Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 7. Ünite Özet

23.07.2022
5
A+
A-

Çocuk Gelişimini Etkileyen Yetersizlikler-I

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 7. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Çocuk Gelişimini Etkileyen Yetersizlikler-I

Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm spektrum bozukluğu (OSB), ileri düzeyde ve karmaşık nörolojik bir yetersizliktir. Özel eğitim içinde çok sık rastlanan yetersizlik türlerinden birisi olan OSB’ye yaklaşık olarak 68 çocuktan birinde rastlanmaktadır. Erkeklerin kızlara oranla dört kez daha fazla etkilendikleri bilinmektedir.

OSB’nin nedenleri henüz tam olarak bilinmemekle birlikte, birden fazla genin varlığı ve kalıtımsal etkiler konusunda bir uzlaşma sağlandığı gözlenmiştir. Ayrıca, hamilelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, kanamalar, ilaç kullanımı, yüksek kan basıncı, göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması, doğumun 36. haftadan önce gerçekleşmesi, solunum problemleri ve uzamış sarılık gibi etkenlere OSB olan çocukların geçmişlerinde daha sık rastlandığı gözlenmektedir.

OSB olan çocukların farklı özellikler ve davranışlara sahip oldukları bilinmektedir. OSB olan çocukların özelliklerini; sosyal özellikler, dil ve iletişim özellikleri, bilişsel özellikler, motor özellikler, davranışsal özellikler şeklinde sıralamak mümkündür.

Sosyal yetersizlikler , OSB olan çocukların sosyal etkileşim kurmada en önemli sınırlılıklardan birisidir. OSB olan çocuklar, bebeklik dönemlerinden itibaren göz kontağı kurma, sese ve ismine tepkide bulunma, ilgilerini duygularını paylaşamama, sosyal etkileşim başlatamama, sosyal gülümseme gibi becerilerde sınırlılık gösterebilirler.

OSB olan çocukların en önemli özelliklerinden bir diğeri dil gelişiminde farklı düzeyde yetersizlikleridir . Bu yetersizlik ile birlikte, karşılıklı konuşma başlatma, sürdürme ve sonlandırmada güçlük, duyduklarını ya da okuduklarını bağlam dışında yinelemek, kendisinin uydurduğu sözcük ya da cümleleri yinelemek ya da didaktik konuşmalar gözlenir.

OSB olan çocukların bilişsel özelliklerinde de farklı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Başkalarının görüş, düşünce ve duygularını anlama; kendi düşünce, ifade ve davranışlarının başkalarının duygu ve düşüncelerini nasıl etkileyeceğinin farkına varma; çevreyi keşfetmeye ilişkin girişimde bulunma ve problem çözme becerilerinde yetersizlik ya da sınırlılıklar gösterdikleri görülmektedir.

OSB olan çocukların sorun yaşadıkları alanlardan birisi de motor becerilerdir . OSB olan çocukların motor becerilerinde genellikle yetersizlikler gözlenmekte; motor gelişimlerinde, farklılıklar ve gecikmeler yaşanabilmektedir. OSB olan çocuklarda yineleyici motor eylemler gözlenmektedir.

OSB olan çocukların davranışsal özellikleri incelendiğinde, nesnelerle sıra dışı şekillerde etkileşime girme, nesnelere aşırı bağlanma, nesne takıntıları, el çırpma, sallanma, dönme gibi yinelemeli davranışlar sergiledikleri görülmektedir.

OSB Olma Olasılığına İşaret Eden İpuçları

  • Göz iletişimi kurmaz. Örneğin; onu beslerken size bakmaz.
  • Gülümsediğinizde size gülümseyerek karşılık vermez.
  • İsimi ile seslendiğinizde tepki vermez.
  • Nesneleri takip etmez.
  • Dikkatinizi çekmek için herhangi bir ses çıkarmaz.
  • Yardım ya da rica ifadelerini kullanmaz.
  • Diğer insanlarla ortak ilgi ya da zevkleri yoktur.

Tanılama ve Değerlendirme: Tanılama çoğunlukla Amerikan Psikiyatri Birliği (2013) tarafından yayımlanan Ruhsal Bozukluklara İlişkin Tanı ve İstatistik El Kitabı’nda (DSM-V-TR) yayımlanan ölçütler dikkate alınarak konunun uzmanı olan tıp doktorları tarafından yapılmaktadır. OSB tanısı 12 aylıktan itibaren konabilir. Tıbbi tanının arkasından, eğitsel değerlendirme yapılarak OSB olan çocuğun performansı ve eğitsel gereksinimleri dikkate alınarak en uygun olan eğitim ortamı belirlenir.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: OSB olan çocukların eğitimlerine ilişkin yapılan çalışmalarda, bu çocukların erken eğitim hizmetlerinden yararlanmalarının son derece önemli olduğu vurgulanmaktadır. Çünkü erken eğitim niteliğine bağlı olarak çocuğun kaynaştırma uygulamasından en üst düzeyde yararlanabilmesini sağlayacaktır. Özel eğitimde OSB olan çocukların devam ettikleri eğitim ortamları Kaynaştırma uygulamaları, Özel Eğitim sınıfları, Özel Eğitim Uygulama Merkezleri, Özel Eğitim İş Uygulama Merkezleridir.

OSB olan çocukların programlarında öncelikli olarak belirlenen konular; dil ve iletişime ilişkin beceriler,sosyal beceriler, günlük yaşam ve kendine bakım becerileri, problem davranışları azaltmak için bilimsel temelli uygulamalar, bilişsel beceriler, okulda gerçekleştirilmesi gereken becerilere ilişkin hazırlık becerileridir.

OSB olan çocukların eğitiminde yaygın olarak kabul gören eğitim yaklaşımı uygulamalı davranış analizidir . Uygulamalı davranış analizi kapsamında yer alan uygulamalar; ayrık denemelerle öğretim, yanlışsız öğretim, erken ve yoğun davranışsal eğitim, tepki ipucu yöntemleri, resim değiş-tokuşuna dayalı iletişim sistemi, video modelle öğretim, etkinlik çizelgeleriyle öğretim, sosyal öyküler olarak sıralanmaktadır.

Duygu ve Davranış Bozukluğu

Duygu ve davranış bozukluğu, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde (2009) şöyle tanımlanmaktadır: “Duygu ve davranış bozukluğu, sağlık durumu, zihinsel ve duygusal faktörlerle açıklanamayan; bireyin kendisi ve çevresiyle dengeli, doyurucu bir ilişki kurma ve sürdürmede güçlük çekme, genel bir mutsuzluk ve depresyon hâli, bireysel veya okul problemleriyle ilgili korku, tırnak yeme, parmak emme vb. fiziksel belirtilerden bir veya birden fazlasının uzun süreli olarak ortaya çıkması nedeniyle eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur”.

Duygu ve davranış bozukluğu; dışa yönelim ve içe yönelim bozuklukları biçiminde iki kategoride yer alır. Duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların yaygınlığı artmakta olup %3 ve %6 arasında görülmektedir. Duygu ve davranış bozukluğuna neden olan etmenleri, genellikle biyolojik ve çevresel olarak iki grup altında toplamak mümkündür.

Özellikler ve Belirtiler: Duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların özelliklerini; bilişsel ve akademik özellikler, sosyal özellikler, davranışsal özellikleri biçiminde sıralamak mümkündür.

Duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların zekâ bölümlerine ilişkin elde edilen puanlarının normal gelişim gösteren çocukların aldıkları puanların altında olduğu saptanmıştır. Duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklar, genellikle sosyal becerileri gerçekleştirmede sınırlılık yaşarlar; dolayısıyla akranları ile olan ilişkilerinde yetersizlik gözlenmesi olağan bir durumdur.

Sınıf ve okul ortamlarında sıklıkla gözlenen davranışlar, yerinde oturmamak, sınıfta dolaşmak, arkadaşlarını rahatsız etmek, onlara vurmak, sınıf ve okul kurallarına uymamak, sürekli olarak şikâyette bulunmak, çalmak, eşyalara zarar vermek, söz dinlememek, gerçekleri çarpıtmak, öfke nöbetleri, verilen görevleri tamamlamama biçiminde örnekler ilk akla gelenledir.

Tanılama ve Değerlendirme: Duygu ve davranış bozukluğunun tanılanması ve değerlendirilmesine ilişkin sistematik bir süreçten söz etmek pek mümkün değildir. Tanılamada tarama testleri, projektif ölçekler, davranışların doğrudan gözlemi ve ölçülmesinin yer aldığı formal bir süreç söz konusudur.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: Duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklar, ayrı eğitim ortamlarında değil genel eğitim ortamlarında eğitim görürler. Ancak bulundukları sınıfta ya da eğitim ortamında bazı uyarlamalara ihtiyaç duyarlar. Öncelikle öğretmen duygu ve davranış bozukluğu olan çocuk sınıfa gelmeden önce sınıftaki diğer çocukları hazırlamalıdır. Normal gelişim gösteren çocuklar ile duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların zaman zaman etkinlikleri bir arada yapmaları sağlanabilir. Hem sınıfta hem de okul içinde uyulması gereken kurallar önceden belirlenmiş olmalıdır. Sınıf etkinlikleri, var olan davranışlar yüzünden kesintiye uğruyor ise davranış değiştirme planı hazırlanmalıdır. Davranışların azaltılmasında en etkili yöntemlerden biri olumlu davranışsal destek (ODD) uygulamasıdır. Diğer uygulamalar sosyal beceri öğretiminin yapılması ve sınıfta doğru davranışların pekiştirilmesi olarak sıralanabilir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi klinik özelliklerin var olduğu ve çocukluk çağında görülen yaygın nörolojik bir bozukluktur. Bozukluğun en göze çarpan özelliği dikkat süresinin oldukça kısa oluşu, davranışlarda ve bilişte ortaya çıkan huzursuzluk ve atakların varlığıdır. Bunun sonucunda ise çocuklarda yerinde duramama, huzursuzluk, amaca yönelik olmayan hareketler, bir konuya dikkatini vermede güçlük, dikkat süresinin sınırlı ve az olması, istenen görevleri ve ev ödevini tamamlayamama gibi durumlar ortaya çıkmaktadır.

DEHB çocuk ve ergenlerde en sık görülen nörogelişimsel sorunlardandır. Bozukluğun okul çağı çocuklarının ortalama olarak %6’sında (%3-10) görüldüğü bilinmektedir. DEHB’nin nedeni bilinememekle birlikte nörolojik bir kökeni olduğu kabul edilmektedir. Çevresel etmenlerle birlikte, genetik bir yatkınlığın olduğu yapılan çalışmalarla ortaya koyulmuştur.

Özellikler ve Belirtiler: DEHB olan çocuklar okul ortamında, dikkatsizlik, aşırı hareketlilik özelliklerinden dolayı eğitim sürecinde belirlenen hedef davranışları gerçekleştirmede güçlük yaşamaktadırlar. DEHB olan çocukların özellikleri; sosyal, işitsel ve görsel algılama , davranışsal ve akademik özellikler biçiminde sıralanabilir.

DEHB olan çocuklar okula ilişkin etkinlikleri yerine getirirken daha önceden öğrenilmiş olan bilgiye başvurma, öğrenilen kavramlar arasında ilişki kurma ve kavramları anlamlandırmada sınırlılık yaşamaktadırlar. Ayrıca, bu çocuklar başka bir davranışı öğrenmesini sağlayan okuma becerilerinde de sorun yaşamaktadırlar.

Tanılama ve Değerlendirme: DEHB olan çocukların erken çocukluk döneminde dikkat sürelerini oldukça kısa olması nedeniyle tanılanmaları; ancak okul çağına gelindiğinde yapılabilmektedir. Aileler çocukları okul çağına gelmeden önce çocuklarının dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin belirtilerini yoğun bir biçimde sergilediğini gözlüyorlarsa ailelerin ayrıntılı bir değerlendirme için uzman yardımı almalarında yarar vardır.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: DEHB olan çocukların normal eğitim sınıflarında eğitim aldıkları görülmektedir. DEHB olan çocukların eğitim süreci; tıbbi tedavi, psikososyal destekler ve eğitsel düzenlemeleri içine alan geniş kapsamlı bir süreçtir. Tıbbi süreçte çocukların dikkat eksikliği ve de hiperaktivitesine yönelik ilaçlar kullanılmaktadır ancak ilaç tek başına yeterli değildir. Kaynaştırma uygulamasında yer alan çocuk için eğitsel değerlendirme ile birlikte çocuğun gereksinimleri belirlenerek bireyselleştirilmiş eğitim programları hazırlanır.

Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme güçlüğü, zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlerde, yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim dikkate alındığında, okuma, matematik ve yazılı anlatımının beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir bozukluktur. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar daha çok okuma, yazma ve matematik alanında sınırlılıklar göstermektedirler. Öğrenme güçlüğü olan çocukların birbirlerinden farklı özellikleri dikkate alınarak dört kategori belirlenmiştir.

Öğrenme güçlüğü oldukça sık rastlanan bir yetersizlik türüdür. Amerika Birleşik Devletleri’nde okul çağındaki çocukların %4,5’i öğrenme güçlüğü yaşamaktadırlar. Öğrenme güçlüğünün nedenleri tam olarak belirlenememiştir. Öğrenme güçlüğünün beyin zedelenmesi sonucu oluşan durumlardan fizyolojik ya da biyokimyasal bozukluklarla birlikte, vitamin eksikliği, genetik yatkınlık gibi etmenlerden de söz edilmektedir.

Özellikler ve Belirtiler: Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda yazma ve heceleme güçlükleri bulunmaktadır. Bu çocuklar akranlarına göre, kendi düşüncelerini yazma becerilerinde, kelime dağarcığında, gramerde, noktalama işaretlerini kullanmada, hecelemede daha yoğun güçlükler yaşamaktadırlar.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, matematik alanında normal yaşıtlarından daha düşük performans göstermektedirler. Bu çocukların hesaplama becerileri, problemleri anlama, uzaysal ilişkileri anlama, sayı ve numaraları yazma, şekilleri kopya etmede güçlük yaşamaktadırlar.

Dil becerileri söz konusu olduğunda öğrenme güçlüğü olan çocukların, konuşurken uygun kelimeleri seçme, karmaşık cümle yapılarını anlama, sorulan sorulara cevap vermede yetersizlikler sergiledikleri görülmektedir.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar ev ödevini yapma, yönergeleri alma, telefon numaralarını hatırlama, bazı meslek alanlarıyla ilgili kişilerin görevlerini hatırlama gibi hem akademik hem de akademik olmayan bilgileri hatırlamada güçlükler yaşarlar.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda görsel ve işitsel algılamada problemlerinin bulunduğu belirtilmektedir. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar, akranlarına göre elgöz koordinasyonunda daha yoğun bozukluk, etkinliklerde ve oyunlarda sınırlı düzeyde başarı göstermektedirler.

Tanılama ve Değerlendirme: Tanılama ve değerlendirme süreci var olan ipuçlarından yola çıkılarak uygun değerlendirme araçlarının kullanılması ile başlar. Zeka testleri, tarama testleri, genel başarı testleri, görsel motor testler, işitsel algı dil testleri, okuma yazma matematik testleri, sosyal uyum kişilik testleri gibi testler değerlendirme araçlarına verilebilecek örneklerdir.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, okul öncesinde hem de ilköğretim sürecinde normal eğitim sınıflarında eğitim alırlar. Her çocuğun öğrenme güçlüğü yaşadığı alan farklıdır. Çocuğun güçlü ve güçsüz alanları belirlenip çocuğa en uygun olan program hazırlanmalıdır. Okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğüne ilişkin yakalanan ipuçları değerlendirilmeli ve eğitsel önlemler alınmalıdır. Erken dönemde yapılan çalışmalar aracılığı ile özgüven duygusunun olumlu yönde gelişmesi, temel okuma, yazma, matematik çalışmalarının yapılması, algı, dikkat ve bellek gelişiminin sağlanması bakımından oldukça önemlidir.

Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm spektrum bozukluğu (OSB), ileri düzeyde ve karmaşık nörolojik bir yetersizliktir. Özel eğitim içinde çok sık rastlanan yetersizlik türlerinden birisi olan OSB’ye yaklaşık olarak 68 çocuktan birinde rastlanmaktadır. Erkeklerin kızlara oranla dört kez daha fazla etkilendikleri bilinmektedir.

OSB’nin nedenleri henüz tam olarak bilinmemekle birlikte, birden fazla genin varlığı ve kalıtımsal etkiler konusunda bir uzlaşma sağlandığı gözlenmiştir. Ayrıca, hamilelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, kanamalar, ilaç kullanımı, yüksek kan basıncı, göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması, doğumun 36. haftadan önce gerçekleşmesi, solunum problemleri ve uzamış sarılık gibi etkenlere OSB olan çocukların geçmişlerinde daha sık rastlandığı gözlenmektedir.

OSB olan çocukların farklı özellikler ve davranışlara sahip oldukları bilinmektedir. OSB olan çocukların özelliklerini; sosyal özellikler, dil ve iletişim özellikleri, bilişsel özellikler, motor özellikler, davranışsal özellikler şeklinde sıralamak mümkündür.

Sosyal yetersizlikler , OSB olan çocukların sosyal etkileşim kurmada en önemli sınırlılıklardan birisidir. OSB olan çocuklar, bebeklik dönemlerinden itibaren göz kontağı kurma, sese ve ismine tepkide bulunma, ilgilerini duygularını paylaşamama, sosyal etkileşim başlatamama, sosyal gülümseme gibi becerilerde sınırlılık gösterebilirler.

OSB olan çocukların en önemli özelliklerinden bir diğeri dil gelişiminde farklı düzeyde yetersizlikleridir . Bu yetersizlik ile birlikte, karşılıklı konuşma başlatma, sürdürme ve sonlandırmada güçlük, duyduklarını ya da okuduklarını bağlam dışında yinelemek, kendisinin uydurduğu sözcük ya da cümleleri yinelemek ya da didaktik konuşmalar gözlenir.

OSB olan çocukların bilişsel özelliklerinde de farklı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Başkalarının görüş, düşünce ve duygularını anlama; kendi düşünce, ifade ve davranışlarının başkalarının duygu ve düşüncelerini nasıl etkileyeceğinin farkına varma; çevreyi keşfetmeye ilişkin girişimde bulunma ve problem çözme becerilerinde yetersizlik ya da sınırlılıklar gösterdikleri görülmektedir.

OSB olan çocukların sorun yaşadıkları alanlardan birisi de motor becerilerdir . OSB olan çocukların motor becerilerinde genellikle yetersizlikler gözlenmekte; motor gelişimlerinde, farklılıklar ve gecikmeler yaşanabilmektedir. OSB olan çocuklarda yineleyici motor eylemler gözlenmektedir.

OSB olan çocukların davranışsal özellikleri incelendiğinde, nesnelerle sıra dışı şekillerde etkileşime girme, nesnelere aşırı bağlanma, nesne takıntıları, el çırpma, sallanma, dönme gibi yinelemeli davranışlar sergiledikleri görülmektedir.

OSB Olma Olasılığına İşaret Eden İpuçları

  • Göz iletişimi kurmaz. Örneğin; onu beslerken size bakmaz.
  • Gülümsediğinizde size gülümseyerek karşılık vermez.
  • İsimi ile seslendiğinizde tepki vermez.
  • Nesneleri takip etmez.
  • Dikkatinizi çekmek için herhangi bir ses çıkarmaz.
  • Yardım ya da rica ifadelerini kullanmaz.
  • Diğer insanlarla ortak ilgi ya da zevkleri yoktur.

Tanılama ve Değerlendirme: Tanılama çoğunlukla Amerikan Psikiyatri Birliği (2013) tarafından yayımlanan Ruhsal Bozukluklara İlişkin Tanı ve İstatistik El Kitabı’nda (DSM-V-TR) yayımlanan ölçütler dikkate alınarak konunun uzmanı olan tıp doktorları tarafından yapılmaktadır. OSB tanısı 12 aylıktan itibaren konabilir. Tıbbi tanının arkasından, eğitsel değerlendirme yapılarak OSB olan çocuğun performansı ve eğitsel gereksinimleri dikkate alınarak en uygun olan eğitim ortamı belirlenir.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: OSB olan çocukların eğitimlerine ilişkin yapılan çalışmalarda, bu çocukların erken eğitim hizmetlerinden yararlanmalarının son derece önemli olduğu vurgulanmaktadır. Çünkü erken eğitim niteliğine bağlı olarak çocuğun kaynaştırma uygulamasından en üst düzeyde yararlanabilmesini sağlayacaktır. Özel eğitimde OSB olan çocukların devam ettikleri eğitim ortamları Kaynaştırma uygulamaları, Özel Eğitim sınıfları, Özel Eğitim Uygulama Merkezleri, Özel Eğitim İş Uygulama Merkezleridir.

OSB olan çocukların programlarında öncelikli olarak belirlenen konular; dil ve iletişime ilişkin beceriler,sosyal beceriler, günlük yaşam ve kendine bakım becerileri, problem davranışları azaltmak için bilimsel temelli uygulamalar, bilişsel beceriler, okulda gerçekleştirilmesi gereken becerilere ilişkin hazırlık becerileridir.

OSB olan çocukların eğitiminde yaygın olarak kabul gören eğitim yaklaşımı uygulamalı davranış analizidir . Uygulamalı davranış analizi kapsamında yer alan uygulamalar; ayrık denemelerle öğretim, yanlışsız öğretim, erken ve yoğun davranışsal eğitim, tepki ipucu yöntemleri, resim değiş-tokuşuna dayalı iletişim sistemi, video modelle öğretim, etkinlik çizelgeleriyle öğretim, sosyal öyküler olarak sıralanmaktadır.

Duygu ve Davranış Bozukluğu

Duygu ve davranış bozukluğu, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde (2009) şöyle tanımlanmaktadır: “Duygu ve davranış bozukluğu, sağlık durumu, zihinsel ve duygusal faktörlerle açıklanamayan; bireyin kendisi ve çevresiyle dengeli, doyurucu bir ilişki kurma ve sürdürmede güçlük çekme, genel bir mutsuzluk ve depresyon hâli, bireysel veya okul problemleriyle ilgili korku, tırnak yeme, parmak emme vb. fiziksel belirtilerden bir veya birden fazlasının uzun süreli olarak ortaya çıkması nedeniyle eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur”.

Duygu ve davranış bozukluğu; dışa yönelim ve içe yönelim bozuklukları biçiminde iki kategoride yer alır. Duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların yaygınlığı artmakta olup %3 ve %6 arasında görülmektedir. Duygu ve davranış bozukluğuna neden olan etmenleri, genellikle biyolojik ve çevresel olarak iki grup altında toplamak mümkündür.

Özellikler ve Belirtiler: Duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların özelliklerini; bilişsel ve akademik özellikler, sosyal özellikler, davranışsal özellikleri biçiminde sıralamak mümkündür.

Duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların zekâ bölümlerine ilişkin elde edilen puanlarının normal gelişim gösteren çocukların aldıkları puanların altında olduğu saptanmıştır. Duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklar, genellikle sosyal becerileri gerçekleştirmede sınırlılık yaşarlar; dolayısıyla akranları ile olan ilişkilerinde yetersizlik gözlenmesi olağan bir durumdur.

Sınıf ve okul ortamlarında sıklıkla gözlenen davranışlar, yerinde oturmamak, sınıfta dolaşmak, arkadaşlarını rahatsız etmek, onlara vurmak, sınıf ve okul kurallarına uymamak, sürekli olarak şikâyette bulunmak, çalmak, eşyalara zarar vermek, söz dinlememek, gerçekleri çarpıtmak, öfke nöbetleri, verilen görevleri tamamlamama biçiminde örnekler ilk akla gelenledir.

Tanılama ve Değerlendirme: Duygu ve davranış bozukluğunun tanılanması ve değerlendirilmesine ilişkin sistematik bir süreçten söz etmek pek mümkün değildir. Tanılamada tarama testleri, projektif ölçekler, davranışların doğrudan gözlemi ve ölçülmesinin yer aldığı formal bir süreç söz konusudur.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: Duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklar, ayrı eğitim ortamlarında değil genel eğitim ortamlarında eğitim görürler. Ancak bulundukları sınıfta ya da eğitim ortamında bazı uyarlamalara ihtiyaç duyarlar. Öncelikle öğretmen duygu ve davranış bozukluğu olan çocuk sınıfa gelmeden önce sınıftaki diğer çocukları hazırlamalıdır. Normal gelişim gösteren çocuklar ile duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların zaman zaman etkinlikleri bir arada yapmaları sağlanabilir. Hem sınıfta hem de okul içinde uyulması gereken kurallar önceden belirlenmiş olmalıdır. Sınıf etkinlikleri, var olan davranışlar yüzünden kesintiye uğruyor ise davranış değiştirme planı hazırlanmalıdır. Davranışların azaltılmasında en etkili yöntemlerden biri olumlu davranışsal destek (ODD) uygulamasıdır. Diğer uygulamalar sosyal beceri öğretiminin yapılması ve sınıfta doğru davranışların pekiştirilmesi olarak sıralanabilir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi klinik özelliklerin var olduğu ve çocukluk çağında görülen yaygın nörolojik bir bozukluktur. Bozukluğun en göze çarpan özelliği dikkat süresinin oldukça kısa oluşu, davranışlarda ve bilişte ortaya çıkan huzursuzluk ve atakların varlığıdır. Bunun sonucunda ise çocuklarda yerinde duramama, huzursuzluk, amaca yönelik olmayan hareketler, bir konuya dikkatini vermede güçlük, dikkat süresinin sınırlı ve az olması, istenen görevleri ve ev ödevini tamamlayamama gibi durumlar ortaya çıkmaktadır.

DEHB çocuk ve ergenlerde en sık görülen nörogelişimsel sorunlardandır. Bozukluğun okul çağı çocuklarının ortalama olarak %6’sında (%3-10) görüldüğü bilinmektedir. DEHB’nin nedeni bilinememekle birlikte nörolojik bir kökeni olduğu kabul edilmektedir. Çevresel etmenlerle birlikte, genetik bir yatkınlığın olduğu yapılan çalışmalarla ortaya koyulmuştur.

Özellikler ve Belirtiler: DEHB olan çocuklar okul ortamında, dikkatsizlik, aşırı hareketlilik özelliklerinden dolayı eğitim sürecinde belirlenen hedef davranışları gerçekleştirmede güçlük yaşamaktadırlar. DEHB olan çocukların özellikleri; sosyal, işitsel ve görsel algılama , davranışsal ve akademik özellikler biçiminde sıralanabilir.

DEHB olan çocuklar okula ilişkin etkinlikleri yerine getirirken daha önceden öğrenilmiş olan bilgiye başvurma, öğrenilen kavramlar arasında ilişki kurma ve kavramları anlamlandırmada sınırlılık yaşamaktadırlar. Ayrıca, bu çocuklar başka bir davranışı öğrenmesini sağlayan okuma becerilerinde de sorun yaşamaktadırlar.

Tanılama ve Değerlendirme: DEHB olan çocukların erken çocukluk döneminde dikkat sürelerini oldukça kısa olması nedeniyle tanılanmaları; ancak okul çağına gelindiğinde yapılabilmektedir. Aileler çocukları okul çağına gelmeden önce çocuklarının dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin belirtilerini yoğun bir biçimde sergilediğini gözlüyorlarsa ailelerin ayrıntılı bir değerlendirme için uzman yardımı almalarında yarar vardır.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: DEHB olan çocukların normal eğitim sınıflarında eğitim aldıkları görülmektedir. DEHB olan çocukların eğitim süreci; tıbbi tedavi, psikososyal destekler ve eğitsel düzenlemeleri içine alan geniş kapsamlı bir süreçtir. Tıbbi süreçte çocukların dikkat eksikliği ve de hiperaktivitesine yönelik ilaçlar kullanılmaktadır ancak ilaç tek başına yeterli değildir. Kaynaştırma uygulamasında yer alan çocuk için eğitsel değerlendirme ile birlikte çocuğun gereksinimleri belirlenerek bireyselleştirilmiş eğitim programları hazırlanır.

Öğrenme Güçlüğü

Öğrenme güçlüğü, zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlerde, yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim dikkate alındığında, okuma, matematik ve yazılı anlatımının beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir bozukluktur. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar daha çok okuma, yazma ve matematik alanında sınırlılıklar göstermektedirler. Öğrenme güçlüğü olan çocukların birbirlerinden farklı özellikleri dikkate alınarak dört kategori belirlenmiştir.

Öğrenme güçlüğü oldukça sık rastlanan bir yetersizlik türüdür. Amerika Birleşik Devletleri’nde okul çağındaki çocukların %4,5’i öğrenme güçlüğü yaşamaktadırlar. Öğrenme güçlüğünün nedenleri tam olarak belirlenememiştir. Öğrenme güçlüğünün beyin zedelenmesi sonucu oluşan durumlardan fizyolojik ya da biyokimyasal bozukluklarla birlikte, vitamin eksikliği, genetik yatkınlık gibi etmenlerden de söz edilmektedir.

Özellikler ve Belirtiler: Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda yazma ve heceleme güçlükleri bulunmaktadır. Bu çocuklar akranlarına göre, kendi düşüncelerini yazma becerilerinde, kelime dağarcığında, gramerde, noktalama işaretlerini kullanmada, hecelemede daha yoğun güçlükler yaşamaktadırlar.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, matematik alanında normal yaşıtlarından daha düşük performans göstermektedirler. Bu çocukların hesaplama becerileri, problemleri anlama, uzaysal ilişkileri anlama, sayı ve numaraları yazma, şekilleri kopya etmede güçlük yaşamaktadırlar.

Dil becerileri söz konusu olduğunda öğrenme güçlüğü olan çocukların, konuşurken uygun kelimeleri seçme, karmaşık cümle yapılarını anlama, sorulan sorulara cevap vermede yetersizlikler sergiledikleri görülmektedir.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar ev ödevini yapma, yönergeleri alma, telefon numaralarını hatırlama, bazı meslek alanlarıyla ilgili kişilerin görevlerini hatırlama gibi hem akademik hem de akademik olmayan bilgileri hatırlamada güçlükler yaşarlar.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda görsel ve işitsel algılamada problemlerinin bulunduğu belirtilmektedir. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar, akranlarına göre elgöz koordinasyonunda daha yoğun bozukluk, etkinliklerde ve oyunlarda sınırlı düzeyde başarı göstermektedirler.

Tanılama ve Değerlendirme: Tanılama ve değerlendirme süreci var olan ipuçlarından yola çıkılarak uygun değerlendirme araçlarının kullanılması ile başlar. Zeka testleri, tarama testleri, genel başarı testleri, görsel motor testler, işitsel algı dil testleri, okuma yazma matematik testleri, sosyal uyum kişilik testleri gibi testler değerlendirme araçlarına verilebilecek örneklerdir.

Önerilen Eğitim Ortamları ve Uygulamalar: Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, okul öncesinde hem de ilköğretim sürecinde normal eğitim sınıflarında eğitim alırlar. Her çocuğun öğrenme güçlüğü yaşadığı alan farklıdır. Çocuğun güçlü ve güçsüz alanları belirlenip çocuğa en uygun olan program hazırlanmalıdır. Okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğüne ilişkin yakalanan ipuçları değerlendirilmeli ve eğitsel önlemler alınmalıdır. Erken dönemde yapılan çalışmalar aracılığı ile özgüven duygusunun olumlu yönde gelişmesi, temel okuma, yazma, matematik çalışmalarının yapılması, algı, dikkat ve bellek gelişiminin sağlanması bakımından oldukça önemlidir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.