Temel Bakım Hizmetleri Dersi 4. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Temel Bakım Hizmetleri Dersi 4. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Davranış Tedavisi

Giriş

Canlıların yaptıkları eylem veya eylemler bütününe davranış adı verilir. Davranış sadece ve sadece beynin bir ürünüdür. Davranabilmek için girdiyi (input) işleyebilecek ve değişik çıktılara (output) yol verebilecek sofistike bir “işlemci” gereklidir.

Zaman zaman davranışlarımız kendimizi huzursuz edecek şekilde farklılaşabilir. Bizi huzursuz ve rahatsız eden davranışlarımızın farkına vararak bunları düzeltmeye çalışmak günümüzün en modern tedavilerinden davranışçı tedavinin esas amacını oluşturur.

Davranış Tedavisinin Tanımı ve Amacı

Davranış tedavisi veya bilişsel davranışçı tedavi, düşüncelerimizin, duygularımız ve davranışlarımız üzerindeki önemini vurgulayan ve işlevsel olmayan duyguları ve düşünceleri belli bir amaç doğrultusunda sistematik bir şekilde değiştirmeyi amaçlayan psikoterapötik yaklaşımdır. Bu tedavi modeli sağlıklı bireylerle beraber, depresyon, demans ve kronik hastalığa sahip kişilerde de kullanım alanı bulmuştur.

Tedavinin ana amacı, bireylerin ve grupların baş etme becerilerini iyileştirmektir. Bu tedavi teknikleri, kişilerin kendileri, dünya ve gelecek hakkındaki olumsuz ve otomatik bilişlerini ve onların duygu ve düşüncelerle olan bağlantılarını denetim altında tutabilmeyi hastalara öğretebilmek amacı ile geliştirilmiştir

Bilişsel ve Davranışçı terapilerde terapist ve danışan birlikte;

  1. Sorunu tanımak ve anlamak
  2. Sorunun ne olduğu konusunda ortak bir fikir sahibi olmak
  3. Sorunun kişinin günlük hayatına, düşünce, duygu ve davranışlarına etkisini saptamak
  4. Tedavi hedeflerini belirlemek ve tedavi planı oluşturmak

şeklinde bir plan yaparlar. Sorunları ile ilgili bir yol arayışına giderler.

Davranış tedavisinin amacı danışanın sorunlarını çözmek amacıyla kullanmakta olduğu baş etme yöntemlerinden daha yararlı olabilecek çözümler üretebilmesini sağlamak ve bunu günlük pratik süreçlerine sokmaktır.

Davranış tedavisi ile ilgili ilk fikirler, Skinner’in 1953’te yapmış olduğu bir çalışmadan sonra çıkmıştır. Davranış tedavisinin çıkış kaynağı olarak üç farklı bölge gösterilmektedir. Güney Afrika’da Wolpe’nin grubu, Amerika’da Skinner’in grubu, İngiltere’de Rachman ve Eysenck grubu aynı anda temel teori üzerinde çalışmaya başlamışlardır. Eysench kişilik bozuklukları ile ilgilenirken, Skinner öğrenme üzerine yoğunlaşmıştır. Psikiyatri alanında oldukça rağbet gören bu tedaviler en sıklıkla depresyon, fobi ve anksiyete tedavisinde kullanılmaktadır.

Davranış Tedavisinin Çeşitleri

Davranışçı Terapi birçok alt tedavi tipini içerir. Bunlardan bazıları:

1. Sistematik Duyarsızlaştırma

Anksiyeteli kişilerde daha çok kullanılabilecek bu yöntem için önce gevşeme ve rahatlama yöntemleri kullanılır. Yaşlı hastanın tedirgin ve vazgeçmeye hazır davranışlarını engellemek amacıyla en az korku veren uyarandan başlayarak yavaş yavaş kaçınılan davranış ya da nesnelerle hasta karşı karşıya getirilir. Anksiyeteye neden olan durumun görüntüsünü canlandırma ile derin kas gevşemesinin kombinasyonundan oluşur. Yaşlının yalnızlık, karanlık, uçak ve yükseklik korkusunda kullanılabilir.

2. İtici Koşulama (Aversiyon)

Hoş olmayan bir uyaran, istenmeyen bir davranışın ortaya çıkmasına neden olursa bu teknik uygulanır. Ancak özellikle yaşlılarda etkinliği ve yararı tartışmalıdır.

3. Üstüne Gitme (Exposure)

Sıkıntı yaratan konu veya objeyi hayalde veya gerçek yaşamda bütün şiddeti ile yaşamak, çekinilen durumla aşamalı olarak yüzleşmek bu tekniğin temel ilkesidir.

4. Ters Niyetleme

Bu teknikle korku ve sıkıntı yaratan duygular bilinçli bir çaba ile zihinde canlandırılarak yenilmeye çalışılır. Korkuları olan kişiler kendilerinde korku uyandıran nesne ve durumlardan kaçmaya, uzak kalmaya çalışırlar. Hastadan istenen bu kaçınma davranışını terk ederek korkularının üstüne gitmesidir.

5. Operant Koşulama

Hastanın davranış öyküsü ve sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi ve değiştirilmesidir. İstenen davranış desteklenir ve pekiştirilirken olumsuz davranış durdurulmaya çalışılır.

Davranışçı terapiler çocuk, genç, yetişkin, yaşlı ve aile ile çalışmak için son derece uygundur. Genel olarak bu terapilerin amaçladığı hedefler bireyin hoşnutluk durumunun artması, sosyal becerilerinin geliştirilmesi ve istenmeyen davranışının azaltılmasıdır. Terapi sırasında yapılan etkinlikler, klinik ortam dışında da gerçekleştirebilir.

Davranış Tedavisini Uygulama İlkeleri ve Yolları

Davranış terapisinin temeli Ivan Pavlov tarafından geliştirilen klasik koşullanma ilkeleri ile BF Skinner tarafından geliştirilen edimsel koşulama ilkelerine dayanmaktadır. Dört çeşit edimsel koşullanma yöntemi bulunmaktadır:

  1. Markayla (jetonla) ödüllenme, denetimi zor olan davranışlarda bir dereceye kadar etkili olabilir. Temel ilke iyi davranış için marka (jeton) verme, kötü davranış için markayı geri almadır.
  2. Kendini denetim, bireyin davranışının başkaları tarafından da ödüllendirilmesi yerine, bireyin kendisinin vereceği ödüllenmelerle denetim altına alınabileceği düşüncesidir. Sigara içme, oburluk, kekeleme, fazla içki içme ve kötü çalışma alışkanlıklarını ortadan kaldırmada kullanılmıştır.
  3. Biyobildirim (biyolojik geri bildirim) tekniğinde birey mekanizmasını bilmediği halde, kendi bedeninin işleyiş tarzını etkileyebilen bazı değişiklikleri yapabilir. Bu teknik migren, baş ağrısı, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı ve sara nöbetlerinin tedavisinde etkin bir biçimde kullanılmıştır.
  4. İtici uyarıcılara koşulama yöntemi, bırakması gerçekten zor olan alışkanlıklar söz konusu olduğunda uygulanır. Teknik, kötü alışkanlıklarla acı veren itici bir uyarıcıyı aynı anda vermektedir. Tedavi için tedavi uzmanı ve danışan birlikte sorunu anlamaya, sorunun danışanın düşünce, duygu ve davranışlarını ve gün içindeki işlevlerini nasıl etkilediğini belirlemeye çalışırlar. Davranışçı tedavi davranışa yönelir, temeldeki sorunların ne olduğuyla ya da genel kişilik sorunları ile ilgilenmez. Bilişsel ve Davranışçı terapiler gerektiğinde ilaçlarla birlikte de kullanılabilir.

En sık kullanım alanları:

  • Anksiete ve panik atakları
  • Fobiler (ör. Agorafobi, sosyal fobi)
  • Kronik yorgunluk sendromu
  • Depresyon
  • Obsesif-Kompulsif bozukluk
  • Yeme bozuklukları
  • Cinsel sorunlar
  • İlişki sorunları
  • Eşler arası ilişkiler (Eş terapileri)
  • Çocukluk ve ergenlik dönemi sorunları
  • Genel sağlık sorunları
  • Kronik ağrı
  • Alışkanlık şeklinde devam eden davranış sorunları (Tikler)
  • Öfke
  • İlaç ve alkol kullanımına bağlı sorunlar
  • Şizofreni ve diğer psikozlar
  • Öğrenme güçlüğüne bağlı sorunlar
  • Bipolar bozukluk (İki uçlu duygu durum bozuklukları)
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Uyku bozuklukları şeklindedir.

Davranışçı tedavinin özellikleri aşağıda sunulmaktadır:

  1. Davranışçı tedavi kişilere nasıl hissetmeleri gerektiğini söylemez, duyguların yararlarını ve istenmeyen durumlarla karşılaşıldığında sakin kalabilmeyi vurgular.
  2. Davranışçı tedavi terapistleri, danışanın sorunlarını çok iyi anlamak istediği için çok soru sorar ve danışanlarını da kendi kendilerine soru sormaları konusunda teşvik eder.
  3. Davranışçı tedavi planlı ve yol göstericidir. Her görüşmede belirli yöntemler ve kavramlar öğretilir. Danışanın amaçlarına ve hedeflerine yöneliktir.
  4. Davranışçı tedavinin hedefi danışanlara yanlış bildiklerini ve istenmeyen tepkilerini isteyerek unutmalarına ve yeni tepki verme yolları öğrenmelerine yardım etmektir.
  5. Davranışçı tedavi düşünmenin temel gerçeklerine, gerçek olay ve durumlara dayanır.

Davranış Tedavisi Sırasında Karşılaşılan Güçlükler ve Başarısızlık Nedenleri

Davranış tedavisi sırasında karşılaşılan güçlükler ve başarısızlık nedenlerinden aşağıdaki gibi söz edilebilir:

a. Etkili bir tedavi süreci için güvenilir terapi ve terapist gereklidir. Bazı terapi yöntemleri kişinin iyileşmesinin asıl sebebinin terapist ve danışan arasındaki olumlu ilişki olduğunu varsayar. Uyumsuz bir danışman ve terapist ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın olumsuz sonuç verecektir.

b. Terapist ile danışan arasında işbirliği tedavinin başarısı için gereklidir. Terapistin görevi dinlemek, öğretmek, desteklemek, cesaretlendirmekken danışanın rolü ise endişe ve sorunlarını ifade etmek, öğrenmek ve öğrendiğini uygulamaya çalışmaktır.

c. Davranışçı terapi uygulamaları sırasında üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri, tekniklerin standart biçimde kullanılmasıyla ilgilidir. “Hastalık yok, hasta vardır” ilkesinden yola çıkarak tedavinin her hasta için, o hastanın bireysel ve kültürel özellik ve gereksinmeleri göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerekir.

d. Hiçbir teknik yöntem kullanmadan yalnızca hastayı dinlemek, ona ilgi ve empati gösterip zaman ayırmak bile bazı olgularda önemli yararlar sağlayabilmektedir.

e. Terapist yaşlılar ile çalışırken daha yavaş bir yol izleyebilir. Çünkü yaşlı hastaların duygusal algı güçlüklerinin yanı sıra, tedavi ve terapiste uyum sorunu olabilir.

Davranış Tedavisinin Verimliliğini Değerlendirme Yolları

Davranış tedavisinin verimliliği, tedavi verilen alanla karşılaştığında kişinin gösterdiği davranış şekline göre değerlendirilir. Gittiği herhangi bir mekândan bir enfeksiyon kapan birisi, daha sonraki dönemlerde enfeksiyon riskini azaltmak için aşırı temizliğe yönelebilir. Bu durum onu sosyal yaşamdan koparabilir. Bu davranış tipinin değişmesi bir verimlilik göstergesidir.

Giriş

Canlıların yaptıkları eylem veya eylemler bütününe davranış adı verilir. Davranış sadece ve sadece beynin bir ürünüdür. Davranabilmek için girdiyi (input) işleyebilecek ve değişik çıktılara (output) yol verebilecek sofistike bir “işlemci” gereklidir.

Zaman zaman davranışlarımız kendimizi huzursuz edecek şekilde farklılaşabilir. Bizi huzursuz ve rahatsız eden davranışlarımızın farkına vararak bunları düzeltmeye çalışmak günümüzün en modern tedavilerinden davranışçı tedavinin esas amacını oluşturur.

Davranış Tedavisinin Tanımı ve Amacı

Davranış tedavisi veya bilişsel davranışçı tedavi, düşüncelerimizin, duygularımız ve davranışlarımız üzerindeki önemini vurgulayan ve işlevsel olmayan duyguları ve düşünceleri belli bir amaç doğrultusunda sistematik bir şekilde değiştirmeyi amaçlayan psikoterapötik yaklaşımdır. Bu tedavi modeli sağlıklı bireylerle beraber, depresyon, demans ve kronik hastalığa sahip kişilerde de kullanım alanı bulmuştur.

Tedavinin ana amacı, bireylerin ve grupların baş etme becerilerini iyileştirmektir. Bu tedavi teknikleri, kişilerin kendileri, dünya ve gelecek hakkındaki olumsuz ve otomatik bilişlerini ve onların duygu ve düşüncelerle olan bağlantılarını denetim altında tutabilmeyi hastalara öğretebilmek amacı ile geliştirilmiştir

Bilişsel ve Davranışçı terapilerde terapist ve danışan birlikte;

  1. Sorunu tanımak ve anlamak
  2. Sorunun ne olduğu konusunda ortak bir fikir sahibi olmak
  3. Sorunun kişinin günlük hayatına, düşünce, duygu ve davranışlarına etkisini saptamak
  4. Tedavi hedeflerini belirlemek ve tedavi planı oluşturmak

şeklinde bir plan yaparlar. Sorunları ile ilgili bir yol arayışına giderler.

Davranış tedavisinin amacı danışanın sorunlarını çözmek amacıyla kullanmakta olduğu baş etme yöntemlerinden daha yararlı olabilecek çözümler üretebilmesini sağlamak ve bunu günlük pratik süreçlerine sokmaktır.

Davranış tedavisi ile ilgili ilk fikirler, Skinner’in 1953’te yapmış olduğu bir çalışmadan sonra çıkmıştır. Davranış tedavisinin çıkış kaynağı olarak üç farklı bölge gösterilmektedir. Güney Afrika’da Wolpe’nin grubu, Amerika’da Skinner’in grubu, İngiltere’de Rachman ve Eysenck grubu aynı anda temel teori üzerinde çalışmaya başlamışlardır. Eysench kişilik bozuklukları ile ilgilenirken, Skinner öğrenme üzerine yoğunlaşmıştır. Psikiyatri alanında oldukça rağbet gören bu tedaviler en sıklıkla depresyon, fobi ve anksiyete tedavisinde kullanılmaktadır.

Davranış Tedavisinin Çeşitleri

Davranışçı Terapi birçok alt tedavi tipini içerir. Bunlardan bazıları:

1. Sistematik Duyarsızlaştırma

Anksiyeteli kişilerde daha çok kullanılabilecek bu yöntem için önce gevşeme ve rahatlama yöntemleri kullanılır. Yaşlı hastanın tedirgin ve vazgeçmeye hazır davranışlarını engellemek amacıyla en az korku veren uyarandan başlayarak yavaş yavaş kaçınılan davranış ya da nesnelerle hasta karşı karşıya getirilir. Anksiyeteye neden olan durumun görüntüsünü canlandırma ile derin kas gevşemesinin kombinasyonundan oluşur. Yaşlının yalnızlık, karanlık, uçak ve yükseklik korkusunda kullanılabilir.

2. İtici Koşulama (Aversiyon)

Hoş olmayan bir uyaran, istenmeyen bir davranışın ortaya çıkmasına neden olursa bu teknik uygulanır. Ancak özellikle yaşlılarda etkinliği ve yararı tartışmalıdır.

3. Üstüne Gitme (Exposure)

Sıkıntı yaratan konu veya objeyi hayalde veya gerçek yaşamda bütün şiddeti ile yaşamak, çekinilen durumla aşamalı olarak yüzleşmek bu tekniğin temel ilkesidir.

4. Ters Niyetleme

Bu teknikle korku ve sıkıntı yaratan duygular bilinçli bir çaba ile zihinde canlandırılarak yenilmeye çalışılır. Korkuları olan kişiler kendilerinde korku uyandıran nesne ve durumlardan kaçmaya, uzak kalmaya çalışırlar. Hastadan istenen bu kaçınma davranışını terk ederek korkularının üstüne gitmesidir.

5. Operant Koşulama

Hastanın davranış öyküsü ve sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi ve değiştirilmesidir. İstenen davranış desteklenir ve pekiştirilirken olumsuz davranış durdurulmaya çalışılır.

Davranışçı terapiler çocuk, genç, yetişkin, yaşlı ve aile ile çalışmak için son derece uygundur. Genel olarak bu terapilerin amaçladığı hedefler bireyin hoşnutluk durumunun artması, sosyal becerilerinin geliştirilmesi ve istenmeyen davranışının azaltılmasıdır. Terapi sırasında yapılan etkinlikler, klinik ortam dışında da gerçekleştirebilir.

Davranış Tedavisini Uygulama İlkeleri ve Yolları

Davranış terapisinin temeli Ivan Pavlov tarafından geliştirilen klasik koşullanma ilkeleri ile BF Skinner tarafından geliştirilen edimsel koşulama ilkelerine dayanmaktadır. Dört çeşit edimsel koşullanma yöntemi bulunmaktadır:

  1. Markayla (jetonla) ödüllenme, denetimi zor olan davranışlarda bir dereceye kadar etkili olabilir. Temel ilke iyi davranış için marka (jeton) verme, kötü davranış için markayı geri almadır.
  2. Kendini denetim, bireyin davranışının başkaları tarafından da ödüllendirilmesi yerine, bireyin kendisinin vereceği ödüllenmelerle denetim altına alınabileceği düşüncesidir. Sigara içme, oburluk, kekeleme, fazla içki içme ve kötü çalışma alışkanlıklarını ortadan kaldırmada kullanılmıştır.
  3. Biyobildirim (biyolojik geri bildirim) tekniğinde birey mekanizmasını bilmediği halde, kendi bedeninin işleyiş tarzını etkileyebilen bazı değişiklikleri yapabilir. Bu teknik migren, baş ağrısı, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı ve sara nöbetlerinin tedavisinde etkin bir biçimde kullanılmıştır.
  4. İtici uyarıcılara koşulama yöntemi, bırakması gerçekten zor olan alışkanlıklar söz konusu olduğunda uygulanır. Teknik, kötü alışkanlıklarla acı veren itici bir uyarıcıyı aynı anda vermektedir. Tedavi için tedavi uzmanı ve danışan birlikte sorunu anlamaya, sorunun danışanın düşünce, duygu ve davranışlarını ve gün içindeki işlevlerini nasıl etkilediğini belirlemeye çalışırlar. Davranışçı tedavi davranışa yönelir, temeldeki sorunların ne olduğuyla ya da genel kişilik sorunları ile ilgilenmez. Bilişsel ve Davranışçı terapiler gerektiğinde ilaçlarla birlikte de kullanılabilir.

En sık kullanım alanları:

  • Anksiete ve panik atakları
  • Fobiler (ör. Agorafobi, sosyal fobi)
  • Kronik yorgunluk sendromu
  • Depresyon
  • Obsesif-Kompulsif bozukluk
  • Yeme bozuklukları
  • Cinsel sorunlar
  • İlişki sorunları
  • Eşler arası ilişkiler (Eş terapileri)
  • Çocukluk ve ergenlik dönemi sorunları
  • Genel sağlık sorunları
  • Kronik ağrı
  • Alışkanlık şeklinde devam eden davranış sorunları (Tikler)
  • Öfke
  • İlaç ve alkol kullanımına bağlı sorunlar
  • Şizofreni ve diğer psikozlar
  • Öğrenme güçlüğüne bağlı sorunlar
  • Bipolar bozukluk (İki uçlu duygu durum bozuklukları)
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Uyku bozuklukları şeklindedir.

Davranışçı tedavinin özellikleri aşağıda sunulmaktadır:

  1. Davranışçı tedavi kişilere nasıl hissetmeleri gerektiğini söylemez, duyguların yararlarını ve istenmeyen durumlarla karşılaşıldığında sakin kalabilmeyi vurgular.
  2. Davranışçı tedavi terapistleri, danışanın sorunlarını çok iyi anlamak istediği için çok soru sorar ve danışanlarını da kendi kendilerine soru sormaları konusunda teşvik eder.
  3. Davranışçı tedavi planlı ve yol göstericidir. Her görüşmede belirli yöntemler ve kavramlar öğretilir. Danışanın amaçlarına ve hedeflerine yöneliktir.
  4. Davranışçı tedavinin hedefi danışanlara yanlış bildiklerini ve istenmeyen tepkilerini isteyerek unutmalarına ve yeni tepki verme yolları öğrenmelerine yardım etmektir.
  5. Davranışçı tedavi düşünmenin temel gerçeklerine, gerçek olay ve durumlara dayanır.

Davranış Tedavisi Sırasında Karşılaşılan Güçlükler ve Başarısızlık Nedenleri

Davranış tedavisi sırasında karşılaşılan güçlükler ve başarısızlık nedenlerinden aşağıdaki gibi söz edilebilir:

a. Etkili bir tedavi süreci için güvenilir terapi ve terapist gereklidir. Bazı terapi yöntemleri kişinin iyileşmesinin asıl sebebinin terapist ve danışan arasındaki olumlu ilişki olduğunu varsayar. Uyumsuz bir danışman ve terapist ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın olumsuz sonuç verecektir.

b. Terapist ile danışan arasında işbirliği tedavinin başarısı için gereklidir. Terapistin görevi dinlemek, öğretmek, desteklemek, cesaretlendirmekken danışanın rolü ise endişe ve sorunlarını ifade etmek, öğrenmek ve öğrendiğini uygulamaya çalışmaktır.

c. Davranışçı terapi uygulamaları sırasında üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri, tekniklerin standart biçimde kullanılmasıyla ilgilidir. “Hastalık yok, hasta vardır” ilkesinden yola çıkarak tedavinin her hasta için, o hastanın bireysel ve kültürel özellik ve gereksinmeleri göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerekir.

d. Hiçbir teknik yöntem kullanmadan yalnızca hastayı dinlemek, ona ilgi ve empati gösterip zaman ayırmak bile bazı olgularda önemli yararlar sağlayabilmektedir.

e. Terapist yaşlılar ile çalışırken daha yavaş bir yol izleyebilir. Çünkü yaşlı hastaların duygusal algı güçlüklerinin yanı sıra, tedavi ve terapiste uyum sorunu olabilir.

Davranış Tedavisinin Verimliliğini Değerlendirme Yolları

Davranış tedavisinin verimliliği, tedavi verilen alanla karşılaştığında kişinin gösterdiği davranış şekline göre değerlendirilir. Gittiği herhangi bir mekândan bir enfeksiyon kapan birisi, daha sonraki dönemlerde enfeksiyon riskini azaltmak için aşırı temizliğe yönelebilir. Bu durum onu sosyal yaşamdan koparabilir. Bu davranış tipinin değişmesi bir verimlilik göstergesidir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!