Epistemoloji Dersi 7. Ünite Sorularla Öğrenelim

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Epistemoloji Dersi 7. Ünite Sorularla Öğrenelim için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Algının Epistemolojisi

1. Soru

Hume’a göre idea’lar veya görüngülerin nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz için ne olması gereklidir?

Cevap

Bunu yapabilmek, zihinsel olarak bize verilerin dışına çıkıp gerçekliğe bakabilmeyi gerektirir.


2. Soru

Searl’e göre bir insanın bir nesneyi veya bir olguyu algılaması esas olarak nasıl bir etkinliktir?

Cevap

Problem çözme etkinliğidir.


3. Soru

Bilişsel bilimcilere göre algısal mekanizmalarımız sürekli olarak ne yapmaya çalışırlar?

Cevap

Algı verilerinin ne anlama geldiğini çözmeye ve nesneleri tanımlamaya çalışırlar.


4. Soru

John Locke ve Bertrand Russell algı konusunda hangi görüşü savunanlardandır?

Cevap

Temsilcilik görüşü


5. Soru

Görüntülerin bedenimizdeki ilk oluşum durakları iki boyutlu retinalar ise, biz nasıl oluyor da üç boyutu olan görsel algılara sahip olabiliyoruz sorusunun bilimsel cevabı nedir?

Cevap

İki boyutlu retinalara düşen ışıktan veya görüntüden üç boyut algısının nasıl oluştuğuna ilişkin bir ipucu: iki gözümüzü bir noktaya sabitleyip baktığımızda, retinalarda oluşan görüntüler birbirinin tam olarak aynısı değildir. İki göz arasındaki konum farkından dolayı, retinalardaki her bir görüntü diğerine göre “hafif yana kaymış” gibi durur. Ve bu fark hemen önümüzde duran nesnelere odaklanınca daha fazla, uzaklardaki nesnelere odaklanırken daha azdır. İki retinadaki görüntüyü karşılaştıran beynimiz, görüntülerin birbirinden farkının çok olmasını, “nesne yakında duruyor” olarak kaydeder. Bu, beynimizin derinlik algısını oluştururken kullandığı mekanizmalardan yalnızca biridir. Herkes tarafından bilinen bir diğer unsur “perspektiften gelen ipuçları”dır.


6. Soru

Görüngü nedir?

Cevap

Bizim deneyimlediğimiz dünyaya ait olan olgulara verilen genel addır. Daha geniş anlamıyla, metafizikteki “gerçekliğin kendisi” kavramından farklı olarak bizim gibi sonlu varlıklara “görünen” dünyanın betimlemesidir.


7. Soru

Görüngünün batı dillerince uyarlanmış Türkçesi nedir?

Cevap

Fenomen


8. Soru

Searl’e göre “algı” kavramı ne içermektedir?

Cevap

Başarı


9. Soru

J. Gibson gibi deneysel psikologlar, algısal süreçlerin hangi yönde işlediğini savunmuşlardır?

Cevap

Yukarıdan aşağıya, yani genelden tikele veya varsayımdan olguya.


10. Soru

Searl gibi düşünenler neden yer merkezli teoriden vazgeçmişlerdir?

Cevap

Güneş merkezli teori güneş ve ay tutulmaları, uzaklık açısı vb. gibi hususlarda daha iyi tahminlerde bulunduğu için


11. Soru

Aynı resim hem ördek olarak algılanması hem de tavşan olarak algılanması zihinsel süreçlerimiz hakkında nasıl bir çıkarsama yapmamızı sağlar?

Cevap

Zihnin böylesi durumlarda belli karışıklıklar ve zorluklar yaşaması, insan beyninin algılama süreçlerinde – biz bilincinde olmasak da– oldukça karmaşık işlemler gerçekleştirmekte olduğunu ve beynin dünyaya ilişkin sahip olunan varsayımlar ışığında anlamlandırma ve tanımlama çabasına girdiği zamanlarda bazen sorunlarla karşılaştığını açıkça sergilemektedir.


12. Soru

Hume ve Locke idea’ların kaynağı konusunda nasıl bir farklı yaklaşım sergilemişlerdir?

Cevap

Locke’a göre nesneler ve onların birincil nitelikleri zihinden bağımsız olarak var olmalıdır. Hume’a göre ise idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir.


13. Soru

Müller-Lyer yanılsaması neyi göstermektedir?

Cevap

Bu durum, algının kendine özgü bir çeşit iç mantığı olduğunu ve bizim bazen düşünsel yollarla onun işleyişine etki edemeyeceğimizi göstermektedir.


14. Soru

. Searl’e göre hangi varsayımı kabul etmediğimiz sürece güneşin mi dünya etrafında döndüğünü yoksa dünyanın mı güneş etrafında döndüğü konusundaki tartışmada söz konusu olan şeyin ne olduğunu anlayamayız?

Cevap

Dünya ve güneş gibi zihinden bağımsız nesneler olduğunu kabul etmediğimiz sürece


15. Soru

Searl’ün iddiasına göre, insanın algısal yapısı ne ile benzerlik göstermektedir?

Cevap

Deneyimsel inancın yapısıyla benzerlikler göstermektedir.


16. Soru

Kavramsal görelilik argümanı nedir?

Cevap

Kavramlarımızın tamamı insan varlıkları olarak bizim tarafımızdan oluşturulurlar. Gerçekliği betimlemek için sahip olduğumuz kavramlar hakkında kaçınılmaz hiçbir şey yoktur.


17. Soru

Thomas Khun’a göre bilim nasıl ilerler?

Cevap

Bilim, bilginin istikrarlı bir biçimde sürekli birikimiyle ilerlemez; daha ziyade bir dizi devrimle ilerler.


18. Soru

Doğrudan gerçekçiler zihinsel temsil hakkında ne düşünmektedirler?

Cevap

Doğrudan gerçekçi felsefeciler zihinsel temsilin ve zihinsel içeriklerin abartılmaması gerektiğine inanırlar.


19. Soru

Gerçekçiler için dikkat edilmesi gereken şey nedir?

Cevap

Algının nesnesidir. Gerçekçi epistemolojiye göre biz nesneleri algılarız, zihinsel hallerimizi değil.


20. Soru

Doğrudan gerçekçilere göre, temsilci ve görüngücü felsefeciler ne ile neyi birbirine karıştırmaktadırlar?

Cevap

Deneyimin nesnesiyle, deneyimin sürecini


21. Soru

Hume ile Kant’ın pistemolojik açıdan buluştuğu ortak nokta nedir?

Cevap

Bilgi söz konusu olduğunda bizim oldukça sınırlanmış varlıklar olduğumuz gerçeğini etkin bir şekilde gözler önüne sermeleridir.


22. Soru

Deneysel psikolojinin bilişsel kanadında yer alan kuramcılara göre algı ne olarak anlaşılmalıdır?

Cevap

Duyulardan gelen verilerin zihinsel yapımız tarafından seçilmesi, organize edilmesi ve yorumlanması olarak anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle; görsel, işitsel ve diğer algılar, duyulardan farklı olarak, beynin etken işlevlerini gerekli kılar.


23. Soru

İnsanların derinlik algısına sahip olduğu, yani görsel alanlarının üç boyutlu olduğu hususundaki şaşırtıcı yön nedir?

Cevap

Görsel algı, bildiğimiz kadarıyla, gözlerimize ışığın girmesiyle başlamakta ve gözbebeklerimizden süzülen ışığın gözün iç tarafında bulunan ve her biri iki boyutlu dokusal bir yapı olan iki adet retinaya çarpmalarıyla devam etmektedir. Ardından da beynimiz, bir şekilde, üç boyutlu görüntüler oluşturmaktadır. Eğer, fizyolojik açıdan, görüntülerin bedenimizdeki ilk oluşum durakları iki boyutlu retinalar ise, biz nasıl oluyor da üç boyutu (yani derinliği) olan görsel algılara sahip olabiliyoruz?


24. Soru

Usçular algı konusunda deneyimcilerin hangi görüşünü reddeder?

Cevap

Deneyimciler algı parçalarının ve algılama süreçlerinin kendilerinin bilginin tümünün oluşumunun açıklanmasında yeterli olabileceğini savlarken, usçular bu görüşü açıkça reddederler.


25. Soru

Şüpheci görüşteki felsefecilerin algı konusunda üzerinde pek düşünülmeyen hangi nokta oldukça önem arz etmektedir?

Cevap

Algılardan gelen bilginin en güvenilir bilgi olduğu yönündeki inancımızın tartışmaya açılması


26. Soru

Deneyimci ve usçu düşünürler algı ile ilgili olarak hangi noktada uzlaşma içerisindedirler?

Cevap

Algıların bilgisel bir önem taşıdığı konusunda bir uzlaşı içerisindedirler.


27. Soru

Deneyimci ve usçu düşünürlerin algı ile ilgili olarak ayrıldıkları nokta nedir?

Cevap

Algısal bilginin bilgisel dünyamız içinde ne büyüklükte bir yer kapladığı ve epistemolojik işlevinin tam olarak ne olduğudur.


28. Soru

Dünya bilgimizin en büyük kaynağı olarak kabul edilen şey nedir?

Cevap

Algı


29. Soru

Baktığımız bir nesneyi göremiyor olmamızın biyolojik kaynaklı sebebi nedir?

Cevap

Kör nokta


30. Soru

Kör nokta nedir?

Cevap

Gözlerimizin anatomisini incelediğimizde ön kısmının bir kamera lensi gibi iş görerek gelen ışık ışınlarının retina tabakasında net bir görüntü oluşturacak şekilde kırılmasını sağladığını görürüz. Retina tabakasında yer alan ışık alıcı hücreler ışık ışınlarını elektrik akımına dönüştürür ve sinyaller beyne doğru yol alırlar. Bu elektrik sinyalleri beyne görme siniri tarafından iletilir. Ancak retinada, tam da görme sinirinin üzerine karşılık gelen noktada alıcı hücre bulunmaz. İşte bu nokta kör nokta olarak adlandırılır. Bu noktada görme gerçekleşmez.”


31. Soru

Searl’ün algı ile ilgili vardığı sonuç nedir?

Cevap

Algı fiziksel bir süreçtir ve bu sürecin epistemolojik koşulları zihnin içini değil gerçek dünyada olanları gündeme getirerek ifade edilebilir.


32. Soru

Searl geleneksel felsefecilerin neden bilginin eylemselliğe ilişkin boyutlarını gözden kaçırdıklarını düşünmektedir?

Cevap

Çünkü geleneksel felsefecilerin genelde bilginin zihinselliği üzerine yoğunlaştıklarını düşündüklerinden dolayı gözden kaçırdıklarını düşünmektedir.


33. Soru

Temsilcilik görüşünü savunan Locke gibi felsefeciler ile görüngücülüğü savunan Hume gibi düşünürlerin ortak noktası nedir?

Cevap

Algı yoluyla bilgi edinebilmesi için, zihinsel durumların veya zihinsel deneyimlerin aracılığına gerek olduğuna inanmalarıdır. Başka bir deyişle, bu iki düşünür de algı sırasında deneyimlerimizle yüzleştiğimizi veya onları algıladığımızı düşünmektedirler.


34. Soru

Temsilcilik görüşünü savunan Locke gibi felsefeciler ile görüngücülüğü savunan Hume gibi düşünlerin ayrıldığı nokta denir?

Cevap

Hume’dan farklı olarak Locke’ın deneyimlerin önemli bir kısmının arkasında zihnin yaratmadığı ve fiziksel anlamda gerçek olan nesnelerin yattığını savlamasıdır.


35. Soru

Temsilcilik ve görüngücülük epistemolojik bağlamda hangi yaklaşımın izlerini taşıyan algı kuramlarıdır?

Cevap

Zihinselcilik


36. Soru

Zihinselcilik hangi durumlar üzerine odaklanmıştır?

Cevap

Zihinsel durumlar


37. Soru

Temsilcilik akımının savunucuları, algılarımızın kaynağının veya hedefinin ne olduğunu iddia ederler?

Cevap

Algılarımızın veya hedefinin algılardan ve bilgiden bağımsız bir şekilde var olan gerçeklik olduğunu iddia ederler.


38. Soru

Temsil etme işlevinin gerçekleşmesi için temsil eden ve edilenin aynı türden varlıklar olmalarının şart olmaması nasıl örneklendirilebilir?

Cevap

Örneğin, köpeğim fiziksel dünyada var olan bir şeydir; ancak köpeğimin yüzü zihnimde canlandığında deneyimlediğim görüntü fiziksel bir nesne olarak var olan bir şey değildir. (Zihnimde canlanan görüntülere dokunmam olanaksızdır.) Buna karşın, farklı türden varlıklar olsalar da, köpeğimin zihnimde oluşan imgesinin fiziksel dünyadaki köpeğe “benzediği” söylenebilir.


39. Soru

Perspektivizme göre insan gerçekliğe nasıl ulaşır?

Cevap

Hiç kimse gerçekliği doğrudan doğruya kendinde olduğu haliyle asla göremez; insan gerçekliğe kendi bakış açısından, kendi varsayımlarıyla ve kendi kavramlarıyla yaklaşır.


40. Soru

Searl bir deneyimin “algı” sıfatı taşıyabilmesi için ne olması gerekir?

Cevap

Dünyada öyle bir olgunun olması gerekir.


41. Soru

Searl “bedensel bilmelerin” kaynağının nelerden kaynaklanabileceğini düşünmektedir?

Cevap

Hem biyolojik hem de kültürel kapasitelerden kaynaklanabileceğini düşünmektedir.


42. Soru

Zihinselcilik hangi konuyu felsefi sorunlar içinde en ön sıraya taşımıştır?

Cevap

Bilgisel erişim


43. Soru

Temsilcilik ve görüngücülükten farklı olarak gerçekçiliğe göre biz neleri doğrudan deneyimleriz?

Cevap

Gerçekçiliğe göre biz zihinsel durumlarımızı değil, doğrudan nesneleri deneyimleriz.


44. Soru

Algı felsefesi alanında günümüzde oldukça ilgi gören zihinselcilik akımına ne ad verilir?

Cevap

Doğrudan gerçekçilik


45. Soru

Temsilcilik ve görüngücülük, algıda deneyimlediğimiz şeylerin ne olduğunu savunmuşlardır?

Cevap

Zihinsel olduğunu, yani nesnelerin kendileriyle dolayımsız bir karşılaşmanın olanaksız olduğunu savunmuşlardır.


46. Soru

Gerçekçiliğe göre algı esnasında aslında algılanan şey nedir?

Cevap

Fiziksel gerçekliğin içindeki nesnelerin kendileri


47. Soru

Temsilcilik görüşüne göre algının oluşması için ne gereklidir?

Cevap

1. Birincisi, algının oluşması için algılayan bir insanın varlığı 2. İkincisi, algı ancak öznelerce algılanan gerçek bir nesne ile mümkündür. 3. Son olarak da, algının olması, temsil işlevini gerçekleştirecek olan zihinsel durumların veya algısal verilerin dolayımını gerekli kılar.


48. Soru

Algının yukarıdan aşağıya bir yönü bulunuyorsa bunun anlamı nedir?

Cevap

Dünyanın yapısına dair bilişsel sistemimizin sahip olduğu varsayımların algı süreçlerini etkileyip belirleyebileceğidir.


49. Soru

Müller-Lyer yanılsaması nedir?

Cevap

Kişinin eşit uzunluktaki iki çubuktan birini daha uzun görmesi ve bunun üzerine yine aynı kişinin iki çubuğun birbirine eşit olduğu bilgisini alsa bile yine yanılsamaya kapılmaktan kendini alamaması durumudur.


50. Soru

Beynimiz algı aşamasında hangi durumları hesaba katarak yorum yapmaktadır?

Cevap

Sadece gözden gelen uyarımları değil, önceki deneyimlerden doğan beklentileri de hesaba katarak fizik dünyada var olmayan uyaranları sanki oradalarmışçasına yorumlayabilir.


51. Soru

Searl hangi düşünceleriyle gerçekçi kurama farklı bir kimlik ve nitelik kazandırmaktadır?

Cevap

Nesneleri yalın bir şekilde değil onların “yönleri” veya “durumları” açısından algıladığımızı belirterek gerçekçi kurama farklı bir kimlik ve nitelik kazandırmaktadır.


52. Soru

Realizme karşı en yaygın çağdaş argüman nedir?

Cevap

Perspektivizm


53. Soru

Bilim insanları fizyolojik ve psikolojik süreçleri çalışırken, felsefeciler aynı konuya ilişkin nasıl bir eğilim göstermektedir?

Cevap

Felsefeciler de epistemolojik açıdan algının kavramsal olarak irdelenmesi konusuna eğilmektedirler.


54. Soru

Algı, felsefeciler arasında hangi bağlamda tartışılır?

Cevap

Epistemolojik bağlamda


55. Soru

Felsefecilerin algı konusunu gündeme getirdikleri temel sorun nedir?

Cevap

Algı sırasında epistemolojik ve ontolojik açıdan tam olarak neyin gerçekleştiğidir. Daha açık ifadeyle, felsefecilerin bu çerçevede ilgilendikleri konu, algılar ile gerçekliğin bilinmesi arasındaki ilişkidir.


56. Soru

Zihinsel bir durumun anlamlandırılabilir bir deneyimsel olgu olması için o tür bir deneyimi yaşayan öznelerin pek çok başka zihinsel durumlara veya temsillere de sahip olması gerektiği düşüncesi hangi teze dayanır?

Cevap

Bunun dayandığı gerekçe, insan algısının dünya bilgisine dayanan ve yorumlar içeren karmaşık bir yapı olduğu yönündeki bilişsel tezdir.


57. Soru

Searl’ün gerçekçi görüşü “nesnelerin algılanması” konusunda neyi savunur?

Cevap

İnsanlar fiziksel dünyanın nesnelerini oldukları gibi algılar; başka bir deyişle bir nesneyi gözlemleyen insanlar nesnelerin farklı yönlerini algılamazlar.


58. Soru

Doğrudan gerçekçi görüşe göre algılanan şey nedir?

Cevap

Nesnedir.


59. Soru

Searl dünyada algıladığımız şeyin aslında neler olduğunu düşünür?

Cevap

Dünyada algıladığımız şeylerin yalın olarak nesneler değil de olgular veya durumlar olduğunu savlar.


60. Soru

Searle gibi doğrudan gerçekçiler, geleneksel görüşlerin hata yapma nedenini neden “zihin” ve “gerçeklik” tartışmaları bağlamında yanıltıcı bir iç-dış ikilemi varsayarak hareket etmeleri olduğunu düşünürler?

Cevap

Çünkü, doğrudan gerçekçiler algının söz konusu olduğunda iç-dış ayrımı yapmanın oldukça zor olduğunu düşünürler. Çünkü algı, görünüşe göre duyu organlarımızda ve beynimizde gerçekleşen bir olgudur. Peki bunlar “içe- mi aittir, yoksa “dışa” mı aittir? Bu kafa karıştırıcı soru aslında iç-dış ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunu göstermektedir.


61. Soru

Searl’e göre algı süreçlerini en iyi açıklayan ve en az felsefi sorun içeren görüş hangi görüştür?

Cevap

Gerçekçilik


62. Soru

Görüngücülük nedir?

Cevap

Epistemolojik ve ontolojik bağlamlarda görüngüler dünyası üzerinde yoğunlaşan ve onun önemini ön plana çıkaran görüş için kullanılan deyimdir.


63. Soru

Türkçede görüngücülüğün yerine kullanılan bir diğer ifade nedir?

Cevap

Olaycılık


64. Soru

Görüngücülüğün en önemli savunucusu kimdir?

Cevap

David Hume


65. Soru

Hume’a göre algı sırasında zihnimizde yeşil bir elmanın görüntüsü oluştuğunda, bu görüntünün zihnin dışında bir nesneden kaynaklandığını düşünmeye eğilimli düşünmeye eğilimli olmamız nasıl bir varsayımdır?

Cevap

Metafizik nitelikte bir varsayımdır.


66. Soru

Hume’a göre zihinselliğimizin ötesine ilişkin varsayımlar ve kabullenmelere girmemiz, epistemolojik olarak nasıl bir anlama gelmektedir?

Cevap

Epistemolojik anlamda kesinlik zemini terk ediyoruz demektir.


67. Soru

Searl’e göre zihinsel durumlarımızın ve temsil kapasitelerimizin ardında ne vardır?

Cevap

Zihinsel temsilleri önceleyen bedensel kapasiteler vardır.


68. Soru

Searl’e göre algısal algısal mekanizmalar aracılığıyla bilgi sahibi olmamız neye bağlıdır?

Cevap

Şu iki ana gerçeğe bağlıdır: 1. Zihinsel bir durumun anlamlandırılabilir bir deneyimsel olgu olması için o tür bir deneyimi yaşayan öznelerin pek çok başka zihinsel durumlara veya temsillere sahip olması gerekir. 2. Temsil etme veya zihinsel resimler oluşturma gibi kapasitelerden veya bilgi türlerinden daha temel bir bilme türü, zihinsel temsilden ziyade bedenin işlevlerine ve bedenin öğrenmesine dayanan bilmelerdir


69. Soru

Searl’e göre usta bir kayakçının “Tekniğinizin sırrı nedir?” gibi bir soruyu yanıtlarken, zihnini yoklayıp bilgilerini sözelleştirmeye çalışsa da tahminen çok yararlı şeyler söyleyemeyecek olmasının nedeni nedir?

Cevap

Sözel temsillerle başlayan bilme serüveninin bedenselliğin işin içine girmesiyle sözel bilgiden bedensel bilmeye dönüşmüş olmasıdır.


70. Soru

Doğrudan gerçekçilere göre başarılı her algı hangi durumlarda olanaklı olabilir?

Cevap

Ancak bellekte tutulan ve dünya bilgisi içeren başka temsil durumlarının varlığında olanaklı olabilir.


71. Soru

Searl’e göre geleneksel felsefeciler bilginin neyini gözden kaçırmışlardır?

Cevap

Bilginin eylemselliğe ilişkin boyutlarını


72. Soru

Algı bağlamında temsilcilik görüşünün ana tezi nedir?

Cevap

Algı adını verdiğimiz olgu veya süreç esasında, insanların zihinsel durumları zihinden bağımsız gerçekliği temsil ederler.


73. Soru

J. Gibson gibi deneysel psikologlara göre algının hangi durumda tanımlama ve anlama işlevlerimiz daha başarılı bir hale gelmektedir?

Cevap

Algının “anlamsal bir bağlama oturması” durumunda


74. Soru

Searl bilgi kuamcılarının hangi kavramı abartmalarının ve neyi tamamen zihinsel bir olgu olarak ele almalarının eksik ve yanıltıcı bir tutum olduğunu düşünür?

Cevap

Temsil kavramını ve bilgiyi


75. Soru

Searle’ün “biz nesnelere bakınca yalın nesneyi değil nesnenin belli bir yönünü algılarız” iddiası nasıl örneklendirilebilir?

Cevap

“Bir kedi algıladım” gibi cümleler aslında oldukça yanıltıcı bir basitlik içerir. Daha doğru ifadeler şöyle olabilirdi: “Bir kedinin paspasın üstünde yattığını algıladım”, “Kedinin kuyruğunun kısa olduğunu algıladım”, vb. Burada kritik olan nokta, verdiğimiz örneklerdeki takıların yarattığı farktır. Bu takılar, verilen cümlede algının hedefi olan unsurun “kedi” gibi tüm bir nesne değil, kedinin olgusal bir yönü veya ona ilişkin bir durum olduğunu göstermektedir. Bu türden cümlelerin yapısı şöyle açılabilir: “Benim algıladığım bir olgu vardır ve bu olgu kedinin paspasın üzerinde yatmasıdır” veya “Benim algıladığım bir olgu vardır ve bu olgu kedinin kuyruğunun kısa olmasıdır”. Açıktır ki, aynı nesneye (kediye) bakan başka bir kişi, o an farklı bir olgu algılayabilirdi. (Örnek, “Kedinin siyah bir kuyruğu var”).


76. Soru

Deneysel psikolojinin bilişsel kanadında yer alan kuramcılara göre algı, nasıl tanımlanır?

Cevap

Deneysel psikolojinin bilişsel kanadında yer alan kuramcılara göre algı, duyulardan gelen verilerin zihinsel yapımız tarafından seçilmesi, organize edilmesi ve yorumlanması olarak anlaşılmalıdır.


77. Soru

Felsefecilerin algı konusunu gündeme getirdikleri temel sorun tam olarak nedir?

Cevap

Felsefecilerin algı konusunu gündeme getirdikleri temel sorun, sırasında epistemolojik ve ontolojik açıdan tam olarak neyin gerçekleştiğidir. Daha açık ifade edersek, felsefecilerin bu çerçevede ilgilendiği konu, algılar ile gerçekliğin bilinmesi arasındaki ilişkidir.


78. Soru

Algı felsefesi kapsamında öne sürülen temel felsefi görüşler nelerdir?

Cevap

Algı felsefesi kapsamında öne sürülen temel felsefi görüşler temsilcilik, görüngücülük ve gerçekçiliktir.


79. Soru

Algı bağlamında temsilcilik görüşünün ana tezi nasıl ifade edilir?

Cevap

Algı bağlamında temsilcilik görüşünün ana tezi flu şekilde ifade edilebilir: Algı adını verdiğimiz olgu veya süreç esnasında, insanların zihinsel durumları zihinden bağımsız gerçekliği temsil ederler.


80. Soru

Temsilcilik görüşüne göre, algının oluşması için üç ayrı şey gerekmektedir. Bunlar sırası ile nelerdir?

Cevap

Temsilcilik görüşüne göre, algının oluşması için üç ayrı şey gerekmektedir. Birincisi, algının oluşması için algılayan bir insanın varlığı gerekir. İkincisi, algı ancak öznelerce algılanan gerçek bir nesne ile mümkündür. Ve son olarak da, algının olması, temsil işlevini gerçekleştirecek olan zihinsel durumların veya algısal verilerin dolayımını gerekli kılar.


81. Soru

‘Görüngü’ (Batı dillerinden uyarlanmış Türkçesiyle, ‘fenomen’), kavramı nasıl tanımlanır?

Cevap

‘Görüngü’ (Batı dillerinden uyarlanmış Türkçesiyle, ‘fenomen’), bizim deneyimlediğimiz dünyaya ait olan olgulara verilen genel addır. Daha açıkça dersek, metafizikteki “gerçekliğin kendisi” kavramından farklı olarak bizim gibi sonlu varlıklara “görünen” dünyanın betimlemesidir.


82. Soru

Hume’un fikirleri Locke’ın epistemolojisi ile benzerlikler gösterse de arada çok önemli fark vardır. Bu fark nedir?

Cevap

Hume’un fikirleri Locke’ın epistemolojisi ile benzerlikler gösterse de arada çok önemli ontolojik bir fark olduğu da kesindir.


83. Soru

Locke’a göre nesneler ne şekilde ele alınmaktadır?

Cevap

Locke’a göre nesneler ve onların birincil nitelikleri zihinden bağımsız olarak var olmalıdır.


84. Soru

“idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir” 

Yukarıda bahsi geçen düşünce hangi filozofa aittir?

Cevap

Hume’a göre ise idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir.


85. Soru

Neden, idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir?

Cevap

Çünkü bunu yapabilmek, zihinsel olarak bize verilenlerin dışına çıkıp gerçekliğe bakabilmeyi gerektirir. Bu da bizim gibi sonlu bilişsel varlıkların yapabileceği bir eylem değildir.


86. Soru

Algı felsefesinin üçüncü bakış açısı olan gerçekçilik temsilcilik ve görüngücülükten hangi nokta da ayrılmaktadır? 

Cevap

Temsilcilik ve görüngücülükten farklı olarak, gerçekçiliğe göre, biz zihinsel durumlarımızı değil doğrudan nesneleri deneyimleriz.


87. Soru

Algı bağlamında gerçekçiliğe göre algılanan şey nedir ve bu görüşe “gerçekçilik” adı verilmesinin nedeni nedir?

Cevap

Gerçekçiliğe göre, biz algı sırasında deneyimlerimizi algılamayız. Algı esnasında algılanan şey fiziksel gerçekliğin içindeki nesnelerin kendileridir. Algı bağlamında bu görüşe “gerçekçilik” adı verilmesinin nedeni de budur.


88. Soru

Temsilci ve görüngücü felsefeciler zihinsel durumlar ve temsil olgusu üzerinde dururken, doğrudan gerçekçi felsefeciler neyin gerektiğine inanırlar ve onlara göre aslında neye dikkat etmeliyiz?

Cevap

Temsilci ve görüngücü felsefeciler zihinsel durumlar ve temsil olgusu üzerinde dururken, doğrudan gerçekçi felsefeciler zihinsel temsilin ve zihinsel içeriklerin abartılmaması gerektiğine inanırlar. Gerçekçiler için dikkat etmemiz gereken şey
algının nesnesidir. 


89. Soru

Gerçekçiliğe göre, temsilci ve görüngücü felsefeciler deneyimin nesnesiyle deneyimin sürecini neden karıştırmaktadırlar?

Cevap

Çünkü Biz görsel alanımızda bulunan bir nesnenin kırmızı rengini algıladığımızda, “kırmızı” algılanan nesnenin özelliğidir, deneyimin değildir. Bu anlamda, doğrudan gerçekçiliğe göre, temsilci ve görüngücü felsefeciler deneyimin nesnesiyle deneyimin sürecini karıştırmaktadırlar.


90. Soru

John Searl’e göre algı söz konusu olduğunda neden iç-dış ayrımı yapmak zordur?

Cevap

Algı söz konusu olduğunda iç-dış ayrımını yapmak son derece zordur. Algı, görünüşe göre, duyu organlarımızda ve beynimizde gerçekleşen bir olgudur. Peki bunlar “içe” mi aittir, yoka “dışa” mı? (Duyu organları ve beyin fiziksel dış dünyanın parçaları veya unsurlarıdır. Öte yandan, algıladığımız görüntüler zihnimizin içinde gibi görünür.) Bu kafa karıştırıcı soru aslında iç-dış ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunu göstermektedir.


91. Soru

Searle’e göre, geleneksel felsefecilerin gözden kaçırdıkları nokta nedir ve neden?

Cevap

Searle’e göre, geleneksel felsefeciler genelde bilginin zihinselliği üzerine yoğunlaştıkları için, bilginin eylemselliğe ilişkin boyutlarını gözden kaçırmışlardır.


92. Soru

Doğrudan gerçekçi görüşe göre algılanan şey nesnedir. Ancak Searle bu fikir üzerinde önemli bir değişiklik yaparak, dünyada algıladığımız şeylerin neler olduğunu savlamaktadır?

Cevap

Doğrudan gerçekçi görüşe göre algılanan şey nesnedir. Ancak Searle bu fikir üzerinde önemli bir değişiklik yaparak, dünyada algıladığımız şeylerin yalın olarak nesneler değil de olgular veya durumlar olduğunu savlar.


93. Soru

Searle’ün çarpıcı iddialarından biri, insanın algısal yapısının deneyimsel inancın yapısıyla benzerlikler gösterdiğidir. Onun “biz nesnelere inanmayız; nesnelerin belli hâllerde olduğuna inanırız” düşüncesini destekleyen nasıl bir örnek verilebilir?

Cevap

Searle’ün çarpıcı iddialarından biri, insanın algısal yapısının deneyimsel inancın yapısıyla benzerlikler gösterdiğidir. Deneyim söz konusu olduğunda; örneğin, “Bir kediye inanıyorum” eksik ve hatalı bir ifadedir. “Bahçemdeki kedinin siyah olduğuna inanıyorum” ise daha doğru ve anlaşılabilir.


94. Soru

Bir insanın bir nesneyi veya olguyu algılaması esas olarak bir nasıl bir etkinliktir?

Cevap

Bir insanın bir nesneyi veya olguyu algılaması esas olarak bir “problem çözme” etkinliğidir.


95. Soru

“Şu anda bir kedinin paspasın üstünde yat-tığını algılıyorum” iddiasına karşılık, bir öznenin algılarından hareketle algı-gerçeklik karşılaştırması yapması ve algılıyor olduğunu bilmesi olanaklı mıdır sorusuna Searle nasıl bir savunma getirmektedir?

Cevap

Doğrudan gerçekçiliği savunan bir kuramcı, “algılayan kişi bunu o an bilmektedir” gibi bir iddiada bulunuyor değildir. Gerçekçinin söylediği şudur: Eğer dünyada algı gerçekleşiyorsa, gerçekleştiği durumlarda olan şey, gerekli olgusal koşulun sağlanmasıdır.


1. Soru

Hume’a göre idea’lar veya görüngülerin nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz için ne olması gereklidir?

Cevap

Bunu yapabilmek, zihinsel olarak bize verilerin dışına çıkıp gerçekliğe bakabilmeyi gerektirir.

2. Soru

Searl’e göre bir insanın bir nesneyi veya bir olguyu algılaması esas olarak nasıl bir etkinliktir?

Cevap

Problem çözme etkinliğidir.

3. Soru

Bilişsel bilimcilere göre algısal mekanizmalarımız sürekli olarak ne yapmaya çalışırlar?

Cevap

Algı verilerinin ne anlama geldiğini çözmeye ve nesneleri tanımlamaya çalışırlar.

4. Soru

John Locke ve Bertrand Russell algı konusunda hangi görüşü savunanlardandır?

Cevap

Temsilcilik görüşü

5. Soru

Görüntülerin bedenimizdeki ilk oluşum durakları iki boyutlu retinalar ise, biz nasıl oluyor da üç boyutu olan görsel algılara sahip olabiliyoruz sorusunun bilimsel cevabı nedir?

Cevap

İki boyutlu retinalara düşen ışıktan veya görüntüden üç boyut algısının nasıl oluştuğuna ilişkin bir ipucu: iki gözümüzü bir noktaya sabitleyip baktığımızda, retinalarda oluşan görüntüler birbirinin tam olarak aynısı değildir. İki göz arasındaki konum farkından dolayı, retinalardaki her bir görüntü diğerine göre “hafif yana kaymış” gibi durur. Ve bu fark hemen önümüzde duran nesnelere odaklanınca daha fazla, uzaklardaki nesnelere odaklanırken daha azdır. İki retinadaki görüntüyü karşılaştıran beynimiz, görüntülerin birbirinden farkının çok olmasını, “nesne yakında duruyor” olarak kaydeder. Bu, beynimizin derinlik algısını oluştururken kullandığı mekanizmalardan yalnızca biridir. Herkes tarafından bilinen bir diğer unsur “perspektiften gelen ipuçları”dır.

6. Soru

Görüngü nedir?

Cevap

Bizim deneyimlediğimiz dünyaya ait olan olgulara verilen genel addır. Daha geniş anlamıyla, metafizikteki “gerçekliğin kendisi” kavramından farklı olarak bizim gibi sonlu varlıklara “görünen” dünyanın betimlemesidir.

7. Soru

Görüngünün batı dillerince uyarlanmış Türkçesi nedir?

Cevap

Fenomen

8. Soru

Searl’e göre “algı” kavramı ne içermektedir?

Cevap

Başarı

9. Soru

J. Gibson gibi deneysel psikologlar, algısal süreçlerin hangi yönde işlediğini savunmuşlardır?

Cevap

Yukarıdan aşağıya, yani genelden tikele veya varsayımdan olguya.

10. Soru

Searl gibi düşünenler neden yer merkezli teoriden vazgeçmişlerdir?

Cevap

Güneş merkezli teori güneş ve ay tutulmaları, uzaklık açısı vb. gibi hususlarda daha iyi tahminlerde bulunduğu için

11. Soru

Aynı resim hem ördek olarak algılanması hem de tavşan olarak algılanması zihinsel süreçlerimiz hakkında nasıl bir çıkarsama yapmamızı sağlar?

Cevap

Zihnin böylesi durumlarda belli karışıklıklar ve zorluklar yaşaması, insan beyninin algılama süreçlerinde – biz bilincinde olmasak da– oldukça karmaşık işlemler gerçekleştirmekte olduğunu ve beynin dünyaya ilişkin sahip olunan varsayımlar ışığında anlamlandırma ve tanımlama çabasına girdiği zamanlarda bazen sorunlarla karşılaştığını açıkça sergilemektedir.

12. Soru

Hume ve Locke idea’ların kaynağı konusunda nasıl bir farklı yaklaşım sergilemişlerdir?

Cevap

Locke’a göre nesneler ve onların birincil nitelikleri zihinden bağımsız olarak var olmalıdır. Hume’a göre ise idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir.

13. Soru

Müller-Lyer yanılsaması neyi göstermektedir?

Cevap

Bu durum, algının kendine özgü bir çeşit iç mantığı olduğunu ve bizim bazen düşünsel yollarla onun işleyişine etki edemeyeceğimizi göstermektedir.

14. Soru

. Searl’e göre hangi varsayımı kabul etmediğimiz sürece güneşin mi dünya etrafında döndüğünü yoksa dünyanın mı güneş etrafında döndüğü konusundaki tartışmada söz konusu olan şeyin ne olduğunu anlayamayız?

Cevap

Dünya ve güneş gibi zihinden bağımsız nesneler olduğunu kabul etmediğimiz sürece

15. Soru

Searl’ün iddiasına göre, insanın algısal yapısı ne ile benzerlik göstermektedir?

Cevap

Deneyimsel inancın yapısıyla benzerlikler göstermektedir.

16. Soru

Kavramsal görelilik argümanı nedir?

Cevap

Kavramlarımızın tamamı insan varlıkları olarak bizim tarafımızdan oluşturulurlar. Gerçekliği betimlemek için sahip olduğumuz kavramlar hakkında kaçınılmaz hiçbir şey yoktur.

17. Soru

Thomas Khun’a göre bilim nasıl ilerler?

Cevap

Bilim, bilginin istikrarlı bir biçimde sürekli birikimiyle ilerlemez; daha ziyade bir dizi devrimle ilerler.

18. Soru

Doğrudan gerçekçiler zihinsel temsil hakkında ne düşünmektedirler?

Cevap

Doğrudan gerçekçi felsefeciler zihinsel temsilin ve zihinsel içeriklerin abartılmaması gerektiğine inanırlar.

19. Soru

Gerçekçiler için dikkat edilmesi gereken şey nedir?

Cevap

Algının nesnesidir. Gerçekçi epistemolojiye göre biz nesneleri algılarız, zihinsel hallerimizi değil.

20. Soru

Doğrudan gerçekçilere göre, temsilci ve görüngücü felsefeciler ne ile neyi birbirine karıştırmaktadırlar?

Cevap

Deneyimin nesnesiyle, deneyimin sürecini

21. Soru

Hume ile Kant’ın pistemolojik açıdan buluştuğu ortak nokta nedir?

Cevap

Bilgi söz konusu olduğunda bizim oldukça sınırlanmış varlıklar olduğumuz gerçeğini etkin bir şekilde gözler önüne sermeleridir.

22. Soru

Deneysel psikolojinin bilişsel kanadında yer alan kuramcılara göre algı ne olarak anlaşılmalıdır?

Cevap

Duyulardan gelen verilerin zihinsel yapımız tarafından seçilmesi, organize edilmesi ve yorumlanması olarak anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle; görsel, işitsel ve diğer algılar, duyulardan farklı olarak, beynin etken işlevlerini gerekli kılar.

23. Soru

İnsanların derinlik algısına sahip olduğu, yani görsel alanlarının üç boyutlu olduğu hususundaki şaşırtıcı yön nedir?

Cevap

Görsel algı, bildiğimiz kadarıyla, gözlerimize ışığın girmesiyle başlamakta ve gözbebeklerimizden süzülen ışığın gözün iç tarafında bulunan ve her biri iki boyutlu dokusal bir yapı olan iki adet retinaya çarpmalarıyla devam etmektedir. Ardından da beynimiz, bir şekilde, üç boyutlu görüntüler oluşturmaktadır. Eğer, fizyolojik açıdan, görüntülerin bedenimizdeki ilk oluşum durakları iki boyutlu retinalar ise, biz nasıl oluyor da üç boyutu (yani derinliği) olan görsel algılara sahip olabiliyoruz?

24. Soru

Usçular algı konusunda deneyimcilerin hangi görüşünü reddeder?

Cevap

Deneyimciler algı parçalarının ve algılama süreçlerinin kendilerinin bilginin tümünün oluşumunun açıklanmasında yeterli olabileceğini savlarken, usçular bu görüşü açıkça reddederler.

25. Soru

Şüpheci görüşteki felsefecilerin algı konusunda üzerinde pek düşünülmeyen hangi nokta oldukça önem arz etmektedir?

Cevap

Algılardan gelen bilginin en güvenilir bilgi olduğu yönündeki inancımızın tartışmaya açılması

26. Soru

Deneyimci ve usçu düşünürler algı ile ilgili olarak hangi noktada uzlaşma içerisindedirler?

Cevap

Algıların bilgisel bir önem taşıdığı konusunda bir uzlaşı içerisindedirler.

27. Soru

Deneyimci ve usçu düşünürlerin algı ile ilgili olarak ayrıldıkları nokta nedir?

Cevap

Algısal bilginin bilgisel dünyamız içinde ne büyüklükte bir yer kapladığı ve epistemolojik işlevinin tam olarak ne olduğudur.

28. Soru

Dünya bilgimizin en büyük kaynağı olarak kabul edilen şey nedir?

Cevap

Algı

29. Soru

Baktığımız bir nesneyi göremiyor olmamızın biyolojik kaynaklı sebebi nedir?

Cevap

Kör nokta

30. Soru

Kör nokta nedir?

Cevap

Gözlerimizin anatomisini incelediğimizde ön kısmının bir kamera lensi gibi iş görerek gelen ışık ışınlarının retina tabakasında net bir görüntü oluşturacak şekilde kırılmasını sağladığını görürüz. Retina tabakasında yer alan ışık alıcı hücreler ışık ışınlarını elektrik akımına dönüştürür ve sinyaller beyne doğru yol alırlar. Bu elektrik sinyalleri beyne görme siniri tarafından iletilir. Ancak retinada, tam da görme sinirinin üzerine karşılık gelen noktada alıcı hücre bulunmaz. İşte bu nokta kör nokta olarak adlandırılır. Bu noktada görme gerçekleşmez.”

31. Soru

Searl’ün algı ile ilgili vardığı sonuç nedir?

Cevap

Algı fiziksel bir süreçtir ve bu sürecin epistemolojik koşulları zihnin içini değil gerçek dünyada olanları gündeme getirerek ifade edilebilir.

32. Soru

Searl geleneksel felsefecilerin neden bilginin eylemselliğe ilişkin boyutlarını gözden kaçırdıklarını düşünmektedir?

Cevap

Çünkü geleneksel felsefecilerin genelde bilginin zihinselliği üzerine yoğunlaştıklarını düşündüklerinden dolayı gözden kaçırdıklarını düşünmektedir.

33. Soru

Temsilcilik görüşünü savunan Locke gibi felsefeciler ile görüngücülüğü savunan Hume gibi düşünürlerin ortak noktası nedir?

Cevap

Algı yoluyla bilgi edinebilmesi için, zihinsel durumların veya zihinsel deneyimlerin aracılığına gerek olduğuna inanmalarıdır. Başka bir deyişle, bu iki düşünür de algı sırasında deneyimlerimizle yüzleştiğimizi veya onları algıladığımızı düşünmektedirler.

34. Soru

Temsilcilik görüşünü savunan Locke gibi felsefeciler ile görüngücülüğü savunan Hume gibi düşünlerin ayrıldığı nokta denir?

Cevap

Hume’dan farklı olarak Locke’ın deneyimlerin önemli bir kısmının arkasında zihnin yaratmadığı ve fiziksel anlamda gerçek olan nesnelerin yattığını savlamasıdır.

35. Soru

Temsilcilik ve görüngücülük epistemolojik bağlamda hangi yaklaşımın izlerini taşıyan algı kuramlarıdır?

Cevap

Zihinselcilik

36. Soru

Zihinselcilik hangi durumlar üzerine odaklanmıştır?

Cevap

Zihinsel durumlar

37. Soru

Temsilcilik akımının savunucuları, algılarımızın kaynağının veya hedefinin ne olduğunu iddia ederler?

Cevap

Algılarımızın veya hedefinin algılardan ve bilgiden bağımsız bir şekilde var olan gerçeklik olduğunu iddia ederler.

38. Soru

Temsil etme işlevinin gerçekleşmesi için temsil eden ve edilenin aynı türden varlıklar olmalarının şart olmaması nasıl örneklendirilebilir?

Cevap

Örneğin, köpeğim fiziksel dünyada var olan bir şeydir; ancak köpeğimin yüzü zihnimde canlandığında deneyimlediğim görüntü fiziksel bir nesne olarak var olan bir şey değildir. (Zihnimde canlanan görüntülere dokunmam olanaksızdır.) Buna karşın, farklı türden varlıklar olsalar da, köpeğimin zihnimde oluşan imgesinin fiziksel dünyadaki köpeğe “benzediği” söylenebilir.

39. Soru

Perspektivizme göre insan gerçekliğe nasıl ulaşır?

Cevap

Hiç kimse gerçekliği doğrudan doğruya kendinde olduğu haliyle asla göremez; insan gerçekliğe kendi bakış açısından, kendi varsayımlarıyla ve kendi kavramlarıyla yaklaşır.

40. Soru

Searl bir deneyimin “algı” sıfatı taşıyabilmesi için ne olması gerekir?

Cevap

Dünyada öyle bir olgunun olması gerekir.

41. Soru

Searl “bedensel bilmelerin” kaynağının nelerden kaynaklanabileceğini düşünmektedir?

Cevap

Hem biyolojik hem de kültürel kapasitelerden kaynaklanabileceğini düşünmektedir.

42. Soru

Zihinselcilik hangi konuyu felsefi sorunlar içinde en ön sıraya taşımıştır?

Cevap

Bilgisel erişim

43. Soru

Temsilcilik ve görüngücülükten farklı olarak gerçekçiliğe göre biz neleri doğrudan deneyimleriz?

Cevap

Gerçekçiliğe göre biz zihinsel durumlarımızı değil, doğrudan nesneleri deneyimleriz.

44. Soru

Algı felsefesi alanında günümüzde oldukça ilgi gören zihinselcilik akımına ne ad verilir?

Cevap

Doğrudan gerçekçilik

45. Soru

Temsilcilik ve görüngücülük, algıda deneyimlediğimiz şeylerin ne olduğunu savunmuşlardır?

Cevap

Zihinsel olduğunu, yani nesnelerin kendileriyle dolayımsız bir karşılaşmanın olanaksız olduğunu savunmuşlardır.

46. Soru

Gerçekçiliğe göre algı esnasında aslında algılanan şey nedir?

Cevap

Fiziksel gerçekliğin içindeki nesnelerin kendileri

47. Soru

Temsilcilik görüşüne göre algının oluşması için ne gereklidir?

Cevap

1. Birincisi, algının oluşması için algılayan bir insanın varlığı 2. İkincisi, algı ancak öznelerce algılanan gerçek bir nesne ile mümkündür. 3. Son olarak da, algının olması, temsil işlevini gerçekleştirecek olan zihinsel durumların veya algısal verilerin dolayımını gerekli kılar.

48. Soru

Algının yukarıdan aşağıya bir yönü bulunuyorsa bunun anlamı nedir?

Cevap

Dünyanın yapısına dair bilişsel sistemimizin sahip olduğu varsayımların algı süreçlerini etkileyip belirleyebileceğidir.

49. Soru

Müller-Lyer yanılsaması nedir?

Cevap

Kişinin eşit uzunluktaki iki çubuktan birini daha uzun görmesi ve bunun üzerine yine aynı kişinin iki çubuğun birbirine eşit olduğu bilgisini alsa bile yine yanılsamaya kapılmaktan kendini alamaması durumudur.

50. Soru

Beynimiz algı aşamasında hangi durumları hesaba katarak yorum yapmaktadır?

Cevap

Sadece gözden gelen uyarımları değil, önceki deneyimlerden doğan beklentileri de hesaba katarak fizik dünyada var olmayan uyaranları sanki oradalarmışçasına yorumlayabilir.

51. Soru

Searl hangi düşünceleriyle gerçekçi kurama farklı bir kimlik ve nitelik kazandırmaktadır?

Cevap

Nesneleri yalın bir şekilde değil onların “yönleri” veya “durumları” açısından algıladığımızı belirterek gerçekçi kurama farklı bir kimlik ve nitelik kazandırmaktadır.

52. Soru

Realizme karşı en yaygın çağdaş argüman nedir?

Cevap

Perspektivizm

53. Soru

Bilim insanları fizyolojik ve psikolojik süreçleri çalışırken, felsefeciler aynı konuya ilişkin nasıl bir eğilim göstermektedir?

Cevap

Felsefeciler de epistemolojik açıdan algının kavramsal olarak irdelenmesi konusuna eğilmektedirler.

54. Soru

Algı, felsefeciler arasında hangi bağlamda tartışılır?

Cevap

Epistemolojik bağlamda

55. Soru

Felsefecilerin algı konusunu gündeme getirdikleri temel sorun nedir?

Cevap

Algı sırasında epistemolojik ve ontolojik açıdan tam olarak neyin gerçekleştiğidir. Daha açık ifadeyle, felsefecilerin bu çerçevede ilgilendikleri konu, algılar ile gerçekliğin bilinmesi arasındaki ilişkidir.

56. Soru

Zihinsel bir durumun anlamlandırılabilir bir deneyimsel olgu olması için o tür bir deneyimi yaşayan öznelerin pek çok başka zihinsel durumlara veya temsillere de sahip olması gerektiği düşüncesi hangi teze dayanır?

Cevap

Bunun dayandığı gerekçe, insan algısının dünya bilgisine dayanan ve yorumlar içeren karmaşık bir yapı olduğu yönündeki bilişsel tezdir.

57. Soru

Searl’ün gerçekçi görüşü “nesnelerin algılanması” konusunda neyi savunur?

Cevap

İnsanlar fiziksel dünyanın nesnelerini oldukları gibi algılar; başka bir deyişle bir nesneyi gözlemleyen insanlar nesnelerin farklı yönlerini algılamazlar.

58. Soru

Doğrudan gerçekçi görüşe göre algılanan şey nedir?

Cevap

Nesnedir.

59. Soru

Searl dünyada algıladığımız şeyin aslında neler olduğunu düşünür?

Cevap

Dünyada algıladığımız şeylerin yalın olarak nesneler değil de olgular veya durumlar olduğunu savlar.

60. Soru

Searle gibi doğrudan gerçekçiler, geleneksel görüşlerin hata yapma nedenini neden “zihin” ve “gerçeklik” tartışmaları bağlamında yanıltıcı bir iç-dış ikilemi varsayarak hareket etmeleri olduğunu düşünürler?

Cevap

Çünkü, doğrudan gerçekçiler algının söz konusu olduğunda iç-dış ayrımı yapmanın oldukça zor olduğunu düşünürler. Çünkü algı, görünüşe göre duyu organlarımızda ve beynimizde gerçekleşen bir olgudur. Peki bunlar “içe- mi aittir, yoksa “dışa” mı aittir? Bu kafa karıştırıcı soru aslında iç-dış ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunu göstermektedir.

61. Soru

Searl’e göre algı süreçlerini en iyi açıklayan ve en az felsefi sorun içeren görüş hangi görüştür?

Cevap

Gerçekçilik

62. Soru

Görüngücülük nedir?

Cevap

Epistemolojik ve ontolojik bağlamlarda görüngüler dünyası üzerinde yoğunlaşan ve onun önemini ön plana çıkaran görüş için kullanılan deyimdir.

63. Soru

Türkçede görüngücülüğün yerine kullanılan bir diğer ifade nedir?

Cevap

Olaycılık

64. Soru

Görüngücülüğün en önemli savunucusu kimdir?

Cevap

David Hume

65. Soru

Hume’a göre algı sırasında zihnimizde yeşil bir elmanın görüntüsü oluştuğunda, bu görüntünün zihnin dışında bir nesneden kaynaklandığını düşünmeye eğilimli düşünmeye eğilimli olmamız nasıl bir varsayımdır?

Cevap

Metafizik nitelikte bir varsayımdır.

66. Soru

Hume’a göre zihinselliğimizin ötesine ilişkin varsayımlar ve kabullenmelere girmemiz, epistemolojik olarak nasıl bir anlama gelmektedir?

Cevap

Epistemolojik anlamda kesinlik zemini terk ediyoruz demektir.

67. Soru

Searl’e göre zihinsel durumlarımızın ve temsil kapasitelerimizin ardında ne vardır?

Cevap

Zihinsel temsilleri önceleyen bedensel kapasiteler vardır.

68. Soru

Searl’e göre algısal algısal mekanizmalar aracılığıyla bilgi sahibi olmamız neye bağlıdır?

Cevap

Şu iki ana gerçeğe bağlıdır: 1. Zihinsel bir durumun anlamlandırılabilir bir deneyimsel olgu olması için o tür bir deneyimi yaşayan öznelerin pek çok başka zihinsel durumlara veya temsillere sahip olması gerekir. 2. Temsil etme veya zihinsel resimler oluşturma gibi kapasitelerden veya bilgi türlerinden daha temel bir bilme türü, zihinsel temsilden ziyade bedenin işlevlerine ve bedenin öğrenmesine dayanan bilmelerdir

69. Soru

Searl’e göre usta bir kayakçının “Tekniğinizin sırrı nedir?” gibi bir soruyu yanıtlarken, zihnini yoklayıp bilgilerini sözelleştirmeye çalışsa da tahminen çok yararlı şeyler söyleyemeyecek olmasının nedeni nedir?

Cevap

Sözel temsillerle başlayan bilme serüveninin bedenselliğin işin içine girmesiyle sözel bilgiden bedensel bilmeye dönüşmüş olmasıdır.

70. Soru

Doğrudan gerçekçilere göre başarılı her algı hangi durumlarda olanaklı olabilir?

Cevap

Ancak bellekte tutulan ve dünya bilgisi içeren başka temsil durumlarının varlığında olanaklı olabilir.

71. Soru

Searl’e göre geleneksel felsefeciler bilginin neyini gözden kaçırmışlardır?

Cevap

Bilginin eylemselliğe ilişkin boyutlarını

72. Soru

Algı bağlamında temsilcilik görüşünün ana tezi nedir?

Cevap

Algı adını verdiğimiz olgu veya süreç esasında, insanların zihinsel durumları zihinden bağımsız gerçekliği temsil ederler.

73. Soru

J. Gibson gibi deneysel psikologlara göre algının hangi durumda tanımlama ve anlama işlevlerimiz daha başarılı bir hale gelmektedir?

Cevap

Algının “anlamsal bir bağlama oturması” durumunda

74. Soru

Searl bilgi kuamcılarının hangi kavramı abartmalarının ve neyi tamamen zihinsel bir olgu olarak ele almalarının eksik ve yanıltıcı bir tutum olduğunu düşünür?

Cevap

Temsil kavramını ve bilgiyi

75. Soru

Searle’ün “biz nesnelere bakınca yalın nesneyi değil nesnenin belli bir yönünü algılarız” iddiası nasıl örneklendirilebilir?

Cevap

“Bir kedi algıladım” gibi cümleler aslında oldukça yanıltıcı bir basitlik içerir. Daha doğru ifadeler şöyle olabilirdi: “Bir kedinin paspasın üstünde yattığını algıladım”, “Kedinin kuyruğunun kısa olduğunu algıladım”, vb. Burada kritik olan nokta, verdiğimiz örneklerdeki takıların yarattığı farktır. Bu takılar, verilen cümlede algının hedefi olan unsurun “kedi” gibi tüm bir nesne değil, kedinin olgusal bir yönü veya ona ilişkin bir durum olduğunu göstermektedir. Bu türden cümlelerin yapısı şöyle açılabilir: “Benim algıladığım bir olgu vardır ve bu olgu kedinin paspasın üzerinde yatmasıdır” veya “Benim algıladığım bir olgu vardır ve bu olgu kedinin kuyruğunun kısa olmasıdır”. Açıktır ki, aynı nesneye (kediye) bakan başka bir kişi, o an farklı bir olgu algılayabilirdi. (Örnek, “Kedinin siyah bir kuyruğu var”).

76. Soru

Deneysel psikolojinin bilişsel kanadında yer alan kuramcılara göre algı, nasıl tanımlanır?

Cevap

Deneysel psikolojinin bilişsel kanadında yer alan kuramcılara göre algı, duyulardan gelen verilerin zihinsel yapımız tarafından seçilmesi, organize edilmesi ve yorumlanması olarak anlaşılmalıdır.

77. Soru

Felsefecilerin algı konusunu gündeme getirdikleri temel sorun tam olarak nedir?

Cevap

Felsefecilerin algı konusunu gündeme getirdikleri temel sorun, sırasında epistemolojik ve ontolojik açıdan tam olarak neyin gerçekleştiğidir. Daha açık ifade edersek, felsefecilerin bu çerçevede ilgilendiği konu, algılar ile gerçekliğin bilinmesi arasındaki ilişkidir.

78. Soru

Algı felsefesi kapsamında öne sürülen temel felsefi görüşler nelerdir?

Cevap

Algı felsefesi kapsamında öne sürülen temel felsefi görüşler temsilcilik, görüngücülük ve gerçekçiliktir.

79. Soru

Algı bağlamında temsilcilik görüşünün ana tezi nasıl ifade edilir?

Cevap

Algı bağlamında temsilcilik görüşünün ana tezi flu şekilde ifade edilebilir: Algı adını verdiğimiz olgu veya süreç esnasında, insanların zihinsel durumları zihinden bağımsız gerçekliği temsil ederler.

80. Soru

Temsilcilik görüşüne göre, algının oluşması için üç ayrı şey gerekmektedir. Bunlar sırası ile nelerdir?

Cevap

Temsilcilik görüşüne göre, algının oluşması için üç ayrı şey gerekmektedir. Birincisi, algının oluşması için algılayan bir insanın varlığı gerekir. İkincisi, algı ancak öznelerce algılanan gerçek bir nesne ile mümkündür. Ve son olarak da, algının olması, temsil işlevini gerçekleştirecek olan zihinsel durumların veya algısal verilerin dolayımını gerekli kılar.

81. Soru

‘Görüngü’ (Batı dillerinden uyarlanmış Türkçesiyle, ‘fenomen’), kavramı nasıl tanımlanır?

Cevap

‘Görüngü’ (Batı dillerinden uyarlanmış Türkçesiyle, ‘fenomen’), bizim deneyimlediğimiz dünyaya ait olan olgulara verilen genel addır. Daha açıkça dersek, metafizikteki “gerçekliğin kendisi” kavramından farklı olarak bizim gibi sonlu varlıklara “görünen” dünyanın betimlemesidir.

82. Soru

Hume’un fikirleri Locke’ın epistemolojisi ile benzerlikler gösterse de arada çok önemli fark vardır. Bu fark nedir?

Cevap

Hume’un fikirleri Locke’ın epistemolojisi ile benzerlikler gösterse de arada çok önemli ontolojik bir fark olduğu da kesindir.

83. Soru

Locke’a göre nesneler ne şekilde ele alınmaktadır?

Cevap

Locke’a göre nesneler ve onların birincil nitelikleri zihinden bağımsız olarak var olmalıdır.

84. Soru

“idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir” 

Yukarıda bahsi geçen düşünce hangi filozofa aittir?

Cevap

Hume’a göre ise idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir.

85. Soru

Neden, idea’lar veya görüngüler gerçekten algılanıyor olsa da, onların nereden kaynaklandığına ilişkin akıl yürütmemiz olanaklı değildir?

Cevap

Çünkü bunu yapabilmek, zihinsel olarak bize verilenlerin dışına çıkıp gerçekliğe bakabilmeyi gerektirir. Bu da bizim gibi sonlu bilişsel varlıkların yapabileceği bir eylem değildir.

86. Soru

Algı felsefesinin üçüncü bakış açısı olan gerçekçilik temsilcilik ve görüngücülükten hangi nokta da ayrılmaktadır? 

Cevap

Temsilcilik ve görüngücülükten farklı olarak, gerçekçiliğe göre, biz zihinsel durumlarımızı değil doğrudan nesneleri deneyimleriz.

87. Soru

Algı bağlamında gerçekçiliğe göre algılanan şey nedir ve bu görüşe “gerçekçilik” adı verilmesinin nedeni nedir?

Cevap

Gerçekçiliğe göre, biz algı sırasında deneyimlerimizi algılamayız. Algı esnasında algılanan şey fiziksel gerçekliğin içindeki nesnelerin kendileridir. Algı bağlamında bu görüşe “gerçekçilik” adı verilmesinin nedeni de budur.

88. Soru

Temsilci ve görüngücü felsefeciler zihinsel durumlar ve temsil olgusu üzerinde dururken, doğrudan gerçekçi felsefeciler neyin gerektiğine inanırlar ve onlara göre aslında neye dikkat etmeliyiz?

Cevap

Temsilci ve görüngücü felsefeciler zihinsel durumlar ve temsil olgusu üzerinde dururken, doğrudan gerçekçi felsefeciler zihinsel temsilin ve zihinsel içeriklerin abartılmaması gerektiğine inanırlar. Gerçekçiler için dikkat etmemiz gereken şey
algının nesnesidir. 

89. Soru

Gerçekçiliğe göre, temsilci ve görüngücü felsefeciler deneyimin nesnesiyle deneyimin sürecini neden karıştırmaktadırlar?

Cevap

Çünkü Biz görsel alanımızda bulunan bir nesnenin kırmızı rengini algıladığımızda, “kırmızı” algılanan nesnenin özelliğidir, deneyimin değildir. Bu anlamda, doğrudan gerçekçiliğe göre, temsilci ve görüngücü felsefeciler deneyimin nesnesiyle deneyimin sürecini karıştırmaktadırlar.

90. Soru

John Searl’e göre algı söz konusu olduğunda neden iç-dış ayrımı yapmak zordur?

Cevap

Algı söz konusu olduğunda iç-dış ayrımını yapmak son derece zordur. Algı, görünüşe göre, duyu organlarımızda ve beynimizde gerçekleşen bir olgudur. Peki bunlar “içe” mi aittir, yoka “dışa” mı? (Duyu organları ve beyin fiziksel dış dünyanın parçaları veya unsurlarıdır. Öte yandan, algıladığımız görüntüler zihnimizin içinde gibi görünür.) Bu kafa karıştırıcı soru aslında iç-dış ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunu göstermektedir.

91. Soru

Searle’e göre, geleneksel felsefecilerin gözden kaçırdıkları nokta nedir ve neden?

Cevap

Searle’e göre, geleneksel felsefeciler genelde bilginin zihinselliği üzerine yoğunlaştıkları için, bilginin eylemselliğe ilişkin boyutlarını gözden kaçırmışlardır.

92. Soru

Doğrudan gerçekçi görüşe göre algılanan şey nesnedir. Ancak Searle bu fikir üzerinde önemli bir değişiklik yaparak, dünyada algıladığımız şeylerin neler olduğunu savlamaktadır?

Cevap

Doğrudan gerçekçi görüşe göre algılanan şey nesnedir. Ancak Searle bu fikir üzerinde önemli bir değişiklik yaparak, dünyada algıladığımız şeylerin yalın olarak nesneler değil de olgular veya durumlar olduğunu savlar.

93. Soru

Searle’ün çarpıcı iddialarından biri, insanın algısal yapısının deneyimsel inancın yapısıyla benzerlikler gösterdiğidir. Onun “biz nesnelere inanmayız; nesnelerin belli hâllerde olduğuna inanırız” düşüncesini destekleyen nasıl bir örnek verilebilir?

Cevap

Searle’ün çarpıcı iddialarından biri, insanın algısal yapısının deneyimsel inancın yapısıyla benzerlikler gösterdiğidir. Deneyim söz konusu olduğunda; örneğin, “Bir kediye inanıyorum” eksik ve hatalı bir ifadedir. “Bahçemdeki kedinin siyah olduğuna inanıyorum” ise daha doğru ve anlaşılabilir.

94. Soru

Bir insanın bir nesneyi veya olguyu algılaması esas olarak bir nasıl bir etkinliktir?

Cevap

Bir insanın bir nesneyi veya olguyu algılaması esas olarak bir “problem çözme” etkinliğidir.

95. Soru

“Şu anda bir kedinin paspasın üstünde yat-tığını algılıyorum” iddiasına karşılık, bir öznenin algılarından hareketle algı-gerçeklik karşılaştırması yapması ve algılıyor olduğunu bilmesi olanaklı mıdır sorusuna Searle nasıl bir savunma getirmektedir?

Cevap

Doğrudan gerçekçiliği savunan bir kuramcı, “algılayan kişi bunu o an bilmektedir” gibi bir iddiada bulunuyor değildir. Gerçekçinin söylediği şudur: Eğer dünyada algı gerçekleşiyorsa, gerçekleştiği durumlarda olan şey, gerekli olgusal koşulun sağlanmasıdır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

AÖF Ders Notları ve Açıköğretim Sistemi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!