Kbrn Savunma Ve Güvenlik Dersi 8. Ünite Özet

30.07.2022
11
A+
A-

Kbrn Savunma Ve Güvenlik Mevzuatı

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Kbrn Savunma Ve Güvenlik Dersi 8. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Kbrn Savunma Ve Güvenlik Mevzuatı

Kitle İmha Silahları (KİS) Düzenlemelerinin Tarihsel Gelişimi

Konvansiyonel silahlar, nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar dışında kalan ve her orduda kullanılan, gücü, niteliği bilinen silahlardır. Kitle imha silahları ise konvansiyonel silahların birçok kez kullanımı sonucu ortaya çıkabilecek zararı, sadece bir kez kullanımı ile ortaya çıkarabilen ve olumsuz etkileri kullanıldıktan sonra da devam edebilen silahlardır. Bu tür silahların büyük çaplı kullanılmaları çok sayıda canlıya ve çevreye önemli zararlar vermektedir.

Modern kimyasal endüstrinin gelişimi ile artan toksik kimyasal maddelerin bir savaş metodu olarak kullanılmasını önlemek için atılan ilk adım 19. yüzyılda birçok devletin katılımı ile imzalanan Boğucu Gazlar Bildirisi olmuştur.

1899 ile 1907 yıllarında toplanan Lahey Barış Konferanslarında silahsızlanma uluslararası boyutta ilk kez kapsamlı bir şekilde görüşülmüştür. Ancak bu konferanslarda yayınlanan bildirilerde yer alan taahhütlere ve yasaklara rağmen, kimyasal ve biyolojik maddelerin bir savaş metodu olarak kullanılmasının önüne geçilememiştir.

I. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılının sonlarına doğru, daha çok savunma savaşları yaşanıyor olmasına rağmen, sağladığı avantajlar nedeniyle çatışmalarda zehirli gazlara sıklıkla başvurulmuş ve bu nedenle, ölü sayısında belirgin bir artış yaşanmıştır.

1914-1918 yılları arasında devam eden I. Dünya Savaşında kullanılan klorin ve hardal gazı ile yaklaşık 100.000’ini yaşamını yitirmiştir.

II. Dünya Savaşı’nda Çin ve Japonya arasında süren çatışmalarda kullanılan küçük çaplı bazı kimyasal silahlar dışında, kimyasal silah kullanımının olmadığı bilinmektedir. Ancak bu süre zarfında devletler farklı özellikli kimyasal silahlar üretmiş, depolamış ve dağıtmıştır.

I. Dünya Savaşını sonlandıran birçok antlaşmada zehirli gazların bir savaş aracı olarak kullanılmasını sınırlayan hükümlere rastlanmaktadır. Versay Antlaşması ile zırhlı araç, tank, denizaltı, uçak ve zehirli gaz üretilmesi yasaklanmış ve sadece belli birkaç fabrikada silah ve cephane üretilmesine izin verilmiştir.

“Boğucu, Zehirli ve Diğer Gazlarla Bakteriyolojik Metotların Savaşta Kullanılmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokol” olan Cenevre Protokolü, 1925 yılında imzalanmış ve 1928 yılında yürürlüğe girmiştir. İlk defa bakteriyolojik metotların kullanımını yasaklayan protokole Türkiye de 1929 yılında taraf olmuştur. Çin, Sovyetler Birliği İngiltere ve Fransa, çekince göstererek imzalamışlar ve bu çekinceler çerçevesince taraf olmuşlardır. Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri ise, 1970’lerde Protokolü imzalamışlardır. Günümüzde Cenevre Protokolüne taraf devlet sayısı 135 olmuştur.

Dünyada çok yüksek miktarlara ulaşan kimyasal silah stokuna rağmen 20. yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen çatışmalarda kimyasal silah kullanımı sınırlı olmuştur. Ancak Yemen’deki iç savaşta, Vietnam Savaşında, İran-Irak Savaşında ve Japonya’da yaşanan terör saldırısında bu tür silahların kullanıldığı görülmüş ya da bu yönde iddialar ortaya atılmıştır.

Kimyasal silahların kullanıldığı bu olaylar sonucunda, Soğuk Savaş döneminden hemen sonra (1993 yılında) biyolojik ve kimyasal savaş ajanlarıyla etkin bir şekilde mücadele edilmesi amaçlayan iki ayrı uluslararası sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeler Biyolojik Silahlar Sözleşmesi ve Kimyasal Silahlar Sözleşmesi ’dir. Türkiye, Biyolojik Silahlar Sözleşmesine 1974, Kimyasal Silahlar Sözleşmesine ise 1997 yılında taraf olmuştur. KSS’yi bugüne kadar imzalayan devlet sayısı 192’dir.

Kimyasal Silahlar Sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ile faaliyet göstermesi planlanan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (KSYÖ)’nün kurulmasına karar verilmiştir. KSYÖ, sözleşmenin etkin uygulanmasından sorumlu olacak bir denetim mekanizması olarak göreve başlamıştır.

BM çerçevesinde 1968 yılında imzaya açılan “Nükleer Silahların Yaygınlaşmasının Önlenmesi Antlaşması (Nuclear Non-Proliferation Treaty-N.P.T)” 1970 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşma, antlaşmadan önce nükleer silaha sahip olan ülkelerin bu silahların bir kısmını muhafaza etmelerine müsaade ederken nükleer silaha sahip olmayan ülkelerin bu silahları geliştirmelerine dahi müsaade etmemektedir.

Birçok ülke taraf oldukları nükleer, kimyasal veya biyolojik silahların yaygınlaşmasını önleme amaçlı antlaşmalar ve taahhütler altında düzenlenen bağlayıcı yasal yükümlülükleri üstlenmiştir. Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Antlaşması ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA)’nun Radyoaktif Kaynaklara İlişkin Emniyet ve Güvenlik Yönetimi Tüzüğü uyarınca tavsiye edilen fiziksel hassas maddelerin korunması yükümlülüğü çoğu ülke tarafından kabul edilmiştir.

Ulusal Hukukta KBRN

Ülkemiz, KİS ve bunların atma vasıtalarının yayılmasını önlemeye yönelik tüm uluslararası antlaşma, sözleşme ve rejimlere bağlılığını sürdürürken, ulusal düzeyde de KİS ve bunların atma vasıtalarının yayılmasını önlemeye yönelik hukuki düzenlemelere önem atfetmektedir. KBRN savunmaya yönelik hazırlanmış olan birçok ulusal kanun, tüzük ve yönetmelik mevcuttur.

5902 Sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun amacı, afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetleri yürütmek üzere, Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının kurulması, teşkilatı ile görev ve yetkilerini düzenlemektir.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından 28 Ocak 1969 tarihinde Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasının onaylanması uygun bulunmuştur. 1979 yılında çıkarılan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun ile antlaşmayla ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması Hakkında Kanunun amacı, kimyasal silahların geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve kullanımının yasaklanmasına ilişkin esas ve usûllerin düzenlenmesidir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu , radyoaktif ve nükleer maddeler ve bu maddelerin kullanıldığı tesisler ile ilgili düzenlenmeleri sağlamaktadır.

Radyasyon Güvenliği Tüzüğü , Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır. İyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarını bulunduran, kullanan, imal, ithal ve ihraç eden, alan, satan, taşıyan ve depolayan, resmî özel kurum ve kuruluşlar ve gerçek kişilerce uyulması gereken kurallar bu Tüzükte gösterilmiştir.

2872 Sayılı Çevre Kanununun amacı çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır. Tehlikeli kimyasalların belirlenmesi, üretimi, ithalatı, atık konumuna gelinceye kadar geçen süreçte kullanım alanları ve miktarları, etiketlenmesi, ambalajlanması, sınıflandırılması, depolanması, risk değerlendirilmesi, taşınması ile ihracatına ilişkin usûl ve esaslar ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu, olağanüstü hal ilanına tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde ilan edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile ilgilidir. Olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağına, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağına, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceğine, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağına ve olağanüstü yönetim usullerine ilişkin hükümleri kapsar.

5201 sayılı Harp Araç Gereçleri ile Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun, harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve patlayıcı madde üreten sanayi kuruluşlarının kurulması, işletilmesi ve yükümlülükleri ile denetimine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.

Sivil Savunma Kanunu, düşman taarruzlarına tabii afetlere ve büyük yangınları karşı halkın can ve mal kaybının asgari hadde indirilmesi, hayati ehemmiyeti haiz her türlü resmî ve hususi tesis ve teşekküllerin korunması ve faaliyetlerinin idamesi için acil tamir ve ıslahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami surette desteklenmesi ve cephe gerisi maneviyatının muhafazası maksadıyla alınacak her türlü silahsız koruyucu ve kurtarıcı tedbir ve faaliyetleri ihtiva eder.

Uluslararası Hukukta KBRN

Türkiye’nin taraf olduğu KİS yayılmasını önlemeye ve bu silahlar ile bunların fırlatma vasıtalarının üretiminde kullanılabilecek çift-kullanımlı malzeme ve teknolojilerin transferlerini denetlemeye yönelik belli başlı uluslararası antlaşmalar aşağıda verilmiştir;

  • Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme
  • Bakteriyolojik (Biyolojik) ve Zehirleyici Silahların Geliştirilmesi, Yapımı ve Stoklanmasının Yasaklanması ve Bunların İmhasına İlişkin Sözleşme
  • Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

Türkiye’nin taraf olduğu, KİS ve ilgili malzeme ve teknolojiler ile bunların fırlatma vasıtalarının yayılmasının önlenmesine yönelik ihracat kontrol rejimleri şunlardır:

  • Wassenaar Düzenlemesi (WD)
  • Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi (FTKR)
  • Avustralya Grubu (AG)
  • Nükleer Tedarikçiler Grubu (NTG)
  • Zangger Komitesi

Kitle İmha Silahları (KİS) Düzenlemelerinin Tarihsel Gelişimi

Konvansiyonel silahlar, nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar dışında kalan ve her orduda kullanılan, gücü, niteliği bilinen silahlardır. Kitle imha silahları ise konvansiyonel silahların birçok kez kullanımı sonucu ortaya çıkabilecek zararı, sadece bir kez kullanımı ile ortaya çıkarabilen ve olumsuz etkileri kullanıldıktan sonra da devam edebilen silahlardır. Bu tür silahların büyük çaplı kullanılmaları çok sayıda canlıya ve çevreye önemli zararlar vermektedir.

Modern kimyasal endüstrinin gelişimi ile artan toksik kimyasal maddelerin bir savaş metodu olarak kullanılmasını önlemek için atılan ilk adım 19. yüzyılda birçok devletin katılımı ile imzalanan Boğucu Gazlar Bildirisi olmuştur.

1899 ile 1907 yıllarında toplanan Lahey Barış Konferanslarında silahsızlanma uluslararası boyutta ilk kez kapsamlı bir şekilde görüşülmüştür. Ancak bu konferanslarda yayınlanan bildirilerde yer alan taahhütlere ve yasaklara rağmen, kimyasal ve biyolojik maddelerin bir savaş metodu olarak kullanılmasının önüne geçilememiştir.

I. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılının sonlarına doğru, daha çok savunma savaşları yaşanıyor olmasına rağmen, sağladığı avantajlar nedeniyle çatışmalarda zehirli gazlara sıklıkla başvurulmuş ve bu nedenle, ölü sayısında belirgin bir artış yaşanmıştır.

1914-1918 yılları arasında devam eden I. Dünya Savaşında kullanılan klorin ve hardal gazı ile yaklaşık 100.000’ini yaşamını yitirmiştir.

II. Dünya Savaşı’nda Çin ve Japonya arasında süren çatışmalarda kullanılan küçük çaplı bazı kimyasal silahlar dışında, kimyasal silah kullanımının olmadığı bilinmektedir. Ancak bu süre zarfında devletler farklı özellikli kimyasal silahlar üretmiş, depolamış ve dağıtmıştır.

I. Dünya Savaşını sonlandıran birçok antlaşmada zehirli gazların bir savaş aracı olarak kullanılmasını sınırlayan hükümlere rastlanmaktadır. Versay Antlaşması ile zırhlı araç, tank, denizaltı, uçak ve zehirli gaz üretilmesi yasaklanmış ve sadece belli birkaç fabrikada silah ve cephane üretilmesine izin verilmiştir.

“Boğucu, Zehirli ve Diğer Gazlarla Bakteriyolojik Metotların Savaşta Kullanılmasının Yasaklanmasına İlişkin Protokol” olan Cenevre Protokolü, 1925 yılında imzalanmış ve 1928 yılında yürürlüğe girmiştir. İlk defa bakteriyolojik metotların kullanımını yasaklayan protokole Türkiye de 1929 yılında taraf olmuştur. Çin, Sovyetler Birliği İngiltere ve Fransa, çekince göstererek imzalamışlar ve bu çekinceler çerçevesince taraf olmuşlardır. Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri ise, 1970’lerde Protokolü imzalamışlardır. Günümüzde Cenevre Protokolüne taraf devlet sayısı 135 olmuştur.

Dünyada çok yüksek miktarlara ulaşan kimyasal silah stokuna rağmen 20. yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen çatışmalarda kimyasal silah kullanımı sınırlı olmuştur. Ancak Yemen’deki iç savaşta, Vietnam Savaşında, İran-Irak Savaşında ve Japonya’da yaşanan terör saldırısında bu tür silahların kullanıldığı görülmüş ya da bu yönde iddialar ortaya atılmıştır.

Kimyasal silahların kullanıldığı bu olaylar sonucunda, Soğuk Savaş döneminden hemen sonra (1993 yılında) biyolojik ve kimyasal savaş ajanlarıyla etkin bir şekilde mücadele edilmesi amaçlayan iki ayrı uluslararası sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeler Biyolojik Silahlar Sözleşmesi ve Kimyasal Silahlar Sözleşmesi ’dir. Türkiye, Biyolojik Silahlar Sözleşmesine 1974, Kimyasal Silahlar Sözleşmesine ise 1997 yılında taraf olmuştur. KSS’yi bugüne kadar imzalayan devlet sayısı 192’dir.

Kimyasal Silahlar Sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ile faaliyet göstermesi planlanan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (KSYÖ)’nün kurulmasına karar verilmiştir. KSYÖ, sözleşmenin etkin uygulanmasından sorumlu olacak bir denetim mekanizması olarak göreve başlamıştır.

BM çerçevesinde 1968 yılında imzaya açılan “Nükleer Silahların Yaygınlaşmasının Önlenmesi Antlaşması (Nuclear Non-Proliferation Treaty-N.P.T)” 1970 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşma, antlaşmadan önce nükleer silaha sahip olan ülkelerin bu silahların bir kısmını muhafaza etmelerine müsaade ederken nükleer silaha sahip olmayan ülkelerin bu silahları geliştirmelerine dahi müsaade etmemektedir.

Birçok ülke taraf oldukları nükleer, kimyasal veya biyolojik silahların yaygınlaşmasını önleme amaçlı antlaşmalar ve taahhütler altında düzenlenen bağlayıcı yasal yükümlülükleri üstlenmiştir. Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Antlaşması ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA)’nun Radyoaktif Kaynaklara İlişkin Emniyet ve Güvenlik Yönetimi Tüzüğü uyarınca tavsiye edilen fiziksel hassas maddelerin korunması yükümlülüğü çoğu ülke tarafından kabul edilmiştir.

Ulusal Hukukta KBRN

Ülkemiz, KİS ve bunların atma vasıtalarının yayılmasını önlemeye yönelik tüm uluslararası antlaşma, sözleşme ve rejimlere bağlılığını sürdürürken, ulusal düzeyde de KİS ve bunların atma vasıtalarının yayılmasını önlemeye yönelik hukuki düzenlemelere önem atfetmektedir. KBRN savunmaya yönelik hazırlanmış olan birçok ulusal kanun, tüzük ve yönetmelik mevcuttur.

5902 Sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun amacı, afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetleri yürütmek üzere, Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının kurulması, teşkilatı ile görev ve yetkilerini düzenlemektir.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından 28 Ocak 1969 tarihinde Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasının onaylanması uygun bulunmuştur. 1979 yılında çıkarılan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun ile antlaşmayla ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması Hakkında Kanunun amacı, kimyasal silahların geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve kullanımının yasaklanmasına ilişkin esas ve usûllerin düzenlenmesidir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu , radyoaktif ve nükleer maddeler ve bu maddelerin kullanıldığı tesisler ile ilgili düzenlenmeleri sağlamaktadır.

Radyasyon Güvenliği Tüzüğü , Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır. İyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarını bulunduran, kullanan, imal, ithal ve ihraç eden, alan, satan, taşıyan ve depolayan, resmî özel kurum ve kuruluşlar ve gerçek kişilerce uyulması gereken kurallar bu Tüzükte gösterilmiştir.

2872 Sayılı Çevre Kanununun amacı çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır. Tehlikeli kimyasalların belirlenmesi, üretimi, ithalatı, atık konumuna gelinceye kadar geçen süreçte kullanım alanları ve miktarları, etiketlenmesi, ambalajlanması, sınıflandırılması, depolanması, risk değerlendirilmesi, taşınması ile ihracatına ilişkin usûl ve esaslar ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu, olağanüstü hal ilanına tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde ilan edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile ilgilidir. Olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağına, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağına, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceğine, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağına ve olağanüstü yönetim usullerine ilişkin hükümleri kapsar.

5201 sayılı Harp Araç Gereçleri ile Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun, harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve patlayıcı madde üreten sanayi kuruluşlarının kurulması, işletilmesi ve yükümlülükleri ile denetimine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.

Sivil Savunma Kanunu, düşman taarruzlarına tabii afetlere ve büyük yangınları karşı halkın can ve mal kaybının asgari hadde indirilmesi, hayati ehemmiyeti haiz her türlü resmî ve hususi tesis ve teşekküllerin korunması ve faaliyetlerinin idamesi için acil tamir ve ıslahı, savunma gayretlerinin sivil halk tarafından azami surette desteklenmesi ve cephe gerisi maneviyatının muhafazası maksadıyla alınacak her türlü silahsız koruyucu ve kurtarıcı tedbir ve faaliyetleri ihtiva eder.

Uluslararası Hukukta KBRN

Türkiye’nin taraf olduğu KİS yayılmasını önlemeye ve bu silahlar ile bunların fırlatma vasıtalarının üretiminde kullanılabilecek çift-kullanımlı malzeme ve teknolojilerin transferlerini denetlemeye yönelik belli başlı uluslararası antlaşmalar aşağıda verilmiştir;

  • Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme
  • Bakteriyolojik (Biyolojik) ve Zehirleyici Silahların Geliştirilmesi, Yapımı ve Stoklanmasının Yasaklanması ve Bunların İmhasına İlişkin Sözleşme
  • Kimyasal Silahların Geliştirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun

Türkiye’nin taraf olduğu, KİS ve ilgili malzeme ve teknolojiler ile bunların fırlatma vasıtalarının yayılmasının önlenmesine yönelik ihracat kontrol rejimleri şunlardır:

  • Wassenaar Düzenlemesi (WD)
  • Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi (FTKR)
  • Avustralya Grubu (AG)
  • Nükleer Tedarikçiler Grubu (NTG)
  • Zangger Komitesi

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.