Genel Biyoloji 1 Dersi 3. Ünite Özet

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Genel Biyoloji 1 Dersi 3. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Canlıların Sınıflandırılması

Canlıları Neden Sınıflandırır ve İsimlendiririz?

İnsan, diğer tüm varlıklar gibi çevresindeki canlı cansız tüm varlıklar ile ilişki içerisindedir. Bu ilişkiler düzeni ilk çağlardan bu yana ilerleyen şekilde barınma, beslenme, sağlık ve ekonomi gibi birçok yaşam ihtiyacında karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten bugüne insan çevresinde olan tüm canlı cansız varlıkları çeşitli ihtiyaçları doğrultusunda incelemiş ve sonucunda beslenme ihtiyacına yönelik zehirli-zehirsiz, lezzetli lezzetsiz gibi ayrımlar yapmış ve çevresinde var olan canlı-cansız varlıklardan yaşamını daha kaliteli hale getirmek için yararlanmıştır. Bu ilişkilerin nesilsen nesile aktarılması ihtiyacı ile insanlar çevrelerindeki canlılara isim vermeye başlamıştır. İnsanlar arası iletişim ya da bilimsel çalışma amacı ile olsun canlıların doğru sınıflandırılması ve isimlendirilmesi önemlidir.

Sınıflandırma Bilimi Gelişimi

Taksonomi, Yunanca taxis sıralama ve nomos yasa kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. Amacı, herhangi bir organizmaya ait ya da organizma gruplandırması gözlemler sonucunda ortaya konmuş bilgilerin toplanarak uluslararası, kullanışlı ve pratik bir sistem oluşturmaktır. Bitkilerin sınıflandırılması bilim dalına botanik, hayvanların sınıflandırılması bilim dalına ise zooloji denir. Ortak bir atadan gelen benzerlikler ve farklılıklar ele alınarak canlılar taksonomi çerçevesinde doğru sıralamaya koyulur. Canlıların sınıflandırılmasında daha net çözümler için farklı birçok bilim dalı ile ortak çalışılır. Taksonomik karakter; canlılarda gözlenebilen tutarlı, güvenilir, çevre koşullarına göre değişmeyen ayırt edici özelliklerdir. İlk çalışmalar canlıları insana sağladığı yarar ve görünüşleri olarak sınıflandırıldığı için yapar sistemler olarak adlandırılmıştır. İsveçli bilim adamı Linne taksonomi bilim dalının öncüsü olarak kabul edilir ve bugün kullandığımız canlıları sınıflarken kullandığımız her bir basamak olan kategorileri hiyerarşik bir düzene oturtturmuştur. Takson; belli bir kategori de bulunan canlı türüne denir. Linne’nin sınıflandırma bilimine kazandırdığı en önemli katkısı ikili isimlendirme (Binominal Nomenklatür) sistemi olmuştur. Geçmişten günümüze taksonomi bilim dalında yaşanan gelişmeler ışığında başta sadece insan-hayvan-bitki şeklinde yapılan sınıflandırma, şimdilerde çok daha gelişmiş sınıflama sistemine sahip disiplinlerarası bir bilim dalına dönüşmüştür.

Taksonomik Kategoriler

Taksonlar hiyerarşik biz düzen içinde sıralanır. Türün altında alt tür ve ırk gibi daha küçük birimler yer almaktadır ve temel kategori tür olarak kabul edilir. Farklı fikirler olsa da, tür; yapısal ve işlevsel özellikleri bakımından birbirine benzeyen, aynı dış ve iç çevresel koşullara benzer şekilde tepki gösteren, doğal koşullarda serbest olarak birbiriyle çiftleşip, verimli yavrular meydana getirebilen bireyler topluluğu şeklinde tanımlanır. Tipe bağlı yür (morfospecies)’de esas olan tip formudur ve bu tipin özelliklerini gösteren bireyler aynı türdendir. Bu tanıma göre türü oluşturan bireyler morfolojik olarak bire bir aynıdır ve zaman içinde değişime uğramazlar. Kabul gören biyolojik tür kavramı ise, aralarında gen alışverişi olan ya da bu potansiyele sahip doğal popülasyon gruplarının oluşturduğu birlik anlamına gelir. Popülasyon; belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbiriyle çiftleşip üreyebilen aynı türe ait bireyler topluluğudur. Kriter olarak iki bireyin çiftleşip üreyebilme faktörü esas alınır. Sibling tür adı verilen morfolojik olarak çok benzeyen, ancak üremeyebilme kapasitesi olmayan türlerde morfoloji kavramı kullanılmaz. Alttür, aynı gen havuzuna sahip olan bireyler bir çok lokal (bölgesel) popülasyon oluştururlar ve bu bölgesel popülasyonların bazıları birbirlerinden gözle görülecek şekilde farklıdır. Bu bireylerin oluşturduğu türe alt tür denir. Taksonomik kategoriler,

  • Regnum (Alem)
  • Phylum (şube) veya Divisio (bölüm)
  • Classis (sınıf)
  • Ordo (takım)
  • Familia (aile)
  • Genus (cins)
  • Species (tür)

Bu kategorilerin yanında ara kategorilerde bulunmaktadır. Bunlar üst-, sub ön eki alarak adlandırılırlar.

Canlılardan yararlanmak ve onları incelemek için öncelikle onların isimlendirilmesi gerekmektedir. Farklı dil, bölgede aynı canlıya farklı isimler verilebilir. Bilimsel araştırmalar da ise bu iletişim sorunu latince ve eski yunanca kullanılarak sınıflandırmalar yapılmıştır. Tür adları iki kelimeden oluşmaktadır. Bunlardan birincisi cinstir. Tür isimleri ise epitet olarak adlandırılır. Örneğin pinus nigra (karaçam)’da pinus cinsi tanımlarken nigra siyah anlamında tür epitetini ifade eder. Tür epitetleri cins isimleri ile birlikte ifade edildiklerinde anlamlıdır. Tek başlarına bir anlam ifade etmezler.

Günümüzde sınıflandırma bilimi modern yöntemler ile birlikte akrabalık ilişkilerini de göz önünde bulundurmaktadır. Beş alemli sınıflandırma sisteminde en altta monera adı verilen prokaryotların yer aldığı bir alem yerleştirilmiştir. İkinci alem de ise çok geniş sayıda canlılara yer veren protista bulunur. Bu sistemde diğer alemlerde ise, plantae(bitkiler), fungi (funguslar) ve animalia (hayvanlar) yer alır. Sisteme bakıldığında yukarı çıkıldıkça daha gelişmiş canlı grupları olduğu görülür. 1990’lı yıllarda filogenetik çalışmaların hızlanması ile akrabalık ilişkilerini ribozomal RNA moleküllerinin iyi bir şekilde açıklamada yararlı olabileceği görülmüş ve bütün canlıların üç grupta toplanabiceği görülmüştür. Böylece taksonomik kategorilerin en üstünde domain kategorisi oluşturulmuştur. Monofiletik, tek bir ortak atadan oluşmuş grupları ifade ederken, polifiletik, birden çok otak atadan oluşmuş grupları ifade eder.

Domain Archaea

Bir hücreli, bakterilere benzeyen ancak canlılar için son derece önemli sayılabilecek koşullarda gelişen canlılardır. Bakterilerden biyokimyasal ve genetik olarak farklıdırlar. Çok sıcak su kaynakları ve çok tuzlu sular gibi ortamlarda gelişebilirler. Çok sayıda çalışma ile ilginç yapıları aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Okyanusda planktonik organizmların içinde gelişebildikleri görülmüştür. İki büyük grup içermektedir. Bunlar, Crenarchaeota (çok sıcak ortamlarda gelişen archaealar) ve euryarchaeota (metan üreten ve çok tuzlu ortamlarda yaşayan archaealar).

Domain Bacteria (Bakteriler)

Bakteriler tek hücreli basit formlardan ipliksi, küremsi, dağınık koloni oluşturan farklı morfolojik yapıda canlılardır. Genetik materyal protoplazma içinde zarla sınırlıdır. DNA’ları ise halka şeklindedir. Sadece Cyanobacteria üyeleri fotosentez yapar. Diğerleri besinlerini diğer canlılardan ya da buldukları bileşikleri parçalayarak elde ederler. Çok sayıda bakteri çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan bazıları laboratuarda kültüre edilebilmiş bazıları ise edilememiştir.

Domain Eucaria

Genetik materyalleri bir zarla çevrilmiştir ve çekirdek içeren organizmalardır. Tek hücrelilerden çok gelişmiş organizmaları kaplayan büyük bir domaindir. Ökaryotik, tek hücreli, koloni oluşturan veya çok hücreli, embriyo gelişimi görülmeyen ve genellikle sucul ortamlarda yaşayan canlılar protistler alemi içinde toplanmıştır. Ökaryotların en kalabalık grubudur ve diğer üç grupta sınıflanamayan ilkel grupları içerir. Protistaların akrabalık ilişkilerinde polifelitik olduklarının görülmesi tek bir alem içinde yer alamayacaklarını göstermişitir. Bu nedenle alt gruplar altında incelenmelidir.

Diplomonad ve Parabasalidler; tek hücreli, kloroplastsız, kamçılı simbiyotik veya parazit olarak yaşarlar. İnsanlarda ishal nedeni Giardia bu gruptadır.

Euglenozoa; tek hücrelidir, kamçılarında göz noktası vardır ve bu özellikleri ile diğer flagellatlardan ayrılırlar. İnsan ve omurgalılarda hastalık yapıcı pek çok üye bu gruptadır. En tanınmış üyesi Euglena fotosentez yapabilir ancak karanlıkta kalırsa kloroplastını kaybederek fagositoz ile beslenme yeteneği vardır.

Alveolat’lar; bu grup sitoplazmik zarlarının altında alveol adı verilen bir kese bulundurur ve üç gruba ayrılır. Bunlar; si adı verilen organelleri olan Ciliat’lar, yatay ve dikey iki adet kamçıya sahip olan ve dairesel hareketler ile ye değiştiren, fototrofik özellikler olan dinoflagellat’lar ve son olarak hayvanlarda zorunlu parazit olarak gelişen ve sıtmaya neden olan apicomplexan’lar yer alır.

Stramenopile’ler; besinlerini organik bileşikleri parçalayarak ve güneş enerjisinden sağlarlar, kamçı küçük kıl benzeri çıkıntılar vardır. Amoebozoa; karasal ve sucul ortamlarda gelişebilirler. Beslenmek ve hareket için yalancı ayak (pseudopodyum) kullanan canlılardır. Gymnoamoeba, entamoeba ve cıvık mantarlar ana gruplarıdır. Diğer protistler ve organik materyallerden fagositozla beslenirler.

Regnum: Plantae (Bitkiler Alemi)

Geleneksel sınıflandırma da bütün algler (su yosunları) bu alem içine yerleştirilmektedir. Bitkiler genellikle gameetofit ve sportofit olarak nesillerinin yaşam sürecindeki baskınlıklarına göre sınıflandırılır. En gelişmiş bitki grubu angisopermeler (kapalı tohumlular)’dır.

Divisio: Chlorophyta (yeşil algler); fotosentez yapan, tek hücreli, koloni oluşturan, ipliksi veya elsi tallusa canlılardır. Kloroplastları çok farklı şekillerde olabilir. Tatlı sularda ve denizlerde kayalar üzerine tutunan, serbest yaşayan veya diğer canlılarla simbiotik ilişkiler kuran yeşil alg türleri vardır.

Divisio: Rhodophyta (kırmızı algler); genellikle denizlerde gelişirler, nadiren tatlı sularda gelişim gösterirler. Tek hücreli, ipliksi veya elsi talluslu yapıdadırlar. Hücre çeperlerindeki özel polisakkaritler yapılar nedeni ile ekonomik açıdan önem taşırlar. Divisio:

Bryophyta; karasal bitkilerin en ilkel grubudur. üç sınıfı vardır ve sudan karaya geçiş ile ilgili kök benzeri rizoidler, havalandırma odacıkları veya ilkel stom ve iletim elemanları gibi yapılar gelişmeye başlar.

Antoceratopsida; çok küçük, yeşil, algsi bir yapının üzerinde gelişen boynuz şeklinde yapılar içeren bu canlılar, boynuzsu ciğerotu olarak bilinirler.

Hepaticopsida (ciğerotları); su kaybını engelleyen yapıları çok ilkel olduğu, gölge ortamlarda yaşayabildikleri ve gametofit nesil baskın olduğu için ilkel olarak nitelendirilirler.

Bryopsida (Yapraklı Karayosunları); gametofit nesil baskın olsa da sportofit neslinde gelişmeye başlamış olması ile diğer gruplardan çok daha gelişmiş olarak nitelendirilir. Karasal hayata uyumlu yapıları yeterince gelişmemiştir. Bu nedenle gölge ve nemli ortamlarda yaşarlar.

Eğrelti otları; tohumlu bitkiler arasında yer alırlar ve karasal iklimde önem taşıyan iletim demetleri gelişmeye başlamıştır. Sportofit baskınlığı bu grup ile başlamıştır. Bu grubun üyeleri genellikle otsu türlerle temsil edilir.

Divisio: Spermatophyta (tohumlu Bitkiler); bitkiler aleminin en büyük ve en iyi bilinen bölümüdür. Gametofit dölün en indirgenmiş grubu olması nedeni ile en gelişmiş bitki grubudur. iki alt bölümü vardır. Suddivisio:

Gymnospermae (Açık Tohumlular); büyük bir kısmı sürekli yeşil ve iğne yapraklıdır. Genellikle ağaç, ağaççık, nadiren çalı formundadırlar. Tohum taslakları açıkta olduğu için bu şekilde adlandırılırlar. Subdivisio:

Angiospermae (Kapalı Tohumlular); yeryüzündeki en büyük bitki grubudur. Üremelerinde ki üztün özellikleri ve karasal hayata uyumdaki başarıları nedeni ile yeryüzüne hakim bitki grubudur. kök, gövde ve yaprak gibi vejetatif gruplar çok çeşitlidir. Sportofit nesil baskındır,gametofit nesil birkaç hücreye indirgenmiştir. İki sınıf içinde incelenir. Magnoliopsida sınıfında, odunsu, otsu, sekonder kalınlaşma gösteren, iletim demetleri iyi gelişmiş, genellikle iki kotiledonlu, yaprakları damarsı, çiçek halkaları genellikle beş parçalı olan birkiler yer alır. Liliopsida sınıfında ise, genellikle otsu nadiren odunsu bitkiler yer alır. İletim demetleri kapalı, tek kotiledonlu, yaprakları paralel damarlı, zayıf ayalı ve petiolsüz, çiçek halkaları üç parçalı olan bitkiler yer alır.

Regnum: Fungi (Funguslar)

Küfler, şapkalı matarlar ve mayaların yer aldığı büyük bir organizma grubudur. hif adı verilen uzun tüpler oluşturur, hücre çeperleri kitindir. Evrimsel açıdan hayvanlara daha yakın oldukları düşünülmektedir. Karasal, sucul ve ölü canlı materyaller üzerinde gelişebilirler. Ayrıca diğer canlılar için patojen olan grupları da vardır. Ölü artıkların parçalanıp doğaya döndürülmesini sağlarlar ve aynı zamanda insan hayatında ekonomik öneme sahiptirler. Fungular 5 filumda incelenir.

Filum : Chytridiomycetes; diğer gruplardan farkları zoospor adı verilen kamçılı hücreleri üretmeleridir. Tek hücreli, koloni oluşturan türleri vardır. Serbest yaşayan ve organik materyali parçalayanların yanı sıra insani hayvan ve protistlerde parazit olarak yaşayanları vardır. Filum:

Zygomycetes; çok nukleusludur ve gametlerin birleşmesinden sonra oluşan ve kalın çeperle sarılmış zigot anlamına gelen zigospor üretirler. Özellikle besinlerin bozulmasından sorumludur. Toprak ve çürüyen bitki materyalleri üzerinde gelişirler.

Filum: Glomeromycetes; açık tohumlu bitkilerin çoğu bu grupta yer alır. Kurdukları endomikorizal ilişkiler sayesinde topraktan su ve mineral alımını verimli bir biçimde sürdürürler.

Filum: Ascomycetes; insanlar için yararlı ve zararlı pek çok türü içine alır. Eşeyli üremelerinde askospor, eşeysiz üremelerinde ise konidyum adı verilen yapıları oluştururlar. Bu grup su yosunları ile liken adı verilen farklı bir yaşam biçimi oluşturur.

Filum: Basidiomycetes; yemeklik ya da zehirli mantarlar bu grupta yer alır. Bazidiospor adı verilen sporlar ortak özellikleridir.

Regnum: Animalia , Metazoa (Hayvanlar Alemi)

Subregnum: Parazoa; radyer simetrili ya da simetrisiz çok hücreli canlılardır. Diğer çok hücrelilere göre farkları vücutlarının organ ve dokulardan meydana gelmemesidir. Duyu, sinir ve kas hücreleri de bulunmaz. Bütün hayatsal faaliyetler bağımsız hücreler tarafından meydana getirilir. Aynı zamanda sindirimleri hücre içi sindirim denilen intraselüler sindirim şeklidir.

Filum: Porifera (Süngerler); poros:kanal, oluk, ferein: taşımak anlamındadır. Gevşek bir şekilde biraraya gelen hücrelerin oluşturduğu, asimetrik ya da radyal simetrili organizmalardır. Süngerlerin bütün grubu kapsayacak vücutları yoktur. Birkaç mm ile 1-2 m büyüklüğünde olan vücutları, vazo, kadeh, boru, torba vb. şekillerde olabilir. Süngerler sessil (kendini bir yere tespit ederek yaşayan hayvan) hayvandırlar.

Subregnum: Eumetazoa: gerçek anlamda doku ve organları olan çok hücrelilerdir. Böylelikle vücutları büyür ve vücut kısımları özelleşir. Hücreler dokular halinde, dokularda organlar halinde organize olabilirler.

Divisio: Coelenterata (Radiata, Sölenterler): gelişmenin gastrula evresinde kalmışlardır. Radiel (ışınsal) simetrili ve diploblastiklerdir. Işınsal simetrili: merkezi bir noktadan ya da eksenden geçen her düzlemin vücudu iki eşit parçaya bölmesi, yani bir eksenden birden fazla simetri düzleminin geçmesidir. Vücut çeperleri içte endoderm, dışta ektodermden oluşmuştur. Bu iki yapı arasında ise, mesolga adı verilen tabaka bulunur. Vücut boşlukları gastral boşluktur. Eşeyli ve eşeysiz çoğalabilirler. Eşeysiz üremede koloniler meydana getirirler.

Filum: Cnidaira (Knitliler); knide: ısırgan anlamına gelir. Bu grupta knidosit ya da nematosit adı verilen yakıcı kapsül hücrelerinin bulunması bu adı vermiştir. Knitlerin en ilginç özellikleri aynı tür içinde birbirinden farklı türler görülmesi anlamına gelen dimorfizm göstermeleridir. En sessil yaşayana polip, serbest yüzene de medüz denir.

Filum: Ctenophora (Taraklılar); yakıcı kapsülleri olmayan sölenterlerdir.

Divisio: Coelomata (Bilateria); sölomatlar bilateral simetrili hayvanlardır. Bilateral simetri, yalnız medyan yönden geçen bir düzlem boyunca vücudun iki kısma ayrılmasıdır. Vücudun sağ yarısı sol yarısının aynadakı yansıması gibidir. Sölomatlar triploblastiktir. Çoğunda mezodermle astarlanmış ikinci bir karın boşluğu sölom (coelom) bulunur. Kaslar, bağ dokusu, damarlar, boşaltım organları ve gonadlar mezodermin farklılaşması ile gelişir ve sölom boşluğunda yer alırlar.

Subdivisio: Protostomia; sindirim sistemi ön ve son kısımları ektoderm, orta kısmı endoderm kökenli, ağız ve anüs blastopor kaynaklıdır ve bu gelişim sonucu olarak sinir sistemi sindirim sistemi altında dolaşım sistemi üzerinde yer alır. Sölom boşluğu açısından 3 farklı durum vardır. Acoelomata, pseudocoelomata (Pseudo:yalancı, eu (ö):asıl) ve eucoelomata (Coelomata) olarak ayrılırlar.

Grup I: Acoelomata: sölomu olmayan anlamındadır. Vücut duvarı vile bağırsak arasında kalan boşluk parenşim dokusu ya da bir sıvı ile doludur.

Filum: Plathelminthes (Yassı Solucanlar); yassı, yaprak şeklindeki kurtlardır. Bilateral hayvanların en primitifidir. Anüsleri yoktur.

Filum: Mesozoa (Planuloidea); bazıları bir hücrelilerle hayvanlar alemi arasında geçiş formu olduğunu, bazıları ise çok fazla değişime uğramış yassı kurt olduklarını düşünürler.

Filum: Nemertini (Hortumlu solucanlar); parazit olmayan yassı kurtlar, vücutları ince ve uzundur.

GrupII: Pseudocolomata (Aschelminthes, Nemathelminthes); sölomun embriyonolijik kökeninden farklı bir oluşum meydana gelmiştir. Birinci karın boşluğu ergen hayvanda vücut boşluğu olarak kalırsa pseudocoel adını alır, peritonel zarı yoktur. Filum: Rotatoria (çarklı, tekerlekli, anaforlu hayvanlar); rota: dönme, ferre: taşımak anlamındadır. Çok hücrelilerin en küçükleridir. Vücutları gövde ve ayak kısımlarından meydana gelir. Gövdenin en ucunda sil çelengi taşırlar ve bu sillerin meydana getirdiği anafor ve ayak aracılığı ile hareket ederler.

Filum: Nemotoda (yuvarlak solucanlar); nema: iplik, eidos; şekil demektir. İğya da iplik şeklinde uzun vücutlu yuvarlak kurtlardır. Serbest yaşayan formları birkaç mm iken, parazit olarak yaşayanları küçük boylardan metrelere kadar uzayabilirler. Ön uçları yuvarlak, küt, arka uçları ise, sivri ve çatallıdır. Vücut yüzeyleri yumuşak bir kütiküla ile örtülüdür.

Grup III: Eucoelomata: bundan sonraki tüm hayvan grupları gerçek vücut boşluğuna (sölom) sahiptir. İkinci karın boşluğu mezoderm tarafından meydana getirilir. Bu boşluk periton adı verilen mezodermal bir zarla çevrilidir. İç organlar bu boşluk içinde bir çıkıntı şeklinde meydana gelir. İç organlarda peritonla örtülüdür. Sölom içinde sölom sıvısı bulunur. Sölom boşluğu organların potansiyel olarak gelişmesini sağlar.

Filum:Annelida (Polymera: Halkalısolucanlar); annus: halka, eidos: şekil, biçim demektir. Uzun vücutlu kurtlardır. Ön uçtan arka uca kadar hemen hemen birbirinin aynı olan segmentlerden (homonom) yapılmışlardır. Her segmente metemer, bu özelliğe de metamerizm denir. Vücutları baş, gövde ve kuyruktan oluşur. Başın ventralinde ağız yer alır. Bağırsak, damarlar ve sinirler segmentler boyunca devam ederler.

Filum: Arthropoda (eklembacaklılar); bilinen hayvan türlerinin çoğunu kapsamaktadırlar. Vücutları birçok segmentten meydana gelir. Ancak segmentler aynı yapıda değildir (heteronom). Birbirine benzeyen sementlerin bir araya gelmesi ile baş, toraks ve abdomen gibi vücut kısımları oluşmuştur. Eklemli üyeleri vardır ve birbirine eklemle bağlı bu yapılar kaslarla birlikte kendi başlarına hareket edebilirler. Bir grubunda ayrıca uçmayı sağlayan kanatlarda gelişmiştir.

Filum: Mollusca (yumuşakçalar); hayvanlar aleminin ikinci büyük filumudur. Yumuşak ve segmentsiz hayvanlardır. Vücutları ön uçta baş, karın tarafta ayak, sırtta iç organlar kütlesi olmak üzere üç bölgeden oluşur. Başta ağız ve tentaküler bulunurken, ayak kaslı bir organdır.

Filum: Molluscoidea(oligomera, Tentaculata, lophophprata: çelenk duyargalılar); birbiri ile yakın ilişkili üç protostom sölomat sınıfını kapsar. Besin tutmaya yarayan ve lophopfor (lolofor) adı verilen ortak bir organa sahip oldukları için aynı filumda toplanmışlardır.

Subdivisio: Deutorostomia: sindirim sisteminin tamamı endoderm kökenli, anüs blastopor kaynaklıdır. Mezodermin kaynağı endoderm çıkıntılarıdır ve sölom oluşumu enterosöldür. Bu gelişim ile birlikte sinir sistemi sindirimin üstünde dolaşımın altında yer alır. Filum: echinodermata (Derisidikenliler): lavra dönemlerinde bilateral, ergin devrelerinde ise radyer simetri gösterirler. Hemen hemen hepsi denizde yaşayan hayvan grubudur. ergindeki radyer simetri metomorfoz evresinde ortaya çıkar. Vücutları diken şeklinde çıkıntılar ile kaplıdır.

Filum: Chordata; tüm kordonlularda erken embriyonik dönemlerde sırt tarafında boru şeklinde bir sinir şeridi vardır. Bir ilkel omurga (notolord) mevcuttur. Yutakta solungaç yarıkları bulunur.

Grup I: Acrania (Protochordata=kafatasızlar); kafatası ve beyinleri yoktur.

Subfilum: Hemichordata (yarım kordalılar); notokord kısa ve önde, sinir sistemi epidermis içindedir.

Subfilum: Urochordata (kuyruğu kordalılar) veya Tunicata (Tulumlular) ; notokord ve sinşr şeridi yalnız lavra evresinde vardır. Erginler tunisin maddesinden yapılmış kılıflar içindedir.

Subfilum: Cephalochordata (Başı kordalılar); notokord ve sinir şeridi ağızdan kuyruğa kadar uzanır. Solungaç yarıkları ve notokord daima mevcuttur. Grup II:

Craniata (Vertebra: Omurgalılar): kafatası, omurga ve beyin içindedir.

Subfilum: Agnatha; çeneleri ve çift halde üyeleri yoktur.

Subfilum: Gnathostomata: Çeneleri ve çift halde üyeleri vardır.

Superklassis: Piscez (Balıklar): solungaçları ve yüzgeçleri çift haldedir. Derileri pulludur.

Superklassis: Tetrapoda (Dört ayaklılar): önde ve arkada çift halde üyeleri vardır. Çift halde akciğer bulunur. Derileri keratinlidir. Sürüngenler, kuşlar ve memeliler alt sınıflarını oluşturur. Bununda altında üreme şekillerine göre ayrılmaktadırlar. Bunlar, yumurtlayan memeliler (Prototheria) ve keseliler ve plesantalılar (Theriiformes)’dir.

Canlıları Neden Sınıflandırır ve İsimlendiririz?

İnsan, diğer tüm varlıklar gibi çevresindeki canlı cansız tüm varlıklar ile ilişki içerisindedir. Bu ilişkiler düzeni ilk çağlardan bu yana ilerleyen şekilde barınma, beslenme, sağlık ve ekonomi gibi birçok yaşam ihtiyacında karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten bugüne insan çevresinde olan tüm canlı cansız varlıkları çeşitli ihtiyaçları doğrultusunda incelemiş ve sonucunda beslenme ihtiyacına yönelik zehirli-zehirsiz, lezzetli lezzetsiz gibi ayrımlar yapmış ve çevresinde var olan canlı-cansız varlıklardan yaşamını daha kaliteli hale getirmek için yararlanmıştır. Bu ilişkilerin nesilsen nesile aktarılması ihtiyacı ile insanlar çevrelerindeki canlılara isim vermeye başlamıştır. İnsanlar arası iletişim ya da bilimsel çalışma amacı ile olsun canlıların doğru sınıflandırılması ve isimlendirilmesi önemlidir.

Sınıflandırma Bilimi Gelişimi

Taksonomi, Yunanca taxis sıralama ve nomos yasa kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. Amacı, herhangi bir organizmaya ait ya da organizma gruplandırması gözlemler sonucunda ortaya konmuş bilgilerin toplanarak uluslararası, kullanışlı ve pratik bir sistem oluşturmaktır. Bitkilerin sınıflandırılması bilim dalına botanik, hayvanların sınıflandırılması bilim dalına ise zooloji denir. Ortak bir atadan gelen benzerlikler ve farklılıklar ele alınarak canlılar taksonomi çerçevesinde doğru sıralamaya koyulur. Canlıların sınıflandırılmasında daha net çözümler için farklı birçok bilim dalı ile ortak çalışılır. Taksonomik karakter; canlılarda gözlenebilen tutarlı, güvenilir, çevre koşullarına göre değişmeyen ayırt edici özelliklerdir. İlk çalışmalar canlıları insana sağladığı yarar ve görünüşleri olarak sınıflandırıldığı için yapar sistemler olarak adlandırılmıştır. İsveçli bilim adamı Linne taksonomi bilim dalının öncüsü olarak kabul edilir ve bugün kullandığımız canlıları sınıflarken kullandığımız her bir basamak olan kategorileri hiyerarşik bir düzene oturtturmuştur. Takson; belli bir kategori de bulunan canlı türüne denir. Linne’nin sınıflandırma bilimine kazandırdığı en önemli katkısı ikili isimlendirme (Binominal Nomenklatür) sistemi olmuştur. Geçmişten günümüze taksonomi bilim dalında yaşanan gelişmeler ışığında başta sadece insan-hayvan-bitki şeklinde yapılan sınıflandırma, şimdilerde çok daha gelişmiş sınıflama sistemine sahip disiplinlerarası bir bilim dalına dönüşmüştür.

Taksonomik Kategoriler

Taksonlar hiyerarşik biz düzen içinde sıralanır. Türün altında alt tür ve ırk gibi daha küçük birimler yer almaktadır ve temel kategori tür olarak kabul edilir. Farklı fikirler olsa da, tür; yapısal ve işlevsel özellikleri bakımından birbirine benzeyen, aynı dış ve iç çevresel koşullara benzer şekilde tepki gösteren, doğal koşullarda serbest olarak birbiriyle çiftleşip, verimli yavrular meydana getirebilen bireyler topluluğu şeklinde tanımlanır. Tipe bağlı yür (morfospecies)’de esas olan tip formudur ve bu tipin özelliklerini gösteren bireyler aynı türdendir. Bu tanıma göre türü oluşturan bireyler morfolojik olarak bire bir aynıdır ve zaman içinde değişime uğramazlar. Kabul gören biyolojik tür kavramı ise, aralarında gen alışverişi olan ya da bu potansiyele sahip doğal popülasyon gruplarının oluşturduğu birlik anlamına gelir. Popülasyon; belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbiriyle çiftleşip üreyebilen aynı türe ait bireyler topluluğudur. Kriter olarak iki bireyin çiftleşip üreyebilme faktörü esas alınır. Sibling tür adı verilen morfolojik olarak çok benzeyen, ancak üremeyebilme kapasitesi olmayan türlerde morfoloji kavramı kullanılmaz. Alttür, aynı gen havuzuna sahip olan bireyler bir çok lokal (bölgesel) popülasyon oluştururlar ve bu bölgesel popülasyonların bazıları birbirlerinden gözle görülecek şekilde farklıdır. Bu bireylerin oluşturduğu türe alt tür denir. Taksonomik kategoriler,

  • Regnum (Alem)
  • Phylum (şube) veya Divisio (bölüm)
  • Classis (sınıf)
  • Ordo (takım)
  • Familia (aile)
  • Genus (cins)
  • Species (tür)

Bu kategorilerin yanında ara kategorilerde bulunmaktadır. Bunlar üst-, sub ön eki alarak adlandırılırlar.

Canlılardan yararlanmak ve onları incelemek için öncelikle onların isimlendirilmesi gerekmektedir. Farklı dil, bölgede aynı canlıya farklı isimler verilebilir. Bilimsel araştırmalar da ise bu iletişim sorunu latince ve eski yunanca kullanılarak sınıflandırmalar yapılmıştır. Tür adları iki kelimeden oluşmaktadır. Bunlardan birincisi cinstir. Tür isimleri ise epitet olarak adlandırılır. Örneğin pinus nigra (karaçam)’da pinus cinsi tanımlarken nigra siyah anlamında tür epitetini ifade eder. Tür epitetleri cins isimleri ile birlikte ifade edildiklerinde anlamlıdır. Tek başlarına bir anlam ifade etmezler.

Günümüzde sınıflandırma bilimi modern yöntemler ile birlikte akrabalık ilişkilerini de göz önünde bulundurmaktadır. Beş alemli sınıflandırma sisteminde en altta monera adı verilen prokaryotların yer aldığı bir alem yerleştirilmiştir. İkinci alem de ise çok geniş sayıda canlılara yer veren protista bulunur. Bu sistemde diğer alemlerde ise, plantae(bitkiler), fungi (funguslar) ve animalia (hayvanlar) yer alır. Sisteme bakıldığında yukarı çıkıldıkça daha gelişmiş canlı grupları olduğu görülür. 1990’lı yıllarda filogenetik çalışmaların hızlanması ile akrabalık ilişkilerini ribozomal RNA moleküllerinin iyi bir şekilde açıklamada yararlı olabileceği görülmüş ve bütün canlıların üç grupta toplanabiceği görülmüştür. Böylece taksonomik kategorilerin en üstünde domain kategorisi oluşturulmuştur. Monofiletik, tek bir ortak atadan oluşmuş grupları ifade ederken, polifiletik, birden çok otak atadan oluşmuş grupları ifade eder.

Domain Archaea

Bir hücreli, bakterilere benzeyen ancak canlılar için son derece önemli sayılabilecek koşullarda gelişen canlılardır. Bakterilerden biyokimyasal ve genetik olarak farklıdırlar. Çok sıcak su kaynakları ve çok tuzlu sular gibi ortamlarda gelişebilirler. Çok sayıda çalışma ile ilginç yapıları aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Okyanusda planktonik organizmların içinde gelişebildikleri görülmüştür. İki büyük grup içermektedir. Bunlar, Crenarchaeota (çok sıcak ortamlarda gelişen archaealar) ve euryarchaeota (metan üreten ve çok tuzlu ortamlarda yaşayan archaealar).

Domain Bacteria (Bakteriler)

Bakteriler tek hücreli basit formlardan ipliksi, küremsi, dağınık koloni oluşturan farklı morfolojik yapıda canlılardır. Genetik materyal protoplazma içinde zarla sınırlıdır. DNA’ları ise halka şeklindedir. Sadece Cyanobacteria üyeleri fotosentez yapar. Diğerleri besinlerini diğer canlılardan ya da buldukları bileşikleri parçalayarak elde ederler. Çok sayıda bakteri çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan bazıları laboratuarda kültüre edilebilmiş bazıları ise edilememiştir.

Domain Eucaria

Genetik materyalleri bir zarla çevrilmiştir ve çekirdek içeren organizmalardır. Tek hücrelilerden çok gelişmiş organizmaları kaplayan büyük bir domaindir. Ökaryotik, tek hücreli, koloni oluşturan veya çok hücreli, embriyo gelişimi görülmeyen ve genellikle sucul ortamlarda yaşayan canlılar protistler alemi içinde toplanmıştır. Ökaryotların en kalabalık grubudur ve diğer üç grupta sınıflanamayan ilkel grupları içerir. Protistaların akrabalık ilişkilerinde polifelitik olduklarının görülmesi tek bir alem içinde yer alamayacaklarını göstermişitir. Bu nedenle alt gruplar altında incelenmelidir.

Diplomonad ve Parabasalidler; tek hücreli, kloroplastsız, kamçılı simbiyotik veya parazit olarak yaşarlar. İnsanlarda ishal nedeni Giardia bu gruptadır.

Euglenozoa; tek hücrelidir, kamçılarında göz noktası vardır ve bu özellikleri ile diğer flagellatlardan ayrılırlar. İnsan ve omurgalılarda hastalık yapıcı pek çok üye bu gruptadır. En tanınmış üyesi Euglena fotosentez yapabilir ancak karanlıkta kalırsa kloroplastını kaybederek fagositoz ile beslenme yeteneği vardır.

Alveolat’lar; bu grup sitoplazmik zarlarının altında alveol adı verilen bir kese bulundurur ve üç gruba ayrılır. Bunlar; si adı verilen organelleri olan Ciliat’lar, yatay ve dikey iki adet kamçıya sahip olan ve dairesel hareketler ile ye değiştiren, fototrofik özellikler olan dinoflagellat’lar ve son olarak hayvanlarda zorunlu parazit olarak gelişen ve sıtmaya neden olan apicomplexan’lar yer alır.

Stramenopile’ler; besinlerini organik bileşikleri parçalayarak ve güneş enerjisinden sağlarlar, kamçı küçük kıl benzeri çıkıntılar vardır. Amoebozoa; karasal ve sucul ortamlarda gelişebilirler. Beslenmek ve hareket için yalancı ayak (pseudopodyum) kullanan canlılardır. Gymnoamoeba, entamoeba ve cıvık mantarlar ana gruplarıdır. Diğer protistler ve organik materyallerden fagositozla beslenirler.

Regnum: Plantae (Bitkiler Alemi)

Geleneksel sınıflandırma da bütün algler (su yosunları) bu alem içine yerleştirilmektedir. Bitkiler genellikle gameetofit ve sportofit olarak nesillerinin yaşam sürecindeki baskınlıklarına göre sınıflandırılır. En gelişmiş bitki grubu angisopermeler (kapalı tohumlular)’dır.

Divisio: Chlorophyta (yeşil algler); fotosentez yapan, tek hücreli, koloni oluşturan, ipliksi veya elsi tallusa canlılardır. Kloroplastları çok farklı şekillerde olabilir. Tatlı sularda ve denizlerde kayalar üzerine tutunan, serbest yaşayan veya diğer canlılarla simbiotik ilişkiler kuran yeşil alg türleri vardır.

Divisio: Rhodophyta (kırmızı algler); genellikle denizlerde gelişirler, nadiren tatlı sularda gelişim gösterirler. Tek hücreli, ipliksi veya elsi talluslu yapıdadırlar. Hücre çeperlerindeki özel polisakkaritler yapılar nedeni ile ekonomik açıdan önem taşırlar. Divisio:

Bryophyta; karasal bitkilerin en ilkel grubudur. üç sınıfı vardır ve sudan karaya geçiş ile ilgili kök benzeri rizoidler, havalandırma odacıkları veya ilkel stom ve iletim elemanları gibi yapılar gelişmeye başlar.

Antoceratopsida; çok küçük, yeşil, algsi bir yapının üzerinde gelişen boynuz şeklinde yapılar içeren bu canlılar, boynuzsu ciğerotu olarak bilinirler.

Hepaticopsida (ciğerotları); su kaybını engelleyen yapıları çok ilkel olduğu, gölge ortamlarda yaşayabildikleri ve gametofit nesil baskın olduğu için ilkel olarak nitelendirilirler.

Bryopsida (Yapraklı Karayosunları); gametofit nesil baskın olsa da sportofit neslinde gelişmeye başlamış olması ile diğer gruplardan çok daha gelişmiş olarak nitelendirilir. Karasal hayata uyumlu yapıları yeterince gelişmemiştir. Bu nedenle gölge ve nemli ortamlarda yaşarlar.

Eğrelti otları; tohumlu bitkiler arasında yer alırlar ve karasal iklimde önem taşıyan iletim demetleri gelişmeye başlamıştır. Sportofit baskınlığı bu grup ile başlamıştır. Bu grubun üyeleri genellikle otsu türlerle temsil edilir.

Divisio: Spermatophyta (tohumlu Bitkiler); bitkiler aleminin en büyük ve en iyi bilinen bölümüdür. Gametofit dölün en indirgenmiş grubu olması nedeni ile en gelişmiş bitki grubudur. iki alt bölümü vardır. Suddivisio:

Gymnospermae (Açık Tohumlular); büyük bir kısmı sürekli yeşil ve iğne yapraklıdır. Genellikle ağaç, ağaççık, nadiren çalı formundadırlar. Tohum taslakları açıkta olduğu için bu şekilde adlandırılırlar. Subdivisio:

Angiospermae (Kapalı Tohumlular); yeryüzündeki en büyük bitki grubudur. Üremelerinde ki üztün özellikleri ve karasal hayata uyumdaki başarıları nedeni ile yeryüzüne hakim bitki grubudur. kök, gövde ve yaprak gibi vejetatif gruplar çok çeşitlidir. Sportofit nesil baskındır,gametofit nesil birkaç hücreye indirgenmiştir. İki sınıf içinde incelenir. Magnoliopsida sınıfında, odunsu, otsu, sekonder kalınlaşma gösteren, iletim demetleri iyi gelişmiş, genellikle iki kotiledonlu, yaprakları damarsı, çiçek halkaları genellikle beş parçalı olan birkiler yer alır. Liliopsida sınıfında ise, genellikle otsu nadiren odunsu bitkiler yer alır. İletim demetleri kapalı, tek kotiledonlu, yaprakları paralel damarlı, zayıf ayalı ve petiolsüz, çiçek halkaları üç parçalı olan bitkiler yer alır.

Regnum: Fungi (Funguslar)

Küfler, şapkalı matarlar ve mayaların yer aldığı büyük bir organizma grubudur. hif adı verilen uzun tüpler oluşturur, hücre çeperleri kitindir. Evrimsel açıdan hayvanlara daha yakın oldukları düşünülmektedir. Karasal, sucul ve ölü canlı materyaller üzerinde gelişebilirler. Ayrıca diğer canlılar için patojen olan grupları da vardır. Ölü artıkların parçalanıp doğaya döndürülmesini sağlarlar ve aynı zamanda insan hayatında ekonomik öneme sahiptirler. Fungular 5 filumda incelenir.

Filum : Chytridiomycetes; diğer gruplardan farkları zoospor adı verilen kamçılı hücreleri üretmeleridir. Tek hücreli, koloni oluşturan türleri vardır. Serbest yaşayan ve organik materyali parçalayanların yanı sıra insani hayvan ve protistlerde parazit olarak yaşayanları vardır. Filum:

Zygomycetes; çok nukleusludur ve gametlerin birleşmesinden sonra oluşan ve kalın çeperle sarılmış zigot anlamına gelen zigospor üretirler. Özellikle besinlerin bozulmasından sorumludur. Toprak ve çürüyen bitki materyalleri üzerinde gelişirler.

Filum: Glomeromycetes; açık tohumlu bitkilerin çoğu bu grupta yer alır. Kurdukları endomikorizal ilişkiler sayesinde topraktan su ve mineral alımını verimli bir biçimde sürdürürler.

Filum: Ascomycetes; insanlar için yararlı ve zararlı pek çok türü içine alır. Eşeyli üremelerinde askospor, eşeysiz üremelerinde ise konidyum adı verilen yapıları oluştururlar. Bu grup su yosunları ile liken adı verilen farklı bir yaşam biçimi oluşturur.

Filum: Basidiomycetes; yemeklik ya da zehirli mantarlar bu grupta yer alır. Bazidiospor adı verilen sporlar ortak özellikleridir.

Regnum: Animalia , Metazoa (Hayvanlar Alemi)

Subregnum: Parazoa; radyer simetrili ya da simetrisiz çok hücreli canlılardır. Diğer çok hücrelilere göre farkları vücutlarının organ ve dokulardan meydana gelmemesidir. Duyu, sinir ve kas hücreleri de bulunmaz. Bütün hayatsal faaliyetler bağımsız hücreler tarafından meydana getirilir. Aynı zamanda sindirimleri hücre içi sindirim denilen intraselüler sindirim şeklidir.

Filum: Porifera (Süngerler); poros:kanal, oluk, ferein: taşımak anlamındadır. Gevşek bir şekilde biraraya gelen hücrelerin oluşturduğu, asimetrik ya da radyal simetrili organizmalardır. Süngerlerin bütün grubu kapsayacak vücutları yoktur. Birkaç mm ile 1-2 m büyüklüğünde olan vücutları, vazo, kadeh, boru, torba vb. şekillerde olabilir. Süngerler sessil (kendini bir yere tespit ederek yaşayan hayvan) hayvandırlar.

Subregnum: Eumetazoa: gerçek anlamda doku ve organları olan çok hücrelilerdir. Böylelikle vücutları büyür ve vücut kısımları özelleşir. Hücreler dokular halinde, dokularda organlar halinde organize olabilirler.

Divisio: Coelenterata (Radiata, Sölenterler): gelişmenin gastrula evresinde kalmışlardır. Radiel (ışınsal) simetrili ve diploblastiklerdir. Işınsal simetrili: merkezi bir noktadan ya da eksenden geçen her düzlemin vücudu iki eşit parçaya bölmesi, yani bir eksenden birden fazla simetri düzleminin geçmesidir. Vücut çeperleri içte endoderm, dışta ektodermden oluşmuştur. Bu iki yapı arasında ise, mesolga adı verilen tabaka bulunur. Vücut boşlukları gastral boşluktur. Eşeyli ve eşeysiz çoğalabilirler. Eşeysiz üremede koloniler meydana getirirler.

Filum: Cnidaira (Knitliler); knide: ısırgan anlamına gelir. Bu grupta knidosit ya da nematosit adı verilen yakıcı kapsül hücrelerinin bulunması bu adı vermiştir. Knitlerin en ilginç özellikleri aynı tür içinde birbirinden farklı türler görülmesi anlamına gelen dimorfizm göstermeleridir. En sessil yaşayana polip, serbest yüzene de medüz denir.

Filum: Ctenophora (Taraklılar); yakıcı kapsülleri olmayan sölenterlerdir.

Divisio: Coelomata (Bilateria); sölomatlar bilateral simetrili hayvanlardır. Bilateral simetri, yalnız medyan yönden geçen bir düzlem boyunca vücudun iki kısma ayrılmasıdır. Vücudun sağ yarısı sol yarısının aynadakı yansıması gibidir. Sölomatlar triploblastiktir. Çoğunda mezodermle astarlanmış ikinci bir karın boşluğu sölom (coelom) bulunur. Kaslar, bağ dokusu, damarlar, boşaltım organları ve gonadlar mezodermin farklılaşması ile gelişir ve sölom boşluğunda yer alırlar.

Subdivisio: Protostomia; sindirim sistemi ön ve son kısımları ektoderm, orta kısmı endoderm kökenli, ağız ve anüs blastopor kaynaklıdır ve bu gelişim sonucu olarak sinir sistemi sindirim sistemi altında dolaşım sistemi üzerinde yer alır. Sölom boşluğu açısından 3 farklı durum vardır. Acoelomata, pseudocoelomata (Pseudo:yalancı, eu (ö):asıl) ve eucoelomata (Coelomata) olarak ayrılırlar.

Grup I: Acoelomata: sölomu olmayan anlamındadır. Vücut duvarı vile bağırsak arasında kalan boşluk parenşim dokusu ya da bir sıvı ile doludur.

Filum: Plathelminthes (Yassı Solucanlar); yassı, yaprak şeklindeki kurtlardır. Bilateral hayvanların en primitifidir. Anüsleri yoktur.

Filum: Mesozoa (Planuloidea); bazıları bir hücrelilerle hayvanlar alemi arasında geçiş formu olduğunu, bazıları ise çok fazla değişime uğramış yassı kurt olduklarını düşünürler.

Filum: Nemertini (Hortumlu solucanlar); parazit olmayan yassı kurtlar, vücutları ince ve uzundur.

GrupII: Pseudocolomata (Aschelminthes, Nemathelminthes); sölomun embriyonolijik kökeninden farklı bir oluşum meydana gelmiştir. Birinci karın boşluğu ergen hayvanda vücut boşluğu olarak kalırsa pseudocoel adını alır, peritonel zarı yoktur. Filum: Rotatoria (çarklı, tekerlekli, anaforlu hayvanlar); rota: dönme, ferre: taşımak anlamındadır. Çok hücrelilerin en küçükleridir. Vücutları gövde ve ayak kısımlarından meydana gelir. Gövdenin en ucunda sil çelengi taşırlar ve bu sillerin meydana getirdiği anafor ve ayak aracılığı ile hareket ederler.

Filum: Nemotoda (yuvarlak solucanlar); nema: iplik, eidos; şekil demektir. İğya da iplik şeklinde uzun vücutlu yuvarlak kurtlardır. Serbest yaşayan formları birkaç mm iken, parazit olarak yaşayanları küçük boylardan metrelere kadar uzayabilirler. Ön uçları yuvarlak, küt, arka uçları ise, sivri ve çatallıdır. Vücut yüzeyleri yumuşak bir kütiküla ile örtülüdür.

Grup III: Eucoelomata: bundan sonraki tüm hayvan grupları gerçek vücut boşluğuna (sölom) sahiptir. İkinci karın boşluğu mezoderm tarafından meydana getirilir. Bu boşluk periton adı verilen mezodermal bir zarla çevrilidir. İç organlar bu boşluk içinde bir çıkıntı şeklinde meydana gelir. İç organlarda peritonla örtülüdür. Sölom içinde sölom sıvısı bulunur. Sölom boşluğu organların potansiyel olarak gelişmesini sağlar.

Filum:Annelida (Polymera: Halkalısolucanlar); annus: halka, eidos: şekil, biçim demektir. Uzun vücutlu kurtlardır. Ön uçtan arka uca kadar hemen hemen birbirinin aynı olan segmentlerden (homonom) yapılmışlardır. Her segmente metemer, bu özelliğe de metamerizm denir. Vücutları baş, gövde ve kuyruktan oluşur. Başın ventralinde ağız yer alır. Bağırsak, damarlar ve sinirler segmentler boyunca devam ederler.

Filum: Arthropoda (eklembacaklılar); bilinen hayvan türlerinin çoğunu kapsamaktadırlar. Vücutları birçok segmentten meydana gelir. Ancak segmentler aynı yapıda değildir (heteronom). Birbirine benzeyen sementlerin bir araya gelmesi ile baş, toraks ve abdomen gibi vücut kısımları oluşmuştur. Eklemli üyeleri vardır ve birbirine eklemle bağlı bu yapılar kaslarla birlikte kendi başlarına hareket edebilirler. Bir grubunda ayrıca uçmayı sağlayan kanatlarda gelişmiştir.

Filum: Mollusca (yumuşakçalar); hayvanlar aleminin ikinci büyük filumudur. Yumuşak ve segmentsiz hayvanlardır. Vücutları ön uçta baş, karın tarafta ayak, sırtta iç organlar kütlesi olmak üzere üç bölgeden oluşur. Başta ağız ve tentaküler bulunurken, ayak kaslı bir organdır.

Filum: Molluscoidea(oligomera, Tentaculata, lophophprata: çelenk duyargalılar); birbiri ile yakın ilişkili üç protostom sölomat sınıfını kapsar. Besin tutmaya yarayan ve lophopfor (lolofor) adı verilen ortak bir organa sahip oldukları için aynı filumda toplanmışlardır.

Subdivisio: Deutorostomia: sindirim sisteminin tamamı endoderm kökenli, anüs blastopor kaynaklıdır. Mezodermin kaynağı endoderm çıkıntılarıdır ve sölom oluşumu enterosöldür. Bu gelişim ile birlikte sinir sistemi sindirimin üstünde dolaşımın altında yer alır. Filum: echinodermata (Derisidikenliler): lavra dönemlerinde bilateral, ergin devrelerinde ise radyer simetri gösterirler. Hemen hemen hepsi denizde yaşayan hayvan grubudur. ergindeki radyer simetri metomorfoz evresinde ortaya çıkar. Vücutları diken şeklinde çıkıntılar ile kaplıdır.

Filum: Chordata; tüm kordonlularda erken embriyonik dönemlerde sırt tarafında boru şeklinde bir sinir şeridi vardır. Bir ilkel omurga (notolord) mevcuttur. Yutakta solungaç yarıkları bulunur.

Grup I: Acrania (Protochordata=kafatasızlar); kafatası ve beyinleri yoktur.

Subfilum: Hemichordata (yarım kordalılar); notokord kısa ve önde, sinir sistemi epidermis içindedir.

Subfilum: Urochordata (kuyruğu kordalılar) veya Tunicata (Tulumlular) ; notokord ve sinşr şeridi yalnız lavra evresinde vardır. Erginler tunisin maddesinden yapılmış kılıflar içindedir.

Subfilum: Cephalochordata (Başı kordalılar); notokord ve sinir şeridi ağızdan kuyruğa kadar uzanır. Solungaç yarıkları ve notokord daima mevcuttur. Grup II:

Craniata (Vertebra: Omurgalılar): kafatası, omurga ve beyin içindedir.

Subfilum: Agnatha; çeneleri ve çift halde üyeleri yoktur.

Subfilum: Gnathostomata: Çeneleri ve çift halde üyeleri vardır.

Superklassis: Piscez (Balıklar): solungaçları ve yüzgeçleri çift haldedir. Derileri pulludur.

Superklassis: Tetrapoda (Dört ayaklılar): önde ve arkada çift halde üyeleri vardır. Çift halde akciğer bulunur. Derileri keratinlidir. Sürüngenler, kuşlar ve memeliler alt sınıflarını oluşturur. Bununda altında üreme şekillerine göre ayrılmaktadırlar. Bunlar, yumurtlayan memeliler (Prototheria) ve keseliler ve plesantalılar (Theriiformes)’dir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!