İş Hukuku ve İş Sağlığı Güvenliği Mevzuatı Dersi 7. Ünite Özet

29.07.2022
7
A+
A-

İşveren Ve Çalışanın Hak Ve Sorumlulukları

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden İş Hukuku ve İş Sağlığı Güvenliği Mevzuatı Dersi 7. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

İşveren Ve Çalışanın Hak Ve Sorumlulukları

Giriş

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kapsamını oluşturan “çalışan” kavramının, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm bağımlı çalışanları kapsadığı görülmektedir. Bu itibarla, 6331 sayılı Kanun, sadece 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olan işçileri değil, Türk Borçlar Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu’na tabi özel iş yerleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında anılan kanunlara tabi olarak istihdam edilen işçileri ve kamu idarelerinde görevli memurlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinde tanımlanan 4/B ve 4/C statüsünde çalışan personeli kapsamaktadır.

İş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında işverenlerin olduğu gibi çalışanların da yükümlülükleri mevcuttur. İşverenlerin yükümlülüklerini yerine getirmesinin yanı sıra çalışanlar da kendilerine verilen iş sağlığı ve güvenliği talimatlarına uymakla kendilerine verilen araç, gereç ve ekipmanı, kişisel koruyucu donanımları kurallarına uygun kullanmakla iş sağlığı ve güvenliği kurulu kararlarına uymakla, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katılmakla iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve işverenle iş birliği içinde olmakla yükümlüdürler.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatında İşveren ve Çalışan

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kapsamı 2. maddesinde belirlenmektedir. Buna göre, “Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır”

Bu itibarla, 6331 sayılı Kanun bakımından “çalışan” kavramı, Mesleki Eğitim Kanunu veya Borçlar Kanunu’na tabi olan çırakları, stajyerleri, hangi kanuna tabi olursa olsun iş sözleşmesiyle çalışan işçileri, 657 sayılı Kanun’un 4/A, kadro karşılığı olsun yahut olmasın 4/B ve hangi faaliyeti yürütürse yürütsün 4/C statüsünde istihdam edilenleri kapsamaktadır. Bu nedenle, çalışanların hakları bakımından değerlendirme yapılırken çalışan memurlar ile diğer kamu görevlileri ve geçici personel açısından idare hukuku ilke ve kuralları dikkate alınmalıdır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na Göre Çalışanlar

Memur: Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu kanunun uygulanmasında memur sayılırlar.

Sözleşmeli Personel: Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanmasında ve gerçekleştirilmesinde ve işlerliği şart olan, zaruri ve istisnai hâllere münhasır olmak üzere meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç duyulan elemanların sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen kamu hizmeti görevlileridir.

Geçici Personel: Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmeti görenler. İşçiler; (a, b, c) fıkraları dışında kalan kişilerdir. Bunlar hakkında bu kanun uygulanmaz.

İşveren Kavramı

İşverenin hukukumuzda birçok tanımı yapılmakla beraber 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde işveren “işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” olarak tanımlamıştır. Diğer taraftan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 2. maddesi ile 3/1. maddesinin (ğ) bendi ile aynı maddenin 2. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, yukarıda tanımlanan çalışanları istihdam eden tüm gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar ile bunlar adına hareket eden işveren vekillerinin “işveren” niteliği taşıdığı görülmektedir. Bu itibarla, 6331 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkarılan yönetmeliklerde işverene getirilen tüm yükümlülüklerin işveren ve bu konuda yetki ve görev verilmiş ehil işveren vekilleri tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Ancak işveren vekillerinin anılan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hukuki sorumlulukları mevcut olmadığı gibi cezai ve idari sorumlulukları da belirli koşullar altında söz konusu olabilir.

Alt işveren: Bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiyi, ifade eder.

İşyeri sahibi: Kanun’a göre sigortalı olanların işlerini yaptıkları iş yerlerinin sahibi veya kullanıcısı olan gerçek ya da tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları ifade eder.

6331 sayılı Kanun’un kapsamı dışında tutulan sadece bu birimlerin asli faaliyetleridir. Zira kanun, istisnaları belirlerken kurumları değil, iş kazası ve meslek hastalığına karşı önlem alınmasını zorlaştıran veyahut imkânsızlaştıran faaliyetleri esas almıştır. TSK, MİT ve genel kolluk kuvvetlerinin asli faaliyetleri sırasında çalışanların iş kazasına maruz kalmasının önlenmesi birçok durumda imkânsızdır. Nitekim bu nedenle MİT, TSK ve genel kolluk kuvvetlerinde görev yapanların yaptıkları görev dolayısıyla veya görevleri sırasında herhangi bir zarara, dolayısıyla iş kazası veya meslek hastalığına uğramaları hâlinde idare, bir kusursuz sorumluluk türü olan ve kurtuluş beyyinesi içermeyen mesleki risk esasına göre zarara uğrayan görevlinin veya ölümü hâlinde bu ölümden zarar gören yakınlarının zararını karşılamaktadır.

Kanun’un 2/2-c maddesi uyarınca ev hizmetleri, dolayısıyla günlük ev işlerinde çalışanlar Kanun’un kapsamı dışında tutulmuştur. Bununla birlikte, ev hizmetlerinde çalışanlar Türk Borçlar Kanunu’nuna tabi işçi niteliği taşıdıklarından, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinde düzenlenen işverenin iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi alma ve araç ve gereci sağlama yükümlülüğü ev hizmetlerinde işçi çalıştıranlar bakımından da geçerlidir.

6331 sayılı Kanun’un 2/2-d maddesi uyarınca tutuklu ve hükümlülerin infaz hizmetleri sırasında iyileştirme kapsamında yaptıkları işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri Kanun’un kapsamı dışında tutulmuştur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatında İşveren ve Çalışanın Sorumlulukları

İş kazası ve meslek hastalığı sigortası dünyada ilk kurulan sigorta kollarından olup bu durum sorunun toplumsal önem ve boyutundan kaynaklanmaktadır. Ülkemizde ise yürürlükteki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu önceki 506 sayılı Kanun’daki ilkelere bağlı kalarak bu konuda yeniden düzenleme yapmıştır.

İşverenin Sorumlulukları

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi, işverenin genel yükümlülüklerini düzenlerken, Kanun’un 5. maddesinde işverenin söz konusu yükümlülükleri yerine getirirken uyması gereken ilkelere yer verilmiştir. Kanun’da açıkça işverenin iş yerini etkileyen ve iş yeri içinden veya dışından gelebilecek tehlikeleri ve bu tehlikeleri riske dönüştüren faktörleri önlemeye elverişli her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Burada bahsedilen işverenin gerekli olan her türlü önlemi alma yükümlülüğünün sınırını belirleyen mevzuat, sektörel uygulamalar ve de işverenin bilgi ve tecrübesi kavramının olduğu söylenemez. Bu nedenle işveren “gerekli olan her türlü önlemi” alma yükümlülüğün sınırını o günün koşullarında mevcut bilim ve teknoloji ve uygulamalar belirler.

İşverenlerin yapması gereken somut yükümlülükler; Risk değerlendirmesi yapmak yahut yaptırmak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlamak, iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturmak, çalışan temsilcisi atamak, kayıt tutmak, sağlık gözetimi yapmak, bilgilendirme yapmak, eğitim vermek, iş yerine çalışmak üzere geçici süreyle gelenlerin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, şeklinde sıralanabilir.

Risk Değerlendirmesi Yapma, Yaptırma Yükümlülüğü

Risk değerlendirmesinde, iş yerinden veya iş yeri dışından kaynaklanan tehlikeler, bu tehlikeleri riske dönüştüren faktörler, söz konusu risklerin gerçekleşme ihtimali, bunun sıklık derecesi ve verebileceği zararlar derecelendirilir. Risk değerlendirmesi sonucuna göre işveren, çalışma yöntemleri, çalışma saatleri, alınacak önlemler, kullanılacak araç, gereç ve ekipman ile kişisel koruyucu donanımları gibi önleyici tedbirleri belirler.

Risk değerlendirmesi, yeni riskler oluştuğunda, teknoloji değişikliğinde, iş yeri ve ekipman değişikliğinde, eşik değerlerin değişmesinde, kısacası iş yerindeki riskleri ve alınması gereken önlemleri etkileyen her durum değişikliğinde yenilenmelidir. Bunun dışında, iş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olayın meydana gelmesi hâlinde de yenilenmelidir. Bu durumlardan biri mevcut olmasa dahi, risk değerlendirmesinin iş yerinin girdiği tehlike sınıfına göre en az iki, dört veya altı yılda bir yenilenmesi zorunludur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerini Sağlama Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun, işverenleri bir kişi dahi istihdam etseler, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini iş yerinde verme, diğer bir anlatımla iş sağlığı ve güvenliği konusunda iş yerini örgütleme yükümlülüğüne tabi kılmaktadır. Ancak çalışan sayısına göre söz konusu hizmetlerin süresi ve kapsamı değişmektedir. Buna göre işverenlerin, iş yerinin girdiği tehlike sınıfına göre 1000, 1500 veya 2000’in altında çalışanın mevcut olması hâlinde, işyeri hekimleri hakkındaki yönetmelik ile iş güvenliği uzmanları hakkındaki yönetmelikte belirtilen ve çalışan başına düşen dakikalar bazında hesaplanan sürelerde anılan kişileri görevlendirmesi yeterlidir. İş yerinin girdiği tehlike sınıfına göre 1000- 1500-2000 çalışanı olan işveren, en az bir tam süreli iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmakla yükümlü olur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu Kurma Yükümlülüğü

İş sağlığı ve güvenliği kurulu; işveren veya vekili, iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi, insan kaynakları, personel, sosyal işler veya idari ve mali işleri yürütmekle görevli bir kişi, çalışan temsilcisi veya baş temsilci, bulunması halinde usta, ustabaşı veya formen, bulunması hâlinde sivil savunma uzmanından oluşur. İş sağlığı ve güvenliği kurulu, işyerinin girdiği tehlike sınıfına göre ayda bir, iki ayda bir veya üç ayda bir toplanır.

Çalışan Temsilcisi Görevlendirme Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 20. maddesinde çalışan temsilcisi görevlendirme yükümlülüğü düzenlenmiştir. İş yerinde yetkili sendika varsa, işyeri sendika temsilcileri aynı zamanda çalışan temsilcisi olarak görev yapar. İş yerinde yetkili sendika mevcut değilse, çalışan temsilcisi seçimle belirlenir.

Kayıt Tutma Yükümlülüğü

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca işveren iş yerinde meydana gelen iş kazası ve meslek hastalıklarını, ramak kala olayları ve sadece mala zarar veren olayları kayıt altına almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük işverenin kendi iş yerindeki durumu analiz etme imkânı sağlaması nedeniyle önem arz eder.

Sağlık Gözetimi Yaptırma Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 15. maddesine göre işveren, çalışanların işe girişinde, iş değişikliğinde, iş yerinin tehlike sınıfına göre bir, üç veya beş yılda bir, iş kazası, meslek hastalığı ya da sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarda çalışanın talebi üzerine sağlık gözetimi yaptırmakla yükümlüdür. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışanların ayrıca yapacakları işe uygun olduklarının da sağlık raporuyla tespit edilmesi zorunludur.

Bilgilendirme Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 16. maddesinde işverenlerin, iş yerindeki riskler, alınması gereken önlemler, hak ve yükümlülükler, destek elemanları hakkında çalışanları ve iş yerine çalışmak üzere gelenlerin işverenlerini bilgilendirme yükümlülüğü olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda işveren, kendi iş yerine çalışmak üzere gelen kişilere bilgilendir me yapılmasını sağlamakla yükümlüdür.

İş Sağlığı ve Güvenliyi Eğitimi Verme Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 17. maddesinde ve Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri Hakkındaki Yönetmelikte işverenin iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Anılan yönetmeliğin Ek-1 listesinde yer alan olağan eğitim konuları iş yerinin tehlike sınıfına göre en az 8, 12 veya 16 saat olmak üzere verilmelidir.

Çalışanların Sorumlukları

Çalışanlar; kendilerine verilen iş sağlığı ve güvenliği talimatlarına uymakla, kendilerine verilen araç, gereç ve ekipmanı, kişisel koruyucu donanımları kurallarına uygun kullanmakla, iş sağlığı ve güvenliği kurulu kararlarına uymakla, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katılmakla, iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve işverenle iş birliği içinde olmakla yükümlüdürler.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa Göre Çalışanların Sorumlulukları

Çalışanların diğer çalışanlara karşı sorumlulukları vardır; Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Çalışanların Sorumlulukları

Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına sadakatle bağlı kalmak ve T.C. yasalarına sadakatle uygulamak zorundadırlar. Devlet memurları siyasi partilere üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti veya kişinin yararını ve zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar, görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapamazlar. Devlet memurları resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarından yurt dışında görevli bulunanlar devlet itibarını veya görev haysiyetini zedeleyici fiil ve davranışlarda bulunamazlar. Devlet memuru amirinin verdiği emirleri yerine getirmekle görevlidir. Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirilmesinde amirlerine karşı sorumludurlar. Devlet memuru amirinde aldığı görevi Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırı görürse yerine getirmez; Emri verene bildirir. Amir ısrar eder yazılı olarak verirse, memur bu emri yapmaya mecburdur. Konusu Suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez.

Çalışanların Önleyici Nitelik Taşıyan Hakları

Çalışanların önleyici nitelik taşıyan hakları konusu müstakil olarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu Kanun’la işverenlere yüklenen tüm yükümlülükler, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği hakkının sağlanması amacıyla getirilmiştir. Bu nedenle anılan Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde düzenlenen tüm yükümlülükler, aynı zamanda çalışanların haklarıdır.

Çalışanların Hakları

Katılım Hakkı: 6331 sayıl İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 18. maddesinde çalışanlara ve çalışan temsilcilerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri konularında her türlü görüşü bildirme, teklif verme hakkı tanınmıştır. Buna göre çalışan veya çalışan temsilcisi; teklif getirme, görüş bildirme, görüşmelerde yer alma, yeni teknoloji uygulanması, iş ekipmanı seçimi ve çalışma şartlarının iş sağlığı ve güvenliğine etkileri konusunda görüş bildirme hakkına sahiptir. Çalışanların katılım hakkını başka yollarla da kullanması mümkündür. Nitekim çalışanlar risk değerlendirmesi çalışmaları sırasında görüş bildirme hakkına sahiptir. Bunun gibi, iş sağlığı ve güvenliği kurullarında yer alan çalışan temsilcileri ve destek elemanları vasıtasıyla kurulun kendi talepleri doğrultusunda karar almasını sağlayabilirler.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kuruluna veya İşverene Başvuru Hakkı: 6331 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1. fıkrasında, ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kuruluna başvuru hakkı düzenlenmiştir. Kanun’un 22. maddesi, kanımızca isabetsiz şekilde, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının sadece 50 ve daha fazla çalışanı olan ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde kurulmasını öngördüğünden, bu nitelikleri taşımayan işyerlerinde çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna değil, işverene başvurma hakkına sahiptir.

Çalışmaktan Kaçınma Hakkı: 6331 sayıl İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesine göre çalışanlar; işyerinde ciddi ve yakın tehlikenin mevcudiyetine rağmen işveren tarafından önlem alınmaması hâlinde bu durumun iş sağlığı ve güvenliği kuruluna veya kurulun bulunmadığı yerlerde işveren veya vekiline başvurarak tespit edilmesini talep edebilir ve bu yöndeki tespit üzerine gerekli önlemler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilirler. Çalışmaktan kaçınanların ücreti ve tüm ücret ekleri ödenmeli, sigorta primleri bildirilmelidir. Bu dönemde çalışmaktan kaçınan kişi fiilen çalışmış sayılır.

Çalışılan Tehlikeli Bölgeyi Terk Etme Hakkı: Çalışanlar ciddi, yakın tehlikenin önlenemez olduğu yönünde kanaat oluşturulursa, iş sağlığı ve güvenliği kurulu ve işverene başvuru yapmak zorunda kalmaksızın doğrudan çalıştıkları bölgeyi terk edebilirler. Bu hâlde ücret ve ücret ekleri tam olarak, sanki fiilen çalışıyorlarmış gibi ödenmelidir; bu dönemde herhangi bir hak kaybı söz konusu olamaz.

İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Derhâl Fesih Hakkı: İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması halinde sözleşmeyi fesih hakkı sadece iş sözleşmesiyle çalışanlara tanınmış bir haktır. Her işçi, kendi mevzuatına uygun olan hükme dayanarak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle derhâl feshedebilir. Bu durumda fesih, haklı nedene dayandığı için işçinin kıdem tazminatı hakkı da doğar. Burada önemli olan, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını işçinin ispat edecek olmasıdır.

İdari Makamlara Şikayet ve İhbar Hakkı: Çalışanlar iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili her türlü eksiklik ve hatayı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirme, şikayet veya ihbar etme hakkına sahiptir. Bu durumda şikâyet veya ihbar eden yahut tanıklık yapan kişinin kimliği gizli tutulmalıdır. Buna rağmen çalışanın kimliğinin belirlenmesi üzerine işveren tarafından ayrımcılık yasağının ihlal edilmesi halinde işçiler İş Kanunu’nun 5. maddesine dayanarak ayrımcılık tazminatı talep edebilirler. Bu durumda işverene ayrıca idari para cezası uygulanır ve eğer iş sözleşmesi bu nedenle feshedilirse bu fesih kötü niyetli veya geçersiz fesih olarak nitelendirilir.

İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanının İş Güvencesi Hakkı: 6331 sayılı Kanun, 8. maddesindeki “İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları; görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirir; bildirilen hususlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, bu hususu Bakanlığın yetkili birimine bildirir” hükmüyle iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına, yaşamsal tehlike arz eden hususlarda işverenin ikaz edilmesine rağmen gerekli önlemleri almamaya devam etmesi halinde bu durumu Bakanlığa ihbar etme görev ve yetkisini vermiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda Çalışanlara Sağlanan Haklar

Devlet memurları, bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayımlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tespit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler. Kanunlarda yazılı hâller dışında devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz. Devlet memurlarının, özel kanununda yazılı belirli şartlar içinde, emeklilik hakları vardır. Devlet memurları, bu kanunda belirtilen esaslara göre memurluktan çekilebilirler. Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler. Ayrıca, devlet memurları aşağıdaki haklara sahiptirler;

Müracaat, Şikâyet ve Dava Açma: Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahiptirler.

Sendika Kurma: Devlet memurları, Anayasa’da ve özel kanunda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler.

Kovuşturma ve Yargılama: Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir.

İsnat ve İftiralara Karşı Koruma: Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikâyetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.

Memurun Başka Sınıfta ve Derecesinin Altında Bir Görevde Çalıştırılamayacağı: Hiçbir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz. Hiçbir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz. Adaylık devresi içinde eğitimde başarılı olan adaylar disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile onay tarihinden geçerli olmak üzere asli memurluğa atanırlar. Asli memurluğa geçme tarihi adaylık süresinin sonunu geçemez. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.

Savunma Hakkı: Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Giriş

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kapsamını oluşturan “çalışan” kavramının, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm bağımlı çalışanları kapsadığı görülmektedir. Bu itibarla, 6331 sayılı Kanun, sadece 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olan işçileri değil, Türk Borçlar Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu’na tabi özel iş yerleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında anılan kanunlara tabi olarak istihdam edilen işçileri ve kamu idarelerinde görevli memurlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinde tanımlanan 4/B ve 4/C statüsünde çalışan personeli kapsamaktadır.

İş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında işverenlerin olduğu gibi çalışanların da yükümlülükleri mevcuttur. İşverenlerin yükümlülüklerini yerine getirmesinin yanı sıra çalışanlar da kendilerine verilen iş sağlığı ve güvenliği talimatlarına uymakla kendilerine verilen araç, gereç ve ekipmanı, kişisel koruyucu donanımları kurallarına uygun kullanmakla iş sağlığı ve güvenliği kurulu kararlarına uymakla, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katılmakla iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve işverenle iş birliği içinde olmakla yükümlüdürler.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatında İşveren ve Çalışan

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kapsamı 2. maddesinde belirlenmektedir. Buna göre, “Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır”

Bu itibarla, 6331 sayılı Kanun bakımından “çalışan” kavramı, Mesleki Eğitim Kanunu veya Borçlar Kanunu’na tabi olan çırakları, stajyerleri, hangi kanuna tabi olursa olsun iş sözleşmesiyle çalışan işçileri, 657 sayılı Kanun’un 4/A, kadro karşılığı olsun yahut olmasın 4/B ve hangi faaliyeti yürütürse yürütsün 4/C statüsünde istihdam edilenleri kapsamaktadır. Bu nedenle, çalışanların hakları bakımından değerlendirme yapılırken çalışan memurlar ile diğer kamu görevlileri ve geçici personel açısından idare hukuku ilke ve kuralları dikkate alınmalıdır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na Göre Çalışanlar

Memur: Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu kanunun uygulanmasında memur sayılırlar.

Sözleşmeli Personel: Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanmasında ve gerçekleştirilmesinde ve işlerliği şart olan, zaruri ve istisnai hâllere münhasır olmak üzere meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç duyulan elemanların sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen kamu hizmeti görevlileridir.

Geçici Personel: Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmeti görenler. İşçiler; (a, b, c) fıkraları dışında kalan kişilerdir. Bunlar hakkında bu kanun uygulanmaz.

İşveren Kavramı

İşverenin hukukumuzda birçok tanımı yapılmakla beraber 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde işveren “işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” olarak tanımlamıştır. Diğer taraftan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 2. maddesi ile 3/1. maddesinin (ğ) bendi ile aynı maddenin 2. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, yukarıda tanımlanan çalışanları istihdam eden tüm gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar ile bunlar adına hareket eden işveren vekillerinin “işveren” niteliği taşıdığı görülmektedir. Bu itibarla, 6331 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkarılan yönetmeliklerde işverene getirilen tüm yükümlülüklerin işveren ve bu konuda yetki ve görev verilmiş ehil işveren vekilleri tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Ancak işveren vekillerinin anılan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hukuki sorumlulukları mevcut olmadığı gibi cezai ve idari sorumlulukları da belirli koşullar altında söz konusu olabilir.

Alt işveren: Bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiyi, ifade eder.

İşyeri sahibi: Kanun’a göre sigortalı olanların işlerini yaptıkları iş yerlerinin sahibi veya kullanıcısı olan gerçek ya da tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları ifade eder.

6331 sayılı Kanun’un kapsamı dışında tutulan sadece bu birimlerin asli faaliyetleridir. Zira kanun, istisnaları belirlerken kurumları değil, iş kazası ve meslek hastalığına karşı önlem alınmasını zorlaştıran veyahut imkânsızlaştıran faaliyetleri esas almıştır. TSK, MİT ve genel kolluk kuvvetlerinin asli faaliyetleri sırasında çalışanların iş kazasına maruz kalmasının önlenmesi birçok durumda imkânsızdır. Nitekim bu nedenle MİT, TSK ve genel kolluk kuvvetlerinde görev yapanların yaptıkları görev dolayısıyla veya görevleri sırasında herhangi bir zarara, dolayısıyla iş kazası veya meslek hastalığına uğramaları hâlinde idare, bir kusursuz sorumluluk türü olan ve kurtuluş beyyinesi içermeyen mesleki risk esasına göre zarara uğrayan görevlinin veya ölümü hâlinde bu ölümden zarar gören yakınlarının zararını karşılamaktadır.

Kanun’un 2/2-c maddesi uyarınca ev hizmetleri, dolayısıyla günlük ev işlerinde çalışanlar Kanun’un kapsamı dışında tutulmuştur. Bununla birlikte, ev hizmetlerinde çalışanlar Türk Borçlar Kanunu’nuna tabi işçi niteliği taşıdıklarından, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinde düzenlenen işverenin iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi alma ve araç ve gereci sağlama yükümlülüğü ev hizmetlerinde işçi çalıştıranlar bakımından da geçerlidir.

6331 sayılı Kanun’un 2/2-d maddesi uyarınca tutuklu ve hükümlülerin infaz hizmetleri sırasında iyileştirme kapsamında yaptıkları işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri Kanun’un kapsamı dışında tutulmuştur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatında İşveren ve Çalışanın Sorumlulukları

İş kazası ve meslek hastalığı sigortası dünyada ilk kurulan sigorta kollarından olup bu durum sorunun toplumsal önem ve boyutundan kaynaklanmaktadır. Ülkemizde ise yürürlükteki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu önceki 506 sayılı Kanun’daki ilkelere bağlı kalarak bu konuda yeniden düzenleme yapmıştır.

İşverenin Sorumlulukları

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi, işverenin genel yükümlülüklerini düzenlerken, Kanun’un 5. maddesinde işverenin söz konusu yükümlülükleri yerine getirirken uyması gereken ilkelere yer verilmiştir. Kanun’da açıkça işverenin iş yerini etkileyen ve iş yeri içinden veya dışından gelebilecek tehlikeleri ve bu tehlikeleri riske dönüştüren faktörleri önlemeye elverişli her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Burada bahsedilen işverenin gerekli olan her türlü önlemi alma yükümlülüğünün sınırını belirleyen mevzuat, sektörel uygulamalar ve de işverenin bilgi ve tecrübesi kavramının olduğu söylenemez. Bu nedenle işveren “gerekli olan her türlü önlemi” alma yükümlülüğün sınırını o günün koşullarında mevcut bilim ve teknoloji ve uygulamalar belirler.

İşverenlerin yapması gereken somut yükümlülükler; Risk değerlendirmesi yapmak yahut yaptırmak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlamak, iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturmak, çalışan temsilcisi atamak, kayıt tutmak, sağlık gözetimi yapmak, bilgilendirme yapmak, eğitim vermek, iş yerine çalışmak üzere geçici süreyle gelenlerin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, şeklinde sıralanabilir.

Risk Değerlendirmesi Yapma, Yaptırma Yükümlülüğü

Risk değerlendirmesinde, iş yerinden veya iş yeri dışından kaynaklanan tehlikeler, bu tehlikeleri riske dönüştüren faktörler, söz konusu risklerin gerçekleşme ihtimali, bunun sıklık derecesi ve verebileceği zararlar derecelendirilir. Risk değerlendirmesi sonucuna göre işveren, çalışma yöntemleri, çalışma saatleri, alınacak önlemler, kullanılacak araç, gereç ve ekipman ile kişisel koruyucu donanımları gibi önleyici tedbirleri belirler.

Risk değerlendirmesi, yeni riskler oluştuğunda, teknoloji değişikliğinde, iş yeri ve ekipman değişikliğinde, eşik değerlerin değişmesinde, kısacası iş yerindeki riskleri ve alınması gereken önlemleri etkileyen her durum değişikliğinde yenilenmelidir. Bunun dışında, iş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olayın meydana gelmesi hâlinde de yenilenmelidir. Bu durumlardan biri mevcut olmasa dahi, risk değerlendirmesinin iş yerinin girdiği tehlike sınıfına göre en az iki, dört veya altı yılda bir yenilenmesi zorunludur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerini Sağlama Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun, işverenleri bir kişi dahi istihdam etseler, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini iş yerinde verme, diğer bir anlatımla iş sağlığı ve güvenliği konusunda iş yerini örgütleme yükümlülüğüne tabi kılmaktadır. Ancak çalışan sayısına göre söz konusu hizmetlerin süresi ve kapsamı değişmektedir. Buna göre işverenlerin, iş yerinin girdiği tehlike sınıfına göre 1000, 1500 veya 2000’in altında çalışanın mevcut olması hâlinde, işyeri hekimleri hakkındaki yönetmelik ile iş güvenliği uzmanları hakkındaki yönetmelikte belirtilen ve çalışan başına düşen dakikalar bazında hesaplanan sürelerde anılan kişileri görevlendirmesi yeterlidir. İş yerinin girdiği tehlike sınıfına göre 1000- 1500-2000 çalışanı olan işveren, en az bir tam süreli iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmakla yükümlü olur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu Kurma Yükümlülüğü

İş sağlığı ve güvenliği kurulu; işveren veya vekili, iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi, insan kaynakları, personel, sosyal işler veya idari ve mali işleri yürütmekle görevli bir kişi, çalışan temsilcisi veya baş temsilci, bulunması halinde usta, ustabaşı veya formen, bulunması hâlinde sivil savunma uzmanından oluşur. İş sağlığı ve güvenliği kurulu, işyerinin girdiği tehlike sınıfına göre ayda bir, iki ayda bir veya üç ayda bir toplanır.

Çalışan Temsilcisi Görevlendirme Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 20. maddesinde çalışan temsilcisi görevlendirme yükümlülüğü düzenlenmiştir. İş yerinde yetkili sendika varsa, işyeri sendika temsilcileri aynı zamanda çalışan temsilcisi olarak görev yapar. İş yerinde yetkili sendika mevcut değilse, çalışan temsilcisi seçimle belirlenir.

Kayıt Tutma Yükümlülüğü

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca işveren iş yerinde meydana gelen iş kazası ve meslek hastalıklarını, ramak kala olayları ve sadece mala zarar veren olayları kayıt altına almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük işverenin kendi iş yerindeki durumu analiz etme imkânı sağlaması nedeniyle önem arz eder.

Sağlık Gözetimi Yaptırma Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 15. maddesine göre işveren, çalışanların işe girişinde, iş değişikliğinde, iş yerinin tehlike sınıfına göre bir, üç veya beş yılda bir, iş kazası, meslek hastalığı ya da sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarda çalışanın talebi üzerine sağlık gözetimi yaptırmakla yükümlüdür. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışanların ayrıca yapacakları işe uygun olduklarının da sağlık raporuyla tespit edilmesi zorunludur.

Bilgilendirme Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 16. maddesinde işverenlerin, iş yerindeki riskler, alınması gereken önlemler, hak ve yükümlülükler, destek elemanları hakkında çalışanları ve iş yerine çalışmak üzere gelenlerin işverenlerini bilgilendirme yükümlülüğü olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda işveren, kendi iş yerine çalışmak üzere gelen kişilere bilgilendir me yapılmasını sağlamakla yükümlüdür.

İş Sağlığı ve Güvenliyi Eğitimi Verme Yükümlülüğü

6331 sayılı Kanun’un 17. maddesinde ve Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri Hakkındaki Yönetmelikte işverenin iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Anılan yönetmeliğin Ek-1 listesinde yer alan olağan eğitim konuları iş yerinin tehlike sınıfına göre en az 8, 12 veya 16 saat olmak üzere verilmelidir.

Çalışanların Sorumlukları

Çalışanlar; kendilerine verilen iş sağlığı ve güvenliği talimatlarına uymakla, kendilerine verilen araç, gereç ve ekipmanı, kişisel koruyucu donanımları kurallarına uygun kullanmakla, iş sağlığı ve güvenliği kurulu kararlarına uymakla, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katılmakla, iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve işverenle iş birliği içinde olmakla yükümlüdürler.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa Göre Çalışanların Sorumlulukları

Çalışanların diğer çalışanlara karşı sorumlulukları vardır; Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Çalışanların Sorumlulukları

Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına sadakatle bağlı kalmak ve T.C. yasalarına sadakatle uygulamak zorundadırlar. Devlet memurları siyasi partilere üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti veya kişinin yararını ve zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar, görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapamazlar. Devlet memurları resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar. Devlet memurlarından yurt dışında görevli bulunanlar devlet itibarını veya görev haysiyetini zedeleyici fiil ve davranışlarda bulunamazlar. Devlet memuru amirinin verdiği emirleri yerine getirmekle görevlidir. Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirilmesinde amirlerine karşı sorumludurlar. Devlet memuru amirinde aldığı görevi Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırı görürse yerine getirmez; Emri verene bildirir. Amir ısrar eder yazılı olarak verirse, memur bu emri yapmaya mecburdur. Konusu Suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez.

Çalışanların Önleyici Nitelik Taşıyan Hakları

Çalışanların önleyici nitelik taşıyan hakları konusu müstakil olarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu Kanun’la işverenlere yüklenen tüm yükümlülükler, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği hakkının sağlanması amacıyla getirilmiştir. Bu nedenle anılan Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde düzenlenen tüm yükümlülükler, aynı zamanda çalışanların haklarıdır.

Çalışanların Hakları

Katılım Hakkı: 6331 sayıl İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 18. maddesinde çalışanlara ve çalışan temsilcilerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri konularında her türlü görüşü bildirme, teklif verme hakkı tanınmıştır. Buna göre çalışan veya çalışan temsilcisi; teklif getirme, görüş bildirme, görüşmelerde yer alma, yeni teknoloji uygulanması, iş ekipmanı seçimi ve çalışma şartlarının iş sağlığı ve güvenliğine etkileri konusunda görüş bildirme hakkına sahiptir. Çalışanların katılım hakkını başka yollarla da kullanması mümkündür. Nitekim çalışanlar risk değerlendirmesi çalışmaları sırasında görüş bildirme hakkına sahiptir. Bunun gibi, iş sağlığı ve güvenliği kurullarında yer alan çalışan temsilcileri ve destek elemanları vasıtasıyla kurulun kendi talepleri doğrultusunda karar almasını sağlayabilirler.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kuruluna veya İşverene Başvuru Hakkı: 6331 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1. fıkrasında, ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kuruluna başvuru hakkı düzenlenmiştir. Kanun’un 22. maddesi, kanımızca isabetsiz şekilde, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının sadece 50 ve daha fazla çalışanı olan ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde kurulmasını öngördüğünden, bu nitelikleri taşımayan işyerlerinde çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna değil, işverene başvurma hakkına sahiptir.

Çalışmaktan Kaçınma Hakkı: 6331 sayıl İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesine göre çalışanlar; işyerinde ciddi ve yakın tehlikenin mevcudiyetine rağmen işveren tarafından önlem alınmaması hâlinde bu durumun iş sağlığı ve güvenliği kuruluna veya kurulun bulunmadığı yerlerde işveren veya vekiline başvurarak tespit edilmesini talep edebilir ve bu yöndeki tespit üzerine gerekli önlemler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilirler. Çalışmaktan kaçınanların ücreti ve tüm ücret ekleri ödenmeli, sigorta primleri bildirilmelidir. Bu dönemde çalışmaktan kaçınan kişi fiilen çalışmış sayılır.

Çalışılan Tehlikeli Bölgeyi Terk Etme Hakkı: Çalışanlar ciddi, yakın tehlikenin önlenemez olduğu yönünde kanaat oluşturulursa, iş sağlığı ve güvenliği kurulu ve işverene başvuru yapmak zorunda kalmaksızın doğrudan çalıştıkları bölgeyi terk edebilirler. Bu hâlde ücret ve ücret ekleri tam olarak, sanki fiilen çalışıyorlarmış gibi ödenmelidir; bu dönemde herhangi bir hak kaybı söz konusu olamaz.

İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Derhâl Fesih Hakkı: İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması halinde sözleşmeyi fesih hakkı sadece iş sözleşmesiyle çalışanlara tanınmış bir haktır. Her işçi, kendi mevzuatına uygun olan hükme dayanarak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle derhâl feshedebilir. Bu durumda fesih, haklı nedene dayandığı için işçinin kıdem tazminatı hakkı da doğar. Burada önemli olan, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını işçinin ispat edecek olmasıdır.

İdari Makamlara Şikayet ve İhbar Hakkı: Çalışanlar iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili her türlü eksiklik ve hatayı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirme, şikayet veya ihbar etme hakkına sahiptir. Bu durumda şikâyet veya ihbar eden yahut tanıklık yapan kişinin kimliği gizli tutulmalıdır. Buna rağmen çalışanın kimliğinin belirlenmesi üzerine işveren tarafından ayrımcılık yasağının ihlal edilmesi halinde işçiler İş Kanunu’nun 5. maddesine dayanarak ayrımcılık tazminatı talep edebilirler. Bu durumda işverene ayrıca idari para cezası uygulanır ve eğer iş sözleşmesi bu nedenle feshedilirse bu fesih kötü niyetli veya geçersiz fesih olarak nitelendirilir.

İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanının İş Güvencesi Hakkı: 6331 sayılı Kanun, 8. maddesindeki “İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları; görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirir; bildirilen hususlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, bu hususu Bakanlığın yetkili birimine bildirir” hükmüyle iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına, yaşamsal tehlike arz eden hususlarda işverenin ikaz edilmesine rağmen gerekli önlemleri almamaya devam etmesi halinde bu durumu Bakanlığa ihbar etme görev ve yetkisini vermiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda Çalışanlara Sağlanan Haklar

Devlet memurları, bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayımlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tespit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler. Kanunlarda yazılı hâller dışında devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz. Devlet memurlarının, özel kanununda yazılı belirli şartlar içinde, emeklilik hakları vardır. Devlet memurları, bu kanunda belirtilen esaslara göre memurluktan çekilebilirler. Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler. Ayrıca, devlet memurları aşağıdaki haklara sahiptirler;

Müracaat, Şikâyet ve Dava Açma: Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahiptirler.

Sendika Kurma: Devlet memurları, Anayasa’da ve özel kanunda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler.

Kovuşturma ve Yargılama: Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir.

İsnat ve İftiralara Karşı Koruma: Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikâyetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.

Memurun Başka Sınıfta ve Derecesinin Altında Bir Görevde Çalıştırılamayacağı: Hiçbir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz. Hiçbir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz. Adaylık devresi içinde eğitimde başarılı olan adaylar disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile onay tarihinden geçerli olmak üzere asli memurluğa atanırlar. Asli memurluğa geçme tarihi adaylık süresinin sonunu geçemez. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.

Savunma Hakkı: Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.