Kent Sosyolojisi Dersi 4. Ünite Sorularla Öğrenelim

30.07.2022
6
A+
A-

Yerel Yönetim Kuramları

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Kent Sosyolojisi Dersi 4. Ünite Sorularla Öğrenelim için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Yerel Yönetim Kuramları

1. Soru

Yerel yönetim nedir?

Cevap

Yerel yönetim denildiğinde, yerel bir topluluktaki
bireylerin birlikteki gereksinimlerini karşılayan, kamu mal
ve hizmetlerini sağlayan, yerel halkın kendi seçtiği
organlarca yönetilen kurumlar anlaşılır.
Yerel yönetimler, kentlerin siyasal, ekonomik, toplumsal
ve kültürel örgütlenmesinde etkili olan yönetsel yapılardır.


2. Soru

Yerel yönetim birimleri nasıl tanımlanabilir?

Cevap

Yerel yönetim birimleri yerinden yönetim
ilkesine uygun biçimde; karar alma organları yerel halkın
seçimiyle oluşan, kendi bütçesi ve kamu tüzel kişiliği
bulunan görece özerk kurumlar olarak tanımlanmaktadır.
Belediyeler yerinden yönetim için iyi bir örnektir.


3. Soru

Merkezi yönetimin bir uzantısı olan kuruma nasıl bir
örnek verilebilir?

Cevap

Merkezi yönetimin bir uzantısı olarak yetki
genişliği anlayışı çerçevesinde yerel düzeyde faaliyet
gösteren kurumlar da vardır. Valilik bu tür kurumlar için
iyi bir örnek oluşturur.


4. Soru

Yerel yönetim biriminin varlığıyla hangi amaçları
gerçekleştirebilir?

Cevap

Böyle bir yönetim biriminin varlığıyla üç amacı
gerçekleştirmek istendiği söylenebilir. Bunlardan;
• Birincisi insanların temel haklarından birini
kullanmaya olanak vermesidir. Kişilerin mali
güçleri olanak verdiği ölçüde piyasa mallarını
tüketebilmekte özgür oldukları kabul edilince,
aynı kişilerin birlikteki gereksinmelerini
karşılayabilmek için bir araya gelerek kamu mal
ve hizmetleri üretiminde ve dolayısıyla
tüketiminde de özgür oldukları kabul edilmek
zorundadır.
• İkinci amaç etkinliktir. Toplumda devletin
öğreteceği tüm kamu hizmetlerinin merkezi
yönetimce üretilmesi, gerçekte çok pahalı bir
çözümdür. Kamu hizmetlerinin sunulmasında,
hem ekonominin hem de üretilen hizmetin yerel
taleplere uyumluluğunun sağlanması, merkezi
yönetimle yerel yönetim arasında bir
işbölümünün yapılmasını gerektirir.
• Yerel yönetim olgusu sadece bir teknik bir
işbölümü sorunu olarak kavranamaz. Bunun
ötesinde bir yönü vardır. İşte bu yön yerel
yönetim anlayışı içinde gerçekleştirilmek istenen
üçüncü amacı yani demokrasiyi içerir.


5. Soru

Üç devlet yaklaşımı (paradigması) nelerdir?

Cevap

Üç devlet yaklaşımı;
• Çoğulcu,
• Yönetimci ve
• Sınıf-merkezli paradigmalardır.


6. Soru

Paradigmaların temel özellikleri nelerdir?

Cevap

Paradigmaların bazı temel özellikleri üç başlık
altında şöyle özetlenebilir:
• Birincisi, her paradigmanın kendisini evinde
hissettiği bir alan (home domain) vardır. Her
yaklaşım bu etki alanında diğer paradigmalara
göre güçlü iken, bu alandan çıkıldıkça gücünü
yitirmektedir.
• İkincisi, paradigmalar açıklayıcı güçlerini
artırmak için güçlü oldukları açıklama alanın
dışına çıkma eğilimi gösterip, diğer
paradigmaların alanlarına girme eğilimi taşırlar.
Bu tür durumlarda daha kapsayıcı hale gelmiş
görünseler de, asli alanlarından uzaklaştıkça
açıklayıcı güçlerini ve tutarlılıklarını yitirmeye
başlarlar.
• Üçüncü nokta ise paradigmalar ve kuramlar
değişen dünyaya ayak uydurma, onu
açıklayabilme kaygılarıyla kendilerini sürekli
gözden geçirirler. Kimi paradigmaların kuramları
bu değişimi bütünlüğünü koruyarak başarırken,
bazıları bu uğraşlarında başarısız olup,
bütünlüklerini yitirebilirler.


7. Soru

Çoğulcu paradigma kısaca nasıl açıklanabilir?

Cevap

Çoğulcu paradigmaya göre, modern toplumlarda
devleti anlamak için bireyler ve birey temelli grupların
devleti etkilemek için verdikleri mücadelelere
odaklanmamız gerekir. Kaçınılmaz sonuç, devlet
tartışmasının demokrasi sorunuyla birlikte ele alınmasıdır.


8. Soru

Yönetimci paradigma kısaca nasıl açıklanabilir?

Cevap

Yönetimci paradigma ise devleti doyurucu
biçimde anlamak istiyorsak, devletin kurumsal yapısına
yoğunlaşmamız gerektiğini öne sürer. Yönetimci
yaklaşımın devlet tartışması bürokrasinin rolü ile
özdeşleşir.


9. Soru

Sınıf-merkezli paradigma kısaca nasıl açıklanabilir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma bireylerin yerine
sınıfları ve sınıflar arası mücadeleyi koyarak devleti ve
devletin işlevlerini anlamayı hedefler. Sınıf paradigması
içinse devlet tartışması kapitalizm ile olan ilişkisi
çerçevesinde anlam kazanır.


10. Soru

Gelişmiş ülkelerin II. Dünya Savaşı sonrası yerel
yönetim deneyimine ilişkin hangi dönemler tespit
edilmiştir?

Cevap

Gelişmiş ülkelerin II. Dünya Savaşı sonrası yerel
yönetim deneyimine ilişkin iki ana dönem tespit
edilmektedir:
• Birinci dönem refah devleti ile özdeşleşen
Keynesçi dönemdir.
• İkinci dönem, piyasa mekanizmalarının ön plana
çıkarıldığı ve Yeni-Sağ ve neo-liberal projelerin
başat hale geldiği Keynesçilik sonrası dönemi
açıklamayı hedeflemektedir.


11. Soru

Yerel yönetimlerin özerkliğinin kaç boyutu
bulunmaktadır?

Cevap

Günümüzde yerel yönetimlerin özgürlüğünün
sağlanmasına demokratik toplumun oluşmasının önemli
araçlarından biri olarak bakılmaktadır. Avrupa Konseyi de
1957 yılında yerel yönetimler konferansında buna önem
vererek yerel yönetimlerin özerkliğinin beş boyutunu
saptamıştır. Buna göre yerel yönetimlerin
oluşturulmasında;
• Yerel özgürlüklere saygı gösterilmelidir.
• Yerel yaşamın özgül ve siyasal parti bağlılıkları
üstü niteliği korunmalıdır.
• Merkezi yönetimle, yerel yönetim arasındaki
denetim ilişkileri bağımsız yargı organlarınca
kurulmalıdır.
• Yerel yönetimin mali özgürlüğü sağlanmalıdır.
• Yerel birime ilişkin gerçek bir topluluk bilinci
geliştirilmelidir.


12. Soru

Yerel yönetim/devlet kuramları nasıl açıklanabilir?

Cevap

Yerel yönetimlerin farklı boyutları üzerine
yaptıkları tercihler üzerine temel bir tespitin yapılması
önemlidir. Yerel yönetim birimini tanımlayan üç temel
boyutunun olduğu söylenebilir:
• Örneğin bir belediye her şeyden önce bir
kurumsal yapı, bir örgüttür.
• İkinci olarak, bu kurumsal yapının hizmet verdiği
yerel nüfusun farklı kesimleriyle etkileşimini
sağlayan temsiliyet kanalları vardır.
• Üçüncü olarak sözünü ettiğimiz kurumsal
yapının toplumun farklı kesimlerinden gelen
talepleri yerine getirmesini sağlayan işlev ve
sorumlulukları vardır.


13. Soru

Keynesçi dönem ve kent yöneticiliği nedir?

Cevap

Batılı ülkelerin büyük bölümünde çeşitli
farklılıklar göstererek de olsa, Keynesçi refah devleti
uygulamaları II. Dünya Savaşı sonrasında ağırlık
kazanmış, bu durum 1970’li yılların sonuna kadar devam
etmiştir. Refah devleti açısından, kentler önemli mekânsal
odaklar olmuşlardır. Çünkü refah devletini tanımlayan
eğitim, sağlık, konut vb. hizmetlerin büyük bölümü kent
mekânına özgü nitelik taşımaktadır. Bu durum, kentin
kendisini önemli hale getirirken, yerel yönetimler de bu
hizmetleri sağlayan kurumlar olarak ön plana çıkmıştır.
Bu dönemde, kolektif tüketimin örgütleyicisi olarak yerel
yönetimler, refah devletinin en önemli uygulayıcı birimleri
olmuştur.


14. Soru

Çoğulcu paradigma nedir?

Cevap

Çoğulcu paradigmanın güç alanı, bireyler ve
birey temelli grupların siyasal davranışları ve bu
davranışların devletin karar verme süreçleri üzerindeki
etkisidir. Bireyler, farklı gruplar çerçevesinde bir araya
gelmekte özgürdür. Dahası bireyler, farklı sorunlar
karşısında farklı gruplar içinde yer alarak ya da kendilerini
ilgilendirmeyen durumlarda siyasal süreçlerin dışında
kalarak, kentsel sorunlar karşısında farklı pozisyonlar
alabilirler. Birey temelli grupların ön plana çıktığı kentsel
ortamda, yerel yönetimler kendi başına bir güç ya da karar
verici olmaktan çok, farklı gruplar arasındaki tartışma ve
pazarlıklarda aracı konumundadır.


15. Soru

Çoğulcu paradigma bireyleri nasıl etkiler?

Cevap

Çoğulcu bir sistemde yerel yönetimlerin
politikalarından doğan eşitsizlikler ortaya çıksa bile, bu
eşitsizlikler birikimsel değildir. Bir birey, yerel
yönetimlerin eğitim alanındaki politikalarından olumsuz
etkilenebilir. Ancak bir başka alanda, örneğin kentsel
dönüşüm alanında yerel yönetimlerin uyguladığı
politikaların kazananları arasında olabilir. Bir birey ya da
grup yerel siyaset sahnesinde önemli haline gelebilir,
ancak bu durum söz konusu kesimlerin diğer alanlarda da
başarılı olacağı anlamına gelmez.


16. Soru

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı nedir?

Cevap

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı gücün
toplumsal gruplar ve kurumlar arasında dengeli
dağıldığıdır. Birey temelli grupların ön plana çıktığı
kentsel ortamda, devlet kendi başına bir güç ya da karar
verici olmaktan çok, farklı gruplar arasındaki tartışma ve
pazarlıklarda hakem konumundadır.


17. Soru

Yönetimci paradigma nedir?

Cevap

Yönetimci paradigma kendisine temel ilgi alanı
olarak devlet aygıtı ve iç işleyiş mekanizmalarını alır ve
bu yönüyle de, çoğulcu kuramın karşıtı olarak
değerlendirilebilir. Çoğulcu yaklaşım devlete kendi başına
bir güç atfetmezken; yönetimci paradigma devleti
toplumsal gruplardan bağımsız bir güç kaynağı olarak
görür. Devlet tarihsel olarak bir güç merkezi olarak belirir
ve diğer toplumsal güçlerden kendini bağımsızlaştırır.
Bürokratik otorite, ulusal sınırlar içinde yasal şiddetin
tekelini elinde tutan güç ve merkezileşme sürecini
destekleyen bir aktör olarak ortaya çıkmış ve ulus
devletleşme sürecinde yerel birimler ve yönetimler
merkezi yönetimler karşısında güç yitimine uğramışlardır.


18. Soru

Yerel yönetimlerin üstlendikleri yeni işlevlere ilişkin
olarak, yönetimci görüş içinde, birbiriyle çelişen görüşler
nelerdir?

Cevap

Yerel yönetimlerin üstlendikleri yeni işlevlere
ilişkin olarak, yönetimci görüş içinde, birbiriyle belli
ölçülerde çelişen iki açıklama biçimi ortaya çıkmıştır.
• Birinci görüş, yerel yönetimleri merkezi
yönetimin sorumluluklarını paylaşan ve
yerelleştiren bir parçası olarak görüp, yerel ve
merkezi yönetimler arasında işlevsel ve birbirini
tamamlayan bir işbölümü olduğunu öne
sürmektedir. Bu tamamlayıcılık sadece devletin
işlevlerinin gerçekleştirilmesiyle sınırlı değildir.
Yerel yönetimler aynı zamanda yerel düzeydeki
toplumsal desteği merkezi düzeye taşıyıp, devlet
seçkinlerinin kendilerine meşruluk
kazandırmalarına da yardım etmektedir.
• İkinci görüş ise, bu işlevselliği ve işbölümünün
kaçınılmazlığını kabul etmekle birlikte, sürecin
basit bir tamamlayıcılık ilişkisi olarak ele
alınamayacağını, merkez ve yerel yönetimler
arasında bu çerçevede, önemli çelişkiler ortaya
çıktığını öne sürmektedir. Bu durum, bir yandan
bürokrasi ile demokrasi arasındaki çelişkiyi ifade
ederken, diğer yandan devletin içinde ortaya
çıkan seçkinler arası çelişkiye işaret etmektedir.


19. Soru

Kent yöneticiliği yaklaşımı nasıl açıklanabilir?

Cevap

Yönetimci görüşün yerel yönetimlere ilişkin en
önemli yansıması Pahl’ın kent yöneticiliği (urban
managerialism) yaklaşımında bulunabilir. Pahl’a göre,
kent bir kaynak dağıtım sistemidir ve bu dağıtımda kent
yöneticileri merkezi bir role sahiptir. Devleti bağımsız bir
güç olarak ele alan yönetimci anlayışın bir uzantısı olarak
kent yöneticiliği görüşü, yerel halkı bağımlı, yöneticileri
ise bağımsız değişken olarak ele almaktadır. Diğer bir
anlatımla, bu yaklaşıma göre kaynakların dağıtımında
belirleyici olan, çoğulcuların varsaydığının tersine, devlet
üzerinde baskı oluşturan bireyler ya da gruplar değildir.
Yerel devlet bu grupların baskılarından bağımsızlaştığı
ölçüde, karar alma süreçlerinin belirleyici aktörleri kent
yöneticileridir.


20. Soru

Yapılan yoğun eleştiriler “Kent yöneticiliği
yaklaşımını” nasıl etkilemiştir?

Cevap

Kent yöneticiliği yaklaşımı, yerel bürokrasinin
bağımsız değişken olarak alınmasından, kent
yöneticilerinin özel sektörü de içeren biçimde
tanımlanmasının yarattığı kuramsallaştırma sorunlarına
kadar bir dizi alanda yoğun eleştirilere hedef olmuştur. Bu
eleştiriler karşısında Pahl, kuramını önemli ölçüde gözden
geçirmiştir. Bir yandan daha önce özel sektör
bürokratlarını da içeren kent yöneticileri kategorisini yerel
yönetimlerde çalışan bürokratlarla sınırlarken, diğer
yandan kent yöneticilerini bağımsız değişken olarak gören
anlayışını da önemli ölçüde değiştirmiştir. Yeni anlayışta,
bağımsız değişken olma özelliğini yitiren yerel yöneticiler
bir yandan devletle özel sektör arasında, öte yandan da
merkezi yönetimle yerel halk arasında aracı rolü
sergilemektedir. Bunun anlamı, yerel yönetimlere
ekonomik yapının ve merkezi yönetimin koyduğu
sınırlayıcılıkların da tanınmasıdır. Bu sınırlayıcılıkları
tanıdığı ölçüde de, “kent yöneticiliği” yaklaşımı
“yönetimci paradigma”nın sınırlarından taşmak zorunda
kalmıştır.


21. Soru

Sınıf-merkezli paradigma nedir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde
geliştirilen yerel yönetim/devlet kuramları;
• “Çoğulcu” ve
• “Yönetimci” kuramların bir eleştirisi olarak
ortaya çıkmıştır.
Eleştirilerin merkezinde, yerel yönetimlere ilişkin
süreçlerin açıklanmasında sınıf boyutunun bu
yaklaşımlarca ihmal edilmesi vardır. Bu ihmalin bir
sonucu olarak, her iki yaklaşımda da, daha makro
süreçlerin, örneğin ekonomik ilişkilerin ve buna bağlı
olarak sınıf çelişkilerinin yerel yönetim politikaları
açısından önemi görmezden gelinmiştir.


22. Soru

Yerel yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve
sınıf ilişkileriyle ilişkilendiren yaklaşımlar nelerdir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde yerel
yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve sınıf
ilişkileriyle ilişkilendiren;
• Araççı ve
• Yapısalcı olmak üzere iki yaklaşımdan söz
edilebilir.


23. Soru

Araççı görüş nedir?

Cevap

Araççı görüş, devleti hâkim sınıfın genel
çıkarlarına hizmet eden bir araç olarak görmektedir.
Kapitalist sınıf ile devlet arasındaki ilişki bizzat kapitalist
sınıf kökenli devlet seçkinleri tarafından sağlandığından,
devletin bu sınıftan özerkliği oldukça sınırlıdır. Devlet,
kendi içinde bütünlüğe sahip, bir sınıfın aracı
konumundaki yapı olarak değerlendirilir. Devletin farklı
birimleri arasındaki çelişkiler ya yok sayılır ya da
önemsenmez.


24. Soru

Cockburn’un araççı görüş ile ilgili düşünceleri
nelerdir?

Cevap

Bu yaklaşımın yerel yönetimler alanındaki en
önemli temsilcisi Cockburn (1977), araççı görüşün devleti
bütünlüklü bir yapı olarak değerlendiren anlayışı
çerçevesinde, yerel yönetim kavramını reddederek
çalışmasına başlamaktadır. Yerel düzeyde faaliyet
gösteren tüm devlet kuruluşlarını “yerel devlet” olarak
niteleyen Cockburn, devletin özünde bütüncül bir yapı
olduğunu, bu nedenle “yerel yönetim” diye adlandırılan
kurumların aslında devletin yerel uzantısı, yani “yerel
devlet” olduğu nu öne sürer. Cockburn için yerel
yönetimler, devletin yerel düzeyde belli bir özgünlüğü
olmayan aygıtlarıdır. Devlet, genel olarak, hâkim sınıfların
bir aracı olduğundan, devletin bir parçası olarak yerel
devlet de kapitalist sınıfların yerel düzeydeki bir aracı
işlevini görmektedir.


25. Soru

Cockburn’e göre yerel devlet, kentsel düzeyde hangi
temel işlevleri yerine getirmektedir?

Cevap

Cockburn’e göre yerel devlet, kentsel düzeyde şu
üç temel işlevi yerine getirmektedir:
• Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik
işlevler.
• Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile
sağlanmasına yönelik işlevler.
• Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına
yönelik işlevler.
Belli bir anda yerel devletin kentsel alana müdahalesi bu
üç alanı içeren çeşitli işlevlerin bir kombinasyondan
oluşur. Bu kombinasyonun nasıl oluşacağı ise sınıflar arası
dengeler tarafından belirlenir. Refah devleti döneminde, yerel yönetimlerin müdahaleleri ağırlıklı olarak emek
gücünün yeniden üretimine yöneliktir.


26. Soru

Cockburn’e göre yerel devletin yerine getirdiği
“Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik
işlevler” nelerdir?

Cevap

Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik
işlevler genel olarak şöyle sıralanabilir:
• Üretim için gerekli ancak kendisi üretken
olmayan kentsel altyapının sağlanması (ulaşım,
altyapı, iletişim vb.).
• Üretimin organizasyon ve yeniden
yapılandırılmasına yönelik hizmetlerin
sağlanması (kent planlaması, kentsel yenileme
vb.).
• İnsan sermayesine yatırım yapılarak üretimde
kullanılan vasıflı işgücünün sağlanmasına
yönelik hizmetler (eğitim vb.).
• Talebin yönlendirilmesine yönelik işlevler


27. Soru

Cockburn’e göre yerel devletin yerine getirdiği “Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile sağlanmasına yönelik işlevler” nelerdir?

Cevap

Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile
sağlanmasına yönelik işlevler genel olarak şöyle
sıralanabilir:
• Günlük yeniden üretimin sağlanmasına yönelik
hizmetler (kiralık konut vb.).
• Genişletilmiş yeniden üretime yönelik hizmetler
(sağlık, eğitim, kültürel hizmetler vb.).


28. Soru

Cockburn’e göre yerel devletin yerine getirdiği
“Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına yönelik
işlevler” nelerdir?

Cevap

Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına
yönelik işlevler genel olarak şöyle sıralanabilir:
• Baskı araçları (polis ve zabıta hizmetleri).
• Olağanlaştırmaya yönelik hizmetler (işsizlik
yardımı).
• Meşruiyetin sağlanmasına yönelik görevler
(katılım, sosyal yardımlar).


29. Soru

Yapısalcı görüş nedir?

Cevap

Yapısalcı görüş (yerel) devleti kendiliğinden
sermayeye hizmet eden basit bir sınıf aygıtı olarak
algılanamaz. Devlet, sınıflararası ilişkilerin bir ifadesi
olarak karşımıza çıkmaktadır. Sınıf içi ve sınıflararası
çelişkiler, bir yandan bu çelişkilerin en aza indirilmesine
yönelik olarak devlete dikkate değer bir özerklik
kazandırırken, öte yandan bu çelişkilerin devletin
içyapısına yansımasına da yol açmaktadır. Diğer bir
anlatımla, devlet bütünlüğü önceden verili değildir; sınıf
bölünmelerine ve çelişkilerine paralel olarak, devlet de
kendi içinde çelişkiler ve bölünmeler yaşayabilir.


30. Soru

Castells, yerel yönetimleri nasıl tanımlar?

Cevap

Yapısalcı yaklaşımın yerel siyasete ilişkin en
yetkin kuramcısı olarak Castells, kentsel düzeyin
özgünlüğünün kolektif tüketimin örgütlendiği mekân
olmasından kaynaklandığını söylerken, yerel yönetimleri
de kolektif tüketimi örgütleyen ve sunan kurumlar olarak
tanımlar.


31. Soru

Yerel yönetim kuramları nasıl değerlendirilebilir?

Cevap

Keynesçi refah devleti dönemine ait yerel
yönetim deneyimleri üzerinden kavramsal çerçevelerini
geliştirmişlerdir. Tartışmamız her yaklaşımın yerel
yönetimleri tanımlayan bir boyuta odaklandığını gösterdi.
Yönetimci görüşün açıklamalarının merkezine ağırlıklı
olarak yerel yönetimlerin kurumsal yapısı ve bürokrasisini
koyduğunu gördük. Çoğulcu görüş tam tersi yönde bir
tercihle, yerel yönetimlere etki eden bireyler ve birey
temelli grupları önemseyen bir yerel yönetim
kavramsallaştırmasını öne çıkardı. Bu çerçevede yerel
yönetim tartışması büyük ölçüde demokrasi sorunu ile
ilişkilendirildi. Öte yandan, sınıf merkezli bakış açısı,
yerel yönetimlerin işlevlerine yoğunlaşıp, bu işlevler
çerçevesinde yerel yönetimlerin kentlere yaptığı
müdahalelerin sınıf ilişkilerine ve kapitalizmin yeniden
üretimine olan etkisini öne çıkaran bir yaklaşım sundu.


32. Soru

Yerel yönetim kavramının günümüzde geldiği anlayış
nasıl açıklanabilir?

Cevap

Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde, farklı
biçim ve dozlarda da olsa, refah devleti uygulamalarının
gerilediği gözlemlenirken, bunların yerini piyasa
mekanizmasını ön plana çıkaran Yeni-Sağ ve neo-liberal
politikalar almıştır. Aynı sürecin ilişkili bir başka boyutu,
ulus-devletin aşındırılarak, sermayenin küresel düzlemde
hareketliliğini artırma arayışları olmuştur. Ulus-devletlerin
sonunun geldiği düşüncesinin aceleciliğine rağmen,
küreselleşme dinamiklerinin kendisini daha açık biçimde
hissettirdiği de yadsınamaz. Bu çerçevede, kentlerin ya da
günümüzdeki popüler ifadesi ile “yerel birimler”in, diğer
yerel birimlerle birlikte, kendilerini ulus-devletin
oluşturucu bir parçası olarak gördükleri bir anlayıştan,
küresel ölçekte hareket eden sermayeyi kendi birimlerine
çekmek için projeler geliştiren bir yerellik anlayışına
geçişin ipuçları ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu değişimin
en çarpıcı sonucu, kendisini kolektif hizmetlerin sunucusu
olarak gören yerel yönetimlerin yerini, büyümeye önem
veren ve sermayenin taleplerine duyarlı hale gelen bir
yerel yönetim anlayışının almasıdır.


33. Soru

Yönetişim kavramı nedir?

Cevap

Kent yönetimlerine ilişkin olarak, üç sektörlü bir
model ortaya çıkmıştır. Bu yeni kombinasyonun üyeleri;
• Yerel devlet,
• Yerel nitelikli olan ya da yerel düzeyde etkinlik
gösteren sermaye ve
• Sivil toplum kuruluşları olarak adlandırılan çeşitli
yapılanmalardır.
Yerel yönetim kavramının bu tür bir oluşumu
kucaklayamaması karşısında, yeni yapılanmaya verilen isim ise yönetişim (governance) olmuştur. Kısaca
tanımlamak gerekirse, yönetişim kavramı ile çoklu
aktörlerin rol aldığı ve hiyerarşilerin yerine karşılıklı
etkileşimin ve katılımın belirlediği bir yönetim süreci
kastedilmektedir.


34. Soru

Yönetişim kavramında birbirleriyle etkileşim halindeki
süreçler ortak paydası nasıl özetlenebilir?

Cevap

Yönetişim kavramında birbirleriyle etkileşim
halindeki süreçlerin ortak paydası özetlenirse;
• Ulus-devletin içinde belirlenen bir yerellikten
ulus ötesi etkileşimlere de açık bir yerellik
anlayışına geçiş,
• Buna paralel gelişen bir eğilim olarak yerelin,
emeğin yeniden üretiminin mekânı olmanın
ötesine geçerek, sermaye birikim süreçlerinde
daha etkin bir rol üstlenmesi,
• Beraberinde yerel devlet, sermaye ve yerel sivil
toplum kuruluşlarının oluşturduğu ittifak
yapısının ortaya çıkışı.

“Yerel yönetişim” olarak adlandırılan bu yeni yönetim
modeli, bir yapıdan çok bir sürece tekabül etmektedir.


36. Soru

Gurr ve King yerel özerklikliğin kaç boyutu olduğunu
vurgular?

Cevap

Gurr ve King (1987), yerel özerklik üzerine
yaptıkları tartışmada, yerel özerklikliğin iki farklı
boyutunun olduğunu vurgularlar:
• Birinci tür özerklik, yerel yönetimlerin kendi
gündemlerini ve politikalarını belirlemede yerel
güç odaklarından ne derece özerk
davranabildikleri tarafından belirlenir. Yerel
yönetimlerin kullandıkları kaynakların ne
kadarını yerel kaynaklardan elde edebildikleri,
uyguladıkları politikaların yerelde ne derece
direnç ya da destek bulabildiği gibi sorular yerel
güçler karşısındaki özerkliği ölçmek açısından
önemlidir.
• İkinci tür özerklik ise yerel yönetimlerin kendi
gündem ve müdahale alanlarını belirlerken,
merkezi yönetimin ne ölçüde müdahalelerine
maruz kaldıklarıyla ilgilidir. 1980 sonrası
dönemde yerel yönetimlerin girişimci rollerinin
ön plana çıkarıldığı düşünülürse, yönetimci
kuramın özerklik sorununa yoğunlaşması oldukça
anlaşılabilirdir.


37. Soru

Refah devleti sonrası dönemde yerel yönetimlerin
kentsel alana müdahalesinde hangi değişimler
gözlenmektedir?

Cevap

Refah devleti sonrası dönemde yerel yönetimlerin
kentsel alana müdahalesinde iki esaslı değişim
gözlenmektedir:
• Birinci değişim kentsel hizmetlerin doğrudan
sağlanmasından yerel yönetimlerin hızla
çekilmesidir.
• İkinci olarak, birlikte tüketim, kentleri özgün
kılan faktör olmaktan çıkarken, kentler ekonomik
gelişmenin odakları haline gelmektedir.


38. Soru

Kentlerin kendilerine avantaj sağlamak için izledikleri
stratejiler neyin bir örneğidir?

Cevap

Dünya kentleri hiyerarşisi olarak adlandırılan
yapılanma içinde kentler kendilerine olabildiğince
avantajlı bir yer elde etmeye yönelik olarak stratejiler
izlemeye başlamaları girişimci ve yarışmacı anlayışın bir
örneğidir.


39. Soru

Sınıf merkezli yaklaşım, yerel devlet konusunda kimin
çalışmalarından etkilenmiştir?

Cevap

Sınıf merkezli yaklaşımın yerel devlet konusunda
son yıllarda ortaya koyduğu çerçeve büyük ölçüde
Harvey’in çalışmalarından etkilenmiştir. Harvey, gelişmiş
ülkelerin kentleşme deneyimi ve yerel devletin yaşadığı
dönüşümü tartışırken, yerel devletin yönetimci anlayıştan
girişimci yaklaşıma doğru evrildiğini öne sürmektedir.


40. Soru

Harvey’e göre Keynesçi programın çöküşünün
yarattığı değişimin temelinde neler yatmaktadır?

Cevap

Harvey’e göre, Keynesçi programın çöküşünün
yarattığı değişimin temelinde küçülen piyasaların,
işsizliğin, mekânsal kısıtlardaki ve küresel işbölümündeki
hızlı değişikliklerin, sermaye hareketinin, işyeri
kapatmaların ve teknolojik-mali yeniden yapılanmanın bir
bileşimi yatmaktadır.


41. Soru

Harvey’e göre yerel yönetimlerin yarışmacı hale
gelirken zorlandıklarında önlerindeki uzmanlaşma
seçenekler nelerdir?

Cevap

Harvey’e göre yerel yönetimlerin bölgesel
düzeyde güçlü sınıflarla ittifak halinde kendi yerel
birimlerini farklı seçenek etrafında yarışmacı hale
getirmeye zorlanırken önlerinde uzmanlaşma açısından
dört seçenek vardır. Bunlar;
• Üretim işliği seçeneği,
• Tüketim merkezi seçeneği,
• Kontrol ve yönetim işlevlerinin merkezi olma
seçeneği ile
• Yeniden dağıtılan artığın mekânı olma
seçeneğidir.
Böylece yerel birimlere dayatılan, yarışmacı bir ortamda,
ayakta kalabilmek için, diğer kentlerle kıyasıya yarışmaya
yönelmektedir.


42. Soru

Kentlerin çürümeye bırakılmasına yol açan durum
nedir?

Cevap

Kriz ve yeniden yapılanma dönemlerinde, kentsel
yapılı çevrenin ana dinamiği olan sabit sermaye yatırımları
ve ortaya çıkan fiziksel altyapılar ciddi bir tehditle karşı
karşıyadır. Bu durum kentlerin çürümeye bırakılmasına
yol açmaktadır.


43. Soru

Yerel yönetim kuramlarına ne tür eleştiriler
yöneltilebilir?

Cevap

Dünya son otuz yıl içinde güç ilişkilerinde
önemli bir değişime sahne oldu. Birikim stratejileri içinde
devletin oynadığı rol sınırlanırken, piyasa mekanizması
belirleyicilik kazandı. Bu değişimler sermayenin çeşitli
kesimlerinin yararına sonuçlar doğururken, çalışan sınıflar
önemli kayıplara uğradılar. Kentler bu değişim sürecinde
dışarıda kalmak bir yana, en çok etkilenen mekânsal
birimler oldular. Ulus-devlet şemsiyesi altında, kolektif
tüketimin örgütlendiği mekânlar olan kentler, son
dönemde, sermayeyi kendi mekânlarına çekebilmek için
yarışan birimler haline gelmeye başladılar. Yerel
yönetimler açısından bunun sonucu çalışan sınıfları
desteklemeye yönelik alanlardan çekilmek ve sermayeyi
desteklemeye yönelik alanlara öncelik vermek oldu.
Böylece kentler açısından ortaya birbirinden oldukça
farklı iki dönem çıktı.


44. Soru

Yerel yönetimlerde kentler açısından birbirinden
oldukça farklı ortaya çıkan dönemler nelerdir?

Cevap

Yerel yönetimlerde kentler açısından ortaya
birbirinden oldukça farklı iki dönem çıktı. Ortaya çıkan bu
çarpıcı değişimin izlerini yerel yönetim kuramlarında da
bulmak mümkündür:
• İlk dönemin kuramlarının hemen tamamı yerel
yönetimleri “hizmet sağlayıcı” olarak görürken,
• İkinci dönemde yerel yönetimler büyüme,
girişimcilik vb. temalar etrafında
kavramsallaştırılmışlardır.


45. Soru

Yerel yönetimlerin iki dönemdeki kavranışını,
benzerlikleri ve farklılaşmaları temelinde nasıl
karşılaştırılabilir?

Cevap

Yerel yönetimlerin bu iki dönemdeki kavranışını,
benzerlikleri ve farklılaşmaları temelinde karşılaştırmak
yararlı olacaktır:
• Birinci dönemin bir özelliği, ele aldığımız üç
paradigma çerçevesinde ortaya çıkan
yaklaşımların kendi içlerinde kapalı kalıp, kendi
güç alanları çerçevesinde yerel yönetimleri
kuramsallaştırmalarıdır.
• İkinci dönem, bu açıdan önemli bir değişime
sahne oldu. Hemen hemen tüm yaklaşımlar kendi
güvenli alanlarını terk edip, diğer yaklaşımların
tekelindeki alanlara girmeye başladılar.
• İkinci dönemi birinci dönemden ayıran diğer
özellik, vurgunun kurum ve yapılardan ilişki ve
süreçlere kaymış olmasıdır.
• İkinci dönemde, birinci dönemden daha belirgin
bir biçimde, çoğulcu yaklaşımın baskın hale
gelmeye başlamasıdır. Diğer yaklaşımlar,
tutarlılıklarını yitirme pahasına, çoğulculuğun
birçok özelliğini içselleştirmeye başlamıştır.


49. Soru

Sınıf merkezli paradigma nedir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma bireylerin yerine sınıfları ve sınıflar arası mücadeleyi koyarak devleti ve devletin işlevlerini anlamayı
hedefler. Sınıf paradigması içinse devlet tartışması kapitalizm ile olan ilişkisi çerçevesinde anlam kazanır.


50. Soru

Keynesçi refah devleti uygulamaları nasıldır? Açıklayınız.

Cevap

Batılı ülkelerin büyük bölümünde çeşitli farklılıklar göstererek de olsa, Keynesçi refah devleti uygulamaları İkinci Dünya Savaşı sonrasında ağırlık kazanmış, bu durum 1970’li yılların sonuna kadar devam etmiştir. Refah devleti açısından, kentler önemli
mekânsal odaklar olmuşlardır. Çünkü refah devletini tanımlayan eğitim, sağlık, konut vb. hizmetlerin büyük bölümü kent mekânına özgü nitelik taşımaktadır. Bu durum, kentin kendisini önemli hale getirirken, yerel yönetimler de bu hizmetleri sağlayan
kurumlar olarak ön plana çıkmıştır. Bu dönemde, kolektif tüketimin örgütleyicisi olarak yerel yönetimler, refah devletinin en önemli uygulayıcı birimleri olmuştur. Söz konusu ekonomik ve siyasal bağlam, aşağıda daha detaylı olarak göstereceğimiz gibi, yerel yönetimlere ilişkin kuramların hemen hepsini büyük ölçüde etkilemiş ve kuramsallaştırma çabalarında yerel yönetimlerin refah devleti uygulamalarında oynadığı roller çarpıcı bir biçimde ön plana çıkarılmıştır.


51. Soru

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı nedir? Açıklayınız.

Cevap

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı gücün toplumsal gruplar ve kurumlar arasında dengeli dağıldığıdır. Birey temelli grupların ön plana çıktığı kentsel ortamda, devlet kendi başına bir güç ya da karar verici olmaktan çok, farklı gruplar arasındaki tartışma ve pazarlıklarda hakem konumundadır.


52. Soru

Yerel yönetimlerin üstlendikleri yeni işlevlere ilişkin olarak, yönetimci görüş içinde, birbiriyle belli ölçülerde çelişen iki açıklama
biçimini nasıldır?

Cevap

Birinci görüş, yerel yönetimleri merkezi yönetimin sorumluluklarını paylaşan ve yerelleştiren bir parçası olarak görüp, yerel ve merkezi yönetimler arasında işlevsel ve birbirini tamamlayan bir işbölümü olduğunu öne sürmektedir. Bu tamamlayıcılık sadece devletin işlevlerinin gerçekleştirilmesiyle sınırlı değildir. Yerel yönetimler aynı zamanda yerel düzeydeki toplumsal desteği merkezi düzeye taşıyıp, devlet seçkinlerinin kendilerine meşruluk kazandırmalarına da yardım etmektedir (Domhoff, 1967). İkinci görüş ise, bu işlevselliği ve iş bölümünün kaçınılmazlığını kabul etmekle birlikte, sürecin basit bir tamamlayıcılık ilişkisi olarak ele alınamayacağını, merkez ve yerel yönetimler arasında bu çerçevede, önemli çelişkiler ortaya çıktığını öne sürmektedir. Bu durum, bir yandan bürokrasi ile demokrasi arasındaki çelişkiyi ifade ederken, diğer yandan devletin içinde ortaya çıkan seçkinler arası çelişkiye işaret etmektedir.


53. Soru

Pahl’ın kent yöneticiliği kavramını tanımlayınız.

Cevap

Pahl’a göre, kent bir kaynak dağıtım sistemidir ve bu dağıtımda kent yöneticileri merkezi bir role sahiptir. Devleti bağımsız bir güç olarak ele alan yönetimci anlayışın bir uzantısı olarak kent yöneticiliği görüşü, yerel halkı bağımlı, yöneticileri ise bağımsız değişken olarak ele almaktadır. Diğer bir anlatımla, bu yaklaşıma göre kaynakların dağıtımında belirleyici olan, çoğulcuların varsaydığının tersine, devlet üzerinde baskı oluşturan bireyler ya da gruplar değildir. Yerel devlet bu grupların baskılarından bağımsızlaştığı ölçüde, karar alma süreçlerinin belirleyici aktörleri kent yöneticileridir.


54. Soru

Kent yöneticiliği yaklaşımının aldığı eleştiriler nelerdir?

Cevap

Kent yöneticiliği yaklaşımı, yerel bürokrasinin bağımsız değişken olarak alınmasından, kent yöneticilerinin özel sektörü de içeren biçimde tanımlanmasının yarattığı kuramsallaştırma sorunlarına kadar bir dizi alanda yoğun eleştirilere hedef olmuştur.


55. Soru

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde yerel yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve sınıf ilişkileriyle ilişkilendiren yaklaşımlar hangileridir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde yerel yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve sınıf ilişkileriyle ilişkilendiren araççı ve yapısalcı olmak üzere iki yaklaşımdan söz edilebilir.


56. Soru

Cockburn’e göre yerel devlet kentsel düzeyde hangi işlevleri yerine getirmektedir?

Cevap

• Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik işlevler.
– üretim için gerekli ancak kendisi üretken olmayan kentsel altyapının sağlanması (ulaşım, altyapı, iletişim vb).
– Üretimin organizasyon ve yeniden yapılandırılmasına yönelik hizmetlerin sağlanması (kent planlaması, kentsel yenileme vb.).
– İnsan sermayesine yatırım yapılarak üretimde kullanılan vasıflı işgücünün sağlanmasına yönelik hizmetler (eğitim vb.).
– Talebin yönlendirilmesine yönelik işlevler

• Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile sağlanmasına yönelik işlevler.
– Günlük yeniden üretimin sağlanmasına yönelik hizmetler (kiralık konut vb).
– Genişletilmiş yeniden üretime yönelik hizmetler (sağlık, eğitim, kültürel hizmetler vb.).
• Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına yönelik işlevler.
– Baskı araçları (polis ve zabıta hizmetleri).
– Olağanlaştırmaya yönelik hizmetler (işsizlik yardımı).
– Meşruiyetin sağlanmasına yönelik görevler (katılım, sosyal yardımlar).


57. Soru

Yapısalcı yaklaşımın yerel siyasete ilişkin en yetkin kuramcısı kimdir?

Cevap

Yapısalcı yaklaşımın yerel siyasete ilişkin en yetkin kuramcısı Castells’dir.


58. Soru

Castells yerel devlet ve yerel yönetimleri nasıl tanımlar? 

Cevap

Castells için de, yerel devlet kapitalist devlet aygıtının bir parçasıdır. Ancak Castells, yerel devleti sermayenin ya da merkezi
otoritenin sıradan bir uzantısı olarak görmez. Bununla birlikte, Castells, yerel devletin kurumsal yapısına yoğunlaşmaz. Sınıf-merkezli yaklaşımı benimsediği ölçüde, ana kaygısı kentsel mücadeleler ve bu mücadelelerin sonucu ortaya çıkacak dönüşümdür. Castells’e göre, kentin kolektif tüketimin örgütlendiği alan olması kentleri sınıf mücadelesinden daha heterojen bir mücadele
alanı haline getirir. Castells, yerel süreçlerin anlaşılmasında vurgusunu sınıf ilişkilerinden çok kentsel sosyal hareketlere ve bu hareketlerin yerel devlet üzerinde oluşturduğu baskıya yapar. Kentsel sosyal hareketler sınıfsal olarak heterojendir. Castells’in yaklaşımı bir yanda sınıfsal açıklamaların sınırlılıklarını kabul etmesi, diğer yanda yerel yönetimlerin işlevlerinden çok yerel yönetimleri hedefleyen heterojen nitelikli hareketlere vurgu yapması nedeniyle, sınıf merkezli paradigmanın sınırlarından çıkıp, çoğulcu paradigmanın alanına girmeye başlar. Bununla birlikte, özellikle erken çalışmalarında Castells, kentsel hareketlerin sınıfsal nitelikteki daha geniş hareketlerle belli bir etkileşim içinde oldukları ölçüde radikal değişime yol açabileceğini vurgulayarak, sınıf paradigmasından kopmamaya özen gösterir.


59. Soru

Kent yönetimlerine ilişkin nasıl bir model ortaya çıkmıştır?

Cevap

Kent yönetimlerine ilişkin olarak, üç sektörlü bir model ortaya çıkmıştır. Bu yeni kombinasyonun üyeleri, yerel devlet, yerel nitelikli olan ya da yerel düzeyde etkinlik gösteren sermaye ve sivil toplum kuruluşları olarak adlandırılan çeşitli yapılanmalardır. “Yerel yönetim” kavramının bu tür bir oluşumu kucaklayamaması karşısında, yeni yapılanmaya verilen isim ise yönetişim (governance) olmuştur.


60. Soru

Yönetişim nedir?

Cevap

Yönetişim kavramı çoklu aktörlerin rol aldığı ve hiyerarşilerin yerine karşılıklı etkileşimin ve katılımın belirlediği bir yönetim sürecini ifade etmektedir.


61. Soru

Birbirleriyle etkileşim halindeki süreçlerin ( yerel devlet,sermaye ve sivil toplum ) ortak paydaları nelerdir?

Cevap

• Ulus-devletin içinde belirlenen bir yerellikten ulus ötesi etkileşimlere de açık bir yerellik anlayışına geçiş,
• Buna paralel gelişen bir eğilim olarak yerelin, emeğin yeniden üretiminin mekânı olmanın ötesine geçerek, sermaye birikim
süreçlerinde daha etkin bir rol üstlenmesi,
• Beraberinde yerel devlet, sermaye ve yerel sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu ittifak yapısının ortaya çıkışı.


62. Soru

Çoğulcu Paradigma yaklaşımın özellikleri nelerdir?

Cevap

Bu yaklaşımın en çarpıcı özelliklerinden biri, bir yandan Marksist yaklaşımın vurguladığı makro düzeydeki güç ilişkilerini ve ekonomik yapıların sınırlayıcılığını, diğer yanda yönetimci bakış açısının kent yöneticilerine ithaf ettiği özerkliği dikkate almasıdır. Ancak rejim kuramı bu yapılara ve ilişkilere belli bir özeni gösterirken, asıl belirleyicilik hâlâ kentin çoklu aktörlerine aittir. Çoklu
aktör modelinde, farklı gruplar birbirlerini bastırmadan bir iktidar yapısı yaratmaktadırlar. Bu iktidar yapısı bir kentte belli kaynakların, amaçların ve becerilerin uzun vadeli koalisyon çerçevesinde bir araya getirilmesine ve kentin bütününü hedefleyen büyümeyi yaratmasına izin vermekte, bir kentsel rejim yaratmaktadır (Stoker, 1995). Ortaya çıkan rejim türleri, kentteki çoğulcu güç dengeleri içinde oluşan ittifakların bir ürünüdür. Böylece, bir kentte güç dengesine göre, büyüme ya da stabilizasyon yanlısı rejimler hâkim olabilecektir. Bunlardan hangisinin hâkim olacağı, söz konusu kentin daha geniş mekânsal işbölümü içindeki rolü kadar, kentte oluşan çoğulcu iktidar ittifakı tarafından da belirlenecektir.


63. Soru

Gurr ve King (1987), yerel özerklik üzerine yaptıkları tartışmada, yerel özerlikliğin iki farklı boyutunun olduğunu vurgularlar. Bunlar nelerdir?

Cevap

Gurr ve King (1987), yerel özerklik üzerine yaptıkları tartışmada, yerel özerlikliğin iki farklı boyutunun olduğunu vurgularlar. Birinci tür özerklik, yerel yönetimlerin kendi gündemlerini ve politikalarını belirlemede yerel güç odaklarından ne derece özerk davranabildikleri tarafından belirlenir. Yerel yönetimlerin kullandıkları kaynakların ne kadarını yerel kaynaklardan elde edebildikleri, uyguladıkları politikaların yerelde ne derece direnç ya da destek bulabildiği gibi sorular yerel güçler karşısındaki özerkliği ölçmek açısından önemlidir. İkinci tür özerklik ise yerel yönetimlerin kendi gündem ve müdahale alanlarını belirlerken, merkezi yönetimin ne ölçüde müdahalelerine maruz kaldıklarıyla ilgilidir. 1980 sonrası dönemde yerel yönetimlerin girişimci rollerinin ön plana çıkarıldığı düşünülürse, yönetimci kuramın özerklik sorununa yoğunlaşması oldukça anlaşılabilirdir.


64. Soru

Harvey’e göre, Keynesçi programın çöküşünün yarattığı değişimin nedenleri nelerdir?

Cevap

Harvey’e göre, Keynesçi programın çöküşünün yarattığı değişimin temelinde küçülen piyasaların, işsizliğin, mekânsal kısıtlardaki ve küresel iş-bölümündeki hızlı değişikliklerin, sermaye hareketinin, iş yeri kapatmaların ve teknolojik-mali yeniden yapılanmanın bir bileşimi yatmaktadır.


65. Soru

Yerel yönetimlerin ideolojileri ve uygulamaları açısından birbirinden farklı iki dönem ortaya çıkmıştır. Yerelyönetimlerin bu iki dönemdeki kavranışını benzerlikleri ve farklılaşmaları temelinde karşılaştırınız.

Cevap

Birinci dönemin bir özelliği, ele aldığımız üç paradigma çerçevesinde ortaya çıkan yaklaşımların kendi içlerinde kapalı kalıp, kendi güç alanları çerçevesinde yerel yönetimleri kuramsallaştırmalarıdır. Sınıf-merkezli yaklaşımlar sınıf çelişkisi ve sermaye birikim süreçlerinin önceliğini vurgularken, yönetimci yaklaşımlar yerel yönetimlerin iç işleyişini ve bürokrasinin değerlerini ön plana çıkarmışlardır. Çoğulcu yaklaşımlar ise, farklı grupların yerel yönetimler üzerindeki baskıları ve bu baskıların politika oluşturma
sürecindeki etkilerini vurgulamışlardır. İkinci dönem, bu açıdan önemli bir değişime sahne oldu. Hemen hemen tüm yaklaşımlar kendi güvenli alanlarını terk edip, diğer yaklaşımların tekelindeki alanlara girmeye başladılar. Örneğin çoğulcu yaklaşımdan hareket edenler, daha önceki dönemde ihmal ettikleri makro ölçekli siyasal ve ekonomik bağlamı dikkate alırken, sınıf merkezli yaklaşımlar da çoğulculuğun tekelinde olan grup temelli mücadeleleri kendi kuramsal çerçevelerine yerleştirmeye çalıştılar. Daha önceki dönemde çok sınırlı kalan paradigmalar-arası alışverişin ikinci dönemde ön plana çıkması kuşkusuz önceki dönemin kuramlarının sınırlılıklarının kavranması ile olmuştur. Ancak bu sınırlılıkları daha açık hale getiren bir faktör, ikinci dönemde ortaya çıkan yerel pratiklerin ilk döneme göre karmaşık ve çeşitlenmiş bir hale gelmesidir. Kent düzeyinde ortaya çıkan çeşitlenme ve karmaşıklaşma süreciyle baş edebilme kaygısıyla, paradigmaların kendi güç alanlarından çıkmaları bir yandan daha zengin bir kuramsallaştırmaya işaret ederken, bir yandan da kendi sorunlarını yaratmıştır. Ortaya çıkan en önemli sorun, yaklaşımların kendi iç tutarlılıklarını kaybetmeleridir. Yukarıda da özetlediğimiz gibi, çoğulcu yaklaşım sivil toplum kurumlarının güçlendirilmesini özendirirken, bunu devletten bekleyebilmektedir. Ya da sınıf merkezli yaklaşımda olduğu gibi, sivil toplum önemsenirken, sivil toplum örgütleri ile sınıfsal konumlar arasındaki ilişkiye hiç değinilmemektedir. İkinci dönemi birinci dönemden ayıran diğer özellik, vurgunun kurum ve yapılardan ilişki ve süreçlere kaymış olmasıdır. Birinci dönemde, yaklaşımların büyük bölümü yerel siyasal ve ekonomik yapılar üzerine vurgu yapıp, yerel yönetimi bir devlet aygıtı olarak kavrarken, ikinci dönemde yerel
ekonomik ve siyasal süreçler ön plana çıkmış, yerel yönetimler ise bir kurumsal yapılanma yerine, bir toplumsal ilişki olarak kavranmaya başlanmıştır.Üzerinde durmak istediğimiz son farklılık ise, ikinci dönemde, birinci dönemden daha belirgin bir biçimde, çoğulcu yaklaşımın baskın hale gelmeye başlamasıdır. Kuşkusuz, çoğulcu yaklaşım birinci dönemden çok daha farklı bir içerik kazanmış, yukarıda da değindiğimiz gibi, hem sınıf merkezli hem de yönetimci paradigmaların kaygılarından birçoğunu içselleştirmiştir. Ancak daha da önemlisi, diğer yaklaşımlar, tutarlılıklarını yitirme pahasına, çoğulculuğun bir çok özelliğini içselleştirmeye başlamıştır.


1. Soru

Yerel yönetim nedir?

Cevap

Yerel yönetim denildiğinde, yerel bir topluluktaki
bireylerin birlikteki gereksinimlerini karşılayan, kamu mal
ve hizmetlerini sağlayan, yerel halkın kendi seçtiği
organlarca yönetilen kurumlar anlaşılır.
Yerel yönetimler, kentlerin siyasal, ekonomik, toplumsal
ve kültürel örgütlenmesinde etkili olan yönetsel yapılardır.

2. Soru

Yerel yönetim birimleri nasıl tanımlanabilir?

Cevap

Yerel yönetim birimleri yerinden yönetim
ilkesine uygun biçimde; karar alma organları yerel halkın
seçimiyle oluşan, kendi bütçesi ve kamu tüzel kişiliği
bulunan görece özerk kurumlar olarak tanımlanmaktadır.
Belediyeler yerinden yönetim için iyi bir örnektir.

3. Soru

Merkezi yönetimin bir uzantısı olan kuruma nasıl bir
örnek verilebilir?

Cevap

Merkezi yönetimin bir uzantısı olarak yetki
genişliği anlayışı çerçevesinde yerel düzeyde faaliyet
gösteren kurumlar da vardır. Valilik bu tür kurumlar için
iyi bir örnek oluşturur.

4. Soru

Yerel yönetim biriminin varlığıyla hangi amaçları
gerçekleştirebilir?

Cevap

Böyle bir yönetim biriminin varlığıyla üç amacı
gerçekleştirmek istendiği söylenebilir. Bunlardan;
• Birincisi insanların temel haklarından birini
kullanmaya olanak vermesidir. Kişilerin mali
güçleri olanak verdiği ölçüde piyasa mallarını
tüketebilmekte özgür oldukları kabul edilince,
aynı kişilerin birlikteki gereksinmelerini
karşılayabilmek için bir araya gelerek kamu mal
ve hizmetleri üretiminde ve dolayısıyla
tüketiminde de özgür oldukları kabul edilmek
zorundadır.
• İkinci amaç etkinliktir. Toplumda devletin
öğreteceği tüm kamu hizmetlerinin merkezi
yönetimce üretilmesi, gerçekte çok pahalı bir
çözümdür. Kamu hizmetlerinin sunulmasında,
hem ekonominin hem de üretilen hizmetin yerel
taleplere uyumluluğunun sağlanması, merkezi
yönetimle yerel yönetim arasında bir
işbölümünün yapılmasını gerektirir.
• Yerel yönetim olgusu sadece bir teknik bir
işbölümü sorunu olarak kavranamaz. Bunun
ötesinde bir yönü vardır. İşte bu yön yerel
yönetim anlayışı içinde gerçekleştirilmek istenen
üçüncü amacı yani demokrasiyi içerir.

5. Soru

Üç devlet yaklaşımı (paradigması) nelerdir?

Cevap

Üç devlet yaklaşımı;
• Çoğulcu,
• Yönetimci ve
• Sınıf-merkezli paradigmalardır.

6. Soru

Paradigmaların temel özellikleri nelerdir?

Cevap

Paradigmaların bazı temel özellikleri üç başlık
altında şöyle özetlenebilir:
• Birincisi, her paradigmanın kendisini evinde
hissettiği bir alan (home domain) vardır. Her
yaklaşım bu etki alanında diğer paradigmalara
göre güçlü iken, bu alandan çıkıldıkça gücünü
yitirmektedir.
• İkincisi, paradigmalar açıklayıcı güçlerini
artırmak için güçlü oldukları açıklama alanın
dışına çıkma eğilimi gösterip, diğer
paradigmaların alanlarına girme eğilimi taşırlar.
Bu tür durumlarda daha kapsayıcı hale gelmiş
görünseler de, asli alanlarından uzaklaştıkça
açıklayıcı güçlerini ve tutarlılıklarını yitirmeye
başlarlar.
• Üçüncü nokta ise paradigmalar ve kuramlar
değişen dünyaya ayak uydurma, onu
açıklayabilme kaygılarıyla kendilerini sürekli
gözden geçirirler. Kimi paradigmaların kuramları
bu değişimi bütünlüğünü koruyarak başarırken,
bazıları bu uğraşlarında başarısız olup,
bütünlüklerini yitirebilirler.

7. Soru

Çoğulcu paradigma kısaca nasıl açıklanabilir?

Cevap

Çoğulcu paradigmaya göre, modern toplumlarda
devleti anlamak için bireyler ve birey temelli grupların
devleti etkilemek için verdikleri mücadelelere
odaklanmamız gerekir. Kaçınılmaz sonuç, devlet
tartışmasının demokrasi sorunuyla birlikte ele alınmasıdır.

8. Soru

Yönetimci paradigma kısaca nasıl açıklanabilir?

Cevap

Yönetimci paradigma ise devleti doyurucu
biçimde anlamak istiyorsak, devletin kurumsal yapısına
yoğunlaşmamız gerektiğini öne sürer. Yönetimci
yaklaşımın devlet tartışması bürokrasinin rolü ile
özdeşleşir.

9. Soru

Sınıf-merkezli paradigma kısaca nasıl açıklanabilir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma bireylerin yerine
sınıfları ve sınıflar arası mücadeleyi koyarak devleti ve
devletin işlevlerini anlamayı hedefler. Sınıf paradigması
içinse devlet tartışması kapitalizm ile olan ilişkisi
çerçevesinde anlam kazanır.

10. Soru

Gelişmiş ülkelerin II. Dünya Savaşı sonrası yerel
yönetim deneyimine ilişkin hangi dönemler tespit
edilmiştir?

Cevap

Gelişmiş ülkelerin II. Dünya Savaşı sonrası yerel
yönetim deneyimine ilişkin iki ana dönem tespit
edilmektedir:
• Birinci dönem refah devleti ile özdeşleşen
Keynesçi dönemdir.
• İkinci dönem, piyasa mekanizmalarının ön plana
çıkarıldığı ve Yeni-Sağ ve neo-liberal projelerin
başat hale geldiği Keynesçilik sonrası dönemi
açıklamayı hedeflemektedir.

11. Soru

Yerel yönetimlerin özerkliğinin kaç boyutu
bulunmaktadır?

Cevap

Günümüzde yerel yönetimlerin özgürlüğünün
sağlanmasına demokratik toplumun oluşmasının önemli
araçlarından biri olarak bakılmaktadır. Avrupa Konseyi de
1957 yılında yerel yönetimler konferansında buna önem
vererek yerel yönetimlerin özerkliğinin beş boyutunu
saptamıştır. Buna göre yerel yönetimlerin
oluşturulmasında;
• Yerel özgürlüklere saygı gösterilmelidir.
• Yerel yaşamın özgül ve siyasal parti bağlılıkları
üstü niteliği korunmalıdır.
• Merkezi yönetimle, yerel yönetim arasındaki
denetim ilişkileri bağımsız yargı organlarınca
kurulmalıdır.
• Yerel yönetimin mali özgürlüğü sağlanmalıdır.
• Yerel birime ilişkin gerçek bir topluluk bilinci
geliştirilmelidir.

12. Soru

Yerel yönetim/devlet kuramları nasıl açıklanabilir?

Cevap

Yerel yönetimlerin farklı boyutları üzerine
yaptıkları tercihler üzerine temel bir tespitin yapılması
önemlidir. Yerel yönetim birimini tanımlayan üç temel
boyutunun olduğu söylenebilir:
• Örneğin bir belediye her şeyden önce bir
kurumsal yapı, bir örgüttür.
• İkinci olarak, bu kurumsal yapının hizmet verdiği
yerel nüfusun farklı kesimleriyle etkileşimini
sağlayan temsiliyet kanalları vardır.
• Üçüncü olarak sözünü ettiğimiz kurumsal
yapının toplumun farklı kesimlerinden gelen
talepleri yerine getirmesini sağlayan işlev ve
sorumlulukları vardır.

13. Soru

Keynesçi dönem ve kent yöneticiliği nedir?

Cevap

Batılı ülkelerin büyük bölümünde çeşitli
farklılıklar göstererek de olsa, Keynesçi refah devleti
uygulamaları II. Dünya Savaşı sonrasında ağırlık
kazanmış, bu durum 1970’li yılların sonuna kadar devam
etmiştir. Refah devleti açısından, kentler önemli mekânsal
odaklar olmuşlardır. Çünkü refah devletini tanımlayan
eğitim, sağlık, konut vb. hizmetlerin büyük bölümü kent
mekânına özgü nitelik taşımaktadır. Bu durum, kentin
kendisini önemli hale getirirken, yerel yönetimler de bu
hizmetleri sağlayan kurumlar olarak ön plana çıkmıştır.
Bu dönemde, kolektif tüketimin örgütleyicisi olarak yerel
yönetimler, refah devletinin en önemli uygulayıcı birimleri
olmuştur.

14. Soru

Çoğulcu paradigma nedir?

Cevap

Çoğulcu paradigmanın güç alanı, bireyler ve
birey temelli grupların siyasal davranışları ve bu
davranışların devletin karar verme süreçleri üzerindeki
etkisidir. Bireyler, farklı gruplar çerçevesinde bir araya
gelmekte özgürdür. Dahası bireyler, farklı sorunlar
karşısında farklı gruplar içinde yer alarak ya da kendilerini
ilgilendirmeyen durumlarda siyasal süreçlerin dışında
kalarak, kentsel sorunlar karşısında farklı pozisyonlar
alabilirler. Birey temelli grupların ön plana çıktığı kentsel
ortamda, yerel yönetimler kendi başına bir güç ya da karar
verici olmaktan çok, farklı gruplar arasındaki tartışma ve
pazarlıklarda aracı konumundadır.

15. Soru

Çoğulcu paradigma bireyleri nasıl etkiler?

Cevap

Çoğulcu bir sistemde yerel yönetimlerin
politikalarından doğan eşitsizlikler ortaya çıksa bile, bu
eşitsizlikler birikimsel değildir. Bir birey, yerel
yönetimlerin eğitim alanındaki politikalarından olumsuz
etkilenebilir. Ancak bir başka alanda, örneğin kentsel
dönüşüm alanında yerel yönetimlerin uyguladığı
politikaların kazananları arasında olabilir. Bir birey ya da
grup yerel siyaset sahnesinde önemli haline gelebilir,
ancak bu durum söz konusu kesimlerin diğer alanlarda da
başarılı olacağı anlamına gelmez.

16. Soru

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı nedir?

Cevap

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı gücün
toplumsal gruplar ve kurumlar arasında dengeli
dağıldığıdır. Birey temelli grupların ön plana çıktığı
kentsel ortamda, devlet kendi başına bir güç ya da karar
verici olmaktan çok, farklı gruplar arasındaki tartışma ve
pazarlıklarda hakem konumundadır.

17. Soru

Yönetimci paradigma nedir?

Cevap

Yönetimci paradigma kendisine temel ilgi alanı
olarak devlet aygıtı ve iç işleyiş mekanizmalarını alır ve
bu yönüyle de, çoğulcu kuramın karşıtı olarak
değerlendirilebilir. Çoğulcu yaklaşım devlete kendi başına
bir güç atfetmezken; yönetimci paradigma devleti
toplumsal gruplardan bağımsız bir güç kaynağı olarak
görür. Devlet tarihsel olarak bir güç merkezi olarak belirir
ve diğer toplumsal güçlerden kendini bağımsızlaştırır.
Bürokratik otorite, ulusal sınırlar içinde yasal şiddetin
tekelini elinde tutan güç ve merkezileşme sürecini
destekleyen bir aktör olarak ortaya çıkmış ve ulus
devletleşme sürecinde yerel birimler ve yönetimler
merkezi yönetimler karşısında güç yitimine uğramışlardır.

18. Soru

Yerel yönetimlerin üstlendikleri yeni işlevlere ilişkin
olarak, yönetimci görüş içinde, birbiriyle çelişen görüşler
nelerdir?

Cevap

Yerel yönetimlerin üstlendikleri yeni işlevlere
ilişkin olarak, yönetimci görüş içinde, birbiriyle belli
ölçülerde çelişen iki açıklama biçimi ortaya çıkmıştır.
• Birinci görüş, yerel yönetimleri merkezi
yönetimin sorumluluklarını paylaşan ve
yerelleştiren bir parçası olarak görüp, yerel ve
merkezi yönetimler arasında işlevsel ve birbirini
tamamlayan bir işbölümü olduğunu öne
sürmektedir. Bu tamamlayıcılık sadece devletin
işlevlerinin gerçekleştirilmesiyle sınırlı değildir.
Yerel yönetimler aynı zamanda yerel düzeydeki
toplumsal desteği merkezi düzeye taşıyıp, devlet
seçkinlerinin kendilerine meşruluk
kazandırmalarına da yardım etmektedir.
• İkinci görüş ise, bu işlevselliği ve işbölümünün
kaçınılmazlığını kabul etmekle birlikte, sürecin
basit bir tamamlayıcılık ilişkisi olarak ele
alınamayacağını, merkez ve yerel yönetimler
arasında bu çerçevede, önemli çelişkiler ortaya
çıktığını öne sürmektedir. Bu durum, bir yandan
bürokrasi ile demokrasi arasındaki çelişkiyi ifade
ederken, diğer yandan devletin içinde ortaya
çıkan seçkinler arası çelişkiye işaret etmektedir.

19. Soru

Kent yöneticiliği yaklaşımı nasıl açıklanabilir?

Cevap

Yönetimci görüşün yerel yönetimlere ilişkin en
önemli yansıması Pahl’ın kent yöneticiliği (urban
managerialism) yaklaşımında bulunabilir. Pahl’a göre,
kent bir kaynak dağıtım sistemidir ve bu dağıtımda kent
yöneticileri merkezi bir role sahiptir. Devleti bağımsız bir
güç olarak ele alan yönetimci anlayışın bir uzantısı olarak
kent yöneticiliği görüşü, yerel halkı bağımlı, yöneticileri
ise bağımsız değişken olarak ele almaktadır. Diğer bir
anlatımla, bu yaklaşıma göre kaynakların dağıtımında
belirleyici olan, çoğulcuların varsaydığının tersine, devlet
üzerinde baskı oluşturan bireyler ya da gruplar değildir.
Yerel devlet bu grupların baskılarından bağımsızlaştığı
ölçüde, karar alma süreçlerinin belirleyici aktörleri kent
yöneticileridir.

20. Soru

Yapılan yoğun eleştiriler “Kent yöneticiliği
yaklaşımını” nasıl etkilemiştir?

Cevap

Kent yöneticiliği yaklaşımı, yerel bürokrasinin
bağımsız değişken olarak alınmasından, kent
yöneticilerinin özel sektörü de içeren biçimde
tanımlanmasının yarattığı kuramsallaştırma sorunlarına
kadar bir dizi alanda yoğun eleştirilere hedef olmuştur. Bu
eleştiriler karşısında Pahl, kuramını önemli ölçüde gözden
geçirmiştir. Bir yandan daha önce özel sektör
bürokratlarını da içeren kent yöneticileri kategorisini yerel
yönetimlerde çalışan bürokratlarla sınırlarken, diğer
yandan kent yöneticilerini bağımsız değişken olarak gören
anlayışını da önemli ölçüde değiştirmiştir. Yeni anlayışta,
bağımsız değişken olma özelliğini yitiren yerel yöneticiler
bir yandan devletle özel sektör arasında, öte yandan da
merkezi yönetimle yerel halk arasında aracı rolü
sergilemektedir. Bunun anlamı, yerel yönetimlere
ekonomik yapının ve merkezi yönetimin koyduğu
sınırlayıcılıkların da tanınmasıdır. Bu sınırlayıcılıkları
tanıdığı ölçüde de, “kent yöneticiliği” yaklaşımı
“yönetimci paradigma”nın sınırlarından taşmak zorunda
kalmıştır.

21. Soru

Sınıf-merkezli paradigma nedir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde
geliştirilen yerel yönetim/devlet kuramları;
• “Çoğulcu” ve
• “Yönetimci” kuramların bir eleştirisi olarak
ortaya çıkmıştır.
Eleştirilerin merkezinde, yerel yönetimlere ilişkin
süreçlerin açıklanmasında sınıf boyutunun bu
yaklaşımlarca ihmal edilmesi vardır. Bu ihmalin bir
sonucu olarak, her iki yaklaşımda da, daha makro
süreçlerin, örneğin ekonomik ilişkilerin ve buna bağlı
olarak sınıf çelişkilerinin yerel yönetim politikaları
açısından önemi görmezden gelinmiştir.

22. Soru

Yerel yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve
sınıf ilişkileriyle ilişkilendiren yaklaşımlar nelerdir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde yerel
yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve sınıf
ilişkileriyle ilişkilendiren;
• Araççı ve
• Yapısalcı olmak üzere iki yaklaşımdan söz
edilebilir.

23. Soru

Araççı görüş nedir?

Cevap

Araççı görüş, devleti hâkim sınıfın genel
çıkarlarına hizmet eden bir araç olarak görmektedir.
Kapitalist sınıf ile devlet arasındaki ilişki bizzat kapitalist
sınıf kökenli devlet seçkinleri tarafından sağlandığından,
devletin bu sınıftan özerkliği oldukça sınırlıdır. Devlet,
kendi içinde bütünlüğe sahip, bir sınıfın aracı
konumundaki yapı olarak değerlendirilir. Devletin farklı
birimleri arasındaki çelişkiler ya yok sayılır ya da
önemsenmez.

24. Soru

Cockburn’un araççı görüş ile ilgili düşünceleri
nelerdir?

Cevap

Bu yaklaşımın yerel yönetimler alanındaki en
önemli temsilcisi Cockburn (1977), araççı görüşün devleti
bütünlüklü bir yapı olarak değerlendiren anlayışı
çerçevesinde, yerel yönetim kavramını reddederek
çalışmasına başlamaktadır. Yerel düzeyde faaliyet
gösteren tüm devlet kuruluşlarını “yerel devlet” olarak
niteleyen Cockburn, devletin özünde bütüncül bir yapı
olduğunu, bu nedenle “yerel yönetim” diye adlandırılan
kurumların aslında devletin yerel uzantısı, yani “yerel
devlet” olduğu nu öne sürer. Cockburn için yerel
yönetimler, devletin yerel düzeyde belli bir özgünlüğü
olmayan aygıtlarıdır. Devlet, genel olarak, hâkim sınıfların
bir aracı olduğundan, devletin bir parçası olarak yerel
devlet de kapitalist sınıfların yerel düzeydeki bir aracı
işlevini görmektedir.

25. Soru

Cockburn’e göre yerel devlet, kentsel düzeyde hangi
temel işlevleri yerine getirmektedir?

Cevap

Cockburn’e göre yerel devlet, kentsel düzeyde şu
üç temel işlevi yerine getirmektedir:
• Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik
işlevler.
• Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile
sağlanmasına yönelik işlevler.
• Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına
yönelik işlevler.
Belli bir anda yerel devletin kentsel alana müdahalesi bu
üç alanı içeren çeşitli işlevlerin bir kombinasyondan
oluşur. Bu kombinasyonun nasıl oluşacağı ise sınıflar arası
dengeler tarafından belirlenir. Refah devleti döneminde, yerel yönetimlerin müdahaleleri ağırlıklı olarak emek
gücünün yeniden üretimine yöneliktir.

26. Soru

Cockburn’e göre yerel devletin yerine getirdiği
“Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik
işlevler” nelerdir?

Cevap

Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik
işlevler genel olarak şöyle sıralanabilir:
• Üretim için gerekli ancak kendisi üretken
olmayan kentsel altyapının sağlanması (ulaşım,
altyapı, iletişim vb.).
• Üretimin organizasyon ve yeniden
yapılandırılmasına yönelik hizmetlerin
sağlanması (kent planlaması, kentsel yenileme
vb.).
• İnsan sermayesine yatırım yapılarak üretimde
kullanılan vasıflı işgücünün sağlanmasına
yönelik hizmetler (eğitim vb.).
• Talebin yönlendirilmesine yönelik işlevler

27. Soru

Cockburn’e göre yerel devletin yerine getirdiği “Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile sağlanmasına yönelik işlevler” nelerdir?

Cevap

Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile
sağlanmasına yönelik işlevler genel olarak şöyle
sıralanabilir:
• Günlük yeniden üretimin sağlanmasına yönelik
hizmetler (kiralık konut vb.).
• Genişletilmiş yeniden üretime yönelik hizmetler
(sağlık, eğitim, kültürel hizmetler vb.).

28. Soru

Cockburn’e göre yerel devletin yerine getirdiği
“Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına yönelik
işlevler” nelerdir?

Cevap

Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına
yönelik işlevler genel olarak şöyle sıralanabilir:
• Baskı araçları (polis ve zabıta hizmetleri).
• Olağanlaştırmaya yönelik hizmetler (işsizlik
yardımı).
• Meşruiyetin sağlanmasına yönelik görevler
(katılım, sosyal yardımlar).

29. Soru

Yapısalcı görüş nedir?

Cevap

Yapısalcı görüş (yerel) devleti kendiliğinden
sermayeye hizmet eden basit bir sınıf aygıtı olarak
algılanamaz. Devlet, sınıflararası ilişkilerin bir ifadesi
olarak karşımıza çıkmaktadır. Sınıf içi ve sınıflararası
çelişkiler, bir yandan bu çelişkilerin en aza indirilmesine
yönelik olarak devlete dikkate değer bir özerklik
kazandırırken, öte yandan bu çelişkilerin devletin
içyapısına yansımasına da yol açmaktadır. Diğer bir
anlatımla, devlet bütünlüğü önceden verili değildir; sınıf
bölünmelerine ve çelişkilerine paralel olarak, devlet de
kendi içinde çelişkiler ve bölünmeler yaşayabilir.

30. Soru

Castells, yerel yönetimleri nasıl tanımlar?

Cevap

Yapısalcı yaklaşımın yerel siyasete ilişkin en
yetkin kuramcısı olarak Castells, kentsel düzeyin
özgünlüğünün kolektif tüketimin örgütlendiği mekân
olmasından kaynaklandığını söylerken, yerel yönetimleri
de kolektif tüketimi örgütleyen ve sunan kurumlar olarak
tanımlar.

31. Soru

Yerel yönetim kuramları nasıl değerlendirilebilir?

Cevap

Keynesçi refah devleti dönemine ait yerel
yönetim deneyimleri üzerinden kavramsal çerçevelerini
geliştirmişlerdir. Tartışmamız her yaklaşımın yerel
yönetimleri tanımlayan bir boyuta odaklandığını gösterdi.
Yönetimci görüşün açıklamalarının merkezine ağırlıklı
olarak yerel yönetimlerin kurumsal yapısı ve bürokrasisini
koyduğunu gördük. Çoğulcu görüş tam tersi yönde bir
tercihle, yerel yönetimlere etki eden bireyler ve birey
temelli grupları önemseyen bir yerel yönetim
kavramsallaştırmasını öne çıkardı. Bu çerçevede yerel
yönetim tartışması büyük ölçüde demokrasi sorunu ile
ilişkilendirildi. Öte yandan, sınıf merkezli bakış açısı,
yerel yönetimlerin işlevlerine yoğunlaşıp, bu işlevler
çerçevesinde yerel yönetimlerin kentlere yaptığı
müdahalelerin sınıf ilişkilerine ve kapitalizmin yeniden
üretimine olan etkisini öne çıkaran bir yaklaşım sundu.

32. Soru

Yerel yönetim kavramının günümüzde geldiği anlayış
nasıl açıklanabilir?

Cevap

Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde, farklı
biçim ve dozlarda da olsa, refah devleti uygulamalarının
gerilediği gözlemlenirken, bunların yerini piyasa
mekanizmasını ön plana çıkaran Yeni-Sağ ve neo-liberal
politikalar almıştır. Aynı sürecin ilişkili bir başka boyutu,
ulus-devletin aşındırılarak, sermayenin küresel düzlemde
hareketliliğini artırma arayışları olmuştur. Ulus-devletlerin
sonunun geldiği düşüncesinin aceleciliğine rağmen,
küreselleşme dinamiklerinin kendisini daha açık biçimde
hissettirdiği de yadsınamaz. Bu çerçevede, kentlerin ya da
günümüzdeki popüler ifadesi ile “yerel birimler”in, diğer
yerel birimlerle birlikte, kendilerini ulus-devletin
oluşturucu bir parçası olarak gördükleri bir anlayıştan,
küresel ölçekte hareket eden sermayeyi kendi birimlerine
çekmek için projeler geliştiren bir yerellik anlayışına
geçişin ipuçları ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu değişimin
en çarpıcı sonucu, kendisini kolektif hizmetlerin sunucusu
olarak gören yerel yönetimlerin yerini, büyümeye önem
veren ve sermayenin taleplerine duyarlı hale gelen bir
yerel yönetim anlayışının almasıdır.

33. Soru

Yönetişim kavramı nedir?

Cevap

Kent yönetimlerine ilişkin olarak, üç sektörlü bir
model ortaya çıkmıştır. Bu yeni kombinasyonun üyeleri;
• Yerel devlet,
• Yerel nitelikli olan ya da yerel düzeyde etkinlik
gösteren sermaye ve
• Sivil toplum kuruluşları olarak adlandırılan çeşitli
yapılanmalardır.
Yerel yönetim kavramının bu tür bir oluşumu
kucaklayamaması karşısında, yeni yapılanmaya verilen isim ise yönetişim (governance) olmuştur. Kısaca
tanımlamak gerekirse, yönetişim kavramı ile çoklu
aktörlerin rol aldığı ve hiyerarşilerin yerine karşılıklı
etkileşimin ve katılımın belirlediği bir yönetim süreci
kastedilmektedir.

34. Soru

Yönetişim kavramında birbirleriyle etkileşim halindeki
süreçler ortak paydası nasıl özetlenebilir?

Cevap

Yönetişim kavramında birbirleriyle etkileşim
halindeki süreçlerin ortak paydası özetlenirse;
• Ulus-devletin içinde belirlenen bir yerellikten
ulus ötesi etkileşimlere de açık bir yerellik
anlayışına geçiş,
• Buna paralel gelişen bir eğilim olarak yerelin,
emeğin yeniden üretiminin mekânı olmanın
ötesine geçerek, sermaye birikim süreçlerinde
daha etkin bir rol üstlenmesi,
• Beraberinde yerel devlet, sermaye ve yerel sivil
toplum kuruluşlarının oluşturduğu ittifak
yapısının ortaya çıkışı.

“Yerel yönetişim” olarak adlandırılan bu yeni yönetim
modeli, bir yapıdan çok bir sürece tekabül etmektedir.

36. Soru

Gurr ve King yerel özerklikliğin kaç boyutu olduğunu
vurgular?

Cevap

Gurr ve King (1987), yerel özerklik üzerine
yaptıkları tartışmada, yerel özerklikliğin iki farklı
boyutunun olduğunu vurgularlar:
• Birinci tür özerklik, yerel yönetimlerin kendi
gündemlerini ve politikalarını belirlemede yerel
güç odaklarından ne derece özerk
davranabildikleri tarafından belirlenir. Yerel
yönetimlerin kullandıkları kaynakların ne
kadarını yerel kaynaklardan elde edebildikleri,
uyguladıkları politikaların yerelde ne derece
direnç ya da destek bulabildiği gibi sorular yerel
güçler karşısındaki özerkliği ölçmek açısından
önemlidir.
• İkinci tür özerklik ise yerel yönetimlerin kendi
gündem ve müdahale alanlarını belirlerken,
merkezi yönetimin ne ölçüde müdahalelerine
maruz kaldıklarıyla ilgilidir. 1980 sonrası
dönemde yerel yönetimlerin girişimci rollerinin
ön plana çıkarıldığı düşünülürse, yönetimci
kuramın özerklik sorununa yoğunlaşması oldukça
anlaşılabilirdir.

37. Soru

Refah devleti sonrası dönemde yerel yönetimlerin
kentsel alana müdahalesinde hangi değişimler
gözlenmektedir?

Cevap

Refah devleti sonrası dönemde yerel yönetimlerin
kentsel alana müdahalesinde iki esaslı değişim
gözlenmektedir:
• Birinci değişim kentsel hizmetlerin doğrudan
sağlanmasından yerel yönetimlerin hızla
çekilmesidir.
• İkinci olarak, birlikte tüketim, kentleri özgün
kılan faktör olmaktan çıkarken, kentler ekonomik
gelişmenin odakları haline gelmektedir.

38. Soru

Kentlerin kendilerine avantaj sağlamak için izledikleri
stratejiler neyin bir örneğidir?

Cevap

Dünya kentleri hiyerarşisi olarak adlandırılan
yapılanma içinde kentler kendilerine olabildiğince
avantajlı bir yer elde etmeye yönelik olarak stratejiler
izlemeye başlamaları girişimci ve yarışmacı anlayışın bir
örneğidir.

39. Soru

Sınıf merkezli yaklaşım, yerel devlet konusunda kimin
çalışmalarından etkilenmiştir?

Cevap

Sınıf merkezli yaklaşımın yerel devlet konusunda
son yıllarda ortaya koyduğu çerçeve büyük ölçüde
Harvey’in çalışmalarından etkilenmiştir. Harvey, gelişmiş
ülkelerin kentleşme deneyimi ve yerel devletin yaşadığı
dönüşümü tartışırken, yerel devletin yönetimci anlayıştan
girişimci yaklaşıma doğru evrildiğini öne sürmektedir.

40. Soru

Harvey’e göre Keynesçi programın çöküşünün
yarattığı değişimin temelinde neler yatmaktadır?

Cevap

Harvey’e göre, Keynesçi programın çöküşünün
yarattığı değişimin temelinde küçülen piyasaların,
işsizliğin, mekânsal kısıtlardaki ve küresel işbölümündeki
hızlı değişikliklerin, sermaye hareketinin, işyeri
kapatmaların ve teknolojik-mali yeniden yapılanmanın bir
bileşimi yatmaktadır.

41. Soru

Harvey’e göre yerel yönetimlerin yarışmacı hale
gelirken zorlandıklarında önlerindeki uzmanlaşma
seçenekler nelerdir?

Cevap

Harvey’e göre yerel yönetimlerin bölgesel
düzeyde güçlü sınıflarla ittifak halinde kendi yerel
birimlerini farklı seçenek etrafında yarışmacı hale
getirmeye zorlanırken önlerinde uzmanlaşma açısından
dört seçenek vardır. Bunlar;
• Üretim işliği seçeneği,
• Tüketim merkezi seçeneği,
• Kontrol ve yönetim işlevlerinin merkezi olma
seçeneği ile
• Yeniden dağıtılan artığın mekânı olma
seçeneğidir.
Böylece yerel birimlere dayatılan, yarışmacı bir ortamda,
ayakta kalabilmek için, diğer kentlerle kıyasıya yarışmaya
yönelmektedir.

42. Soru

Kentlerin çürümeye bırakılmasına yol açan durum
nedir?

Cevap

Kriz ve yeniden yapılanma dönemlerinde, kentsel
yapılı çevrenin ana dinamiği olan sabit sermaye yatırımları
ve ortaya çıkan fiziksel altyapılar ciddi bir tehditle karşı
karşıyadır. Bu durum kentlerin çürümeye bırakılmasına
yol açmaktadır.

43. Soru

Yerel yönetim kuramlarına ne tür eleştiriler
yöneltilebilir?

Cevap

Dünya son otuz yıl içinde güç ilişkilerinde
önemli bir değişime sahne oldu. Birikim stratejileri içinde
devletin oynadığı rol sınırlanırken, piyasa mekanizması
belirleyicilik kazandı. Bu değişimler sermayenin çeşitli
kesimlerinin yararına sonuçlar doğururken, çalışan sınıflar
önemli kayıplara uğradılar. Kentler bu değişim sürecinde
dışarıda kalmak bir yana, en çok etkilenen mekânsal
birimler oldular. Ulus-devlet şemsiyesi altında, kolektif
tüketimin örgütlendiği mekânlar olan kentler, son
dönemde, sermayeyi kendi mekânlarına çekebilmek için
yarışan birimler haline gelmeye başladılar. Yerel
yönetimler açısından bunun sonucu çalışan sınıfları
desteklemeye yönelik alanlardan çekilmek ve sermayeyi
desteklemeye yönelik alanlara öncelik vermek oldu.
Böylece kentler açısından ortaya birbirinden oldukça
farklı iki dönem çıktı.

44. Soru

Yerel yönetimlerde kentler açısından birbirinden
oldukça farklı ortaya çıkan dönemler nelerdir?

Cevap

Yerel yönetimlerde kentler açısından ortaya
birbirinden oldukça farklı iki dönem çıktı. Ortaya çıkan bu
çarpıcı değişimin izlerini yerel yönetim kuramlarında da
bulmak mümkündür:
• İlk dönemin kuramlarının hemen tamamı yerel
yönetimleri “hizmet sağlayıcı” olarak görürken,
• İkinci dönemde yerel yönetimler büyüme,
girişimcilik vb. temalar etrafında
kavramsallaştırılmışlardır.

45. Soru

Yerel yönetimlerin iki dönemdeki kavranışını,
benzerlikleri ve farklılaşmaları temelinde nasıl
karşılaştırılabilir?

Cevap

Yerel yönetimlerin bu iki dönemdeki kavranışını,
benzerlikleri ve farklılaşmaları temelinde karşılaştırmak
yararlı olacaktır:
• Birinci dönemin bir özelliği, ele aldığımız üç
paradigma çerçevesinde ortaya çıkan
yaklaşımların kendi içlerinde kapalı kalıp, kendi
güç alanları çerçevesinde yerel yönetimleri
kuramsallaştırmalarıdır.
• İkinci dönem, bu açıdan önemli bir değişime
sahne oldu. Hemen hemen tüm yaklaşımlar kendi
güvenli alanlarını terk edip, diğer yaklaşımların
tekelindeki alanlara girmeye başladılar.
• İkinci dönemi birinci dönemden ayıran diğer
özellik, vurgunun kurum ve yapılardan ilişki ve
süreçlere kaymış olmasıdır.
• İkinci dönemde, birinci dönemden daha belirgin
bir biçimde, çoğulcu yaklaşımın baskın hale
gelmeye başlamasıdır. Diğer yaklaşımlar,
tutarlılıklarını yitirme pahasına, çoğulculuğun
birçok özelliğini içselleştirmeye başlamıştır.

49. Soru

Sınıf merkezli paradigma nedir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma bireylerin yerine sınıfları ve sınıflar arası mücadeleyi koyarak devleti ve devletin işlevlerini anlamayı
hedefler. Sınıf paradigması içinse devlet tartışması kapitalizm ile olan ilişkisi çerçevesinde anlam kazanır.

50. Soru

Keynesçi refah devleti uygulamaları nasıldır? Açıklayınız.

Cevap

Batılı ülkelerin büyük bölümünde çeşitli farklılıklar göstererek de olsa, Keynesçi refah devleti uygulamaları İkinci Dünya Savaşı sonrasında ağırlık kazanmış, bu durum 1970’li yılların sonuna kadar devam etmiştir. Refah devleti açısından, kentler önemli
mekânsal odaklar olmuşlardır. Çünkü refah devletini tanımlayan eğitim, sağlık, konut vb. hizmetlerin büyük bölümü kent mekânına özgü nitelik taşımaktadır. Bu durum, kentin kendisini önemli hale getirirken, yerel yönetimler de bu hizmetleri sağlayan
kurumlar olarak ön plana çıkmıştır. Bu dönemde, kolektif tüketimin örgütleyicisi olarak yerel yönetimler, refah devletinin en önemli uygulayıcı birimleri olmuştur. Söz konusu ekonomik ve siyasal bağlam, aşağıda daha detaylı olarak göstereceğimiz gibi, yerel yönetimlere ilişkin kuramların hemen hepsini büyük ölçüde etkilemiş ve kuramsallaştırma çabalarında yerel yönetimlerin refah devleti uygulamalarında oynadığı roller çarpıcı bir biçimde ön plana çıkarılmıştır.

51. Soru

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı nedir? Açıklayınız.

Cevap

Çoğulcu yaklaşımın temel varsayımı gücün toplumsal gruplar ve kurumlar arasında dengeli dağıldığıdır. Birey temelli grupların ön plana çıktığı kentsel ortamda, devlet kendi başına bir güç ya da karar verici olmaktan çok, farklı gruplar arasındaki tartışma ve pazarlıklarda hakem konumundadır.

52. Soru

Yerel yönetimlerin üstlendikleri yeni işlevlere ilişkin olarak, yönetimci görüş içinde, birbiriyle belli ölçülerde çelişen iki açıklama
biçimini nasıldır?

Cevap

Birinci görüş, yerel yönetimleri merkezi yönetimin sorumluluklarını paylaşan ve yerelleştiren bir parçası olarak görüp, yerel ve merkezi yönetimler arasında işlevsel ve birbirini tamamlayan bir işbölümü olduğunu öne sürmektedir. Bu tamamlayıcılık sadece devletin işlevlerinin gerçekleştirilmesiyle sınırlı değildir. Yerel yönetimler aynı zamanda yerel düzeydeki toplumsal desteği merkezi düzeye taşıyıp, devlet seçkinlerinin kendilerine meşruluk kazandırmalarına da yardım etmektedir (Domhoff, 1967). İkinci görüş ise, bu işlevselliği ve iş bölümünün kaçınılmazlığını kabul etmekle birlikte, sürecin basit bir tamamlayıcılık ilişkisi olarak ele alınamayacağını, merkez ve yerel yönetimler arasında bu çerçevede, önemli çelişkiler ortaya çıktığını öne sürmektedir. Bu durum, bir yandan bürokrasi ile demokrasi arasındaki çelişkiyi ifade ederken, diğer yandan devletin içinde ortaya çıkan seçkinler arası çelişkiye işaret etmektedir.

53. Soru

Pahl’ın kent yöneticiliği kavramını tanımlayınız.

Cevap

Pahl’a göre, kent bir kaynak dağıtım sistemidir ve bu dağıtımda kent yöneticileri merkezi bir role sahiptir. Devleti bağımsız bir güç olarak ele alan yönetimci anlayışın bir uzantısı olarak kent yöneticiliği görüşü, yerel halkı bağımlı, yöneticileri ise bağımsız değişken olarak ele almaktadır. Diğer bir anlatımla, bu yaklaşıma göre kaynakların dağıtımında belirleyici olan, çoğulcuların varsaydığının tersine, devlet üzerinde baskı oluşturan bireyler ya da gruplar değildir. Yerel devlet bu grupların baskılarından bağımsızlaştığı ölçüde, karar alma süreçlerinin belirleyici aktörleri kent yöneticileridir.

54. Soru

Kent yöneticiliği yaklaşımının aldığı eleştiriler nelerdir?

Cevap

Kent yöneticiliği yaklaşımı, yerel bürokrasinin bağımsız değişken olarak alınmasından, kent yöneticilerinin özel sektörü de içeren biçimde tanımlanmasının yarattığı kuramsallaştırma sorunlarına kadar bir dizi alanda yoğun eleştirilere hedef olmuştur.

55. Soru

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde yerel yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve sınıf ilişkileriyle ilişkilendiren yaklaşımlar hangileridir?

Cevap

Sınıf merkezli paradigma çerçevesinde yerel yönetim sorununu sermaye birikim süreçleri ve sınıf ilişkileriyle ilişkilendiren araççı ve yapısalcı olmak üzere iki yaklaşımdan söz edilebilir.

56. Soru

Cockburn’e göre yerel devlet kentsel düzeyde hangi işlevleri yerine getirmektedir?

Cevap

• Üretimin ve sermaye birikimin sürmesine yönelik işlevler.
– üretim için gerekli ancak kendisi üretken olmayan kentsel altyapının sağlanması (ulaşım, altyapı, iletişim vb).
– Üretimin organizasyon ve yeniden yapılandırılmasına yönelik hizmetlerin sağlanması (kent planlaması, kentsel yenileme vb.).
– İnsan sermayesine yatırım yapılarak üretimde kullanılan vasıflı işgücünün sağlanmasına yönelik hizmetler (eğitim vb.).
– Talebin yönlendirilmesine yönelik işlevler

• Emek gücünün kolektif tüketim aracılığı ile sağlanmasına yönelik işlevler.
– Günlük yeniden üretimin sağlanmasına yönelik hizmetler (kiralık konut vb).
– Genişletilmiş yeniden üretime yönelik hizmetler (sağlık, eğitim, kültürel hizmetler vb.).
• Toplumsal düzen ve kontrolün sağlanmasına yönelik işlevler.
– Baskı araçları (polis ve zabıta hizmetleri).
– Olağanlaştırmaya yönelik hizmetler (işsizlik yardımı).
– Meşruiyetin sağlanmasına yönelik görevler (katılım, sosyal yardımlar).

57. Soru

Yapısalcı yaklaşımın yerel siyasete ilişkin en yetkin kuramcısı kimdir?

Cevap

Yapısalcı yaklaşımın yerel siyasete ilişkin en yetkin kuramcısı Castells’dir.

58. Soru

Castells yerel devlet ve yerel yönetimleri nasıl tanımlar? 

Cevap

Castells için de, yerel devlet kapitalist devlet aygıtının bir parçasıdır. Ancak Castells, yerel devleti sermayenin ya da merkezi
otoritenin sıradan bir uzantısı olarak görmez. Bununla birlikte, Castells, yerel devletin kurumsal yapısına yoğunlaşmaz. Sınıf-merkezli yaklaşımı benimsediği ölçüde, ana kaygısı kentsel mücadeleler ve bu mücadelelerin sonucu ortaya çıkacak dönüşümdür. Castells’e göre, kentin kolektif tüketimin örgütlendiği alan olması kentleri sınıf mücadelesinden daha heterojen bir mücadele
alanı haline getirir. Castells, yerel süreçlerin anlaşılmasında vurgusunu sınıf ilişkilerinden çok kentsel sosyal hareketlere ve bu hareketlerin yerel devlet üzerinde oluşturduğu baskıya yapar. Kentsel sosyal hareketler sınıfsal olarak heterojendir. Castells’in yaklaşımı bir yanda sınıfsal açıklamaların sınırlılıklarını kabul etmesi, diğer yanda yerel yönetimlerin işlevlerinden çok yerel yönetimleri hedefleyen heterojen nitelikli hareketlere vurgu yapması nedeniyle, sınıf merkezli paradigmanın sınırlarından çıkıp, çoğulcu paradigmanın alanına girmeye başlar. Bununla birlikte, özellikle erken çalışmalarında Castells, kentsel hareketlerin sınıfsal nitelikteki daha geniş hareketlerle belli bir etkileşim içinde oldukları ölçüde radikal değişime yol açabileceğini vurgulayarak, sınıf paradigmasından kopmamaya özen gösterir.

59. Soru

Kent yönetimlerine ilişkin nasıl bir model ortaya çıkmıştır?

Cevap

Kent yönetimlerine ilişkin olarak, üç sektörlü bir model ortaya çıkmıştır. Bu yeni kombinasyonun üyeleri, yerel devlet, yerel nitelikli olan ya da yerel düzeyde etkinlik gösteren sermaye ve sivil toplum kuruluşları olarak adlandırılan çeşitli yapılanmalardır. “Yerel yönetim” kavramının bu tür bir oluşumu kucaklayamaması karşısında, yeni yapılanmaya verilen isim ise yönetişim (governance) olmuştur.

60. Soru

Yönetişim nedir?

Cevap

Yönetişim kavramı çoklu aktörlerin rol aldığı ve hiyerarşilerin yerine karşılıklı etkileşimin ve katılımın belirlediği bir yönetim sürecini ifade etmektedir.

61. Soru

Birbirleriyle etkileşim halindeki süreçlerin ( yerel devlet,sermaye ve sivil toplum ) ortak paydaları nelerdir?

Cevap

• Ulus-devletin içinde belirlenen bir yerellikten ulus ötesi etkileşimlere de açık bir yerellik anlayışına geçiş,
• Buna paralel gelişen bir eğilim olarak yerelin, emeğin yeniden üretiminin mekânı olmanın ötesine geçerek, sermaye birikim
süreçlerinde daha etkin bir rol üstlenmesi,
• Beraberinde yerel devlet, sermaye ve yerel sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu ittifak yapısının ortaya çıkışı.

62. Soru

Çoğulcu Paradigma yaklaşımın özellikleri nelerdir?

Cevap

Bu yaklaşımın en çarpıcı özelliklerinden biri, bir yandan Marksist yaklaşımın vurguladığı makro düzeydeki güç ilişkilerini ve ekonomik yapıların sınırlayıcılığını, diğer yanda yönetimci bakış açısının kent yöneticilerine ithaf ettiği özerkliği dikkate almasıdır. Ancak rejim kuramı bu yapılara ve ilişkilere belli bir özeni gösterirken, asıl belirleyicilik hâlâ kentin çoklu aktörlerine aittir. Çoklu
aktör modelinde, farklı gruplar birbirlerini bastırmadan bir iktidar yapısı yaratmaktadırlar. Bu iktidar yapısı bir kentte belli kaynakların, amaçların ve becerilerin uzun vadeli koalisyon çerçevesinde bir araya getirilmesine ve kentin bütününü hedefleyen büyümeyi yaratmasına izin vermekte, bir kentsel rejim yaratmaktadır (Stoker, 1995). Ortaya çıkan rejim türleri, kentteki çoğulcu güç dengeleri içinde oluşan ittifakların bir ürünüdür. Böylece, bir kentte güç dengesine göre, büyüme ya da stabilizasyon yanlısı rejimler hâkim olabilecektir. Bunlardan hangisinin hâkim olacağı, söz konusu kentin daha geniş mekânsal işbölümü içindeki rolü kadar, kentte oluşan çoğulcu iktidar ittifakı tarafından da belirlenecektir.

63. Soru

Gurr ve King (1987), yerel özerklik üzerine yaptıkları tartışmada, yerel özerlikliğin iki farklı boyutunun olduğunu vurgularlar. Bunlar nelerdir?

Cevap

Gurr ve King (1987), yerel özerklik üzerine yaptıkları tartışmada, yerel özerlikliğin iki farklı boyutunun olduğunu vurgularlar. Birinci tür özerklik, yerel yönetimlerin kendi gündemlerini ve politikalarını belirlemede yerel güç odaklarından ne derece özerk davranabildikleri tarafından belirlenir. Yerel yönetimlerin kullandıkları kaynakların ne kadarını yerel kaynaklardan elde edebildikleri, uyguladıkları politikaların yerelde ne derece direnç ya da destek bulabildiği gibi sorular yerel güçler karşısındaki özerkliği ölçmek açısından önemlidir. İkinci tür özerklik ise yerel yönetimlerin kendi gündem ve müdahale alanlarını belirlerken, merkezi yönetimin ne ölçüde müdahalelerine maruz kaldıklarıyla ilgilidir. 1980 sonrası dönemde yerel yönetimlerin girişimci rollerinin ön plana çıkarıldığı düşünülürse, yönetimci kuramın özerklik sorununa yoğunlaşması oldukça anlaşılabilirdir.

64. Soru

Harvey’e göre, Keynesçi programın çöküşünün yarattığı değişimin nedenleri nelerdir?

Cevap

Harvey’e göre, Keynesçi programın çöküşünün yarattığı değişimin temelinde küçülen piyasaların, işsizliğin, mekânsal kısıtlardaki ve küresel iş-bölümündeki hızlı değişikliklerin, sermaye hareketinin, iş yeri kapatmaların ve teknolojik-mali yeniden yapılanmanın bir bileşimi yatmaktadır.

65. Soru

Yerel yönetimlerin ideolojileri ve uygulamaları açısından birbirinden farklı iki dönem ortaya çıkmıştır. Yerelyönetimlerin bu iki dönemdeki kavranışını benzerlikleri ve farklılaşmaları temelinde karşılaştırınız.

Cevap

Birinci dönemin bir özelliği, ele aldığımız üç paradigma çerçevesinde ortaya çıkan yaklaşımların kendi içlerinde kapalı kalıp, kendi güç alanları çerçevesinde yerel yönetimleri kuramsallaştırmalarıdır. Sınıf-merkezli yaklaşımlar sınıf çelişkisi ve sermaye birikim süreçlerinin önceliğini vurgularken, yönetimci yaklaşımlar yerel yönetimlerin iç işleyişini ve bürokrasinin değerlerini ön plana çıkarmışlardır. Çoğulcu yaklaşımlar ise, farklı grupların yerel yönetimler üzerindeki baskıları ve bu baskıların politika oluşturma
sürecindeki etkilerini vurgulamışlardır. İkinci dönem, bu açıdan önemli bir değişime sahne oldu. Hemen hemen tüm yaklaşımlar kendi güvenli alanlarını terk edip, diğer yaklaşımların tekelindeki alanlara girmeye başladılar. Örneğin çoğulcu yaklaşımdan hareket edenler, daha önceki dönemde ihmal ettikleri makro ölçekli siyasal ve ekonomik bağlamı dikkate alırken, sınıf merkezli yaklaşımlar da çoğulculuğun tekelinde olan grup temelli mücadeleleri kendi kuramsal çerçevelerine yerleştirmeye çalıştılar. Daha önceki dönemde çok sınırlı kalan paradigmalar-arası alışverişin ikinci dönemde ön plana çıkması kuşkusuz önceki dönemin kuramlarının sınırlılıklarının kavranması ile olmuştur. Ancak bu sınırlılıkları daha açık hale getiren bir faktör, ikinci dönemde ortaya çıkan yerel pratiklerin ilk döneme göre karmaşık ve çeşitlenmiş bir hale gelmesidir. Kent düzeyinde ortaya çıkan çeşitlenme ve karmaşıklaşma süreciyle baş edebilme kaygısıyla, paradigmaların kendi güç alanlarından çıkmaları bir yandan daha zengin bir kuramsallaştırmaya işaret ederken, bir yandan da kendi sorunlarını yaratmıştır. Ortaya çıkan en önemli sorun, yaklaşımların kendi iç tutarlılıklarını kaybetmeleridir. Yukarıda da özetlediğimiz gibi, çoğulcu yaklaşım sivil toplum kurumlarının güçlendirilmesini özendirirken, bunu devletten bekleyebilmektedir. Ya da sınıf merkezli yaklaşımda olduğu gibi, sivil toplum önemsenirken, sivil toplum örgütleri ile sınıfsal konumlar arasındaki ilişkiye hiç değinilmemektedir. İkinci dönemi birinci dönemden ayıran diğer özellik, vurgunun kurum ve yapılardan ilişki ve süreçlere kaymış olmasıdır. Birinci dönemde, yaklaşımların büyük bölümü yerel siyasal ve ekonomik yapılar üzerine vurgu yapıp, yerel yönetimi bir devlet aygıtı olarak kavrarken, ikinci dönemde yerel
ekonomik ve siyasal süreçler ön plana çıkmış, yerel yönetimler ise bir kurumsal yapılanma yerine, bir toplumsal ilişki olarak kavranmaya başlanmıştır.Üzerinde durmak istediğimiz son farklılık ise, ikinci dönemde, birinci dönemden daha belirgin bir biçimde, çoğulcu yaklaşımın baskın hale gelmeye başlamasıdır. Kuşkusuz, çoğulcu yaklaşım birinci dönemden çok daha farklı bir içerik kazanmış, yukarıda da değindiğimiz gibi, hem sınıf merkezli hem de yönetimci paradigmaların kaygılarından birçoğunu içselleştirmiştir. Ancak daha da önemlisi, diğer yaklaşımlar, tutarlılıklarını yitirme pahasına, çoğulculuğun bir çok özelliğini içselleştirmeye başlamıştır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.