Çocuk Ve Drama Dersi 2. Ünite Özet

23.07.2022
8
A+
A-

Dramanın Tarihsel Gelişimi

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Çocuk Ve Drama Dersi 2. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Dramanın Tarihsel Gelişimi

Dramanın Yurt Dışındaki Gelişimi

Dramanın tarihsel gelişimi farklı kaynaklarda, farklı tarihlerde ele alınarak incelenmiştir. Dramanın ilk olarak MÖ 2000’li yıllarda başladığı, o dönemde yapılan bazı dini törenlerde ve ritüellerde görüldüğü varsayılabileceği vurgulanmaktadır. Dramanın öncüleri olarak kabul edilen bazı isimler göze çarpmaktadır. Harriet Finlay-Johnson, Henry Caldwell Cook,

Peter Slade, Brian Way, Dorothy Heatcote ile öğrencisi sayılan Gavin Bolton ve Nellie Mccaslin gibi isimler dramanın öncüleri olarak kabul edilmektedir. Peter Slade çocuk grupları ile drama çalışmaları gerçekleştirmiştir. 1950’lerde Peter Slade; 1960’larda Brian Way ve 1970’lerde Dorothy Heatcote tarafından çeşitli drama etkinlikleri uygulanmıştır.

Eğitimde drama programını kapsamlı bir şekilde ele alan ilk kişi ise Henry Caldwell Cambringe olmuştur. Kendine özgü bir drama yöntemi geliştirmiş ve 1954 yılında yayımlanan ve “Çocuk Draması” adı verilen kitabında yöntemini anlatmıştır.

Dramanın Türkiye’deki Tarihsel Gelişimi

Türkiye’de dramanın bir yöntem olarak gelişiminin 1908’de eğitsel programlar başkanlığı yapan, pedagog İsmail Hakkı Baltacıoğlu ile başladığını belirtilmektedir.

1915 yılında, Baltacıoğlu tarafından hazırlanan ve eğitim bakanlığı tarafından çıkarılan “Mekteb Temsillerinin Usul-i Tedrisi” başlığı ile yayımlanan yönetmelikte doğaçlama oyunculuk kavramından söz edilmiştir. Çocuk ve tiyatro ilişkini eğitsel ve kültürel bir zeminde ele alan bu yönetmelikte her çocuğun sahneye çıkabilmesine olanak veren doğaçlama oyunculuk için sahne unsurlarının gerekli olmadığı vurgulanmaktadır.

Türkiye’de dramanın gelişimine ilişkin önemli gelişmeler şu biçimde sıralanabilir:

  • 1908 yılında, İsmail Hakkı Baltacıoğlu “Tarihi Temsiller” ekiyle okullarda tiyatro çalışmalarının yapılmasını vurgulamıştır.
  • 1915 yılında Mektep Temsillerinin Usul-i Tedrisi’nde ilk defa doğaçlama oyunculuk kavramından söz edilmiştir.
  • 1926 yılında İlkokul programında dramatik gösteriler dersler için bir öğretim ve ifade aracı olarak ele alınmıştır.
  • 1943 yılında Selahattin Çoruh tarafından “Okulda Dramatizasyon” kitabı kaleme alınmıştır.
  • 1956 yılında Nevide Gökaydın tarafından müzik, drama ve resmin bir arada yürütüldüğü atölye çalışmaları yapılmıştır.
  • “1965”yılında “Uygulamalı Dramatizasyon” isimli bir kitapçık Emin Özdemir tarafından yazılmıştır.
  • 1982 yılında Türkiye’de Yaratıcı Drama hareketi Tamer Levent ve Doç. Dr. İnci San ile başlamıştır.
  • 1985 yılında I. Uluslararası Eğitimde Drama Semineri, 1987 yılında II. Uluslararası Eğitimde Drama Semineri gerçekleştirilmiştir.
  • 1988 yılında Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi kurulmuştur.
  • 1989 yılında I. Uluslararası Eğitimde Drama Semineri, Avni Akyol’un dramanın eğitim sistemi içinde yer alması için söz vermesi.
  • 1990 yılında Çağdaş Drama Derneği kurulmuştur.
  • 1997 yılında YÖK Sınıf Öğretmenliği ve Okul Öncesi Öğretmenliği programlarında drama derslerinin zorunlu ders olmasını kararlaştırmıştır.
  • 1998 yılında ilköğretim okullarında seçmeli drama dersi konulması Eylül 1998 tarihli tebliğler dergisinde yayımlanmıştır.

Dramanın Türkiye’deki Öncüleri

Selahattin Çoruh (1903-1987) Ankara’da ilköğretim müfettişlerinden Çoruh, “Okullarda Dramatizasyon” isimli kitabı kaleme almıştır. Bu kitapta dramatizasyonun okullarda kullanımı ve bunun sayesinde öğrencilerin pasif bir şekilde eğitilmesinin ortadan kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. Çocukların çevresinde var olanları taklit yoluyla öğrenmesi, oyunun çocuğun gelişiminde ne denli önemli olduğunu vurgulamıştır.

Emin Özdemir (1931-) Türk Dil uzmanı Özdemir, 1965 yılında “ Uygulamalı Dramatizasyon” isimli bir kitapçık yayımlamıştır. Bu kitap kılavuz özelliği taşımaktadır. İçeriğinde çocuklara yönelik parmak oyunu, sözsüz dramatizasyon, (metinden) bağımsız dramatizasyon, (metne) bağlı dramatizasyon, kukla oyunu gibi drama türleri sıralanmıştır.

Tamer Levent (1950-) Devlet Tiyatrosu sanatçısı olan Levent, 1982 yılında İnci San ile çağdaş drama uygulamalarının başlamasına öncülük etmiştir. Dramanın yaşamın tüm alanlarında yer alması gerektiğini, drama yöntemi ile öğrenme ve farkındalık eğitimi sağlanabileceğini, çocuğun kendini tanımasını ve başkalarına kendini ifade edebilme olanağı sağladığını belirtmiştir.

İnci San (1936-) Sanat Tarihi ve estetik konuları üzerine çalışan San, 1974 yılında “Sanatsal Yaratma ve Çocukta Yaratıcılık” başlıklı tezi ile doktorasını tamamlamış, sanat yoluyla eğitimi savunmuştur. Yaşam ile oyun arasında temel yapı benzeşmesi bulunduğunu, oyundaki etkileşim ile toplumsal gerçeklikteki etkileşimin de temel yapılarının benzer olasının, oyunun eğitimde kullanılmasına etken olduğunu belirtmiştir. Drama gerçek dünya ile kurgusal dünyanın özümsenmesi ile oluşur. 1985 yılında İnci San’ın, Tamer Levent ile birlikte gerçekleştirdiği ilk “Uluslararası Eğitimde Dramatizasyon Semineri” yaratıcı dramanın Türkiye’deki çağdaş kullanımının kamuoyuna açılması yönünde öncülük etmiştir.

Dramanın Yurt Dışındaki Öncüleri

Harriyet Finlay Johnson (1871-1956) İngiltere’de bir köy okulunda öğretmenlik yaptığı yıllarda, öğrencilere geleneksel yöntemlerle ders anlatıldığını gözlemlemiş, öğretim yöntemlerinde değişikliklerin yapılması gerektiğini düşünmüştür. Öğretimde dramatik süreci kullanarak denemeler yapmış; bunu “dramatik yöntem” olarak adlandırmıştır. Öğretilecek her konu dramatik harekete uyarlanmıştır. “Öğretimin Dramatik Yöntemi” adlı kitabı yayımlamıştır. Dikkat çektiği bir başka nokta ise çocukların daha iyi öğrenmesi için yapılması gerekenin çocuklarda istek uyandırma gerekliliği olduğudur.

Henry Caldwell Cook (1886-1939) 1917 yılında yayımlanan “Oyun Yolu” başlıklı kitabında oyun etkinliğinin eğitimin temeli olduğunu vurgulamıştır. Yapmak, oynamak ve kendiliğinden öğrenmek için önemli bir anahtardır. Cook, öğrenmede ilginin önemli olduğu fikrinden yola çıkarak tiyatro oyunlarının ilgi çekiciliği sayesinde öğrenmede kullanılabileceği fikrini dile getirmiştir.

Peter Slade (1912-2004) çocuğun oynadığı oyunu ikiye ayırmaktadır. Bunlar kişisel oyunlar ve tasarlanan oyunlardır.

  • Kişisel oyunda insanın tüm etkinlikleri kullanılır ve karakterizasyon ile hareket bu oyunun tipik özellikleridir. Koşma, top oyunları, dans, yüzme gibi etkinlikleri içine alır.
  • Tasarlanan Oyunlarda ise tüm zihin kullanılır fakat beden o kadar çok kullanılmaz. Hayali bir dramatik durum tasarlanarak dışarıdaki nesnelere yönelinir.

Brian Way ( 1923-2006) Dramanın insan yaşamının her noktasında var olduğunu ifade etmiştir ve dramayı yaşamın uygulaması olarak tanımlamıştır. Dramanın insanların bireysel gelişimiyle ilgili olduğunu belirtmiştir. Yaratıcı drama anlayışı genel olarak “Kişiliğin Yedi Boyutu” olarak adlandırılan çembersel gelişim modelinden yola çıkarak, bu çember üzerindeki yedi noktanın aşamalı ve uzun süreli yaratıcı drama uygulamalarıyla geliştirilmesi temeline dayanmaktadır. Bu yedi nokta: yoğunlaşma, duyular, düş kurma, özbedensellik, konuşma, duygular, zekadır.

1967 yılında yazdığı Drama Yoluyla Gelişim adlı kitabında dramanın işlevi, olduğu yerden başlamak, yaratıcılık, doğaçlama, bir insan üzerine düşünmek, hareket ve ses kullanımı gibi konu başlıklarında kendi drama anlayışını aktarmıştır.

Dorothy Heatcote (1926-2011) 1940’larda dramadaki ikinci temel yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Bir şey öğretme odaklı “eğitimde drama”yı üst düzey bir bakış açısı ile evrensel boyutlara taşıyarak dramanın annesi konumuna gelmesine yardımcı olmuştur. Heatcote’un Dört Drama Modeli:

  • İnsanı Keşfetmek için Drama: Bireyi ve bireylerin sorunlarını merkeze aldıkları.
  • Uzman Rolü Yaklaşımı: Sorunu merkeze aldığı, çocukların hayali bir problemi uzman rolü alarak çözdükleri
  • Yuvarlanan Rol: Programdaki farklı derslerin aynı drama çatısı altında buluşup çocukların alanlar arasındaki bağlantıları görebildikleri
  • Komisyon Modeli: Çocukların gerçek hayatları ile bağlantılı sorunları çözmek üzere kurdukları komisyon içinde olayı değerlendirdikleri ve genelde de süreçlerine dair bir rapor şeklinde yazılı çalışma yaptıkları.

Gavin Bolton (1927-) Öğrenme ve öğretmen için dramanın bir araç olarak kullanılması ve çocukların pasif rol oynamaması gerektiği düşüncesini savunmuştur. Drama çalışmalarını A, B, C, D tipi olmak üzere dört başlık altında incelemiştir.

  • A-tipi: Egzersiz: parça parça deneyimleri içeren kısa süreli sadece forma odaklanan biçimdir.
  • B-tipi: Dramatik Oynama: Olay akışı, mekan, kişiler ve konunun belli olduğu, fakat düşük düzey düşünme becerisi gerektiren, genelde bir sonraki veya bir önceki adımda neler olduğunu düşünmenin yeterli olduğu, basit düzey “-mış” gibi oynamalarıdır.
  • C-tipi: Tiyatro: Oyunların drama içi veya dışı seyirci ile buluşmasıdır; konuşma ve aksiyonda açıklık gerektirir, olay izleyen kişilere aktarılmalıdır ve bu aktarım genelde çocuklarda başarı duygusu yaratmaktadır.
  • D-tipi: “Anlayış için Drama” olarak isimlendirmiştir. Sembolik çocuk oyununu temel aldığını söyleyen Bolton, dramada anlamın çok katmanlı olduğunu açıklamıştır.

Winifred Ward /1884-1975) “Oyun yaratma” ve “oyun kurma” adını verdiği yöntemle okul çağındaki çocuklarla doğaçlamaya dayalı dramanın yeni kullanımını savunan ilk Amerikalıdır. Dramanın, öğretmenin yazılı bir metne bağlı kalmadan çocukların yaratıcı bir şekilde etkinlikte bulunmasına yardımcı rol oynamasına ve çocukların kendilerini ifade edebilme becerisinin, dil yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunduğunu vurgulamaktadır.

Nellie McCaslin (1914-2005) “Creative Drama in the Clasroom” isimli kitabında, yaratıcı dramayı, hem bir sanat, hem de sosyalleşme aracı olarak kullanılan bir tür etkinlik olarak tanımlamıştır. Ona göre drama eğitiminin amaçları şunlardır:

  • Çocukların kendi dünyalarını keşfetmelerini sağlamak,
  • Yaşadıkları çevreye ne zaman ve nasıl uyum sağlamaları gerektiği konusunda bilgilenmeleri için onlara yardımcı olmak,
  • Dramanın nasıl bir etkinlik olduğunu anlamalarını sağlamaktır.

McCaslin’in üç kavrama yaklaşımını ele alarak drama anlayışını ve dramaya atfettiği değeri anlamak önemlidir. Bu kavramlar ise; dramatik oyun, yaratıcı drama, oyun yapımıdır.

Dramanın Yurt Dışındaki Gelişimi

Dramanın tarihsel gelişimi farklı kaynaklarda, farklı tarihlerde ele alınarak incelenmiştir. Dramanın ilk olarak MÖ 2000’li yıllarda başladığı, o dönemde yapılan bazı dini törenlerde ve ritüellerde görüldüğü varsayılabileceği vurgulanmaktadır. Dramanın öncüleri olarak kabul edilen bazı isimler göze çarpmaktadır. Harriet Finlay-Johnson, Henry Caldwell Cook,

Peter Slade, Brian Way, Dorothy Heatcote ile öğrencisi sayılan Gavin Bolton ve Nellie Mccaslin gibi isimler dramanın öncüleri olarak kabul edilmektedir. Peter Slade çocuk grupları ile drama çalışmaları gerçekleştirmiştir. 1950’lerde Peter Slade; 1960’larda Brian Way ve 1970’lerde Dorothy Heatcote tarafından çeşitli drama etkinlikleri uygulanmıştır.

Eğitimde drama programını kapsamlı bir şekilde ele alan ilk kişi ise Henry Caldwell Cambringe olmuştur. Kendine özgü bir drama yöntemi geliştirmiş ve 1954 yılında yayımlanan ve “Çocuk Draması” adı verilen kitabında yöntemini anlatmıştır.

Dramanın Türkiye’deki Tarihsel Gelişimi

Türkiye’de dramanın bir yöntem olarak gelişiminin 1908’de eğitsel programlar başkanlığı yapan, pedagog İsmail Hakkı Baltacıoğlu ile başladığını belirtilmektedir.

1915 yılında, Baltacıoğlu tarafından hazırlanan ve eğitim bakanlığı tarafından çıkarılan “Mekteb Temsillerinin Usul-i Tedrisi” başlığı ile yayımlanan yönetmelikte doğaçlama oyunculuk kavramından söz edilmiştir. Çocuk ve tiyatro ilişkini eğitsel ve kültürel bir zeminde ele alan bu yönetmelikte her çocuğun sahneye çıkabilmesine olanak veren doğaçlama oyunculuk için sahne unsurlarının gerekli olmadığı vurgulanmaktadır.

Türkiye’de dramanın gelişimine ilişkin önemli gelişmeler şu biçimde sıralanabilir:

  • 1908 yılında, İsmail Hakkı Baltacıoğlu “Tarihi Temsiller” ekiyle okullarda tiyatro çalışmalarının yapılmasını vurgulamıştır.
  • 1915 yılında Mektep Temsillerinin Usul-i Tedrisi’nde ilk defa doğaçlama oyunculuk kavramından söz edilmiştir.
  • 1926 yılında İlkokul programında dramatik gösteriler dersler için bir öğretim ve ifade aracı olarak ele alınmıştır.
  • 1943 yılında Selahattin Çoruh tarafından “Okulda Dramatizasyon” kitabı kaleme alınmıştır.
  • 1956 yılında Nevide Gökaydın tarafından müzik, drama ve resmin bir arada yürütüldüğü atölye çalışmaları yapılmıştır.
  • “1965”yılında “Uygulamalı Dramatizasyon” isimli bir kitapçık Emin Özdemir tarafından yazılmıştır.
  • 1982 yılında Türkiye’de Yaratıcı Drama hareketi Tamer Levent ve Doç. Dr. İnci San ile başlamıştır.
  • 1985 yılında I. Uluslararası Eğitimde Drama Semineri, 1987 yılında II. Uluslararası Eğitimde Drama Semineri gerçekleştirilmiştir.
  • 1988 yılında Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi kurulmuştur.
  • 1989 yılında I. Uluslararası Eğitimde Drama Semineri, Avni Akyol’un dramanın eğitim sistemi içinde yer alması için söz vermesi.
  • 1990 yılında Çağdaş Drama Derneği kurulmuştur.
  • 1997 yılında YÖK Sınıf Öğretmenliği ve Okul Öncesi Öğretmenliği programlarında drama derslerinin zorunlu ders olmasını kararlaştırmıştır.
  • 1998 yılında ilköğretim okullarında seçmeli drama dersi konulması Eylül 1998 tarihli tebliğler dergisinde yayımlanmıştır.

Dramanın Türkiye’deki Öncüleri

Selahattin Çoruh (1903-1987) Ankara’da ilköğretim müfettişlerinden Çoruh, “Okullarda Dramatizasyon” isimli kitabı kaleme almıştır. Bu kitapta dramatizasyonun okullarda kullanımı ve bunun sayesinde öğrencilerin pasif bir şekilde eğitilmesinin ortadan kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. Çocukların çevresinde var olanları taklit yoluyla öğrenmesi, oyunun çocuğun gelişiminde ne denli önemli olduğunu vurgulamıştır.

Emin Özdemir (1931-) Türk Dil uzmanı Özdemir, 1965 yılında “ Uygulamalı Dramatizasyon” isimli bir kitapçık yayımlamıştır. Bu kitap kılavuz özelliği taşımaktadır. İçeriğinde çocuklara yönelik parmak oyunu, sözsüz dramatizasyon, (metinden) bağımsız dramatizasyon, (metne) bağlı dramatizasyon, kukla oyunu gibi drama türleri sıralanmıştır.

Tamer Levent (1950-) Devlet Tiyatrosu sanatçısı olan Levent, 1982 yılında İnci San ile çağdaş drama uygulamalarının başlamasına öncülük etmiştir. Dramanın yaşamın tüm alanlarında yer alması gerektiğini, drama yöntemi ile öğrenme ve farkındalık eğitimi sağlanabileceğini, çocuğun kendini tanımasını ve başkalarına kendini ifade edebilme olanağı sağladığını belirtmiştir.

İnci San (1936-) Sanat Tarihi ve estetik konuları üzerine çalışan San, 1974 yılında “Sanatsal Yaratma ve Çocukta Yaratıcılık” başlıklı tezi ile doktorasını tamamlamış, sanat yoluyla eğitimi savunmuştur. Yaşam ile oyun arasında temel yapı benzeşmesi bulunduğunu, oyundaki etkileşim ile toplumsal gerçeklikteki etkileşimin de temel yapılarının benzer olasının, oyunun eğitimde kullanılmasına etken olduğunu belirtmiştir. Drama gerçek dünya ile kurgusal dünyanın özümsenmesi ile oluşur. 1985 yılında İnci San’ın, Tamer Levent ile birlikte gerçekleştirdiği ilk “Uluslararası Eğitimde Dramatizasyon Semineri” yaratıcı dramanın Türkiye’deki çağdaş kullanımının kamuoyuna açılması yönünde öncülük etmiştir.

Dramanın Yurt Dışındaki Öncüleri

Harriyet Finlay Johnson (1871-1956) İngiltere’de bir köy okulunda öğretmenlik yaptığı yıllarda, öğrencilere geleneksel yöntemlerle ders anlatıldığını gözlemlemiş, öğretim yöntemlerinde değişikliklerin yapılması gerektiğini düşünmüştür. Öğretimde dramatik süreci kullanarak denemeler yapmış; bunu “dramatik yöntem” olarak adlandırmıştır. Öğretilecek her konu dramatik harekete uyarlanmıştır. “Öğretimin Dramatik Yöntemi” adlı kitabı yayımlamıştır. Dikkat çektiği bir başka nokta ise çocukların daha iyi öğrenmesi için yapılması gerekenin çocuklarda istek uyandırma gerekliliği olduğudur.

Henry Caldwell Cook (1886-1939) 1917 yılında yayımlanan “Oyun Yolu” başlıklı kitabında oyun etkinliğinin eğitimin temeli olduğunu vurgulamıştır. Yapmak, oynamak ve kendiliğinden öğrenmek için önemli bir anahtardır. Cook, öğrenmede ilginin önemli olduğu fikrinden yola çıkarak tiyatro oyunlarının ilgi çekiciliği sayesinde öğrenmede kullanılabileceği fikrini dile getirmiştir.

Peter Slade (1912-2004) çocuğun oynadığı oyunu ikiye ayırmaktadır. Bunlar kişisel oyunlar ve tasarlanan oyunlardır.

  • Kişisel oyunda insanın tüm etkinlikleri kullanılır ve karakterizasyon ile hareket bu oyunun tipik özellikleridir. Koşma, top oyunları, dans, yüzme gibi etkinlikleri içine alır.
  • Tasarlanan Oyunlarda ise tüm zihin kullanılır fakat beden o kadar çok kullanılmaz. Hayali bir dramatik durum tasarlanarak dışarıdaki nesnelere yönelinir.

Brian Way ( 1923-2006) Dramanın insan yaşamının her noktasında var olduğunu ifade etmiştir ve dramayı yaşamın uygulaması olarak tanımlamıştır. Dramanın insanların bireysel gelişimiyle ilgili olduğunu belirtmiştir. Yaratıcı drama anlayışı genel olarak “Kişiliğin Yedi Boyutu” olarak adlandırılan çembersel gelişim modelinden yola çıkarak, bu çember üzerindeki yedi noktanın aşamalı ve uzun süreli yaratıcı drama uygulamalarıyla geliştirilmesi temeline dayanmaktadır. Bu yedi nokta: yoğunlaşma, duyular, düş kurma, özbedensellik, konuşma, duygular, zekadır.

1967 yılında yazdığı Drama Yoluyla Gelişim adlı kitabında dramanın işlevi, olduğu yerden başlamak, yaratıcılık, doğaçlama, bir insan üzerine düşünmek, hareket ve ses kullanımı gibi konu başlıklarında kendi drama anlayışını aktarmıştır.

Dorothy Heatcote (1926-2011) 1940’larda dramadaki ikinci temel yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Bir şey öğretme odaklı “eğitimde drama”yı üst düzey bir bakış açısı ile evrensel boyutlara taşıyarak dramanın annesi konumuna gelmesine yardımcı olmuştur. Heatcote’un Dört Drama Modeli:

  • İnsanı Keşfetmek için Drama: Bireyi ve bireylerin sorunlarını merkeze aldıkları.
  • Uzman Rolü Yaklaşımı: Sorunu merkeze aldığı, çocukların hayali bir problemi uzman rolü alarak çözdükleri
  • Yuvarlanan Rol: Programdaki farklı derslerin aynı drama çatısı altında buluşup çocukların alanlar arasındaki bağlantıları görebildikleri
  • Komisyon Modeli: Çocukların gerçek hayatları ile bağlantılı sorunları çözmek üzere kurdukları komisyon içinde olayı değerlendirdikleri ve genelde de süreçlerine dair bir rapor şeklinde yazılı çalışma yaptıkları.

Gavin Bolton (1927-) Öğrenme ve öğretmen için dramanın bir araç olarak kullanılması ve çocukların pasif rol oynamaması gerektiği düşüncesini savunmuştur. Drama çalışmalarını A, B, C, D tipi olmak üzere dört başlık altında incelemiştir.

  • A-tipi: Egzersiz: parça parça deneyimleri içeren kısa süreli sadece forma odaklanan biçimdir.
  • B-tipi: Dramatik Oynama: Olay akışı, mekan, kişiler ve konunun belli olduğu, fakat düşük düzey düşünme becerisi gerektiren, genelde bir sonraki veya bir önceki adımda neler olduğunu düşünmenin yeterli olduğu, basit düzey “-mış” gibi oynamalarıdır.
  • C-tipi: Tiyatro: Oyunların drama içi veya dışı seyirci ile buluşmasıdır; konuşma ve aksiyonda açıklık gerektirir, olay izleyen kişilere aktarılmalıdır ve bu aktarım genelde çocuklarda başarı duygusu yaratmaktadır.
  • D-tipi: “Anlayış için Drama” olarak isimlendirmiştir. Sembolik çocuk oyununu temel aldığını söyleyen Bolton, dramada anlamın çok katmanlı olduğunu açıklamıştır.

Winifred Ward /1884-1975) “Oyun yaratma” ve “oyun kurma” adını verdiği yöntemle okul çağındaki çocuklarla doğaçlamaya dayalı dramanın yeni kullanımını savunan ilk Amerikalıdır. Dramanın, öğretmenin yazılı bir metne bağlı kalmadan çocukların yaratıcı bir şekilde etkinlikte bulunmasına yardımcı rol oynamasına ve çocukların kendilerini ifade edebilme becerisinin, dil yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunduğunu vurgulamaktadır.

Nellie McCaslin (1914-2005) “Creative Drama in the Clasroom” isimli kitabında, yaratıcı dramayı, hem bir sanat, hem de sosyalleşme aracı olarak kullanılan bir tür etkinlik olarak tanımlamıştır. Ona göre drama eğitiminin amaçları şunlardır:

  • Çocukların kendi dünyalarını keşfetmelerini sağlamak,
  • Yaşadıkları çevreye ne zaman ve nasıl uyum sağlamaları gerektiği konusunda bilgilenmeleri için onlara yardımcı olmak,
  • Dramanın nasıl bir etkinlik olduğunu anlamalarını sağlamaktır.

McCaslin’in üç kavrama yaklaşımını ele alarak drama anlayışını ve dramaya atfettiği değeri anlamak önemlidir. Bu kavramlar ise; dramatik oyun, yaratıcı drama, oyun yapımıdır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.