Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 5. Ünite Özet

23.07.2022
8
A+
A-

Sosyal Ve Duygusal Gelişim

Açıköğretim ders notları öğrenciler tarafından ders çalışma esnasında hazırlanmakta olup diğer ders çalışacak öğrenciler için paylaşılmaktadır. Sizlerde hazırladığınız ders notlarını paylaşmak istiyorsanız bizlere iletebilirsiniz.

Açıköğretim derslerinden Çocuk Gelişimde Normal Ve Atipik Gelişim Dersi 5. Ünite Özet için hazırlanan  ders çalışma dokümanına (ders özeti / sorularla öğrenelim) aşağıdan erişebilirsiniz. AÖF Ders Notları ile sınavlara çok daha etkili bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlarınızda başarılar dileriz.

Sosyal Ve Duygusal Gelişim

Giriş

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan ve evrensel olarak kabul edilen sağlığın tanımına baktığımızda; “Sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın bulunmaması demek olmayıp, fizik, mental (ruhsal, moral-ahlak) ve sosyal tam bir iyilik halidir” Tanımdan anlaşıldığı üzere sağlık başlıca üç öğeyle tanımlanmaktadır. Bunlardan ilki “fizik iyilik hali”, diğer öğeler ise “psikososyal iyilik hali”dir. Psikososyal sağlık “Bireyin kendi iç dünyası ile dış dünyasına (sosyal çevresine) başarılı bir uyum sağlayabilmesidir.

Bu ünitede ilk olarak, sosyal gelişim ve duygusal gelişim ve duygusal gelişim alanlarının temel kavramları ve ilgili kuramlar ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Sosyal Gelişim ile İlgili Kavramlar

Sosyal ve duygusal yeterlilik gösteren çocuklar genellikle öğretmen ve akranları ile olumlu ilişkiler geliştirebilirler, sınıfta akranlarla yapılan etkinliklere katılabilirler ve duygularını düzenleyebilirler. Sosyal-duygusal gelişim, doğumdan itibaren ilk altı yıl boyunca bir çocuğun olgunlaşma yeteneği olarak tanımlanır. Bu dönem çocuğun karakter, kişilik yapısının şekillenmeye başladığı en hızlı bir dönemdir. Bu dönemde çocuğun birincil bakıcılarının (anne, baba, bakıcı, büyükanne/baba vb.) ve okul öncesi kurumundaki öğretmenlerinin bilgi sahibi olmaları ve gelişimi için fırsatlar yaratılarak desteklemeleri gereklidir.

Benlik; insanın kendini algılaması ve kendini tanıması, kendi kişiliğine ilişkin düşüncelerini değerlendirilmesine yönelik geliştirdiği bir yapıdır. Erken çocukluk yıllarındaki sosyal gelişim, çocukta benliğin oluşmasına yardım eden ve zamanla belirginleşecek kişilik özelliklerin temelini oluşturması açısından önemli bir süreçtir. Benlik kavramının gelişimi, duyguları ifade etme, korku, istek, başarı, güçlü ve zayıf yönler, yetenekler, olumlu düşünme, karar verme, sorumluluk ve bağlılık duyguları ile doğrudan ilişkilidir. Çocukta üç yaşından sonra “ben” duygusu ve “mülkiyet” kavramları gelişmeye başlar. Üç ile beş yaş arasında çocuk ismini söyler, fiziksel görünümlerini, sahip oldukları nesneleri ve günlük davranışları anlatır. Üç altı yaşa geldiklerinde de “atılganlık” ve “girişimcilik” duyguları ortaya çıkar. Bu duygular, benliğin olumlu yönde gelişmesinde önemli rol oynar.

Sosyalleşme/Sosyal Gelişim:

İnsanlar doğdukları andan itibaren sosyal bir yaşama başlamış olurlar. İlk sosyal etkileşim anne-çocuk arasında gerçekleşmektedir. Çocuğun gereksinmelerinin karşılanmasında kararlı tutumlar, aile arasında güvenli bir bağ kurulması sosyal gelişimin temellerinin sağlam atılmasını sağlar.

Sosyal beceriler, bireyin topluma uyum ve bağımsızlık kazanarak yaşam kalitesini etkileyen davranışlardır.

Sosyal beceri, bireyin bağımsızlık kazanmasıyla birlikte yaşadığı topluma uyum sağlamasını ve o toplumun bir parçası olmasını sağlayarak bireyin yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyen öğrenilmiş davranışlardır. Sosyal yeterlik genel durumu ifade ederken sosyal beceriler belli ve özel davranışlardır. Kişinin çevresi, sosyal becerilerin öğrenilmesinde oldukça etkilidir. Çocuğun aile üyelerini tanıması ilk sosyal davranış olan gülümsemesi sosyal becerilerin bir göstergesi olmaktadır. Okul öncesindeki sosyal davranışlar, akranlarla etkileşim ve okula yönelik beceriler üzerinde yoğunlaşır.

Okul döneminde temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmakla sorumlu olan öğretmenlerin temel amaçları arasında, çocukların akademik becerileri kadar kişisel ve sosyal becerilerini geliştirmeye yönelik amaçların da yer alması önemlidir.

Sosyal yeterlilik, öğrenme yaklaşımlarından olan sosyal öğrenme yaklaşımına göre, eleştirel düşünme ve bağımsız biçimde hareket etme yeteneğidir. Bir bireyin sosyal becerileri doğru zamanda ve doğru yerde kullanabilme yeteneği ve kişinin nasıl davranacağına ilişkin sosyal kararlar almasıdır. Sosyal yeterlilik iki-üç yaşlarından itibaren gelişmeye başlar ve bu dönemde sosyal yeterlik ile ilgili edinilen tüm beceri ve davranışlar ileriki yılları da etkiler.

Sosyal Olgunluk:

Bireyin sosyal açıdan yaşına uygun davranışlar gösterebilmesi olarak tanımlanan sosyal olgunluk, çevresindeki diğer bireylerin isteklerini, duygularını düşüncelerini ve gereksinimlerini de göz önünde bulundurmayı kapsar. Anne-baba ile kurulan etkili bir iletişimle başlar ve sonrasında toplum kurallarını öğrenme ile devam eder.

Sosyal gelişim, sosyal olgunluk anlamına gelir.

Duygusal Gelişim ile İlgili Kavramlar

Duygusal gelişim; zihinsel işlevler dışında iç ve dış uyarıcıların hoşa gitmesi ya da gitmemesi sonucu insanda ortaya çıkan haz ya da acı doğrultusunda uyanan izlenimlerdir. Duygusal gelişim; fiziksel, bilişsel ve dil gelişim ile paralel gelişir.

Sosyal yeterlik için gerekli olan unsurlardan biri de duygusal becerilerdir. Duygu, heyecan, refleks, haz ve elem duygusal gelişimde temel kavramlardır. Duygular hakkında konuşma, olumsuz duygularla başa çıkma, öz bilinçli duyguları ve empatiyi daha sık deneyimleyebilmeleri ahlak duygularının gelişmesine katkıda bulunur.

Duygu:

Temel duygular bebekliğin ilk yıllarında doğumla birlikte gelişir ve bilişsel gelişim ile birlikte belli olay ya da durumları fark ederek ayırt etmeye başlar. Duyguların gelişimleri, oluşum biçimleri, derinlik dereceleri, süreklilik ve değişkenlikleri dikkate alındığında duyguları; fizyolojik düzeyde, içsel yaşantı düzeyinde, duygusal davranış düzeyinde toplarız.

Duygusal Yeterlik:

Bireyin çevresindeki kişilerle sosyal etkileşimler kurarken duyguları düzenleme, tanımlayabilme ve yönetebilme yeterliğidir. İlk olarak birincil bakıcılarla günlük etkileşimlerle biçimlenir. Okul öncesi gelişmeye başlar ve beş yaşında olgunlaşmaya başlar. Duygusal yeterlik, akran ilişkilerinin bir göstergesi olan sosyal konumla da ilişkilidir.

Duygusal olgunluk:

Sosyal ve duygusal olgunluk düzeyi, duygusal gelişimin temelidir. Duygusal krizle baş edebilme, duyguları denetleyebilmedir.

Mizaç, biyolojik özelliklerle şekillenen, bireye özgü davranışsal biçimleri ya da duygusal tepkileri ifade eder. Kişinin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol etme sürecidir. Kolay mizaca sahip olan çocuklar pozitif duygulara sahiptir. Zor mizaca sahip çocuklar, olumsuz ruh halinde olan çocuklardır. Yavaş mizaca sahipler düşük aktivite düzeyi olan önce olumsuz ruh haline sahip ama alıştıkça rahatlayan çocuklardır.

Sosyal ve Duygusal Gelişim Kuramları

İnsanın doğumdan itibaren sadece sosyal ve duygusal gelişimi değil, çevresel özelliklerin de etkisiyle tüm gelişimi etkilenir. Bu faktörler birçok bilim adamınca da incelenmiştir.

Bağlanma Kuramı (John Bolwby):

Bebek ile onu büyüten kişi (anne, bakıcı) arasındaki bağlılık ilişkisidir ve güven gereksinimini karşılar. 0-2 ay da tüm insanlara bağlılık gösterir. 2-7.ayda tanıdık kişileri ayırt eder.7-24. Ayda gün içinde yoğun etkileşime girdiği kişilere bağlanır.24. ay sonrası başkalarının duygularını amaçlarını anlayan çocukta amaç odaklı bağlanma ya da ilişki süreci yaşanır.

Psikoseksüel Gelişim Kuramı (Sigmund Freud):

Freud, sosyalleşmeyi çocuğun anne-basına duyduğu bağın diğer kişilere uzantısı olarak görmüştür. Ruhsal yapıyı bilinç, bilinç öncesi ve bilinç dışı; yapısal kuramı ise id (alt benlik) ego (benlik) ve süperego (Üst benlik) olmak üzere yapılara ayırmıştır.

Psikososyal Gelişim Kuramı (Erik H.Erikson):

Erikson, kişilik gelişiminde biyolojik yöne göre kültürel ve sosyal etmenlerin daha etkili olduğunu düşünmektedir. Yaşam boyu gelişim ilkesini benimsemiştir. İlk gelişim aşaması temel güvene karşı güvensizlik beslenme, uyku, sindirim gibi işlevlerde düzen ve rahatlığın bulunuşudur. “özerkliğe karşı utanç ve şüphe” döneminde çocuk çevreyi keşfeder bir şeyleri yapmayı veya tutmayı öğrenir. Bu dönemde ağır utandırmalar cezalarla karşılaşırsa kuşkuculuk duygusu yerleşir.” girişimciliğe karşı suçluluk duygusu” sürekli sorular sorar, cinsellikle ilgili birçok sorusu vardır. Eğer ebeveynler bu sorular nedeniyle çocuğu azarlarsa, çocuk bu soruları sormanın suç olduğunu düşünür. Suçluluk duygusu gelişir.

Ahlak/Törel Kuramı (Lawrance Kohlberg):

Ahlak gelişimi, çocuğun kültürel kurallara uyum sağlarken yanlış davranışlardan doğru davranışları değerlendirme ve ayırt etmesinde kendine yol gösteren ilkeler sürecidir. Üç temel boyutu vardır. Bilişsel (etik kurallar, iyi ve kötüye ilişkin davranış yargısı) Davranışsal ( etik ilkeleri gerektiren gerçek davranış) Duygusal (geleneksel suçluluk, kaygı, empati duyguları)

Sosyal ve Duygusal Gelişim Dönemleri

Bu bölümde erken çocukluk dönemi 0-6 yaş dönemindeki sosyal ve duygusal gelişim dönemleri ayrı başlıklar altında açıklanmaktadır.

Sosyal Gelişim Dönemleri:

0-12 Ay

Bu süreçte çocuk ile anne arasındaki ilişki önemlidir. Bebek gülümsediğinde anne de ona gülümser onunla konuşur bebek de ona cevap verir, onu taklit eder. Ayna önünde kendini daha sonra yaşıtlarını fark eder. Nesneleri tanımaya başlar.

2-3 yaş

Çocukluğa geçiştir. Özerkliğini ilan eder. Hareketleri kısıtlanırsa sinirlenir. Oyun oynayanlara karşıdan bakar. Cinselliğini fark etmeye başlar. Anne babayla veya yalnız oynar. Arkadaş ilişkisi kurarlar ama sürdüremezler. Bu yaşta vermeden çok alma ön plandadır. İki seçenek sunulunca birini tercih eder. Neden-sonuç ilişkisini anlar.

4 yaş

Tam manasıyla sosyal varlıktır. Artık arkadaşları ile oynamaya başlar. Paylaşma, işbirliği, çevresini tanıma, merak, öğrenme isteği, arkadaşları ile kavga etme, empatiyi öğrenme bu dönemdedir.

5 Yaş

Bu yaş çocuğu uyumlu, sakin ve dengelidir. Altın çağ dönemi olarak nitelendirilen bu dönemde çocuğun sosyal durumu iyidir. Sorumluluk alır ve başladığı işi bitirir. Başkaları üzerinde iyi etki bırakmak ister ve başkalarının da haklarına ve eşyalarına saygı duymayı öğrenir.

6 Yaş

Okul öncesi dönemin sonu, okul döneminin başlangıcı ve gelişimin kritik dönemlerinden biridir. Dengesizlik, kurallara karşı gelme, isyankarlık görülür. Büyük çocuk olarak kabul görmek, aile ile birlikte yemek yemek ve kararlara katılmak ister. Yaptıklarının doğru olup olmadığını sık sık sorar.

Duygusal Gelişim Dönemleri:

Sosyal gelişimde bireyin duygularının karşısındaki kişiler tarafından anlaşılması çok önemlidir. 0-6 yaş döneminde çocukların hangi dönemde hangi duygusal tepkileri vereceğini bilmek yol gösterici olur.

0-1 yaş

Gülme, ilk duygusal tepkidir. Daha sonra ağlama (acıkınca veya annesini isteyince) , sosyal oyunlar (annesinin yüzündeki örtüyü çekme), korku (yüksek ses, karanlık) empati, kıskançlık ve utanma duyguları bu aylarda gelişir.

2 yaş

Çocuklarda vurma ve öfke krizi başlar (İkaz edildiğinde, baskı ve sınırlamada). Kıskançlık (örneğin kardeşi olduğunda) duyar. Gurur, kıskançlık, utanç, suçluluk duyguları iki yaşın sonunda gelişir. İnsanlarla ilgili duyguları konuşmaya başlar.

3 yaş

İnatçılık duygusu, kendi isteklerini diretme ebeveynlere hayır deme en büyük zevkidir. Kızlarda sözel öfke, erkeklerde fiziksel öfkeler görünür.

4-6 yaş

Merak ve rekabet duygularının başarısızlıkla sonuçlandığında ağlamalar, kıskançlık duygusunun en yoğun olduğu, düşmanlık duyguları, kendilerini tehdit edenlere nefret duyma bu dönemdedir. Bencil ve kavgacıdır. Her şey de annesini suçlar ve ondan hınç alır.

Sosyal ve Duygusal Gelişimi Etkileyen Faktörler

Okul öncesi dönem, çocuğun inanç ve değer yargılarını biçimlendiren, kişiliğini oluşturan en önemli gelişim alanlarıdır. Bu gelişimi etkileyen ve aşağıda değinilen pek çok etmen bulunmaktadır.

Cinsiyet:

Cinsel gelişim, toplumun çocuktan cinsiyet rolüne ilişkin beklediği davranışları ve özellikleridir.2-3 yaşında cinsel farklılıklarını tanımaya başlar, ebeveynlerini örnek alarak kendi cinslerine ilişkin davranışları değer yargılarını ve beklentileri öğrenirler.

Aile:

Okul öncesi dönemde ailenin etkisi çok önemlidir. Çocuklara rol model olmaları, takdirlerini esirgememeleri, başarılarını övmeleri, istek ve duygulara olumlu cevap vermeleri, paylaşmayı öğretmeleri, çocuklar arasında eşit davranışlar sergilemeleri, yaşa göre sorumluluk vermeleri, hoşgörüde, otoritede normal tutum izlemeleri, kısacası aile tutumlarının bilinçli, tutarlı, sevgi ve güven duygularını temel alarak uygulanması çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini olumlu etkileyecektir.

Akran:

Çocuklar, yuva arkadaşları, komşu evdeki çocuklar, kuzenler, aile dostlarının çocukları ile iletişim içindedirler. Bu iletişimler ona deneyim kazandırır. Çocuğun dış dünyayı anlamasını sağlar ve teşekkür etme, özür dileme, yardım isteme gibi sosyal beceri öğrenme ve uygulama ortamı yaratır.

Sosyal Konum:

Sosyal konum, çocuğun akran grubu içinde sevilme, kabul edilme derecesini belirlemektedir. Sosyal konumun belirlenmesinde; fiziksel özellikleri, aşırı hareketlilik gibi davranış özellikleri, iletişim biçimleri gibi bireysel özellikleri etkili olabilmektedir. Empati kuran, işbirliği yapan çocuklar kabul gören ve sevilen çocuklar olur. Baskıcı, kavgacı, saldırgan çocuklar grup tarafından dışlanan çocuklar olur.

Kültür:

Bir toplumun üyeleri tarafından paylaşılan ve gelecek nesillere aktarılan davranışların, kuralların, değerlerin, örf ve adetlerin, gelenek ve göreneklerin tümü kültür kavramını betimler. Çocuk doğunca o kültürle beslenir. Bu bağlamda kültür, çocukların insan ilişkilerini öğrenmelerinde ve yorumlamalarında bir öğretmen işlevinde bulunur.

Oyun:

Oyun, çocuğun doğasında vardır ve evrenseldir. Çocuk oyun oynayarak yaşadığı dünyayı tanıyıp, hayatının bir kısmını kontrol etmeyi, nasıl öğreneceğini, diğer insanlarla ilişkilerinde sevgi ve nezaketi, liderlik ve sorumluluk becerilerini geliştirir. Sosyal rolleri yerine getirme fırsatı ( anne olma, baba olma) sağlar.

Okul Öncesi Eğitim Kurumu:

Okul öncesi kurumunun amacı çocuklara sosyal ve duygusal ilişkilerde bulunmayı öğretmek, yaşadığı kültürü dikkate alarak onları toplumsal yaşama hazırlamaktır. Çocuğun yaşıtlarıyla eğlenceli zaman geçirmesini sağlayarak onun sosyal ve duygusal gelişimine katkıda bulunmayı da amaçlar.

Kitle İletişim Araçları:

Televizyon, internet, bilgisayar ve video oyunları çocukların günlük yaşamının en eğlenceli kaynaklarıdır. Gerçek hayatta belki hiç deneyimlemedikleri becerileri ve davranışları öğrenirler. Ama önemli olan izledikleri modelin olumlu model olması ve yaşadığı kültürü temsil etmesidir.

Sosyal ve Duygusal Gelişimde Atipik Gelişim

Gelişim, fiziksel (motor), bilişsel, dil, duygusal ve sosyal yönleriyle bir bütündür. Okul öncesi dönemde çocuğun hızlı bir gelişim süreci vardır ancak bazen çocuğun doğuştan getirdiği kalıtımsal özellikler ya da birkaç gelişim alanlarında bireysel farklıklar ve sapmalar görülebilir. Bu durumda özel eğiti programları ve özel personele gereksinim bulunmaktadır. Bu ünitede özel gereksinimi olan çocuklara “atipik gelişim gösteren çocuklar” terimi, sosyal ve gelişim süreçlerine de “sosyal ve duygusal atipik gelişim” betimlemesi kullanılacaktır.

Okul öncesi dönemde sosyal ve duygusal gelişim özelliklerini kazanamamış çocuklar, antisosyal davranışlar sergilemekte, okul başarısızlıkları yaşamakta, suç işlemekte, madde bağımlısı olup arkadaşlarınca dışlanmaktadır.

Okul öncesi döneminde en önemli göstergelerden olan sosyal etkileşim kurma becerisi olarak sosyal etkileşim başlatma, sürdürme, sonuçlandırma becerileri otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda sınırlıdır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar da sözel ve fiziksel sosyal ipuçlarını okumada, kendisine söylenen sözleri hatalı yorumlamada güçlükler yaşarlar.

Zihin yetersizliği gösteren çocukların da sosyal becerilerinde yetersiz oldukları ya da öz- düzenleme, kendini yönetme gibi sosyal stratejilerini kullanamadıkları görülmektedir.

Görme yetersizliği olan çocuklar da vücut dilini uygun kullanamama, sosyal iletişimi başlatma ve sürdürmede duygusal sorunlar yaşarlar.

Giriş

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan ve evrensel olarak kabul edilen sağlığın tanımına baktığımızda; “Sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın bulunmaması demek olmayıp, fizik, mental (ruhsal, moral-ahlak) ve sosyal tam bir iyilik halidir” Tanımdan anlaşıldığı üzere sağlık başlıca üç öğeyle tanımlanmaktadır. Bunlardan ilki “fizik iyilik hali”, diğer öğeler ise “psikososyal iyilik hali”dir. Psikososyal sağlık “Bireyin kendi iç dünyası ile dış dünyasına (sosyal çevresine) başarılı bir uyum sağlayabilmesidir.

Bu ünitede ilk olarak, sosyal gelişim ve duygusal gelişim ve duygusal gelişim alanlarının temel kavramları ve ilgili kuramlar ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Sosyal Gelişim ile İlgili Kavramlar

Sosyal ve duygusal yeterlilik gösteren çocuklar genellikle öğretmen ve akranları ile olumlu ilişkiler geliştirebilirler, sınıfta akranlarla yapılan etkinliklere katılabilirler ve duygularını düzenleyebilirler. Sosyal-duygusal gelişim, doğumdan itibaren ilk altı yıl boyunca bir çocuğun olgunlaşma yeteneği olarak tanımlanır. Bu dönem çocuğun karakter, kişilik yapısının şekillenmeye başladığı en hızlı bir dönemdir. Bu dönemde çocuğun birincil bakıcılarının (anne, baba, bakıcı, büyükanne/baba vb.) ve okul öncesi kurumundaki öğretmenlerinin bilgi sahibi olmaları ve gelişimi için fırsatlar yaratılarak desteklemeleri gereklidir.

Benlik; insanın kendini algılaması ve kendini tanıması, kendi kişiliğine ilişkin düşüncelerini değerlendirilmesine yönelik geliştirdiği bir yapıdır. Erken çocukluk yıllarındaki sosyal gelişim, çocukta benliğin oluşmasına yardım eden ve zamanla belirginleşecek kişilik özelliklerin temelini oluşturması açısından önemli bir süreçtir. Benlik kavramının gelişimi, duyguları ifade etme, korku, istek, başarı, güçlü ve zayıf yönler, yetenekler, olumlu düşünme, karar verme, sorumluluk ve bağlılık duyguları ile doğrudan ilişkilidir. Çocukta üç yaşından sonra “ben” duygusu ve “mülkiyet” kavramları gelişmeye başlar. Üç ile beş yaş arasında çocuk ismini söyler, fiziksel görünümlerini, sahip oldukları nesneleri ve günlük davranışları anlatır. Üç altı yaşa geldiklerinde de “atılganlık” ve “girişimcilik” duyguları ortaya çıkar. Bu duygular, benliğin olumlu yönde gelişmesinde önemli rol oynar.

Sosyalleşme/Sosyal Gelişim:

İnsanlar doğdukları andan itibaren sosyal bir yaşama başlamış olurlar. İlk sosyal etkileşim anne-çocuk arasında gerçekleşmektedir. Çocuğun gereksinmelerinin karşılanmasında kararlı tutumlar, aile arasında güvenli bir bağ kurulması sosyal gelişimin temellerinin sağlam atılmasını sağlar.

Sosyal beceriler, bireyin topluma uyum ve bağımsızlık kazanarak yaşam kalitesini etkileyen davranışlardır.

Sosyal beceri, bireyin bağımsızlık kazanmasıyla birlikte yaşadığı topluma uyum sağlamasını ve o toplumun bir parçası olmasını sağlayarak bireyin yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyen öğrenilmiş davranışlardır. Sosyal yeterlik genel durumu ifade ederken sosyal beceriler belli ve özel davranışlardır. Kişinin çevresi, sosyal becerilerin öğrenilmesinde oldukça etkilidir. Çocuğun aile üyelerini tanıması ilk sosyal davranış olan gülümsemesi sosyal becerilerin bir göstergesi olmaktadır. Okul öncesindeki sosyal davranışlar, akranlarla etkileşim ve okula yönelik beceriler üzerinde yoğunlaşır.

Okul döneminde temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmakla sorumlu olan öğretmenlerin temel amaçları arasında, çocukların akademik becerileri kadar kişisel ve sosyal becerilerini geliştirmeye yönelik amaçların da yer alması önemlidir.

Sosyal yeterlilik, öğrenme yaklaşımlarından olan sosyal öğrenme yaklaşımına göre, eleştirel düşünme ve bağımsız biçimde hareket etme yeteneğidir. Bir bireyin sosyal becerileri doğru zamanda ve doğru yerde kullanabilme yeteneği ve kişinin nasıl davranacağına ilişkin sosyal kararlar almasıdır. Sosyal yeterlilik iki-üç yaşlarından itibaren gelişmeye başlar ve bu dönemde sosyal yeterlik ile ilgili edinilen tüm beceri ve davranışlar ileriki yılları da etkiler.

Sosyal Olgunluk:

Bireyin sosyal açıdan yaşına uygun davranışlar gösterebilmesi olarak tanımlanan sosyal olgunluk, çevresindeki diğer bireylerin isteklerini, duygularını düşüncelerini ve gereksinimlerini de göz önünde bulundurmayı kapsar. Anne-baba ile kurulan etkili bir iletişimle başlar ve sonrasında toplum kurallarını öğrenme ile devam eder.

Sosyal gelişim, sosyal olgunluk anlamına gelir.

Duygusal Gelişim ile İlgili Kavramlar

Duygusal gelişim; zihinsel işlevler dışında iç ve dış uyarıcıların hoşa gitmesi ya da gitmemesi sonucu insanda ortaya çıkan haz ya da acı doğrultusunda uyanan izlenimlerdir. Duygusal gelişim; fiziksel, bilişsel ve dil gelişim ile paralel gelişir.

Sosyal yeterlik için gerekli olan unsurlardan biri de duygusal becerilerdir. Duygu, heyecan, refleks, haz ve elem duygusal gelişimde temel kavramlardır. Duygular hakkında konuşma, olumsuz duygularla başa çıkma, öz bilinçli duyguları ve empatiyi daha sık deneyimleyebilmeleri ahlak duygularının gelişmesine katkıda bulunur.

Duygu:

Temel duygular bebekliğin ilk yıllarında doğumla birlikte gelişir ve bilişsel gelişim ile birlikte belli olay ya da durumları fark ederek ayırt etmeye başlar. Duyguların gelişimleri, oluşum biçimleri, derinlik dereceleri, süreklilik ve değişkenlikleri dikkate alındığında duyguları; fizyolojik düzeyde, içsel yaşantı düzeyinde, duygusal davranış düzeyinde toplarız.

Duygusal Yeterlik:

Bireyin çevresindeki kişilerle sosyal etkileşimler kurarken duyguları düzenleme, tanımlayabilme ve yönetebilme yeterliğidir. İlk olarak birincil bakıcılarla günlük etkileşimlerle biçimlenir. Okul öncesi gelişmeye başlar ve beş yaşında olgunlaşmaya başlar. Duygusal yeterlik, akran ilişkilerinin bir göstergesi olan sosyal konumla da ilişkilidir.

Duygusal olgunluk:

Sosyal ve duygusal olgunluk düzeyi, duygusal gelişimin temelidir. Duygusal krizle baş edebilme, duyguları denetleyebilmedir.

Mizaç, biyolojik özelliklerle şekillenen, bireye özgü davranışsal biçimleri ya da duygusal tepkileri ifade eder. Kişinin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol etme sürecidir. Kolay mizaca sahip olan çocuklar pozitif duygulara sahiptir. Zor mizaca sahip çocuklar, olumsuz ruh halinde olan çocuklardır. Yavaş mizaca sahipler düşük aktivite düzeyi olan önce olumsuz ruh haline sahip ama alıştıkça rahatlayan çocuklardır.

Sosyal ve Duygusal Gelişim Kuramları

İnsanın doğumdan itibaren sadece sosyal ve duygusal gelişimi değil, çevresel özelliklerin de etkisiyle tüm gelişimi etkilenir. Bu faktörler birçok bilim adamınca da incelenmiştir.

Bağlanma Kuramı (John Bolwby):

Bebek ile onu büyüten kişi (anne, bakıcı) arasındaki bağlılık ilişkisidir ve güven gereksinimini karşılar. 0-2 ay da tüm insanlara bağlılık gösterir. 2-7.ayda tanıdık kişileri ayırt eder.7-24. Ayda gün içinde yoğun etkileşime girdiği kişilere bağlanır.24. ay sonrası başkalarının duygularını amaçlarını anlayan çocukta amaç odaklı bağlanma ya da ilişki süreci yaşanır.

Psikoseksüel Gelişim Kuramı (Sigmund Freud):

Freud, sosyalleşmeyi çocuğun anne-basına duyduğu bağın diğer kişilere uzantısı olarak görmüştür. Ruhsal yapıyı bilinç, bilinç öncesi ve bilinç dışı; yapısal kuramı ise id (alt benlik) ego (benlik) ve süperego (Üst benlik) olmak üzere yapılara ayırmıştır.

Psikososyal Gelişim Kuramı (Erik H.Erikson):

Erikson, kişilik gelişiminde biyolojik yöne göre kültürel ve sosyal etmenlerin daha etkili olduğunu düşünmektedir. Yaşam boyu gelişim ilkesini benimsemiştir. İlk gelişim aşaması temel güvene karşı güvensizlik beslenme, uyku, sindirim gibi işlevlerde düzen ve rahatlığın bulunuşudur. “özerkliğe karşı utanç ve şüphe” döneminde çocuk çevreyi keşfeder bir şeyleri yapmayı veya tutmayı öğrenir. Bu dönemde ağır utandırmalar cezalarla karşılaşırsa kuşkuculuk duygusu yerleşir.” girişimciliğe karşı suçluluk duygusu” sürekli sorular sorar, cinsellikle ilgili birçok sorusu vardır. Eğer ebeveynler bu sorular nedeniyle çocuğu azarlarsa, çocuk bu soruları sormanın suç olduğunu düşünür. Suçluluk duygusu gelişir.

Ahlak/Törel Kuramı (Lawrance Kohlberg):

Ahlak gelişimi, çocuğun kültürel kurallara uyum sağlarken yanlış davranışlardan doğru davranışları değerlendirme ve ayırt etmesinde kendine yol gösteren ilkeler sürecidir. Üç temel boyutu vardır. Bilişsel (etik kurallar, iyi ve kötüye ilişkin davranış yargısı) Davranışsal ( etik ilkeleri gerektiren gerçek davranış) Duygusal (geleneksel suçluluk, kaygı, empati duyguları)

Sosyal ve Duygusal Gelişim Dönemleri

Bu bölümde erken çocukluk dönemi 0-6 yaş dönemindeki sosyal ve duygusal gelişim dönemleri ayrı başlıklar altında açıklanmaktadır.

Sosyal Gelişim Dönemleri:

0-12 Ay

Bu süreçte çocuk ile anne arasındaki ilişki önemlidir. Bebek gülümsediğinde anne de ona gülümser onunla konuşur bebek de ona cevap verir, onu taklit eder. Ayna önünde kendini daha sonra yaşıtlarını fark eder. Nesneleri tanımaya başlar.

2-3 yaş

Çocukluğa geçiştir. Özerkliğini ilan eder. Hareketleri kısıtlanırsa sinirlenir. Oyun oynayanlara karşıdan bakar. Cinselliğini fark etmeye başlar. Anne babayla veya yalnız oynar. Arkadaş ilişkisi kurarlar ama sürdüremezler. Bu yaşta vermeden çok alma ön plandadır. İki seçenek sunulunca birini tercih eder. Neden-sonuç ilişkisini anlar.

4 yaş

Tam manasıyla sosyal varlıktır. Artık arkadaşları ile oynamaya başlar. Paylaşma, işbirliği, çevresini tanıma, merak, öğrenme isteği, arkadaşları ile kavga etme, empatiyi öğrenme bu dönemdedir.

5 Yaş

Bu yaş çocuğu uyumlu, sakin ve dengelidir. Altın çağ dönemi olarak nitelendirilen bu dönemde çocuğun sosyal durumu iyidir. Sorumluluk alır ve başladığı işi bitirir. Başkaları üzerinde iyi etki bırakmak ister ve başkalarının da haklarına ve eşyalarına saygı duymayı öğrenir.

6 Yaş

Okul öncesi dönemin sonu, okul döneminin başlangıcı ve gelişimin kritik dönemlerinden biridir. Dengesizlik, kurallara karşı gelme, isyankarlık görülür. Büyük çocuk olarak kabul görmek, aile ile birlikte yemek yemek ve kararlara katılmak ister. Yaptıklarının doğru olup olmadığını sık sık sorar.

Duygusal Gelişim Dönemleri:

Sosyal gelişimde bireyin duygularının karşısındaki kişiler tarafından anlaşılması çok önemlidir. 0-6 yaş döneminde çocukların hangi dönemde hangi duygusal tepkileri vereceğini bilmek yol gösterici olur.

0-1 yaş

Gülme, ilk duygusal tepkidir. Daha sonra ağlama (acıkınca veya annesini isteyince) , sosyal oyunlar (annesinin yüzündeki örtüyü çekme), korku (yüksek ses, karanlık) empati, kıskançlık ve utanma duyguları bu aylarda gelişir.

2 yaş

Çocuklarda vurma ve öfke krizi başlar (İkaz edildiğinde, baskı ve sınırlamada). Kıskançlık (örneğin kardeşi olduğunda) duyar. Gurur, kıskançlık, utanç, suçluluk duyguları iki yaşın sonunda gelişir. İnsanlarla ilgili duyguları konuşmaya başlar.

3 yaş

İnatçılık duygusu, kendi isteklerini diretme ebeveynlere hayır deme en büyük zevkidir. Kızlarda sözel öfke, erkeklerde fiziksel öfkeler görünür.

4-6 yaş

Merak ve rekabet duygularının başarısızlıkla sonuçlandığında ağlamalar, kıskançlık duygusunun en yoğun olduğu, düşmanlık duyguları, kendilerini tehdit edenlere nefret duyma bu dönemdedir. Bencil ve kavgacıdır. Her şey de annesini suçlar ve ondan hınç alır.

Sosyal ve Duygusal Gelişimi Etkileyen Faktörler

Okul öncesi dönem, çocuğun inanç ve değer yargılarını biçimlendiren, kişiliğini oluşturan en önemli gelişim alanlarıdır. Bu gelişimi etkileyen ve aşağıda değinilen pek çok etmen bulunmaktadır.

Cinsiyet:

Cinsel gelişim, toplumun çocuktan cinsiyet rolüne ilişkin beklediği davranışları ve özellikleridir.2-3 yaşında cinsel farklılıklarını tanımaya başlar, ebeveynlerini örnek alarak kendi cinslerine ilişkin davranışları değer yargılarını ve beklentileri öğrenirler.

Aile:

Okul öncesi dönemde ailenin etkisi çok önemlidir. Çocuklara rol model olmaları, takdirlerini esirgememeleri, başarılarını övmeleri, istek ve duygulara olumlu cevap vermeleri, paylaşmayı öğretmeleri, çocuklar arasında eşit davranışlar sergilemeleri, yaşa göre sorumluluk vermeleri, hoşgörüde, otoritede normal tutum izlemeleri, kısacası aile tutumlarının bilinçli, tutarlı, sevgi ve güven duygularını temel alarak uygulanması çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini olumlu etkileyecektir.

Akran:

Çocuklar, yuva arkadaşları, komşu evdeki çocuklar, kuzenler, aile dostlarının çocukları ile iletişim içindedirler. Bu iletişimler ona deneyim kazandırır. Çocuğun dış dünyayı anlamasını sağlar ve teşekkür etme, özür dileme, yardım isteme gibi sosyal beceri öğrenme ve uygulama ortamı yaratır.

Sosyal Konum:

Sosyal konum, çocuğun akran grubu içinde sevilme, kabul edilme derecesini belirlemektedir. Sosyal konumun belirlenmesinde; fiziksel özellikleri, aşırı hareketlilik gibi davranış özellikleri, iletişim biçimleri gibi bireysel özellikleri etkili olabilmektedir. Empati kuran, işbirliği yapan çocuklar kabul gören ve sevilen çocuklar olur. Baskıcı, kavgacı, saldırgan çocuklar grup tarafından dışlanan çocuklar olur.

Kültür:

Bir toplumun üyeleri tarafından paylaşılan ve gelecek nesillere aktarılan davranışların, kuralların, değerlerin, örf ve adetlerin, gelenek ve göreneklerin tümü kültür kavramını betimler. Çocuk doğunca o kültürle beslenir. Bu bağlamda kültür, çocukların insan ilişkilerini öğrenmelerinde ve yorumlamalarında bir öğretmen işlevinde bulunur.

Oyun:

Oyun, çocuğun doğasında vardır ve evrenseldir. Çocuk oyun oynayarak yaşadığı dünyayı tanıyıp, hayatının bir kısmını kontrol etmeyi, nasıl öğreneceğini, diğer insanlarla ilişkilerinde sevgi ve nezaketi, liderlik ve sorumluluk becerilerini geliştirir. Sosyal rolleri yerine getirme fırsatı ( anne olma, baba olma) sağlar.

Okul Öncesi Eğitim Kurumu:

Okul öncesi kurumunun amacı çocuklara sosyal ve duygusal ilişkilerde bulunmayı öğretmek, yaşadığı kültürü dikkate alarak onları toplumsal yaşama hazırlamaktır. Çocuğun yaşıtlarıyla eğlenceli zaman geçirmesini sağlayarak onun sosyal ve duygusal gelişimine katkıda bulunmayı da amaçlar.

Kitle İletişim Araçları:

Televizyon, internet, bilgisayar ve video oyunları çocukların günlük yaşamının en eğlenceli kaynaklarıdır. Gerçek hayatta belki hiç deneyimlemedikleri becerileri ve davranışları öğrenirler. Ama önemli olan izledikleri modelin olumlu model olması ve yaşadığı kültürü temsil etmesidir.

Sosyal ve Duygusal Gelişimde Atipik Gelişim

Gelişim, fiziksel (motor), bilişsel, dil, duygusal ve sosyal yönleriyle bir bütündür. Okul öncesi dönemde çocuğun hızlı bir gelişim süreci vardır ancak bazen çocuğun doğuştan getirdiği kalıtımsal özellikler ya da birkaç gelişim alanlarında bireysel farklıklar ve sapmalar görülebilir. Bu durumda özel eğiti programları ve özel personele gereksinim bulunmaktadır. Bu ünitede özel gereksinimi olan çocuklara “atipik gelişim gösteren çocuklar” terimi, sosyal ve gelişim süreçlerine de “sosyal ve duygusal atipik gelişim” betimlemesi kullanılacaktır.

Okul öncesi dönemde sosyal ve duygusal gelişim özelliklerini kazanamamış çocuklar, antisosyal davranışlar sergilemekte, okul başarısızlıkları yaşamakta, suç işlemekte, madde bağımlısı olup arkadaşlarınca dışlanmaktadır.

Okul öncesi döneminde en önemli göstergelerden olan sosyal etkileşim kurma becerisi olarak sosyal etkileşim başlatma, sürdürme, sonuçlandırma becerileri otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda sınırlıdır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar da sözel ve fiziksel sosyal ipuçlarını okumada, kendisine söylenen sözleri hatalı yorumlamada güçlükler yaşarlar.

Zihin yetersizliği gösteren çocukların da sosyal becerilerinde yetersiz oldukları ya da öz- düzenleme, kendini yönetme gibi sosyal stratejilerini kullanamadıkları görülmektedir.

Görme yetersizliği olan çocuklar da vücut dilini uygun kullanamama, sosyal iletişimi başlatma ve sürdürmede duygusal sorunlar yaşarlar.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.