Konut Seçimi ve Düzenlenmesi Dersi 1. Ünite Özet

30.07.2022
6
A+
A-

Konut Seçimi

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Konut Seçimi ve Düzenlenmesi Dersi 1. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Konut Seçimi

Giriş

Konut seçiminde, kendi evini arsa alıp, birebir işin içinde olarak tasarlatmayı ve yaptırmayı anlamıyoruz. Genellikle ilk akla gelen, tasarımı ve yapımı tamamlanmış, çeşitli finans şirketleri ya da bankaların işbirlikleri ve konut kredisi (mortgage) destekleri eşliğinde büyük reklam kampanyalarıyla satışa sunulmuş konut projeleridir. İster konut satın alan ister kiralayan olsun bilinçli bir tüketici ve kullanıcı olmak gereği daha da önem kazanmaktadır. Çünkü içinde bulunduğumuz çağ iletişim çağı olarak anılmakta, tüm iletişim olanakları kullanılarak tüketicinin kendi ihtiyaçları ve olanakları doğrultusunda oluşması gereken tercihlerini olduğundan farklı bir şekilde algılaması sağlanmaktadır.

Konut Üzerine Düşünceler

Tarih boyunca insanlar öncelikle hayvanların saldırısından, iklim koşullarının olumsuz etkilerinden giderek de diğer insan topluluklarından korunmak için kendilerine sığınacak güvenli mekânlar, ortamlar oluşturmayı amaç edinmiştir. Konut ya da ev; içine alan, besleyen ve büyüten niteliğiyle, ana rahmine benzetilir ve dişi olarak nitelenir. Bu kabule göre insanın ilk evi ana rahmidir.

Duvarlar, sokaklar ve bahçeler evleri, konutları birbirinden ayırmakla birlikte, aynı zamanda onları birbiriyle ilişkilendirerek bir bütünün parçası haline getirir. Konut yani ev ailenin yurdudur.

Anadolu geleneksel konut kültüründe; her odanın ortak bir alana, yani sofaya açılan bir tek kapısı vardır. Sofa, çok önem taşıyan özgün bir çevre ögesidir, odaların hepsi bu toplayıcı mekâna açılır. Geleneksel Türk evinin ana birimi olan odaların kendi iç düzenleri de çok ilginç özellikler taşır. Türk evi gerçekte odaların ve sofanın sonsuz sayıda ilişkileriyle zaman içinde oluşmuştur. Anadolu’da pek çok yerde hane denir. Geleneksel konutta bağımsız bölümler olan odaların iç düzeni de çok amaçlı, kolay değiştirilebilir, esnek kullanıma uygun, kullanışlı ve ekonomik olmasına özen gösterilerek düzenlenmiştir. Aynı odada yatılır, yemek yenir, iş görülür, misafir kabul edilir.

Tarihi Süreç İçinde Anadolu’da Konut

Antik Dönemde Yerleşme ve Konut Kültürü

Anadolu’daki kazılarda ortaya çıkarılan konut yerleşimlerinin izleri bazı bilim adamlarına göre 12.500 yıl öncesine tarihlenmektedir. İlkel konutun toplu bir barınak olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü insanoğlu hem hayvanlardan, hem de hemcinslerinden korkuyordu. İlkçağlarda insanların konutun bir bölümünü tapınak gibi algılayıp kullandığı bilinmektedir.

Yapılan arkeolojik kazılar ve onların değerlendirilmesi sonucunda; Neolitik çağın başlarında İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun bağımsız olarak geliştiği daha sonra Batı Anadolu’nun onlara eklendiği anlaşılmaktadır.

Çayönü kazılarında saptanmış olan yedi evre ve 20 kadar yapı katı mimari ve yapı ögelerinin gelişiminin tüm aşamalarını ortaya koymaktadır. Bu katmanlarda, yuvarlak tabanlı, üstü dallarla örtülmüş basit kulübeden, dikdörtgen planlı taş temel üstüne kerpiç duvarlı, düz damlı, bodrumlu, kapısı ve penceresi olan bir yapıya nasıl geçildiği görülmektedir. Genel olarak; yuvarlak plandan dörtgen yapıya geçiş, toprağın kerpiç ve tuğlaya dönüşmesi, mekâna girişin ve kapı boşluğunun sorunlarının çözülmesi büyük gelişmeler olarak kabul edilmelidir. Kazılarda neredeyse önceden planlanmış izlenimi veren yerleşme düzeni ve konutlarla karşılaşılmıştır. Bazıları iki, bazıları dört gözlü, tabanların ve duvarların sıvalı olduğu, bazı odalarda ise ocaklar bulunduğu görülmüştür. Bu odaların bir kısmında öğütme taşları, obsidien ve kemik aletler, büyük geyik boynuzları ve taban altında açılmış çukurlara gömülmüş insan iskeletleri bulunmuştur. Bunlara dayanarak, insanların evlerinde öğütme, pişirme işleri yaptıkları, ölü gömme ve tapınma gibi dinsel yaşamla ilgili işlemlerini de kısmen evlerinde gerçekleştirdikleri düşünülebilir.

Anadolu’da Yüzyıllar İçinde Oluşmuş Geleneksel Türk Evi

Geleneksel Türk evi kavramının belki de en ilginç yanı, üzerinde yaşanılan topraklardaki değişik özelliklere kolayca uyum sağlamış olmasıdır. Doğan Kuban bu evi hayatlı ev olarak isimlendirmiştir. Anadolu’da her biri bir aileyi barındırdığı için Birçok yerde hane olarak da anılan odaya genellikle pabuçluk denilen bir ön mekânla girilir. Odanın duvarlarında geceleri yatmak için kullanılan yatak, yorgan vs. saklandığı yüklük, yıkanma imkânı veren gusülhane, çeşitli eşyalar için dolaplar, lâmbalık ve ocak bulunur. Yine duvarlar üzerinde oturmak için sedirler yer alır. Karşılıklı sedirler arasında yer alan boşluk; insanın karşısındaki insanın bakışını, yüz ifadesini ve bağırmasına gerek kalmadan konuştuğunu duyacağı ve kolaylıkla samimi, sıcak bir sohbet ortamına imkân tanıyan mesafe olan 3-5 metreyi geçmez. Günümüzde tasarımda yeni kavramlar olarak görülen sürdürülebilirlik ve esneklik, değişkenlik, değişen koşullara uyarlanabilme gibi kavramların, yüzyıllar öncesinde geleneksel konutu ya da başka bir deyişle Türk evini doğuran temel prensipler olduğunu söylemek gerekir. Yüz yıllar içinde oluşan bu konut tipolojisinin temelinde insan, doğa, tutumluluk ve esneklik kavramları vardır. Ayrıca geleneksel konutta, Anadolu’da kendinden önce gelmiş geçmiş, çok katmanlı yerleşme ve konut kültürünün izlerini görmek mümkündür. Ancak bu kültürel ve tarihi sürekliliği sağlayan mekânsal ilişkilerin günümüz konutunda varlığını sürdürdüğünü söylemek mümkün değildir.

Cumhuriyet Döneminde Konut

Anadolu’da Bizans ve Osmanlı döneminde fetih yoluyla elde edilen ve nüfus kaybetmiş olan kentlerin canlandırılması, ekonominin geliştirilmesi ve kültürel etkileşimi sağlamak amacıyla başka bölgelerden getirilen halka konut verilerek yerleşmelerinin sağlandığı yönünde bilgiler mevcuttur. Osmanlı imparatorluğunun çöküş döneminde tersine yaşanmış, 19. Yüzyılda küçülen imparatorlukta başlayan Anadolu’ya göçler sırasında 1870-1920 arasında yüzbinlerce göçmen Anadolu’ya yerleştirilmiştir ve göçmenler konutlarını kendileri yapmışlardır. Göçmenlerin kendi yaptıkları konutlar, çoğunlukla küçük bir bahçe ile birlikte kerpiç ve tek katlı yapılmıştır. Osmanlı imparatorluğunun son döneminde göçler ve yangınlar nedeniyle büyük ölçüde konut açığı ortaya çıkmış ve bu dönemde Batılılaşma hareketinin de etkisiyle küçük ölçekli toplu konut projeleri de gerçekleştirilmiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra konut yapımı durgun bir döneme girmiştir ve 1928 yılında İmar müdürlüğü kurulmuştur. Böylece Türkiye de çağdaş anlamda bir şehir plancılığı dönemi de yabancı mimar ve şehir plancıları önderliğinde başlatılmıştır. Ancak 1930’ lu yıllarda konut yapımı devletin önemli bir sorunu olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu dönemde Türk mimarlar da batılı anlamda ucuz konut proje denemeleri yaptılarsa da bunlar gerçekleşmemiştir.

İkinci Dünya savaşı koşullarında artan yabancı mimarlar üniversitelerde akademisyen olarak da faaliyet göstermiştir. Böylece üniversitelerimizde yetiştirdikleri öğrenciler de onların bakış açısıyla kentlerimizi ve yaşam çevrelerimizi biçimlendirmiştir. Kentlerin gelişim sürecinde binlerce yılda oluşmuş olan kültür ve gelenekten ani kopuş toplumda ve yaşam çevrelerinde giderek baş edilemez yeni sorunlar doğurmuştur Daha sonraları işçi ve memurlar için üretilen yeni konut yerleşmeleri ve konut kredileriyle de desteklenen konut kooperatifleri eliyle sayısız konut üretilmiştir. Kentlerdeki mevcut konutların kullanıcıları da bu yeni yapım akımına müteahhitlere, konutlarını kat karşılığı vererek ayak uydurmuş, hızlı bir kentsel dönüşümün parçası olmuşlardır. Müteahhitlerin ve mal sahiplerinin daha fazla kâr beklentisiyle Belediyelere baskısı sonucu yıkılan bir ya da iki katlı bahçeli konutların yerinde, bitişik nizam ve cadde üzerinde 7-10, 6 metre genişliğindeki sokaklarda 3-5 katlı apartmanlar karşılıklı yükselmiştir. Bazı yerlerde kaçak olarak yapılan pek çok konut, genel ve yerel seçim dönemlerinde çıkarılan imar aflarıyla yasal bir kimlik kazanmıştır. Mahalle kavramı giderek ortadan kalkmış ve daracık sokaklar park eden otomobiller tarafından istila edilmiştir. Hiçbir ciddi denetim olmadan yükselen kentlerde konut havasız, ışıksız, işlevsiz ve paylaşımsız, duygusuz birer beton kutuya dönüştürülmüştür.

Nüfus yoğunluğunun artması ve pek çok kentte var olan hava kirliliği yaşamı olumsuz etkilemiştir. Doğal gazın ısınmada kullanılmaya başlamasıyla hava kirliliği sorunu kısmen çözülmüştür.

Toplumsal Değişme ve Zaman İçinde Değişen Konut Algısı

İnsanoğlu doğal çevreyi binlerce yıldır değiştirmekte ihtiyaç duyduğu ve doğada bulamadığı her şeyi kendince oluşturmuştur. İnsanoğlunun iki eğilimi dikkat çekicidir. Bunlardan ilki barınma ve fizyolojik ihtiyaçlarını karşılama, diğeri ise görsel düzenlemelerle kendini ifade etme ihtiyacıdır. Mekân tasarımı söz konusu olduğunda, insanların ihtiyaçları kullanıcı ihtiyaçları olarak adlandırılır.

Kullanıcı İhtiyaçları, İstekleri ve Beklentileri

Maslow’ un ihtiyaçlar (gereksinmeler) hiyerarşisi kuramında insanın ihtiyaçları beş temel kategoride incelemiştir. İnsanın piramitin tabanında, en altta yer alan ihtiyaçlarının karşılanmasının ardından, bir üstteki ihtiyaç kategorisine yükseldiğini söylemiştir.

Bu ihtiyaçlar alttan üste doğru;

  • Fizyolojik ihtiyaçlar: Temel içgüdüsel ihtiyaçlardır. Yemek, içmek, uyumak, solumak, seks vb. gibi,
  • Güvenlik ihtiyacı: İnsanlar can ve mal varlıklarının korunmasına ihtiyaç duyarlar.
  • Sevgi ve aidiyet ihtiyacı: Sevme, sevilme, bir gruba mensup olma, yardımseverlik, şefkat türündeki ihtiyaçlardır.
  • Saygı ihtiyacı: İnsanlar sevmek, sevilmek dışında kendilerine saygı duyulmasını da isterler, tanınma, sosyal statü sahibi olma, başarı elde etme, takdir edilme gibi ihtiyaçlara yönelirler.
  • Kendini gerçekleştirme ihtiyacı: Alt kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamış olan bireyin son aşamada ideallerini ve yeteneklerini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Maslow’ un bu yaklaşımını, Yoshio Kondo; bireyin bütün düzeylerdeki ihtiyaçlara aynı anda sahip olabileceği, ancak bunların göreli önemlerinin kişilerin yaşam standartlarına göre değişeceği şeklinde geliştirmiştir. Kullanıcı ihtiyaçları, kullanıcının fizyolojik, psikolojik ve toplumsal rahatsızlıklara uğramadan çevreden istediği daha çok nesnel alt koşullar olarak tanımlanabilir. Bunlar, yaşanabilirlik yönünden ihtiyaçlar ve ekonomik yönden dayanıklılıkla ilgili ihtiyaçlar olarak ikiye ayrılır. Kullanıcı ihtiyaçları kavramı sık sık kullanıcı istek ve beklentileri ile birbirine karıştırılır.

Toplumsal Değişme, Kültürel Değişme ve Süreklilik

Toplumsal değişme, temelinde teknolojik değişmenin yattığı insanlar arası ilişkilerin değişmesidir. Toplumsal değişmenin başlıca üç ögesi;

  1. Ekonomik gelişme,
  2. Teknik ilerleme,
  3. Nüfus hareketleridir.

Bunlar hem insan ilişkilerinin değişmesi yoluyla, hem de direkt olarak fiziksel çevrenin değişmesine etki ederler. Ama teknoloji tek başına bir şey değiştiremez. Toplumların değişmesinde bireylerin gündelik yaşantısına giren, toplumsal dünyalarını genişleten, temel toplumsal ilişkileri değiştirerek, parçası oldukları bütünü etkileyen değişiklikler önemlidir.

Kent bir toplumsal olgudur ve herkes kendi yaklaşımıyla kenti farklı algılar. Toplumsal değişme konutun kullanıcısını etkilediği gibi onu tasarlayan kent plancılarını, mimarları ve iç mimarları da etkiler. Toplu konut projelerinde kullanıcının ihtiyaçları, istek ve beklentilerinin belirlenmesi sürecinde; mimarlar ve mühendisler dışında çalışma ekibinde bulunması gereken sosyolog, psikolog, ekonomi uzmanı gibi pek çok alandan uzmanla birlikte çalışmaya, gereksinim vardır.

Gelişen Teknolojilerinin Konut Algısına Etkileri

Gelişen teknoloji pek çok yönden hem kullanıcının, hem tasarımcının hem yatırımcıların hem de yöneticilerin konut algılarının değişmesine neden olmaktadır.

  • İletişim olanaklarının artması,
  • Malzeme ve yapım yöntemlerinin çeşitlenmesi,
  • Üretim ilişkilerinin değişmesiyle, toplumun ve bireyin ekonomik koşullarının değişimi.

Önceleri insanlar doğduğu evde, mahallede yaşamını geçirirken, günümüzde sık sık konut değiştirmek olağan bir durum olarak kabul edilmektedir. Geçmişte evlenen çocuklar evin içinde yer kalmadığında, aynı parsele yapılan yeni konutlara yerleşirken, günümüzde ise konuta uygun orman ve doğal sit alanları konut alanı olarak yerleşime açılabilmektedir.

Kentsel dönüşümü zorunlu hale getiren etkenlerden biri de ülkemizde 1950’lerden bu yana yaşanan kırdan kente ve büyük kentlere doğru gerçekleşen göç hareketlerinin itici gücüyle kaçak olarak oluşmuş çarpık kentleşmedir. Bir diğer etken de 17 Ağustos 1999 da yaşanan deprem sonrası kentsel dönüşüm projelerinin kapsamı ve hızını artıracak resmi çalışmalar başlatılmıştır. Kentsel Dönüşüm Yasası 2012 Mayıs ayında meclisten geçmiştir.

Unutulan Kavram: Bütünün Parçası Olarak Konut

Bir konutun kaç metrekare olduğundan daha önemlisi nasıl kullanıldığı, mekânsal ilişkilerin nasıl kurulduğudur. Mimar Cengiz Bektaş “Yuvanız giysileriniz gibi, ne çok dar olmalıdır, ne çok geniş. Size, sizin ölçülerinize uymalı.” diyerek toplumdaki bu hastalıklı algıya dikkat çekmektedir. Büyük alınan ev boş yere ısıtılır, eşyalarla doldurulur ve temizlenir. Ama dönüp kullanıcının yaşam kalitesi ve konforuna ne kattığı asla düşünülmez. Eskiler ev alma komşu al derler, çok doğru bir sözdür ama günümüzde apartman ya da site sakinleri maalesef yıllarca oturdukları konutlarında bile komşularının kim olduğunu bilmeden yaşar.

Konutta Tasarımı Etkileyen Faktörler

Konut tasarımını etkileyen faktörler genel olarak şu şekilde sıralanabilir

  • Kullanıcı gereksinme, istek ve beklentileri,
  • Toplumsal ve kültürel faktörler,
  • İklim verileri,
  • Coğrafi ve topoğrafik veriler,
  • Ulaşılabilir malzeme ve iş gücü olanakları,
  • Konutun kent içindeki konumu,
  • Yasal düzenlemeler,
  • Ekonomi,
  • Nüfus,
  • Teknoloji.

Konut tasarımına etki eden faktörlerin ilk sıralarında yer alan kullanıcı ihtiyaçları, kültürel değerler, iklim, yapının konumu konut tasarımında göz ardı edilir duruma gelmiştir. Kullanıcı ne konutunun ne de yaşayacağı çevrenin tasarımında ve sürdürebilirliğinde artık söz sahibi değildir.

Konut Seçimi ve Karar Verme Süreci

En bilinen konut edinme yolları;

  • Kullanıcı ya da kullanıcılar kendi arsası üzerine konut yaptırılabilirler,
  • Arsa sahibi ya da sahipleri arsalarını konut yapılmak üzere bir şirket ya da şahsa kat karşılığı denen yöntemle verip konut sahibi olabilirler.
  • Kat karşılığı verilmiş bir arsa üzerine yapılan apartman bloğunu yapan müteahhitden ya da mal sahibinden daire alınabilir.
  • Daha önce yapılmış, kullanılmış ve sahibi tarafından ya da emlak alışverişiyle uğraşan kişiler tarafından satılık bir müstakil ev ya da daire satın alabilir,
  • Konut kooperatiflerine üye olma ya da üyeliğini devreden kişiden üyelik hakkını satın alarak,
  • Büyük ölçekli nerdeyse küçük kent ölçeğinde konut üretimi yapan şirketler ya da bir kaç şirketin, Emlak bankası ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığ’ına bağlı Toplu Konut İdaresi Baş kanlığı’nın ortaklığının söz konusu olduğu projelerden konut sahibi olunabilir.
  • Kamuya ait işletmelerin lojmanları ve taşınmazlarının özelleştirilmesi ve satışı yoluyla,
  • Doğal afetler sonrasında devlet eliyle yapılıp, uygun koşullarda kullanıcıya satışı yapılması
  • Miras yoluyla da konut sahibi ya da ortak mülkiyet söz konusu olabilir.

Konut seçimine konu olacak başka durum ise konutu mal sahibinden ya da bir şirket aracılığıyla kiralamaktır. Konut seçimini etkileyen faktörler de zaman içinde konut tasarımını etkileyen faktörler gibi değişirler.

Konut Tipleri

Konut tipleri en genel anlamda;

  1. Bir bahçe ya da parsel içinde yer alan ayrık nizam konutlar,
    • Az katlı müstakil konutlar,
    • Çok katlı kat mülkiyetine konu olan apartmanlar,
  2. Parsel içinde imar planında gösterilen şekilde komşu parsellerle bitişik olarak konumlanan bitişik nizam konutlar,
    • Az katlı müstakil konutlar,
    • Çok katlı kat mülkiyetine konu olan apartmanlar.

Bu sınıflandırma temel olmak üzere pek çok alt sınıflandırma yapılabilir; bahçeli müstakil ev, bahçeli dubleks yada çatı dubleks gibi. Büyük konut projelerindeki devasa çok katlı kule bloklar ise, özel bir durum gibi görünse de ayrık nizam çok katlı yapılar başlığı altında yer alır. Konut ilanlarında sıklıkla kullanıldığı görülen villa ya da lüks villa ise genellikle kendi parselinde, bazen de bir site içinde yer alan genellikle ayrık nizam konut grubundadır. Bitişik parseller ya da aynı parselde birden fazla aynı tip az katlı konuttan oluşan dizilere de sıra ev denilmektedir. Osmanlı imparatorluğu sınırları içinde özellikle o zamanki sanayi bölgesi Balat ve Fener civarında Haliç çevresinde bunların ilk örnekleri yer almıştır. Apartmanların ilk örneklerini, Galata, Pera ve İstiklal caddesi üzerinde halen görmek mümkündür.

Bu sınıflandırmaların dışında bağ evi, kır evi, sayfiye ya da yazlık gibi konut tipleri de yine bulundukları yerlerin kentsel yerleşim alanları dışında kırsal alanlarda ya da kıyılarda yer alan ayrık ya da bitişik nizam az katlı ve müstakil konutlardır.

Konut Tiplerine Dair Yeni Kavramlar

Kentte, arsa fiyatlarının yüksek olduğu bölgelerde lüks malzeme ve teknolojiyle donatılmış, kullanıcıya pek çok hizmetin verildiği, özel güvenlikli ve bakımlı çevrelerde çok yüksek katlı bloklarda yer alan stüdyo daireler ve 1+1 daireler son yıllarda rezidans (residence) olarak isimlendirilmektedir. Ülkemizde çok yaygın kullanılmayan loft daire kavramı da özel bir konut anlayışının ürünüdür. Bunların dışında rezidans villa kavramı da konut piyasasında yeni bir terim olarak yerini almaktadır. Gelişen teknolojinin sundukları günümüzde homeofis yani evden çalışmayı da her geçen gün daha çekici hale getirmektedir. Öğrencilerin yoğun olduğu şehirlerde apart daire ya da 1+1 daireler yaygın bir yapılanma olarak görülür.

Konut Seçimini Etkileyen Faktörler

  • Konut kullanıcısı birey ya da ailenin gereksinme , istek ve beklentileri,
  • Kullanıcıların yaşamlarını etkileyen toplumsal ve kültürel faktörler,
  • Konuttan beklenen konforu etkileyen iklim verileri,
  • Kullanıcısı konutun bulunduğu yerle, yakın çevresiyle ve doğal çevreyle nasıl bir ilişki kurmasını istiyorsa onu belirleyen coğrafi ve topoğrafik veriler,
  • Kolay ulaşılabilir malzeme ve iş gücü olanakları,
  • Konutun kent içindeki konumu ve kullanıcısının ihtiyaç duyduğu yerlere ulaşım olanakları,
  • Yasal düzenlemeler,
  • Kullanıcının ekonomik durumu,
  • Teknolojik verilerin yaşamlarına ne düzeyde girdiği,
  • Konutun sürdürülebilirliği (değişen koşullara uyum ve bakım-onarımın kolay olması )vb. gibi

Sonuç ve Değerlendirme

Konutu kullanacak kişi ve kişilerin, aile bireylerinin gereksinme, istek ve beklentilerini gerçekçi olarak, kapsamlı bir şekilde ve uzun vadeli düşünerek ortaya koymak konut seçiminde ilk adım olmalıdır. Konut seçimi yapılırken ailenin ya da kullanıcıların sayısı, yapısı, yaşam alışkanlıkları hatta yeme içme kültürleri bile önemli verilerdir. Kültür, hem kullanıcıların konutlarıyla kurdukları ilişkileri hem de komşularıyla kurdukları ilişkileri az ya da çok etkiler. Geçmişte önemli bir veri olan kolay ulaşılır yerel ya da bölgesel malzeme ve işçilik olanakları uzun bir süredir önemini yitirmiştir.

Son yıllarda çokça konuşulan sürdürülebilirlik ve ekolojik tasarım gibi kavramların mimariye girmesiyle yakın gelecekte tekrar önem kazanacak bir başlıktır. Bölgesel ve yerel olanaklardan faydalanmanın; çevreyle ve doğayla çatışmadan uyum içinde yaşama, enerji tasarrufu, dönüştürülebilir malzeme kullanımı gibi pek çok anlamda konuta olumlu yansımaları olacaktır.

Ayrıca işsizlik nedeniyle gerçekleşen yer değiştirme ve yığılmaları da önleme gibi toplumsal bir boyutu da vardır. Son dönemlerde maliyetinin çok üzerinde fiyatlarla satılan akıllı konutlar, reklamlarında kullanılan otel konforu yaşatma vaadini, ihtiyaç duyulabilecek servisleri de vererek yerine getirmektedir. Yaşam kültürümüze, inançlarımıza çok da uygun olmayan konutlarda yaşamak zorunda bırakılmış olmak toplumsal sorunlara, psikolojik gerilimlere neden olmuştur. Günümüzde tasarımda esneklik kavramına her zamankinden daha çok gereksinim duyulmaktadır. Birbirinden farklı yaşam çevrelerinin varlığı tarihi ve kültürel sürekliliğin sağlanmasında önemlidir. Bu kültürel zenginlik toplumun geçirdiği toplumsal değişme ve onun mekâna yansıması hakkında ipuçlarını da içinde barındırır. Kendinizi ifade edebileceğiniz küçük dokunuşlarınıza ve zaman içinde değişen beklentilerinize cevap verme, uyum sağlama potansiyeli yüksek, kendi olanaklarınızı fazlaca zorlamadan ulaşabileceğiniz konutu seçmek temel amaç olmalıdır.

Giriş

Konut seçiminde, kendi evini arsa alıp, birebir işin içinde olarak tasarlatmayı ve yaptırmayı anlamıyoruz. Genellikle ilk akla gelen, tasarımı ve yapımı tamamlanmış, çeşitli finans şirketleri ya da bankaların işbirlikleri ve konut kredisi (mortgage) destekleri eşliğinde büyük reklam kampanyalarıyla satışa sunulmuş konut projeleridir. İster konut satın alan ister kiralayan olsun bilinçli bir tüketici ve kullanıcı olmak gereği daha da önem kazanmaktadır. Çünkü içinde bulunduğumuz çağ iletişim çağı olarak anılmakta, tüm iletişim olanakları kullanılarak tüketicinin kendi ihtiyaçları ve olanakları doğrultusunda oluşması gereken tercihlerini olduğundan farklı bir şekilde algılaması sağlanmaktadır.

Konut Üzerine Düşünceler

Tarih boyunca insanlar öncelikle hayvanların saldırısından, iklim koşullarının olumsuz etkilerinden giderek de diğer insan topluluklarından korunmak için kendilerine sığınacak güvenli mekânlar, ortamlar oluşturmayı amaç edinmiştir. Konut ya da ev; içine alan, besleyen ve büyüten niteliğiyle, ana rahmine benzetilir ve dişi olarak nitelenir. Bu kabule göre insanın ilk evi ana rahmidir.

Duvarlar, sokaklar ve bahçeler evleri, konutları birbirinden ayırmakla birlikte, aynı zamanda onları birbiriyle ilişkilendirerek bir bütünün parçası haline getirir. Konut yani ev ailenin yurdudur.

Anadolu geleneksel konut kültüründe; her odanın ortak bir alana, yani sofaya açılan bir tek kapısı vardır. Sofa, çok önem taşıyan özgün bir çevre ögesidir, odaların hepsi bu toplayıcı mekâna açılır. Geleneksel Türk evinin ana birimi olan odaların kendi iç düzenleri de çok ilginç özellikler taşır. Türk evi gerçekte odaların ve sofanın sonsuz sayıda ilişkileriyle zaman içinde oluşmuştur. Anadolu’da pek çok yerde hane denir. Geleneksel konutta bağımsız bölümler olan odaların iç düzeni de çok amaçlı, kolay değiştirilebilir, esnek kullanıma uygun, kullanışlı ve ekonomik olmasına özen gösterilerek düzenlenmiştir. Aynı odada yatılır, yemek yenir, iş görülür, misafir kabul edilir.

Tarihi Süreç İçinde Anadolu’da Konut

Antik Dönemde Yerleşme ve Konut Kültürü

Anadolu’daki kazılarda ortaya çıkarılan konut yerleşimlerinin izleri bazı bilim adamlarına göre 12.500 yıl öncesine tarihlenmektedir. İlkel konutun toplu bir barınak olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü insanoğlu hem hayvanlardan, hem de hemcinslerinden korkuyordu. İlkçağlarda insanların konutun bir bölümünü tapınak gibi algılayıp kullandığı bilinmektedir.

Yapılan arkeolojik kazılar ve onların değerlendirilmesi sonucunda; Neolitik çağın başlarında İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun bağımsız olarak geliştiği daha sonra Batı Anadolu’nun onlara eklendiği anlaşılmaktadır.

Çayönü kazılarında saptanmış olan yedi evre ve 20 kadar yapı katı mimari ve yapı ögelerinin gelişiminin tüm aşamalarını ortaya koymaktadır. Bu katmanlarda, yuvarlak tabanlı, üstü dallarla örtülmüş basit kulübeden, dikdörtgen planlı taş temel üstüne kerpiç duvarlı, düz damlı, bodrumlu, kapısı ve penceresi olan bir yapıya nasıl geçildiği görülmektedir. Genel olarak; yuvarlak plandan dörtgen yapıya geçiş, toprağın kerpiç ve tuğlaya dönüşmesi, mekâna girişin ve kapı boşluğunun sorunlarının çözülmesi büyük gelişmeler olarak kabul edilmelidir. Kazılarda neredeyse önceden planlanmış izlenimi veren yerleşme düzeni ve konutlarla karşılaşılmıştır. Bazıları iki, bazıları dört gözlü, tabanların ve duvarların sıvalı olduğu, bazı odalarda ise ocaklar bulunduğu görülmüştür. Bu odaların bir kısmında öğütme taşları, obsidien ve kemik aletler, büyük geyik boynuzları ve taban altında açılmış çukurlara gömülmüş insan iskeletleri bulunmuştur. Bunlara dayanarak, insanların evlerinde öğütme, pişirme işleri yaptıkları, ölü gömme ve tapınma gibi dinsel yaşamla ilgili işlemlerini de kısmen evlerinde gerçekleştirdikleri düşünülebilir.

Anadolu’da Yüzyıllar İçinde Oluşmuş Geleneksel Türk Evi

Geleneksel Türk evi kavramının belki de en ilginç yanı, üzerinde yaşanılan topraklardaki değişik özelliklere kolayca uyum sağlamış olmasıdır. Doğan Kuban bu evi hayatlı ev olarak isimlendirmiştir. Anadolu’da her biri bir aileyi barındırdığı için Birçok yerde hane olarak da anılan odaya genellikle pabuçluk denilen bir ön mekânla girilir. Odanın duvarlarında geceleri yatmak için kullanılan yatak, yorgan vs. saklandığı yüklük, yıkanma imkânı veren gusülhane, çeşitli eşyalar için dolaplar, lâmbalık ve ocak bulunur. Yine duvarlar üzerinde oturmak için sedirler yer alır. Karşılıklı sedirler arasında yer alan boşluk; insanın karşısındaki insanın bakışını, yüz ifadesini ve bağırmasına gerek kalmadan konuştuğunu duyacağı ve kolaylıkla samimi, sıcak bir sohbet ortamına imkân tanıyan mesafe olan 3-5 metreyi geçmez. Günümüzde tasarımda yeni kavramlar olarak görülen sürdürülebilirlik ve esneklik, değişkenlik, değişen koşullara uyarlanabilme gibi kavramların, yüzyıllar öncesinde geleneksel konutu ya da başka bir deyişle Türk evini doğuran temel prensipler olduğunu söylemek gerekir. Yüz yıllar içinde oluşan bu konut tipolojisinin temelinde insan, doğa, tutumluluk ve esneklik kavramları vardır. Ayrıca geleneksel konutta, Anadolu’da kendinden önce gelmiş geçmiş, çok katmanlı yerleşme ve konut kültürünün izlerini görmek mümkündür. Ancak bu kültürel ve tarihi sürekliliği sağlayan mekânsal ilişkilerin günümüz konutunda varlığını sürdürdüğünü söylemek mümkün değildir.

Cumhuriyet Döneminde Konut

Anadolu’da Bizans ve Osmanlı döneminde fetih yoluyla elde edilen ve nüfus kaybetmiş olan kentlerin canlandırılması, ekonominin geliştirilmesi ve kültürel etkileşimi sağlamak amacıyla başka bölgelerden getirilen halka konut verilerek yerleşmelerinin sağlandığı yönünde bilgiler mevcuttur. Osmanlı imparatorluğunun çöküş döneminde tersine yaşanmış, 19. Yüzyılda küçülen imparatorlukta başlayan Anadolu’ya göçler sırasında 1870-1920 arasında yüzbinlerce göçmen Anadolu’ya yerleştirilmiştir ve göçmenler konutlarını kendileri yapmışlardır. Göçmenlerin kendi yaptıkları konutlar, çoğunlukla küçük bir bahçe ile birlikte kerpiç ve tek katlı yapılmıştır. Osmanlı imparatorluğunun son döneminde göçler ve yangınlar nedeniyle büyük ölçüde konut açığı ortaya çıkmış ve bu dönemde Batılılaşma hareketinin de etkisiyle küçük ölçekli toplu konut projeleri de gerçekleştirilmiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra konut yapımı durgun bir döneme girmiştir ve 1928 yılında İmar müdürlüğü kurulmuştur. Böylece Türkiye de çağdaş anlamda bir şehir plancılığı dönemi de yabancı mimar ve şehir plancıları önderliğinde başlatılmıştır. Ancak 1930’ lu yıllarda konut yapımı devletin önemli bir sorunu olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu dönemde Türk mimarlar da batılı anlamda ucuz konut proje denemeleri yaptılarsa da bunlar gerçekleşmemiştir.

İkinci Dünya savaşı koşullarında artan yabancı mimarlar üniversitelerde akademisyen olarak da faaliyet göstermiştir. Böylece üniversitelerimizde yetiştirdikleri öğrenciler de onların bakış açısıyla kentlerimizi ve yaşam çevrelerimizi biçimlendirmiştir. Kentlerin gelişim sürecinde binlerce yılda oluşmuş olan kültür ve gelenekten ani kopuş toplumda ve yaşam çevrelerinde giderek baş edilemez yeni sorunlar doğurmuştur Daha sonraları işçi ve memurlar için üretilen yeni konut yerleşmeleri ve konut kredileriyle de desteklenen konut kooperatifleri eliyle sayısız konut üretilmiştir. Kentlerdeki mevcut konutların kullanıcıları da bu yeni yapım akımına müteahhitlere, konutlarını kat karşılığı vererek ayak uydurmuş, hızlı bir kentsel dönüşümün parçası olmuşlardır. Müteahhitlerin ve mal sahiplerinin daha fazla kâr beklentisiyle Belediyelere baskısı sonucu yıkılan bir ya da iki katlı bahçeli konutların yerinde, bitişik nizam ve cadde üzerinde 7-10, 6 metre genişliğindeki sokaklarda 3-5 katlı apartmanlar karşılıklı yükselmiştir. Bazı yerlerde kaçak olarak yapılan pek çok konut, genel ve yerel seçim dönemlerinde çıkarılan imar aflarıyla yasal bir kimlik kazanmıştır. Mahalle kavramı giderek ortadan kalkmış ve daracık sokaklar park eden otomobiller tarafından istila edilmiştir. Hiçbir ciddi denetim olmadan yükselen kentlerde konut havasız, ışıksız, işlevsiz ve paylaşımsız, duygusuz birer beton kutuya dönüştürülmüştür.

Nüfus yoğunluğunun artması ve pek çok kentte var olan hava kirliliği yaşamı olumsuz etkilemiştir. Doğal gazın ısınmada kullanılmaya başlamasıyla hava kirliliği sorunu kısmen çözülmüştür.

Toplumsal Değişme ve Zaman İçinde Değişen Konut Algısı

İnsanoğlu doğal çevreyi binlerce yıldır değiştirmekte ihtiyaç duyduğu ve doğada bulamadığı her şeyi kendince oluşturmuştur. İnsanoğlunun iki eğilimi dikkat çekicidir. Bunlardan ilki barınma ve fizyolojik ihtiyaçlarını karşılama, diğeri ise görsel düzenlemelerle kendini ifade etme ihtiyacıdır. Mekân tasarımı söz konusu olduğunda, insanların ihtiyaçları kullanıcı ihtiyaçları olarak adlandırılır.

Kullanıcı İhtiyaçları, İstekleri ve Beklentileri

Maslow’ un ihtiyaçlar (gereksinmeler) hiyerarşisi kuramında insanın ihtiyaçları beş temel kategoride incelemiştir. İnsanın piramitin tabanında, en altta yer alan ihtiyaçlarının karşılanmasının ardından, bir üstteki ihtiyaç kategorisine yükseldiğini söylemiştir.

Bu ihtiyaçlar alttan üste doğru;

  • Fizyolojik ihtiyaçlar: Temel içgüdüsel ihtiyaçlardır. Yemek, içmek, uyumak, solumak, seks vb. gibi,
  • Güvenlik ihtiyacı: İnsanlar can ve mal varlıklarının korunmasına ihtiyaç duyarlar.
  • Sevgi ve aidiyet ihtiyacı: Sevme, sevilme, bir gruba mensup olma, yardımseverlik, şefkat türündeki ihtiyaçlardır.
  • Saygı ihtiyacı: İnsanlar sevmek, sevilmek dışında kendilerine saygı duyulmasını da isterler, tanınma, sosyal statü sahibi olma, başarı elde etme, takdir edilme gibi ihtiyaçlara yönelirler.
  • Kendini gerçekleştirme ihtiyacı: Alt kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamış olan bireyin son aşamada ideallerini ve yeteneklerini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Maslow’ un bu yaklaşımını, Yoshio Kondo; bireyin bütün düzeylerdeki ihtiyaçlara aynı anda sahip olabileceği, ancak bunların göreli önemlerinin kişilerin yaşam standartlarına göre değişeceği şeklinde geliştirmiştir. Kullanıcı ihtiyaçları, kullanıcının fizyolojik, psikolojik ve toplumsal rahatsızlıklara uğramadan çevreden istediği daha çok nesnel alt koşullar olarak tanımlanabilir. Bunlar, yaşanabilirlik yönünden ihtiyaçlar ve ekonomik yönden dayanıklılıkla ilgili ihtiyaçlar olarak ikiye ayrılır. Kullanıcı ihtiyaçları kavramı sık sık kullanıcı istek ve beklentileri ile birbirine karıştırılır.

Toplumsal Değişme, Kültürel Değişme ve Süreklilik

Toplumsal değişme, temelinde teknolojik değişmenin yattığı insanlar arası ilişkilerin değişmesidir. Toplumsal değişmenin başlıca üç ögesi;

  1. Ekonomik gelişme,
  2. Teknik ilerleme,
  3. Nüfus hareketleridir.

Bunlar hem insan ilişkilerinin değişmesi yoluyla, hem de direkt olarak fiziksel çevrenin değişmesine etki ederler. Ama teknoloji tek başına bir şey değiştiremez. Toplumların değişmesinde bireylerin gündelik yaşantısına giren, toplumsal dünyalarını genişleten, temel toplumsal ilişkileri değiştirerek, parçası oldukları bütünü etkileyen değişiklikler önemlidir.

Kent bir toplumsal olgudur ve herkes kendi yaklaşımıyla kenti farklı algılar. Toplumsal değişme konutun kullanıcısını etkilediği gibi onu tasarlayan kent plancılarını, mimarları ve iç mimarları da etkiler. Toplu konut projelerinde kullanıcının ihtiyaçları, istek ve beklentilerinin belirlenmesi sürecinde; mimarlar ve mühendisler dışında çalışma ekibinde bulunması gereken sosyolog, psikolog, ekonomi uzmanı gibi pek çok alandan uzmanla birlikte çalışmaya, gereksinim vardır.

Gelişen Teknolojilerinin Konut Algısına Etkileri

Gelişen teknoloji pek çok yönden hem kullanıcının, hem tasarımcının hem yatırımcıların hem de yöneticilerin konut algılarının değişmesine neden olmaktadır.

  • İletişim olanaklarının artması,
  • Malzeme ve yapım yöntemlerinin çeşitlenmesi,
  • Üretim ilişkilerinin değişmesiyle, toplumun ve bireyin ekonomik koşullarının değişimi.

Önceleri insanlar doğduğu evde, mahallede yaşamını geçirirken, günümüzde sık sık konut değiştirmek olağan bir durum olarak kabul edilmektedir. Geçmişte evlenen çocuklar evin içinde yer kalmadığında, aynı parsele yapılan yeni konutlara yerleşirken, günümüzde ise konuta uygun orman ve doğal sit alanları konut alanı olarak yerleşime açılabilmektedir.

Kentsel dönüşümü zorunlu hale getiren etkenlerden biri de ülkemizde 1950’lerden bu yana yaşanan kırdan kente ve büyük kentlere doğru gerçekleşen göç hareketlerinin itici gücüyle kaçak olarak oluşmuş çarpık kentleşmedir. Bir diğer etken de 17 Ağustos 1999 da yaşanan deprem sonrası kentsel dönüşüm projelerinin kapsamı ve hızını artıracak resmi çalışmalar başlatılmıştır. Kentsel Dönüşüm Yasası 2012 Mayıs ayında meclisten geçmiştir.

Unutulan Kavram: Bütünün Parçası Olarak Konut

Bir konutun kaç metrekare olduğundan daha önemlisi nasıl kullanıldığı, mekânsal ilişkilerin nasıl kurulduğudur. Mimar Cengiz Bektaş “Yuvanız giysileriniz gibi, ne çok dar olmalıdır, ne çok geniş. Size, sizin ölçülerinize uymalı.” diyerek toplumdaki bu hastalıklı algıya dikkat çekmektedir. Büyük alınan ev boş yere ısıtılır, eşyalarla doldurulur ve temizlenir. Ama dönüp kullanıcının yaşam kalitesi ve konforuna ne kattığı asla düşünülmez. Eskiler ev alma komşu al derler, çok doğru bir sözdür ama günümüzde apartman ya da site sakinleri maalesef yıllarca oturdukları konutlarında bile komşularının kim olduğunu bilmeden yaşar.

Konutta Tasarımı Etkileyen Faktörler

Konut tasarımını etkileyen faktörler genel olarak şu şekilde sıralanabilir

  • Kullanıcı gereksinme, istek ve beklentileri,
  • Toplumsal ve kültürel faktörler,
  • İklim verileri,
  • Coğrafi ve topoğrafik veriler,
  • Ulaşılabilir malzeme ve iş gücü olanakları,
  • Konutun kent içindeki konumu,
  • Yasal düzenlemeler,
  • Ekonomi,
  • Nüfus,
  • Teknoloji.

Konut tasarımına etki eden faktörlerin ilk sıralarında yer alan kullanıcı ihtiyaçları, kültürel değerler, iklim, yapının konumu konut tasarımında göz ardı edilir duruma gelmiştir. Kullanıcı ne konutunun ne de yaşayacağı çevrenin tasarımında ve sürdürebilirliğinde artık söz sahibi değildir.

Konut Seçimi ve Karar Verme Süreci

En bilinen konut edinme yolları;

  • Kullanıcı ya da kullanıcılar kendi arsası üzerine konut yaptırılabilirler,
  • Arsa sahibi ya da sahipleri arsalarını konut yapılmak üzere bir şirket ya da şahsa kat karşılığı denen yöntemle verip konut sahibi olabilirler.
  • Kat karşılığı verilmiş bir arsa üzerine yapılan apartman bloğunu yapan müteahhitden ya da mal sahibinden daire alınabilir.
  • Daha önce yapılmış, kullanılmış ve sahibi tarafından ya da emlak alışverişiyle uğraşan kişiler tarafından satılık bir müstakil ev ya da daire satın alabilir,
  • Konut kooperatiflerine üye olma ya da üyeliğini devreden kişiden üyelik hakkını satın alarak,
  • Büyük ölçekli nerdeyse küçük kent ölçeğinde konut üretimi yapan şirketler ya da bir kaç şirketin, Emlak bankası ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığ’ına bağlı Toplu Konut İdaresi Baş kanlığı’nın ortaklığının söz konusu olduğu projelerden konut sahibi olunabilir.
  • Kamuya ait işletmelerin lojmanları ve taşınmazlarının özelleştirilmesi ve satışı yoluyla,
  • Doğal afetler sonrasında devlet eliyle yapılıp, uygun koşullarda kullanıcıya satışı yapılması
  • Miras yoluyla da konut sahibi ya da ortak mülkiyet söz konusu olabilir.

Konut seçimine konu olacak başka durum ise konutu mal sahibinden ya da bir şirket aracılığıyla kiralamaktır. Konut seçimini etkileyen faktörler de zaman içinde konut tasarımını etkileyen faktörler gibi değişirler.

Konut Tipleri

Konut tipleri en genel anlamda;

  1. Bir bahçe ya da parsel içinde yer alan ayrık nizam konutlar,
    • Az katlı müstakil konutlar,
    • Çok katlı kat mülkiyetine konu olan apartmanlar,
  2. Parsel içinde imar planında gösterilen şekilde komşu parsellerle bitişik olarak konumlanan bitişik nizam konutlar,
    • Az katlı müstakil konutlar,
    • Çok katlı kat mülkiyetine konu olan apartmanlar.

Bu sınıflandırma temel olmak üzere pek çok alt sınıflandırma yapılabilir; bahçeli müstakil ev, bahçeli dubleks yada çatı dubleks gibi. Büyük konut projelerindeki devasa çok katlı kule bloklar ise, özel bir durum gibi görünse de ayrık nizam çok katlı yapılar başlığı altında yer alır. Konut ilanlarında sıklıkla kullanıldığı görülen villa ya da lüks villa ise genellikle kendi parselinde, bazen de bir site içinde yer alan genellikle ayrık nizam konut grubundadır. Bitişik parseller ya da aynı parselde birden fazla aynı tip az katlı konuttan oluşan dizilere de sıra ev denilmektedir. Osmanlı imparatorluğu sınırları içinde özellikle o zamanki sanayi bölgesi Balat ve Fener civarında Haliç çevresinde bunların ilk örnekleri yer almıştır. Apartmanların ilk örneklerini, Galata, Pera ve İstiklal caddesi üzerinde halen görmek mümkündür.

Bu sınıflandırmaların dışında bağ evi, kır evi, sayfiye ya da yazlık gibi konut tipleri de yine bulundukları yerlerin kentsel yerleşim alanları dışında kırsal alanlarda ya da kıyılarda yer alan ayrık ya da bitişik nizam az katlı ve müstakil konutlardır.

Konut Tiplerine Dair Yeni Kavramlar

Kentte, arsa fiyatlarının yüksek olduğu bölgelerde lüks malzeme ve teknolojiyle donatılmış, kullanıcıya pek çok hizmetin verildiği, özel güvenlikli ve bakımlı çevrelerde çok yüksek katlı bloklarda yer alan stüdyo daireler ve 1+1 daireler son yıllarda rezidans (residence) olarak isimlendirilmektedir. Ülkemizde çok yaygın kullanılmayan loft daire kavramı da özel bir konut anlayışının ürünüdür. Bunların dışında rezidans villa kavramı da konut piyasasında yeni bir terim olarak yerini almaktadır. Gelişen teknolojinin sundukları günümüzde homeofis yani evden çalışmayı da her geçen gün daha çekici hale getirmektedir. Öğrencilerin yoğun olduğu şehirlerde apart daire ya da 1+1 daireler yaygın bir yapılanma olarak görülür.

Konut Seçimini Etkileyen Faktörler

  • Konut kullanıcısı birey ya da ailenin gereksinme , istek ve beklentileri,
  • Kullanıcıların yaşamlarını etkileyen toplumsal ve kültürel faktörler,
  • Konuttan beklenen konforu etkileyen iklim verileri,
  • Kullanıcısı konutun bulunduğu yerle, yakın çevresiyle ve doğal çevreyle nasıl bir ilişki kurmasını istiyorsa onu belirleyen coğrafi ve topoğrafik veriler,
  • Kolay ulaşılabilir malzeme ve iş gücü olanakları,
  • Konutun kent içindeki konumu ve kullanıcısının ihtiyaç duyduğu yerlere ulaşım olanakları,
  • Yasal düzenlemeler,
  • Kullanıcının ekonomik durumu,
  • Teknolojik verilerin yaşamlarına ne düzeyde girdiği,
  • Konutun sürdürülebilirliği (değişen koşullara uyum ve bakım-onarımın kolay olması )vb. gibi

Sonuç ve Değerlendirme

Konutu kullanacak kişi ve kişilerin, aile bireylerinin gereksinme, istek ve beklentilerini gerçekçi olarak, kapsamlı bir şekilde ve uzun vadeli düşünerek ortaya koymak konut seçiminde ilk adım olmalıdır. Konut seçimi yapılırken ailenin ya da kullanıcıların sayısı, yapısı, yaşam alışkanlıkları hatta yeme içme kültürleri bile önemli verilerdir. Kültür, hem kullanıcıların konutlarıyla kurdukları ilişkileri hem de komşularıyla kurdukları ilişkileri az ya da çok etkiler. Geçmişte önemli bir veri olan kolay ulaşılır yerel ya da bölgesel malzeme ve işçilik olanakları uzun bir süredir önemini yitirmiştir.

Son yıllarda çokça konuşulan sürdürülebilirlik ve ekolojik tasarım gibi kavramların mimariye girmesiyle yakın gelecekte tekrar önem kazanacak bir başlıktır. Bölgesel ve yerel olanaklardan faydalanmanın; çevreyle ve doğayla çatışmadan uyum içinde yaşama, enerji tasarrufu, dönüştürülebilir malzeme kullanımı gibi pek çok anlamda konuta olumlu yansımaları olacaktır.

Ayrıca işsizlik nedeniyle gerçekleşen yer değiştirme ve yığılmaları da önleme gibi toplumsal bir boyutu da vardır. Son dönemlerde maliyetinin çok üzerinde fiyatlarla satılan akıllı konutlar, reklamlarında kullanılan otel konforu yaşatma vaadini, ihtiyaç duyulabilecek servisleri de vererek yerine getirmektedir. Yaşam kültürümüze, inançlarımıza çok da uygun olmayan konutlarda yaşamak zorunda bırakılmış olmak toplumsal sorunlara, psikolojik gerilimlere neden olmuştur. Günümüzde tasarımda esneklik kavramına her zamankinden daha çok gereksinim duyulmaktadır. Birbirinden farklı yaşam çevrelerinin varlığı tarihi ve kültürel sürekliliğin sağlanmasında önemlidir. Bu kültürel zenginlik toplumun geçirdiği toplumsal değişme ve onun mekâna yansıması hakkında ipuçlarını da içinde barındırır. Kendinizi ifade edebileceğiniz küçük dokunuşlarınıza ve zaman içinde değişen beklentilerinize cevap verme, uyum sağlama potansiyeli yüksek, kendi olanaklarınızı fazlaca zorlamadan ulaşabileceğiniz konutu seçmek temel amaç olmalıdır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.