Kentsel ve Çevresel Koruma Dersi 6. Ünite Özet

30.07.2022
8
A+
A-

Koruma/Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanımı Ve Korunması

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Kentsel ve Çevresel Koruma Dersi 6. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Koruma/Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanımı Ve Korunması

Giriş

Turizm günümüzde en önemli boş zaman değerlendirme ve dinlenme aktivitelerinden biri olup ekonomik anlamda da ülkelerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. 1980’lere kadar dünyada hızla gelişen kitle turizmi, 1980 sonrası ortaya çıkan negatif çevresel etkilerle tartışılırken dönemin turist profili de kitle turizminden bireysel turizme doğru değişen bir eğilim göstermeye başlamıştır. Özgün, yerel, kültür varlıklarına, doğaya yönelen, yerel nüfusla iletişim kurma çabası taşıyan ve sürdürülebilirliğe önem veren yeni turist tipi, alternatif turizm türlerine ve bunların olduğu alanlara yönelmişlerdir. Küreselleşme, eğitim ve kültür seviyesindeki yükselmeler, genç nüfus artışı, post modern tüketim alışkanlıkları, teknolojik gelişmeler, ulaşılabilirlik ve hareketlilikteki artışlar ile turizm amaçlı seyahatler hızla artmıştır. Turizm talepleri, turist tipindeki değişimler ve yeni eğilimlerle birlikte alternatif turizm türlerine, kültürel amaçlı seyahatlere, kültürel doğal ve tarihi potansiyellere sahip olan bölgelere olan eğilimler de artış göstermiştir. Turizm pazarında da yeni eğilimlere bağlı olarak kitle turizminin negatif etkilerinden uzak doğal ve kültürel kaynaklara talep gösteren, yerelle uyum içinde yerelle hareket eden ve turizmin mevsimsel dağılımını genişletecek mevcut bilinen turizm türleri dışında alternatif turizm türleri (geo, agro, doğa, etno, ghetto, kültür vd.) ve destinasyonları gündeme gelmeye başlamıştır.

Koruma ve Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanılmasına Korunmasına İlişkin Kavramlar/Tanımlar

Koruma ve miras alanları turizm amacıyla kullanılması içeren bu ünitede, konunun anlaşılabilmesi açısından, turizm, turizm türleri ve kültürel, doğal değerlere ilişkin yasa ve yönetmeliklerde yapılan tanımlamalar dışında bilimsel çalışmalarda da bu kavramlara ve tanımlara ilişkin değişik tanımlamalar yapılmaktadır. Bu bağlamda öncelikle turizm ve koruma ile ilgili olarak aşağıda yer alan kavram ve tanımların öncelikle ortaya konması önemlidir.

Turizm: İnsanların dinlenme, eğlenme, öğrenme gibi amaçlarla sürekli yaşadıkları ortamın dışına çıkarak yapılan seyahat ve konaklama eylemidir. Uluslararası turizm sözlüğünde turizm: “Zevk için yapılan, geziler ve seyahatleri yapmak için gerçekleştirilen insan faaliyetlerinin tümü” şeklinde açıklanmaktadır. Turizme ilişkin olarak değişik bakış açıları ile birçok tanımlama yapılmıştır. Fakat 1980’li yıllarda AIESTU (Uluslararsı Bilimsel Turizm Uzmanları Birliği) tarafından yapılan tanımlamada turizm “İnsanların devamlı ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına seyahatleri ve turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek geçici konaklamalarından doğan olaylar ve ilişkiler bütünü “ şeklinde tanımlanmıştır.

Kültür turizmi: Kişilerin kültürel ihtiyaçlarını karşılamak, yeni bilgi ve deneyimler edinmek amacıyla ikamet ettikleri alanlardan, kültürel çekiciliklerin bulunduğu alanlara gerçekleştirdikleri hareketler olarak tanımlanmaktadır.

Miras turizmi: Bir alanın, bir topluluğun ya da ulusun tarihini, kimliğini, doğal ve kültürel zenginliğini gösteren alanlara yapılan turizm çeşidi.

Kültür varlığı: Tarih öncesi ve tarihî devirlere ait, bilim, din, kültür, ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihî devirlerde sosyal yaşama konu olmuş, kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde yer altında veya su altındaki taşınır ve taşınmaz varlıklardır.

Tabiat varlığı: Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihî devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde yer altında ve su altında bulunan varlıklardır.

Doğal miras (Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi, UNESCO-1972, m.2): Estetik veya bilimsel açıdan istisnai evrensel değeri olan, fiziksel ve biyolojik oluşumlardan veya bu tür oluşum topluluklarından müteşekkil doğal anıtlar.

Endüstri mirası: Endüstri kültürünün tarihsel, teknolojik, sosyal, mimari veya bilimsel değerlere sahip kalıntılardır.

Koruma ve Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanımı ve Korunması

Bu miras ögeleri dünyada korunacak değerler doğal ve kültürel varlıklar kapsamı içinde değerlendirilmektedir. Günümüzde miras ögeleri, miras turizminin bir parçası olup turizm açısından doğal ve kültürel kaynaklı olarak tasnif edilmektedir. Miras turizmi, kültürel miras turizmi ve doğal miras turizmi olarak ikiye ayrılmaktadır. Miras turizmi turistlerin yanlızca binaları ve tarihsel eserleri değil fakat aynı zamanda bir ülkenin manzaraları, doğal, tarihî, sanat ve kültürünü kullandığı anlamına gelmektedir. Miras turizmi, “bir alanın, bir topluluğun ya da ulusun tarihini, kimliğini, doğal ve kültürel zenginliğini gösteren alanlara yapılan turizm çeşidi” olarak da tanımlanmaktadır. Tanımlardan anlaşıldığı üzere, miras turizmi daha çok tarihsel değerlerle ilişkilendirilirken son on yılda bu kavram; ulusların tarihi, kültürü, yaban hayatı ve peyzaj özellikleri ile ilişkilendirilmiştir. Miras turizmi ile ilgili çekicilikler, birçok yazar tarafından farklı şekillerde ele alınarak tanımlanmıştır. Ancak miras turizmi çekiciliklerini en kapsamlı ele alan yazarlardan Printice miras turizmini, fonksiyona dayalı olarak sınıflandırılmaktadır. Bu kapsamda yapılan sınıflandırmaya göre;

Doğa Tarihi ve Bilimsel Çekicilikler: Doğal kaynaklar ve izleri; hayvanat bahçeleri, akvaryumlar, vahşi yaşam parkları ve soyu tükenmekte olan türler; teknoloji merkezleri; bilimsel müzeler, jeomorfolojik ve jeolojik alanlar (mağaralar, boğazlar, tepeler ya da şelaleler).

Tarımsal ve Endüstriyel Çekicilikler: Çiftlikler ve tarım müzeleri, taş ocakları, maden ocakları, fabrikalar, bira fabrikaları, içki fabrikaları ve endüstri müzeleri.

Ulaşım Çekicilikleri: Ulaşım müzeleri, işler durumdaki buharla çalışan demiryolu hatları, kanallar ve tersaneler, korunmuş gemiler, uçaklar ve havacılık gösterileri,

Sosyo-Kültürel Çekicilikler: Tarihî alanlar, kırsal ya da sanayi yaşamı müzeleri, kostüm müzeleri.

Yapısal (Bina) Çekicilikler: Görkemli evler, dinî binalar (katedraller, kilise ve camiler, türbeler).

Askeri Çekicilikler: Kaleler, savaş alanları, askerî tersaneler ve askerî müzeler.

Manzara Çekicilikleri: Tarihî kasaba ve köyler, ulusal parklar, miras kıyı şeritleri ve deniz manzaraları.

Sanatsal Çekicilikler: Galeriler, tiyatro ya da konser salonları ve gösterileri, sanat festivalleri.

Tarihi Şahsiyetlerle İlgili Çekicilikler: Yazar, sanatçı, besteci, politikacı, askerî liderler vs. ve bu şahsiyetlere ait ev ve çalışma alanları.

Miras Alanlarının Korunması

Kültürel mirasın koruması ile ilgili Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO), Avrupa Konseyi, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS), Europa Nostra, Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), Kültür Varlıklarının Korunması ve Onarım Çalışmaları Uluslararası Merkezi (IC- CROM) vb. pek çok uluslararası kurum bulunmaktadır. Bu kurumların yaptıkları çalışmalar ve aldıkları kararlar kültürel mirasın korunması konusunda kimi zaman bağlayıcı kimi zaman tavsiye niteliğinde olmaktadır. Uluslararası çalışmalar dışında, ülkeler sahip oldukları kültürel mirasın korunması konusunda, ulusal çalışmalarla da miras alanlarının korunmasına ilişkin bağlayıcı yasalar ve uygulamalar yürütülmektedir. Bu koruma yaklaşımları kapsamında miras alanları turizmin bir parçası olarak kullanılmakta ve turizme açılmaktadır.

Tarihsel Kaynaklar ve Turizm

Tarihsel kaynaklar, sunduğu potansiyellerle turizm açısından miras turizminin ana kaynağıdır. Tarihî kaynakların birbirinden çok farklı ve çeşitli özellikleri içine alması nedeniyle, turizm açısından sınıflandırılmaları da çeşitli şekillerde yapılmaktadır. Tarihsel kaynakların, kaynağın fiziksel yapısına dayalı olarak yapılan sınıflandırması;

Binalar ya da bina kalıntıları: Bulundukları dönemin sosyal, ekonomik ve mimari özelliklerini yansıtan, (büyük malikane, kilise, cami şato atölye fabrika vb). kendi başlarına tarihi ve estetik bir değer taşıyan bina ve bina kalıntıları: Bunlar tek tek olabilecekleri gibi grup hâlinde de olabilirler.

Tarihî olayların geçtiği yerler: Önemli savaşlar, dinsel, siyasal, mitolojik olayların geçtiği yerler, savaş meydanları. Bu alanlar tarihi olayların geçtiği yerlere ilişkin hiçbir kalıntı bulunmasa bile tarihsel açıdan taşıdıkları önem nedeniyle sınıflandırmada önemlidir.

Arkeolojik sitler: Varoldukları zamandan günümüze kadar ulaşan, varoldukları dönemin sosyal ekonomik fiziksel ve kültürel özelliklerini yansıtan alanlar ve yerleşmeler (eski tarla sistemleri, dikilmiş taşlar, surlar, demiryolları, madenler, yerleşmeler vd.).

Çeşitli sitlerden toplanmış ve başka bir yerde her tür müzede bir araya toplanmış nesneler: Açık hava müzeleri, taşıt, sanayi müzeleri vb. şeklindedir.

Tarihsel Şehir/Kasabalar ve Turizm

Tarihsel şehir ve kasabalar da koruma ve miras alanları kapsamında olmakla beraber turizm politikaları bağlamında değerlendirilmektedir. Özellikle son yarım yüzyıl içinde tarihî şehir ve kasabaları korumaya ilişkin yeni yaklaşımlarla çekicilikleri artırılırken, tarihsel özelliğinin değeri de artırılmaya çalışılmaktadır. Bu değişim birçok ülkede koruma bilincinin gelişmesi ve koruma yasalarının uygulanması ile gündemdeki yerini almıştır. Bu bağlamda şehirlerdeki eski semtler restorasyon yoluyla yeniden yaratılarak hem korunmakta hem de güzelleştirilmektedir. Bu yeni özellikleriyle tarihî şehir ve kasabalar turizmde yeni bir ürün olarak pazara sunulmaktadır. Bu şehirler sanayileşememiş fakat yüzyıllar boyunca bazı ekonomik özellikler ve kullanışlar kazanarak bozulmadan iyi bakım görerek durumlarını korumuşlardır. Bu kentler için günümüzdeki en önemli engel eskiyen ve yaşlanan yapıları korumanın maliyetini karşılayacak ekonomik kullanışları bulmaktır. Eski şehirsel dokuların yeni yaşam biçimlerine ve işlevlere olanak tanımaması bu alanların başka işlevler için kullanılmasını sınırlarken (Venedik) turizm açısından çekici bir unsur haline getirilen şehir ve kasabalar ekonomik bir kaynağa dönüştürülmektedir. Tarihsel şehir ve kasabaların turizm açısından değerlendirilmesinde;

Tarihsel şehirler içinde eski yapıların oranı ne kadar yüksek ise turizm açısından o alanın tarihsel yapısı o kadar güçlü ve coğrafi görünüm çekiciliği de o kadar fazladır. Şehirde en gösterişli ya da olağanüstü binalar turistlerin dikkatlerinin odak noktasını oluştururken bulunulan ortam ve sokak görüntüleri de turistik deneyimin önemli bir parçası hâline gelmektedir. Koruma yaklaşımı içinde tarihsel ve şehirsel yapılar bir grup hâlinde ya da tarihsel ya da mimari bir önemi olmayan yapılar arasında dağılmış bir şekilde bulunabilirler. Tarihî şehirler küçük bir fiziksel mekan içinde çok geniş bir turizm çekiciliğini bir arada sunarlar. Bu kapsamda yerin tarihsel önemi ve turistleri o yere çekecek faktörler bütünün yanlızca bir parçası olmaktadır. Bu alanlarda turizm ile ilgili hizmetler tarihî çekirdek ve tarihî çekirdek dışındaki kentsel alanlar içinde yer almaktadır.

Turizmin Tarihi Şehirler Üzerine Etkisi

Tarihî şehirler ve dokular, turizm ile birlikte koruma altına alınarak ve eski yapılar restore edilerek yenilenmekte ve değişmektedir. Turizm tarihî şehirler üzerinde değişimi hızlandıran bir unsur olup tarihsel şehrin evrim modeli olarak tanımlanan bu süreçte kent yenilenip korunurken mevcut işlevler, yerini turizm ile ilgili yeni işlevlere terk etmektedir. Bunlar;

  • Turizme hizmet eden kentin tarihî kimliği ile bağlantılı (el sanatları antikalar vb.) alışveriş alanları,
  • Turizme yönelik alternatif ve yöresel yeme içme alanları,
  • Eğlence ve rekreasyon alanları,
  • Kültürel ve sanatsal ( müzeler, opera sanat galerileri vb) aktivite alanları,
  • Alternatif konaklama alanlarıdır.

Tarihsel şehirlerde, fiziksel doku, turizmin hızlı büyümesi ile bozulmakta ve sokak dokusuna iyi uyum sağlayamayan sokak planları, şehir içi tıkanmalara neden olmaktadır. Şehirlerde koruma ve turizmin bir arada yürütmesine ilişkin stratejilerin belirlenmesinde;

  • Mevcut dokunun korunması,
  • Mevcut turizm olanaklarının kullanılabilmesi için geliştirme siyasetinden çok düzenlemenin benimsenmesi,
  • Ziyaretçi sayısına sınırlamalar getirilmesi,
  • Şehirsel açık alanların korunması,
  • Yayalara ayrılmış yol ve zonların oluşturulması,

gibi yaklaşımlar gündeme gelmektedir.

Endüstriyel Miras Alanları ve Turizm

Endüstriyel miras turizmi, endüstriyel anıtlar çevresinde gelişen yeni bir turizm çeşididir. Başka bir anlatımla endüstriyel miras turizmi “erken zamanlarda endüstrileşme süreci sonucu ortaya çıkan insan yapımı mekânlar, binalar ve manzaralar üzerine kurulu turistik faaliyetlerin gelişimi ile ilgilenen” miras turizminin bir çeşididir. Endüstriyel miras turizmi en genel hâliyle “eski dönemlere ait olan endüstriyel sürece ait tüm bina ve peyzajın turizm amaçlı kullanılması” olarak tanımlanmaktadır. Endüstriyel miras turizmi, kültürel miras turizminin özelleşmiş bir biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu turizmi oluşturan çekicilikler kentsel miras içinde yer alan endüstri alanlarıdır. 1980’li yıllardan sonra, kentin sanayi geçmişini yansıtan endüstri mirası, yerel ve yabancı turistler için çekim alanları hâline gelmiştir. Endüstriyel miras alanlarının turizm amaçlı kullanılması Sanayi Devrimi’nin ilk başladığı yer İngiltere’de doğmuştur. 1980’lerde ortaya çıkan bu kavram, bölgesel yeniden yapılanma stratejilerinin bir parçası olarak sunulmuştur. 1990’lı yıllarda özellikle Almanya’da Ruhr havzasının “Endüstriyel Miras Turu” adı altında sergilenmesi ve bölgesel kalkınma açısından başarı sağlamasıyla beraber endüstriyel mirasın turizm amaçlı kullanımının kent ve bölge açısından potansiyelleri daha iyi anlaşılmıştır. Bugün bu tür faaliyetler Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İspanya ve İtalya gibi modern sanayinin öncü ülkelerinde yaygınlaşırken ülkemizde de buna ilişkin uygulamalar yapılmıştır.

Endüstriyel Miras Turizmini Yaratan Kaynaklar

Endüstriyel miras turizmi yaratan kentsel kaynaklar, endüstriyel miras olarak tanımlanan bütün değerlerdir. Endüstri Mirası ya da diğer adıyla Sanayi Mirası kavramı Temmuz 2003’te TICCH (Uluslararası Endüstri Mirasının Korunması Komitesi) tarafından hazırlanan “Sanayi Mirası için “NİJNİ TAGIL” Tüzüğü’nde şu şekilde yer almaktadır “Endüstri mirası, endüstri kültürünün tarihsel, teknolojik, sosyal, mimari veya bilimsel değere sahip kalıntılardan oluşur.

Endüstriyel Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanım Biçimleri

Endüstriyel alanların turizm amaçlı kullanımı turizm arzı yaratmak açısından önemli olup bu kapsamda birbirinden farklı modellerle karşılaşmak mümkündür. Her ne kadar seçilecek kullanım biçimi büyük ölçüde endüstriyel mirasın günümüze kadar zarar görmeden kalabilmesine bağlı olsa da koruma bilincinin gelişmemiş olması ya da ticari kaygılar geri dönülemez sonuçlar yaratabilmektedir. Bu nedenle endüstri mirasının yeniden değerlendirilmesi aşamasında, ekonomik kazanç ve koruma arasındaki hassas dengenin çok dikkatli kurulması gerekmektedir. Endüstriyel miras alanlarının turizm amaçlı kullanımı üç şekilde olmaktadır:

  • Yapıları ve Donatılarını Koruyarak Kompleksi “Endüstri Müzesi” Olarak Sergilemek; Bu yöntem, endüstri mirası yapı ve donanımlarını kentin ekonomik geçmişinin ve kültürünün önemli bir parçası olarak korumanın ve gelecek nesillere kalıcı olarak aktarabilmenin en doğru yollarından bir tanesidir. Endüstriyel miras alanındaki yapıların, içindeki üretim donanımıyla beraber korunarak endüstri müzesi hâline getirildiği bu yöntemle ziyaretçilerin bölgenin kimliğinin bir parçası olan üretim tarihini öğrenip hayallerinde canlandıracakları bir atmosfer sağlamak amaçlanmaktadır.
  • Yapı ve Bölgenin Kimliğini Koruyarak Endüstriyel Miras Alanına Yeni İşlev Kazandırmak; İşlev izlerini tamamen kaybetmiş olan endüstriyel alanların aynen muhafaza edilip endüstri müzesi olarak kullanılması mümkün olmadığı durumlarda, yapı kompleksinin ve bölge kimliğinin korunmasına dikkat edilerek endüstriyel alana yeni bir işlev kazandırılmaktadır. Endüstriyel miras alanları, konumları, kolay ulaşılabilirlikleri, potansiyelleri ve kentin tarihinden önemli bir kesiti yansıtmaları sebebiyle oldukça değerlidir. Ancak mevcut hâlleriyle hem yatırım yapılması bağlamında güven vermeyen hem de kentin fiziksel imajını olumsuz etkileyen durumlarda bu yöntem etkin olmaktadır.
  • Endüstriyel Alan İçinde Sadece Belli Başlı Yapıları Koruyarak Bölgelerin Karakterini ve Fonksiyonunu Değiştirerek Dönüştürmek; Bu tür örneklere çok sık rastlanmamakla beraber, Londra Docklands Bölgesi gibi tamamen sanayi bölgesi olup işlevini kaybeden alanların, yeni kentsel alanlar olarak kullanılabilmesi amacıyla uygulanan, bir yöntemdir. Bu tür uygulamalar endüstriyel alana sadece rant kaygısıyla yaklaşılarak arazisinin kullanılması sürecinde, kültür kayıplarına yol açacak uygulamalar söz konusu olabilmektedir.

Kültür Varlıkları ve Turizm

Kültür Mirası: Dünya miras alanları 1992 yılından itibaren kültür ve doğa arasındaki sıkı ilişkiye dayanarak kültürel çevreleri de içermeye başlamıştır. Uluslararası turizmde bu nesneler üzerine kurulmuştur. UNESCO çeşitli, sanatsal, bilimsel, estetik, tarihî ve korumacı bakış açısıyla yapılaşmış, doğal ve kültürel mirasın korunmasına odaklanarak, d ünya miras alanlarını tescillemiştir. Koruma altına alınan ve tescillenerek sit alanı ilan edilen miras alanları hızla turizm destinasyonlarına dönüştürülmektedir. Turizm için geçmiş kültürün mirası değil aynı zamanda geçmişin izlerini taşıyan soyut miras formları da önem kazanmıştır. Çeşitli soyut miras formları turizm amaçlı olarak yaşayan kültürü deneyimlemek amacıyla değerlendirilmektedir. Kültürel ritüeller için festivaller sanatsal performanslar turizmin bir parçası olarak kullanılmaktadır.

Kültürel Çeşitlilik: Kültürel çeşitlilik ve bu çeşitliliğin sunduğu deneyimler turizm için önemli olup bu çeşitlilik bazı faktörlere dayalıdır;

  • Doğal ve yapılaşmış çevrenin kalitesi,
  • Politik sistem,
  • Toplumların kendi kimliklerini oluşturan olguları kültürel olarak ifade etme ve kültürel pratiklerde yer alma isteği.

Kültürel çeşitliliğin bir diğer boyutu çok kültürlülüktür. Turistler için farklı kül türlerdeki lokasyonların çeşitliliği, kültürel farklılıkların deneyimlenmesine olanak yaratmaktadır.

Miras Alanlarında Turizm ve Korumanın Temel İlkeleri

Turizmin kültür ve miras varlıklarının korunmasında geniş kapsamlı bir etkiye sahip olduğu gelişmiş ülkelerce kabul görmekle beraber, turizm ve kültürel mirasın korunması konuları arasında genellikle ters bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Turizmin kontrolsüz ve plansız bir şekilde geliştiği, koruma-kullanma dengesinin sağlanamadığı durumlarda turizmin olumsuz etkileri ortaya çıkmakta ve turizm, kültürel ve doğal miras alanlarını olumsuz etkilemektedir. Özelikle kaynakların ticari amaçlı bir meta olarak görülmesi, kültür varlıkları zarar gördüğünde onlara müdahale edilmemesi, kültür varlıklarının etrafında doğal yıkımı hızlandıran süreçlerin (erozyon vb.) önüne geçilmemesi, yerel halkın gelenek-görenek ve kültürünü terk etmesi, turizme dayalı olumsuzluklar olarak gündeme gelmektedir.

  • Kültürel, tarihî ve doğal kaynak değeri,
  • Kaynak potansiyelleri ve turizm olanakları açısından önemi,
  • Yerel yerleşmeler ve turizme ilişkin gelişme potansiyeli

konuları genelinde koruma kullanma dengeleri göz önüne alınarak değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak yine de miras ve koruma alanlarının turizm amaçlı kullanımında ortaya çıkan olumsuzlukların önüne geçilememektedir. Turizm ve koruma ve miras alanları arasında bir dengenin kurulması önemlidir. Miras alanlarının kırılgan bozulabilir yapısı bu alanlarda yapılacak uygulamalarda bir dengenin kurulmasını ve bu alanlara ilişkin stratejilerin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu amaçla bu alanlara ilişkin olarak;

  • Mekânsal bir dengenin sağlanması,
  • Ziyaretçilerin yoğunluğundan kaynaklanan baskıların azaltılması,
  • Yeni çekim alanlarının yaratılması,
  • Hem turizm hem de turist açısından kalitenin yaratılması

amaçlanmakla beraber bu ilkeler ışığında öncelikle, bu alanlara ilişkin koruma ve kullanma ilkelerini belirleyecek fiziksel ve alan yönetimi planlarının yapılması ile mümkündür.

Giriş

Turizm günümüzde en önemli boş zaman değerlendirme ve dinlenme aktivitelerinden biri olup ekonomik anlamda da ülkelerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. 1980’lere kadar dünyada hızla gelişen kitle turizmi, 1980 sonrası ortaya çıkan negatif çevresel etkilerle tartışılırken dönemin turist profili de kitle turizminden bireysel turizme doğru değişen bir eğilim göstermeye başlamıştır. Özgün, yerel, kültür varlıklarına, doğaya yönelen, yerel nüfusla iletişim kurma çabası taşıyan ve sürdürülebilirliğe önem veren yeni turist tipi, alternatif turizm türlerine ve bunların olduğu alanlara yönelmişlerdir. Küreselleşme, eğitim ve kültür seviyesindeki yükselmeler, genç nüfus artışı, post modern tüketim alışkanlıkları, teknolojik gelişmeler, ulaşılabilirlik ve hareketlilikteki artışlar ile turizm amaçlı seyahatler hızla artmıştır. Turizm talepleri, turist tipindeki değişimler ve yeni eğilimlerle birlikte alternatif turizm türlerine, kültürel amaçlı seyahatlere, kültürel doğal ve tarihi potansiyellere sahip olan bölgelere olan eğilimler de artış göstermiştir. Turizm pazarında da yeni eğilimlere bağlı olarak kitle turizminin negatif etkilerinden uzak doğal ve kültürel kaynaklara talep gösteren, yerelle uyum içinde yerelle hareket eden ve turizmin mevsimsel dağılımını genişletecek mevcut bilinen turizm türleri dışında alternatif turizm türleri (geo, agro, doğa, etno, ghetto, kültür vd.) ve destinasyonları gündeme gelmeye başlamıştır.

Koruma ve Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanılmasına Korunmasına İlişkin Kavramlar/Tanımlar

Koruma ve miras alanları turizm amacıyla kullanılması içeren bu ünitede, konunun anlaşılabilmesi açısından, turizm, turizm türleri ve kültürel, doğal değerlere ilişkin yasa ve yönetmeliklerde yapılan tanımlamalar dışında bilimsel çalışmalarda da bu kavramlara ve tanımlara ilişkin değişik tanımlamalar yapılmaktadır. Bu bağlamda öncelikle turizm ve koruma ile ilgili olarak aşağıda yer alan kavram ve tanımların öncelikle ortaya konması önemlidir.

Turizm: İnsanların dinlenme, eğlenme, öğrenme gibi amaçlarla sürekli yaşadıkları ortamın dışına çıkarak yapılan seyahat ve konaklama eylemidir. Uluslararası turizm sözlüğünde turizm: “Zevk için yapılan, geziler ve seyahatleri yapmak için gerçekleştirilen insan faaliyetlerinin tümü” şeklinde açıklanmaktadır. Turizme ilişkin olarak değişik bakış açıları ile birçok tanımlama yapılmıştır. Fakat 1980’li yıllarda AIESTU (Uluslararsı Bilimsel Turizm Uzmanları Birliği) tarafından yapılan tanımlamada turizm “İnsanların devamlı ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına seyahatleri ve turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek geçici konaklamalarından doğan olaylar ve ilişkiler bütünü “ şeklinde tanımlanmıştır.

Kültür turizmi: Kişilerin kültürel ihtiyaçlarını karşılamak, yeni bilgi ve deneyimler edinmek amacıyla ikamet ettikleri alanlardan, kültürel çekiciliklerin bulunduğu alanlara gerçekleştirdikleri hareketler olarak tanımlanmaktadır.

Miras turizmi: Bir alanın, bir topluluğun ya da ulusun tarihini, kimliğini, doğal ve kültürel zenginliğini gösteren alanlara yapılan turizm çeşidi.

Kültür varlığı: Tarih öncesi ve tarihî devirlere ait, bilim, din, kültür, ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihî devirlerde sosyal yaşama konu olmuş, kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde yer altında veya su altındaki taşınır ve taşınmaz varlıklardır.

Tabiat varlığı: Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihî devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde yer altında ve su altında bulunan varlıklardır.

Doğal miras (Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi, UNESCO-1972, m.2): Estetik veya bilimsel açıdan istisnai evrensel değeri olan, fiziksel ve biyolojik oluşumlardan veya bu tür oluşum topluluklarından müteşekkil doğal anıtlar.

Endüstri mirası: Endüstri kültürünün tarihsel, teknolojik, sosyal, mimari veya bilimsel değerlere sahip kalıntılardır.

Koruma ve Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanımı ve Korunması

Bu miras ögeleri dünyada korunacak değerler doğal ve kültürel varlıklar kapsamı içinde değerlendirilmektedir. Günümüzde miras ögeleri, miras turizminin bir parçası olup turizm açısından doğal ve kültürel kaynaklı olarak tasnif edilmektedir. Miras turizmi, kültürel miras turizmi ve doğal miras turizmi olarak ikiye ayrılmaktadır. Miras turizmi turistlerin yanlızca binaları ve tarihsel eserleri değil fakat aynı zamanda bir ülkenin manzaraları, doğal, tarihî, sanat ve kültürünü kullandığı anlamına gelmektedir. Miras turizmi, “bir alanın, bir topluluğun ya da ulusun tarihini, kimliğini, doğal ve kültürel zenginliğini gösteren alanlara yapılan turizm çeşidi” olarak da tanımlanmaktadır. Tanımlardan anlaşıldığı üzere, miras turizmi daha çok tarihsel değerlerle ilişkilendirilirken son on yılda bu kavram; ulusların tarihi, kültürü, yaban hayatı ve peyzaj özellikleri ile ilişkilendirilmiştir. Miras turizmi ile ilgili çekicilikler, birçok yazar tarafından farklı şekillerde ele alınarak tanımlanmıştır. Ancak miras turizmi çekiciliklerini en kapsamlı ele alan yazarlardan Printice miras turizmini, fonksiyona dayalı olarak sınıflandırılmaktadır. Bu kapsamda yapılan sınıflandırmaya göre;

Doğa Tarihi ve Bilimsel Çekicilikler: Doğal kaynaklar ve izleri; hayvanat bahçeleri, akvaryumlar, vahşi yaşam parkları ve soyu tükenmekte olan türler; teknoloji merkezleri; bilimsel müzeler, jeomorfolojik ve jeolojik alanlar (mağaralar, boğazlar, tepeler ya da şelaleler).

Tarımsal ve Endüstriyel Çekicilikler: Çiftlikler ve tarım müzeleri, taş ocakları, maden ocakları, fabrikalar, bira fabrikaları, içki fabrikaları ve endüstri müzeleri.

Ulaşım Çekicilikleri: Ulaşım müzeleri, işler durumdaki buharla çalışan demiryolu hatları, kanallar ve tersaneler, korunmuş gemiler, uçaklar ve havacılık gösterileri,

Sosyo-Kültürel Çekicilikler: Tarihî alanlar, kırsal ya da sanayi yaşamı müzeleri, kostüm müzeleri.

Yapısal (Bina) Çekicilikler: Görkemli evler, dinî binalar (katedraller, kilise ve camiler, türbeler).

Askeri Çekicilikler: Kaleler, savaş alanları, askerî tersaneler ve askerî müzeler.

Manzara Çekicilikleri: Tarihî kasaba ve köyler, ulusal parklar, miras kıyı şeritleri ve deniz manzaraları.

Sanatsal Çekicilikler: Galeriler, tiyatro ya da konser salonları ve gösterileri, sanat festivalleri.

Tarihi Şahsiyetlerle İlgili Çekicilikler: Yazar, sanatçı, besteci, politikacı, askerî liderler vs. ve bu şahsiyetlere ait ev ve çalışma alanları.

Miras Alanlarının Korunması

Kültürel mirasın koruması ile ilgili Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO), Avrupa Konseyi, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS), Europa Nostra, Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), Kültür Varlıklarının Korunması ve Onarım Çalışmaları Uluslararası Merkezi (IC- CROM) vb. pek çok uluslararası kurum bulunmaktadır. Bu kurumların yaptıkları çalışmalar ve aldıkları kararlar kültürel mirasın korunması konusunda kimi zaman bağlayıcı kimi zaman tavsiye niteliğinde olmaktadır. Uluslararası çalışmalar dışında, ülkeler sahip oldukları kültürel mirasın korunması konusunda, ulusal çalışmalarla da miras alanlarının korunmasına ilişkin bağlayıcı yasalar ve uygulamalar yürütülmektedir. Bu koruma yaklaşımları kapsamında miras alanları turizmin bir parçası olarak kullanılmakta ve turizme açılmaktadır.

Tarihsel Kaynaklar ve Turizm

Tarihsel kaynaklar, sunduğu potansiyellerle turizm açısından miras turizminin ana kaynağıdır. Tarihî kaynakların birbirinden çok farklı ve çeşitli özellikleri içine alması nedeniyle, turizm açısından sınıflandırılmaları da çeşitli şekillerde yapılmaktadır. Tarihsel kaynakların, kaynağın fiziksel yapısına dayalı olarak yapılan sınıflandırması;

Binalar ya da bina kalıntıları: Bulundukları dönemin sosyal, ekonomik ve mimari özelliklerini yansıtan, (büyük malikane, kilise, cami şato atölye fabrika vb). kendi başlarına tarihi ve estetik bir değer taşıyan bina ve bina kalıntıları: Bunlar tek tek olabilecekleri gibi grup hâlinde de olabilirler.

Tarihî olayların geçtiği yerler: Önemli savaşlar, dinsel, siyasal, mitolojik olayların geçtiği yerler, savaş meydanları. Bu alanlar tarihi olayların geçtiği yerlere ilişkin hiçbir kalıntı bulunmasa bile tarihsel açıdan taşıdıkları önem nedeniyle sınıflandırmada önemlidir.

Arkeolojik sitler: Varoldukları zamandan günümüze kadar ulaşan, varoldukları dönemin sosyal ekonomik fiziksel ve kültürel özelliklerini yansıtan alanlar ve yerleşmeler (eski tarla sistemleri, dikilmiş taşlar, surlar, demiryolları, madenler, yerleşmeler vd.).

Çeşitli sitlerden toplanmış ve başka bir yerde her tür müzede bir araya toplanmış nesneler: Açık hava müzeleri, taşıt, sanayi müzeleri vb. şeklindedir.

Tarihsel Şehir/Kasabalar ve Turizm

Tarihsel şehir ve kasabalar da koruma ve miras alanları kapsamında olmakla beraber turizm politikaları bağlamında değerlendirilmektedir. Özellikle son yarım yüzyıl içinde tarihî şehir ve kasabaları korumaya ilişkin yeni yaklaşımlarla çekicilikleri artırılırken, tarihsel özelliğinin değeri de artırılmaya çalışılmaktadır. Bu değişim birçok ülkede koruma bilincinin gelişmesi ve koruma yasalarının uygulanması ile gündemdeki yerini almıştır. Bu bağlamda şehirlerdeki eski semtler restorasyon yoluyla yeniden yaratılarak hem korunmakta hem de güzelleştirilmektedir. Bu yeni özellikleriyle tarihî şehir ve kasabalar turizmde yeni bir ürün olarak pazara sunulmaktadır. Bu şehirler sanayileşememiş fakat yüzyıllar boyunca bazı ekonomik özellikler ve kullanışlar kazanarak bozulmadan iyi bakım görerek durumlarını korumuşlardır. Bu kentler için günümüzdeki en önemli engel eskiyen ve yaşlanan yapıları korumanın maliyetini karşılayacak ekonomik kullanışları bulmaktır. Eski şehirsel dokuların yeni yaşam biçimlerine ve işlevlere olanak tanımaması bu alanların başka işlevler için kullanılmasını sınırlarken (Venedik) turizm açısından çekici bir unsur haline getirilen şehir ve kasabalar ekonomik bir kaynağa dönüştürülmektedir. Tarihsel şehir ve kasabaların turizm açısından değerlendirilmesinde;

Tarihsel şehirler içinde eski yapıların oranı ne kadar yüksek ise turizm açısından o alanın tarihsel yapısı o kadar güçlü ve coğrafi görünüm çekiciliği de o kadar fazladır. Şehirde en gösterişli ya da olağanüstü binalar turistlerin dikkatlerinin odak noktasını oluştururken bulunulan ortam ve sokak görüntüleri de turistik deneyimin önemli bir parçası hâline gelmektedir. Koruma yaklaşımı içinde tarihsel ve şehirsel yapılar bir grup hâlinde ya da tarihsel ya da mimari bir önemi olmayan yapılar arasında dağılmış bir şekilde bulunabilirler. Tarihî şehirler küçük bir fiziksel mekan içinde çok geniş bir turizm çekiciliğini bir arada sunarlar. Bu kapsamda yerin tarihsel önemi ve turistleri o yere çekecek faktörler bütünün yanlızca bir parçası olmaktadır. Bu alanlarda turizm ile ilgili hizmetler tarihî çekirdek ve tarihî çekirdek dışındaki kentsel alanlar içinde yer almaktadır.

Turizmin Tarihi Şehirler Üzerine Etkisi

Tarihî şehirler ve dokular, turizm ile birlikte koruma altına alınarak ve eski yapılar restore edilerek yenilenmekte ve değişmektedir. Turizm tarihî şehirler üzerinde değişimi hızlandıran bir unsur olup tarihsel şehrin evrim modeli olarak tanımlanan bu süreçte kent yenilenip korunurken mevcut işlevler, yerini turizm ile ilgili yeni işlevlere terk etmektedir. Bunlar;

  • Turizme hizmet eden kentin tarihî kimliği ile bağlantılı (el sanatları antikalar vb.) alışveriş alanları,
  • Turizme yönelik alternatif ve yöresel yeme içme alanları,
  • Eğlence ve rekreasyon alanları,
  • Kültürel ve sanatsal ( müzeler, opera sanat galerileri vb) aktivite alanları,
  • Alternatif konaklama alanlarıdır.

Tarihsel şehirlerde, fiziksel doku, turizmin hızlı büyümesi ile bozulmakta ve sokak dokusuna iyi uyum sağlayamayan sokak planları, şehir içi tıkanmalara neden olmaktadır. Şehirlerde koruma ve turizmin bir arada yürütmesine ilişkin stratejilerin belirlenmesinde;

  • Mevcut dokunun korunması,
  • Mevcut turizm olanaklarının kullanılabilmesi için geliştirme siyasetinden çok düzenlemenin benimsenmesi,
  • Ziyaretçi sayısına sınırlamalar getirilmesi,
  • Şehirsel açık alanların korunması,
  • Yayalara ayrılmış yol ve zonların oluşturulması,

gibi yaklaşımlar gündeme gelmektedir.

Endüstriyel Miras Alanları ve Turizm

Endüstriyel miras turizmi, endüstriyel anıtlar çevresinde gelişen yeni bir turizm çeşididir. Başka bir anlatımla endüstriyel miras turizmi “erken zamanlarda endüstrileşme süreci sonucu ortaya çıkan insan yapımı mekânlar, binalar ve manzaralar üzerine kurulu turistik faaliyetlerin gelişimi ile ilgilenen” miras turizminin bir çeşididir. Endüstriyel miras turizmi en genel hâliyle “eski dönemlere ait olan endüstriyel sürece ait tüm bina ve peyzajın turizm amaçlı kullanılması” olarak tanımlanmaktadır. Endüstriyel miras turizmi, kültürel miras turizminin özelleşmiş bir biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu turizmi oluşturan çekicilikler kentsel miras içinde yer alan endüstri alanlarıdır. 1980’li yıllardan sonra, kentin sanayi geçmişini yansıtan endüstri mirası, yerel ve yabancı turistler için çekim alanları hâline gelmiştir. Endüstriyel miras alanlarının turizm amaçlı kullanılması Sanayi Devrimi’nin ilk başladığı yer İngiltere’de doğmuştur. 1980’lerde ortaya çıkan bu kavram, bölgesel yeniden yapılanma stratejilerinin bir parçası olarak sunulmuştur. 1990’lı yıllarda özellikle Almanya’da Ruhr havzasının “Endüstriyel Miras Turu” adı altında sergilenmesi ve bölgesel kalkınma açısından başarı sağlamasıyla beraber endüstriyel mirasın turizm amaçlı kullanımının kent ve bölge açısından potansiyelleri daha iyi anlaşılmıştır. Bugün bu tür faaliyetler Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İspanya ve İtalya gibi modern sanayinin öncü ülkelerinde yaygınlaşırken ülkemizde de buna ilişkin uygulamalar yapılmıştır.

Endüstriyel Miras Turizmini Yaratan Kaynaklar

Endüstriyel miras turizmi yaratan kentsel kaynaklar, endüstriyel miras olarak tanımlanan bütün değerlerdir. Endüstri Mirası ya da diğer adıyla Sanayi Mirası kavramı Temmuz 2003’te TICCH (Uluslararası Endüstri Mirasının Korunması Komitesi) tarafından hazırlanan “Sanayi Mirası için “NİJNİ TAGIL” Tüzüğü’nde şu şekilde yer almaktadır “Endüstri mirası, endüstri kültürünün tarihsel, teknolojik, sosyal, mimari veya bilimsel değere sahip kalıntılardan oluşur.

Endüstriyel Miras Alanlarının Turizm Amaçlı Kullanım Biçimleri

Endüstriyel alanların turizm amaçlı kullanımı turizm arzı yaratmak açısından önemli olup bu kapsamda birbirinden farklı modellerle karşılaşmak mümkündür. Her ne kadar seçilecek kullanım biçimi büyük ölçüde endüstriyel mirasın günümüze kadar zarar görmeden kalabilmesine bağlı olsa da koruma bilincinin gelişmemiş olması ya da ticari kaygılar geri dönülemez sonuçlar yaratabilmektedir. Bu nedenle endüstri mirasının yeniden değerlendirilmesi aşamasında, ekonomik kazanç ve koruma arasındaki hassas dengenin çok dikkatli kurulması gerekmektedir. Endüstriyel miras alanlarının turizm amaçlı kullanımı üç şekilde olmaktadır:

  • Yapıları ve Donatılarını Koruyarak Kompleksi “Endüstri Müzesi” Olarak Sergilemek; Bu yöntem, endüstri mirası yapı ve donanımlarını kentin ekonomik geçmişinin ve kültürünün önemli bir parçası olarak korumanın ve gelecek nesillere kalıcı olarak aktarabilmenin en doğru yollarından bir tanesidir. Endüstriyel miras alanındaki yapıların, içindeki üretim donanımıyla beraber korunarak endüstri müzesi hâline getirildiği bu yöntemle ziyaretçilerin bölgenin kimliğinin bir parçası olan üretim tarihini öğrenip hayallerinde canlandıracakları bir atmosfer sağlamak amaçlanmaktadır.
  • Yapı ve Bölgenin Kimliğini Koruyarak Endüstriyel Miras Alanına Yeni İşlev Kazandırmak; İşlev izlerini tamamen kaybetmiş olan endüstriyel alanların aynen muhafaza edilip endüstri müzesi olarak kullanılması mümkün olmadığı durumlarda, yapı kompleksinin ve bölge kimliğinin korunmasına dikkat edilerek endüstriyel alana yeni bir işlev kazandırılmaktadır. Endüstriyel miras alanları, konumları, kolay ulaşılabilirlikleri, potansiyelleri ve kentin tarihinden önemli bir kesiti yansıtmaları sebebiyle oldukça değerlidir. Ancak mevcut hâlleriyle hem yatırım yapılması bağlamında güven vermeyen hem de kentin fiziksel imajını olumsuz etkileyen durumlarda bu yöntem etkin olmaktadır.
  • Endüstriyel Alan İçinde Sadece Belli Başlı Yapıları Koruyarak Bölgelerin Karakterini ve Fonksiyonunu Değiştirerek Dönüştürmek; Bu tür örneklere çok sık rastlanmamakla beraber, Londra Docklands Bölgesi gibi tamamen sanayi bölgesi olup işlevini kaybeden alanların, yeni kentsel alanlar olarak kullanılabilmesi amacıyla uygulanan, bir yöntemdir. Bu tür uygulamalar endüstriyel alana sadece rant kaygısıyla yaklaşılarak arazisinin kullanılması sürecinde, kültür kayıplarına yol açacak uygulamalar söz konusu olabilmektedir.

Kültür Varlıkları ve Turizm

Kültür Mirası: Dünya miras alanları 1992 yılından itibaren kültür ve doğa arasındaki sıkı ilişkiye dayanarak kültürel çevreleri de içermeye başlamıştır. Uluslararası turizmde bu nesneler üzerine kurulmuştur. UNESCO çeşitli, sanatsal, bilimsel, estetik, tarihî ve korumacı bakış açısıyla yapılaşmış, doğal ve kültürel mirasın korunmasına odaklanarak, d ünya miras alanlarını tescillemiştir. Koruma altına alınan ve tescillenerek sit alanı ilan edilen miras alanları hızla turizm destinasyonlarına dönüştürülmektedir. Turizm için geçmiş kültürün mirası değil aynı zamanda geçmişin izlerini taşıyan soyut miras formları da önem kazanmıştır. Çeşitli soyut miras formları turizm amaçlı olarak yaşayan kültürü deneyimlemek amacıyla değerlendirilmektedir. Kültürel ritüeller için festivaller sanatsal performanslar turizmin bir parçası olarak kullanılmaktadır.

Kültürel Çeşitlilik: Kültürel çeşitlilik ve bu çeşitliliğin sunduğu deneyimler turizm için önemli olup bu çeşitlilik bazı faktörlere dayalıdır;

  • Doğal ve yapılaşmış çevrenin kalitesi,
  • Politik sistem,
  • Toplumların kendi kimliklerini oluşturan olguları kültürel olarak ifade etme ve kültürel pratiklerde yer alma isteği.

Kültürel çeşitliliğin bir diğer boyutu çok kültürlülüktür. Turistler için farklı kül türlerdeki lokasyonların çeşitliliği, kültürel farklılıkların deneyimlenmesine olanak yaratmaktadır.

Miras Alanlarında Turizm ve Korumanın Temel İlkeleri

Turizmin kültür ve miras varlıklarının korunmasında geniş kapsamlı bir etkiye sahip olduğu gelişmiş ülkelerce kabul görmekle beraber, turizm ve kültürel mirasın korunması konuları arasında genellikle ters bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Turizmin kontrolsüz ve plansız bir şekilde geliştiği, koruma-kullanma dengesinin sağlanamadığı durumlarda turizmin olumsuz etkileri ortaya çıkmakta ve turizm, kültürel ve doğal miras alanlarını olumsuz etkilemektedir. Özelikle kaynakların ticari amaçlı bir meta olarak görülmesi, kültür varlıkları zarar gördüğünde onlara müdahale edilmemesi, kültür varlıklarının etrafında doğal yıkımı hızlandıran süreçlerin (erozyon vb.) önüne geçilmemesi, yerel halkın gelenek-görenek ve kültürünü terk etmesi, turizme dayalı olumsuzluklar olarak gündeme gelmektedir.

  • Kültürel, tarihî ve doğal kaynak değeri,
  • Kaynak potansiyelleri ve turizm olanakları açısından önemi,
  • Yerel yerleşmeler ve turizme ilişkin gelişme potansiyeli

konuları genelinde koruma kullanma dengeleri göz önüne alınarak değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak yine de miras ve koruma alanlarının turizm amaçlı kullanımında ortaya çıkan olumsuzlukların önüne geçilememektedir. Turizm ve koruma ve miras alanları arasında bir dengenin kurulması önemlidir. Miras alanlarının kırılgan bozulabilir yapısı bu alanlarda yapılacak uygulamalarda bir dengenin kurulmasını ve bu alanlara ilişkin stratejilerin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu amaçla bu alanlara ilişkin olarak;

  • Mekânsal bir dengenin sağlanması,
  • Ziyaretçilerin yoğunluğundan kaynaklanan baskıların azaltılması,
  • Yeni çekim alanlarının yaratılması,
  • Hem turizm hem de turist açısından kalitenin yaratılması

amaçlanmakla beraber bu ilkeler ışığında öncelikle, bu alanlara ilişkin koruma ve kullanma ilkelerini belirleyecek fiziksel ve alan yönetimi planlarının yapılması ile mümkündür.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.