Kamuda Afet ve Acil Durum Yönetimi Dersi 1. Ünite Özet

29.07.2022
6
A+
A-

Afet Ve Acil Durum Nedir ?

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Kamuda Afet ve Acil Durum Yönetimi Dersi 1. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Afet Ve Acil Durum Nedir ?

Afet (Catastrophy) Nedir?

Köken itibariyle Arapça bir kelime olan “afet”, sözlüklerde “büyük felaket, bela, yıkım” olarak tanımlanmaktadır.

Antik çağ insanlarına göre afet (disaster), kötü yıldızların neden olduğu bir olaydı. Arkeolojik araştırmalar da bu bilgiyi desteklemektedir. Antik çağ insanlarının gökler ile dünyadaki afetler arasında bir bağlantı olduğuna inandıklarını gösteren bilgiler mevcuttur. Kavramın sözlük anlamı ise, “Bir gezegenin veya yıldızın istenmeyen, hoşlanılmayan görünüşü; beraberinde büyük zarar, kayıp ve tahrip getiren ani ve vahim olay”olarak açıklanmaktadır (Webster’s Dictionary, s. 359).

Afet, toplumsal yaşamda sürekli karşılaşılabilen ve insanların sosyo-psikolojik hayatını derinden etkileyen bir olgu olduğu için, toplumların örgütlü bir şekilde hazırlıklı olmaları gereken çevresel ve sosyal sorunların başında gelmektedir.

Günümüzde meydana gelen afetlerin genel karakteristikleri şu şekilde sıralanabilir (Edmondson, 1994:60; Ursano et.al., 1994: 6;Durmuş, 1995: 3):

a. İnsan toplulukları ve insan yerleşmeleri üzerinde kayıplar meydana getirir; şaşkınlık, panik, şok, yaralanma, sakatlanma ve ölümlere neden olur; bulaşıcı ve salgın hastalıklara yol açar;
b. İnsan faaliyetlerini bozup kesintiye uğratarak yerleşme birimini etkiler; sosyal altyapıyı (binalar ile elektrik, ısınma, su, kanalizasyon, taşıma ve haberleşme sistemlerini) tahrip eder;
c. Devletin bölgeye yönelik planladığı uzun vadeli yatırımları geciktirir;
d. Afetlerin bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerinin sona ermesi günler, aylar hatta kimi zaman yıllar alabilmektedir. Söz konusu etkiler fiziksel, psikolojik ve/veya sosyal nitelikli olabilmektedir;
e. Belirli bir bölgede afet meydana geldiğinde “çözüm” genellikle bölgenin kendi imkanları ile bulunamamakta, ancak bölge dışından gelmektedir;
f. Çoğu afet olayı – özellikle sınırlı kaynak ve yetersiz profesyonel elemana sahip az gelişmiş ülkeler açısından – ülkenin öz kaynaklarıyla başa çıkabilmesi için gerekli bilgi, kaynak ve ekipmana sahip olamadığı; ancak uluslar arası işbirliği ile üstesinden gelebildiği global tehlike özelliği taşımaktadır.
g. Afetler ile nüfus artışı arasında paralellik vardır.
h. Azgelişmiş ülkelerde afetlerin yol açtığı can ve mal kayıpları gelişmiş ülkelerden daha fazla olmaktadır. Değişik ulusal gelir düzeyine sahip ülkelerde meydana gelen depremlerde uğranan can kaybı ile kişi başına düşen yıllık gelir arasındaki ilişkiyi incelendiğinde yıllık ulusal gelirin ekonomik ve sosyal bir gösterge olma özelliğine ek olarak, ülkelerin dünya teknolojisindeki yenilikleri izleme, uygulama, hatta üretme suretiyle bunlara katkıda bulunma, yararlı bilimsel ve teknik bulguları seçme, benimseme ve uygulamaya aktarmada yeterince çabuk davranma, insan hayatının görece değerinin yüksekliği, can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi yolunda etkin örgütlenme, planlama ve kaynak ayırma vb. alanlardaki düzeylerini de yansıttığı görülmektedir.
i. Geçmişte meydana gelen bir afet, günümüzde aynı şiddette meydana geldiğinde yol açtığı can ve mal kayıpları geçmişe oranla çok daha fazla olmaktadır. Bunun ana nedenleri geçen yıllar içinde afet riski taşıyan yerleşim birimlerinin kapsadığı alanın genişlemesi, söz konusu yerleşim birimlerindeki nüfusun sayı ve yoğunluk açısından fazlalaşması ve büyümenin olumsuz bir sonucu olarak kontrolün güçleşmesidir.

Acil Durum (Emergency) Nedir ?

Acil durum kavramı, bir işi yapmak ya da bir tedbiri almak için kullanılabilecek sürenin kısıtlı olması, işin yapılmaması ya da önlemin alınmaması durumunda ölümcül bir riskin ortaya çıkabilmesini ifade eder (Eryılmaz, 2007:24).

AFAD, acil durumu “Büyük, fakat genellikle yerel imkânlarla baş edilebilen çapta, ivedilik gerektiren tüm durum ve hâller” şeklinde tanımlarken, 5902 sayılı kanunda, “Toplumun tamamının veya belli kesimlerinin normal hayat ve faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan ve acil müdahaleyi gerektiren olaylar ve bu olayların oluşturduğu kriz hâli” olarak tanımlanmıştır. Acil durum örnekleri 4 başlık altında ele alınır ;

a. Tıbbi ve Biyolojik Acil Durumlar
b. Küçük, Çabuk Kontrol Altına Alınabilir Yangınlar
c. Bomba İhbarları
d. Kazalar

Afet ve Acil Durum İle İlgili Diğer Kavramlar

Türkçe’de ve özellikle İngilizce’de “Afet” ve “Acil Durum” ile ilgili ve çoğunlukla anlam karmaşasına yol açan ve iyi anlaşılması gereken bazı kavramlar vardır ki bunları tek tek ele almakta yarar vardır. İngilizce literatür incelendiğinde “Afet” (Disaster) ve“Acil durum” (Emergency) ile ilgili şu kavramlara rastlanmaktadır: “Risk” (Risk), “Hazard”(Tehlike), “Contingency” (Beklenmedik olay), “Crisis” (Kriz). Bu kavramların sözlük ve literatürdeki anlamları ile aralarındaki benzerlik ve farklılıkları iyi belirlemek gerekir.

Risk ve Risk Yönetimi: Risk kavramı kısaca, olasılıklara dayanan ve sonuçları kesin olmayan durumlar olarak tanımlanabilir. Risk, pek çok tehlikeden bireylerin zarar görmeleri anlamında düşük ya da yüksek olasılık ve bu olasılığın gerçekleşmesi halinde meydana gelebilecek zararın büyüklüğünün göstergesidir.

Tehlike (Hazard) : Tehlike doğal veya insan eliyle oluşturulmuş çevrede, insanların hayatlarını, sosyal ve ekonomik faaliyetlerini, mal ve hizmetlerini önemli ölçüde etkileyebilecek en olumsuz ve nadir olaylar olarak adlandırılmaktadır.

Beklenmedik Olaylar (Contingencies): Beklenmedik olay örnekleri ise; kış fırtınaları; geniş kentsel alanları etkileyen uzun süreli – genellikle gün ışığında 90 dakikayı, gece vakti 3 saati aşan – enerji kesintileri, küçük, kontrol altına alınamayan yangınlar (büyük ticari veya kamu binaları, bitişik müstakil evler veya çok sayıda ailenin barındığı binalar ile özel işletmelere ait bina bloklarında meydana gelen yangınlar), orman yangınları ile genellikle sınırlı bir alanda yapılan ve sakin geçen, fakat her an toplumsal bir karmaşaya dönüşme potansiyeli taşıyan grevler olarak sıralanabilir.

Kriz (Crisis) Kavramı: Burnett’e göre kriz, “bir sistemi fiziksel olarak etkileyen ve temel varsayımlarını, öznel benlik bilincini, varoluşsal özünü tehdit eden bir karmaşa”dır. Burnet krizlerin altı önemli özelliğini şöyle sıralar: krizlerin gerçekleşme olasılığı ve şiddeti örgütten örgüte değişir, kriz çözümleri uzun ve kısa vadeli sonuçlar doğurur, krizler kayıplar kadar kazançlara da vesile olabilir, kriz yönetiminde tek bir sistematik ve genel kabul görmüş strateji yoktur ve son olarak örgütler henüz kriz yönetiminin faydaları ve maliyeti arasındaki ilişkiyi tam olarak hesap edememektedir.

Afet ve Acil Durum Türleri Nelerdir ?

Afetler genellikle “doğal afetler ve insan kaynaklı afetler” şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Diğer bir ayrım, “doğal afetler, insan kaynaklı afetler ve politik afetler” şeklindeki ayrımdır. Bu ayrımların dışında “Doğal afetler ve yapay afetler” ; “Doğal afetler, insan kaynaklı afetler ve teknolojik afetler” ; “Doğal afetler ve teknolojik afetler”ile “Ani (Sudden – onset) afetler ve zamanla ortaya çıkan (slow – onset) afetler”şeklindeki ayrımlara da rastlanmaktadır. Bu bölümde doğal afetlerin yaygın görülen bazı örneklerinin yanı sıra “endüstriyel kazalar”, “nükleer kazalar”, “baraj kazaları”, “büyük çaplı yangınlar” ve “terör saldırıları” ele alınacaktır. Öte yandan tüm afetler, özellikle yangınlar ve nükleer kazalar gibi insan kaynaklı afetler literatürde aynı zamanda birer acil durum örneği kabul edilmektedir.

Türkiye’de meydana gelen afetler ise jeolojik hareketler, depremler, toprak kaymaları, kaya düşmeleri, hububat ve orman yangınları, su baskınları, çığ düşmeleri şeklinde sıralanabilir. Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle sismik deniz dalgaları (tsunamies) ve volkanik faaliyetler hiç görülmemekte, kasırgalar (hurricanes), hortumlar (tornadoes) ve kuraklık (drought) kriz ortamı oluşturacak boyutlarda görülmemektedir.

Depremler (Earthquake): Deprem;“Yerkabuğu içindeki bir kaynaktan ani olarak çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsmaları …” olarak tanımlanmıştır.Doğal afetler içinde insanları en beklenmedik zamanda, önceden nasıl, ne zaman, nerede meydana geleceğinin bilinmesi mümkün olmayan depremler vurmakta ve tahribatı büyük olmaktadır. Depremler, aniden meydana gelmeleri ve yol açtıkları feci zararlar açısından günümüzde toplumların karşı karşıya bulundukları en önemli sorunlardan biridir. Çünkü deprem afeti sadece bir mühendislik olayı değildir. Sosyo-ekonomik boyutlarının, teknik boyutları kadar, hatta daha fazla ağır bastığı bir afettir.

Seller:Düzensiz yağışlar, sel baskınlarını önleyen ormanların yok edilmesi ve akarsuların akış düzeninin kontrolü için gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle, suların yükselip ekili alanları kaplaması; çıplak tepelere düşen yağışların emilip tutulması sonucunda taş, mil, vs. yüklü sel sularının yamaçlardan inmesi; yer altı sularının aşırı yağışlar sonucu yükselerek yer yüzeyini basması vb. etkiler sonucu oluşan seller, insan yaşamını, bitki ve hayvan varlıkları ile yerleşim yerlerini tehdit eden afetler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çığlar: Genelde bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve dış kuvvetler etkisiyle vadi tabanına doğru hızla kaymasıdır. Çığlar; kar tabakalarının fiziksel özellikleri, başlangıç bölgelerinin türleri ve oluşum mevsimleri gibi kriterler göz önünde bulundurularak dörde ayrılır. Bunlar tabaka çığları, ıslak kar çığları, kuru kar çığları ve toz çığlardır.

Yanardağ/Volkan Patlamaları: Yanardağ, ateşküredeki (pirosfer) sıvı ateşin, magma halinde yeryüzüne çıktığı jeolojik oluşumlara verilen genel isimdir. Yerkabuğundaki (litosfer) zayıf yerlerden, yani “baca”lardan dışarı püsküren magma (ergimiş minerallerden oluşan, yoğun, hamur kıvamında ateşten külte) çevreye taş, lav, kül ve gaz halinde yayılarak yaşamı ciddi anlamda olumsuz etkiler. Çeşitli püskürmeler sonunda magma olduğu yerde birikerek bir dağ halini alır. Yanardağın huni biçimindeki bu kesimine “koni”, dağın tepesinde, magmanın püskürdüğü ağza ise “krater” adı verilmektedir. Dünyadaki başlıca etkin yanardağlar Etna, Kilauea, Mauna Lao, St. Helens’tir.

Kasırgalar (Hurricanes): Miami’deki Ulusal Kasırga Merkezi’ne göre Atlantik Okyanusu’nda oluşan, saatteki hızı saatte 119km’yi (74mil/saat) aşan geniş kapsamlı ve türbülanslı tropik siklonlara kasırga adı verilmektedir.

Kasırgaların özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Tropik oluşları
  • Siklonik oluşları,
  • Alçak basınç sistemleri olmaları

Endüstriyel Kazalar: Özellikle gelişmiş ülkelerde endüstriyel karmaşıklık, gelişmiş teknoloji ve kent merkezlerindeki yoğun nüfus “endüstriyel kaza” riskini ve söz konusu afetlerin tahrip gücünü arttırmıştır.Dünya tarihinin, insan ölümleri açısından en büyük endüstriyel afeti 1984 yılında Hindistan’ın Bhopal kentinde bir Amerikan özel teşebbüsü olan Union Carbide Co.’ya ait fabrikada zehirli gaz sızıntısı sonucu meydana gelen kimyasal patlamanın yol açtığı afettir.

Nükleer Kazalar: Atom çekirdeğinin parçalanması XX. yüzyılın en büyük buluşlarından biridir. İnsanlık tarihinde büyük bir çığır açan bu gelişmenin, insanoğlunun geleceğe dönük stratejilerinde çok büyük değişiklikler yaptığı ve dar ufuklu düşünceleri alabildiğine genişlettiğini söylemek mümkündür. Dünya tarihindeki her kilometre taşı gibi, atom enerjisi de başlangıçta insanlığa yararlı işlerde kullanılmak gibi yüce bir amaç taşırken, zamanla – 2. Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın Hiroshima ve Nagasaki şehirlerine atılan arom bombaları örneklerinde olduğu gibi – şehirlerin/toplumların yok edilmesi için kullanılabilmiş, günümüzde ise ülkeler arasında gerçekleşmesi olası bir nükleer savaş endişesineneden olmuştur.

Baraj Kazaları: Türkiye’de barajların % 91,6’sı deprem bölgelerinde kurulmuştur ve söz konusu barajların yaklaşık % 30’u “çok tehlikeli bölge”lerde bulunmaktadır. Gündoğdu’nun belirttiğine göre ise, I. Derece deprem bölgelerinde işletmeye açık, inşa halinde veya projesi hazırlanmış baraj ve hidroelektrik santrallerin oranı ise yaklaşık % 47’dir (Gündoğdu, 1996: 286). Bu oranlardan anlaşılacağı üzere, ülkemizde herhangi bir büyük çaplı depremin ciddi baraj kaza veya kazalarına yol açmasının mümkün olduğu söylenebilir.

Yangınlar: Meydana geliş sıklığı açısından afetler arasında ilk sırayı yangınlar almaktadır.

Terör Saldırıları: Terörizm, terör yöntemlerinin siyasi bir amaçla, örgütlü, sistemli ve sürekli bir biçimde kullanıldığı bir stratejidir ve terör kavramını da kapsamaktadır. Terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken, terörizm, bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır. Buradan hareketle terörizm, savaş ve diplomasi ile ulaşılması mümkün olmayan hedeflere ulaşabilmek için korkutma ve yıldırma araçlarının tercih edilmesi ve bunun bir teori, felsefe ve ideoloji temeline oturtulması suretiyle siyasi amaçlar doğrultusunda terör ve şiddetin sistemli ve planlı bir şekilde kullanılmasıdır.

Afet (Catastrophy) Nedir?

Köken itibariyle Arapça bir kelime olan “afet”, sözlüklerde “büyük felaket, bela, yıkım” olarak tanımlanmaktadır.

Antik çağ insanlarına göre afet (disaster), kötü yıldızların neden olduğu bir olaydı. Arkeolojik araştırmalar da bu bilgiyi desteklemektedir. Antik çağ insanlarının gökler ile dünyadaki afetler arasında bir bağlantı olduğuna inandıklarını gösteren bilgiler mevcuttur. Kavramın sözlük anlamı ise, “Bir gezegenin veya yıldızın istenmeyen, hoşlanılmayan görünüşü; beraberinde büyük zarar, kayıp ve tahrip getiren ani ve vahim olay”olarak açıklanmaktadır (Webster’s Dictionary, s. 359).

Afet, toplumsal yaşamda sürekli karşılaşılabilen ve insanların sosyo-psikolojik hayatını derinden etkileyen bir olgu olduğu için, toplumların örgütlü bir şekilde hazırlıklı olmaları gereken çevresel ve sosyal sorunların başında gelmektedir.

Günümüzde meydana gelen afetlerin genel karakteristikleri şu şekilde sıralanabilir (Edmondson, 1994:60; Ursano et.al., 1994: 6;Durmuş, 1995: 3):

a. İnsan toplulukları ve insan yerleşmeleri üzerinde kayıplar meydana getirir; şaşkınlık, panik, şok, yaralanma, sakatlanma ve ölümlere neden olur; bulaşıcı ve salgın hastalıklara yol açar;
b. İnsan faaliyetlerini bozup kesintiye uğratarak yerleşme birimini etkiler; sosyal altyapıyı (binalar ile elektrik, ısınma, su, kanalizasyon, taşıma ve haberleşme sistemlerini) tahrip eder;
c. Devletin bölgeye yönelik planladığı uzun vadeli yatırımları geciktirir;
d. Afetlerin bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerinin sona ermesi günler, aylar hatta kimi zaman yıllar alabilmektedir. Söz konusu etkiler fiziksel, psikolojik ve/veya sosyal nitelikli olabilmektedir;
e. Belirli bir bölgede afet meydana geldiğinde “çözüm” genellikle bölgenin kendi imkanları ile bulunamamakta, ancak bölge dışından gelmektedir;
f. Çoğu afet olayı – özellikle sınırlı kaynak ve yetersiz profesyonel elemana sahip az gelişmiş ülkeler açısından – ülkenin öz kaynaklarıyla başa çıkabilmesi için gerekli bilgi, kaynak ve ekipmana sahip olamadığı; ancak uluslar arası işbirliği ile üstesinden gelebildiği global tehlike özelliği taşımaktadır.
g. Afetler ile nüfus artışı arasında paralellik vardır.
h. Azgelişmiş ülkelerde afetlerin yol açtığı can ve mal kayıpları gelişmiş ülkelerden daha fazla olmaktadır. Değişik ulusal gelir düzeyine sahip ülkelerde meydana gelen depremlerde uğranan can kaybı ile kişi başına düşen yıllık gelir arasındaki ilişkiyi incelendiğinde yıllık ulusal gelirin ekonomik ve sosyal bir gösterge olma özelliğine ek olarak, ülkelerin dünya teknolojisindeki yenilikleri izleme, uygulama, hatta üretme suretiyle bunlara katkıda bulunma, yararlı bilimsel ve teknik bulguları seçme, benimseme ve uygulamaya aktarmada yeterince çabuk davranma, insan hayatının görece değerinin yüksekliği, can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi yolunda etkin örgütlenme, planlama ve kaynak ayırma vb. alanlardaki düzeylerini de yansıttığı görülmektedir.
i. Geçmişte meydana gelen bir afet, günümüzde aynı şiddette meydana geldiğinde yol açtığı can ve mal kayıpları geçmişe oranla çok daha fazla olmaktadır. Bunun ana nedenleri geçen yıllar içinde afet riski taşıyan yerleşim birimlerinin kapsadığı alanın genişlemesi, söz konusu yerleşim birimlerindeki nüfusun sayı ve yoğunluk açısından fazlalaşması ve büyümenin olumsuz bir sonucu olarak kontrolün güçleşmesidir.

Acil Durum (Emergency) Nedir ?

Acil durum kavramı, bir işi yapmak ya da bir tedbiri almak için kullanılabilecek sürenin kısıtlı olması, işin yapılmaması ya da önlemin alınmaması durumunda ölümcül bir riskin ortaya çıkabilmesini ifade eder (Eryılmaz, 2007:24).

AFAD, acil durumu “Büyük, fakat genellikle yerel imkânlarla baş edilebilen çapta, ivedilik gerektiren tüm durum ve hâller” şeklinde tanımlarken, 5902 sayılı kanunda, “Toplumun tamamının veya belli kesimlerinin normal hayat ve faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan ve acil müdahaleyi gerektiren olaylar ve bu olayların oluşturduğu kriz hâli” olarak tanımlanmıştır. Acil durum örnekleri 4 başlık altında ele alınır ;

a. Tıbbi ve Biyolojik Acil Durumlar
b. Küçük, Çabuk Kontrol Altına Alınabilir Yangınlar
c. Bomba İhbarları
d. Kazalar

Afet ve Acil Durum İle İlgili Diğer Kavramlar

Türkçe’de ve özellikle İngilizce’de “Afet” ve “Acil Durum” ile ilgili ve çoğunlukla anlam karmaşasına yol açan ve iyi anlaşılması gereken bazı kavramlar vardır ki bunları tek tek ele almakta yarar vardır. İngilizce literatür incelendiğinde “Afet” (Disaster) ve“Acil durum” (Emergency) ile ilgili şu kavramlara rastlanmaktadır: “Risk” (Risk), “Hazard”(Tehlike), “Contingency” (Beklenmedik olay), “Crisis” (Kriz). Bu kavramların sözlük ve literatürdeki anlamları ile aralarındaki benzerlik ve farklılıkları iyi belirlemek gerekir.

Risk ve Risk Yönetimi: Risk kavramı kısaca, olasılıklara dayanan ve sonuçları kesin olmayan durumlar olarak tanımlanabilir. Risk, pek çok tehlikeden bireylerin zarar görmeleri anlamında düşük ya da yüksek olasılık ve bu olasılığın gerçekleşmesi halinde meydana gelebilecek zararın büyüklüğünün göstergesidir.

Tehlike (Hazard) : Tehlike doğal veya insan eliyle oluşturulmuş çevrede, insanların hayatlarını, sosyal ve ekonomik faaliyetlerini, mal ve hizmetlerini önemli ölçüde etkileyebilecek en olumsuz ve nadir olaylar olarak adlandırılmaktadır.

Beklenmedik Olaylar (Contingencies): Beklenmedik olay örnekleri ise; kış fırtınaları; geniş kentsel alanları etkileyen uzun süreli – genellikle gün ışığında 90 dakikayı, gece vakti 3 saati aşan – enerji kesintileri, küçük, kontrol altına alınamayan yangınlar (büyük ticari veya kamu binaları, bitişik müstakil evler veya çok sayıda ailenin barındığı binalar ile özel işletmelere ait bina bloklarında meydana gelen yangınlar), orman yangınları ile genellikle sınırlı bir alanda yapılan ve sakin geçen, fakat her an toplumsal bir karmaşaya dönüşme potansiyeli taşıyan grevler olarak sıralanabilir.

Kriz (Crisis) Kavramı: Burnett’e göre kriz, “bir sistemi fiziksel olarak etkileyen ve temel varsayımlarını, öznel benlik bilincini, varoluşsal özünü tehdit eden bir karmaşa”dır. Burnet krizlerin altı önemli özelliğini şöyle sıralar: krizlerin gerçekleşme olasılığı ve şiddeti örgütten örgüte değişir, kriz çözümleri uzun ve kısa vadeli sonuçlar doğurur, krizler kayıplar kadar kazançlara da vesile olabilir, kriz yönetiminde tek bir sistematik ve genel kabul görmüş strateji yoktur ve son olarak örgütler henüz kriz yönetiminin faydaları ve maliyeti arasındaki ilişkiyi tam olarak hesap edememektedir.

Afet ve Acil Durum Türleri Nelerdir ?

Afetler genellikle “doğal afetler ve insan kaynaklı afetler” şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Diğer bir ayrım, “doğal afetler, insan kaynaklı afetler ve politik afetler” şeklindeki ayrımdır. Bu ayrımların dışında “Doğal afetler ve yapay afetler” ; “Doğal afetler, insan kaynaklı afetler ve teknolojik afetler” ; “Doğal afetler ve teknolojik afetler”ile “Ani (Sudden – onset) afetler ve zamanla ortaya çıkan (slow – onset) afetler”şeklindeki ayrımlara da rastlanmaktadır. Bu bölümde doğal afetlerin yaygın görülen bazı örneklerinin yanı sıra “endüstriyel kazalar”, “nükleer kazalar”, “baraj kazaları”, “büyük çaplı yangınlar” ve “terör saldırıları” ele alınacaktır. Öte yandan tüm afetler, özellikle yangınlar ve nükleer kazalar gibi insan kaynaklı afetler literatürde aynı zamanda birer acil durum örneği kabul edilmektedir.

Türkiye’de meydana gelen afetler ise jeolojik hareketler, depremler, toprak kaymaları, kaya düşmeleri, hububat ve orman yangınları, su baskınları, çığ düşmeleri şeklinde sıralanabilir. Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle sismik deniz dalgaları (tsunamies) ve volkanik faaliyetler hiç görülmemekte, kasırgalar (hurricanes), hortumlar (tornadoes) ve kuraklık (drought) kriz ortamı oluşturacak boyutlarda görülmemektedir.

Depremler (Earthquake): Deprem;“Yerkabuğu içindeki bir kaynaktan ani olarak çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsmaları …” olarak tanımlanmıştır.Doğal afetler içinde insanları en beklenmedik zamanda, önceden nasıl, ne zaman, nerede meydana geleceğinin bilinmesi mümkün olmayan depremler vurmakta ve tahribatı büyük olmaktadır. Depremler, aniden meydana gelmeleri ve yol açtıkları feci zararlar açısından günümüzde toplumların karşı karşıya bulundukları en önemli sorunlardan biridir. Çünkü deprem afeti sadece bir mühendislik olayı değildir. Sosyo-ekonomik boyutlarının, teknik boyutları kadar, hatta daha fazla ağır bastığı bir afettir.

Seller:Düzensiz yağışlar, sel baskınlarını önleyen ormanların yok edilmesi ve akarsuların akış düzeninin kontrolü için gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle, suların yükselip ekili alanları kaplaması; çıplak tepelere düşen yağışların emilip tutulması sonucunda taş, mil, vs. yüklü sel sularının yamaçlardan inmesi; yer altı sularının aşırı yağışlar sonucu yükselerek yer yüzeyini basması vb. etkiler sonucu oluşan seller, insan yaşamını, bitki ve hayvan varlıkları ile yerleşim yerlerini tehdit eden afetler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çığlar: Genelde bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve dış kuvvetler etkisiyle vadi tabanına doğru hızla kaymasıdır. Çığlar; kar tabakalarının fiziksel özellikleri, başlangıç bölgelerinin türleri ve oluşum mevsimleri gibi kriterler göz önünde bulundurularak dörde ayrılır. Bunlar tabaka çığları, ıslak kar çığları, kuru kar çığları ve toz çığlardır.

Yanardağ/Volkan Patlamaları: Yanardağ, ateşküredeki (pirosfer) sıvı ateşin, magma halinde yeryüzüne çıktığı jeolojik oluşumlara verilen genel isimdir. Yerkabuğundaki (litosfer) zayıf yerlerden, yani “baca”lardan dışarı püsküren magma (ergimiş minerallerden oluşan, yoğun, hamur kıvamında ateşten külte) çevreye taş, lav, kül ve gaz halinde yayılarak yaşamı ciddi anlamda olumsuz etkiler. Çeşitli püskürmeler sonunda magma olduğu yerde birikerek bir dağ halini alır. Yanardağın huni biçimindeki bu kesimine “koni”, dağın tepesinde, magmanın püskürdüğü ağza ise “krater” adı verilmektedir. Dünyadaki başlıca etkin yanardağlar Etna, Kilauea, Mauna Lao, St. Helens’tir.

Kasırgalar (Hurricanes): Miami’deki Ulusal Kasırga Merkezi’ne göre Atlantik Okyanusu’nda oluşan, saatteki hızı saatte 119km’yi (74mil/saat) aşan geniş kapsamlı ve türbülanslı tropik siklonlara kasırga adı verilmektedir.

Kasırgaların özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Tropik oluşları
  • Siklonik oluşları,
  • Alçak basınç sistemleri olmaları

Endüstriyel Kazalar: Özellikle gelişmiş ülkelerde endüstriyel karmaşıklık, gelişmiş teknoloji ve kent merkezlerindeki yoğun nüfus “endüstriyel kaza” riskini ve söz konusu afetlerin tahrip gücünü arttırmıştır.Dünya tarihinin, insan ölümleri açısından en büyük endüstriyel afeti 1984 yılında Hindistan’ın Bhopal kentinde bir Amerikan özel teşebbüsü olan Union Carbide Co.’ya ait fabrikada zehirli gaz sızıntısı sonucu meydana gelen kimyasal patlamanın yol açtığı afettir.

Nükleer Kazalar: Atom çekirdeğinin parçalanması XX. yüzyılın en büyük buluşlarından biridir. İnsanlık tarihinde büyük bir çığır açan bu gelişmenin, insanoğlunun geleceğe dönük stratejilerinde çok büyük değişiklikler yaptığı ve dar ufuklu düşünceleri alabildiğine genişlettiğini söylemek mümkündür. Dünya tarihindeki her kilometre taşı gibi, atom enerjisi de başlangıçta insanlığa yararlı işlerde kullanılmak gibi yüce bir amaç taşırken, zamanla – 2. Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın Hiroshima ve Nagasaki şehirlerine atılan arom bombaları örneklerinde olduğu gibi – şehirlerin/toplumların yok edilmesi için kullanılabilmiş, günümüzde ise ülkeler arasında gerçekleşmesi olası bir nükleer savaş endişesineneden olmuştur.

Baraj Kazaları: Türkiye’de barajların % 91,6’sı deprem bölgelerinde kurulmuştur ve söz konusu barajların yaklaşık % 30’u “çok tehlikeli bölge”lerde bulunmaktadır. Gündoğdu’nun belirttiğine göre ise, I. Derece deprem bölgelerinde işletmeye açık, inşa halinde veya projesi hazırlanmış baraj ve hidroelektrik santrallerin oranı ise yaklaşık % 47’dir (Gündoğdu, 1996: 286). Bu oranlardan anlaşılacağı üzere, ülkemizde herhangi bir büyük çaplı depremin ciddi baraj kaza veya kazalarına yol açmasının mümkün olduğu söylenebilir.

Yangınlar: Meydana geliş sıklığı açısından afetler arasında ilk sırayı yangınlar almaktadır.

Terör Saldırıları: Terörizm, terör yöntemlerinin siyasi bir amaçla, örgütlü, sistemli ve sürekli bir biçimde kullanıldığı bir stratejidir ve terör kavramını da kapsamaktadır. Terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken, terörizm, bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır. Buradan hareketle terörizm, savaş ve diplomasi ile ulaşılması mümkün olmayan hedeflere ulaşabilmek için korkutma ve yıldırma araçlarının tercih edilmesi ve bunun bir teori, felsefe ve ideoloji temeline oturtulması suretiyle siyasi amaçlar doğrultusunda terör ve şiddetin sistemli ve planlı bir şekilde kullanılmasıdır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.