Temel Afet Bilgisi Dersi 1. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Temel Afet Bilgisi Dersi 1. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Afet Ve Afet Türleri

Afetin Tanımı

Afet kelimesi Türkçe’ye Arapçadan geçen bir kelimedir. Sözlükte “Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım” ve “kıran” kelimeleri ile ifade edilmektedir (TDK, 2017). İçişleri Bakanlığına bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi başkanlığı tarafından yayınlanmış olan Açıklamalı Afet Yönetimi Terimleri sözlüğüne göre ise; toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da görüleceği gibi, bir olayın afet olarak adlandırılabilmesi için, insan toplulukları ve insan yerleşmeleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi, yerel imkân ve kaynaklarla üstesinden gelinememesi ve insan faaliyetlerini bozarak veya kesintiye uğratarak bir yerleşme birimini etkilemesi gerekmektedir.

Bir afetin büyüklüğü bir olayın meydana getirdiği can kayıpları, yaralanmalar, yapısal hasarlar ve yol açtığı sosyal ve ekonomik kayıplarla ölçülmektedir. Bu değişik hasarlar içerisinde en kutsalı ve en önemlisi insan canı olduğu için, kamuoyunda afetin büyüklüğünü yol açtığı can kaybı ve yaralanmaların büyüklüğü ile değerlendirmek eğilimi vardır. İnsanların yaşamadığı ve hiçbir varlık ve yapının bulunmadığı yerlerde meydana gelen deprem, heyelan, sel, volkanik patlama, fırtına gibi olaylar hiçbir zaman afet olarak değerlendirilmezler. Afet bir olayın kendisi değil, doğurduğu sonuçtur.

Dünyada süre gelen doğa olayları, insanların yaşamını önemli ölçüde ve olumsuz bir şekilde etkilediğinde genel olarak “doğal afet” diye de nitelendirilebilmektedir. Aslında Doğal Afet sözcüğü doğru değildir. Doğal afet yoktur. Doğa veya çevre kaynaklı tehlike veya tehditler vardır. Bu tehlike veya tehditlerin afet sonucunu doğurması, doğrudan doğruya insan faaliyetleri ile ilgilidir. Ancak doğa olaylarının afete dönüşmesi, olayın şiddetine bağlı olmasının yanında risklerin azaltılması faaliyetlerinin yetersizliğinden de kaynaklanmaktadır. Örneğin dere yataklarının yapılaşmaya açılması muhtemel bir aşırı yağışın sel felaketine dönüşmesine zemin hazırlar.

Afete yol açan olaylar, zaman zaman başka tehlikeleri de tetikleyerek ikincil bir afeti oluşturabilmektedir. İkincil afetler olarak adlandırılan bu olaylar; yangın, patlama, kimyasal ve gaz sızıntıları, su baskınları, salgın hastalıklar, çevre kirliliği gibi başlıklar altında toplanmaktadır.

Afetin büyüklüğüne etki eden ana faktörler:

  • Olayın fiziksel büyüklüğü,
  • Olayın yerleşme alanlarına uzaklığı ve nüfus yoğunluğu,
  • Fakirlik ve az gelişmişlik,
  • Hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşme,
  • Afet açısından tehlikeli bölgelerdeki hızlı ve denetimsiz şehirleşme ve sanayileşme,
  • Tehlike ve risklere göre alan kullanımı ve yapılaşma kültürü eksikliği,
  • Çevrenin tahribi ve yanlış kullanımı (ormanlar, sulak ve tarımsal alanlar, kıyılar gibi),
  • Bilgisizlik, eğitimsizlik ve güvenlik kültürünün noksanlığı ve
  • Toplumun afetlere karşı önceden alabildiği koruyucu ve önleyici önlemlerin düzeyidir (Ergünay, 2002).

Afetin büyüklüğüne etki eden ana faktörler incelendiğinde olayın fiziksel büyüklüğü dışında kalanların hepsinin insan faaliyetleri kökenli olduğu görülmektedir. Yani afetlerin büyüklüğü çok önemli ölçüde insan faaliyetlerinin doğru ve yanlış yönde uygulanmasına paralel olarak artmakta veya azalmaktadır. Doğa kaynaklı afetlerle ilgili değerlendirmeler aşağıdaki özelliklerine göre yapılır (Selcen vd., 2009).

  • Sıklık ve Tehdit
  • Etki süresi
  • Başlangıç hızı
  • Etki alanı
  • Tahrip gücü
  • Önceden tahmin edilebilirliği
  • Kontrol edilebilirliği ve insanlara zararı.

Afetlerin Ortak Özellikleri

Afet ve olağandışı durumlar, çok farklı biçimlerde ortaya çıkar; ancak yine de bazı ortak özelliklere sahiptir. Söz konusu özellikler şöyle sıralanabilir (Ergünay, 2002);

  • Afetler, ilk oluştuğu anlarda insanlarda şok etkisi yaratır.
  • Oluştuğu bölgede yaşayan insanların yaşamlarını tehdit eder, ölüm ve yaralanmalara neden olur.
  • Yaşam kaynaklarına ve alt yapıya zarar verir
  • Bazı afetlerin ne zaman olacağı tahmin edilemezken bazıları tahmin edilebilir.
  • Bazı afetler aniden gelişir, bazıları ise yavaş gelişir.
  • Afetin oluştuğu ilk anlarda organize bir müdahale gerçekleşmeyebilir.

Afetlerin Yol Açtığı Olumsuz Etkiler

Afetlerin yol açtığı olumsuz etkiler doğrudan, dolaylı ve ikincil etkiler olmak üzere üç grupta sınıflandırılmaktadır (Ergünay, 2002). Bu etkiler aşağıda sıralanmıştır:

Doğrudan Etkiler:

  • Can kayıpları,
  • Yaralanma ve sakat kalma,
  • Yapı ve alt yapı hasarları,
  • Eşya ve malzeme kayıpları,
  • Hayvan, tarım alanları ve tarım ürünleri kayıpları,
  • Kültür mirası ve müzelerdeki kayıplar,
  • Kurtarma, ilk yardım ve geçici barınma çalışmaları giderleri,
  • Tedavi, beslenme ve yedirme, giydirme giderleri,
  • Alt yapı, haberleşme ve ulaştırma tesislerindeki hasarları onarım giderleri,
  • Yapılardaki çeşitli hasarları onarım giderleridir.

Dolaylı Etkiler:

  • Üretim, turizm, ticaret ve hizmet sektörlerinin kısa veya uzun süreli devre dışı kalması nedeniyle uğranılan gelir kayıpları,
  • Sağlık, eğitim, ulaştırma, enerji vb. sektörlerdeki hasarlar sonucu hizmetlerin
  • Kesilmesi veya aksaması nedeniyle uğranılan hizmet kayıpları,
  • Üretim ve hizmet yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan fiyat artışları,
  • Kalkınma planlarındaki yatırımların askıya alınmasının doğuracağı alternatif maliyetler,
  • Tüm kaynakların, kurtarma, ilk yardım ve geçici barındırma çalışmalarına yoğunlaştırılması nedeniyle, diğer alanlarda görülen yatırım ve hizmet azalması ve bunların alternatif maliyetleri,
  • İşsizlik, göç, sakat ve kimsesiz kalanlarla, psikolojik travma yaşayanların yol açtığı sosyal maliyetlerdir.

İkincil Etkiler:

  • Üretim veya arz kaybının yol açtığı pazar kaybı,
  • Tüm kaynakların depremden etkilenen bölgelere yoğunlaştırılmasının neden olabileceği aşırı talep ve fiyat artışları,
  • Aşırı talebin neden olduğu karaborsacılık,
  • Sosyal dengelerin bozulmasının yol açabileceği asayişsizlik,
  • Gayrisafi yurt içi hâsıla, tüketim, enflasyon, istihdam ve diğer makro ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler,
  • Kamu kaynaklarının yardım ve yeniden yapılanmaya aktarılmasından kaynaklanan ekonomik kayıplar,
  • Yıllık bütçe giderlerinin aşırı artması, parasal kaynakların azalması ve ödemeler dengesinin bozulmasıdır.

Afetlerin etkisini azaltmak, meydana gelebilecek hasar ve kayıpları en aza indirmek ancak yapılacak çalışmalara toplumun her ferdinin ve her kesiminin bilinçli ve etkin katılımı ile olacaktır. Bu nedenle acil durum ve afet yönetimi konusunda çalışanların olduğu gibi toplumun her ferdinin de mutlaka “Afet” ile ilgili temel bilgileri bilmesi gerekir.

Afetlerin Başlıca Sonuçları

  • Can ve mal kayıplarına neden olurlar.
  • Normal yaşamda rutin hizmetler veren alt yapıyı bozarlar.
  • Psikolojik travmalar uzun yıllar devam edebilir.
  • Ülkede güvenliğin ve düzenin geçici de olsa zayıflamasına neden olurlar.
  • Ölüm, sakatlık, yaralanma ve yetim kalma gibi sonuçlar doğururlar.
  • Bulaşıcı ve salgın hastalıkların çıkmasına neden olurlar.
  • Büyüklüğüne göre yörenin, bölgenin ve hatta ülkenin ekonomik yapısını bozarlar.
  • Yaşam kalitesi bozulur.
  • Planlanan yatırımların gecikmesine veya iptal edilmesine neden olurlar (Selcen, 2009).

Afet Türleri

Afetler gerek dünyada, gerekse ülkemizde farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Dünyada en yaygın şekilde kullanılan sınıflandırma EM-DAT tarafından yapılmış olan sınıflandırmadır. EM-DAT’a göre afetler doğa kaynaklı afetler ve teknolojik afetler şeklinde ikiye ayrılmıştır. Doğa kaynaklı afetler kendi içinde:

  • Jeolojik Afetler,
  • Hidrolojik Afetler,
  • Meteorolojik Afetler,
  • Klimatolojik Afetler
  • Biyolojik Afetler olmak üzere beş gruba ayrılmıştır.

Teknolojik afetler ise;

  • Endüstriyel Kazalar,
  • Çeşitli/karışık Kazalar
  • Ulaşım kazaları şeklinde üçe ayrılmıştır.

Farklı Afet Sınıflandırmalarından Bazı Örnekler

Kalkınma Bakanlığı Afet Yönetiminde Etkinlik Özel İhtisas Komisyonu raporuna (2014) göre afetler;

  • Doğa kaynaklı afetler,
  • İnsan kaynaklı afetler olarak ikiye ayrılmaktadır.

Doğa kaynaklı afetler: Oluşumları tabiat olaylarına dayanan afetlerdir. Doğa kaynaklı afetlerde kendi içinde;

  • Ani gelişen doğa kaynaklı afetler: deprem, sel, toprak kayması (heyelan), kaya düşmesi, çığ, fırtına, hortum, volkan, yangın vb.
  • Yavaş gelişen doğa kaynaklı afetler: erozyon ve çölleşme, kuraklık, küresel ısınma ve iklim değişikliği, kıtlık, açlık, şiddetli soğuklar, vb.) olarak sınıflandırılır.

İnsan kaynaklı afetler: Doğanın kendi gücü dolayısıyla değil de insanın doğaya olan etkileşiminin aşırılaşması sonucunda oluşan afetlerdir. Eğitimsizlik, bilgisizlik, dikkatsizlik, yeterli önlemlerin alınmaması gibi sebeplerden ötürü ortaya çıkarlar. İnsan kaynaklı afetler:

  • Nükleer, biyolojik, kimyasal kazalar
  • Bilişim teknolojileri/Bilişim saldırıları
  • Taşımacılık kazaları
  • Endüstriyel kazalar
  • Aşırı kalabalıktan meydana gelen kazalar
  • Göçmenler ve yerlerinden edilenler şeklinde sınıflandırılmaktadır.

Yine aynı rapora göre doğa ile ilgili afetler kökenlerine göre;

  • Jeolojik,
  • Meteorolojik,
  • Teknolojik olarak üç gruba ayrılmıştır.

Jeolojik kökenli afetler: Bunlar doğrudan doğruya kaynağını yerkabuğu veya daha derinlerdeki jeolojik koşullardan alan afetlerdir.

Meteorolojik kökenli afetler: Atmosfer olaylarının (sıcaklık, yağış, basınç ve rüzgâr) insan için yararlı olduğu sınırı aşmasıyla meydana gelen afetlerdir.

Teknolojik kökenli afetler: Teknolojik gelişimin yanlış uygulamalarından kaynaklanan afetlerdir.

Şahin ve Sipahioğlu (2003), doğal afetleri oluşum nedenleri ve oluştukları ortam ile oluşum hızlarına göre sınıflamıştır. Doğal afetlerin oluşum nedenlerine ve oluştukları ortama göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:

  • Yer Kökenli (jeolojik-jeomorfolojik) Doğal Afetler,
  • Atmosfer Kökenli (Klimatolojik-meteorolojik) Doğal Afetler,
  • Biyolojik Doğal Afetlerdir.

Oluşum hızlarına göre ise:

  • Yavaş gelişen doğal afetler
  • Hızlı gelişen doğal afetlerdir.

Özey, 2006 ise afet türlerini kökenlerine göre sınıflandırmanın daha doğru olduğunu belirtmiş ve afetleri kökenlerine göre:

  • Doğal afetler,
  • Beşeri afetler diye iki bölüme ayırmıştır.

Özey (2006) doğal afetleri aşağıdaki gibi gruplamıştır:

  • Jeolojik kökenli,
  • Meteorolojik kökenli,
  • Teknolojik kökenli,
  • İnsan kökenli afetler.

Özey (2006) beşeri afetleri ise sosyal afetler ve teknolojik afetler olarak ikiye ayırmıştır.

Afetlerle ilgili birçok sınıflandırma yapılmasına rağmen bazı araştırıcılar afetlerin iç içe girmiş olmaları ve aralarındaki sebep sonuç ilişkileri dikkate alındığında afetleri tek tek ele almanın daha doğru olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bryant (1993) bu görüşten hareket ederek afetlerin sınıflandırılamayacağını belirterek dünyada etkili olan 31 çeşit afet tanımlamıştır.

Afet İstatistikleri

Son yıllarda hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, yanlış arazi kullanımı ve yer seçimi, çevre kirliliği, doğal dengenin bozulması ve benzeri nedenlere bağlı olarak afetlerin sayısı ve sıklığında dünya genelinde önemli bir artış olmuştur. Dünyada hemen hemen her gün doğa kaynaklı veya teknolojik bir afet meydana gelmektedir.

Dünya Afet İstatistikleri

Uluslararası afet veri tabanı (EM-DAT) bilgilerine göre 1900-2016 yılları arasında dünya üzerinde 14145 adet doğa kaynaklı afet ve 8361 adet teknolojik afet meydana gelmiştir. Dünya genelinde 1980’li yıllardan itibaren doğa kaynaklı ve teknolojik afetlerin oluş sayılarında çok ciddi artışların olduğu görülmektedir. Buna paralel olarak etkilenen insan sayısı ve maddi kayıplarda da önemli artışlar gözlenmektedir.

EM-DAT (2017) verilerine göre 1900 yılından bu yana, dünyada doğal afetler nedeniyle 33 milyon dolayında insan yaşamını yitirmiş, 174 milyon dolayında kişi evsiz kalmış ve yaklaşık 3 trilyon dolar maddi kayıp meydana gelmiştir. Bugün olduğu gibi gelecekte de dünya ülkeleri arasındaki çarpık kentleşme ve dengesiz nüfus artışı, doğanın çeşitli amaçlar için tahribi, ülkelerin ve insanların bencil ve çıkarcı davranışları, dengesiz gelir dağılımı devam ettiği sürece, hiç tartışmasız 21. yüzyıl da doğa kaynaklı afetlerin çok yoğun olarak yaşanacağı bir yüzyıl olacaktır.

Dünya Bankasının hazırladığı rapora göre; plansız şehirleşmenin artması nedeniyle felaketlerin daha da artacağı ve 2050 yılında deprem, fırtına ve sele hedef olacak insan sayısının iki katına çıkarak 1,5 milyara ulaşacağı uyarısı yapılmaktadır. Dünyada doğa kaynaklı afetlerin sadece yüzde 9’unun az gelişmiş ülkelerde meydana gelmesine rağmen toplam insan kaybının yüzde 48’inin bu ülkelerde olduğu görülmektedir. Rapor, dünyanın acil olarak ‘direnç kültürü’ geliştirmesi gerektiği uyarısında bulunuyor ve afetleri engelleme çalışmalarına ayrılacak bütçelerin de en az afet yardımı bütçesi kadar büyütülmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye Afet İstatistikleri

Türkiye, başta deprem olmak üzere, heyelan, sel, çığ ve kaya düşmesi gibi afetlerle çok yoğun olarak karşı karşıya kalmış ve önemli zararlara uğramıştır (Özmen, 2003). Elde edilen verilere göre %81 ile başta deprem olmak üzere yıkılan konut sayısı toplamda 805,654’dür.

Barış (2012) tarafından yapılmış bir çalışmaya göre Türkiye’nin, başlıca dört tip doğa kaynaklı afete eğilimli olduğu belirtilmiştir. Bunlar:

  • Depremler,
  • Heyelanlar,
  • Seller ve
  • Orman yangınları ve
  • Sanayi Yangınlarıdır.

Afetzede: Afete uğramış, afetten etkilenmiş kişi şeklinde tanımlanmaktadır (AFAD, 2014). 7269 sayılı kanuna göre ise; olmuş ya da olması muhtemel afet ve acil durumlardan dolayı fiziksel, sosyal ve ekonomik yönden zarara uğrayan veya uğraması muhtemel kişi olarak tanımlanmaktadır.

Geçmiş yüzyıllarla kıyaslandığında afet olaylarında büyük artışların olduğu gözlenmektedir. Bunda doğal etkenlerin yanında insanların da etkisinin büyük olduğu bir gerçektir. Şüphesiz bunda, hızlı nüfus artışının, sanayileşmenin, kentleşmenin, yanlış arazi kullanımının, turizmin, doğal kaynakların hızlı ve bilinçsiz biçimde tüketilmesinin, savaşların ve iklimdeki bozulmanın önemli rolü vardır.

Afetin Tanımı

Afet kelimesi Türkçe’ye Arapçadan geçen bir kelimedir. Sözlükte “Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım” ve “kıran” kelimeleri ile ifade edilmektedir (TDK, 2017). İçişleri Bakanlığına bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi başkanlığı tarafından yayınlanmış olan Açıklamalı Afet Yönetimi Terimleri sözlüğüne göre ise; toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da görüleceği gibi, bir olayın afet olarak adlandırılabilmesi için, insan toplulukları ve insan yerleşmeleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi, yerel imkân ve kaynaklarla üstesinden gelinememesi ve insan faaliyetlerini bozarak veya kesintiye uğratarak bir yerleşme birimini etkilemesi gerekmektedir.

Bir afetin büyüklüğü bir olayın meydana getirdiği can kayıpları, yaralanmalar, yapısal hasarlar ve yol açtığı sosyal ve ekonomik kayıplarla ölçülmektedir. Bu değişik hasarlar içerisinde en kutsalı ve en önemlisi insan canı olduğu için, kamuoyunda afetin büyüklüğünü yol açtığı can kaybı ve yaralanmaların büyüklüğü ile değerlendirmek eğilimi vardır. İnsanların yaşamadığı ve hiçbir varlık ve yapının bulunmadığı yerlerde meydana gelen deprem, heyelan, sel, volkanik patlama, fırtına gibi olaylar hiçbir zaman afet olarak değerlendirilmezler. Afet bir olayın kendisi değil, doğurduğu sonuçtur.

Dünyada süre gelen doğa olayları, insanların yaşamını önemli ölçüde ve olumsuz bir şekilde etkilediğinde genel olarak “doğal afet” diye de nitelendirilebilmektedir. Aslında Doğal Afet sözcüğü doğru değildir. Doğal afet yoktur. Doğa veya çevre kaynaklı tehlike veya tehditler vardır. Bu tehlike veya tehditlerin afet sonucunu doğurması, doğrudan doğruya insan faaliyetleri ile ilgilidir. Ancak doğa olaylarının afete dönüşmesi, olayın şiddetine bağlı olmasının yanında risklerin azaltılması faaliyetlerinin yetersizliğinden de kaynaklanmaktadır. Örneğin dere yataklarının yapılaşmaya açılması muhtemel bir aşırı yağışın sel felaketine dönüşmesine zemin hazırlar.

Afete yol açan olaylar, zaman zaman başka tehlikeleri de tetikleyerek ikincil bir afeti oluşturabilmektedir. İkincil afetler olarak adlandırılan bu olaylar; yangın, patlama, kimyasal ve gaz sızıntıları, su baskınları, salgın hastalıklar, çevre kirliliği gibi başlıklar altında toplanmaktadır.

Afetin büyüklüğüne etki eden ana faktörler:

  • Olayın fiziksel büyüklüğü,
  • Olayın yerleşme alanlarına uzaklığı ve nüfus yoğunluğu,
  • Fakirlik ve az gelişmişlik,
  • Hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşme,
  • Afet açısından tehlikeli bölgelerdeki hızlı ve denetimsiz şehirleşme ve sanayileşme,
  • Tehlike ve risklere göre alan kullanımı ve yapılaşma kültürü eksikliği,
  • Çevrenin tahribi ve yanlış kullanımı (ormanlar, sulak ve tarımsal alanlar, kıyılar gibi),
  • Bilgisizlik, eğitimsizlik ve güvenlik kültürünün noksanlığı ve
  • Toplumun afetlere karşı önceden alabildiği koruyucu ve önleyici önlemlerin düzeyidir (Ergünay, 2002).

Afetin büyüklüğüne etki eden ana faktörler incelendiğinde olayın fiziksel büyüklüğü dışında kalanların hepsinin insan faaliyetleri kökenli olduğu görülmektedir. Yani afetlerin büyüklüğü çok önemli ölçüde insan faaliyetlerinin doğru ve yanlış yönde uygulanmasına paralel olarak artmakta veya azalmaktadır. Doğa kaynaklı afetlerle ilgili değerlendirmeler aşağıdaki özelliklerine göre yapılır (Selcen vd., 2009).

  • Sıklık ve Tehdit
  • Etki süresi
  • Başlangıç hızı
  • Etki alanı
  • Tahrip gücü
  • Önceden tahmin edilebilirliği
  • Kontrol edilebilirliği ve insanlara zararı.

Afetlerin Ortak Özellikleri

Afet ve olağandışı durumlar, çok farklı biçimlerde ortaya çıkar; ancak yine de bazı ortak özelliklere sahiptir. Söz konusu özellikler şöyle sıralanabilir (Ergünay, 2002);

  • Afetler, ilk oluştuğu anlarda insanlarda şok etkisi yaratır.
  • Oluştuğu bölgede yaşayan insanların yaşamlarını tehdit eder, ölüm ve yaralanmalara neden olur.
  • Yaşam kaynaklarına ve alt yapıya zarar verir
  • Bazı afetlerin ne zaman olacağı tahmin edilemezken bazıları tahmin edilebilir.
  • Bazı afetler aniden gelişir, bazıları ise yavaş gelişir.
  • Afetin oluştuğu ilk anlarda organize bir müdahale gerçekleşmeyebilir.

Afetlerin Yol Açtığı Olumsuz Etkiler

Afetlerin yol açtığı olumsuz etkiler doğrudan, dolaylı ve ikincil etkiler olmak üzere üç grupta sınıflandırılmaktadır (Ergünay, 2002). Bu etkiler aşağıda sıralanmıştır:

Doğrudan Etkiler:

  • Can kayıpları,
  • Yaralanma ve sakat kalma,
  • Yapı ve alt yapı hasarları,
  • Eşya ve malzeme kayıpları,
  • Hayvan, tarım alanları ve tarım ürünleri kayıpları,
  • Kültür mirası ve müzelerdeki kayıplar,
  • Kurtarma, ilk yardım ve geçici barınma çalışmaları giderleri,
  • Tedavi, beslenme ve yedirme, giydirme giderleri,
  • Alt yapı, haberleşme ve ulaştırma tesislerindeki hasarları onarım giderleri,
  • Yapılardaki çeşitli hasarları onarım giderleridir.

Dolaylı Etkiler:

  • Üretim, turizm, ticaret ve hizmet sektörlerinin kısa veya uzun süreli devre dışı kalması nedeniyle uğranılan gelir kayıpları,
  • Sağlık, eğitim, ulaştırma, enerji vb. sektörlerdeki hasarlar sonucu hizmetlerin
  • Kesilmesi veya aksaması nedeniyle uğranılan hizmet kayıpları,
  • Üretim ve hizmet yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan fiyat artışları,
  • Kalkınma planlarındaki yatırımların askıya alınmasının doğuracağı alternatif maliyetler,
  • Tüm kaynakların, kurtarma, ilk yardım ve geçici barındırma çalışmalarına yoğunlaştırılması nedeniyle, diğer alanlarda görülen yatırım ve hizmet azalması ve bunların alternatif maliyetleri,
  • İşsizlik, göç, sakat ve kimsesiz kalanlarla, psikolojik travma yaşayanların yol açtığı sosyal maliyetlerdir.

İkincil Etkiler:

  • Üretim veya arz kaybının yol açtığı pazar kaybı,
  • Tüm kaynakların depremden etkilenen bölgelere yoğunlaştırılmasının neden olabileceği aşırı talep ve fiyat artışları,
  • Aşırı talebin neden olduğu karaborsacılık,
  • Sosyal dengelerin bozulmasının yol açabileceği asayişsizlik,
  • Gayrisafi yurt içi hâsıla, tüketim, enflasyon, istihdam ve diğer makro ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler,
  • Kamu kaynaklarının yardım ve yeniden yapılanmaya aktarılmasından kaynaklanan ekonomik kayıplar,
  • Yıllık bütçe giderlerinin aşırı artması, parasal kaynakların azalması ve ödemeler dengesinin bozulmasıdır.

Afetlerin etkisini azaltmak, meydana gelebilecek hasar ve kayıpları en aza indirmek ancak yapılacak çalışmalara toplumun her ferdinin ve her kesiminin bilinçli ve etkin katılımı ile olacaktır. Bu nedenle acil durum ve afet yönetimi konusunda çalışanların olduğu gibi toplumun her ferdinin de mutlaka “Afet” ile ilgili temel bilgileri bilmesi gerekir.

Afetlerin Başlıca Sonuçları

  • Can ve mal kayıplarına neden olurlar.
  • Normal yaşamda rutin hizmetler veren alt yapıyı bozarlar.
  • Psikolojik travmalar uzun yıllar devam edebilir.
  • Ülkede güvenliğin ve düzenin geçici de olsa zayıflamasına neden olurlar.
  • Ölüm, sakatlık, yaralanma ve yetim kalma gibi sonuçlar doğururlar.
  • Bulaşıcı ve salgın hastalıkların çıkmasına neden olurlar.
  • Büyüklüğüne göre yörenin, bölgenin ve hatta ülkenin ekonomik yapısını bozarlar.
  • Yaşam kalitesi bozulur.
  • Planlanan yatırımların gecikmesine veya iptal edilmesine neden olurlar (Selcen, 2009).

Afet Türleri

Afetler gerek dünyada, gerekse ülkemizde farklı şekillerde sınıflandırılmaktadır. Dünyada en yaygın şekilde kullanılan sınıflandırma EM-DAT tarafından yapılmış olan sınıflandırmadır. EM-DAT’a göre afetler doğa kaynaklı afetler ve teknolojik afetler şeklinde ikiye ayrılmıştır. Doğa kaynaklı afetler kendi içinde:

  • Jeolojik Afetler,
  • Hidrolojik Afetler,
  • Meteorolojik Afetler,
  • Klimatolojik Afetler
  • Biyolojik Afetler olmak üzere beş gruba ayrılmıştır.

Teknolojik afetler ise;

  • Endüstriyel Kazalar,
  • Çeşitli/karışık Kazalar
  • Ulaşım kazaları şeklinde üçe ayrılmıştır.

Farklı Afet Sınıflandırmalarından Bazı Örnekler

Kalkınma Bakanlığı Afet Yönetiminde Etkinlik Özel İhtisas Komisyonu raporuna (2014) göre afetler;

  • Doğa kaynaklı afetler,
  • İnsan kaynaklı afetler olarak ikiye ayrılmaktadır.

Doğa kaynaklı afetler: Oluşumları tabiat olaylarına dayanan afetlerdir. Doğa kaynaklı afetlerde kendi içinde;

  • Ani gelişen doğa kaynaklı afetler: deprem, sel, toprak kayması (heyelan), kaya düşmesi, çığ, fırtına, hortum, volkan, yangın vb.
  • Yavaş gelişen doğa kaynaklı afetler: erozyon ve çölleşme, kuraklık, küresel ısınma ve iklim değişikliği, kıtlık, açlık, şiddetli soğuklar, vb.) olarak sınıflandırılır.

İnsan kaynaklı afetler: Doğanın kendi gücü dolayısıyla değil de insanın doğaya olan etkileşiminin aşırılaşması sonucunda oluşan afetlerdir. Eğitimsizlik, bilgisizlik, dikkatsizlik, yeterli önlemlerin alınmaması gibi sebeplerden ötürü ortaya çıkarlar. İnsan kaynaklı afetler:

  • Nükleer, biyolojik, kimyasal kazalar
  • Bilişim teknolojileri/Bilişim saldırıları
  • Taşımacılık kazaları
  • Endüstriyel kazalar
  • Aşırı kalabalıktan meydana gelen kazalar
  • Göçmenler ve yerlerinden edilenler şeklinde sınıflandırılmaktadır.

Yine aynı rapora göre doğa ile ilgili afetler kökenlerine göre;

  • Jeolojik,
  • Meteorolojik,
  • Teknolojik olarak üç gruba ayrılmıştır.

Jeolojik kökenli afetler: Bunlar doğrudan doğruya kaynağını yerkabuğu veya daha derinlerdeki jeolojik koşullardan alan afetlerdir.

Meteorolojik kökenli afetler: Atmosfer olaylarının (sıcaklık, yağış, basınç ve rüzgâr) insan için yararlı olduğu sınırı aşmasıyla meydana gelen afetlerdir.

Teknolojik kökenli afetler: Teknolojik gelişimin yanlış uygulamalarından kaynaklanan afetlerdir.

Şahin ve Sipahioğlu (2003), doğal afetleri oluşum nedenleri ve oluştukları ortam ile oluşum hızlarına göre sınıflamıştır. Doğal afetlerin oluşum nedenlerine ve oluştukları ortama göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır:

  • Yer Kökenli (jeolojik-jeomorfolojik) Doğal Afetler,
  • Atmosfer Kökenli (Klimatolojik-meteorolojik) Doğal Afetler,
  • Biyolojik Doğal Afetlerdir.

Oluşum hızlarına göre ise:

  • Yavaş gelişen doğal afetler
  • Hızlı gelişen doğal afetlerdir.

Özey, 2006 ise afet türlerini kökenlerine göre sınıflandırmanın daha doğru olduğunu belirtmiş ve afetleri kökenlerine göre:

  • Doğal afetler,
  • Beşeri afetler diye iki bölüme ayırmıştır.

Özey (2006) doğal afetleri aşağıdaki gibi gruplamıştır:

  • Jeolojik kökenli,
  • Meteorolojik kökenli,
  • Teknolojik kökenli,
  • İnsan kökenli afetler.

Özey (2006) beşeri afetleri ise sosyal afetler ve teknolojik afetler olarak ikiye ayırmıştır.

Afetlerle ilgili birçok sınıflandırma yapılmasına rağmen bazı araştırıcılar afetlerin iç içe girmiş olmaları ve aralarındaki sebep sonuç ilişkileri dikkate alındığında afetleri tek tek ele almanın daha doğru olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bryant (1993) bu görüşten hareket ederek afetlerin sınıflandırılamayacağını belirterek dünyada etkili olan 31 çeşit afet tanımlamıştır.

Afet İstatistikleri

Son yıllarda hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, yanlış arazi kullanımı ve yer seçimi, çevre kirliliği, doğal dengenin bozulması ve benzeri nedenlere bağlı olarak afetlerin sayısı ve sıklığında dünya genelinde önemli bir artış olmuştur. Dünyada hemen hemen her gün doğa kaynaklı veya teknolojik bir afet meydana gelmektedir.

Dünya Afet İstatistikleri

Uluslararası afet veri tabanı (EM-DAT) bilgilerine göre 1900-2016 yılları arasında dünya üzerinde 14145 adet doğa kaynaklı afet ve 8361 adet teknolojik afet meydana gelmiştir. Dünya genelinde 1980’li yıllardan itibaren doğa kaynaklı ve teknolojik afetlerin oluş sayılarında çok ciddi artışların olduğu görülmektedir. Buna paralel olarak etkilenen insan sayısı ve maddi kayıplarda da önemli artışlar gözlenmektedir.

EM-DAT (2017) verilerine göre 1900 yılından bu yana, dünyada doğal afetler nedeniyle 33 milyon dolayında insan yaşamını yitirmiş, 174 milyon dolayında kişi evsiz kalmış ve yaklaşık 3 trilyon dolar maddi kayıp meydana gelmiştir. Bugün olduğu gibi gelecekte de dünya ülkeleri arasındaki çarpık kentleşme ve dengesiz nüfus artışı, doğanın çeşitli amaçlar için tahribi, ülkelerin ve insanların bencil ve çıkarcı davranışları, dengesiz gelir dağılımı devam ettiği sürece, hiç tartışmasız 21. yüzyıl da doğa kaynaklı afetlerin çok yoğun olarak yaşanacağı bir yüzyıl olacaktır.

Dünya Bankasının hazırladığı rapora göre; plansız şehirleşmenin artması nedeniyle felaketlerin daha da artacağı ve 2050 yılında deprem, fırtına ve sele hedef olacak insan sayısının iki katına çıkarak 1,5 milyara ulaşacağı uyarısı yapılmaktadır. Dünyada doğa kaynaklı afetlerin sadece yüzde 9’unun az gelişmiş ülkelerde meydana gelmesine rağmen toplam insan kaybının yüzde 48’inin bu ülkelerde olduğu görülmektedir. Rapor, dünyanın acil olarak ‘direnç kültürü’ geliştirmesi gerektiği uyarısında bulunuyor ve afetleri engelleme çalışmalarına ayrılacak bütçelerin de en az afet yardımı bütçesi kadar büyütülmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye Afet İstatistikleri

Türkiye, başta deprem olmak üzere, heyelan, sel, çığ ve kaya düşmesi gibi afetlerle çok yoğun olarak karşı karşıya kalmış ve önemli zararlara uğramıştır (Özmen, 2003). Elde edilen verilere göre %81 ile başta deprem olmak üzere yıkılan konut sayısı toplamda 805,654’dür.

Barış (2012) tarafından yapılmış bir çalışmaya göre Türkiye’nin, başlıca dört tip doğa kaynaklı afete eğilimli olduğu belirtilmiştir. Bunlar:

  • Depremler,
  • Heyelanlar,
  • Seller ve
  • Orman yangınları ve
  • Sanayi Yangınlarıdır.

Afetzede: Afete uğramış, afetten etkilenmiş kişi şeklinde tanımlanmaktadır (AFAD, 2014). 7269 sayılı kanuna göre ise; olmuş ya da olması muhtemel afet ve acil durumlardan dolayı fiziksel, sosyal ve ekonomik yönden zarara uğrayan veya uğraması muhtemel kişi olarak tanımlanmaktadır.

Geçmiş yüzyıllarla kıyaslandığında afet olaylarında büyük artışların olduğu gözlenmektedir. Bunda doğal etkenlerin yanında insanların da etkisinin büyük olduğu bir gerçektir. Şüphesiz bunda, hızlı nüfus artışının, sanayileşmenin, kentleşmenin, yanlış arazi kullanımının, turizmin, doğal kaynakların hızlı ve bilinçsiz biçimde tüketilmesinin, savaşların ve iklimdeki bozulmanın önemli rolü vardır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!