İş Hukuku ve İş Sağlığı Güvenliği Mevzuatı Dersi 8. Ünite Özet

29.07.2022
6
A+
A-

İş Kazası Ve Meslek Hastalıklarının Yasal Çerçevesi

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden İş Hukuku ve İş Sağlığı Güvenliği Mevzuatı Dersi 8. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

İş Kazası Ve Meslek Hastalıklarının Yasal Çerçevesi

İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Tanımı ve Kapsamı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre, işveren, iş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde, çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır. İş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik ve sigorta mevzuatında iş kazası veya meslek hastalığı sonucu iş göremezlik ve maluliyet durumunda çalışanların mağduriyetlerinin önlenmesine yönelik birçok önleyici ve hukuki kurallar bulunmaktadır. Özellikle, 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve ilgili ikincil mevzuatlarda iş kazası veya meslek hastalığı sonucu iş göremezlik ve maluliyet durumları, ilgili mevzuatta yaşlılık, hastalık, vazife malullüğü gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmıştır. 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 76. maddede işverenin, iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan genel sağlık sigortalısına sağlık durumunun gerektirdiği sağlık hizmetlerini derhâl sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmekte; “Bu amaçla işveren tarafından yapılan ve belgelere dayanan sağlık hizmeti giderleri ve 65 inci madde hükümlerine göre yapılacak masraflar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.” denmektedir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı, Tanımı, Kapsamı, Bildirilmesi ve Soruşturulması

İş kazası ve meslek hastalığı, tanımı, kapsamı, bildirilmesi ve soruşturulması 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde aşağıdaki bölümlerde verilmiştir;

İş Kazası Tanımı

5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan (Genel olarak hizmet akdiyle, bir işverene bağımlı çalışan) sigortalının;

  1. İş yerinde bulunduğu sırada,
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
  3. Görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  4. Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatına tabi olup olmadığına bakılmaksızın yine bu mevzuatta belirtilen sürelerde çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  5. İşverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, b. 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışan sigortalının (Genel olarak bağımsız çalışan sigortalılar) ise;
    1. İş yerinde bulunduğu sırada,
    2. Yürütmekte olduğu iş nedeniyle iş yeri dışında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda İş Kazası Tanımı: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre, iş kazası; iş yerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen “engelli hâle getiren” olayı ifade eder. 6331 sayılı Kanun’da, iş kazası kavramı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndan farklı tanımlanmıştır.

Sigortalılık

5510 sayılı Kanun uygulamaları yönünden bir iş kazasının varlığının kabul şart ve esaslarından, aranan özelliklerden biri de “İş kazası ve meslek hastalığı sigorta koluna tabi sigortalılık hâlinin varlığı” dır. Meydana gelen kaza olayı sonucu beden ya da ruhen engelli hâle gelenin / zarara uğrayanın, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta koluna tabi sigortalı olması, olayın iş kazası olarak kabul edilebilmesi için diğer esaslarla birlikte şarttır.

5510 sayılı Kanun kapsamında, sigortalı sayılanlar, genel olarak anılan Kanun’un 4’üncü maddesinde belirtilmiş olup, anılan Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri hükümlerine göre, 5510 sayılı Kanun’un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalı sayılanlar belirtilmiş, yine anılan bentlere tabi sigortalılar kapsamında sayılacak olanlar da söz konusu kanun maddesinde belirtilmiştir.

İş Kazasının Bildirimi ve Bildirim Süresi

Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği kapsamında iş kazasının bildirimi ve bildirim süresi; MADDE 35 –

(1) İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının;
(a) bendinde sayılan sigortalılar ile Kanun’un 5 inci maddesinin (a) ve (c) bendinde sayılan sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde işverenleri, Kanun’un 5 inci maddesinin (b) ve (e) bentlerinde belirtilen sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde ise eğitim veya staj gördükleri iş yeri işverenleri tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl,
(b) bendi kapsamında olan sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde, bir ayı geçmemek şartıyla kendisi tarafından geçirdiği iş kazasına ilişkin rahatsızlığının bildirimine engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içinde
(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, işverenin kontrolü dışındaki yerlerde iş kazası geçirmeleri hâlinde, iş kazası ile ilgili bilgi alınmasına engel olacak durumlarda, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren bildirim süresi üç iş günüdür.
(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki sigortalıların bildirim yapmalarına engel durumlarını hekim raporu ile veya mücbir sebep olayını belgelemeleri şarttır.
(4) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde, belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin Kuruma yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir.
(5) Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olanların iş kazası geçirmeleri ve bu maddenin birinci fıkrası (b) bendinde belirtilen sürede bildirilmemesi hâlinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için yapılacak geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez. Bildirim tarihinden sonraki sürelere ait geçici iş göremezlik ödeneği ödenir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Meslek Hastalığı

Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerinde mevcut bu tanımdan anlaşılacağı üzere; anılan Kanun kapsamında bir meslek hastalığının varlığından söz edilebilmesi için, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi sigortalının varlığı, bu sigortalının bedensel veya ruhsal engellilik halinin söz konusu olması ve belirtilen niteliğe haiz sigortalının bedensel veya ruhsal engellilik hâlinin, bu sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden doğmuş olmasının yanı sıra, hastalığın hekim raporu ile tespit edilmesi, hastalığın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan hastalıklardan olması ve yönetmelikte belirtilen süre içinde meydana çıkması (Ya da Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılması) unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda Meslek Hastalığı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda meslek hastalığı, “Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade eder.” şeklinde tanımlanmaktadır. Ayrıca, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre; İşveren, bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler. İşveren, Sağlık hizmeti sunucuları veya iş yeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunur.

Meslek Hastalığının Tespiti, Bildirimi ve Bildirim Süresi

Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği kapsamında meslek hastalığının tespiti, bildirimi ve bildirim süresi;

(1) Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; (a.) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin, (b.) Kurumca gerekli görüldüğü hâllerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin, incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur.
(2) Sigortalının, çalıştığı işten ayrıldıktan sonra meslek hastalığı sebebiyle, Kanun’da belirtilen yardımlardan yararlanabilmesi için eski işinden fiilen ayrılması ile hastalığın meydana çıkması arasında, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen süreden daha uzun bir sürenin geçmemiş olması şarttır.
(3) Kurumca çıkarılacak yönetmelikle belirlenmiş meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olduğu için talepleri kabul edilmeyen sigortalıların yazılı başvuruları üzerine söz konusu hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı hususuna, meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulguları ile belgelenmesi ve meslek hastalığına yol açan etkenin Kurum denetim ve kontrol ile görevli memurları veya Bakanlık iş müfettişlerince işyerinde yapılacak inceleme sonucunda hazırlanacak rapora istinaden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karar verilir.
(4) Meslek hastalığının, Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının; a. (a) bendi ile 5 inci maddesi kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen sigortalı veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, b. (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, c. (7) (a) bendi kapsamında tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan ve meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen sigortalıların kendileri veya bu durum kendisine bildirilen işverenleri tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde, Ek-7’de yer alan iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesini vermekle yükümlü olanlar e-sigorta ile Kuruma bildirilir veya doğrudan ya da posta yoluyla ilgili üniteye gönderilir. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverenden veya Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıdan, Kurumca bu olayla ilgili yapılmış bulunan tedavi giderleri, yol gideri, gündelik, refakatçi giderleri ve diğer harcamalar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödeneği tahsil edilir.

Resmî kayıtlardaki iş kazası özellikle meslek hastalıkları sayısı her zaman tartışılır olmuştur. şverenler, iş kazalarını kazayı izleyen 3 iş günü içinde SGK’ye bildirecektir. İşverenler, sağlık hizmeti sunucularının veya iş yeri hekiminin kendisine bildirdiği meslek hastalıklarını öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ye bildirecektir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığının Soruşturulması Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği kapsamında iş kazası ve meslek hastalığının soruşturulması; MADDE 37 – (1) İşverence düzenlenen iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ve eki belgelere göre, ünite, kamu idarelerinin görevleri gereği düzenlemiş olduğu belge ve tutanaklardan, sigorta olayı için gerekli bilginin temin edilmesi koşuluyla başka bir soruşturma ve denetime gidilmeden olayın iş kazası sayılıp sayılamayacağına karar verebilir, meslek hastalığında ise ilgili sağlık birimine sevk eder. (2) Ünitece karar verilemeyen, maluliyet veya ölümle neticelenen iş kazaları Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca veya Bakanlık iş müfettişlerince soruşturulur. (3) Bakanlık iş müfettişlerinin rapor ve tutanaklarında gerekli bilgilerin yer alması veya yargı kararının bulunması durumlarında, ünitelerce tekrar inceleme talep edilmez. (4) İş kazası ve meslek hastalığı soruşturmaları, sigortalılık durumu, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinde bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı, işyerinde sigortalının çalıştığı birimin meslek hastalığına sebep olup olmayacağı, işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağı, olayın meydana gelmesinde sigortalının kastı, ağır kusuru, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi ile üçüncü şahısların kusurlu hâllerinin olup olmadığı hakkında karar verilebilmesi için yapılır. (5) Kuruma bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığının anlaşılması hâlinde, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış ödemeler, gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil olunur.

Meslek Hastalığının Sigortalı İşten Ayrıldıktan Sonra Ortaya Çıkması ve Yükümlülük Süresi: Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının 5510 sayılı Kanun’la sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılacak yönetmelikte (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edebilirler. Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin iş yerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Sosyal Güvenlik Kurumunun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâlinde Sigortalıya ve Hak Sahiplerine Sağlanan Yardımlar

Günümüzde, meydana gelen iş kazası ve meslek hastalıkları ve bunların neden olduğu maddi ve manevi kayıplar gittikçe artmakta ve bundan dolayı işverenin ve de devletin de bu kayıpları telafi etmesi için, çalışana her türlü yardım ve olanağı sunması gittikçe büyük boyutlara ulaşmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 67. maddeye göre iş kazası ve meslek hastalıkları ve acil hâllerde herhangi bir şart aranmaksızın sağlık hizmeti sunucusuna başvuran kişilere sağlık hizmeti sağlanacaktır. Bu hüküm, sosyal güvenlik sistemi açısından en önemli uygulamalarından birisidir. Çalışırken kaza geçirenler, iş kazası ve meslek hastalığı ya da acil durum kapsamında sağlık hizmetlerinden hiçbir bedel ödemeden yararlanmaktadır.

İş kazaları ve meslek hastalıkları çalışanın gelirinin azalmasına, tamamen kesilmesine sebep olabileceği gibi işsiz kalma tehlikesine de neden olabilmektedir. Ayrıca maluliyet ve ölüm riskleri de iş kazası ve meslek hastalığı sonucu gerçekleşen ağır sonuçlardandır. İşte tüm bu durumlarda yaşanan manevi acı ve kayıpların yanı sıra bir de maddi kayıplar bulunmakta olup bu kayıpların bir şekilde telafi edilmesi gerekmektedir. Mağduriyete uğrayan bu çalışanlara bazı sağlık ve parasal yardımlar yardımların yapılması gerekmektedir. Sosyal güvenlik kurumundan talep edilen haklar sağlık ve parasal yardımlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Sağlık Yardımları; İş kazası ve meslek hastalığı sonucunda sigortalıya veya hak sahiplerine yapılacak sağlık yardımları 5510 sayılı Kanun içinde yer alan Genel Sağlık Sigortası kapsamında düzenlenmiştir. Parasal Yardımlar; İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle belirli süre çalışamayan sigortalının maddi olarak kayba uğramaması için sağlık yardımlarının yanı sıra parasal yardımların da sağlanması gerekmektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Sosyal Sigortalar” kavramının, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını ifade ettiği hükmü yer almaktadır. Yine aynı Kanun’da, kısa vadeli sigorta kolları; “İş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını ifade eder.”, uzun vadeli sigorta kolları ise; “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarını ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

İş Kazası veya Meslek Hastalığı Sonucu Ölen Sigortalının Hak Sahiplerine Gelir Bağlanma Esasları

İş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan her genel sağlık sigortalısına sağlık yardımları Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık hizmeti sunucuları aracılığıyla yapılır. Bunun yanında sigortalılara, tedavi süresince geçici iş göremezlik ödeneği ile iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle en az %10 oranında iş göremez duruma düşmeleri hâlinde iş göremezlikleri devam ettiği sürece sürekli işgöremezlik geliri bağlanır. Çalışanın bu nedenle ölümü halinde, hak sahiplerine ölüm geliri bağlanmaktadır. Bunun gibi, en az on yıldır sigortalı olan ve 1800 gün uzun vadeli sigorta kolu primi bildirilmiş olan çalışanların iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda %60 oranında meslekte kazanma gücü kaybına maruz kalmaları hâlinde kendilerine malullük aylığı bağlanır. Sigortalı tarafından evlât edinilmiş, tanınmış veya soy bağı düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanır. Hak sahiplerine bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya ait aylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahiplerinin aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.”

Kısa Vadeli Sigorta Kollarından Sağlanan Yardımlara İlişkin İşlemler

Geçici İş Göremezlik ve Geçici İş Göremezlik Ödeneğinin Tanımı

“Sosyal Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya, iş göremezliğin her günü için geçici iş göremezlik ödeneği verilir. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı hâlinde, verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 5510 sayılı Kanun’un 17nci maddesine göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde üçte ikisidir. Geçici iş göremezlik ödenekleri, toplu iş sözleşmesi yapılan iş yerleri ile kamu idarelerinin işverenleri tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunca belirlenen usul ve esaslara göre Sosyal Güvenlik Kurumu adına sigortalılara ödenerek, daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu ile mahsuplaşmak suretiyle tahsil edilebilir.

” Sürekli İş Göremezlik Geliri: “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır. 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara, sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dâhil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.”

Ölüm Geliri: MADDE 42 – (1) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalının hak sahiplerine, ölüm geliri bağlanır.

Evlenme ve Cenaze Ödeneği: MADDE 43 – (1) Bu Yönetmeliğin 64 ve 65 inci maddeleri; a. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm geliri almakta iken evlenen kız çocuklarına ödenecek olan evlenme ödeneği, b. Ölen sigortalıdan dolayı ilgililere yapılacak olan cenaze ödeneği, hakkında da uygulanır.

Sigortalıdan Kaynaklanan Sebeplerle Tedavi Süresinin Uzaması, İş Göremezliğinin Artması: “Sigortalının yeniden bir iş kazasına uğraması veya yeni bir meslek hastalığına tutulması halinde, meydana gelen engellilik hâllerinin bütünü göz önüne alınarak kendisine, sürekli iş göremezliğini doğuran son iş kazası veya meslek hastalığı sırasındaki kazancı üzerinden gelir hesaplanır. Ancak, sigortalının son iş kazası veya meslek hastalığı sırasındaki günlük kazancına göre bulunacak geliri, hesaplanan ilk gelirinden az ise sigortalının sürekli iş göremezlik geliri ilk kazanç üzerinden ödenir.”

Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının Tespiti

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun on dokuzuncu maddesi hükümlerinde, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre sigortalı sayılanlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları veya hak sahibi çocuklarının çalışma gücü veya meslekte kazanma gücü kayıp oranlarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Yönetmeliği 2008 yılında yayımlanmıştır.

İşverenin Hukuki Sorumluluğu ve Çalışanın Tazmin Edici Nitelik Taşıyan Hakları

İşverenin, iş sözleşmesiyle beraber, çalışanın sadakat borcuna karşılık koruma ve gözetme borcuna binaen, çalışanları koruma ve gözetme amacıyla getirilen kanuni düzenlemelerin bir kısmı özel hukuk, bir kısmı da kamu hukuku niteliklidir. İşverenin koruma ve gözetme borcuna ilişkin özel hukuk niteliği taşıyan hukuki düzenlemelerin dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. Maddesidir. Bu düzenlemede işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlü tutulmuş, işverenin koruma ve gözetme borcu ve bundan doğan hukuki sorumluluğu olarak öngörülmüştür. Bu konuyla ilgili kamu hukuku niteliği taşıyan hükümler ise Anayasa’da, 4857 sayılı İş Kanunu’nda, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Sosyal Koruma

Önceleri, sosyal güvenlik daha çok malullük, yaşlılık gibi riskler sonucu gelir telafisi sağlayan güvenlik anlaşılmaktaydı; zaman içinde sosyal koruma programları ile önleme ve koruma ana tema olmuştur. Böylece sosyal güvenlik, risklerin önlenmesi ve azaltılmasına yönelik proaktif yaklaşımı benimseyen bir sisteme dönüşmüştür.

İşverenlerin Çalışanı Gözetme Borcu

İşveren gözetme borcu kapsamında, çalışana zarar verici her türlü davranıştan kaçınmak, çalışanın hayatını, sağlığını, maddi ve manevi kişiliğini korumakla yükümlüdür. İşverenin işçiyi gözetme borcu, sözleşme ilişkisinden doğan bir borçtur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 114’üncü maddesine göre; borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Söz konusu hüküm gereği, gözetme borcunu kusurlu bir davranışı ile yerine getirmemiş olan işveren, bu davranışından ötürü sorumlu olacaktır.

İşverenlerin İş Kazalarından Doğan Hukuki Sorumluluğu Kavramı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak sürekli bir biçimde işverenin sorumluluğu ilkesine vurgu yapılmış ve işverenlerin sorumluluğunun hangi çerçeveyle sınırlı olduğuna ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle, işverenlerin iş kazalarından doğan hukuki sorumluluğunun boyutu da 6331 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Yargıtay içtihatları etrafında şekillenmeye devam etmektedir.

Kusur Sorumluluğu

“Sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak ifade edilebilir. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi yükümlülüğünü içermektedir. Kusur sorumluluğunda, sorumluluğun doğması için kusur unsuru yanında, zarar, nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının da bulunması gerekmektedir. Ancak kusur unsuru, sorumluluğun kurucu unsurudur. Bu sorumlulukta kusur olmazsa, sorumluluk olmaz kuralı geçerlidir.

Kusursuz Sorumluluk

“İş kazasında işverenin hukuki sorumluluğunun niteliği konusunda esas olan kusur sorumluluğudur. Ancak, Yargıtay geçmişte verdiği kararlarında kusur sorumluluğu prensibini benimseyip, sorumluluğun kaynağının haksız fiil hükümleri olduğunu belirtmekteyken; daha sonra akdi sorumluluk esasını benimsemiştir. Bir süre sonra da sosyal, ekonomik ve kültürel alanda yaşanan gelişmeler ve değişimlerin etkisiyle akdi sorumluluğun da yetersiz kaldığını belirterek, sorumluluğun kaynağının, tehlike esasına dayalı kusursuz sorumluluk olduğu esasını benimsemiştir. Kusursuz sorumlulukta işverenin iş kazasından sorumlu olması için kusurlu olmasına gerek yoktur. İş kazası ile kaza sonucunda ortaya çıkan zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması işverenin sorumlu olması için yeterlidir.

Kusurun Objektifleştirilmesi

“Kusur sorumluluğunda işvereni tazminat ödeme yükümlülüğü altına sokan esas neden, sözleşme ya da mevzuatın kendisine yüklediği yükümlülükleri kusurlu bir şekilde (kasten ya da ihmalen) yerine getirmemesidir. İşverenin bu kusurlu hareketinin tespitinde ise; içinde bulunduğu kişisel durum yerine, aynı durumdaki dikkatli, makul ve sorumluluk duygusu taşıyan bir insanın hareket tarzı esas alınmalıdır. Diğer taraftan, kusurun belirlenmesinde objektif bir ölçütün esas alınması, bu ölçütün her durumda geçerli olacağı anlamına gelmemektedir. Kusurun objektifleştirilmesine bağlı olarak herkesten aynı davranışta bulunması beklenmemekte, aynı koşullar altında bulunan kişilerden aynı davranışlar beklenmektedir. Dolayısıyla iş yerleri farklı risk grubunda yer alan işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda göstermesi gereken özen de değişmekte, girişilen işin tehlikesi arttığı ölçüde, gösterilmesi gereken özen de o oranda artmaktadır.

Kaçınılmazlık İlkesi

“5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesine göre; işverenin iş kazasından doğan sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınmaktadır (5510 mad.21/1). Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazasının meydana gelmesi durumudur. Yani, hangi önlem alınırsa alınsın, ne kadar dikkat ya da çaba sarf edilirse edilsin önüne geçilebilmesi mümkün olmayan olaylardır. En belirgin örneği ise tabiat olayları olarak gösterilebilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığının Soruşturulması

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13’üncü maddesi hükümlerine göre; Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için, gerektiğinde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Yapılan soruşturma sonucunda, Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılı olarak belirtilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı madde hükmüne göre tahsil edilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâllerinde İşverenin Sorumluluğu

İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse; İşverenin, aşağıda verilen sorumluluklarının tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak bütün önlemlere rağmen iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumudur. İşveren alınması gerekli bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez. Kasıt; iş kazası veya meslek hastalığına işverenin bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı eylemiyle neden olması hâlidir. Zarara neden olan eylemin bilinçli olarak yapılması kasıt için yeterli olup, sonuçlarının istenip istenmemesi kastı ortadan kaldırmaz.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâllerinde Üçüncü Kişinin Sorumluluğu

İş kazası ve meslek hastalığı, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir. Genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Sosyal Güvenlik Kurumunun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazmin ettirilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâllerinde Tazminat Sorumlulukları

İş kazası ve meslek hastalığının, meydana gelmesi ve neticede ortaya çıkan problemleri sosyal güvenlik ve diğer hukuki alanlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Çünkü iş kazası ve meslek hastalık kaynaklı sonuçlar, sigortalı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ve diğer paydaşları etkileyen çok geniş alandır. İş kazası veya meslek hastalığından dolayı sigortalıların yaşamlarını yitirmesi, uzuv kaybına uğraması veya sonradan iyileşseler dahi bir şekilde bedenen ya da ruhen zarara uğramanın izleri kalmaktadır. Bu tarz durumlar hem işverenler hem de üçüncü kişiler açısından tazminat ödeme durumlarını ortaya çıkarabilmektedir. Kusuru ve hukuka aykırı davranışıyla iş kazası ve meslek hastalığına meydana gelmesine neden olan kişilerin, ortaya çıkan zararı giderme yükümlülüğü vardır.

Tazminat ve Kusursuz Sorumluluk: Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı ve Türk Ceza Kanunu İlişkisi

İş kazası ve meslek hastalığına sebep olan sigorta olaylarına ilişkin süreçler sosyal güvenlik hukukundan doğan sorumlulukların yanı sıra borçlar hukuku ve ceza hukukundan doğan sorumluluk hâllerini de gerektirebilecek özellikler taşıyabilmektedir. İş kazası veya meslek hastalığından dolayı zararların ortaya çıkmış olması gerek işverenler ya da sigortalılar gerek üçüncü kişiler açısından Türk Ceza Kanunu kapsamında bazı sorumluluk veya cezaların söz konusu olması durumlarını ortaya çıkabilmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda İş Kazalarında İşverenin Karşılaşabileceği Yaptırımlar

5237 Sayılı Kanun’un, 20. maddesine göre; Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır. Aynı Kanun’un 21. maddesinde kast aşağıdaki şu şekilde izah edilmiştir; “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Diğer taraftan, taksirle öldürme ise Kanun’un 85. maddesinde şu şekilde tarif edilmiştir; “Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, taksirle yaralama 87. maddede şu şekilde izah edilmiştir; “Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Tanımı ve Kapsamı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre, işveren, iş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde, çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır. İş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik ve sigorta mevzuatında iş kazası veya meslek hastalığı sonucu iş göremezlik ve maluliyet durumunda çalışanların mağduriyetlerinin önlenmesine yönelik birçok önleyici ve hukuki kurallar bulunmaktadır. Özellikle, 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve ilgili ikincil mevzuatlarda iş kazası veya meslek hastalığı sonucu iş göremezlik ve maluliyet durumları, ilgili mevzuatta yaşlılık, hastalık, vazife malullüğü gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmıştır. 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 76. maddede işverenin, iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan genel sağlık sigortalısına sağlık durumunun gerektirdiği sağlık hizmetlerini derhâl sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmekte; “Bu amaçla işveren tarafından yapılan ve belgelere dayanan sağlık hizmeti giderleri ve 65 inci madde hükümlerine göre yapılacak masraflar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.” denmektedir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı, Tanımı, Kapsamı, Bildirilmesi ve Soruşturulması

İş kazası ve meslek hastalığı, tanımı, kapsamı, bildirilmesi ve soruşturulması 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde aşağıdaki bölümlerde verilmiştir;

İş Kazası Tanımı

5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan (Genel olarak hizmet akdiyle, bir işverene bağımlı çalışan) sigortalının;

  1. İş yerinde bulunduğu sırada,
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
  3. Görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  4. Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatına tabi olup olmadığına bakılmaksızın yine bu mevzuatta belirtilen sürelerde çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  5. İşverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, b. 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışan sigortalının (Genel olarak bağımsız çalışan sigortalılar) ise;
    1. İş yerinde bulunduğu sırada,
    2. Yürütmekte olduğu iş nedeniyle iş yeri dışında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda İş Kazası Tanımı: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre, iş kazası; iş yerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen “engelli hâle getiren” olayı ifade eder. 6331 sayılı Kanun’da, iş kazası kavramı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndan farklı tanımlanmıştır.

Sigortalılık

5510 sayılı Kanun uygulamaları yönünden bir iş kazasının varlığının kabul şart ve esaslarından, aranan özelliklerden biri de “İş kazası ve meslek hastalığı sigorta koluna tabi sigortalılık hâlinin varlığı” dır. Meydana gelen kaza olayı sonucu beden ya da ruhen engelli hâle gelenin / zarara uğrayanın, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta koluna tabi sigortalı olması, olayın iş kazası olarak kabul edilebilmesi için diğer esaslarla birlikte şarttır.

5510 sayılı Kanun kapsamında, sigortalı sayılanlar, genel olarak anılan Kanun’un 4’üncü maddesinde belirtilmiş olup, anılan Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri hükümlerine göre, 5510 sayılı Kanun’un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalı sayılanlar belirtilmiş, yine anılan bentlere tabi sigortalılar kapsamında sayılacak olanlar da söz konusu kanun maddesinde belirtilmiştir.

İş Kazasının Bildirimi ve Bildirim Süresi

Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği kapsamında iş kazasının bildirimi ve bildirim süresi; MADDE 35 –

(1) İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının;
(a) bendinde sayılan sigortalılar ile Kanun’un 5 inci maddesinin (a) ve (c) bendinde sayılan sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde işverenleri, Kanun’un 5 inci maddesinin (b) ve (e) bentlerinde belirtilen sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde ise eğitim veya staj gördükleri iş yeri işverenleri tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl,
(b) bendi kapsamında olan sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde, bir ayı geçmemek şartıyla kendisi tarafından geçirdiği iş kazasına ilişkin rahatsızlığının bildirimine engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içinde
(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, işverenin kontrolü dışındaki yerlerde iş kazası geçirmeleri hâlinde, iş kazası ile ilgili bilgi alınmasına engel olacak durumlarda, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren bildirim süresi üç iş günüdür.
(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki sigortalıların bildirim yapmalarına engel durumlarını hekim raporu ile veya mücbir sebep olayını belgelemeleri şarttır.
(4) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıların iş kazası geçirmeleri hâlinde, belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirimin Kuruma yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir.
(5) Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olanların iş kazası geçirmeleri ve bu maddenin birinci fıkrası (b) bendinde belirtilen sürede bildirilmemesi hâlinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için yapılacak geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez. Bildirim tarihinden sonraki sürelere ait geçici iş göremezlik ödeneği ödenir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Meslek Hastalığı

Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerinde mevcut bu tanımdan anlaşılacağı üzere; anılan Kanun kapsamında bir meslek hastalığının varlığından söz edilebilmesi için, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi sigortalının varlığı, bu sigortalının bedensel veya ruhsal engellilik halinin söz konusu olması ve belirtilen niteliğe haiz sigortalının bedensel veya ruhsal engellilik hâlinin, bu sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden doğmuş olmasının yanı sıra, hastalığın hekim raporu ile tespit edilmesi, hastalığın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan hastalıklardan olması ve yönetmelikte belirtilen süre içinde meydana çıkması (Ya da Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılması) unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda Meslek Hastalığı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda meslek hastalığı, “Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade eder.” şeklinde tanımlanmaktadır. Ayrıca, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre; İşveren, bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler. İşveren, Sağlık hizmeti sunucuları veya iş yeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunur.

Meslek Hastalığının Tespiti, Bildirimi ve Bildirim Süresi

Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği kapsamında meslek hastalığının tespiti, bildirimi ve bildirim süresi;

(1) Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; (a.) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin, (b.) Kurumca gerekli görüldüğü hâllerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin, incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur.
(2) Sigortalının, çalıştığı işten ayrıldıktan sonra meslek hastalığı sebebiyle, Kanun’da belirtilen yardımlardan yararlanabilmesi için eski işinden fiilen ayrılması ile hastalığın meydana çıkması arasında, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen süreden daha uzun bir sürenin geçmemiş olması şarttır.
(3) Kurumca çıkarılacak yönetmelikle belirlenmiş meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olduğu için talepleri kabul edilmeyen sigortalıların yazılı başvuruları üzerine söz konusu hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı hususuna, meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulguları ile belgelenmesi ve meslek hastalığına yol açan etkenin Kurum denetim ve kontrol ile görevli memurları veya Bakanlık iş müfettişlerince işyerinde yapılacak inceleme sonucunda hazırlanacak rapora istinaden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karar verilir.
(4) Meslek hastalığının, Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının; a. (a) bendi ile 5 inci maddesi kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen sigortalı veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, b. (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, c. (7) (a) bendi kapsamında tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan ve meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen sigortalıların kendileri veya bu durum kendisine bildirilen işverenleri tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde, Ek-7’de yer alan iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesini vermekle yükümlü olanlar e-sigorta ile Kuruma bildirilir veya doğrudan ya da posta yoluyla ilgili üniteye gönderilir. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverenden veya Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıdan, Kurumca bu olayla ilgili yapılmış bulunan tedavi giderleri, yol gideri, gündelik, refakatçi giderleri ve diğer harcamalar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödeneği tahsil edilir.

Resmî kayıtlardaki iş kazası özellikle meslek hastalıkları sayısı her zaman tartışılır olmuştur. şverenler, iş kazalarını kazayı izleyen 3 iş günü içinde SGK’ye bildirecektir. İşverenler, sağlık hizmeti sunucularının veya iş yeri hekiminin kendisine bildirdiği meslek hastalıklarını öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ye bildirecektir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığının Soruşturulması Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği kapsamında iş kazası ve meslek hastalığının soruşturulması; MADDE 37 – (1) İşverence düzenlenen iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ve eki belgelere göre, ünite, kamu idarelerinin görevleri gereği düzenlemiş olduğu belge ve tutanaklardan, sigorta olayı için gerekli bilginin temin edilmesi koşuluyla başka bir soruşturma ve denetime gidilmeden olayın iş kazası sayılıp sayılamayacağına karar verebilir, meslek hastalığında ise ilgili sağlık birimine sevk eder. (2) Ünitece karar verilemeyen, maluliyet veya ölümle neticelenen iş kazaları Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca veya Bakanlık iş müfettişlerince soruşturulur. (3) Bakanlık iş müfettişlerinin rapor ve tutanaklarında gerekli bilgilerin yer alması veya yargı kararının bulunması durumlarında, ünitelerce tekrar inceleme talep edilmez. (4) İş kazası ve meslek hastalığı soruşturmaları, sigortalılık durumu, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinde bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı, işyerinde sigortalının çalıştığı birimin meslek hastalığına sebep olup olmayacağı, işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağı, olayın meydana gelmesinde sigortalının kastı, ağır kusuru, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi ile üçüncü şahısların kusurlu hâllerinin olup olmadığı hakkında karar verilebilmesi için yapılır. (5) Kuruma bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığının anlaşılması hâlinde, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış ödemeler, gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil olunur.

Meslek Hastalığının Sigortalı İşten Ayrıldıktan Sonra Ortaya Çıkması ve Yükümlülük Süresi: Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının 5510 sayılı Kanun’la sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılacak yönetmelikte (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edebilirler. Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin iş yerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Sosyal Güvenlik Kurumunun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâlinde Sigortalıya ve Hak Sahiplerine Sağlanan Yardımlar

Günümüzde, meydana gelen iş kazası ve meslek hastalıkları ve bunların neden olduğu maddi ve manevi kayıplar gittikçe artmakta ve bundan dolayı işverenin ve de devletin de bu kayıpları telafi etmesi için, çalışana her türlü yardım ve olanağı sunması gittikçe büyük boyutlara ulaşmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 67. maddeye göre iş kazası ve meslek hastalıkları ve acil hâllerde herhangi bir şart aranmaksızın sağlık hizmeti sunucusuna başvuran kişilere sağlık hizmeti sağlanacaktır. Bu hüküm, sosyal güvenlik sistemi açısından en önemli uygulamalarından birisidir. Çalışırken kaza geçirenler, iş kazası ve meslek hastalığı ya da acil durum kapsamında sağlık hizmetlerinden hiçbir bedel ödemeden yararlanmaktadır.

İş kazaları ve meslek hastalıkları çalışanın gelirinin azalmasına, tamamen kesilmesine sebep olabileceği gibi işsiz kalma tehlikesine de neden olabilmektedir. Ayrıca maluliyet ve ölüm riskleri de iş kazası ve meslek hastalığı sonucu gerçekleşen ağır sonuçlardandır. İşte tüm bu durumlarda yaşanan manevi acı ve kayıpların yanı sıra bir de maddi kayıplar bulunmakta olup bu kayıpların bir şekilde telafi edilmesi gerekmektedir. Mağduriyete uğrayan bu çalışanlara bazı sağlık ve parasal yardımlar yardımların yapılması gerekmektedir. Sosyal güvenlik kurumundan talep edilen haklar sağlık ve parasal yardımlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Sağlık Yardımları; İş kazası ve meslek hastalığı sonucunda sigortalıya veya hak sahiplerine yapılacak sağlık yardımları 5510 sayılı Kanun içinde yer alan Genel Sağlık Sigortası kapsamında düzenlenmiştir. Parasal Yardımlar; İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle belirli süre çalışamayan sigortalının maddi olarak kayba uğramaması için sağlık yardımlarının yanı sıra parasal yardımların da sağlanması gerekmektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Sosyal Sigortalar” kavramının, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını ifade ettiği hükmü yer almaktadır. Yine aynı Kanun’da, kısa vadeli sigorta kolları; “İş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını ifade eder.”, uzun vadeli sigorta kolları ise; “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarını ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

İş Kazası veya Meslek Hastalığı Sonucu Ölen Sigortalının Hak Sahiplerine Gelir Bağlanma Esasları

İş kazası veya meslek hastalığına maruz kalan her genel sağlık sigortalısına sağlık yardımları Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık hizmeti sunucuları aracılığıyla yapılır. Bunun yanında sigortalılara, tedavi süresince geçici iş göremezlik ödeneği ile iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle en az %10 oranında iş göremez duruma düşmeleri hâlinde iş göremezlikleri devam ettiği sürece sürekli işgöremezlik geliri bağlanır. Çalışanın bu nedenle ölümü halinde, hak sahiplerine ölüm geliri bağlanmaktadır. Bunun gibi, en az on yıldır sigortalı olan ve 1800 gün uzun vadeli sigorta kolu primi bildirilmiş olan çalışanların iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda %60 oranında meslekte kazanma gücü kaybına maruz kalmaları hâlinde kendilerine malullük aylığı bağlanır. Sigortalı tarafından evlât edinilmiş, tanınmış veya soy bağı düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanır. Hak sahiplerine bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya ait aylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahiplerinin aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.”

Kısa Vadeli Sigorta Kollarından Sağlanan Yardımlara İlişkin İşlemler

Geçici İş Göremezlik ve Geçici İş Göremezlik Ödeneğinin Tanımı

“Sosyal Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya, iş göremezliğin her günü için geçici iş göremezlik ödeneği verilir. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı hâlinde, verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 5510 sayılı Kanun’un 17nci maddesine göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde üçte ikisidir. Geçici iş göremezlik ödenekleri, toplu iş sözleşmesi yapılan iş yerleri ile kamu idarelerinin işverenleri tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunca belirlenen usul ve esaslara göre Sosyal Güvenlik Kurumu adına sigortalılara ödenerek, daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu ile mahsuplaşmak suretiyle tahsil edilebilir.

” Sürekli İş Göremezlik Geliri: “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır. 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara, sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dâhil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.”

Ölüm Geliri: MADDE 42 – (1) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalının hak sahiplerine, ölüm geliri bağlanır.

Evlenme ve Cenaze Ödeneği: MADDE 43 – (1) Bu Yönetmeliğin 64 ve 65 inci maddeleri; a. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm geliri almakta iken evlenen kız çocuklarına ödenecek olan evlenme ödeneği, b. Ölen sigortalıdan dolayı ilgililere yapılacak olan cenaze ödeneği, hakkında da uygulanır.

Sigortalıdan Kaynaklanan Sebeplerle Tedavi Süresinin Uzaması, İş Göremezliğinin Artması: “Sigortalının yeniden bir iş kazasına uğraması veya yeni bir meslek hastalığına tutulması halinde, meydana gelen engellilik hâllerinin bütünü göz önüne alınarak kendisine, sürekli iş göremezliğini doğuran son iş kazası veya meslek hastalığı sırasındaki kazancı üzerinden gelir hesaplanır. Ancak, sigortalının son iş kazası veya meslek hastalığı sırasındaki günlük kazancına göre bulunacak geliri, hesaplanan ilk gelirinden az ise sigortalının sürekli iş göremezlik geliri ilk kazanç üzerinden ödenir.”

Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının Tespiti

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun on dokuzuncu maddesi hükümlerinde, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre sigortalı sayılanlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları veya hak sahibi çocuklarının çalışma gücü veya meslekte kazanma gücü kayıp oranlarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Yönetmeliği 2008 yılında yayımlanmıştır.

İşverenin Hukuki Sorumluluğu ve Çalışanın Tazmin Edici Nitelik Taşıyan Hakları

İşverenin, iş sözleşmesiyle beraber, çalışanın sadakat borcuna karşılık koruma ve gözetme borcuna binaen, çalışanları koruma ve gözetme amacıyla getirilen kanuni düzenlemelerin bir kısmı özel hukuk, bir kısmı da kamu hukuku niteliklidir. İşverenin koruma ve gözetme borcuna ilişkin özel hukuk niteliği taşıyan hukuki düzenlemelerin dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. Maddesidir. Bu düzenlemede işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlü tutulmuş, işverenin koruma ve gözetme borcu ve bundan doğan hukuki sorumluluğu olarak öngörülmüştür. Bu konuyla ilgili kamu hukuku niteliği taşıyan hükümler ise Anayasa’da, 4857 sayılı İş Kanunu’nda, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Sosyal Koruma

Önceleri, sosyal güvenlik daha çok malullük, yaşlılık gibi riskler sonucu gelir telafisi sağlayan güvenlik anlaşılmaktaydı; zaman içinde sosyal koruma programları ile önleme ve koruma ana tema olmuştur. Böylece sosyal güvenlik, risklerin önlenmesi ve azaltılmasına yönelik proaktif yaklaşımı benimseyen bir sisteme dönüşmüştür.

İşverenlerin Çalışanı Gözetme Borcu

İşveren gözetme borcu kapsamında, çalışana zarar verici her türlü davranıştan kaçınmak, çalışanın hayatını, sağlığını, maddi ve manevi kişiliğini korumakla yükümlüdür. İşverenin işçiyi gözetme borcu, sözleşme ilişkisinden doğan bir borçtur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 114’üncü maddesine göre; borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Söz konusu hüküm gereği, gözetme borcunu kusurlu bir davranışı ile yerine getirmemiş olan işveren, bu davranışından ötürü sorumlu olacaktır.

İşverenlerin İş Kazalarından Doğan Hukuki Sorumluluğu Kavramı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak sürekli bir biçimde işverenin sorumluluğu ilkesine vurgu yapılmış ve işverenlerin sorumluluğunun hangi çerçeveyle sınırlı olduğuna ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle, işverenlerin iş kazalarından doğan hukuki sorumluluğunun boyutu da 6331 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Yargıtay içtihatları etrafında şekillenmeye devam etmektedir.

Kusur Sorumluluğu

“Sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak ifade edilebilir. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi yükümlülüğünü içermektedir. Kusur sorumluluğunda, sorumluluğun doğması için kusur unsuru yanında, zarar, nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının da bulunması gerekmektedir. Ancak kusur unsuru, sorumluluğun kurucu unsurudur. Bu sorumlulukta kusur olmazsa, sorumluluk olmaz kuralı geçerlidir.

Kusursuz Sorumluluk

“İş kazasında işverenin hukuki sorumluluğunun niteliği konusunda esas olan kusur sorumluluğudur. Ancak, Yargıtay geçmişte verdiği kararlarında kusur sorumluluğu prensibini benimseyip, sorumluluğun kaynağının haksız fiil hükümleri olduğunu belirtmekteyken; daha sonra akdi sorumluluk esasını benimsemiştir. Bir süre sonra da sosyal, ekonomik ve kültürel alanda yaşanan gelişmeler ve değişimlerin etkisiyle akdi sorumluluğun da yetersiz kaldığını belirterek, sorumluluğun kaynağının, tehlike esasına dayalı kusursuz sorumluluk olduğu esasını benimsemiştir. Kusursuz sorumlulukta işverenin iş kazasından sorumlu olması için kusurlu olmasına gerek yoktur. İş kazası ile kaza sonucunda ortaya çıkan zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması işverenin sorumlu olması için yeterlidir.

Kusurun Objektifleştirilmesi

“Kusur sorumluluğunda işvereni tazminat ödeme yükümlülüğü altına sokan esas neden, sözleşme ya da mevzuatın kendisine yüklediği yükümlülükleri kusurlu bir şekilde (kasten ya da ihmalen) yerine getirmemesidir. İşverenin bu kusurlu hareketinin tespitinde ise; içinde bulunduğu kişisel durum yerine, aynı durumdaki dikkatli, makul ve sorumluluk duygusu taşıyan bir insanın hareket tarzı esas alınmalıdır. Diğer taraftan, kusurun belirlenmesinde objektif bir ölçütün esas alınması, bu ölçütün her durumda geçerli olacağı anlamına gelmemektedir. Kusurun objektifleştirilmesine bağlı olarak herkesten aynı davranışta bulunması beklenmemekte, aynı koşullar altında bulunan kişilerden aynı davranışlar beklenmektedir. Dolayısıyla iş yerleri farklı risk grubunda yer alan işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda göstermesi gereken özen de değişmekte, girişilen işin tehlikesi arttığı ölçüde, gösterilmesi gereken özen de o oranda artmaktadır.

Kaçınılmazlık İlkesi

“5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesine göre; işverenin iş kazasından doğan sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınmaktadır (5510 mad.21/1). Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazasının meydana gelmesi durumudur. Yani, hangi önlem alınırsa alınsın, ne kadar dikkat ya da çaba sarf edilirse edilsin önüne geçilebilmesi mümkün olmayan olaylardır. En belirgin örneği ise tabiat olayları olarak gösterilebilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığının Soruşturulması

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13’üncü maddesi hükümlerine göre; Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için, gerektiğinde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Yapılan soruşturma sonucunda, Sosyal Güvenlik Kurumuna yazılı olarak belirtilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 5510 sayılı Kanun’un 96’ncı madde hükmüne göre tahsil edilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâllerinde İşverenin Sorumluluğu

İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse; İşverenin, aşağıda verilen sorumluluklarının tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak bütün önlemlere rağmen iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumudur. İşveren alınması gerekli bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez. Kasıt; iş kazası veya meslek hastalığına işverenin bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı eylemiyle neden olması hâlidir. Zarara neden olan eylemin bilinçli olarak yapılması kasıt için yeterli olup, sonuçlarının istenip istenmemesi kastı ortadan kaldırmaz.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâllerinde Üçüncü Kişinin Sorumluluğu

İş kazası ve meslek hastalığı, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir. Genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Sosyal Güvenlik Kurumunun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazmin ettirilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Hâllerinde Tazminat Sorumlulukları

İş kazası ve meslek hastalığının, meydana gelmesi ve neticede ortaya çıkan problemleri sosyal güvenlik ve diğer hukuki alanlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Çünkü iş kazası ve meslek hastalık kaynaklı sonuçlar, sigortalı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ve diğer paydaşları etkileyen çok geniş alandır. İş kazası veya meslek hastalığından dolayı sigortalıların yaşamlarını yitirmesi, uzuv kaybına uğraması veya sonradan iyileşseler dahi bir şekilde bedenen ya da ruhen zarara uğramanın izleri kalmaktadır. Bu tarz durumlar hem işverenler hem de üçüncü kişiler açısından tazminat ödeme durumlarını ortaya çıkarabilmektedir. Kusuru ve hukuka aykırı davranışıyla iş kazası ve meslek hastalığına meydana gelmesine neden olan kişilerin, ortaya çıkan zararı giderme yükümlülüğü vardır.

Tazminat ve Kusursuz Sorumluluk: Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı ve Türk Ceza Kanunu İlişkisi

İş kazası ve meslek hastalığına sebep olan sigorta olaylarına ilişkin süreçler sosyal güvenlik hukukundan doğan sorumlulukların yanı sıra borçlar hukuku ve ceza hukukundan doğan sorumluluk hâllerini de gerektirebilecek özellikler taşıyabilmektedir. İş kazası veya meslek hastalığından dolayı zararların ortaya çıkmış olması gerek işverenler ya da sigortalılar gerek üçüncü kişiler açısından Türk Ceza Kanunu kapsamında bazı sorumluluk veya cezaların söz konusu olması durumlarını ortaya çıkabilmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda İş Kazalarında İşverenin Karşılaşabileceği Yaptırımlar

5237 Sayılı Kanun’un, 20. maddesine göre; Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır. Aynı Kanun’un 21. maddesinde kast aşağıdaki şu şekilde izah edilmiştir; “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Diğer taraftan, taksirle öldürme ise Kanun’un 85. maddesinde şu şekilde tarif edilmiştir; “Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, taksirle yaralama 87. maddede şu şekilde izah edilmiştir; “Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.