Kurum Uygulamaları Dersi 2. Ünite Özet

30.07.2022
11
A+
A-

0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Kurum Uygulamaları Dersi 2. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı

Giriş

Yaşamın ilk üç yılı gelişim açısından kritik bir dönemdir. Beynin ve dolayısıyla insan gelişiminin temel işlevleri bu yıllarda şekillenmektedir. Bu noktadan hareketle tüm çocuklar için erken yılların nitelikli eğitim programları ile değerlendirilmesi ülkelerin bakım ve eğitim politikalarının temel felsefesi olmalıdır. Erken yıllarda zengin uyarıcı olanaklar sunmayı içeren erken eğitim programları herhangi bir yoksunluğa sahip olsun ya da olmasın tüm çocuklar için gelişme ve ilerleme fırsatları hazırlar. Ülkemizde de Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından üç yaş altı çocukların erken eğitimi amacıyla hazırlanan “0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı” 2013-2014 eğitim-öğretim yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

Gelişimde 0-3 Yaşın Önemi ve Temel Gereksinimlerin Karşılanması

Bebeklik ve erken yıllar insan gelişiminin anne karnındaki süreçten sonra ikinci hızlı dönemini oluşturmaktadır. Gelişim açısından bu denli hızlı olan dönemde temel gereksinimlerine uygun destek sağlayabilmek mümkün olan en üst düzeyde gelişme için gerekmektedir. Bu kapsamda üç yaş altını da içine alan erken müdahale programlarının ana uğraşısı gelişimin bu kritik yıllarında çocukların temel gereksinimlerini dikkate alan gelişimsel destek programları oluşturmaktır. Bebekler ve küçük çocuklar için gelişimsel olarak destekleyici yaşantılar, programlar geliştirebilmenin başlangıç noktası bu yıllardaki gelişimsel özellikleri ve temel gereksinimleri bilmektir.

0-36 Ayda Gelişim ve Önemi

Bebeklik ve erken çocukluk dönemi bireyin gelişiminde çok hızlı ve önemli değişimlerin yaşandığı yılları kapsamaktadır. Özellikle yaşamın ilk üç yılında bebek, bir taraftan çevresindeki kişilere ve yaşadığı ortama uyum sağlarken diğer taraftan hızlı bir şekilde gerçekleşen büyüme ve gelişmenin yarattığı değişimlere ayak uydurmaya çalışır. Bebekler bu uyumu algı ve hareket yetenekleri ile görme, işitme, dokunma, tat alma ve koku alma gibi duyusal yetenekleri sayesinde yakalamaktadır. Bu süreç içerisinde hareket yeteneği, sahip oldukları duyusal bilginin miktarını ve türünü arttırarak bebeklere karşılaştıkları şeyleri işleme ve keşfetme olanağı sunar. 0-3 yaşta beyin gelişimi de çok hızlıdır ve bu dönemde sağlanan nitelikli çevresel koşullar beyin gelişiminin ve işlevlerinin daha iyi olmasını sağlar. Beyin gelişimi için kritik dönem olarak isimlendirilen yaşamın ilk iki yılında bebeğe sağlanacak zenginleştirilmiş uyarıcı ortam, onun yaşama daha şanslı bir başlangıç yapmasını olanaklı kılacaktır. Ancak bireysel farklılıklar nedeniyle her bebeğin gelişimi aynı hızda gerçekleşmeyebilir. Erken dönemlerden itibaren destekleyici ortamlar hazırlamak ve bebeklerin gelişimlerini takip etmek önemlidir. 0-3 yaş arasında yürüme, konuşma, iletişim kurma, düşünme, akıl yürütme ve sorun çözme gibi birçok beceri kazanılır.

Ayrıca erken çocukluk yıllarında çocuğa sağlanan bakım, eğitim ortamları ile uyaranların niteliği ve çeşitliliği çocuğun gelişimi üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Erken çocukluk eğitimi sayesinde çocukların sosyal alanda hoşgörü ve duygudaşlık becerileri, bilişsel alanda matematiksel ve konumsal algıları ile sorun çözebilme becerileri, dil alanında sesleri ayırt etme, konuşurken sesini doğru kullanabilme ve kendini sözel olarak ifade edebilme becerileri gelişir. Çocuklar motor alanda ise fiziksel gelişimin temelini oluşturan küçük ve büyük kaslarını doğru kullanabilmeyi öğrenirler ve böylece elgöz koordinasyonu gerektiren işler kadar denge gerektiren hareketleri de yapabilirler. Çocuklar aynı zamanda temizlik kurallarına uymayı, giysilerini tek başına giymeyi ve çıkarmayı, doğru beslenmeyi, kazalar ve tehlikelerden korunabilmeyi de öğrenirler. Bu nedenle erken çocukluk eğitim kurumlarında verilen nitelikli eğitim, “yaşama en iyi başlangıç” yeri olarak önem taşımaktadır. Erken eğitim programlarının uygulayıcıları olarak eğitimciler, eğitimin kalitesinde önemli bir paya sahiptirler. Dolayısıyla çocuğun gelişimini destekleme noktasında kritik bir konumdadırlar. Çocuklar sadece değer gördükleri, sevildiklerinden emin oldukları ve kendilerini güvende hissettikleri destekleyici ortamlarda çevrelerini keşfeder ve sunulan öğrenme fırsatlarını değerlendirirler. Bu destekleyici ortamın en önemli bileşeni ise eğitimci ile çocuk arasında kurulan tutarlı ve güvenli ilişkidir.

Temel Gereksinimlerin Karşılanması

Çocuk haklarının temelinde çocukların ve bebeklerin insan onuruna yakışır bir yaşam sürebilmeleri için gerekli olan gereksinimlerinin karşılanması olgusu bulunmaktadır. Gereksinimler haklardan daha evrenseldir ve evrensel olarak kabul edilen gereksinimlerin genellikle insanların iyilik hâlleri ile ilgili olduğu bilinmektedir. Çocukların ve bebeklerin gereksinimlerinin karşılanması, onların yüksek yararları açısından büyük öneme sahiptir. Çocukların yüksek yararlarını sağlama kaynağı ise onların sahip oldukları haklarıdır. Bebek ve küçük çocukların temel gereksinimleri ortaya konulurken ve karşılanırken çocukların muhtaç, aciz ve kırılgan olduğu bakış açısı yerine gelişmeye açık ve güçlü bir potansiyellerinin olduğu gerçeğinin akılda tutulması gerekmektedir. Bu durum, bir başka anlatımla, çocukların her açıdan güçlü ve zengin potansiyellerinin hafife alınmaması gerektiği anlamına gelmektedir.0-36 aylık çocukların temel bakım gereksinimlerinin karşılanması, ailelerin ve bakım verenlerin görevidir. Bebek ve küçük çocukların uyku, beslenme ve tuvalet gereksiniminin karşılanması ile beden temizliğinin sağlanması öncelikli gereksinimleri arasında yer almaktadır. Ancak sevgi, ilgi ve yakınlık gereksinimleri gelişim açısından oldukça önem taşımaktadır. Sonuç olarak yukarıda sayılan temel gereksinimleri dikkate alan erken eğitim ortamlarında bebek ve küçük çocuklar potansiyellerini en üst seviyede geliştirme olanakları bulabileceklerdir. Bu gerçeği dikkate alan bir 0-3 yaş programı ise evrensel önceliğimiz olmalıdır. Birçok ülkede erken müdahale programları temel gereksinimleri merkeze alan bir anlayıştadır. Ülkemizde de MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü 2013 yılında birçok alan uzmanının katılımıyla 0-36 aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nı geliştirmiştir.

Eğitim Programının Özellikleri

Bu özellikler MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından 2013 yılında hazırlanan 0-36 aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda şu şekilde açıklanmaktadır;

Gelişimseldir

Bebeklik ve erken çocukluk eğitimi programlarında temel amaç çocukların mümkün olan en üst düzeyde gelişimlerini destekleyici yaşantılar oluşturmaktır. Bunun için bebekler ve küçük çocukların bilişsel, dil, sosyalduygusal ve motor gelişim alanlarındaki gereksinimlerine odaklanılmalıdır. Yani eğitim programının çocukların gelişim düzeylerine uygun ve onların ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması başarılı bir uygulama için ön koşulu oluşturmaktadır.

Sarmaldır

Tüm bireyler için en iyi öğrenmeler var olan bilgi ve becerilerin üzerine inşa edilerek mümkün olabilmektedir. Bu doğrultuda 0-36 aylık çocuklara yönelik geliştirilen bu programın; yeni öğrenmelerin ve ön öğrenmelerin üzerine inşa edilmesi esastır. Buna göre, programın içeriği belirlenirken gelişimsel özelliklerin birbiriyle ilişkili olması ve ardışıklığına dikkat edilmiştir. Programın içeriğinde bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarına yönelik gelişim göstergelerinin yeri ve zamanı geldikçe tekrarlanması vurgulanmaktadır.

Dengelidir

Bebekler ve küçük çocuklar için hazırlanan etkili bir eğitim ve müdahale programının her açıdan dengeli olması gerekmektedir. Programda gelişimsel hedefler, eğitim ortamı ve materyaller ile öğrenme yaklaşım ve yöntemleri var olan çeşitliliği içerecek dengeli bir yapıda ele alınmalıdır.

Esnektir

İyi bir eğitim programının çocuk gruplarının farklılaşan gereksinimlerine göre düzenlenebilecek esnek bir yapıya sahip olması gerekmektedir. Çocuk merkezli olarak hazırlanan 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı kurumun fiziksel özelliklerini, çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre düzenlemede eğitimciye özgürlük tanımaktadır. Ayrıca farklı bölgelerdeki çocuklar için uygulanabilir olması, günlük akışın belli saat dilimleri ve etkinlik türleri ile sınırlandırılmaması, özel eğitime gereksinim duyan çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre uyarlamalar yapılabilmesi programın esnekliğine dikkat çekmektedir.

Bütüncüldür

0-36 aylar arasında gelişim bütün alanlarda hep birlikte gerçekleşmektedir. Bilişsel, dil, motor ve sosyal-duygusal gelişimi birbirinden ayırmanın mümkün olmayacağından hareketle program tüm gelişim alanlarını desteklemek üzere birbirleriyle etkileşimli ve çok yönlü olacak şekilde geliştirilmiştir.

Oyun Temellidir

Çocuğun kendini ve içinde yaşadığı dünyayı oyunla tanıdığı ve kendini en iyi oyunla ifade ettiği unutulmaması gereken bir gerçekliktir. Bu doğrultuda programda göstergeler ele alınırken oyunun bir yöntem veya etkinlik olarak kullanılması özellikle önerilmektedir.

Güvenli ve Çocuk Dostu Ortamların Düzenlenmesi Önemlidir

Öğrenme ortamlarının; çocukların gelişim özellikleri ile yaşama korunma ve katılım haklarına yönelik olması sağlanmalıdır. Çocukların ilgileri ve gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenen ortamlar onların keşfetmesini, yeni beceriler edinmesini ve öğrenmesini destekleyecektir. Seçilen ortamların çocuğun kendini geliştirebilmesi ve çevresi ile sağlıklı ilişkiler kurabilmesine fırsat veren, problem çözme becerilerini geliştirebilmesini, başkalarıyla beraber çalışabilmesini sağlayan ve potansiyelini açığa çıkarabilmesini destekleyen çocuk dostu ortamlar olmasına özen gösterilmelidir.

Etkileşim Temellidir

Farklı öğrenme deneyimleri çocukların gelişiminin desteklenmesinde özellikle erken dönemde kritik öneme sahiptir. Çocuklara farklı görüntüler, sesler, dokular, nesneler ve hareketler sunarak yeni öğrenme deneyimleri sağlanabilir.

Keşfederek Öğrenme Önceliklidir

Bu program sayesinde çocuğun çevresinde olanları fark etmesi, merak ettiği konulara ilişkin sorular sorması ve araştırma yaparak keşfetmesi sağlanır. Bu şekilde çocuk erken dönemlerde bilimsel süreç becerilerini kullanarak bilgiyi kendisi yapılandırır.

Bireysel ve Küçük Grup Etkinliklerine Yer Verilmesini Gerektirir

Çocukların gelişim özellikleri dikkate alındığında programın 0-12 aylık dönemi ile bir yaşından sonraki dönemi arasında etkinlik grupları açısından farklılıklar bulunmaktadır. 0-12 aylık dönemde bireyselleştirilmiş etkinlikler ön plana alınırken 12 aylık dönemden sonraki süreçlerde sosyalleşme ve akran gruplarıyla etkileşimi sağlamak amacıyla küçük grup etkinliklerine yer verilmiştir.

Duyuların Geliştirilmesi Ön Plandadır

Bebeklik ve erken çocukluk yılları boyunca beyin gelişimi duyusal uyaranlar yoluyla olmaktadır. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarından itibaren duyuların uyarılmasını desteklemek çok önemlidir. Çocukların kavram gelişiminin temelini duyuları yoluyla aldıkları uyaranlar oluşturmaktadır. Bu nedenle çocuğun bulunduğu her ortamdan ve kullandığı her materyalden duyu eğitimi için yararlanılabilir. Dikkat edilmesi gereken nokta uyaranların somut olması ve ortam düzenlemelerinin yapılmasıdır.

Eğitimciye Özgürlük Tanır

Program, eğitimcinin geliştirmesine olanak sağlar nitelikte hazırlanmıştır. Programda yer alan göstergeler farklı biçimlerde bir araya getirilebilir. Eğitimci planladığı etkinliklerini yaş grupları ya da gelişim alanlarına göre bütünleştirilmiş olarak ya da ayrı ayrı uygulayabilir, değişik ortam ve materyallerden yararlanarak öğrenme süreçlerini zenginleştirebilir.

Değerlendirme Süreci Çok Yönlüdür

Bu programda değerlendirme çok boyutlu bir süreç olarak ele alınmaktadır. Bunlar; bebeğin / çocuğun gelişimsel olarak değerlendirilmesi, programın değerlendirilmesi ve eğitimcinin kendi kendini değerlendirmesi ile 25-36 ay arasında günlük akışta ele alınan günü değerlendirme zamanıdır. Programın nitelikli bir şekilde uygulanabilmesi için değerlendirmenin çok yönlü yapılması, tarafsız olması ve değerlendirme sonuçlarının sonraki uygulamalarda dikkate alınması gerekmektedir.

Ailenin Eğitime Katılımı Önemlidir

Erken çocukluk döneminde ailenin çocuğun eğitimine katılımı çocukların gelişimlerini olumlu yönde desteklemektedir. Aile ile iş birliği sağlamak çocuğun kazandığı bilgi, beceri ve tutumları pekiştirir, bunların kalıcılığını artırır.

Uyarlanabilir

Öğrenme konusunda tüm çocuklara eşit fırsatlar sunmayı hedefleyen bu programda özel gereksinimli çocukların özelliklerine ve onlar için öğrenme sürecinde uyarlamalara yer verilmiştir. Bu hedef doğrultusunda eğitimcilerden kendi gruplarındaki çocukların özel gereksinimlerini dikkate alarak eğitim süreçlerinde uyarlamalar yapmaları beklenmektedir.

Eğitim Programının Uygulama Esasları

MEB tarafından hazırlanan 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda uygulama esasları şunlardır;

  • Planlama
  • Uygulama
  • Değerlendirme

Gelişim Alanları ve Göstergeleri

MEB tarafından geliştirilen 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda gelişimsel özellikler dört temel alanda ele alınmıştır. Bunlar bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarıdır. Bu bölümde bu dört temel alana göre gelişimsel özellikler ve göstergelere yer verilmiştir.

Bilişsel Gelişim Alanı Özellikleri

Biliş; duyular, algılama, hatırlama, sembolleri kullanma, düşünme ve imgelem gibi süreçlerin olduğu zihinsel tüm etkinlikleri kapsamaktadır. Bilişsel gelişim ise bu zihinsel süreçlerdeki aktif faaliyetlerin doğumdan yaşlılığa kadar olan gelişimi olarak açıklanmaktadır. Bebeklerin bilişsel gelişimi ile ilgili bilinen en iyi tanımlardan biri Piaget tarafından yapılmıştır. Piaget, doğumdan iki yaşa kadar olan gelişimsel süreci duyusal motor dönem olarak adlandırmış ve çocukları, çevreyle etkileşimleri sonucunda düşüncelerini geliştiren, meşgul ve güdülenmiş kâşifler gibi ele alan bir bakış açısı geliştirmiştir. Piaget’ye göre hayatın ilk iki yılında düşünme, duyu organlarını kullanarak eylemleri fiziksel olarak sonuçlandırmadan ibarettir. Bu nedenle bebeklerde düşüncenin fiziksel eylemden bağımsız olarak var olamayacağı savunulmaktadır.

Dil Gelişim Alanı Özellikleri

Dil; insanların bilgi, istek, düşünce ve duygularını ifade etmelerini sağlayan iletişim aracıdır. Düşünme ve diğer bilişsel süreçlerde rolü büyüktür. Bebekler ve küçük çocuklar bilişsel gelişimlerindeki ilerlemeyle birlikte, dilde de gelişme kaydetmektedirler. Dil ve iletişim becerileri yaşamın ilk yıllarından itibaren gelişmeye başlamakta, dilin iletişim amaçlı kullanımı bireyin gelişim sürecinde giderek daha büyük önem kazanmaktadır.

Sosyal-Duygusal Gelişim Alanı Özellikleri

İnsan yaşantısında etkisi büyük olan sosyal gelişimin sağlıklı bir yol izlemesi yaşamın ilk yıllarına dayanmaktadır. Erikson bebeklik dönemindeki sağlıklı gelişimin, gıdanın miktarına ya da sunulan oral uyarıma değil verilen bakımın kalitesine bağlı olduğuna inanmıştır. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde sosyal-duygusal gelişimi desteklemek için sağlanacak iyi bir bakım; bebeğin ihtiyaçlarını bekletmeden duyarlı bir şekilde gidermek, onu nazikçe tutmak, yeterli miktarda süt alana kadar onu sabırla beklemek, memeye ya da şişeye daha az ilgi gösterince sütten kesmek olarak çeşitlendirilebilir. Çocuğun hayatının ilk yıllarında gördüğü bakım ile kazandığı davranışların önemli bir kısmı, yetişkinlikteki kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını biçimlendirmektedir.

Motor Gelişim Alanı Özellikleri

Motor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezî sinir sisteminin gelişimine paralel olarak vücudun isteme bağlı hareketlilik kazanmasıdır. Bebeğin motor gelişim becerileri fiziksel olarak büyüme, olgunlaşma ve gelişme ile ilişkilidir. Fiziksel büyüme nicel olarak beden ölçülerini temsil ederken olgunlaşma, bireyin vücut sistemlerinin fonksiyonel olarak en üst düzeyde gelişmesini ifade etmektedir. Gelişim ise zaman içerisinde bireyin yaşadığı nitel ve nicel değişimlerin tümünü içermektedir. Çocuğun genel büyüklüğü arttıkça, vücut parçaları da farklı oranlarda büyümektedir. Buna bağlı olarak motor gelişim baştan ayağa ve yakından uzağa doğru bir eğilim göstermektedir. Motor gelişim süreci tüm gelişim alanlarını doğrudan etkilemektedir. Bebeklerin, doğdukları andan itibaren yaptıkları çeşitli bedensel hareketler ile çevreyi keşfetme, çevresindeki bireyler ve nesnelerle etkileşime girme, problem durumlarına çözüm üretme performansları desteklenmektedir. Dolayısıyla motor gelişim, insan yaşamında önemli bir yere sahiptir. 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda motor gelişim alanı özellikleri kaba motor gelişim ve ince motor gelişim özellikleri olmak üzere ayrı ayrı alan uzmanları tarafından listelenerek göstergeler ile ifade edilmiştir.

0-36 Aylık Çocuklar İçin Etkinlik Planlama ve Uygulama

Etkinlik planı, 0-36 aylık çocuklar için eğitim programı kapsamında belirlenen gelişim göstergelerini desteklemek amacıyla eğitimciler tarafından düzenlenen etkinliklerin belirli bir sıra halinde yazılması ile hazırlanmaktadır. Örnek bir etkinlik planı aşağıda gösterilen bölümleri içermelidir.

  • Etkinlik Adı
  • Gelişim Göstergesi
  • Materyal
  • Öğrenme süreci
  • Uyarlama
  • Güvenlik önlemleri
  • Değerlendirme

0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programında Değerlendirme

Değerlendirme kavramı, “çocuklar ne biliyor ve ne yapabilir?” sorularını yanıtlamaya yönelik olarak neredeyse her çeşit ölçme ve değerlendirme aracına işaret etmektedir. Farklı bir tanım ile değerlendirme; çeşitli şekillerdeki belgelerden faydalanılarak çocuklar hakkında bilgi toplama ve elde edilen bilgileri düzenleyip yorumlama süreci olarak açıklanabilir. Özellikle erken çocukluk dönemindeki bireylerin güçlü yönlerini, gelişimlerini ve gereksinimlerini değerlendirmek; eğitimcinin çocuklar hakkında çok önemli çıktılar elde etmesini sağlayacaktır.

Değerlendirme sürecinde göz önünde bulundurulması gereken ilkeler genel olarak şöyle özetlenebilir;

  • Değerlendirme çocukların yararına, amaca uygun, geçerli ve güvenilir olmalıdır.
  • Değerlendirmede kullanılan veri toplama metotları ve içerik, çocukların yaşlarına ve gelişim özelliklerine uygun olmalıdır.
  • Aileler tanıma ve değerlendirme bilgisi için değerli bir kaynak olarak görülmelidir.
  • Değerlendirme ve program birleştirilmelidir.
  • Çocuklar birbiriyle kıyaslanmak yerine bildikleri ve yapabildikleri şeylerle değerlendirilmelidir.
  • Çocuğu bütün olarak tanımak için bütün gelişim alanları değerlendirilmelidir.
  • Değerlendirme zaman içinde ve sürekli olmalıdır. Bunun için farklı yöntem ve araçlar kullanılmalıdır.
  • Değerlendirme çocuğun yardımla ve tek başına yapabileceği şeyleri göstermelidir.
  • Eğitimciler ailelere bilgi vermek için değerlendirmelerini rapor etmelidir.

Çocuğun Tanınması ve Değerlendirilmesi

MEB 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda çocukları tanıma ve gelişimlerini izleme amacıyla Gelişim Gözlem Formları kullanılmaktadır. Gelişim gözlem formları, bebeklerin ve çocukların aylara göre gelişim düzeyleri hakkında eğitimciye bilgiler sunar. Bu formlar, çocuğun gelişimini ilk bir yıl içinde her ay, ikinci yaşa kadar üç aylık, üçüncü yaşa kadar da altı aylık aralıklarla izleyecek şekilde düzenlenmiştir. Gelişim gözlem formunda bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarına yönelik gelişim göstergeleri yer almaktadır. Gelişim Gözlem Formu ’nu doldurmada kolaylık olması amacıyla günlük çocuk gözlemlerinin kaydedileceği bir gözlem defteri de tutulabilir. Eğitimci çocukların gelişimsel ilerlemelerini ve günlük olarak çocuklarla karşılaştığı durumları çocuğun adı ve gözlem tarihiyle deftere not almalıdır. Daha sonra yapacağı her türlü gelişimsel değerlendirme işleminde tuttuğu bu kayıtları kullanmalıdır. Bu şekilde çocuklarla ilgili daha gerçekçi ve ayrıntılı bir değerlendirme yapma olanağı olacaktır.

Programın Değerlendirilmesi

Eğitimciler tarafından uygulanan programın çeşitli yöntemler kullanılarak farklı zamanlarda değerlendirilmesi 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nın uygulama esaslarından biridir. Eğitimcilerden değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan durumları sonraki uygulamalarına yansıtmaları ve yeni öğrenme süreçlerini planlarken elde edilen bu sonuçlardan yararlanmaları beklenmektedir. Eğitim programının değerlendirilmesi eğitimciye öğrenilenleri gözden geçirme ve süreci bir bütün olarak ele alma fırsatı sunmaktadır.

Eğitimcinin Kendini Değerlendirmesi

0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda çok boyutlu bir süreç olan değerlendirmenin son bölümünde eğitimcinin sınıf içi ve sınıf dışı çalışmalarını eleştirel bir yaklaşımla analiz edebilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla program kapsamında “Eğitimci Öz Değerlendirme Formu” geliştirilmiştir. Eğitimci Öz Değerlendirme Formu, eğitimcilerin farklı alanlardaki becerilerini gözden geçirmelerine ve eksik olduklarını fark ettikleri alanları geliştirmelerine katkı sağlayacak nitelikte hazırlanmıştır. Bu formda eğitimcilerin aile, beslenme, etik, program, gelişim alanları, güvenlik ve sağlık, iletişim, materyal, kişisel ve mesleki gelişim konularında kendilerini değerlendirmelerini sağlayan bölümler bulunmaktadır. Eğitimcilerden bu ifadeleri dikkatlice okumaları ve kendilerine uygun olup olmadığını değerlendirmeleri beklenmektedir.

Giriş

Yaşamın ilk üç yılı gelişim açısından kritik bir dönemdir. Beynin ve dolayısıyla insan gelişiminin temel işlevleri bu yıllarda şekillenmektedir. Bu noktadan hareketle tüm çocuklar için erken yılların nitelikli eğitim programları ile değerlendirilmesi ülkelerin bakım ve eğitim politikalarının temel felsefesi olmalıdır. Erken yıllarda zengin uyarıcı olanaklar sunmayı içeren erken eğitim programları herhangi bir yoksunluğa sahip olsun ya da olmasın tüm çocuklar için gelişme ve ilerleme fırsatları hazırlar. Ülkemizde de Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından üç yaş altı çocukların erken eğitimi amacıyla hazırlanan “0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı” 2013-2014 eğitim-öğretim yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

Gelişimde 0-3 Yaşın Önemi ve Temel Gereksinimlerin Karşılanması

Bebeklik ve erken yıllar insan gelişiminin anne karnındaki süreçten sonra ikinci hızlı dönemini oluşturmaktadır. Gelişim açısından bu denli hızlı olan dönemde temel gereksinimlerine uygun destek sağlayabilmek mümkün olan en üst düzeyde gelişme için gerekmektedir. Bu kapsamda üç yaş altını da içine alan erken müdahale programlarının ana uğraşısı gelişimin bu kritik yıllarında çocukların temel gereksinimlerini dikkate alan gelişimsel destek programları oluşturmaktır. Bebekler ve küçük çocuklar için gelişimsel olarak destekleyici yaşantılar, programlar geliştirebilmenin başlangıç noktası bu yıllardaki gelişimsel özellikleri ve temel gereksinimleri bilmektir.

0-36 Ayda Gelişim ve Önemi

Bebeklik ve erken çocukluk dönemi bireyin gelişiminde çok hızlı ve önemli değişimlerin yaşandığı yılları kapsamaktadır. Özellikle yaşamın ilk üç yılında bebek, bir taraftan çevresindeki kişilere ve yaşadığı ortama uyum sağlarken diğer taraftan hızlı bir şekilde gerçekleşen büyüme ve gelişmenin yarattığı değişimlere ayak uydurmaya çalışır. Bebekler bu uyumu algı ve hareket yetenekleri ile görme, işitme, dokunma, tat alma ve koku alma gibi duyusal yetenekleri sayesinde yakalamaktadır. Bu süreç içerisinde hareket yeteneği, sahip oldukları duyusal bilginin miktarını ve türünü arttırarak bebeklere karşılaştıkları şeyleri işleme ve keşfetme olanağı sunar. 0-3 yaşta beyin gelişimi de çok hızlıdır ve bu dönemde sağlanan nitelikli çevresel koşullar beyin gelişiminin ve işlevlerinin daha iyi olmasını sağlar. Beyin gelişimi için kritik dönem olarak isimlendirilen yaşamın ilk iki yılında bebeğe sağlanacak zenginleştirilmiş uyarıcı ortam, onun yaşama daha şanslı bir başlangıç yapmasını olanaklı kılacaktır. Ancak bireysel farklılıklar nedeniyle her bebeğin gelişimi aynı hızda gerçekleşmeyebilir. Erken dönemlerden itibaren destekleyici ortamlar hazırlamak ve bebeklerin gelişimlerini takip etmek önemlidir. 0-3 yaş arasında yürüme, konuşma, iletişim kurma, düşünme, akıl yürütme ve sorun çözme gibi birçok beceri kazanılır.

Ayrıca erken çocukluk yıllarında çocuğa sağlanan bakım, eğitim ortamları ile uyaranların niteliği ve çeşitliliği çocuğun gelişimi üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Erken çocukluk eğitimi sayesinde çocukların sosyal alanda hoşgörü ve duygudaşlık becerileri, bilişsel alanda matematiksel ve konumsal algıları ile sorun çözebilme becerileri, dil alanında sesleri ayırt etme, konuşurken sesini doğru kullanabilme ve kendini sözel olarak ifade edebilme becerileri gelişir. Çocuklar motor alanda ise fiziksel gelişimin temelini oluşturan küçük ve büyük kaslarını doğru kullanabilmeyi öğrenirler ve böylece elgöz koordinasyonu gerektiren işler kadar denge gerektiren hareketleri de yapabilirler. Çocuklar aynı zamanda temizlik kurallarına uymayı, giysilerini tek başına giymeyi ve çıkarmayı, doğru beslenmeyi, kazalar ve tehlikelerden korunabilmeyi de öğrenirler. Bu nedenle erken çocukluk eğitim kurumlarında verilen nitelikli eğitim, “yaşama en iyi başlangıç” yeri olarak önem taşımaktadır. Erken eğitim programlarının uygulayıcıları olarak eğitimciler, eğitimin kalitesinde önemli bir paya sahiptirler. Dolayısıyla çocuğun gelişimini destekleme noktasında kritik bir konumdadırlar. Çocuklar sadece değer gördükleri, sevildiklerinden emin oldukları ve kendilerini güvende hissettikleri destekleyici ortamlarda çevrelerini keşfeder ve sunulan öğrenme fırsatlarını değerlendirirler. Bu destekleyici ortamın en önemli bileşeni ise eğitimci ile çocuk arasında kurulan tutarlı ve güvenli ilişkidir.

Temel Gereksinimlerin Karşılanması

Çocuk haklarının temelinde çocukların ve bebeklerin insan onuruna yakışır bir yaşam sürebilmeleri için gerekli olan gereksinimlerinin karşılanması olgusu bulunmaktadır. Gereksinimler haklardan daha evrenseldir ve evrensel olarak kabul edilen gereksinimlerin genellikle insanların iyilik hâlleri ile ilgili olduğu bilinmektedir. Çocukların ve bebeklerin gereksinimlerinin karşılanması, onların yüksek yararları açısından büyük öneme sahiptir. Çocukların yüksek yararlarını sağlama kaynağı ise onların sahip oldukları haklarıdır. Bebek ve küçük çocukların temel gereksinimleri ortaya konulurken ve karşılanırken çocukların muhtaç, aciz ve kırılgan olduğu bakış açısı yerine gelişmeye açık ve güçlü bir potansiyellerinin olduğu gerçeğinin akılda tutulması gerekmektedir. Bu durum, bir başka anlatımla, çocukların her açıdan güçlü ve zengin potansiyellerinin hafife alınmaması gerektiği anlamına gelmektedir.0-36 aylık çocukların temel bakım gereksinimlerinin karşılanması, ailelerin ve bakım verenlerin görevidir. Bebek ve küçük çocukların uyku, beslenme ve tuvalet gereksiniminin karşılanması ile beden temizliğinin sağlanması öncelikli gereksinimleri arasında yer almaktadır. Ancak sevgi, ilgi ve yakınlık gereksinimleri gelişim açısından oldukça önem taşımaktadır. Sonuç olarak yukarıda sayılan temel gereksinimleri dikkate alan erken eğitim ortamlarında bebek ve küçük çocuklar potansiyellerini en üst seviyede geliştirme olanakları bulabileceklerdir. Bu gerçeği dikkate alan bir 0-3 yaş programı ise evrensel önceliğimiz olmalıdır. Birçok ülkede erken müdahale programları temel gereksinimleri merkeze alan bir anlayıştadır. Ülkemizde de MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü 2013 yılında birçok alan uzmanının katılımıyla 0-36 aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nı geliştirmiştir.

Eğitim Programının Özellikleri

Bu özellikler MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından 2013 yılında hazırlanan 0-36 aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda şu şekilde açıklanmaktadır;

Gelişimseldir

Bebeklik ve erken çocukluk eğitimi programlarında temel amaç çocukların mümkün olan en üst düzeyde gelişimlerini destekleyici yaşantılar oluşturmaktır. Bunun için bebekler ve küçük çocukların bilişsel, dil, sosyalduygusal ve motor gelişim alanlarındaki gereksinimlerine odaklanılmalıdır. Yani eğitim programının çocukların gelişim düzeylerine uygun ve onların ihtiyaçlarını karşılar nitelikte olması başarılı bir uygulama için ön koşulu oluşturmaktadır.

Sarmaldır

Tüm bireyler için en iyi öğrenmeler var olan bilgi ve becerilerin üzerine inşa edilerek mümkün olabilmektedir. Bu doğrultuda 0-36 aylık çocuklara yönelik geliştirilen bu programın; yeni öğrenmelerin ve ön öğrenmelerin üzerine inşa edilmesi esastır. Buna göre, programın içeriği belirlenirken gelişimsel özelliklerin birbiriyle ilişkili olması ve ardışıklığına dikkat edilmiştir. Programın içeriğinde bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarına yönelik gelişim göstergelerinin yeri ve zamanı geldikçe tekrarlanması vurgulanmaktadır.

Dengelidir

Bebekler ve küçük çocuklar için hazırlanan etkili bir eğitim ve müdahale programının her açıdan dengeli olması gerekmektedir. Programda gelişimsel hedefler, eğitim ortamı ve materyaller ile öğrenme yaklaşım ve yöntemleri var olan çeşitliliği içerecek dengeli bir yapıda ele alınmalıdır.

Esnektir

İyi bir eğitim programının çocuk gruplarının farklılaşan gereksinimlerine göre düzenlenebilecek esnek bir yapıya sahip olması gerekmektedir. Çocuk merkezli olarak hazırlanan 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı kurumun fiziksel özelliklerini, çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre düzenlemede eğitimciye özgürlük tanımaktadır. Ayrıca farklı bölgelerdeki çocuklar için uygulanabilir olması, günlük akışın belli saat dilimleri ve etkinlik türleri ile sınırlandırılmaması, özel eğitime gereksinim duyan çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre uyarlamalar yapılabilmesi programın esnekliğine dikkat çekmektedir.

Bütüncüldür

0-36 aylar arasında gelişim bütün alanlarda hep birlikte gerçekleşmektedir. Bilişsel, dil, motor ve sosyal-duygusal gelişimi birbirinden ayırmanın mümkün olmayacağından hareketle program tüm gelişim alanlarını desteklemek üzere birbirleriyle etkileşimli ve çok yönlü olacak şekilde geliştirilmiştir.

Oyun Temellidir

Çocuğun kendini ve içinde yaşadığı dünyayı oyunla tanıdığı ve kendini en iyi oyunla ifade ettiği unutulmaması gereken bir gerçekliktir. Bu doğrultuda programda göstergeler ele alınırken oyunun bir yöntem veya etkinlik olarak kullanılması özellikle önerilmektedir.

Güvenli ve Çocuk Dostu Ortamların Düzenlenmesi Önemlidir

Öğrenme ortamlarının; çocukların gelişim özellikleri ile yaşama korunma ve katılım haklarına yönelik olması sağlanmalıdır. Çocukların ilgileri ve gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenen ortamlar onların keşfetmesini, yeni beceriler edinmesini ve öğrenmesini destekleyecektir. Seçilen ortamların çocuğun kendini geliştirebilmesi ve çevresi ile sağlıklı ilişkiler kurabilmesine fırsat veren, problem çözme becerilerini geliştirebilmesini, başkalarıyla beraber çalışabilmesini sağlayan ve potansiyelini açığa çıkarabilmesini destekleyen çocuk dostu ortamlar olmasına özen gösterilmelidir.

Etkileşim Temellidir

Farklı öğrenme deneyimleri çocukların gelişiminin desteklenmesinde özellikle erken dönemde kritik öneme sahiptir. Çocuklara farklı görüntüler, sesler, dokular, nesneler ve hareketler sunarak yeni öğrenme deneyimleri sağlanabilir.

Keşfederek Öğrenme Önceliklidir

Bu program sayesinde çocuğun çevresinde olanları fark etmesi, merak ettiği konulara ilişkin sorular sorması ve araştırma yaparak keşfetmesi sağlanır. Bu şekilde çocuk erken dönemlerde bilimsel süreç becerilerini kullanarak bilgiyi kendisi yapılandırır.

Bireysel ve Küçük Grup Etkinliklerine Yer Verilmesini Gerektirir

Çocukların gelişim özellikleri dikkate alındığında programın 0-12 aylık dönemi ile bir yaşından sonraki dönemi arasında etkinlik grupları açısından farklılıklar bulunmaktadır. 0-12 aylık dönemde bireyselleştirilmiş etkinlikler ön plana alınırken 12 aylık dönemden sonraki süreçlerde sosyalleşme ve akran gruplarıyla etkileşimi sağlamak amacıyla küçük grup etkinliklerine yer verilmiştir.

Duyuların Geliştirilmesi Ön Plandadır

Bebeklik ve erken çocukluk yılları boyunca beyin gelişimi duyusal uyaranlar yoluyla olmaktadır. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarından itibaren duyuların uyarılmasını desteklemek çok önemlidir. Çocukların kavram gelişiminin temelini duyuları yoluyla aldıkları uyaranlar oluşturmaktadır. Bu nedenle çocuğun bulunduğu her ortamdan ve kullandığı her materyalden duyu eğitimi için yararlanılabilir. Dikkat edilmesi gereken nokta uyaranların somut olması ve ortam düzenlemelerinin yapılmasıdır.

Eğitimciye Özgürlük Tanır

Program, eğitimcinin geliştirmesine olanak sağlar nitelikte hazırlanmıştır. Programda yer alan göstergeler farklı biçimlerde bir araya getirilebilir. Eğitimci planladığı etkinliklerini yaş grupları ya da gelişim alanlarına göre bütünleştirilmiş olarak ya da ayrı ayrı uygulayabilir, değişik ortam ve materyallerden yararlanarak öğrenme süreçlerini zenginleştirebilir.

Değerlendirme Süreci Çok Yönlüdür

Bu programda değerlendirme çok boyutlu bir süreç olarak ele alınmaktadır. Bunlar; bebeğin / çocuğun gelişimsel olarak değerlendirilmesi, programın değerlendirilmesi ve eğitimcinin kendi kendini değerlendirmesi ile 25-36 ay arasında günlük akışta ele alınan günü değerlendirme zamanıdır. Programın nitelikli bir şekilde uygulanabilmesi için değerlendirmenin çok yönlü yapılması, tarafsız olması ve değerlendirme sonuçlarının sonraki uygulamalarda dikkate alınması gerekmektedir.

Ailenin Eğitime Katılımı Önemlidir

Erken çocukluk döneminde ailenin çocuğun eğitimine katılımı çocukların gelişimlerini olumlu yönde desteklemektedir. Aile ile iş birliği sağlamak çocuğun kazandığı bilgi, beceri ve tutumları pekiştirir, bunların kalıcılığını artırır.

Uyarlanabilir

Öğrenme konusunda tüm çocuklara eşit fırsatlar sunmayı hedefleyen bu programda özel gereksinimli çocukların özelliklerine ve onlar için öğrenme sürecinde uyarlamalara yer verilmiştir. Bu hedef doğrultusunda eğitimcilerden kendi gruplarındaki çocukların özel gereksinimlerini dikkate alarak eğitim süreçlerinde uyarlamalar yapmaları beklenmektedir.

Eğitim Programının Uygulama Esasları

MEB tarafından hazırlanan 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda uygulama esasları şunlardır;

  • Planlama
  • Uygulama
  • Değerlendirme

Gelişim Alanları ve Göstergeleri

MEB tarafından geliştirilen 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda gelişimsel özellikler dört temel alanda ele alınmıştır. Bunlar bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarıdır. Bu bölümde bu dört temel alana göre gelişimsel özellikler ve göstergelere yer verilmiştir.

Bilişsel Gelişim Alanı Özellikleri

Biliş; duyular, algılama, hatırlama, sembolleri kullanma, düşünme ve imgelem gibi süreçlerin olduğu zihinsel tüm etkinlikleri kapsamaktadır. Bilişsel gelişim ise bu zihinsel süreçlerdeki aktif faaliyetlerin doğumdan yaşlılığa kadar olan gelişimi olarak açıklanmaktadır. Bebeklerin bilişsel gelişimi ile ilgili bilinen en iyi tanımlardan biri Piaget tarafından yapılmıştır. Piaget, doğumdan iki yaşa kadar olan gelişimsel süreci duyusal motor dönem olarak adlandırmış ve çocukları, çevreyle etkileşimleri sonucunda düşüncelerini geliştiren, meşgul ve güdülenmiş kâşifler gibi ele alan bir bakış açısı geliştirmiştir. Piaget’ye göre hayatın ilk iki yılında düşünme, duyu organlarını kullanarak eylemleri fiziksel olarak sonuçlandırmadan ibarettir. Bu nedenle bebeklerde düşüncenin fiziksel eylemden bağımsız olarak var olamayacağı savunulmaktadır.

Dil Gelişim Alanı Özellikleri

Dil; insanların bilgi, istek, düşünce ve duygularını ifade etmelerini sağlayan iletişim aracıdır. Düşünme ve diğer bilişsel süreçlerde rolü büyüktür. Bebekler ve küçük çocuklar bilişsel gelişimlerindeki ilerlemeyle birlikte, dilde de gelişme kaydetmektedirler. Dil ve iletişim becerileri yaşamın ilk yıllarından itibaren gelişmeye başlamakta, dilin iletişim amaçlı kullanımı bireyin gelişim sürecinde giderek daha büyük önem kazanmaktadır.

Sosyal-Duygusal Gelişim Alanı Özellikleri

İnsan yaşantısında etkisi büyük olan sosyal gelişimin sağlıklı bir yol izlemesi yaşamın ilk yıllarına dayanmaktadır. Erikson bebeklik dönemindeki sağlıklı gelişimin, gıdanın miktarına ya da sunulan oral uyarıma değil verilen bakımın kalitesine bağlı olduğuna inanmıştır. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde sosyal-duygusal gelişimi desteklemek için sağlanacak iyi bir bakım; bebeğin ihtiyaçlarını bekletmeden duyarlı bir şekilde gidermek, onu nazikçe tutmak, yeterli miktarda süt alana kadar onu sabırla beklemek, memeye ya da şişeye daha az ilgi gösterince sütten kesmek olarak çeşitlendirilebilir. Çocuğun hayatının ilk yıllarında gördüğü bakım ile kazandığı davranışların önemli bir kısmı, yetişkinlikteki kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını biçimlendirmektedir.

Motor Gelişim Alanı Özellikleri

Motor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezî sinir sisteminin gelişimine paralel olarak vücudun isteme bağlı hareketlilik kazanmasıdır. Bebeğin motor gelişim becerileri fiziksel olarak büyüme, olgunlaşma ve gelişme ile ilişkilidir. Fiziksel büyüme nicel olarak beden ölçülerini temsil ederken olgunlaşma, bireyin vücut sistemlerinin fonksiyonel olarak en üst düzeyde gelişmesini ifade etmektedir. Gelişim ise zaman içerisinde bireyin yaşadığı nitel ve nicel değişimlerin tümünü içermektedir. Çocuğun genel büyüklüğü arttıkça, vücut parçaları da farklı oranlarda büyümektedir. Buna bağlı olarak motor gelişim baştan ayağa ve yakından uzağa doğru bir eğilim göstermektedir. Motor gelişim süreci tüm gelişim alanlarını doğrudan etkilemektedir. Bebeklerin, doğdukları andan itibaren yaptıkları çeşitli bedensel hareketler ile çevreyi keşfetme, çevresindeki bireyler ve nesnelerle etkileşime girme, problem durumlarına çözüm üretme performansları desteklenmektedir. Dolayısıyla motor gelişim, insan yaşamında önemli bir yere sahiptir. 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda motor gelişim alanı özellikleri kaba motor gelişim ve ince motor gelişim özellikleri olmak üzere ayrı ayrı alan uzmanları tarafından listelenerek göstergeler ile ifade edilmiştir.

0-36 Aylık Çocuklar İçin Etkinlik Planlama ve Uygulama

Etkinlik planı, 0-36 aylık çocuklar için eğitim programı kapsamında belirlenen gelişim göstergelerini desteklemek amacıyla eğitimciler tarafından düzenlenen etkinliklerin belirli bir sıra halinde yazılması ile hazırlanmaktadır. Örnek bir etkinlik planı aşağıda gösterilen bölümleri içermelidir.

  • Etkinlik Adı
  • Gelişim Göstergesi
  • Materyal
  • Öğrenme süreci
  • Uyarlama
  • Güvenlik önlemleri
  • Değerlendirme

0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programında Değerlendirme

Değerlendirme kavramı, “çocuklar ne biliyor ve ne yapabilir?” sorularını yanıtlamaya yönelik olarak neredeyse her çeşit ölçme ve değerlendirme aracına işaret etmektedir. Farklı bir tanım ile değerlendirme; çeşitli şekillerdeki belgelerden faydalanılarak çocuklar hakkında bilgi toplama ve elde edilen bilgileri düzenleyip yorumlama süreci olarak açıklanabilir. Özellikle erken çocukluk dönemindeki bireylerin güçlü yönlerini, gelişimlerini ve gereksinimlerini değerlendirmek; eğitimcinin çocuklar hakkında çok önemli çıktılar elde etmesini sağlayacaktır.

Değerlendirme sürecinde göz önünde bulundurulması gereken ilkeler genel olarak şöyle özetlenebilir;

  • Değerlendirme çocukların yararına, amaca uygun, geçerli ve güvenilir olmalıdır.
  • Değerlendirmede kullanılan veri toplama metotları ve içerik, çocukların yaşlarına ve gelişim özelliklerine uygun olmalıdır.
  • Aileler tanıma ve değerlendirme bilgisi için değerli bir kaynak olarak görülmelidir.
  • Değerlendirme ve program birleştirilmelidir.
  • Çocuklar birbiriyle kıyaslanmak yerine bildikleri ve yapabildikleri şeylerle değerlendirilmelidir.
  • Çocuğu bütün olarak tanımak için bütün gelişim alanları değerlendirilmelidir.
  • Değerlendirme zaman içinde ve sürekli olmalıdır. Bunun için farklı yöntem ve araçlar kullanılmalıdır.
  • Değerlendirme çocuğun yardımla ve tek başına yapabileceği şeyleri göstermelidir.
  • Eğitimciler ailelere bilgi vermek için değerlendirmelerini rapor etmelidir.

Çocuğun Tanınması ve Değerlendirilmesi

MEB 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda çocukları tanıma ve gelişimlerini izleme amacıyla Gelişim Gözlem Formları kullanılmaktadır. Gelişim gözlem formları, bebeklerin ve çocukların aylara göre gelişim düzeyleri hakkında eğitimciye bilgiler sunar. Bu formlar, çocuğun gelişimini ilk bir yıl içinde her ay, ikinci yaşa kadar üç aylık, üçüncü yaşa kadar da altı aylık aralıklarla izleyecek şekilde düzenlenmiştir. Gelişim gözlem formunda bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarına yönelik gelişim göstergeleri yer almaktadır. Gelişim Gözlem Formu ’nu doldurmada kolaylık olması amacıyla günlük çocuk gözlemlerinin kaydedileceği bir gözlem defteri de tutulabilir. Eğitimci çocukların gelişimsel ilerlemelerini ve günlük olarak çocuklarla karşılaştığı durumları çocuğun adı ve gözlem tarihiyle deftere not almalıdır. Daha sonra yapacağı her türlü gelişimsel değerlendirme işleminde tuttuğu bu kayıtları kullanmalıdır. Bu şekilde çocuklarla ilgili daha gerçekçi ve ayrıntılı bir değerlendirme yapma olanağı olacaktır.

Programın Değerlendirilmesi

Eğitimciler tarafından uygulanan programın çeşitli yöntemler kullanılarak farklı zamanlarda değerlendirilmesi 0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nın uygulama esaslarından biridir. Eğitimcilerden değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan durumları sonraki uygulamalarına yansıtmaları ve yeni öğrenme süreçlerini planlarken elde edilen bu sonuçlardan yararlanmaları beklenmektedir. Eğitim programının değerlendirilmesi eğitimciye öğrenilenleri gözden geçirme ve süreci bir bütün olarak ele alma fırsatı sunmaktadır.

Eğitimcinin Kendini Değerlendirmesi

0-36 Aylık Çocuklar İçin Eğitim Programı’nda çok boyutlu bir süreç olan değerlendirmenin son bölümünde eğitimcinin sınıf içi ve sınıf dışı çalışmalarını eleştirel bir yaklaşımla analiz edebilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla program kapsamında “Eğitimci Öz Değerlendirme Formu” geliştirilmiştir. Eğitimci Öz Değerlendirme Formu, eğitimcilerin farklı alanlardaki becerilerini gözden geçirmelerine ve eksik olduklarını fark ettikleri alanları geliştirmelerine katkı sağlayacak nitelikte hazırlanmıştır. Bu formda eğitimcilerin aile, beslenme, etik, program, gelişim alanları, güvenlik ve sağlık, iletişim, materyal, kişisel ve mesleki gelişim konularında kendilerini değerlendirmelerini sağlayan bölümler bulunmaktadır. Eğitimcilerden bu ifadeleri dikkatlice okumaları ve kendilerine uygun olup olmadığını değerlendirmeleri beklenmektedir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.