Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 6. Ünite Özet

23.07.2022
5
A+
A-

Değerlendirme Yöntem, Araç Ve Teknikler

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 6. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Değerlendirme Yöntem, Araç Ve Teknikler

Giriş

Atipik gelişen çocuklarla ilgili en önemli sorunlardan biri tanılamada yaşanan belirsizlikler ve gecikmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Erken teşhis ve erken müdahale çocuk gelişiminde kritik öneme sahiptir. Yetersizliklerin bazılarının nedenleri bilindiğinden tanı süreci daha kolay olmakta, diğer yetersizliklerde ise tanı zaman almaktadır. Bu bölümde farklı dönemlerde normal gelişimi olumsuz etkileyen farklı yetersizlikleri tanılamada kullanılan yöntem ve tekniklerden bahsedilecektir.

Doğum Öncesinde Tanılama

Hamilelik süresince annenin ve bebeğin sağlığı doktor tarafından sürekli bir şekilde takip edilmelidir. Bu rutin takiplerde bebeğin gelişiminde sorun olup olmadığını öğrenmeye yönelik yapılacak farklı değerlendirmeler de bulunmaktadır. Aileler rutin takipler yanında bu tetkikleri de yaptırmayı tercih edebilirler.

Doğum öncesinde yapılan testlerle, “Down Sendromu, Nöral tüp bozuklukları, gelişimsel gerilik, Tay-Sachs Hastalığı, Talesemi, Orak Hücre Anemisi” durumları teşhis edilebilir.

Bu tür durumlar bebeğin anne karnında teşhis edilmesiyle eğer mümkünse anne karnındayken tedavi edilir, doğumdan sonra müdahale gerekiyorsa önlem alınması için hazırlıklı olmayı sağlar ya da yasalar izin verdiği oranda hamileliğin sonlanma ya da devam ettirme kararını anne babaya bırakmaktadır. Bu zor kararlarda doktorlar aileyi her konuda bilgilendirmeli ancak ailenin vereceği kararda ikna edici rol oynamamalıdırlar.

Hamilelik döneminde yukarıda belirlenen durumları belirlemek için hamileliğin farklı dönemlerinde, farklı testler yapılmaktadır. Doğum öncesi kontrollerini düzenli yaptıran annelere bu konularda bilgiler aktarılmaktadır.

Hamilelik sırasında yapılabilecek testlerden bazıları aşağıdakilerden oluşmaktadır.

  • Ultrasonografi
  • Doppler Akım Çalışmaları
  • Amniyosentez
  • Koryanik Villus Örneği
  • Kontraksiyon Stres Test
  • Fetal Kan Örneği
  • Feteskopi

Şimdi bu testlerin hangi durumları tespit etmek için kullanıldığına bakalım:

Ultrasonografi “insan kulağının işitemeyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak iç organları görüntüleyen bir tanı yöntemidir” Ultrason radyasyon içermediğinden hamilelerde sık kullanılan ve bebeğin normal gelişimini takip eden, normalden farklılıkları da fark etmemizi sağlayan bir araçtır. Kaç tane bebek olduğu (tek-ikiz-üçüz), hamileliğin hangi ayda olduğu, bebeğin anotamik yapısındaki bozukluk, amniyotik sıvı miktarı, düşük ihtimali, plasentanın durumu, başın boyutu (normal boyutlarda, hidrosefali, mikrosefali, v.s.) bebeğin solunumu, annede farklı kitleler olup olmadığı ile ilgili bilgilerdir.

Doppler Akım Çalışmaları:

Doppler UGS, diğer adıyla renkli ultrason, bebeğin kan akışını değerlendirir ve gelişme geriliği olan bebekler için yönlendirici bir testtir.

Amniyosentez:

Ultrasonografi ile izleyerek annenin karnında ince uçlu uzun bir iğneyle ambiyotik sıvıdan örnek alınmasıdır. Down sendromunun ve nöral tüp bozukluklarının belirlenmesi için kullanılır.

Koryanik Villus Örneği:

Koryonik villi plesentanın bir kısmını oluşturur. Bu yapıdan 8.-12. haftalardan alınan örnek bebeğin genetik yapısı hakkında bilgi verir. Ambiyosenteze göre bu değerlendirmenin avantajı hamileliğin erken döneminde yapılabilmesidir. Bu anne babaya hamileliğe bebek gelişmeden son verme şansı getirir.

Kontraksiyon Stres Test (CST):

Bu testle plesentanın solunum işlevini yerine getirip getirmediği incelenir. Plesenta bebeğin oksijen ihtiyacını karşılayan bir yapıdır ve bu ihtiyacın yeterince karşılanmaması riskli durumlar ortaya çıkarabilmektedir.

Fetal Kan Örneği:

Kordosentez de denilen fetal kan örneği alımı, hamileliğin 18. haftasından doğuma kadar yapılabilen, göbek kordonundan kan örneği alınması işlemidir. Bu işlemle kalıtsal ve metobolizma hastalıkları ve fetal enfeksiyonlarla ilgili durumlar belirlenmektedir. Bunlar hemofili, orak hücre anemisi, frajil X sendromu, talasemi, tay-sachs ve büyüme geriliğidir.

Feteskopi:

Anne karnında belirlenen kısmın açılarak feteskop denilen bir aletle bebekte bir bozukluk olup olmadığını tespit etmektir. 5.-18. haftalarda uygulanarak bebekteki yüz yarıkları, el ve parmaklardaki anormallikleri, nöral tüp bozukluğunu, enfeksiyonu ve bağışıklık sistemi ile ilgili yetersizlikleri teşhis etmeyi sağlar.

Doğum Sonrasında Tarama

Bu testleri tıbbi tarama testleri ve gelişimsel tarama testleri olarak ikiye ayırabiliriz. Tıbbi tarama testleri doğumdan hemen sonra uygulanan ve yeni doğanın herhangi bir bozukluğa sahip olup olmadığını anlamamıza yarayan testtir. Gelişimsel tarama araçları ise çocukların her gelişim alanındaki normal gelişimini takip etmekte ve herhangi bir gelişimsel gecikmeyi erken teşhis etmede yardımcı olan testtir.

Tıbbi Tarama Testleri:

Doğumdan sonra yeni doğanın topuğundan alınan kan örneğidir. Bu testle yeni doğanda fenilketonüri, galaktosemi ve hipotiroidi teşhisleri konulabilmektedir.

Fenilketonüri (PKU):

PKU kalıtımsal bir metabolik hastalıktır. PKU’da protein yapıtaşlarından olan fenilalanin amino asidini parçalayan enzim üretilmediğinden, dolaşıma karışan bu amino asit beyinde birikerek beyin hasarına neden olur. Topuktan alınan kanla teşhis edilir edilmez, yenidoğanın hayat boyu sürecek bir diyete girmesi gerekir. Bu diyetle beyinde oluşabilecek hasar önlenebilecektir.

Galaktozemi

Nadir görülen kalıtımsal bir metabolik hastalıktır. Laktoz içeren ürünlerin (süt, peynir, tereyağ,vb.) galaktoz ve glikoz olarak parçalanması sürecinde, eksik bir enzim medeniyle galaktozun glikoza dönüştürülememesi ve kanda zararlı düzeyde galaktoz oluşumuna neden olmasıdır. Yenidoğanda süt alımının ardından kusma, karın şişliği, ishal, gelişim geriliği, katarakt, sarılık gibi belirtiler görülür. Tanının ardından hayat boyu yasak besinlerin tüketilmemesi için diyet yapılır.

Hipotiroidi

Doğuştan hipotiroidi 1/3000-4000 doğumda görülür. Doğumda topuktan alınan kan testiyle tanılandığında, gerekli hormonları içeren ilaçların kullanılması ile önlenebilmektedir. Eğer tanı gecikirse zekâ düzeyinde belirgin düşüklüğe neden olur.

İşitme testi

Her yeni doğan hastaneden eve gönderilmeden önce kokleanın sağlam olup olmadığının belirlenmesi için “oto akustik emisyon testi” denilen testten geçer. Erken teşhis, erken cihazlandırma ile dil ve alıcı dilin gelişiminde olumlu sonuçlar doğurur.

Gelişimsel Tarama Araçları:

Tanılamada tıbbi testlerle sonuç alamayacağımız gelişimsel gecikme ile kendini gösteren yetersizliklerin tanımlanması için ilk aşama bu tarama testlerinin düzenli bir şekilde kullanılmasıdır. Ancak bu testlerin uygulanması için eğitimli uzmanlara gereksinim duyulmaktadır. Özellikle görülme sıklığı artan Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) gibi doğumdan sonraki yıllarda belirti veren bozukluların erken teşhisinde hayati önem taşımaktadır.

Denver Gelişimsel Tarama Testi II:

Bu test 0-6 yaş arasındaki çocuklardaki gelişimsel riskleri belirlemek için kullanılan bir araçtır. Uygulama süresi 1015 dakikadır. Çocukların kişisel-sosyal, ince motoruyumsal, dil, kaba motor olmak üzere dört gelişimsel alanda değerlendirilir.

Gazi Erken Gelişimi Değerlendirme Aracı (GECDA):

GEBDA Temel, Ersoy, Avcı ve Turla (2004) tarafından geliştirilmiştir. 0-72 ay arasındaki bebek ve çocukların gelişimsel özelliklerini değerlendirerek risk altındaki bireyleri belirler. Psikomotor, bilişsel, dil ve sosyalduygusal gelişim olmak üzere 4 alt ölçeği vardır ve toplam 249 maddeden oluşmaktadır.

Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE):

Erol, Sezgin ve Savaşır (1993) tarafından geliştirilmiş, 0-6 yaş arasındaki çocukları dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal beceri-özbakım alanlarında 154 madde ile değerlendirilen bir gelişim değerlendirme aracıdır. Ebeveyn veya birincil bakıcılara sorulacak sorulardan oluşur.

Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği (Modified Checklist for Autism in Toddlers-MCHAT)

AGTE gibi ebeveyn tarafından cevaplandırılır ve 16-30 ay arasındaki çocuklarda kullanılabilir. Uygulama 5-10 dakika sürer. Ölçekte 23 madde bulunur ve çocuğun bu maddelerden herhangi üçünde ya da 6 maddesinde başarısız olması OSB için risk altında olmanın göstergesi kabul edilir.

Okul Öncesinde ve Okul Döneminde Değerlendirme ve Tanılama

Tarama yoluyla ya da ailelerin gözlemi sonucunda çocukta herhangi bir yetersizlik düşünülüyorsa, ilk önce çocuk doktoruna veya hastaneye başvurulmalıdır. Eğer okul öncesi fark edilmemişse sınıf öğretmenleri çocuktaki farklılığı fark eder etmez aile ile iletişime geçmeli ve girişim başlatılmalıdır. İki farklı model kullanılır:

Tıbbi Tanılama Modeli:

Yetersizliği olan bireylerin özel eğitim hizmetlerinden yararlanabilmeleri için tam teşekküllü hastanede tanılanmaları ve kurul raporu gerekmektedir. Tıbbi tanı konduktan sonra çocukların Rehberlik Araştırma Merkezlerine (RAM) yönlendirilmesi gerekir. Tıbbi tanılama çocuğun yetersizliğini belirler ama eğitiminin yönü konusunda bilgi vermez.

Eğitsel Tanılama Modeli

RAM’lardaki eğitsel tanılama izleme ve değerlendirme ekibi tarafından yapılır. Bu tanılamada çocuğun zihinsel, fiziksel, duygusal ve sosyal gelişim öyküsünün yanı sıra tıbbi ve psikolojik değerlendirme raporları ve eğitim performansı dikkate alınır. Eğitsel tanılama bize çocuğun eğitimine nereden başlanacağına, çocuğun eğitsel ve gelişimsel düzeyine en uygun eğitim ortamının hangisi olacağına, eğitimi sırasında ne tür araçlara ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyulacağına dair bilgiler verir. Bunun sonunda öğrenci en az kısıtlayıcı ortama yerleştirilir ve bireysel eğitim programı hazırlanır.

Tanı ve Değerlendirme İlkeleri:

Bu sürecin verimli olabilmesi, ileride uygulanacak eğitim ve rehabilitasyon sürecinin etkili olabilmesi için ön koşuldur.

Okul Döneminde Değerlendirme Türleri

Yetersizliği olan çocukların tıbbi tanılanmasından sonra eğitimsel tanılama ve değerlendirme sürecine geçilir ve formal değerlendirme ve informal değerlendirme olarak iki grupta ele alınır.

Formal Değerlendirme:

Belli kurallarda hazırlanırlar, standardize edilmişlerdir, herkese aynı şekilde uygulanır.

Akademik Değerlendirme:

Öğrencinin okulda izlenen programlardaki başarı düzeyini ölçmeyi amaçlamaktadır. Grup başarı testleri ve bireysel başarı testleri ile uygulama yapılır.

Psikolojik Değerlendirme:

Psikolojik ölçme araçlarını kullanma yetkisine sahip olan psikologlar ya da psikolojik danışmanlar tarafından öğrencinin zihinsel, davranışsal, sosyal ve duygusal olarak değerlendirilmesini kapsar.

İnformal Değerlendirme:

Yukarıdaki gözlem ve görüşmeler gibi standart olmayan değerlendirmelerdir. Aşağıda bu değerlendirmelerden bazıları ele alınmıştır.

Müfredata Dayalı Değerlendirme:

Bu değerlendirmede sınıfta öğretilen beceri ve kavramların ölçülmesi ele alınır. Öğrencinin programın neresinde olduğu ölçülür. Bu yolla öğretim bireyselleştirilir.

Ölçüt Bağımlı Değerlendirmeler:

Özel eğitimde alternatif değerlendirme yollarından biridir. Bireyin kendi içindeki farklılıklara odaklanır ve başka bireylerle karşılaştırma yapmaz. Öğrencinin gelişiminin devamlı izlenmesi yanında öğrenim öncesi, anı ve sonrası arasında karşılaştırma yapmayı sağlar.

Portfolyo (Öğrenci ürün dosyası) Değerlendirmesi:

Her özel gereksinimli öğrencinin gelişimini izlemek için en işlevsel yollardan biridir. Evde, sınıfta ve diğer eğitim ortamlarında yaptığı bütün ürünleri içerdiğinden öğrencilerin ilerlemelerini somut bir şekilde görmeyi sağlar.

Giriş

Atipik gelişen çocuklarla ilgili en önemli sorunlardan biri tanılamada yaşanan belirsizlikler ve gecikmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Erken teşhis ve erken müdahale çocuk gelişiminde kritik öneme sahiptir. Yetersizliklerin bazılarının nedenleri bilindiğinden tanı süreci daha kolay olmakta, diğer yetersizliklerde ise tanı zaman almaktadır. Bu bölümde farklı dönemlerde normal gelişimi olumsuz etkileyen farklı yetersizlikleri tanılamada kullanılan yöntem ve tekniklerden bahsedilecektir.

Doğum Öncesinde Tanılama

Hamilelik süresince annenin ve bebeğin sağlığı doktor tarafından sürekli bir şekilde takip edilmelidir. Bu rutin takiplerde bebeğin gelişiminde sorun olup olmadığını öğrenmeye yönelik yapılacak farklı değerlendirmeler de bulunmaktadır. Aileler rutin takipler yanında bu tetkikleri de yaptırmayı tercih edebilirler.

Doğum öncesinde yapılan testlerle, “Down Sendromu, Nöral tüp bozuklukları, gelişimsel gerilik, Tay-Sachs Hastalığı, Talesemi, Orak Hücre Anemisi” durumları teşhis edilebilir.

Bu tür durumlar bebeğin anne karnında teşhis edilmesiyle eğer mümkünse anne karnındayken tedavi edilir, doğumdan sonra müdahale gerekiyorsa önlem alınması için hazırlıklı olmayı sağlar ya da yasalar izin verdiği oranda hamileliğin sonlanma ya da devam ettirme kararını anne babaya bırakmaktadır. Bu zor kararlarda doktorlar aileyi her konuda bilgilendirmeli ancak ailenin vereceği kararda ikna edici rol oynamamalıdırlar.

Hamilelik döneminde yukarıda belirlenen durumları belirlemek için hamileliğin farklı dönemlerinde, farklı testler yapılmaktadır. Doğum öncesi kontrollerini düzenli yaptıran annelere bu konularda bilgiler aktarılmaktadır.

Hamilelik sırasında yapılabilecek testlerden bazıları aşağıdakilerden oluşmaktadır.

  • Ultrasonografi
  • Doppler Akım Çalışmaları
  • Amniyosentez
  • Koryanik Villus Örneği
  • Kontraksiyon Stres Test
  • Fetal Kan Örneği
  • Feteskopi

Şimdi bu testlerin hangi durumları tespit etmek için kullanıldığına bakalım:

Ultrasonografi “insan kulağının işitemeyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak iç organları görüntüleyen bir tanı yöntemidir” Ultrason radyasyon içermediğinden hamilelerde sık kullanılan ve bebeğin normal gelişimini takip eden, normalden farklılıkları da fark etmemizi sağlayan bir araçtır. Kaç tane bebek olduğu (tek-ikiz-üçüz), hamileliğin hangi ayda olduğu, bebeğin anotamik yapısındaki bozukluk, amniyotik sıvı miktarı, düşük ihtimali, plasentanın durumu, başın boyutu (normal boyutlarda, hidrosefali, mikrosefali, v.s.) bebeğin solunumu, annede farklı kitleler olup olmadığı ile ilgili bilgilerdir.

Doppler Akım Çalışmaları:

Doppler UGS, diğer adıyla renkli ultrason, bebeğin kan akışını değerlendirir ve gelişme geriliği olan bebekler için yönlendirici bir testtir.

Amniyosentez:

Ultrasonografi ile izleyerek annenin karnında ince uçlu uzun bir iğneyle ambiyotik sıvıdan örnek alınmasıdır. Down sendromunun ve nöral tüp bozukluklarının belirlenmesi için kullanılır.

Koryanik Villus Örneği:

Koryonik villi plesentanın bir kısmını oluşturur. Bu yapıdan 8.-12. haftalardan alınan örnek bebeğin genetik yapısı hakkında bilgi verir. Ambiyosenteze göre bu değerlendirmenin avantajı hamileliğin erken döneminde yapılabilmesidir. Bu anne babaya hamileliğe bebek gelişmeden son verme şansı getirir.

Kontraksiyon Stres Test (CST):

Bu testle plesentanın solunum işlevini yerine getirip getirmediği incelenir. Plesenta bebeğin oksijen ihtiyacını karşılayan bir yapıdır ve bu ihtiyacın yeterince karşılanmaması riskli durumlar ortaya çıkarabilmektedir.

Fetal Kan Örneği:

Kordosentez de denilen fetal kan örneği alımı, hamileliğin 18. haftasından doğuma kadar yapılabilen, göbek kordonundan kan örneği alınması işlemidir. Bu işlemle kalıtsal ve metobolizma hastalıkları ve fetal enfeksiyonlarla ilgili durumlar belirlenmektedir. Bunlar hemofili, orak hücre anemisi, frajil X sendromu, talasemi, tay-sachs ve büyüme geriliğidir.

Feteskopi:

Anne karnında belirlenen kısmın açılarak feteskop denilen bir aletle bebekte bir bozukluk olup olmadığını tespit etmektir. 5.-18. haftalarda uygulanarak bebekteki yüz yarıkları, el ve parmaklardaki anormallikleri, nöral tüp bozukluğunu, enfeksiyonu ve bağışıklık sistemi ile ilgili yetersizlikleri teşhis etmeyi sağlar.

Doğum Sonrasında Tarama

Bu testleri tıbbi tarama testleri ve gelişimsel tarama testleri olarak ikiye ayırabiliriz. Tıbbi tarama testleri doğumdan hemen sonra uygulanan ve yeni doğanın herhangi bir bozukluğa sahip olup olmadığını anlamamıza yarayan testtir. Gelişimsel tarama araçları ise çocukların her gelişim alanındaki normal gelişimini takip etmekte ve herhangi bir gelişimsel gecikmeyi erken teşhis etmede yardımcı olan testtir.

Tıbbi Tarama Testleri:

Doğumdan sonra yeni doğanın topuğundan alınan kan örneğidir. Bu testle yeni doğanda fenilketonüri, galaktosemi ve hipotiroidi teşhisleri konulabilmektedir.

Fenilketonüri (PKU):

PKU kalıtımsal bir metabolik hastalıktır. PKU’da protein yapıtaşlarından olan fenilalanin amino asidini parçalayan enzim üretilmediğinden, dolaşıma karışan bu amino asit beyinde birikerek beyin hasarına neden olur. Topuktan alınan kanla teşhis edilir edilmez, yenidoğanın hayat boyu sürecek bir diyete girmesi gerekir. Bu diyetle beyinde oluşabilecek hasar önlenebilecektir.

Galaktozemi

Nadir görülen kalıtımsal bir metabolik hastalıktır. Laktoz içeren ürünlerin (süt, peynir, tereyağ,vb.) galaktoz ve glikoz olarak parçalanması sürecinde, eksik bir enzim medeniyle galaktozun glikoza dönüştürülememesi ve kanda zararlı düzeyde galaktoz oluşumuna neden olmasıdır. Yenidoğanda süt alımının ardından kusma, karın şişliği, ishal, gelişim geriliği, katarakt, sarılık gibi belirtiler görülür. Tanının ardından hayat boyu yasak besinlerin tüketilmemesi için diyet yapılır.

Hipotiroidi

Doğuştan hipotiroidi 1/3000-4000 doğumda görülür. Doğumda topuktan alınan kan testiyle tanılandığında, gerekli hormonları içeren ilaçların kullanılması ile önlenebilmektedir. Eğer tanı gecikirse zekâ düzeyinde belirgin düşüklüğe neden olur.

İşitme testi

Her yeni doğan hastaneden eve gönderilmeden önce kokleanın sağlam olup olmadığının belirlenmesi için “oto akustik emisyon testi” denilen testten geçer. Erken teşhis, erken cihazlandırma ile dil ve alıcı dilin gelişiminde olumlu sonuçlar doğurur.

Gelişimsel Tarama Araçları:

Tanılamada tıbbi testlerle sonuç alamayacağımız gelişimsel gecikme ile kendini gösteren yetersizliklerin tanımlanması için ilk aşama bu tarama testlerinin düzenli bir şekilde kullanılmasıdır. Ancak bu testlerin uygulanması için eğitimli uzmanlara gereksinim duyulmaktadır. Özellikle görülme sıklığı artan Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) gibi doğumdan sonraki yıllarda belirti veren bozukluların erken teşhisinde hayati önem taşımaktadır.

Denver Gelişimsel Tarama Testi II:

Bu test 0-6 yaş arasındaki çocuklardaki gelişimsel riskleri belirlemek için kullanılan bir araçtır. Uygulama süresi 1015 dakikadır. Çocukların kişisel-sosyal, ince motoruyumsal, dil, kaba motor olmak üzere dört gelişimsel alanda değerlendirilir.

Gazi Erken Gelişimi Değerlendirme Aracı (GECDA):

GEBDA Temel, Ersoy, Avcı ve Turla (2004) tarafından geliştirilmiştir. 0-72 ay arasındaki bebek ve çocukların gelişimsel özelliklerini değerlendirerek risk altındaki bireyleri belirler. Psikomotor, bilişsel, dil ve sosyalduygusal gelişim olmak üzere 4 alt ölçeği vardır ve toplam 249 maddeden oluşmaktadır.

Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE):

Erol, Sezgin ve Savaşır (1993) tarafından geliştirilmiş, 0-6 yaş arasındaki çocukları dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal beceri-özbakım alanlarında 154 madde ile değerlendirilen bir gelişim değerlendirme aracıdır. Ebeveyn veya birincil bakıcılara sorulacak sorulardan oluşur.

Değiştirilmiş Erken Çocukluk Dönemi Otizm Tarama Ölçeği (Modified Checklist for Autism in Toddlers-MCHAT)

AGTE gibi ebeveyn tarafından cevaplandırılır ve 16-30 ay arasındaki çocuklarda kullanılabilir. Uygulama 5-10 dakika sürer. Ölçekte 23 madde bulunur ve çocuğun bu maddelerden herhangi üçünde ya da 6 maddesinde başarısız olması OSB için risk altında olmanın göstergesi kabul edilir.

Okul Öncesinde ve Okul Döneminde Değerlendirme ve Tanılama

Tarama yoluyla ya da ailelerin gözlemi sonucunda çocukta herhangi bir yetersizlik düşünülüyorsa, ilk önce çocuk doktoruna veya hastaneye başvurulmalıdır. Eğer okul öncesi fark edilmemişse sınıf öğretmenleri çocuktaki farklılığı fark eder etmez aile ile iletişime geçmeli ve girişim başlatılmalıdır. İki farklı model kullanılır:

Tıbbi Tanılama Modeli:

Yetersizliği olan bireylerin özel eğitim hizmetlerinden yararlanabilmeleri için tam teşekküllü hastanede tanılanmaları ve kurul raporu gerekmektedir. Tıbbi tanı konduktan sonra çocukların Rehberlik Araştırma Merkezlerine (RAM) yönlendirilmesi gerekir. Tıbbi tanılama çocuğun yetersizliğini belirler ama eğitiminin yönü konusunda bilgi vermez.

Eğitsel Tanılama Modeli

RAM’lardaki eğitsel tanılama izleme ve değerlendirme ekibi tarafından yapılır. Bu tanılamada çocuğun zihinsel, fiziksel, duygusal ve sosyal gelişim öyküsünün yanı sıra tıbbi ve psikolojik değerlendirme raporları ve eğitim performansı dikkate alınır. Eğitsel tanılama bize çocuğun eğitimine nereden başlanacağına, çocuğun eğitsel ve gelişimsel düzeyine en uygun eğitim ortamının hangisi olacağına, eğitimi sırasında ne tür araçlara ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyulacağına dair bilgiler verir. Bunun sonunda öğrenci en az kısıtlayıcı ortama yerleştirilir ve bireysel eğitim programı hazırlanır.

Tanı ve Değerlendirme İlkeleri:

Bu sürecin verimli olabilmesi, ileride uygulanacak eğitim ve rehabilitasyon sürecinin etkili olabilmesi için ön koşuldur.

Okul Döneminde Değerlendirme Türleri

Yetersizliği olan çocukların tıbbi tanılanmasından sonra eğitimsel tanılama ve değerlendirme sürecine geçilir ve formal değerlendirme ve informal değerlendirme olarak iki grupta ele alınır.

Formal Değerlendirme:

Belli kurallarda hazırlanırlar, standardize edilmişlerdir, herkese aynı şekilde uygulanır.

Akademik Değerlendirme:

Öğrencinin okulda izlenen programlardaki başarı düzeyini ölçmeyi amaçlamaktadır. Grup başarı testleri ve bireysel başarı testleri ile uygulama yapılır.

Psikolojik Değerlendirme:

Psikolojik ölçme araçlarını kullanma yetkisine sahip olan psikologlar ya da psikolojik danışmanlar tarafından öğrencinin zihinsel, davranışsal, sosyal ve duygusal olarak değerlendirilmesini kapsar.

İnformal Değerlendirme:

Yukarıdaki gözlem ve görüşmeler gibi standart olmayan değerlendirmelerdir. Aşağıda bu değerlendirmelerden bazıları ele alınmıştır.

Müfredata Dayalı Değerlendirme:

Bu değerlendirmede sınıfta öğretilen beceri ve kavramların ölçülmesi ele alınır. Öğrencinin programın neresinde olduğu ölçülür. Bu yolla öğretim bireyselleştirilir.

Ölçüt Bağımlı Değerlendirmeler:

Özel eğitimde alternatif değerlendirme yollarından biridir. Bireyin kendi içindeki farklılıklara odaklanır ve başka bireylerle karşılaştırma yapmaz. Öğrencinin gelişiminin devamlı izlenmesi yanında öğrenim öncesi, anı ve sonrası arasında karşılaştırma yapmayı sağlar.

Portfolyo (Öğrenci ürün dosyası) Değerlendirmesi:

Her özel gereksinimli öğrencinin gelişimini izlemek için en işlevsel yollardan biridir. Evde, sınıfta ve diğer eğitim ortamlarında yaptığı bütün ürünleri içerdiğinden öğrencilerin ilerlemelerini somut bir şekilde görmeyi sağlar.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.