dersi 1. Ünite Özet

09.08.2022
10
A+
A-

Mit, Mitoloji Ve Edebiyat

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Türk Edebiyatının Mitolojik Kaynakları Dersi 1. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Mit, Mitoloji Ve Edebiyat

Mit Nedir?

“Mit’ (myht) kelimesinin kökeni, Yunancada “anlatı” veya “hikâye anlamına gelen “mythos”tur. Mit terimi, “basit’, “hayali’ hatta “uydurma” ve “yalan” anlamına gelen bir içerikten “son derece doğru” ve “kutsal bir öykü”ye kadar çok geniş bir alanı içermektedir. Mitler çoğu zaman bir yaratılışın öyküsüdür. Bir şeyin nasıl yaratıldığını veya nasıl var olmaya başladığını anlatırlar.

Mitlerin Kahramanları

Mitlerdeki kahramanlar veya kişiler olağanüstü özelliklere sahip tanrı, tanrıça, yarıtanrı gibi tanrısal varlıklardır. Bu bağlamda, mitler, kutsal ya da olağanüstü olan güç veya güçlerin dünyaya çeşitli zamanlarda yaptıkları heyecan verici, değişip dönüştürücü ve yaratıcı akınlarının tasvir edildiği öykülerdir. Mitlerin temel karakterleri veya kahramanı insanoğlu değildir. Ancak mitleri gerçekleştiren tanrısal, olağanüstü karakter veya kahraman insan tavır ve davranışları sergiler.

Mitlerin, yaşadıkları kültürlerde “gerçek hikâye” olduğuna inanılır. Bu tür toplumlarda mitler şu özellikleri gösterirler:

a) Mit, tanrısal ve olağanüstü varlıkların eylemlerinin öyküsüdür.
b) Mitlerde anlatılan bu öykü, kesinlikle “gerçek’ ve “kutsal” olarak kabul edilir.
c) Mit, her zaman için bir “yaratılış” ve “köken” ile ilgilidir.
d) Onlara gerçek ve kutsal olarak inananlar tarafından model olarak alınırlar.
e) İnsan, miti bilmekle nesnelerin “köken”ini bildiğine inanır.
f) Mitlerin anlattıklarını kanıtladığına inanılan ritüeller uygulanır.

Mitlerde Zaman Kavramı

Mitlerdeki bu zaman anlayışına göre geçmiş şu ana taşınabilecek bir “şimdi” dir; asla geri getirilemeyecek bir zaman olarak düşünülmez. Mitlerde bu anlamda geçmiş, gelecek ve şimdi arasında bir eş süremlilik görülür. mitlerdeki zaman “köken’e ilgili olduğu için de kutsaldır. Mitsel ritüeller, başlangıçtan beri öyle yapıldığı gerekçesiyle bir örnek üzerine kalıplaşmış bir biçimde tekrarlanırlar. Törene katılanların büyük bir çoğunluğu bu bir örnek üzerine kalıplaşmayı titizlikle muhafaza etmeye çalışır. Mitlerde başlangıç ve yaşanan an (şimdi) birleştirilir. Birbirine eş ve paralel hale gelen bu iki zamanın örtüşmesine de “eş süremli zaman’ denilir.

Mitlerde Mekan Kavramı

Mitlerde mekan kavramı ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi “kutsal’ olanla ilişkili ve bu nedenle “kutsal’ kabul edilen mekanlardır. İkincisi ise kutsalla ilişkisi olmayan sıradan ve anlamsız olan mekanlardır. Mekânı, kutsallıkla ilişkili olarak merkezî bir yapı içinde algılamaya “merkez simgeciliği” adı verilir.

Mitlerin İçeriği ve Tasnifi

Mitler içeriklerine göre pek çok çeşitlilik göstermektedir. Fakat onları birbirine bağlayan bağ, genellikle mitlerin zamanın ilk başlangıcındaki kararlı ve belirli yaratılış olaylarıyla ilgili bilgi içermesidir.

Mitlerin taşıdıkları çeşitli özelliklerine göre faklı sınıflandırmaları yapılmıştır. Bunlar içinde en yaygın olarak kabul edilenlerden birisi, mitleri konularına göre sınıflandırmadır. Konularına göre mitler iki temel gruba ve alt gruplara ayrılırlar:

Köken ve Yaratılış Mitleri

a. Etiyolojik Mitler: Mitolojik zamanı aşamamış ve yaşam tarzı olarak ilkel topluluklarda çok yaygın olarak görülen mitlerdir.
b. Teogoni Mitleri: Tanrıların ve tanrısal varlıkların kökenini ve nereden geldiklerini konu edinen mitlerdir.
c. Kozmogoni Mitleri: Evrenin, dünyanın ve özellikle de gök ve gök cisimlerinin nasıl oluştuğunu konu edinen mitlerdir.
d. Takvim Mitleri: Zamanın ölçülmesi bağlamındaki düşünceleri sembolik bir biçimde anlatan öyküler, takvim mitleri olarak adlandırılır.
e. Totem Mitleri: Bir topluluğun yaratılışı ve kökenini bir bitki, bir hayvan gibi canlı veya dağ gibi bir cansız nesneye bağlayarak izah eden mitlere de totem mitleri denilir.
f. Kahramanlık Mitleri: Bir misyon ile kendilerini toplumlarına adayarak onları çeşitli felaketlerden kurtaran veya toplumlarındaki çeşitli kültürel kurumları kuran idealize edilen insan kahramanlardan bahseden mitler.

Eskatoloji Mitleri

İnsan ve dünyanın geleceğini veya sonunu konu edinen mitlerdir.

Mitlerin Şekli

Mit, şekli açıdan kutsal kaynaklar hakkında bilinenlerin sözlü hikayesini sunan bir anlatıdır. Mitler; masal, epik destan ve halk hikâyesi gibi göreceli olarak daha sabit özelliklere sahip anlatılara nazaran çok daha değişken ve akışkan özelliklere sahiptirler, dış yapıya ait şekil özelliklerinden hareketle kolayca tanımlanıp benzemezlerinden ayrılamazlar. Mitlerin şeklini belirlemede de esas ölçütün içerik, işlev ve bağlama dayandığı görülmektedir.

Mitlerin İşlevi

Mitler insan davranışları için örnek modeller olarak işlev görmektedir. Mitlerin temelinde tanrıların ve kültürel kahramanların yaratıcı, biçimlendirici etkinlikleri yatar. Mitlere inanan bir kişinin buradaki payı bu örnekleri ezberleyip saklaması, davranışlarında onları izlemesi ve bu amaçla yapılan törenlerde onları tekrarlayarak kopyalaması gerçeğinde yatmaktadır. Mitler sadece dünyanın, insanın, bitkilerin, hayvanların yaratılışını veya kökenini değil aynı zamanda âdetlerin, kurumların, törenlerin de kökenini veya yaratılışını da konu edinirler.

Mitin işlevi Dünyaya, insanın varlığına ve davranışlarına bir anlam verecek olan modeller koyup bunları açıklamaktır. Mit, anlatıldığı toplumda inanca uygundur, inancı oluşturan ve yönlendirendir. O, inanılmak üzere anlatılır. Mitler dogmanın temelidir ve çoğunlukla kutsal ve törenlerle ilgilidir.

Mitler ifade ettikleri simgeler nedeniyle, içinde yaratıldıkları kültürün ideolojisini oluşturan ilkel din ve bilimin ifadesidir.

Mitler, onlara inanan toplumların özellikle dinsel hayatında son derece önemli bir anlam taşırlar. Onlara göre dünyanın ve hayatın durumunun korunması, ancak mitlerde anlatılan ilk zamanlara ilişkin olayların ibadet ve törenlerde yenilenmesine bağlıdır.

Mitlerin İcra Bağlamı

Mitin icra bağlamı normal durumlarda bir ritüel, kullanımı onaylanmış bir davranış biçimidir. Mit, kutsal bir davranış şekli için meşruiyet sağlamaktadır. Ritüel zamanın başlangıcındaki yaratıcı olayları hayata döndürmekte ve onların o anda hemen tekrarlanmasını sağlamaktadır. Bir bakıma, mitin gerçek yönü, dini törenlerde ve ayinlerde bulunmaktadır. Mite inananlar onun ifade ettiği kutsal örnekleri uygulayarak dünyanın kaosa sürüklenmesini önlenmekte olduklarını düşünmektedirler.

Mit anlatımında uyulması gereken diğer kuralların başında, günlük konuşmaların alelade sözcüklerinden kaçınmak ve onun geleneksel anlatım biçimi olan şiirli bir dil kullanmak gelir.

Mitler kutsal olduğu için bunların canlandırılışı da kutsal sayılır. Bu nedenle, mitleri anlatmaya da onları canlandırmaya da ancak belli kimseler yetkilidir.

Mitlerin gerçeğinin mantıksal bir nedeni yoktur. Dahası gerçekliği tarihselliğinden de kaynaklanmaz.

Mitin icrası esnasında oluşabilecek kötü tesirlerden korunmak veya kurtulmak için yapılanlar arasında yıkanma veya soyunmak, eski elbiseleri veya özel tütsüler yakmak, kan çıkarmak, kusmak ve tükürmek gibi değişik hareketlerle bağdaştırılan günah çıkartma yer alır.

Mitlerde anlatılan olayların onlara inanan birisi için doğru bir geçerliliği ve gerçekliği vardır. Bu nedenle, mit teriminin günlük dilde kullanımı veya mit teriminin “ doğru olmayan, hayali, uydurma, yanlış yola saptırıcı şeyler” için kullanılması gerek geleneksel ve gerekse bilimsel yönden hatalıdır.

Mitoloji Nedir?

Mitoloji (Myhthology) sözcüğü eski Yunanca “mythos” ve “logos” sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Tarihçi Heredot miti ” tarih değeri olmayan, güvenilmez söz ‘ olarak tanımlamaktaydı. Birçok kültürün gündelik konuşma dilinde “mit” kelimesi hâlâ bu eski tanımı çağrıştırır biçimde kullanılır. Mitoloji çalışmalarında “eski tanım” olarak da bilinen bu tanım başta Broslav Malinovski olmak üzere sosyal bilimcilerin mitlerin yaşamakta olduğu kültürlerde yaptıkları alan araştırmalarıyla elde edilen bilgiler ışığında geçerliliğini yitirmiştir. Mitlerin yaşadıkları kültürlerde o toplumun bireylerince “gerçek” ve “kutsal’ olduğuna inanılmasının ortaya çıkışı ve adeta bir “sosyalferman” niteliğinde toplumun gelenek göreneklerine ve inançlarına yön verdiğinin anlaşılması, “yeni mit’ tanımının yapılmasını sağlamıştır.

Antik Çağda Mitoloji Anlayışı ve Yorumlama Yolları

Yunan mitolojisinin temel kaynağı olan Homeros’un Odessa ve İlyada adlı epik destanları yaklaşık olarak M.Ö. 850 yıllarında yazıya geçirilmiştir. Eski Yunan mitleri ve bunların sanatta ve felsefede kullanımı köken ve nitelikleriyle ilgili tartışmalar yaklaşık olarak son 2500 yıl boyunca devam etmiştir. Mitleri “kutsadıktan arındırmayı amaçlayan bu yaklaşım Antik çağdan başlayarak günümüze kadar devam etmiştir. Mitleri mitolojiden arındırma tipolojisinin, üç ana türü veya şekli vardır:

a. Mitleri Terminolojik Arındırma: Terminolojik bir mitolojiden arındırmadan bahsetmek mümkündür. Bu, asıl kelimenin yani mitin kaçınıldığı fakat hikayenin korunduğu anlamına gelmektedir.
b. Mitleri Bütünleyici veya Dengeleyici Arındırma: tamamen yadsınmaktadır; böyle hikayelerin uygar beyinler için gereksiz olduğu iddia edilmektedir.
c. Mitleri Kısmî ve Yorumlayıcı Arındırma: Savunucuları, mitlere kelimesi kelimesine inanmanın bir doğruluğu olmadığını ileri sürerler. Mitlerin sembol ya da simge olduğunu söylemektedirler.

Platon ve Aristo, kanun koyucuların halkı yönetebilmek, onları iyiye yönlendirebilmek için mitleri uydurduklarını düşünmüştür.

En eski dönemden Orta Çağ’a kadar mit olgusunu açıklamak üzere Batı’da çoğunlukla antik çağda ve eski Yunan filozofları tarafından geliştirilmiş yorum ve temel bakış açılarını 10 başlık altında toplamak mümkündür:

  • Mitlerin mitograflarca (mitleri yazıya geçiren kişiler) tespiti
  • Mitlerin felsefi eleştirileri
  • Bilim öncesi yorum
  • Doğal fenomenlere dayanan mecazi açıklama
  • Ruhsal özelliklere dayanan mecazi açıklama
  • Etimolojik yorumlar
  • Tarihsel yorumlama
  • Efsanelerden geleneklerden kaynaklandığına inanılan yorumlama
  • Sosyal kontrol yolu olarak yorumlama
  • Psikolojik yorumlar

Bu bakış açıları Aydınlanma Devri’nin başlangıcı ile sarsılmış, günümüzde geçerliliklerini yitirmişlerdir.

Modern Çağda Mitoloji Anlayışı ve Yorumlama Yolları

Rönesansla birlikte yeniden ilgi görmeye başlamışsa da bu ilgi geçmiş dönemlerde ortaya çıkan bakış açılarının uzantısı gibidir.

18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başındaki Romantizm hareketi mitleri insanların en derin yaratıcı potansiyellerinin bir ifadesi olarak algılamıştır.

19. yüzyıla kadar mit dendiğinde neredeyse tamamen “Yunan Mitleri” anlaşılırken bu yüzyıldan itibaren hemen hemen bütün milletlerin mitolojisi olduğu gerçeği ortaya çıkar.

20. yüzyılda sosyal bilimlerin alan araştırmalarıyla elde edilen bilgiler ışığında yenilenen mit kavramı ve tanımı, mitleri anlamaya ve açıklamaya yönelik yeni kuramsal bakış açılarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Mitlere yöneltilen sorunun doğasına bağlı olarak aşağıdaki on iki farklı kuramsal bakış açısının herhangi birinden ya da birkaçından yararlanmak mümkündür:

  • Bilişsel kategorilerin kaynağı olarak mit
  • Sembolik bir ifade türü olarak mit
  • Bilinçaltının izdüşümü olarak mit
  • Dünya görüşü olarak mit
  • Davranış şekli olarak mit
  • Sosyal kurumların onayı olarak mit
  • Sosyal uyumluluğun belirteci olarak mit
  • Kültürün, sosyal yapının, vb. aynası olarak mit
  • Tarihsel bir durumun sonucu olarak mit
  • Dinî iletişim olarak mit
  • Dinî bir tür olarak mit
  • Yapı aracı olarak mit

Yukarıda antik ve modern zamanlarda yer alan bakış açıları ve yorumlama yolları başlangıcından günümüze kadar mitolojinin temel kavramsallaştırmalarını içermektedir.

Mitoloji ve Edebiyat İlişkisi Nasıldır?

Mitlerin yaşaması veya “yaşayan mit” demek onlara inanan insanların tüm davranış ve etkinliklerini onlara göre temellendirmesi ve açıklaması demektir. Eğer insanlar mitlere inanmıyor; davranış ve etkinliklerini başka şekilde meselâ bilimsel olarak temellendiriyor ve açıklıyorsa artık bu mitler “ölü mitlerdir”. Ölü mitlerin anlatılması ve kuşaktan kuşağa eğlenmek hatta bilgilenmek gibi inanma ve ona göre yaşama dışındaki amaçlarla aktarılmasıysa edebiyattır.

Ölü mitlerin olay, motif, kahraman, epizot hatta tür bazındaki sözlü aktarımları “Sözlü Edebiyat’’ icraları, yazılı aktarımlarıysa “Yazılı Edebiyat’’ metinleri yoluyla olur.

Sözlü Edebiyat-Mit İlişkisi

Mitleri veya miti tanımakla, şeylerin “kökeni” tanınır. Bu “dışsal’ ve “soyut” bir tanıma değil, törenle anlatarak ve doğruladığı ritüeli gerçekleştirerek “ yaşanan ” bir tanımadır. Mitler kutsaldır, anlatımlarında, anlatının doğru, eksiksiz ve ciddiyet içinde anlatılması beklenilir, böyle olmadığı zaman mitin kutsallığına saygısızlık edildiği düşünülür. Fabller, hayvan masalları gibi hayvanlardan söz eden anlatılar dikkat çekicidir. Büyük bir ihtimalle bu tür hayvanlardan söz eden anlatılar başlangıçta birer mittiler.

Yazılı Edebiyat-Mit İlişkisi

Yazılı edebiyat ile mitlerin ilişkisi bir bakıma yazı tekniğinin tarihi kadar eskidir. Sümerlerin “Gılgamış” adlı mitolojik destanın yazıya geçirilmesi buna tipik bir örnek olarak verilebilir. Hititlerin, Hintlilerin de mitolojileriyle ilgili pek çok yazılı kayıt bıraktıkları bilinmektedir.

Rönesans ile birlikte Avrupa’da mitlere yönelik yeniden ilgilenmenin başlaması mitlerle yazılı edebiyat ilişkisinin yeni bir dönemidir. Eski Yunan’ın yeniden keşfiyle yolla edebiyat başta olmak üzere çeşitli güzel sanatlarda eski Yunan mitolojisi bir ilham kaynağı olarak büyük tesirler meydana getirmiştir. Ovid, Boccaccio, Dante, John Milton, Shakespare gibi edebiyatçılarda bu etki net gözükür. 18. yüzyılda ortaya çıkan Aydınlanma hareketi mitleri “akıldışı” olarak görmesine ve onlara karşı olumsuz bir tavır almasına rağmen bu etkiyle yeni eserler yaratılmaya devam etmiştir.

Mitler; oyun yazarları, şairler ve ressamlar için sürekli bir esin kaynağı olmuştur; insan varlığıyla ilgili derin gerçeklikleri belirtmişlerdir ve böylece insanın çocukluğunun hatırası olarak algılanmamıştır.

Mit Nedir?

“Mit’ (myht) kelimesinin kökeni, Yunancada “anlatı” veya “hikâye anlamına gelen “mythos”tur. Mit terimi, “basit’, “hayali’ hatta “uydurma” ve “yalan” anlamına gelen bir içerikten “son derece doğru” ve “kutsal bir öykü”ye kadar çok geniş bir alanı içermektedir. Mitler çoğu zaman bir yaratılışın öyküsüdür. Bir şeyin nasıl yaratıldığını veya nasıl var olmaya başladığını anlatırlar.

Mitlerin Kahramanları

Mitlerdeki kahramanlar veya kişiler olağanüstü özelliklere sahip tanrı, tanrıça, yarıtanrı gibi tanrısal varlıklardır. Bu bağlamda, mitler, kutsal ya da olağanüstü olan güç veya güçlerin dünyaya çeşitli zamanlarda yaptıkları heyecan verici, değişip dönüştürücü ve yaratıcı akınlarının tasvir edildiği öykülerdir. Mitlerin temel karakterleri veya kahramanı insanoğlu değildir. Ancak mitleri gerçekleştiren tanrısal, olağanüstü karakter veya kahraman insan tavır ve davranışları sergiler.

Mitlerin, yaşadıkları kültürlerde “gerçek hikâye” olduğuna inanılır. Bu tür toplumlarda mitler şu özellikleri gösterirler:

a) Mit, tanrısal ve olağanüstü varlıkların eylemlerinin öyküsüdür.
b) Mitlerde anlatılan bu öykü, kesinlikle “gerçek’ ve “kutsal” olarak kabul edilir.
c) Mit, her zaman için bir “yaratılış” ve “köken” ile ilgilidir.
d) Onlara gerçek ve kutsal olarak inananlar tarafından model olarak alınırlar.
e) İnsan, miti bilmekle nesnelerin “köken”ini bildiğine inanır.
f) Mitlerin anlattıklarını kanıtladığına inanılan ritüeller uygulanır.

Mitlerde Zaman Kavramı

Mitlerdeki bu zaman anlayışına göre geçmiş şu ana taşınabilecek bir “şimdi” dir; asla geri getirilemeyecek bir zaman olarak düşünülmez. Mitlerde bu anlamda geçmiş, gelecek ve şimdi arasında bir eş süremlilik görülür. mitlerdeki zaman “köken’e ilgili olduğu için de kutsaldır. Mitsel ritüeller, başlangıçtan beri öyle yapıldığı gerekçesiyle bir örnek üzerine kalıplaşmış bir biçimde tekrarlanırlar. Törene katılanların büyük bir çoğunluğu bu bir örnek üzerine kalıplaşmayı titizlikle muhafaza etmeye çalışır. Mitlerde başlangıç ve yaşanan an (şimdi) birleştirilir. Birbirine eş ve paralel hale gelen bu iki zamanın örtüşmesine de “eş süremli zaman’ denilir.

Mitlerde Mekan Kavramı

Mitlerde mekan kavramı ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi “kutsal’ olanla ilişkili ve bu nedenle “kutsal’ kabul edilen mekanlardır. İkincisi ise kutsalla ilişkisi olmayan sıradan ve anlamsız olan mekanlardır. Mekânı, kutsallıkla ilişkili olarak merkezî bir yapı içinde algılamaya “merkez simgeciliği” adı verilir.

Mitlerin İçeriği ve Tasnifi

Mitler içeriklerine göre pek çok çeşitlilik göstermektedir. Fakat onları birbirine bağlayan bağ, genellikle mitlerin zamanın ilk başlangıcındaki kararlı ve belirli yaratılış olaylarıyla ilgili bilgi içermesidir.

Mitlerin taşıdıkları çeşitli özelliklerine göre faklı sınıflandırmaları yapılmıştır. Bunlar içinde en yaygın olarak kabul edilenlerden birisi, mitleri konularına göre sınıflandırmadır. Konularına göre mitler iki temel gruba ve alt gruplara ayrılırlar:

Köken ve Yaratılış Mitleri

a. Etiyolojik Mitler: Mitolojik zamanı aşamamış ve yaşam tarzı olarak ilkel topluluklarda çok yaygın olarak görülen mitlerdir.
b. Teogoni Mitleri: Tanrıların ve tanrısal varlıkların kökenini ve nereden geldiklerini konu edinen mitlerdir.
c. Kozmogoni Mitleri: Evrenin, dünyanın ve özellikle de gök ve gök cisimlerinin nasıl oluştuğunu konu edinen mitlerdir.
d. Takvim Mitleri: Zamanın ölçülmesi bağlamındaki düşünceleri sembolik bir biçimde anlatan öyküler, takvim mitleri olarak adlandırılır.
e. Totem Mitleri: Bir topluluğun yaratılışı ve kökenini bir bitki, bir hayvan gibi canlı veya dağ gibi bir cansız nesneye bağlayarak izah eden mitlere de totem mitleri denilir.
f. Kahramanlık Mitleri: Bir misyon ile kendilerini toplumlarına adayarak onları çeşitli felaketlerden kurtaran veya toplumlarındaki çeşitli kültürel kurumları kuran idealize edilen insan kahramanlardan bahseden mitler.

Eskatoloji Mitleri

İnsan ve dünyanın geleceğini veya sonunu konu edinen mitlerdir.

Mitlerin Şekli

Mit, şekli açıdan kutsal kaynaklar hakkında bilinenlerin sözlü hikayesini sunan bir anlatıdır. Mitler; masal, epik destan ve halk hikâyesi gibi göreceli olarak daha sabit özelliklere sahip anlatılara nazaran çok daha değişken ve akışkan özelliklere sahiptirler, dış yapıya ait şekil özelliklerinden hareketle kolayca tanımlanıp benzemezlerinden ayrılamazlar. Mitlerin şeklini belirlemede de esas ölçütün içerik, işlev ve bağlama dayandığı görülmektedir.

Mitlerin İşlevi

Mitler insan davranışları için örnek modeller olarak işlev görmektedir. Mitlerin temelinde tanrıların ve kültürel kahramanların yaratıcı, biçimlendirici etkinlikleri yatar. Mitlere inanan bir kişinin buradaki payı bu örnekleri ezberleyip saklaması, davranışlarında onları izlemesi ve bu amaçla yapılan törenlerde onları tekrarlayarak kopyalaması gerçeğinde yatmaktadır. Mitler sadece dünyanın, insanın, bitkilerin, hayvanların yaratılışını veya kökenini değil aynı zamanda âdetlerin, kurumların, törenlerin de kökenini veya yaratılışını da konu edinirler.

Mitin işlevi Dünyaya, insanın varlığına ve davranışlarına bir anlam verecek olan modeller koyup bunları açıklamaktır. Mit, anlatıldığı toplumda inanca uygundur, inancı oluşturan ve yönlendirendir. O, inanılmak üzere anlatılır. Mitler dogmanın temelidir ve çoğunlukla kutsal ve törenlerle ilgilidir.

Mitler ifade ettikleri simgeler nedeniyle, içinde yaratıldıkları kültürün ideolojisini oluşturan ilkel din ve bilimin ifadesidir.

Mitler, onlara inanan toplumların özellikle dinsel hayatında son derece önemli bir anlam taşırlar. Onlara göre dünyanın ve hayatın durumunun korunması, ancak mitlerde anlatılan ilk zamanlara ilişkin olayların ibadet ve törenlerde yenilenmesine bağlıdır.

Mitlerin İcra Bağlamı

Mitin icra bağlamı normal durumlarda bir ritüel, kullanımı onaylanmış bir davranış biçimidir. Mit, kutsal bir davranış şekli için meşruiyet sağlamaktadır. Ritüel zamanın başlangıcındaki yaratıcı olayları hayata döndürmekte ve onların o anda hemen tekrarlanmasını sağlamaktadır. Bir bakıma, mitin gerçek yönü, dini törenlerde ve ayinlerde bulunmaktadır. Mite inananlar onun ifade ettiği kutsal örnekleri uygulayarak dünyanın kaosa sürüklenmesini önlenmekte olduklarını düşünmektedirler.

Mit anlatımında uyulması gereken diğer kuralların başında, günlük konuşmaların alelade sözcüklerinden kaçınmak ve onun geleneksel anlatım biçimi olan şiirli bir dil kullanmak gelir.

Mitler kutsal olduğu için bunların canlandırılışı da kutsal sayılır. Bu nedenle, mitleri anlatmaya da onları canlandırmaya da ancak belli kimseler yetkilidir.

Mitlerin gerçeğinin mantıksal bir nedeni yoktur. Dahası gerçekliği tarihselliğinden de kaynaklanmaz.

Mitin icrası esnasında oluşabilecek kötü tesirlerden korunmak veya kurtulmak için yapılanlar arasında yıkanma veya soyunmak, eski elbiseleri veya özel tütsüler yakmak, kan çıkarmak, kusmak ve tükürmek gibi değişik hareketlerle bağdaştırılan günah çıkartma yer alır.

Mitlerde anlatılan olayların onlara inanan birisi için doğru bir geçerliliği ve gerçekliği vardır. Bu nedenle, mit teriminin günlük dilde kullanımı veya mit teriminin “ doğru olmayan, hayali, uydurma, yanlış yola saptırıcı şeyler” için kullanılması gerek geleneksel ve gerekse bilimsel yönden hatalıdır.

Mitoloji Nedir?

Mitoloji (Myhthology) sözcüğü eski Yunanca “mythos” ve “logos” sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Tarihçi Heredot miti ” tarih değeri olmayan, güvenilmez söz ‘ olarak tanımlamaktaydı. Birçok kültürün gündelik konuşma dilinde “mit” kelimesi hâlâ bu eski tanımı çağrıştırır biçimde kullanılır. Mitoloji çalışmalarında “eski tanım” olarak da bilinen bu tanım başta Broslav Malinovski olmak üzere sosyal bilimcilerin mitlerin yaşamakta olduğu kültürlerde yaptıkları alan araştırmalarıyla elde edilen bilgiler ışığında geçerliliğini yitirmiştir. Mitlerin yaşadıkları kültürlerde o toplumun bireylerince “gerçek” ve “kutsal’ olduğuna inanılmasının ortaya çıkışı ve adeta bir “sosyalferman” niteliğinde toplumun gelenek göreneklerine ve inançlarına yön verdiğinin anlaşılması, “yeni mit’ tanımının yapılmasını sağlamıştır.

Antik Çağda Mitoloji Anlayışı ve Yorumlama Yolları

Yunan mitolojisinin temel kaynağı olan Homeros’un Odessa ve İlyada adlı epik destanları yaklaşık olarak M.Ö. 850 yıllarında yazıya geçirilmiştir. Eski Yunan mitleri ve bunların sanatta ve felsefede kullanımı köken ve nitelikleriyle ilgili tartışmalar yaklaşık olarak son 2500 yıl boyunca devam etmiştir. Mitleri “kutsadıktan arındırmayı amaçlayan bu yaklaşım Antik çağdan başlayarak günümüze kadar devam etmiştir. Mitleri mitolojiden arındırma tipolojisinin, üç ana türü veya şekli vardır:

a. Mitleri Terminolojik Arındırma: Terminolojik bir mitolojiden arındırmadan bahsetmek mümkündür. Bu, asıl kelimenin yani mitin kaçınıldığı fakat hikayenin korunduğu anlamına gelmektedir.
b. Mitleri Bütünleyici veya Dengeleyici Arındırma: tamamen yadsınmaktadır; böyle hikayelerin uygar beyinler için gereksiz olduğu iddia edilmektedir.
c. Mitleri Kısmî ve Yorumlayıcı Arındırma: Savunucuları, mitlere kelimesi kelimesine inanmanın bir doğruluğu olmadığını ileri sürerler. Mitlerin sembol ya da simge olduğunu söylemektedirler.

Platon ve Aristo, kanun koyucuların halkı yönetebilmek, onları iyiye yönlendirebilmek için mitleri uydurduklarını düşünmüştür.

En eski dönemden Orta Çağ’a kadar mit olgusunu açıklamak üzere Batı’da çoğunlukla antik çağda ve eski Yunan filozofları tarafından geliştirilmiş yorum ve temel bakış açılarını 10 başlık altında toplamak mümkündür:

  • Mitlerin mitograflarca (mitleri yazıya geçiren kişiler) tespiti
  • Mitlerin felsefi eleştirileri
  • Bilim öncesi yorum
  • Doğal fenomenlere dayanan mecazi açıklama
  • Ruhsal özelliklere dayanan mecazi açıklama
  • Etimolojik yorumlar
  • Tarihsel yorumlama
  • Efsanelerden geleneklerden kaynaklandığına inanılan yorumlama
  • Sosyal kontrol yolu olarak yorumlama
  • Psikolojik yorumlar

Bu bakış açıları Aydınlanma Devri’nin başlangıcı ile sarsılmış, günümüzde geçerliliklerini yitirmişlerdir.

Modern Çağda Mitoloji Anlayışı ve Yorumlama Yolları

Rönesansla birlikte yeniden ilgi görmeye başlamışsa da bu ilgi geçmiş dönemlerde ortaya çıkan bakış açılarının uzantısı gibidir.

18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başındaki Romantizm hareketi mitleri insanların en derin yaratıcı potansiyellerinin bir ifadesi olarak algılamıştır.

19. yüzyıla kadar mit dendiğinde neredeyse tamamen “Yunan Mitleri” anlaşılırken bu yüzyıldan itibaren hemen hemen bütün milletlerin mitolojisi olduğu gerçeği ortaya çıkar.

20. yüzyılda sosyal bilimlerin alan araştırmalarıyla elde edilen bilgiler ışığında yenilenen mit kavramı ve tanımı, mitleri anlamaya ve açıklamaya yönelik yeni kuramsal bakış açılarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Mitlere yöneltilen sorunun doğasına bağlı olarak aşağıdaki on iki farklı kuramsal bakış açısının herhangi birinden ya da birkaçından yararlanmak mümkündür:

  • Bilişsel kategorilerin kaynağı olarak mit
  • Sembolik bir ifade türü olarak mit
  • Bilinçaltının izdüşümü olarak mit
  • Dünya görüşü olarak mit
  • Davranış şekli olarak mit
  • Sosyal kurumların onayı olarak mit
  • Sosyal uyumluluğun belirteci olarak mit
  • Kültürün, sosyal yapının, vb. aynası olarak mit
  • Tarihsel bir durumun sonucu olarak mit
  • Dinî iletişim olarak mit
  • Dinî bir tür olarak mit
  • Yapı aracı olarak mit

Yukarıda antik ve modern zamanlarda yer alan bakış açıları ve yorumlama yolları başlangıcından günümüze kadar mitolojinin temel kavramsallaştırmalarını içermektedir.

Mitoloji ve Edebiyat İlişkisi Nasıldır?

Mitlerin yaşaması veya “yaşayan mit” demek onlara inanan insanların tüm davranış ve etkinliklerini onlara göre temellendirmesi ve açıklaması demektir. Eğer insanlar mitlere inanmıyor; davranış ve etkinliklerini başka şekilde meselâ bilimsel olarak temellendiriyor ve açıklıyorsa artık bu mitler “ölü mitlerdir”. Ölü mitlerin anlatılması ve kuşaktan kuşağa eğlenmek hatta bilgilenmek gibi inanma ve ona göre yaşama dışındaki amaçlarla aktarılmasıysa edebiyattır.

Ölü mitlerin olay, motif, kahraman, epizot hatta tür bazındaki sözlü aktarımları “Sözlü Edebiyat’’ icraları, yazılı aktarımlarıysa “Yazılı Edebiyat’’ metinleri yoluyla olur.

Sözlü Edebiyat-Mit İlişkisi

Mitleri veya miti tanımakla, şeylerin “kökeni” tanınır. Bu “dışsal’ ve “soyut” bir tanıma değil, törenle anlatarak ve doğruladığı ritüeli gerçekleştirerek “ yaşanan ” bir tanımadır. Mitler kutsaldır, anlatımlarında, anlatının doğru, eksiksiz ve ciddiyet içinde anlatılması beklenilir, böyle olmadığı zaman mitin kutsallığına saygısızlık edildiği düşünülür. Fabller, hayvan masalları gibi hayvanlardan söz eden anlatılar dikkat çekicidir. Büyük bir ihtimalle bu tür hayvanlardan söz eden anlatılar başlangıçta birer mittiler.

Yazılı Edebiyat-Mit İlişkisi

Yazılı edebiyat ile mitlerin ilişkisi bir bakıma yazı tekniğinin tarihi kadar eskidir. Sümerlerin “Gılgamış” adlı mitolojik destanın yazıya geçirilmesi buna tipik bir örnek olarak verilebilir. Hititlerin, Hintlilerin de mitolojileriyle ilgili pek çok yazılı kayıt bıraktıkları bilinmektedir.

Rönesans ile birlikte Avrupa’da mitlere yönelik yeniden ilgilenmenin başlaması mitlerle yazılı edebiyat ilişkisinin yeni bir dönemidir. Eski Yunan’ın yeniden keşfiyle yolla edebiyat başta olmak üzere çeşitli güzel sanatlarda eski Yunan mitolojisi bir ilham kaynağı olarak büyük tesirler meydana getirmiştir. Ovid, Boccaccio, Dante, John Milton, Shakespare gibi edebiyatçılarda bu etki net gözükür. 18. yüzyılda ortaya çıkan Aydınlanma hareketi mitleri “akıldışı” olarak görmesine ve onlara karşı olumsuz bir tavır almasına rağmen bu etkiyle yeni eserler yaratılmaya devam etmiştir.

Mitler; oyun yazarları, şairler ve ressamlar için sürekli bir esin kaynağı olmuştur; insan varlığıyla ilgili derin gerçeklikleri belirtmişlerdir ve böylece insanın çocukluğunun hatırası olarak algılanmamıştır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.